Adnan Oktar'ın 26 Kasım 2011 tarihli röportajından önemli başlıklar

A9 TV; 26 Kasım 2011

 

(Hicri yılbaşının 1433. yılında olduğumuz haberi üzerine)

1433 Hz.İsa (a.s.)’ın göğe alındığı, yaş 33, 1433. Yakında da 2012’ye gireceğiz.Bakalım 2012’de neler olacak neler. Seyredin 2012’yi.

 

Adamı hayvan gibi görürsen, hayvan olduğunu ona anlatırsan, hayvan olduğuna onu inandırırsan, ilkel bir hayvanın biraz gelişmiş şekli olduğunu söylersen, adam hayvanlık yapar. Eşeklik de yapar, hayvanlık da yapar. Adamın hayvan olmadığını, ona insan olduğunu öğretmek çok önemli. İnsan olduğunu öğrenirse yapmaz  zatenadilik. Ama hayvan olduğuna inanırsa hayvanlık yapıyor. Gece gündüz adama “sen hayvansın, sen hayvansın” dersen, adam da hayvan olduğuna samimi olarak inanıyor. Onun için -Darwinist, materyalist eğitimin kaldırılması lazım. Darwinizm, insanların hayvan olduğunu söylüyor. Değil mi? “İnsan değil” diyor. “Hayvandırlar” diyor. “Mikroptan üredik” diyor. “Atamız mikrop” diyor. Şimdi adam düşünüyor “Atam mikropsa benim” diyor kendisi de o zaman mikrop olduğuna inanıyor. O zaman mikropluk yapıyor. Mikrop karakterli oluyor. Bunun ortadan kaldırılması gerekiyor önce. Bu konunun halledilmesi lazım.Gayet de kolay. Nasıl hallolur? Bilim. Bilime sonuna kadar inanıyoruz. Bilime sahip çıkıyoruz. Bilimin bir nimet olduğuna inanıyoruz. Bilim bize ne diyor? Paleontoloji, “delilleri biraraya getirin” diyor. Ne kadar? On milyon mu? Değil. Yirmi milyon mu? Değil. Üç yüz elli milyonun üstünde fosil, üç yüz elli milyonun. Koyuyoruz ortaya, yayıyoruz.  Mesela farz edelim, bir Konya Ovasına yaydığımızı düşünün. Kardeşim tek bir tanesinde bile evrimi gösteren delil yok. Hepsi yaratılışı gösteriyor. Üç yüz elli milyon delille sen konuyu kavrayamıyorsan, ben sana ne anlatayım? Üç yüz elli milyon delil. Ayrıca diyoruz ki “kardeşim, canım ciğerim, muhterem kardeşim. Samimiysen inancında bize bir tane delil getir” diyoruz. “Getir masanın üstüne koy fosili,” değil mi? Hatta dedik ki, fosilden de geçtik artık. “Fotoğrafını getirin kabul edeceğiz.” Fotoğrafı da yok. Adam televizyona çıktı. Fotokopi çektirmiş.Gösteriyor,çekiyor. Gösteriyor çekiyor. Garip hareketler böyle. Göstersene böyle bir delil varsa. Gösteremiyor. Fotoğrafı göstermeye korkuyor,gösteremiyor. Çünkü, doğru değil. Öyle bir fotoğraf yok, belge yok.

 

Resulullah (s.a.v.) Tevrat’ta öyle tarif edilmiş ki, sözlü Tevrat’ta ama yazılı Tevrat’ta söylemiyor. Bakıyor adamlar, hahamlar “bu o” diyorlar. Hemen anlamışlar. Ama “niye bizden gelmedi peygamber” demişler? Konu bu? “Niye bizden?”“Peygamber olduğuna inanıyoruz” demişler. “Belli peygamber olduğu. Ama bizden gelmesi gerekiyordu.O yüzden kabul etmiyoruz.”

