Adnan Oktar'ın 30 Kasım 2011 tarihli röportajından önemli başlıklar

A9 TV; 30 Kasım 2011

Şimdi bizim bir özelliğimiz var; insanların pek konuşmadığı konuları rahat konuşuyoruz. Çekindikleri konuları çok rahat konuşuyoruz, bir. İkincisi bütün Müslümanları çok seviyoruz. Hatta acayip bile olsalar, yanlış yolda bile olsalar acıyoruz, şefkat duyuyoruz. Kindar bir üslubumuz olmuyor. Muhabbetle yaklaşıyoruz. Hayati meseleleri sürekli gündemde tutuyoruz. Bir kere söyleyip geçmiyoruz. Hayati konular eğer söylenip geçiliyorsa adam önem vermiyor demektir. Hayati konu, mesela diyoruz ki “Hz. Mehdi (as) geldi”. Bir kere söyleyip geçiyorsak inanmıyoruz demektir. Her gün gündemde tutuyorsak hakikaten geldiğine inanıyoruz demektir. Diyoruz ki “Hz. İsa Mesih (as) geldi”. Sürekli gündemde tutuyorsak geldiğine inanmışız demektir. “PKK tehlikelidir,komünist ayaklanma var” diyoruz. Eğer bunu bir kere söyleyip geçiyorsak buna da inanmıyoruz demektir. Ne yapıyoruz? Her gün anlatıyoruz. Hz. Mehdi (as)’ın bazı fiziksel özellikleri var. Bunlar son zamanlarda hadis araştırmalarındaki tespitlerimizdi. Ama yeteri kadar gündemde tutmamız için, iyice ezberlenmeleri için tekrar ediyoruz.

 

Hz. Cabir’den nakledilmiştir,Resulullah (sav) dedi ki; “Mehdi (as) Hz. Musa (as)’ın ustalığına”, Hz. Musa (as) gibi ustadır, diyor.“Hz. İs (as)’ın güzelliğine”, Hz. İsa (as) gibi güzeldir ve“Hz.Eyyüb (as)’ın sabrına sahiptir”. Hakaretler, çileler, hapisler, acılar. Hepsine sabırlı.

“Ebu'lCarud der ki: İmam Muhammed Bakır aleyhisselam'a: "...İMAM (HZ. MEHDİ (A.S.)) NE İLE TANINIR?" diye arzedince şöyle buyurdu:"HİDAYET VE HEYBETİ İLE”. Şaşırtıcı bir heybeti var. Ve imanına şaşırıyor.Alışılmışın üstünde bir imana sahip, görülüyor. Heybeti de alışılmışın üstünde. “VE ALİ MUHAMMED'İN, ONUN (HZ. MEHDİ (A.S.)'NİN) FAZİLETLERİNİ İKRARI İLE.". Yakın talebelerinin,onusevenlerinona olan muhabbetlerini ikrarıyla tanınır, diyor. Yani talebeleri sevenleri onu övüyorlar. İkrar odur. Anlatıyorlar,“şöyle iyi, böyle iyi” diye anlatıyorlar. Oradan anlaşılır, diyor.

“Hz. Mehdi (as)’ın yüzü altın bronz bir metal gibi parlar. Öyle parlak ki yüzü neredeyse cildinin asıl rengi görünmeyecek.”O kadar parlaktır cildi. “Hz. Mehdi (as)’ın yüzü bazen açık renk” Daha beyazca açık renk. “Ve altın gibi parlak.” Yani altın gibi ne demek? Buğday rengi. “Bazen daha koyu renk ve ay gibi parlaktır.” Bazen de rengi daha koyulaşıyor. Yani daha kırmızı çalıyor. Belki güneşin etkisiyle.

