Adnan Oktar'ın 17 Kasım 2011 tarihli röportajından önemli başlıklar

17 Kasım 2011; A9 TV

(Radikal Gazetesi’nin “İşte evrimin kayıp halkası“ haberi üzerine)

Ne zaman evrimcilere esaslı bir oturtturuşyapsak, ne zaman yamultsam ertesi gün böyle ciyak ciyak bir haber çıkartıyorlar. Şimdi Radikal’de hemen apar topar, akşam “yamulttum” dedim ya, hemen sabahına bir haber. Daha önce de söylemiştim,“yamulttum” dedik birkaç gün önce. O çok ağırlarına gidiyor, gururlarını çok kırıyor. Hemen onların bayat yemekleri var, raftan çıkarıyorlar. Afrika’da bir mağarada bulunan maymun fosilini, epey oluyor bu haber çıkalı, çok eski bir haber, taze habermiş gibi bayat yemeği ısıtıp yine ortaya koydular,“insanın atasını bulduk” diye. Afrika’da binlerce maymun fosili bulunuyor. “Eli insana benziyor” diyor. Maymunun elinin insana benzediğini herkes biliyor. Beş parmaklı yani. Kafası,  gözü de var, gözü de insana benziyor. Darwinistpaleontologlar, yani bu işin uzmanı olanlar hepsi “bu maymun fosili” diyorlar. Radikal ne diyor? “İnsanın atasını bulduk” diyor. Bırakın kardeşim bunları. Bırakın bu bayat yemek politikasını. Zehirleniyorsunuz bayat yemekten, hasta oluyorsunuz. Bırakın bu işleri. Her zaman cevabını vereceğimi biliyorsunuz. Buna rağmen yine yapıyorlar, apar topar, hemen panikle. Kendi adamlarınız söylüyor kendi adamlarınız, Darwinistpaleontologlarlar kendileri diyor;“bu maymuna aittir” diyorlar. Sen daha proteini açıklayamıyorsun, “proteinleri uzaylılar yaptı” diyorsun. “Üstün bir bilinç tarafından yaratıldı, yaratılmanın dışında protein olmaz” diyorsun, oturmuşsun sen maymunun muhabbetine giriyorsun. Bu doğru olmayan her haberlerine bu şekilde cevap vereceğiz. İnşaAllah.

(Sayın Adnan Oktar’ın Nagehan Hanım’la ilgili görüşleri)

Akşam dünya tatlısı Nagehan’la konuştum.Seyrettiniz değil mi? O ne tatlı kadın, acayip güzel maşaAllah. Burnu hokka gibi,acayip şeker. Yüzü de çok estetik, acayip güzel. Ses tonu da çok güzel. Bak, üç şeyini beğeniyorum bir; çok zeki, iki; çok güzel, üçüncüsüde çok kültürlü. Üç hoşuma giden yön. MaşaAllah. Onu çok etkileyici kılıyor. Bayağı etkileyici bir kadın,maşaAllah. Ama anlamıyorum o dünya tatlısıyla oturup kavga ediyorlar, bağırıp çağırıyorlar. Mesela benimle konuşurken de ters laflar ediyor, ters konuşmalar yapıyor. Ama ben kıyamam ona, öyle ters cevap vermeye kıyamam. Hele bağırıp çağırmak aklımın ucundan bile geçmez. Dünya tatlısı, insan ona nasıl kıyar? Ben anlamıyorum, nasıl bağırıyorlar ona, tertemiz insana, o güzeller güzeline? Benim sevgi anlayışımda bu mümkün değil. MaşaAllah.

(“Dekolteli hanımlarla konuşuyorsunuz” eleştirisi ile ilgili)