 

(PKK’lıların gazetesinde yer alan Sn. Adnan Oktar’la ilgili bir haber üzerine)

Komünist kafanızla,PKK’lı kafanızla oturupbana akıl veriyorsunuz. Yolunuzda yürümekten acizsiniz. İki elinizle bir yola gidemiyorsunuz. Ondan sonra oturuyorsunuz bana akıl veriyorsunuz. Aklınız olsa komünist olmazsınız. Memleketi bölmeye kalkmazsınız. O kadar Güneydoğu’da insanı kandırdınız, dağlara çıkarttınız. O kadar Mehmetçiğin şehit olmasına vesile oldunuz. Aptalca komünist kafayı zorla Türkiye’de hakim kılmak için gayret ediyorsunuz. Bende kafanıza ot tepiyorum. Boş kafanıza ot dolduruyoruz. O zaman ne yapıyorsunuz? Hopluyorsunuz. Hırbolar, oturmuş bana nasihat ediyor. Yolda yürümekten aciz, yani anlattığı şeyler de ipsiz sapsız, mantıksız şeyler.

 

İsrail’den Dr.ManfredGerstenfeld’le canlı telefon görüşmesinden önemli başlıklar

Antisemitist faaliyet bizim çalışmalarımızdan dolayı Türkiye’de durdu. Yani bundan sonra Türkiye’de antisemit bir faaliyet olması Türkiye’de mümkün değil. Kimse de kale almaz. Çünkü bizim anlatımlarımız geniş çapta hem televizyonla, hem kitaplarla, hem dergilerle, dünya çapında ilgili kişilere ulaştı. Cahil çevrelerde çok küçük, çok radikal bir azınlığın dışında Türkiye’de antisemitist faaliyet, düşünce ve inanç yok.

 

Hükümetler arasında güven eksikliği önemli değildir. Halkların arasındaki güven önemlidir. Türk milleti İsrail’i ve İsraillileri sever. İsrailliler de Türk Milletini sever. Hükümetlerin birbirinden hoşlanmaması son derece makul. Bir hükümet gelir bir hükümet gider. Hükümetler gidicidir. Halk, millet kalıcıdır.

 

Davutoğlu helal süt emmiş çok mübarek, muhterem bir insandır. Çok değerli bir insandır. Ben garanti veriyorum. Ben İsrail’i seven,İsrail’in dostu olan bir insanım, söylüyorum. Başbakan Erdoğan da mazlumdur. Bakmayın siz öyle konuştuğuna. Son derece şefkatli, merhametli bir insandır. Küçük çocuklarla görür, onlarla şakalaşır. Öyle kan akıtacak, zulüm yapacak bir ruha sahip değil. Sayın Erdoğan dindardır, Allah’tan korkar, dolayısıyla o konuda da garanti veriyorum. Öyle bir sorun çıkmaz. Bu konuda gönülleri çok rahat olsun. Bak şuradan anlasın mübarek, muhterem Hocamız, Malatya’da İsrail’i korumak için, nükleer saldırıdan korumak için Türkiye bütün riski üstüne alarak ve füzeleri engelleyecek hava sahası bizde olacağını da kabul ederek, vurduğumuzda nükleer serpinti Türkiye’nin üstüne yağacak. Buna rağmen Allah rızası için özellikle de İsrail’i korumak için Malatya’da biz füze üssü kurduruyoruz. Radar üssü kurduruyoruz. Bunun üstüne daha ne olur? İsrail’i korumanın, sevmenin, şefkatin bundan büyük delili olur mu?  Bunun üstüne daha ne konuşulur? 

 