“Hz. Mehdi mutedil”, yani itidalli, dengeli,“güzel yüzlü, güzel saçlı,” bak saçı da güzel.“ince burunlu.” Yani burnu geniş değil, ince.“Ve geniş yüzlü bir gençtir.” Yüzü de geniş. Bak şimdi, alnı geniş, yüzügeniş. Ne anlama geliyor?Büyük kafalı, başı büyük. Çünkü bak alnı geniş, yüzü geniş. Yüzü mutedil ve çok düzgün olduğuna göre,o zaman başı büyük. Büyük başlı. Peygamber Efendimiz (sav)’in başı da öyleydi, büyüktü. Peygamberlerin hepsinin başı büyüktür. Allah öyle yaratıyor.

“Hz. Mehdi (as)’ınyanağındaki beni Hz. Musa (as)’da olduğu gibi dışa çıkık” hafifçe dışa çıkık“ve yıldız gibi parlaktır.” Ne demek?Siyah değil. Açık renk. Yani cilt rengini andırır bir renkinşaAllah.

Şu detaylara bak, “Omuz ucu kemiği de mülayim” diyor. Hakikaten bazı insanların kemiği taş gibi serttir, vücut kemiği. Bazı insanlarda daha genç kemiği vardır.  Genç olduğu anlaşılır. Yaşlanan insanlarda kemik çok sertleşiyor, anlaşılıyor. Yani cildi, kemik yapısı, et dokusu ayrı ayrı oluyor. Allah vermesin, tabii o bir dünyayı terk etme vesilesidir insanlar için. Mesela taş gibi kaburgaları falan hissediliyor, kemikleri falan. Hissedilir. Kadınlarda da olur bu, erkeklerde de olur. Sertleşir. Eti kayar cildinin üstünde,ayrıdır yani cildinden, cildiyle eti böyle bir ayrı yapı gösterir. Allah vermesin. Dokunulduğunda o hissedilir, anlaşılırinşaAllah. 

Nimetin arzı güzeldir. Peygamberimiz (sav) “Nimetlenin ve nimeti gösterin” diyor. Müslümanlar için bir hoşluktur. Kardeşinin üstünde bir nimet görmek Müslüman’ı açar. Münafığı da kızdırır inşaAllah.

 

(“Fethullah Hocamız’ın niye kıymeti bilinmiyor?” sorusu üzerine)

Allah’ın bilmesi yeterli. Müminler de, akıllı başında olan, iyi müminler severler Hocamız’ı inşaAllah.

 

İnsanların bir kısmı çok güzel huylu oluyor. Mesela bir kardeşimiz var. “Hocam ben biraz sırtım kambur ama çok sevgi dolu bir insanım ben” diyor. Kambur olsa ne olur, olmasa ne olur? Ne mahsuru var? Güzel ahlaklı olması çok önemli. Mesela “strese girdiğimde kekeliyorum” diyor. Olsun, daha fazla da sevap alırsın.İki eksikliğin varsa kat kat fazla sevap alırsın. Ama insanlar gaddardır tabii. Bir kısmı sırf bu nedenden sevgi duymayabilirler karşıdaki insana. Saygı duymayabilirler. Bu bir ahlaksızlıktır, alçaklıktır. Bir insanın sakatlığından dolayı ona karşı nefret duymak kahpece bir harekettir, alçakça bir harekettir. Onu biz takvasıyla severiz. Ahlakıyla severiz. Güzel ahlaklıysan ne mutlu sana, ne güzel.Başka türlü nasıl seveceksin? Et, kemik var. Geriye ne kalıyor? Bir şey kalmıyor ki.İnsan kısa süre sonra ölüyor. Toprakta da paramparça oluyor. İnşaAllah. Takvası kalıyor,inşaAllah. ahiret hayatı, sonsuz hayat önemlidir. Buradaki hayatı çok çabuk bitiyor.