Ben anlamıyorum, diyorlar ki “senin karşında dekolte hanımlar var, açık hanımlar var”. Ben bütün televizyon kanallarında görüyorum, bütün kanallarda hatta bikiniyle, tanga mayoyla kadınlar çıkıyor. Niye benim karşımda bir hanımın dekolte olması acayiplerine gidiyor? Ben anlayamıyorum. Allahualem kıskançlık. Yani net kıskançlık. Çünkü sokakta bir sürü dekolte hanım var, bütün… Mesela yazın hepsi plaja gidiyorlar. Hepsi mayo giyiyor. Beni eleştirenlerin yüzde 90’ı mayoyla geziyorlar. Yani iki parça, mayoyla geziyorlar. Dekoltenin en gelişmişi artık o. Bütün yazı öyle geçiriyorlar. İki ay, üç ay yahut bir ay. Ne kadarsa artık yaz tatilleri. Herkesin içinde, değil mi? Ben bunu anlamakta biraz zorlanıyorum. Allahualem kıskanma, olay başka bir şey değil. Çünkü insanların en çok kıskandıkları şey ve dile getiremedikleri şey, işin doğrusu, cinselliktir. En kıskandıkları şey odur. O yüzden cinayet işler insanlar. Mesela kadın cinayetlerinin en büyük nedeni odur. Erkeklerin yetersiz olmasından kaynaklanır. Onu yediremez gururuna, çeker vurur kadını. Kadının bir başkasından hoşlanmasından tedirgin olur, şüphelenir ondan, o yüzden vururlar. Kendinden emin olmuş olsa böyle bir şey olmaz. Onun için bunlar da sürekli “sen hiperseksüelsin”, “gözlerinden seks akıyor”, “konuşmalarından seks akıyor” diyor. Yani konuşmayalım, o zaman sokağa çıkmayalım. Ne biçim laftır bu? Ne biçim mantıktır?“Hiperseksüel”, o senin düşüncen içerisinde geliştirdiğin bir mantık. Kendi kafana göre geliştirdiğin bir mantık. Tamam, velev ki öyle olsam bile Allah’a hamdolsun, birsuç mudur yani güçlü olmak? Anormal bir şey değil ki bu. Sağlık alametidir, güzelliktir, iyiliktir bu. Bunu suçmuş gibi sürekli gündeme getirmeleri çok anormal. Mühim olan helal ve harama dikkat ediyor olmak. Helalle olduktan sonra bir Müslümanın güçlü olması, muktedir olması, iktidar sahibi olması bir nimet, güzelliktir. Bütün peygamberler güçlüydü, iktidar sahibiydi, muktedirdiler. Sahabeler de öyleydi. Allah’a hamdolsun. Bu onlar için bir suçlayıcı konu değil ki. O zaman münafıklar Peygamberimiz (sav)’in gücünü çok kıskanıyorlardı, haset ediyorlardı. Kuran’ın çok fazla ayeti bu konuyu anlatır. Münafıkların tek konusu buydu, Peygamber Efendimiz (sav)’in gücü ve iktidarı ve kadınlara olan sevgisiydi. Buydu onların haset ettiği konu. Başka bir konu değil. Malı mülkü yok ki Peygamberimiz(sav)’in malına mülküne haset etsinler. Başka da kıskanacakları bir şey yok. Peygamberimiz(sav.)’in güzelliği var. Onu da kıskanıyorlardı gerçi ama Kuran’a baktığımızda güzelliğinin üstünde durmuyorlar, o konu. Hz. Yusuf (as)’da da hep cinselliğidir sorun. Yani onun üstünde durmuşlardır. Onun cinsel etkileyici gücü, kadınları etkileme gücü, o. Onu sorun etmişlerdir. Ayette baktığımızda bunu açıkça görürüz inşaAllah. Dolayısıyla güçsüz insanların, zayıf insanların, iğdiş insanların hasedinden kaynaklanan bir üslup bu.Konu bu, başka bir şey değil. Yani kendilerinin zayıf olduğunu bilmenin verdiği eziklik ve azapla, acıyla dillendirdikleri bir üslup. Bakıyorum,facebooktafalan konu bu. Bunun üstüne dönüyor.Çok acayip. Çünkü dekolte hanım her yerde var. Bana bu mantıklı gelmiyor. Hepsi plaja gidiyor bunların.Tanga mayo, bikini mayoyla kadınlar yan yana oturuyorlar akşama kadar. Koşuşturuyorlar, bilmem ne yapıyorlar. Onlarda oluyor da normal, makul dekolteyle benim karşımda oturan bir hanım niçin bu kadar onları rahatsız ediyor ve acayiplerine gidiyor? Ben bunu anlayamıyorum. Bir de bütün kanallarda var. Mesela Beyaz TV’nin yayınlarında var açık dekolte hanımlar. Samanyolu’nun, Mehtap TV’nin yayınlarında var. Kanal 7’de var. Hepsinde var.

(Osman Gökçek ve Melih Gökçek hakkında yorumu)

Osman delikanlı, dürüst çocuk maşaAllah, tam Osmanlı evladı. Melih Gökçek Bey’i tebrik ediyorum. Güzel evlat yetiştirmiş, iyi evlat yetiştirmiş. Onunla da kısa bir hasbıhalimiz oldu. Bir on, on beş dakika kadar telefonda görüştük.Melih Gökçek, güzel projeleri var, güzel düşünceleri var. Allah yolunu açık etsin. Seviyoruz. O da Müslüman evladı,muttaki. O da çok zekimaşaAllah, yaman. Ahlakı da güzel, tavrı da güzel. Ailesi de iyi, temiz evlatları da. Güzel evlatlar yetiştirmiş. Allah ömrüne bereket versin. Allah fitnecilerin, şerirlerin şerrinden muhafaza etsin. Allah görevinde daim etsin. Yine Allah onu Belediye Başkanı yapsın, daha güzel hizmetlere vesile etsin onu inşaAllah. Güzel, konuşmasını çok beğendim. Akşam güzel düşünceleri olduğunu söyledi, çok takdir ettimmaşaAllah, elhamdülillah. Allah muvaffak etsin.