Kral Mesih (a.s.)’e müracaat edeceksiniz. İsrail’in kurtuluşu Kral Mesih(a.s.)’dadır. Eğer Tevrat’a inanıyorsanız, Tevrat’a saygınız varsa Kral Mesih (a.s.)’ın bütün alametleri çıkmıştır. Açın bakın Tevrat’ı. Ama Tevrat sizi ilgilendirmiyorsa felaket kapıda zaten. Yani Allah intikam alacağını söylüyor İsrail’den. Müthiş bir felaket senaryosu anlatılıyor Tevrat’ta. Ama Kral Mesih (a.s.)’a uyduklarında üç bin yıldan beri bekledikleri o muhteşem çağa, o güzel çağa, o huzurlu, o görkemli çağa gireceklerini ve müthiş bir zenginlik, huzurlu, bereket, bolluk içinde yaşayacaklarını Allah söylüyor. Onun için Kral Mesih (a.s.)’ı arayın, Kral Mesih (a.s.) geldi, onun zamanındayız. Rabbani bilginlere sorun yüksek bilginlere sorun bütün hahamlar bilir, bütün büyük bilginler bilirler.Hz. Mesih (a.s.)’a tabi olduğunuzda mesele hallolacaktır. Onun dışında İsrail içinde bölge içinde bir rahatlık yoktur.

 

Sen, Hz. Mehdi (a.s.)’ı hiç yerine koyarsan Allah da seni hiç yerine koyar.

 

Komünist devlet kurmak istiyor adamlar. Çok vahim bir şey.  Büyük bir komünist Kürt devleti kurmak istiyorlar. Ondan sonra zaten Orta Doğu, Allah esirgesin kan denizi olur. Zaten Türkiye diye bir şey kalmaz ondan sonra. Bu dedikleri olduktan sonra Türkiye bitti demektir Allah esirgesin. Türklük, Türkiye diye bir konu kalmaz Allah vermesin. Mahvolur. Abdullah Öcalan büyük bir felaketin kıvılcımını çakmış, şimdi yaptığı felaketi daha da geliştirecek planlar yapıyor. Olmaz. Yapacağı şey, susmak. Yaptığı tahribatı biz düzeltmeye gayret ediyoruz. Düzelteceğiz tahribatı. Türk İslam Birliği oluşturarak bu belayı ortadan kaldıracağız inşaAllah.

 

(“Şu an dünyada evrim teorisini savunan kesim var mıdır?” soruna cevap)

Bütün dünya devletleri aşağı yukarı tamamı Darwinizm’i resmi olarak üniversitelerinde, okullarda okutuyor. Aksi yasak zaten. Suudi Arabistan’da bile evrim anlatılıyor, İran’da bile insanın evrimle yaratıldığı anlatılıyor. Her yerde, dünyanın her tarafında evrim resmi olarak anlatılıyor. İlkokula giden, ortaokula giden kardeşin yok mu aç lise kitaplarına bak. Aç ansiklopedilerin hepsinde evrim anlatılır. Hangi üniversiteye gidersen git üniversitelerin resmi eğitimi evrim üstünedir, inşaAllah.

 

(İman Hakikatleri hakkında)

Yorum çok önemli. Yorumla, imanla bağlantısının kurulması çok önemli. Yoksa üniversitelerde, her yerde anlatılıyor bu konular. Ama yorum,imani yorum çok hayati, MaşaAllah.

 

Komünist bozuntuları bu iltifatlarıma da bozulmuşlar. Sen ne bilirsin insan sevgisini, muhabbeti? Sen ancak, adam öldürmeyi bilirsin. Bombalamayı bilirsin. Tuzak kurmayı, kalleşliği, kahpeliği bilirsin. Sevgiden bihabersin, muhabbetten bihabersin. Şaşırmış hanzo. Homurdanıyor köşesinde. Ne çocuklara karşı sevgi var, ne insanlara karşı sevgi var. Bir kere Allah’a sevgileri yok. Peygamberlere sevgisi yok. Meleklere sevgisi yok.  Eşek bile bunlardan üstündür.Eşek tatlı bir hayvan, eşek sıpası özellikle.

