Adnan Oktar'ın 23 Kasım 2011 tarihli röportajından önemli başlıklar

A9 TV; 23 Kasım  2011

(Başbakan Erdoğan’ın “Gün Gelecek Gideceksin Beşar” dediği haber üzerine)

Ama hakikaten bu Esat’ın zalimliği inanılır gibi değil. Halbuki sevecenlikle, güzellikle, akılla, imanla, çok güzel İslam’ın yaşanmasına vesile olabilir Suriye’de. Yani ben anlayamıyorum, bu yobaz kafanın bu kan dökme eğilimlerine, bu azgınlıklarına, psikopatlıklarına. Her seferinde rezil olmalarına rağmen bu deliliğe devam ediyorlar. Bak o karga kafese girdi. Libya’da o salağı perişan ettiler, mahvettiler, döve döve öldürdüler. Oğlunu yakaladılar, rezil rüsva ettiler. Onu da asacaklar şimdi. Saddam avanağı yine aynı şekilde. Uyardığımız halde aynı psikopatlığı yaptı. Oğulları da aynı psikopatlığı yaptı. Onlarda feci şekilde öldürüldüler. Laf söz dinlemiyorlar. Mesela Beşir Esat da, gerçi onun bu işlerden pek haberi yok gibi. Suriye’yi derin devlet yönetiyor. O da sürükleniyor. Çocukluğundan itibaren bunu öyle yönlendirmişler, ne diyorlarsa “evet” diyor.  Bu sadece başını sallıyor, zulüm sistemi devam ediyor. Ama Hz. Mehdi (a.s.) gelmeden hiçbir yerde sistemin düzelmeyeceğini Allah gösteriyor. Bak Mısır’da dasistem, ben dedim “düzelmez” dedim. Yine iç kargaşalar, kavgalar devam ediyor. Mümkün değil. Bir tane vicdana, bir tane akla bağlı olması gerekiyor bütün İslam aleminin. Yüz çeşit kafaya bağlı oldu mu, yüz kafa kendisini haklı görüyor. Yüzü de kendinden emin oluyor.  Yüzü de “ben en iyi bilirim” kafasında oluyor. O zaman yüz ayrı çatışma oluyor. Her biri kendini en akıllı gördüğü için, “ben hakim olacağım” diye şiddet uyguluyor. Sonucunda İslam alemi param parça ve ızdırap içinde oluyor.

 

(Beyaz köpekbalıkları ile ilgili iman hakikati üzerine)

Nereye dönsek Allah’ın sanatı. “Göz yorgun düşer” diyor Cenab-ı  Allah. Yani “onu izlemekten, tespitten göz yorgun düşer”, diyor. MaşaAllah elhamdülillah.

“Sonra gözünü iki kere daha çevirip-gezdir; o göz (uyumsuzluk bulmaktan) umudunu kesmiş bir halde bitkin olarak sana dönecektir. (MÜLK SURESİ / 4)”

 

(Maddenin hakikati ile ilgili)

Biz kainatın ne olduğunu, maddenin hakikatini 2012’de anlattığımızda havalara hoplayacaklar, diz çökecekler. Ne kadar acayip bir evrende yaşadıklarını, nasıl metafizik bir ortamda olduklarını anlayacaklar. Dimağları duracak adeta. Ama ben onu tabi biraz hazırlayacağım. Ondan sonra anlatacağım. Bu sırrı öğrendiklerinde nefesleri kesilecek. Allah’ın sanatından birçok insanın haberi yok. Nereyi gördüklerinden de haberi yok. Şu an ekrana bakıyor ama, ekrana baktığını zannediyor. Halbuki beyninin içine bakıyor. Bu Allah’ın sırrını onlara öğreteceğiz, bilmeyenlere. Bilenler daha da geliştirmiş olacaklar inşaAllah.

 

(Mürekkep balığı ve ışıklı bakterilerin ortak yaşamı ile ilgili iman hakikati üzerine -geceleri ayın ışığının oranına göre mürekkep balıkları üstündeki ışıklı bakteriler vesilesiyle görünmez oluyorlar- )

Bu uyanıklık artık hat safhada. Allah sürekli şaşırtmak, hayret ettirmek için birbirinden harika, birbirinden ince, birbirinden detaylı güzellikler yaratıyor. Ama bilimle bunların farkına varıyoruz. Bilimle Allah’ın sanatını görüyoruz. Bilim farz. Bilim bütün Allah’ın güzelliklerini, detaylarını görmede hemen hemen yani çok büyük bölümünü görmede bilim şart. Bunları görüp bilip de iman etmeyen insanlara hayretler içinde bakıyorum. Yani mucize, başka açıklaması yok. “İşte asıl şaşacaksan, onların iman etmemesine şaş” diyor Cenab-ı Allah. Hayret verici bir şey. 