(Muhafazakar televizyon kanallarında dekolte hanımların yer aldığını gösteren video üzerine)

Şimdi eleştireceklerse önce bu yayınları bir eleştirmeleri lazım, acayip karşılamaları lazım.  Bunları normal karşılayıp da benim konuştuğum insanların makul dekoltelerini acayip karşılarlarsa veyahut makul da olmayabilir. Dekolte giyebilir bir hanım. Ben ona saygı duyarım inşaAllah. Ben bikini, mayo giyene de saygı duyarım ve onunla ben konuşurum. Tanga mayo giyse de konuşurum, sohbet ederim. İslam’ı, Kuran’ı anlatırım. ...Konuşulmaz diye bir şey yok. Ben yüzde yüz Müslüman olarak da kabul ederim. Muttaki kabul ederim. Ben öyle kin, nefret duymam yobazlar gibi. Hani “bunlar kahrolsun, bunlar fasıktır, kötüdür, yüzüne bakılmaz, konuşulmaz” demiyorum. Bilakis değer veriyorum, saygı duyuyorum, hürmet ediyorum ve değerli Müslümanlar olduklarına inanıyorum. Herkesle de konuşuyorum. Bak mesela sen çarşaflısın, o başörtülü, benim canım da başı açık. hepsini de çok seviyorum inşaAllah.

Atatürk’e bir kısım insanlar kafasını takmışlar. Ben anlamıyorum,  Atatürk olmasaydı biz böyle konuşamazdık. Mesela Nur talebeleri böyle faaliyet yapamazlardı. Nasıli yapar? Kravatıyla asarlar adamı yobazlar. Ne kravatı? Hiç bir şey yapamazsın. Nur talebeleri mesela, bayağı modern hayatı savunan insanlar. Yani Fethullah Hocamız’ın faaliyetleri mümkün müydü? Şu anda bile adamlar ayı gibi homurdanıyorlar, olmadık söz söylüyorlar, Fethullah Hocamız’a. O yüzden gelemiyor zaten Türkiye’ye, tehditten dolayı. Bir kısım kişilerin nefretinden, tehdidinden, baskısından dolayı Türkiye’ye gelemiyor. O kadar şiddetli nefret oluşmuş. Bu yobaz kafasının bir ürünü. Güzel bir şey değil bu, çok çirkin. Nihayet birçok hastalığı olan, kendi imkanlarıyla İslam’a, Kuran’a hizmet etmeye çalışan ama ancak bu kadarına gücü yeten bir insan.  Sende daha fazlasını yap. Diyor ki mesela, “okul açıyor ama dini eğitim vermiyor”. Sende dini eğitim ver. O sana ılımlı hale getiriyor onları işte. Konuşabileceğin hale getiriyor. Sen de onu yap. Yani bence biraz olayların arkasında sevgisizlik yatıyor, şefkatsizlik yatıyor. Sevgi ve şefkat gelişirse bunların hiçbiri olmaz. Sevgi ve şefkatin oluşması içinde Allah korkusu, Allah sevgisi gerekiyor, inşaAllah.

(Bir izleyicinin “Oradaki bayanları çok kıskanıyorum” ifadesi üzerine)

Olur mu? Onlar Allah’ın çok güzel tecellileri, onlar senin can kardeşlerin. Allah onların güzelliğini artırsın. Onlara olan sevgimi Allah artırsın. Onların bana sevgisini, senin bana sevgini, benim sana sevgimi arttırsın. Cennette milyonlarca güzeller olacak. Huriler olacak. Gılmanlar var, vildanlar var. Olur mu kıskanmak? Olmaz. Haramdır, inşaAllah.          

(“Hollanda’da büyük birfelaket bekleniyor, ne yapalım?” sorusuna cevaben)

Felaket gelecekse gelir. Şimdi şöyle düşünün. Adam felaket gelecek diye başka bir yere gider. Bakarsın orada trafik kazasından ölür. Felaket beklenen yerde de felaket gelmez. Öyle tedbir olmaz. O tip şey olmaz. Her yer Allah’ındır. Ama alenen bazı yerler çok belli oluyor. Deprem bölgesi olması hariç. Mesela sel bölgesi oluyor. Irmak yatağına ev yapıyor. Şimdi belli ki orayı basacak su. Sorulacak soru mu bu? Yağmur yağınca sel olur, sel olunca basar. Bu kadar. Orada durulmaz. Ama müstahkem mevkide uygun bir yerde olursa, artık tamamdır inşaAllah. Deprem bölgesine zaten ev yapılmaz. Yahut deniz kenarında gelgit olduğunda, med cezir olduğunda su basıyor, belli. Gidip oraya ev yapıyor. Olur mu? Olmaz.