 

(Sn. Adnan Oktar’ın yanındaki arkadaşları ve gelişen faaliyetleri hakkında)

Eskiden derlerdi ki; “bu adam çirkin, dünyadan geçmiş. Dünyada yapacak bir şeyi yok. Kendine haşa avutacak bir şey arıyor. Ahiretle kendini avutmaya çalışıyor. Çünkü dünyadan bekleyeceği bir şeyi yok.” Bak, siz dünya güzelisiniz. Şimdi burada konu tıkanıyor. Diyor ki, “Adam fakir. Parası, pulu olsa kim bilir neler yapardı? Parası olmayınca ne yapsın? Ahirete bırakıyor, gelecekteki düşüncelerini.  O yüzden dünyadan geçiyor. Dindar olmasının sebebi bu.”Bizim çocukların hepsi zengin. Multi milyarderler. Ne oldu? O teoride patladı. Diyorlardı ki; “Arkadaş bu adamlar cahil. Bilgileri yok. Görgüleri yok. Kültürleri yok. Bunlar okuyup araştırsa, bilimle meşgul olsa gerçekleri görürler. Müslümanlıkla haşa bağlantıları kalmaz” diyorlardı. Mükemmel genel kültüre sahip, en iyi okullarda okumuş, okullarda derece yapmış, süper gençler. Ve bilimin içine hakim olmuşlar. Bilimi çok iyi kavramışlar. Bilimi teşvik etmişler, bilimi sevmişler. Bilimi nimet olarak görmüşler. Bilimle iç içeler. Bilim onları dine, İslam’a, imana, Kuran’a getirmiş ve derin iman etmelerine vesile olmuş. Şimdi bu teori ne olmuş oluyor? Bu da patlamış oluyor. Süper zeki, son derece akıllı, kültürlü, bilgili, çok klas gençler. Bütün teorilerini alt üst ettiler. Sonra dediler ki, “Ya kardeş bizim mekanımız ayrıdır, bizim kendi gettolarımız olur, küçük yerlerimiz olur. Alt katlarda böyle varoşlarda bazı yerlerde yaşarız.” diyorlardı, bazı Müslümanlar. “Sosyeteyle, aydın kesimle, entelektüel kesimle, bizim bağlantımız olmaz. Açık hanımlarla, bakımlı hanımlarla, hiç görüşmeyiz zaten. Mayo giyen, denize giren hanımlarla, hiç görüşmeyiz. Onların dünyası ayrı, bizim dünyamız ayrı” diyorlardı. Ben bunların bu teorisini de yıktım. Bikinili hanımla da görüşüyorum, çarşaflı hanımla da görüşüyorum, peçeli hanımla da görüşüyorum. Hepsine kucak açtım, hepsini çok seviyorum. Hepsi vatanımızın, milletimizin değerli insanları. Dolayısıyla her türlü fitneyi ve oyunu alt üst ettik. Alevi kardeşlerimiz hakkında aleyhte konuşuyorlardı. Ben Alevilerin can olduğunu, dünya iyisi olduklarını onlara öğrettim. Yobazların kafasındaki, bu kini ve nefreti kaldırmış oldum. Alevilerin sevgi insanı olduğunu, Allah’ı, Kitap’ı, Peygamberi, insanları, çocukları, çiçekleri seven, sanattan hoşlanan, derin düşünen, mübarek ve müberra insanlar olduklarını