 

(Hz. Mehdi (as)’ın adı hakkında)

Peygamber Efendimiz (sav) “adı adıma uygundur” diyor.Yani “denktir, müsavidir” diyor.Fakat hiçbir şekilde“adı Ahmet’tir”, “Muhammed’dir”, “Mustafa’dır” demiyor. “Babasının adı da babamın adına uygun düşer” diyor. “Adı Abdullah” demiyor. Adamlar çıkıyor, bazı kardeşlerimiz; “Abdullah oğlu Muhammed’dir”. Öyle bir şey demiş mi Peygamber (sav)? Dememiş. “Adı adıma uygundur” diyor. Peygamber (sav) bilmiyor mu onu demeyi?Onu özellikle demiyor Peygamberimiz (sav). “Adı adıma uygundur, müsavidir”, o kadar. “Babasının adı da babamın adına uygundur, denk düşer” diyor. Orada oturup kendi kendine “demek ki bunu demek istedi”. Yani o Peygamberimiz (sav)’e karşı da saygıya uygun bir şey olmaz. Sanki Peygamberimiz (sav) o sözü söylemeyi bilmiyor da o keşfetmiş oluyor. Vardır ya böyle kişiler olur, çok kolay bir şeyi kendi keşfetmiş gibi ortaya çıkarırlar. Özellikle birisi bir şeyi söylemez, o “küt” diye söyler. “Ben buldum” gibisinden. Böyle bir şey yok. Peygamberimiz (sav) onu özellikle söylemiyor. “Adı adıma uygundur” diyor. Baktığımızda, düşündüğümüzde, Peygamberimiz (sav)’in soyuna, soyadına baktığımızda, Adnan olduğunu görüyoruz soyadının. Muhammed Adnan’dır Peygamberimiz (sav)’in soyadı. Çünkü mesela bir insana soruyoruz, “senin soyadın ne?” diyoruz. Şu, tamam. Mesela Sayın Erdoğan.Başbakan’abiz “Sayın Erdoğan” diyoruz. Hanımına ne deniyor? Bayan Erdoğan. Oğluna yine aynı şekilde Erdoğan diye hitap ediliyor. Peki, babasına ne diye hitap ediliyor? Ona da Erdoğan diye hitap ediliyor. Mesela Süleyman Demirel’e biz Süleyman mı diyoruz? Demiyoruz. Ne diyoruz? “Sayın Demirel” diyoruz. Babasına “Sayın Demirel” diyoruz. O zaman Hz. Mehdi (as) çıktığında soyadı nedir Hz. Mehdi (as)’ın? Adnan olmuş oluyor.Adnani. “Adı adına uygun”u o zaman olduğunu tam anlamış oluyoruz. Çünkü Peygamberimiz (sav) bu devirde olmuş olsaydı ne diyecektik? “Sayın Adnan” diyecektik. Yani halk öyle hitap edecekti, birçok kişi öyle hitap edecekti. Bu şeye göre, dünyadaki şekline göre, hitap adabına göre, hitap terbiyesine göre soyadıyla hitap ediliyor. İsmiyle hitap edilmiyor. O zaman yurtdışında olan insan da, birçok insan da“Sayın Adnan” diye hitap edecekti. Hz. Ali (ra) ne diye hitap ediyor? Mustafa Adnan Peygamber diyor Peygamberimiz (sav)’e. Mustafa adı, Adnan soyadı. “Adı adıma uygundur” demesi “aynı soyadına sahibiz”anlamındadır. Yani Hz. Mehdi (as)’ın adı da Adnan, Peygamberimiz (sav)’in ismi de Adnan. Babasının ismi ne? Adnan. Aynı şekilde Hz. Mehdi (as)’ın babasının isi ne olmuş oluyor? Adnan olmuş oluyor. Yanicihedinden seyit olduğunu anlamış oluyoruz. Baba yönünden seyit olduğu anlaşılmış oluyor. Bu hadisin sırrı bu, bir. İkincisi, Ahir zamanda insanlara soyadıyla hitap edileceğini anlıyoruz. Peygamberimiz (sav)’in ikinci mucizesi.Bu devrin mühim bir özelliği. Yurt dışında da cumhurbaşkanlarına, başbakanlara, hepsine soyadıyla hitap ediliyor. Bir nezaket gereği. O zaman Hz. Mehdi (as) çıktığında soyadı nedir? Adnan’dır. Peygamberimiz (sav)’in adı ne? Adnan. Bu uyum. Buna dikkat çekilmiştir, inşaAllah.