(“Haydar Baş hakkındaki görüşlerinizi merak ediyorum” sorusu üzerine)

Her Müslüman iyidir. Her hâlükârda Haydar Hocada Allah rızası için elinden geldiğince gayret ediyor. Tabii ki acayip yönleri, yanlış olabilir. Mümkündür. Özellikle bu iddia edilen Ergenekon terör örgütüne karşı net tavır almıyor mesela. O bir sorun, çok ciddi bir sorun. Ama kardeşim Müslüman olduktan sonra, “Lâ ilâhe illallah Muhammeden resûlullah” dedikten sonra Müslümana söz söylenmez. Hayır, söylenir, şöyle söylenir; Darwinistleri, materyalistleri, komünistleri, satanistleri hepsini ikna edersin. Eksik yönlerini, hatalarını hepsini halledersin. O zaman sıra onlara gelir. Ama onları daha halletmeden oturur da “lâ ilâhe illallah Muhammeden Resulullah” diyen Müslümanların üstüne gidersen bu vicdanlı, akıllı bir hareket olmaz. Akıllı bir Müslüman bunu yapmaz. Çok yanlış olur. Dolayısıyla Haydar Baş azda olsa veya çoktur inşaAllah, birçok insanın imanına vesile olduysa veya imanlı kalmalarına vesile oluyorsa bu çok büyük bir hizmettir. Biz o yönüne bakacağız. Ama mutlaka itikatta da yanlış yönleri olabilir. Siyasi yönde de yanlış yönleri olabilir. O ayrı. Biz öze bakarız. Namazlarına bakarız. Helale harama, Allah’ı seviyor mu? Peygamber (sav)’i seviyor mu? Ona bakarız. Allah’ı seviyorsa, “Allah bir” diyorsa, Peygamber (sav)’i seviyorsa, “lâ ilâhe illallah Muhammeden Resulullah” diyorsa tamamdır.

Size niye bir tavır alsın ki iddia edilen Ergenekon terör örgütü?” diyor. Bize şefkatle davranması için bir sebep var mı? Hayır, iddia edilen Ergenekon terör örgütü eşyaya mı zarar vermiş, insana mı zarar veriyor? Cam, çerçeve kırdığı için, taşları parçaladığı için mi iddia edilen Ergenekon terör örgütüne karşı devlet tavır aldı? Vatandaşları fişleyip, vatandaşlara, Müslümanlara yönelik katletme, hapis ettirme, ezme, hakaret etme yönünde bir politikası olduğu için mi devlet tarafından derdest yakalandılar ve soruşturma devam ediyor? Hapiste olanları tenzih ediyorum. Genel olarak söylüyorum. Kardeşim,iddia edilen Ergenekon terör örgütünün evraklarında biz birinci derecede vurulması gereken, ezilmesi gereken düşman hedefi olarak gösteriliyoruz. Yazışmalarda, polisin yazışma tutanaklarında bütün konuşmalar bizim üstümüzde. Çok fazla evrak var. Bir tane, iki tane, on tane değil. Eylemlerine bakıyoruz, eylemler net. Kokain komplosu yapıyorlar. Akıl hastanesine göndermede zemin hazırladılar. Bize dava açılmasında zemin hazırladılar. Ve yargıda da adamları var.

Bir kere devletin ilk yapacağı şey şu yargı dokunulmazlığını kaldırmaktır. Mahkemelerin şeffaf olması lazım. Hakim suç işleyecek, dava açamıyorsun. Hakim anormal bir şey yapacak, dava açamıyorsun. Dava açsan bile hakim hakime gönderiliyor. Mesleki dayanışma oluyor gibi düşünüyor bir kısım insanlar. Çok nadir hakimlere dava açılabiliyor, çok nadir. Yüzde yüz beraat gibi bir şey. Mutlaka beraat ediyorlar genelinde. Çok nadir ceza aldıkları oluyor. Hakim dayanışmasının kaldırılması lazım ve yargı dokunulmazlığının kaldırılması lazım. Nasıl vatandaşa dokunuluyorsa, yargıya da dokunulması lazım. Yargının da hakim önüne çıkarılması lazım. Hakimlerinde birbirlerini mesleki dayanışmayla korumaması lazım. Hepsi koruyor demiyorum ama koruyanlar var.

(“Sohbetlerinizde Mustafa Kemal Atatürk’ten, Turgut Özal’dan, Muhsin Yazıcıoğlu’ndan bahsederken bu kişilerin Ergenekon teröristleri tarafından şehit edildiğini söylüyorsunuz. Başbakan’ın bu devlet adamlarıyla aynı akıbeti paylaşması ile ilgili bir his var mı içinizde?” sorusu üzerine)