anlattım, öğrettim. O oyunları da kırıldı. Sonra dillerini Atatürk’e uzattılar. Atatürk’ün dindarlığını ispat ettim. Milliyetçiliğini, vatanperverliğini, devlete bağlılığını, millete bağlılığını, mübarek ve muhterem bir insan olduğunu ispat ettim. Orada da oynayacak oyunları kalmadı. Şu an debeleniyorlar. Hiçbirine müsaade etmiyoruz. Dindar Hıristiyanlarla, dindar Musevilerle işbirliği yapıp, dinsizliğe karşı mücadelemiz başladığında, baktılar ki Hıristiyanlarla, Müslümanlar, Musevilerle birleşirse dinsizlik kazınacak, deccaliyet kazınacak. Kudurmuş köpek gibi saldırmaya başladılar. Sabahtan akşama kadar hoşt demek mecburiyetinde kaldık. Hoşt diye diye bu köpekleri de kovaladık. Bunlarında konuşacak halleri kalmadı.  Fitne çıkartmaya kalktılar. Onu da söndürdük. İsrail’den de fitne çıkartmaya kalkan oluyor. Onu da söndürüyoruz. Onlardan da var öyle fitne çıkartmaya kalkan. Türkiye’de de fitneyi engelledik. Orada da fitneyi engelledik. Anti fitneyiz, fitneyi durduruyoruz.  Başı açık, başı kapalı diye milletimizi ikiye bölmeye kalktılar. Boynunu kırdık. Bunu durdurduk. Atatürkçü olan, olmayan diye oyun oynamaya kalktılar. Onu da durdurduk. Benim milletim Atatürk’ü çok iyi kavradı ve çok seviyor. Hepsi seviyordu, fakat bilmeyenler vardı. Bilmeyenlere de öğrettik. Başı açık hanımlara, bakımlı hanımlara saygı göstermeyi, onlara değer vermeyi de öğrettik. Alenen düşmandı bazıları. Başı açık kadından nefret ediyor adam. Makyajlı, bakımlı kadından nefret ediyor. Bu sefer nefret karşı nefreti geliştirirdi. Bu seferde başı açık hanımlar, mesela bakımlı hanımlar da onlardan nefret etmeye başladılar. Bir fitnedir gidiyordu. Bunu da durdurduk. Milletimizi bütünleştirdik. Kardeş haline getirttik. PKK kudurmuştu, Türkiye’yi bölmeye kalkıyordu. Kükrememiz yetti. İt gibi tırstılar. Var gücümüzle devlete destek verdik. Var gücümüzle polise destek verdik. Mahkemelere destek verdik.  Ve o fitne de Allah’a çok şükür müminlerin duasıyla ortadan kalktı. Yoksa eve çıkartmaya kalkıyorlar biliyorsunuz. “Gelin anlaşalım” falan diyorlardı. Ne anlaşacaksın? Komünistle anlaşma olur mu? Allah’sız, Kitap’sız katillerle ne anlaşacaksın? Adam, “Komünist devlet kuracağım ve bütün dünyayı komünist yapacağım” diyor. Neyine anlaşacaksın? Adamın dediği şu; “Sende komünist olursan anlaşırız. Öbür türlü anlaşamayız” diyor adam. Onlarında belini fikirle kırdık. Oyunu müsaade yok.