 

(“Hocam neden hep masonik sembolleri kullanıyorsunuz?” seyirci sorusuna cevap)

Türk bayrağında ay vardır, aynı zamanda mason sembolüdür ay. Masonluğun mühim bir sembolüdür. Yıldız vardır, masonluğun mühim bir sembolüdür. Türk milleti masonluktan daha eski, inşaAllah. Türk milleti masonluğu mu kendine esas aldı? Masonluktan mı aldılar bu amblemi? Yok. Ay Kuran’da geçiyor. Güneş Kuran’da geçiyor. Ay ve güneş anlatılıyor. Ay ve güneş masonik sembollerdir. Kuran masonik sembolleri mi savunuyor? Mesela bak Azerbaycan bayrağında da yıldız var. Yıldızı aynı şekilde masonlukta da kullanılan bir yıldızdır.İnşaAllah. Peki, bu nedir? Azerbaycan masonluğun etkisinde mi? Değil. Kırmızı renk masonlukta vardır. Aynı zamanda Tevrat’ta da geçer lacivert, kırmızı renkler.Dolayısıyla benim öğrettiğim şeylerle bana böyle bilgi vermeye kalktığınızda ben biraz şaşırıyorum.Masonik sembol olmayan yer neresi olur ki? Şu mantık mı? Mesela lacivert masonik renktir. Altın rengi masonik bir renktir. Kırmızı da masonik renktir. Erguvani de masonik bir renktir. Ne yapacağız? Kullanmayacak mıyız? Ay, yıldız, güneş, sütunlar. Herkesin evinde sütun oluyor mecburen. Yani bina yıkılır sütun olmasa. Ne yapacağız? Mesela camilerdeki o imamların namaz kıldığı kısımdaki duvarın içine doğru oyuk kısım vardır, biliyorsunuz. Mihrap.Masonlukta aynısı vardır. İki tarafta o mumlar var mesela, mumlar veya sütunlar. İki tarafında sütun var camilerde. Aynı şekilde masonlukta da vardır. Her cami kapısında sütunlar vardır. Masonlukta da vardır.Camilerde 6 köşeli süslemeler vardır. Masonlukta var. Yani boş iş bu. Bununla bunun alakası yok. Yani masonik sembolle. O zaman sizin eve gelsem ben sana en az 20 tane masonik sembol bulurum evde. Mesela bal peteği deseni masonik semboldür. Arı masonik semboldür. Kum saati masonik semboldür. Çıpa masonik semboldür. Eğer bunların üstüne gidersek sen o eve giremezsin. Onun için o mantıklı olmaz.

 

(Komünistlerin şiddeti hoşuna gitmiş, kan dökücülüğü hoşuna gitmiş ve bu yüzden komünist olmuş kişilere yönelik)