Kaderde ne varsa o olur. Öyle “iddia edilen Ergenekon terör örgütü şunu yapabilir”... Öyle bir konu olmaz. Başbakanın korunması da çok iyi. Allah ömrünü uzun etsin, hayırlar nasip etsin. Başbakanımız inşaAllah Hz. Mehdi (as) zuhur edene kadar görevde Allah’ın izniyle, inşaAllah. Güzel insandır, hoştur ekibi, Müslüman, muttaki insanlar. Erbakan Hocamız’ın parçasıdır onlar. Erbakan Hocamız’ın dizinin dibinde yetişmiş, muhteşem ahlakından istifade etmiş, derin ilmi olan, derin bilgisi olan insanlardır.Muttakidir hepsi, mücahittir,cehd sahibidir inşaAllah. Ama tabii gidip “Başbakanım, benim şu işim var şunu halletsene”. Onlar olmaz. Üstünde binbir türlü kristal yük taşıyan bir yapı içerisinde.Başbakana yapılacaken iyi iyilik hiç müdahale etmemek, hiçbir talepte bulunmamaktır.Ama kanun teklifleri, şu bu falan varsabunlar yazılı olarak teklif edilir. Çünkü her şey hukuk ölçüleri içerisindedir. Başbakan şahsibir müdahalesi, dahli olmaz.O kendi açısından da riskli olur. Öyle bir şey zaten kimse düşünmesin.

(Fransa’dan yazanbir izleyicinin okulda namaz kılamadığını söylemesi üzerine)

“Darwinist, materyalist hakimiyet yok” diyor. Bak çocuk “okulda namazımı kılamıyorum” diyor.“Allah var” diyemiyor çocuklar okullarda.“Darwin hatalıydı, yanlıştı” diyemiyor, sınıfta kalıyor. Onun için biz var gücümüzle Darwinizm’e böyle darbe indiriyoruz.

(“Üzerimde aşırı bir tembellik var. Bu günah mıdır? Bu tembellikten nasıl kurtulabilirim, yardımcı olur musunuz?” sorusu üzerine)

Muhtemelen az su içiyorsun kerata.Ondan sonra, demir oranı düşük olabilir kanında, o da bitkinlik yapar. Şeker oranı düşmüş olabilir vücudunda, ona bir bak. Birde bir kan muayenesi yaptırsan iyi olur. Mineral eksikliği olabilir, kalsiyumpotasyum, magnezyum eksikliği olabilir vücudunda inşaAllah. Spor yap, hareketli ol, biraz ev de havadar olsun.

(“Talebelerinize ne vasiyet edersiniz?” sorusuna cevaben)

Benim talebelerim aslandır, inşaAllah. Her bir tanesi “ben”dir. Hepsi, her biri “ben”dir. Bir tanesi bile dünyaya yeter benim talebelerimin, bir tanesi inşaAllah. Dünyanın neresinde olursa olsun onlar kutup gibi, orayı dümdüz ederler. Küfrü, deccaliyeti yerle bir ederler. Her biri evliyadır. Her biri velidir, inşaAllah. Muhteşem insanlardır. Vasiyet Kuran’dır. Kuran’a bağlıysa, Kuran’a göre zaten İttihad-ı İslam’ı yapmakla mükelleftir Müslüman. Yani Kuran’da olmayan bir şeyi Müslüman vasiyet olarak söyleyemez. Değil mi? Kuran’a uymak, benim vasiyetim Kuran’a uyulmasıdır. Kuran’a uydu mu, İttihad-ı İslam’dır inşaAllah. Ama evelAllah göreceksin, uzun ömürlü olacağız inşaAllah. Daha vazifemiz daha çok inşaAllah.Allah’ın izniyle vazife bitmeden, ömür bitmez, inşaAllah. Vazife bittiğinde ömür biter, inşaAllah. Ama tabii iyi niyetle söylüyorsun inşaAllah. Fakat Kuran olduğu müddetçe Müslümanlar tamamdır. İttihad-ı İslam için çalışır, şefkatli, merhametlidir, deccaliyete karşı mücadele yapar, Darwinizm, materyalizme karşı mücadele yapar ve birbirinden ayrılıp dağılmaz. Çünkü Allah “ayrılıp, dağılmayın” diyor. Şimdi ben söylesem ki: “aman birbirinizden ayrılıp dağılmayın.” Neye göre? Kuran’a göre diyoruz. Benim bunu dememe gerek var mı? Zaten Allah demiş. Müslüman zaten ayrılıp dağılmaz. “Birlikte mücadele edin” desem, zaten Kuran diyor, benim dememle bir şey yok ki. “Kuran’da bunu diyor Allah” diyebilirim. Ben ayrıca bir şey söyleyemem. Benim yapacağım Kuran’a davettir. Benim talebelerim, kardeşlerim Kuran’a uyuyorlar. Cayır cayır faaliyet yapıyorlar. Münafıklar da apayrı bir yoldan gidiyorlar. Apayrı bir kafa tarif ediyorlar. Hiç sorun değil inşaAllah.