 

(Kılcaldamarlarla ilgili)

Kılcal damarlar o kadar küçük ki. O kadar küçük ki. Nasıl giriyorsun o aralara? Ta ayağın tabanı mesela, ayağını basıyoruz, mesela seksen kilo, doksan kiloluk adam ayakkabıyla, ayak kemiğinin arasında kalıyor, o damarlı doku. Gayet rahat besliyor vücut onu.Plastikten öyle boru olduğunu düşünün orada, doksan kilo üstüne çıktığında ne olur? Oradan sen mesela bir su geçirmeye kalksan, istediğin kadar basınç ver, geçmez. Zınk diye kesilir.Hiç, gayet rahat geçiyor.Anlaşılacak gibi bir sır değil.Hayret edilecek birşey.Ayakta yürüyoruz.Ayak kemik, kemik bir yandan bastırıyor,ayakkabının topuğu bir yandan bastırıyor. İncecik, ipekten daha ince damarlar, nazik damar. Kan arasında rahatça geçip gidebiliyor.Yoksa normalde kangren olur.Bastın mı, beslenme olmayınca kangren olur.Hiç bana mısın demiyor, gayet rahat geçiyor.

 

(Talabani’nin PKK’nın silah bırakması ile ilgili görüşleri hakkında)

Kardeşim şimdi affedeceksin, herifler gelecek dağdan. On binlerce komünist gerilla, adam öldürmeye alışmış psikopatlar Güneydoğu’ya dağılacaklar. Mardin, Urfa, Siirt. Gece gündüz komünist propaganda yapacaklar. Zaten devlet Darwinizm’i, materyalizmi anlatıyor. Gidip orada anti Darwinist, anti materyalist çalışma yapmak da mümkün değil. Devlet de bir yandan Darwinizm’i, materyalizmi anlattığına göre komünist propagandanın önü sonuna kadar açılmış oluyor. Televizyona çıkıp, “Allah vardır” diyebiliyor muyuz? “Darwinizm yanlıştır, materyalizm yanlıştır” diyebiliyor muyuz? Diyemiyoruz. O zaman adamların kapısı sonuna kadar açılmış olacak. Dağdan inip düz ovada komünist propaganda. Yani buna müsaade yok. Şartlar eşit olursa anında tepeleriz, fikren. Ama şu an elimiz kolumuz bağlı. Biz çıkıp devletin televizyonlarına “Darwinizm geçersizdir, 350 milyon fosil vardır” diyemiyoruz. Ama devletin televizyonlarında “Darwinizm gerçektir” diye anlatılıyor. “Kâinat evrimle yaratılmıştır” diye anlatılıyor. Biz “hayır, kâinatı Allah yaratmıştır” diyemiyoruz. Önce bu hakkın bize sağlanması lazım. Ondan sonra öbür konular gündeme gelebilir, inşaAllah. Komünist propagandanın kapısını sonuna kadar açamayız. Güneydoğu’da zaten tebliğ yapma imkânı yok. Bir kere radyolar, televizyonlar tebliğ yapacak, hakkı anlatacak kişilerin kullanımına sunulması lazım. Sunulmuyor. Açıyoruz. Hatta dindar bilinen kanallar bile “haberimiz yok” diye evrim propagandası yapıyor. “Bilmiyoruz, ne bilek ağabey” diyor. Adamlar hiç laf söz dinlemiyorlar. Eskiden yine söyleyince vazgeçiyorlardı. Şimdi onu da dinlemiyorlar. Gece gündüz evrim propagandası yapıyorlar. Onun için biz A9’dan bu tahribatı mümkün mertebe durdurmaya çalışıyoruz. Diğer kardeşlerimizin de bize bu konuda yardımcı olması gerekir tabii. Fikri tahribat çok hayatidir. Çok önemli bir şeydir. Yani onun durdurulması.

 

(Bazı kaynaklara göre Atatürk’ün Risale-i Nur’un 25. Sözler bölümünü okuduğunu bildiren haber hakkında)

25. Söz. MaşaAllah. Bak açtım 25. Söz çıktı, maşaAllah. 24. Söz’de Hz. Mehdi (as) anlatılıyor. Atatürk orayı okumuş. Oradan da 25. Söz’e geçmiş. Çünkü çok kapsamlı Hz. Mehdi (as) anlatılıyor 24. Söz’de. Atatürk Hz. Mehdi (as)’ın çıkacağını biliyordu. Hz. Mehdi (as)’a ortam hazırladı. Hz. Mehdi (as)’ın rahat hareket edeceği bir ortamı hazırladı. Mehdi öncüsüdür Atatürk. Metafizik bir şahıstır. Atatürk’ün bütün hayatı 19 ile kodludur. Çok fazla sayıda 19 vardır hayatında. Her nereye dönse 19’dur. 19 ile kodludur. Çok önemli, ahir zamanın mühim bir şahsıdır Atatürk. O çıkmadan mehdi çıkmaz. İttihad-ı İslam’ın olması için Atatürk müthiş bir zemin hazırladı. Türk İslam Birliği’nin oluşması için müthiş bir zemin hazırladı. Önce yobazlığı bir ortadan kaldırdı. Demokrasiyi getirdi. Sanata, bilime kapıyı sonuna kadar açtı. Hz. Mehdi (as)’ın iki kılıncını beline kuşandırdı. Bir kılıncı sanat, bir kılıncı bilim. Mehdi bilim ve sanatla biçiyor şu an maşaAllah.

 

Bak adam çıktı şimdi, dede, demin. Bize entel muhabbeti yapıyor. Dedem sen nasıl Musevi’sin? Bahset bakayım, Allah’tan bahset. Tevrat’tan da bahsetmiyor. Hiçbir şeyden bahsetmiyor. “Ne yapacağız?”. Tevrat’ın hükmü açık. “Eğer Kral Mesih’e uymazsanız, Allah’ın hükümlerine uymazsanız, İslam olmazsanız sizi helak edeceğim” diyor. Bu kadar. “Rahatlık vermem” diyor Allah. Tevrat’taki açıklamalar müthiş. “Yerle bir ederim” diyor Allah.