 

Dikkatlice bakıyorum yüzünüze de ne kadar temiz, ne kadar kaliteli, ne kadar efendi, ne kadar sıhhatli, sağlıklı, ne kadar huzurlu, ne kadar vicdanlı ve ne kadar samimi. Yani efendilik üstünüzden başınızdan akıyor adeta. MaşaAllah. Bazen ben genç kızlarla karşılaşıyorum, deli gibiler. Allah akıllarını almış. Yapmacıklık, korkaklık, vahşilik, nezaketsizlik, kabalık, kütlük, hayvan gibi vahşi, yani kendini böyle cinsel obje gibi görüyor. Böyle manyak gibi, bir hayvan ürkekliği var üstünde, hayvan reaksiyonları gösteriyor. Sizin Mümin Müslüman olgunluğunuz, nezaketiniz, lafınızı sözünüzü bilmeniz, hürmetiniz, her şeyiniz çok çok mükemmel. MaşaAllah elhamdülillah.

 

(“Hanım kardeşlerimizi neden yayına çıkartıyorsunuz?” mailine cevaben)

Niye hanımlara karşı böyle bir bakış açısı geliştirdiniz? Nerden çıktı bu kafa? Dünyanın en tatlı varlıklarıdır hanımlar. En munis hanımlar, Müslüman hanımlardır. Tertemiz insanlar, ne güzel büyük bir nimet değil mi? Alışmışsınız hani erkek egemenliğine,şaşırıyor adam,“bu bizim alanımız, nasıl oluyor hanımlar geliyor.” Alışacaksın kerata.Şam’a kadar yalnız başına gidecek hanımlar. Mehdiyet’in devrine girdik artık.Hanımların hür, özgür olacağı, onların özgürce yaşayacağı bir dönemdeyiz.Bundan sonra hanımlara baskı yok. İsteyen dekolte giyinir, isteyen çarşaf giyer, isteyen başörtü takar. İsteyen programlara gelirler, konuşurlar. Hanımlar bilim adamı olacak, milletvekili olacak, başbakan olacak. Her yerde hanımlar olacak.Bundan sonra buna alışacaksınız.

 

(Bir kardeşimizin hazırladığı www.dogadakimuhendislik.com sitesi hakkında)

Aferin kardeşimize, maşaAllah. Diyorlar ki “bizim Hocam, imkanımız yok.” Niye imkanın yok? İşte bak. Kardeşimiz gayet güzel çocuk. Bununda imkanı yoktur, gencin.Ama kendi imkanları içerisinde güzel bir çalışma yapmış.Demek ki oluyormuş isteyince.Olmuyor diye bir şey yok.

 

(Diyanet İşleri Başkanıyla İttihad-ı İslam üzerine olan röportaj üzerine)

“İttihad-ı İslâmın muavenetiyle ve bütün ulema ve evliyanın ve bilhassa Âl-i Beytin neslinden her asırda kuvvetli ve kesretli bulunan milyonlar fedakâr seyyidlerin iltihaklarıyla o vazife-i uzmâyı yapmağa çalışır” diyor. Bak en büyük sorun Müslümanların birleşmesi. “İttihad. Orada tıkanıyoruz” diyor. Bunun çözümü Hz. Mehdi (a.s.)’dir. Mehdiyet’tir.Yani tek bir akıl, tek bir iradeyle olacaktır. Kafalar dağıldı mı,yüzlerce akıl yüzlerce çelişki meydana getiriyor. Tek bir aklın etrafında toplandın mı konu bitmiş olacak inşaAllah. Evet.  

 

(Kalbin mucizevi işleyişi hakkında)

Ama kalp hayret edilecek bir şey, hayret. Bir yandan kanı basıyor, öbür taraftan kapağını kapatıyor, öbür taraftan açıyor. Bu sistemi on kişiye versen, görevlendirsen yapamazlar. O kadar zor ki anında saniyesinde kapanıp, anında saniyesinde açılması gerekiyor. Oradan kanın geri dönmesini engelliyor. Oradan kanı ileriye akıtıyor, oradan karaciğere götürüyor, karaciğerden alıyor geri getiriyor. Oradan böbreğe götürüyor. Yani mucize, mucize, mucize her yer mucize. MaşaAllah

 

“İnkar edenlerin velileri ise tağut'tur.’ (Bakara Suresi, 257)”“Bediüzzaman Bakara Suresi’nin 257. Ayetinde tağut yani batıl fikir sistemi kelimesinin ebced değerinin 1417 yani miladi 1997 yılını verdiğini belirtmiş ve bu tarihte tağutunyani deccaliyetin, batıl ve inkarcı fikir sisteminin dünya çapında azgınlaşacağını ve şiddetleneceğini bildirmiştir. Ergenekon terör örgütünün faaliyetlerinin en şiddetli yaşandığı yılda yine 1997 tarihi”, çok manidar.