(İçişleri Bakanı Sayın İdris Şahin’in PKK’nın dinsiz olduğuna dair açıklaması üzerine)

Pek İçişleri Bakanlığından duymadığımız bir açıklamaydı. Helal olsun, çok iyi yapmış. MaşaAllah. Ama tabii “Darwinist, materyalist oldukları için böyle oluyorlar” diyemedi İç İşleri Bakanımız. Belki konumundan dolayı söyleyemiyor ama biz bunu söylüyoruz. Darwinist ve materyalist oldukları için, Darwinist ve materyalist felsefeyle yetiştikleri için böyle oluyorlar. Biz de devletimizden istirham ediyoruz, Darwinist, materyalist eğitime son versin, inşaAllah. Darwinist, materyalist yetişirse insanlar dinsiz, imansız oluyorlar, Allah esirgesin. Sonra da Marksist, Leninist, terörist oluyorlar. Onun için buna bir an önce son verilmesi gerekiyor, inşaAllah.

(“Müslümanlıkta böyle bir ihtişam var mı?” sorusu üzerine)

Cennet ihtişam yeri, dünya hakimiyeti ihtişam yeri. Hz. Süleyman (as) dedem en büyük ihtişamı yaşadı. Hz. Mehdi (as) ne yapacak? Hz. Süleyman (as) gibi olacak. Biz neyiz? Hz. Mehdi (as) talebesiyiz. Biz de o ihtişamı yaşayacağız. Tabi ki ihtişamlı, tabii ki güçlü, tabi ki muktedir, tabi ki iktidarlı olacağız. Ve haset edecekler. Kavruklar, iğdişler, içi kurumuşlar ızdırapla, acıyla Allah’ın verdiği bu nimete, hasetlik gözüyle, kıskançlık gözüyle bakacaklar. Acınacak hallerde, garip seslerle bu hasetlerini dile getiriyorlar. Hiç sorun değil. Gözlerinin önünde Allah büyük bir ihtişamı, büyük bir gücü, gittikçe geliştiriyor elhamdülillah, maşaAllah.

“Niye size saldırıyorlar” diyor. Niye saldırmasınlar? Yani hem Mehdiyet kolu olacaksın, hem de sana saldırmayacaklar. “Niye özellikle size iftira atılıyor?” diyor. Sen deccale yalakalık edersen, deccal sana dokunmaz. Deccale sığınırsan deccal sana dokunmaz. Deccalin hizmetçisi olursan sana dokunmaz. Deccali uzaktan seyreden bir gariban olursan sana dokunmaz. Ama deccalin gırtlağına çökersen deccal böğürür tabi. Var gücüyle debelenir ve sana saldırır. Yani bu bilinen bir şey. Aslan saldırdı mı ne oluyor karşıdaki hayvan? Debeleniyor. Öbürleri seyrediyorlar. Biz aslan gibi deccalin gırtlağına çöktük. Tabi ki debelenecek. Küfür de edecek, hakaret edecek, böğürecek, bağıracak, çağıracak falan. Hiç takmam. Pençeyi gırtlağına geçirdik deccaliyetin evelAllah. Bağırta bağırta bütün dünyanın gözü önünde yerle bir ediyorum deccaliyeti elhamdülillah, maşaAllah.