 

 (“İskender Ali Mihr hakkında bildiklerinizi bir daha açıklarsanız sevinirim” sorusu üzerine)

İskender Ali Mihr çok sevimli bir tip aslında. Bakışlar falan çok ilginç. Kardeşim şimdi o vatandaşın bir internet sitesi vardı. Baktım bir Kuran sayfası hazırlamış. Herkesin o mealinden almış değil mi? Mesela o güzel. O kısmı istifade edin. “Peygamberim” diyor. Onları geçin artık. Artık diyor, ne yapalım yani? Ağzına bant yapıştıracak halimiz yok. Allah sağlık sıhhat versin, hidayet versin inşaAllah.

 

Hz. Mehdi (as) memleketinden firar etmez. Hz. Mehdi (as)’ın çıkış yeri İstanbul’dur. İstanbul’dan “pır” saka kuşu gibi kaçtıysa onun Mehdiliği gitti. Kaçan adamdan Mehdi olmaz. Hz. Mehdi (as) yürekli ve delikanlıdır. Çekinmez. Hapisten, şundan bundan, hiçbir şeyden çekinmez. Bir tek Allah’tan korkar.

Canı tatlı Mehdi. Öyle bir Mehdi yok. Hz. Mehdi (as) aslan yüreklidir, delikanlıdır. Kodu mu oturtturur, vurdu mu otuz takla attırır. İlimle bilimle ama. Darwinizm’i, materyalizmi darmadağın eder. Hıristiyanlarla ittifak eder. Musevi dindarlarla ittifak eder inşaAllah. Bütün Müslümanları kucaklar. “Bana vahiy geliyor” demez. Büyüklük yapmaz. “Ben Hz. Mehdi (as)’ım” demez. “Ben Hz. Mehdi (as)’ım” demesi zaten Hz. Mehdi (as) olmadığının alametidir. Hadislerde Hz. Mehdi (as) hiçbir şekilde Mehdiliğini kabul etmiyor.

 

Demek ki yobaz takımının eline geçse hanımlar ne sokağa çıkabilecek, ne televizyona çıkabilecek, ne arabaya binebilecek, ne okula gidebilecek. Manyak bunlar. Başka açıklaması yok. Bu kadın düşmanlığı bunlarda ne kadar delice olmuş. Deccaliyet bunları delirtmiş.

 

(Bir izleyicinin “Hocam Hz. Mehdi (as)’a çok benziyorsunuz” şeklindeki sözleri üzerine)

MaşaAllah, ne güzel. Her Müslüman, her samimi Müslüman az veya çok Hz. Mehdi (as)’a benzer. Her samimi Müslüman. Ahlakıyla benzer, tavrıyla benzer. Hz. Mehdi (as) da Resulullah (sav)’e benzer. Hepsi birbirine benzer. Peygamberler birbirine benzer. Hz. İbrahim (as)’a mesela çok benzer bizim Peygamberimiz (sav).

 

(İranlı bir komutanın “İran’a yönelik olası bir saldırıda ilk hedef olarak Türkiye’deki füze kalkanı sistemini vuracağız” şeklindeki açıklaması ile ilgili)

Kardeşim, İran ile Türkiye’yi savaşa sokmak isteyen insanlar var. O arkadaş da bilmiyorum, gerçekten konuşmuş mu öyle bir şey. O da eğer konuştuysa o oyuna gelmiş demektir. Türkiye ile İran arasında savaşa Hz. Mehdi (as) müsaade etmez, bir. Hz. İsa Mesih (as) müsaade etmez, iki. Yaşayan varlıklar olarak. Ve Hz. Hızır (as) müsaade etmez, üç. Bu sözler zararlı sözler. Bunlara hiç girmesinler. Ne İran Türkiye’ye saldırır, ne Türkiye İran’a saldırır. Bunu yapmaya kalkan adamın gök kubbeyi tepesine çökertiriz. Böyle bir çakallığı hiç kimse yapamaz. Ne İran Türkiye’ye saldırabilir, ne Türkiye İran’a. Böyle bir şey olmaz. Müslüman’ı Müslüman’a kırdırmaya kalkan kahpedir zaten. Bu kahpeliğe müsaade etmeyiz. Böyle bir oyuna da müsaade etmeyiz, Hz. Mehdi (as) talebeleri olarak. Mümkün değil.