 

Sn. Adnan Oktar’ın Şeyh Hassan Peter Dyck ve Şeyh Husamuddin Martin Meyer ile A9 TV'deki canlı sohbetinden (23 Kasım 2011; 15:00)          

Şeyh Hasan hocamız ve Şeyh Hüsamettin hocamız, maşaAllah. Şeyhimiz, Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretlerinin iki güzel gülü maşaAllah. Allah nurlarını arttırsın. Çok çok mütevaziler, gelir gelmez elimi öpmeye kalktılar, çok utandım. Allah ömrünüzü uzun etsin. Allah Şeyhimize ve sizlere uzun ömür nasip etsin. Hepimize hidayet nasip etsin. Çok güzel insanlarsınız, çok güzel bir camia, çok güzel bir topluluk. Çok mübarek bir kaynağa bağlısınız elhamdülillah. Ben de aynı kaynağa bağlıyım zaten. Kutuptur Şeyhimiz maşaAllah, elhamdülillah. Kutb-ulaktabdır. Dünyanın sultanıdır. Allah ömrünü uzun etsin. Allah ona güzellikler, iyilikler ihsan etsin. Cennette de hep birlikte olmayı nasip etsin inşaAllah. Şeyh Hüsamettin hocamız da maşaAllah, çok nurlu, çok heybetli, çok mübarek bir insan. Her ikisi de Almanca biliyorlar, maşaAllah. Sizin buraya gelmeniz hem bizim için bir şeref, hem bir güzellik, hem bereket, hem iyilik, hem bir nur.

Allah Şeyhimizi başımızdan eksik etmesin. Onun nurundan istifade etmeyi hepimize nasip etsin. Onu sevenleri aziz etsin Allah. Ona düşman olanlara hidayet versin. Çok güzel insan, çok mübarek bir insan. Onun iyiliğini, güzelliğini anlayamıyorsa bir insan kalbi kararmıştır. Kalbi kararmışsa, Cenab-ı Allah hidayet versin. Ama Cenab-ı Allah hidayet vermediyse, Allah onu etkisiz hale getirsin.

Ahir zamandayız Şeyhimizin müjdesi gibi, hem Hz. Mehdi (a.s.)’ı göreceğiz, hem Hz. İsa (a.s.)’ı göreceğiz inşaAllah. Hem İttihad-ı İslam’ı göreceğiz, hem Türk İslam Birliği’nin ihtişamını göreceğiz. Türkiye’nin önderliğinde büyük bir Türk İslam Birliği olacak inşaAllah, Cenab-ı Allah’ın izniyle. Sultanımız, Şeyhimiz, Şeyh Nazım Adil El-Kıbrısi Hazretlerinin elini hem Hz. Mehdi (a.s.) öpecek, hem Hz. İsa (a.s.) öpecek. Bunu göreceğiz inşaAllah. Ona sevgi gösterecekler, bağırlarına basacaklar. Çünkü o Hz. Mehdi (a.s.)’ı çok seviyor, Hz. İsa (a.s.)’ı çok seviyor. Bütün ömrü boyunca onları bekledi. Allah inşaAllah ona nasip edecek inşaAllah. Bu alametler hep onu gösteriyor. Siz mesela bu güzel halinizle geldiniz, bir alamet. Güzel müjdelerle geldiniz, bir alamet. Nurunuz bir alamet. İnşaAllah Hz. Mehdi (a.s.) talebelerisiniz. inşaAllah ben de Hz. Mehdi (a.s.) talebesiyim, sizler de Hz. Mehdi (a.s.) talebesisiniz. Hz. İsa (a.s.)’a da inşaAllah talebe olacağız. İnşaAllah.