Ailelerle dostluğum, muhabbetim malum. Bak görüyorsunuz, konuşuyoruz. Herkes şahit. Kim karşı? Sadece Babuna ailesi ve Babuna ailesine sığınan, onlardan yemek yiyen, onların eski elbiseleri ile geçinen, onların bayat yemekleriyle karnını doyuran dört tane aile. Mesela yirmi yıllık talebem;yirmi yıldan beri sorun yoktu da yirmi yıl sonra mı sorun çıktı? Yani aileler dediği kişilerin çocukları kırk yaşında, kırk üç yaşında kardeşlerimiz. Yirmi yıldan beri yanımdalar. Yirmi yıldan beri niye sorun yok? Çünkü “Cevat hocanın yanına gidince belki hani bir nemalanırız”. Basına falan çıkıyorlar güya. Biz de diyeceğiz ki “bizle uğraşmayın, alın şu parayı, onlar ne kadar veriyorsa, size yemek veriyorsa biz de daha fazla yemek verelim, daha fazla para verelim, konu kapansın.” Biz böyle bir şeye girmeyiz kardeşim. Nitekim adamları biz yakalattık diğer takımı, ikinci takımı. Bunlar şantaj çetesi kurmaktan yargılanıyorlar şu an. İnternette adam ne kadar sapık resim varsa toplamış, bilgisayara koymuş. Böyle adamlar işte bizle muhatap olanlar. Adam bize grup seksten, şundan, bundan itham etmeye kalkıyor. Müslüman harama niye girsin? Helal varken niye harama girsin? Ne zoru yani? Harama girecek adam niye İslam’ı anlatsın? Niye trilyonlarını İslam için harcasın? Onu yapacaksa zaten sistem çok rahat. Grup seks yapacaksa zaten sistem onu destekliyor. Çok rahat bir ortam var Türkiye’de. Yani grup seks yapana, “niye yapıyorsun” demiyor ki sistem. Gayet rahat. Hatta takdir dahi ederler. Biz İslam’a, Kuran’a niye hizmet edelim o kafadaysak? Doğrudan o hayatı yaşarız ve hiç kimse de bize karışmaz. Hiçbir sorun da çıkmaz. Müslüman olduğumuz için bunu söylüyorlar. Müslüman olduğumuz için bu baskıyı yapıyorlar. Yoksa Türkiye’de çok yaygın, bütün dünyada yaygın. Grup seks de yapıyorlar, başka türlü şeyler de yapıyorlar. Hepsini yapıyorlar. Hatta takdir de ediyorlar adamları. Anormal adamları da çıkartıyorlar, hepsi var. Mesela sürekli kadın, kız değiştiriyorlar, “arkadaşını değiştirdi arabayla”, yok “beraber otele gittiler” diyor. Onurla, iftiharla anlatıyor.“İçkiliydi” diyor, “beraber içtiler dün akşam” diyor. Ama biz İslam’a Kuran’a tam adandığımızı bildikleri için bu tavır içindeler. Biz desek ki mesela, haşa “Allah’a, Kitap’a inanmıyoruz.” Faraza grup seks yapmış olsak bile adam “ne kadar güzel” der. “MaşaAllah, hayatlarını yaşıyor” diyecek adam. Fakat Müslüman harama girmez. İslamiyet’te olacak iş mi şu? Niçin ihtiyaç duysun Müslüman böyle bir şeye? Haram bir kere insanı kilitler. Haramdan zevk alınmaz. Haramda insan mutlu olmaz.İçki, sigara vücuda zararlı, kesinlikle yanaşmıyoruz. Haram, kesinlikle yanaşmıyoruz. Niye gayrimeşruya yanaşsın helali varken? Helal yola girer Müslüman. Ne zoru yani? Gayrimeşrudan zevk alınır mı? Gayrimeşrudan insan etkilenir mi? Tabii ki Müslüman güçlüdür, tabii ki iktidar sahibidir, tabii ki muktedirdir. Takvasına göre olağanüstü bir güce sahiptir Müslüman. Ama helale, helale.Helale göre yaratmıştır Müslümanı Allah.

İnsanlar,mesela bakıyorum, hakikaten kadın çok çok güzel oluyor. Normal bir genç de eşi var.Ama kuru kavruklar tabii. Yani birbirlerinden zevk almıyorlar, etkilenmiyorlar. Allah içlerini kurutmuş oluyor. Kadın tabii bu duruma çok isyan ediyor, çok öfkeleniyor. Ayrılıkların da birçoğunun da kökeninde aslında bu vardır. Sevgisizlik birbirlerine olan iştiyakı da yok etmiş oluyor. Allah sevgisi olmayınca o günahkar ruh içlerini kavuruyor. Ne kadar güzel de olsa, mesela eşi de ne kadar genç olursa olsun, Allah içini kavurduğu için birbirlerinden etkilenmiyorlar. O yüzden güçlü olan, muktedir olan insanlara karşı bir haset ve kıskançlık hissi meydana geliyor. Aslında gizli bir gıpta ve içlerinde derin bir hayranlık oluyor. Fakat bunu bambaşka bir dille ifade etmek durumunda kalıyorlar. Sanki kızıyormuş gibi bir dille ifade ediyor. Aslında derin bir gıpta ve derin bir hayranlık oluyor.

(Nagehan Alçı Hanım’ın dünkü programda sorduğu bazı soruların kapsamlı açıklamaları)

(Tuğçe Eyilik hakkında)

Tuğçe Eyilik benim çok yakın, çok sevdiğim bir kardeşimdi. Çok sevimlidir Tuğçe, oda fındık burunlu falan. Çok şekerdir, bayağı güzel, dünya güzelidir Tuğçe. Çok güzel insandı. Beni de canı gibi severdi, çok çok severdi. Hiç ayrılmak istemezdi. O devirde ailesi çok baskı yaptığı için ağlayarak çocuk ayrıldı. Hiç istemedi. Ama çok şiddetli seviyordu, bana da çok yakındı. Fakat “cinsel istismara uğradı, bilmem ne falan”. Öyle bir olay yok. O çocuğun kendi ifadeleri de var, öyle bir şey yok. O benim canım o. Tertemiz bir insan inşaAllah. İstismar ne demek ayrıca? Çok mantıksız bir ifade. Ceylan için de söyledi değil mi? Mesela bu çok çirkin bir ifade. Ceylan bir kere evli. Yani çok nezaketli, dindar, muttaki, Allah’tan korkan bir insan. Helale, harama son derece titiz bir insan. Allah’tan korkar. Etrafındaki onu seven kardeşleri de onu zaten canı gibi koruyup kolluyorlar. Bunun olmayacağı belli. Ama diyorum ya; kişiyi nasıl bilirsin, kendin gibi derler. Onun için böyle karaktersizlere, basit insanlara cevap vermek istemem ama her halükarda madem laf ortaya atılmış, cevap veriyoruz inşaAllah.