 

(Bir izleyicinin “Eşim benden ayrıldı. Bana bir tavsiyede bulunun” şeklindeki sözleri üzerine)

Tevekkül et, vardır bir hayır. Allah ayırıyor. Nihayet o da insan, Allah’ın gariban bir kulu. Yani nedir? O da senin din kardeşin. Sen de ahirete gideceksin, o da ahirete gidecek. Sen de öleceksin, o da ölecek. İkiniz de iskelet olacaksınız toprağın altında. Ne o kadar büyütüyorsun? Bir hayır vardır inşaAllah.

 

(Bir izleyicinin “Artık dizileri filmleri boş verdim. Sizi dinliyorum” şeklindeki sözleri üzerine)

Tabii, doğrusu da o. Boş işler, hakikaten insanı sıkar onlar. Ne öyle? Evlendirme programları var, bir şeyler var. Önü yok, sonu yok. Hep aynı şeyler. Burada sürekli bir şey öğrenmiş oluyor insanlar. Çok önemli. 

 

(“Cem evlerini ibadethane olarak görüyor musunuz?” sorusu üzerine)

Tabii ki. Cem evlerinde Allah anılıyor. Peygamber (sav)’den bahsediliyor, Allah sevgisinden bahsediliyor. Ne güzel. Şiirler okunuyor. Sazla güzel, Allah’ı, Peygamber (sav)’i öven türküler, güzel sözler ediliyor. Dolayısıyla Allah anılıyor. Allah anıldığına göre tabii ki ibadettir Allah’ın anılması, İbadethane olmuş oluyor. Bütün evler, Müslümanların evleri de ibadethanedir. Her ev. Mescittir hepsi.

 

(“Ahir zamanda Müslüman ne yapmalı?” sorusu üzerine)

Kuran’a uyup coşkuyla Allah’a hizmet etmeli.

 

(“Hz. Mehdi çıktığında genç mi olacak?” sorusu üzerine)

Genç görünümlü oluyor. Yoksa ileri yaşlarda oluyor. Fakat genç görünümlü olacak.

 

Bak diyor ki Tevrat’ta “Ama Tanrınız Rabbin sözünü dinlemez,” yani Mesih’in geleceğine inanmazsanız, Mesih’ tabii olmazsanız “bugün size ilettiğim buyrukların, kuralların hepsine uymazsanız, şu lanetler üzerinize gelecek ve size ulaşacak: Kentte de, tarlada da lanetli olacaksınız. Sepetiniz ve hamur tekneniz lanetli olacak. Rahminizin meyvesi, toprağınızın ürünü, sığırlarınızın buzağıları, sürülerinizin kuzuları lanetli olacak. İçeri girdiğinizde lanetli olacaksınız; dışarı çıktığınızda da lanetli olacaksınız. Rabbe sırt çevirmekle yaptığınız kötülükler yüzünden el attığınız her işte O sizi lanete uğratacak, şaşkına çevirecek. Sonunda üzerinize yıkım gelecek… Yeryüzündeki bütün uluslar için dehşet verici bir örnek olacaksınız…Yaptığınız her şeyde başarısız olacak, sürekli sıkıştırılacak, yağmalanacaksınız. Sizi kurtaran olmayacak…Ev yapacak ama içinde oturmayacaksınız. Bağ dikecek ama üzümünü toplamayacaksınız.” diyor. Uzun uzun yazıyor. Allah “çok büyük felaket veririm” diyor. Hz. Mehdi (as)’a uyduklarında, yani Kral Mesih’e uyduklarında müthiş bir mutluluk müthiş bir güzellik vaat ediyor Allah. 

2011-12-02 14:04:13
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top