Yeni komünist olmuştur. Oradan buradan bilgiler edinmiştir. Birileri bir şeyler anlatmıştır. Kitap da okumamıştır o. Dergilerden, oradan buradan edinmiştir. Komünist havasına girmiştir. O Che’nin resimlerini falan izlemiştir. Marks’ın sakallarına falan bakıp hayran kalmış olabilir. “Ne gümrah sakalları var” gibisinden. Komünistlerin şiddeti onun hoşuna gitmiş olabilir. Çünkü gaddar birine benziyor üslubundan anladığım kadarıyla ağabeyin. Komünistlerin sadistliği hoşuna gitmiş olabilir. Kan dökücülüğü hoşlarına gitmiş olabilir. Dine karşı olmaları, mukaddesata karşı olmaları hoşuna gitmiş olabilir. Yani psikopatlık hoşuna gitmiş olabilir. Bıraksan o zaten satanist olurdu. Bari ne yapıyor? “Komünist olayım” demiştir. Olay bu. Bunlar zaten eğer komünist olmazsa ya satanist oluyor, ya çetelere katılıyorlar. Sokak çetelerine katılıyorlar. Daha da olmazsa mafyaya katılıyorlar. Dolayısıyla bu tip adamlarda bu tip özellikler zuhur eder. Sen çok kültürlü ol, bilgili ol.  Kısa ve özlü olarak ona anlatırsın. O “anlamadım” dese de anlamıştır.Sen o konuda tedirgin olma.Sen mesela de ki “bir protein tesadüfen meydana gelmesi imkansız. Bir proteinin meydana gelmesi için başka bir proteine ihtiyaç var” dersin. O, onun kafasına çivi gibi çakılır. Ona sorsan der ki “yok, ben hiç etkilenmedim. Seni dinlemiyorum” falan der. Mühim değil. Komünizmin sosyal yapısını eleştirmekle netice alamazsın. Komünizmle mücadelede bu bir yöntem değildir. Bunda mağlup olursun. Onunla baş edemezsin. Komünizmin temelini havaya uçuracaksın. Komünizmin temeli nedir? Neyin üstüne kuruluyor? Diyalektik felsefenin üstüne kuruluyor. Diyalektik felsefe neyin üstüne kuruluyor? Darwinizm’in üstüne kuruluyor. Darwinizm’i yıkmak için nedir? İki noktadan vursan “küt” diye çöker. Mesela diyeceksin bir proteinler, iki fosiller. 350 milyon fosil var, diyeceksin.Herhangi bir değişikliğe uğramamışlar. Şu anki hayvanların görünümüyle aynılar. Hiç bir değişiklik yok. 350 milyon. Hiç bir değişikliğe uğramamış. Buna karşınDarwinistlerin gösterebileceği bir delil yok. Bir tane ara fosil gösteremezler, tek bir tane. Şimdi bu işi bitiriyor. Ama biz daha da sadeleştiriyoruz. Bak kromozomlara bile girmiyoruz. Kromozomlara girmiyoruz. Sadece diyoruz ki; “bir proteinin tesadüfen meydana gelmesi mümkün mü?” Tabii o cahilliğinden dolayı “mümkün” der ama sen ona diyeceksin; “bak en ağababanız, o elma yanaklı Dawkins bile ne diyor? Proteini ancak uzaylılar yapabilir, diyor. ‘Mümkün değil, dizayn edilmesi gerekiyor. Tesadüfen olması imkansız’ diyor.” Çünkü başka bir protein olmadan protein oluşamıyor. Peki,Marksizm neyin üstüne kuruluyor? Darwinist felsefenin üstüne, Darwinizm’in üstüne kurulmuş bir teori.Darwinizm gidince ne oluyor? Marksizm havada kalıyor. Temeli olmayan bir ev gibi. Temeli olmayan bir ev, yani düşün, duvarları gökte duran bir ev var. Ne olur? “Çat” aşağı çöker. Senin de yapacağın bu. Masonik sembollere de kafanı takma. Onlarla baş edemezsin.

 

(Kastamonu Lahikası, 57)

Özetle ne diyor? “İslâmiyete darbe vuranların” diyor. İslamiyet’e, Müslümanlara “darbe vuranların başlarında öyle müthiş bir patlayış olacak ki, kıyamete kadar unutulmayacak” diyor Bediüzzaman. Bak“İslamiyet’e,” Müslümanlara “darbe vuranların başlarında öyle müthiş bir patlayış olacak ki, kıyamete kadar unutulmayacak” diyor”. Bu çok vahim bir şeydir, ikazdır. Çok önemli bir ikazdır. Özellikle kimsenin konuşmadığı konuları biz böyle ısrarla vurguluyoruz ki, gündemde olsun diye.