Elhamdülillah. Alametler tamam oldu. Şeyh Nazım Hocamız “yetmiş yıl” var diyor. Bu yetmiş yıl içerisinde hepsi bitecek inşaAllah. Hz. İsa (a.s.)’ı da göreceğiz, Hz. Mehdi (a.s.)’ı da göreceğiz, İttihad-ı İslam’ı da göreceğiz. Sonradan da bir bozulma başlayacak. Şeyh Nazım Hocamız tabi bunu hadis-i şeriflere dayandırarak söylüyor. “Dünyanın ömrü 7000 yıldır” diyor Peygamberimiz (s.a.v.) malum. İmam-ı Hanbel’in naklettiği hadislerde “5600 yılı geçmiştir” diyor. 7000’den, 5600’ü çıkarttığımızda 1400 kalıyor. 1400’le 1500’ün arasında hepsi bitecek. İnşaAllah güzel, hayırlı, hoş bir döneme giriyoruz. On yıl içerisinde çok güzel olaylar olacağını göreceğiz inşaAllah.

Sizler ideal Müslümanlarsınız. Yani hem mütevazi, hem mazlum, hem nurlu, hem saygılı, hem candan, hem güzel ahlakla bürünmüş. Her türlü güzelliği içinde bulunduran bir hal içerisindesiniz ve güzel bir ruhaniyetiniz var. İnşaAllah o bütün Avrupa’nın da Müslüman olmasına vesile olacak, bu güzel halleriniz inşaAllah. Allah hepimize iyilikler, güzellikler nasip etsin. Hayırlar nasip etsin.

Sevgisi çok güzel Şeyhimizin, o en hayati yönü. Hem çok mütevazi ama müthiş sevgi dolu. Allah sevgisini kat kat arttırsın, güzelliğini kat kat arttırsın. Sağlık, sıhhatini arttırsın. Biz onun kapıcısıyız. Kölesiyim ben Şeyhimin. Sizlerin de kapıcısıyız. Sizlerin de emrindeyiz inşaAllah.

Şeyh Hüsamettin Hocama da sevindim. MaşaAllah çok nurlu. Şeyhimizin nuraniyeti sizlerde çok şiddetli görülüyor, maşaAllah. Çok güçlü görülüyor maşaAllah. Allah daha da nuraniyetinizi arttırsın. Ne güzel orada, cezaevinde helake doğru gidecek insanları, hidayete çekiyorsunuz. Allah sizlerden razı olsun. Çok sevindim. Çok güzel maşaAllah, elhamdülillah. Sakal da çok yakışmış maşaAllah.

Ben Şeyhimde Şeyh Nazım hocamızın nuraniyetini çok güçlü görüyorum, maşaAllah. Andırıyor da Şeyhimizi maşaAllah.

Şeyh Ahmet Yasin hocamızı da çok seviyoruz. O da sizin gibi çok nurani, dünya iyisi, çok mübarek, muhterem, mütevazi, müberra bir insan. Allah ömrünü uzun etsin. Allah o güzellikleri daha da arttırsın inşaAllah. Şeyhimizin her açan gülü, bir nur demeti maşaAllah. Çok sevindim. Şeyh Hüsamettin Efendiyi de görmek, bizim için bir onur oldu. Çok güzel oldu.

Şeyhimiz zaten dünya iyisi.Herkes çok seviyor onu. Şeyhimizin iki elinden hürmetle öpüyorum. O benim canım, çok seviyorum. Emirlerini bekliyorum, kapısının bekçisiyim, kapısının kölesiyim inşaAllah. Çok çok sevdiğim bir insan. Çok muhterem bir insan. Himmetini, duasını sürekli hissediyorum elhamdülillah. Allah bütün ümmet-i Muhammedin üstüne onun himmetini saçsın, güçlendirsin inşaAllah. Onun bulunduğu sohbet ortamı çok tatlı oluyor. Çok çok güzel oluyor. Çok müthiş. Bir ruhi, manevi ferahlık oluyor maşaAllah. Kalpte bir ferahlık, insanın üstünde bir açılma, bir neşe, bir suhulet, bir ferahlık geliyor. Bu bir keramet. Harika bu maşaAllah.

Ben cezaevinden çıktığımda, o akıl hastanesinden çıktığımda doğrudan Şeyhimin yanına gitmiştim. Çok güzel müjdeler vermişti. Çok güzel konuşmuştu. Daha önce de zaten ben Şeyhimizi tanıyordum. Ama onun şefkati, sevgisi, muhabbeti çok başkadır. Çok güzel insandır. Allah cennette komşu etsin inşaAllah.