(“Fethullah Gülen cemaatinden farklı bir görünümünüz var” ifadesi hakkında)

İşte farkımız; gücümüz. Yani Darwinizm’e, materyalizm’e açıkça ve alenen, dünya çapında vuran bir cemaatiz. Mesela bu yönümüzle farklıyız. İttihad-ı İslam’ı, Türk-İslam Birliğini alenen savunan bir cemaatiz. Bu yönümüzle farklıyız. Mehdiyet’i ve Hz. Mehdi (as)’ı isim vererek ve alenen, alametleriyle açıklayan; net, samimi tavrımızı ortaya koyan bir cemaatiz. Bu yönümüzle farklıyız. Fethullah Hocamız’ın cemaatinde bunları yapmak mümkün olmaz. Çünkü elleri kolları birçok yerden bağlı. Ama Allah’a çok şükür benim arkadaş grubum küçük bir grup olduğu için elimiz kolumuz bağlı değil. Çok özgürüz. Delikanlıca, evire çevire küfrü eziyoruz. Bu yönümüzle tabii ki farklıyız.

(“Onların (Fethullah Hoca cemaatinin) görünümleri, yaşam tarzları daha İslami” iddiası üzerine)

“İslami” izafi bir şeydir. Mesela Cübbeli cemaatine göre onlar hiç İslami değiller.Onlara göre de Cübbeli cemaati hiç doğru yolda değil, yani işin doğrusu bu. Öyle bakıştalar. İslami, izafidir. İslaminin ölçüsü Kuran’dır. Kuran’a baktığımızda; cehd eden, Allah’ın dinini yayan, İslam’ı, Kuran’ı yayan, deccaliyete karşı mücadele eden cemaat hak cemaattir, doğru yoldadır, topluluk doğru yoldadır.Biz arkadaş grubumuza bakıyoruz. Mükemmel bir cemaat, mükemmel bir topluluğun yapması gereken faaliyeti yapıyor. Deccaliyete doğrudan ilimle, bilimle atak yapıp cevap veriyor. Ve kimseden çekinmiyor, bir tek Allah’tan korkuyor. Darwinizmi, materyalizmi yerle bir ediyor. Şimdi bu nedir? İslamidir. Kuran’a tam anlamıyla uyuyor, hiç taviz vermeden. Bu nedir? İslamidir. Şefkat ve merhamet hakimiyeti var. Dostluk hakim ve bütün Müslümanları kucaklıyor. Hepsini çok seviyor ve iyi yönlerini arıyor. Bu nedir? İslamidir. O zaman İslami olan neymiş? Kuran’a tam uymakmış. Kuran’a tam uyulduğuna göre, İslami olma şartları en iyi şekilde arkadaş grubumuzda tezahür ediyor demektir.“Sizde niye sarık, cübbe yok, onlarda var?”. İslam’ın ölçüsü sarık, cübbe değildir. Mesela“niye başörtüsü olmayan hanımlar var?”. Başörtüsü olmayan bir hanım veli olabilir, evliya olabilir. Başörtülü bir hanım da gayrimeşru bir insan da olabilir. Yahut tam tersi olabilir. Demek ki ölçü değil. Ölçü nedir? Allah’tan korkmak, Allah’ı sevmek, Kuran’a tam uymaktır. Beş vakit namazlarını kılıyor mu? Kılıyorlar. Helale, harama dikkat ediyorlar mı? Ediyorlar. Kuran’ın bütün hükümlerini uyguluyorlar mı? Uyguluyorlar. O zaman bitti. Sarık, cübbeyi ölçü olarak alırsan olmaz. İslami olmanın ölçüsü, Kuran’dır. Badem bıyık, öyle bir şey yok ki Kuran’da, İslam’da. Öyle bir konu yok. Cübbeli’ye göre sakalgöbeğine gelmezse adam doğru yolda değildir. Mesela Nur talebeleri hep sakallarını tıraş ediyorlar. Cübbeli diyor ki: “fasıktır sakalını kesen, harama girer” diyor. Ne olmuş oluyor o zaman Fethullah Hoca’nın talebeleri? Hepsi fasık olmuş oluyor Cübbeli’ye göre. İslami olmamış oluyorlar o zaman. Kanallarında başı açık hanımlar var, dekolte hanımlar var. Çıkartıyor Samanyolu, gösterdik demin. O zaman bu da yine İslami olmamış oluyor değil mi? Değil. Fethullah Hoca cemaati de İslamidir, takvadır. Ama Kuran’a kim hakkıyla daha çok uyuyorsa odur takva olan. Bu ölçüyü ancak Kuran’da bulabiliriz. Kuran’a baktığımızda, Kuran’a titizlikle uyan bir topluluk olduğumuza göre ölçü tam demektir inşaAllah.

2011-11-25 12:25:20
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top