 

(Kastamonu Lahikası, 148)

“Hem bu üç vezaifi birden” yani Mehdi (as)’ın üç vazifesi. İman hakikatlerini anlatmak, İslam’ı dünyaya hakim etmek. Saltanat ve siyaset aleminde faaliyet yapmak. “Bir şahısta,”tek bir şahısta “yahut cemaatte, bu zamanda bulunması” kendi zamanında “ve mükemmel olması ve birbirini cerhetmemesi pek uzak, âdeta kabil görülmüyor.” Adamlar ne diyor? “Yoo, bayağı kabil, mümkün” diyorlar. Bediüzzaman “yok” diyor, “olmaz” diyor. “Yok” diyor onlar,“olur” diyor. “Siz necisiniz?” diyoruz. “Biz nur talebesiyiz” diyor. Sen nur talebesi değilsin, senÜstad’ını hiç yerine koyuyorsun.  Fakat ne diyor Bediüzzaman? Bak“Âhirzamanda, Âl-i Beyt-i Nebevî'nin (A.S.M.) cemaat-ı nuraniyesini temsil eden HAZRET-İ MEHDİ'DE”Ne zamanmış? Ahir zamanda. Kendisinden sonra. “Ahir zamanda” diyor. Peygamberimiz (sav)’in cemaat-i nuraniyesini temsil eden, temsilci olan Hz. Mehdi (as)’da “VE CEMAATİNDEKİ ŞAHS-I MANEVÎDE ANCAK İÇTİMA EDEBİLİR.” Hz. Mehdi (as) var, cemaati var, ahirzamanda geliyorlar. Hz. Mehdi (as) ve cemaatinden bir fikir sistemi geliyor. “Onlar yapabilirler” diyor. “Ama benim zamanımda olması mümkün değil” diyor. “Ne diyorsunuz bu konuya?” diyoruz.“Tevazu ediyor tabii. Olur mu?” diyor. Yani yalan söylüyormuş Bediüzzaman. Yani ümmeti Muhammedi böyle ayetle, Kuran’la, hadisle kandırıyormuş. Tek amacı da neymiş? Mahkemede yargılandığı için ya Hz. Mehdi (as) olarak ima olursa, hapse düşer diye çekindiği için böyle yalan söylüyormuş, taktik yapıyormuş. Kardeşim hapisten çekinse 30 yıl hapiste kalır mı? 30 yıl hapiste yattı. Ne alaka? “Hapisten çekindiği için böyle yalan söylüyordu. Siz bakmayın öyle demesine” diyor. Mesela “ben seyit değilim” diyor. “Korktuğu için söylüyor” diyor. Ne korkacak? Bir tek Allah’tan korkuyor Bediüzzaman. Ne korkacak? “Ben seyit değilimneslen” diyor. Yani “senetli, belgeli olarak seyit değilim. Ona ait bir belge, ona ait bir araştırma yok. Ben Kürt olarak biliyorum kendimi” diyor.  “Yok, tevazu ediyor” diyorlar. Bediüzzaman diyor ki“ben Şafii’yim, Şafi mezhebindenim. Şafi mezhebine uyuyorum”. Talebeleri de diyor ki,“Şafi mezhebine titizlikle uyuyordu” diyorlar.  Peki, Bediüzzaman ne diyor? “Hz. Mehdi (as) en büyük müceddiden ve büyük müctehiddir. Bütün mezhep imamlarının üstündedir” diyor. Peki bütün mezhep imamlarının üstündeyse, hepsinden daha büyük alimse, mezhebe uyması haram olur zaten. Nasıl uyacak mezhebe? Kendi ictihadıyla hareket etmesi lazım. Nasıl oluyor peki bu? Bediüzzaman ömrü boyunca Şafi mezhebine titizlikle uymuştur. Eğer en büyük müceddid, en büyük müctehid olsa kendi mezhebini ki Resulullah (sav) zamanının mezhebini, yani Kuran mezhebini, Kuran’a bağlı olmayı esas alacaktı ki bu da mezhep değildir zaten. “Kuran’ın özüne bağlı bir sistem meydana getirecek” diyor Bediüzzaman Hz. Mehdi (as) için. “Ama ben Şafi mezhebindenim” diyor. “O en büyük müceddid ve müctehid olacaktır. Bütün mezhep imamlarının üstünde olacaktır. Mezhepleri kaldıracak” diyor Bediüzzaman. Bunu vurguluyor. Burada bunu görmüyoruz. Bediüzzaman ne diyor Hz. Mehdi (as) için? “Hâkimdir” diyor, “en büyük hakim”. Bediüzzaman ne zaman hakimlik yaptı? Yok, değil mi? Hakimlik yaptığı dönem olmadı hiç. Ama “Hz. Mehdi (as) hakim olacak” diyor. “Ve bütün İslam aleminin manevi kumandanıdır” diyor. Bediüzzaman’ın böyle bir kumandanlığı oldu mu? Olmadı. Diyor ki; “Hıristiyan ruhaniyeleriyle ittifak edip Hz. İsa (as) ile birlikte İslam’ı dünyaya hâkim edecek”. Böyle bir şey oldu mu? Olmadı. “Hz. İsa (as) onun arkasında namaz kılacak” diyor. Hadisten kaynak veriyor. Böyle bir şey oldu mu? Olmadı. Bunu Allah razı olsun, Bediüzzaman’ın has talebeleri açıklıyorlar da bir parça bu fitneyi oradan yatıştırdık. O kadar şiddetli yaymışlar ki o fitneyi, bak aylardan beri, yıllardan beri uğraşıyoruz, ancak dengeleyebildik.