Olağanüstü bir döneme geçtiğimizi açık açık beyan etti. Onun her dediği çıkıyor. Bu önümüzdeki günlerde de, o olağanüstü günleri yavaş yavaş görmeye başlayacağız. “Hz. Mehdi (a.s.)’ın da bu aralar iyice belirginleşeceğini” söyledi. İnşaAllah onu da hissedeceğiz. Bize Hz. İsa Mesih (a.s.)’ın da müjdesini veriyor. O güzel müjdeleri Allah hepimize nasip etsin, hem görmeyi, hem yaşamayı, hem de gayret etmeyi inşaAllah. Bir kısım insanlar görmese dahi Allah herkese bunu gösterdi. Mesela Fırat’ın suyu kesildi. Peygamberimiz (s.a.v.) açıkça söylüyor, “Fırat’ın suyu kesilecek” diyor. Keban barajıyla kesildi ve kaynağı kurudu. Gazeteler bunu açıkça yazdı. “İki uçlu bir kuyruklu yıldız çıkacak” diyor. Malumunuz şeyhim. Karşınızda tabi bir sui edep gibi oluyor ama ben tekrar ediyorum sadece. Resulullah (s.a.v.)’in hadislerini tekrar ediyorum. Yani sizin zaten malumunuz olan bilgiler bunlar. “Ramazan ayında ay ve güneş tutulmaları olacak” diyor. Biliyorsunuz malum her ikisi de oldu. “Kabe’ye baskın yapılacak” diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Hac engellenecek” diyor. 1980 yılında o alamet doğdu. Hiç Kabe’nin tarihinde olmayan bir olay. Biliyorsunuz kan akıtıldı, Kabe’yi işgal ettiler 1980 yılında.

Hocamızın ruhaniyeti çok güzel, dikkatimi çekti maşaAllah. Şeyh Nazım hocamızın ışığı var üstünde. Bir acayiplik var. Nazarları da andırıyor. Onun tatlılığı var Şeyhimizin, o hoş sohbetliği, onun güzel ahlakı üstüne var maşaAllah.

Biz sizin talebeleriniziz. Şeyhimizin himmetiyle bir şeyler söylemeye çalışıyoruz, inşaAllah. Bakın işte sünnet böyle olur. Bazı şahıslar var. Soba borusundan kesme şapkayla ortaya çıkan tipler. Sünnet terbiyesi böyle olur. Ne kadar güzel ahlak, ne kadar mülayim bir üslup, ne kadar mütevazi ve güzel insanlar. Ocağın güzelliği buradan anlaşılıyor maşaAllah.

Şeyhimiz de ehlibeytin o güzelliğini, o yakışıklılığını ne güzel yansıtıyor. Malumunuz hepimiz biliyoruz Şeyhimiz hem seyyid, hem şerif. Bence dünyanın en yakışıklısı, en güzeli gördüğüm. Yani insanların içinde gördüğüm en yakışıklı, en güzel Şeyhimiz maşaAllah. Şeyhimizin sohbetinde insan adabı, edebi, nezaketi, güzelliği tabii olarak bu ortamda alıyor. Mesela nasıl konuşulur, neye nasıl cevap verilir, garip bir şey olduğunda o nasıl örtülür, güzel bir şeye insan nasıl sevk edilir, çok mükemmel bir terbiye metodu var Şeyhimizin maşaAllah. Nefes kesici, çok çok güzel maşaAllah. Bir de kalpte olan meydana getirdiği neşe çok acayip. O hocamızın kerameti yani müthiş bir neşe, bir ferahlık, bir ruh atağı meydana geliyor insanda. Bu çok acayip bir şey. Çok hayret verici bir şey maşaAllah. Allah başımızdan eksik etmesin. Ona sağlık, sıhhat versin, güzellik versin, iyilik versin, sayınızı arttırsın, sayımızı arttırsın. Allah Türkiye’yi lider kılsın inşaAllah. Bütün Orta Doğu ve Balkanlar’a, ta Çin’e kadar İslam’ın sesini duyursun Allah. İttihad-ı İslam’ı nasip etsin. Hz. Mehdi (a.s.)’ı görmekle, Hz. İsa Mesih (a.s.)’ görmekle bizleri şereflendirsin. Talebe etsin hepimizi inşaAllah.

Allah kalbimizi nurla doldursun. Peygamberimiz (s.a.v.)’in sevgisiyle ona bağlı olan büyük evliyanın sevgisiyle doldursun. Allah sizleri başımızdan eksik etmesin. Sizlere de uzun ömür versin. Şeyh Hüsamettin Efendiye de inşaAllah, Allah uzun ömür versin, sizlere de uzun ömür versin. Güzel bir gelecek bizleri bekliyor. İnşaAllah o güzel günleri hep birlikte görürüz.

2011-11-26 17:05:02
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top