 

(Risale-i Nur, 27. mektup 98. Sayfa)

“EY YÜZDEN” 100 rakamını veriyor bak, “tâ üç yüz seneden SONRAKİ YÜKSEK ASRIN ARKASINDA GİZLENMİŞ, SÂKİTÂNE BENİM SÖZÜMÜ DİNLEYEN VE BİR NAZAR-I HAFİYY-İ GAYBÎ İLE BENİ TEMÂŞÂ EDEN SAİD, HAMZA, ÖMER, OSMAN, YUSUF, AHMED, V.S. SİZE HİTAP EDİYORUM.” Şimdi burada ne diyor? Ta 300 seneden, yani hicri 1300’de olduğu için. “EY YÜZDEN tâ üç yüz seneden SONRAKİ” 300’den sonraki 100. Bunu nasıl vurguluyor ayrıca?Van Kalesi mezartaşı olmuş. "EY YÜZ SENE SONRA GELENLER! ‘ŞU KALENİN BAŞINDA BİR MEDRESE-İ NURİYE ÇİÇEĞİNİ YAPINIZ.  1300 den sonra 100 daha eklersen 1400 yapar. “Van Kalesi mezartaşı olmuş.” bakın şuradan alalım: “Medresetü’z-Zehranınmekteb-i iptidaîsi ve Van’ın yekpare taşı olan kalesinin altında bulunan Horhor medresemin vefat etmesi ve Anadolu’da bütün medreselerin kapatılmasıyla vefat etmelerine işaret ederek, umumunun bir mezar-ı ekberi hükmünde olmasına bir alâmet olarak, o azametli mezara azametli Van Kalesi mezartaşı olmuş. ” Yani Van’daki bir olaydan bahsediyor. Ama “100 sene sonra benden” diyor. 1300’den sonra. “EY YÜZ SENE SONRA GELENLER! ‘ŞU KALENİN BAŞINDA BİR MEDRESE-İ NURİYE ÇİÇEĞİNİ YAPINIZ. CİSMEN DİRİLMEMİŞ, FAKAT RUHEN BÂKİ VE GENİŞ BİR HEYETTE YAŞAYAN MEDRESETÜ’Z-ZEHRAYI CİSMANÎ BİR SURETTE BİNA EDİNİZ" DEMEKTİR. ZATEN ESKİ SAİD EKSER HAYATI O MEDRESENİN HAYALİYLE GİTMİŞ VE O MATBU RİSALENİN 147’NCİ SAYFADAN TÂ 157’NCİ SAYFAYA KADAR MEDRESETÜ’Z-ZEHRANIN TESİSİNE VE FAYDALARINA DAİR EHEMMİYETLİ HAKİKATLERİ YAZMIŞ.” diyor.Bakın “EY YÜZ SENE SONRA GELENLER” 1300’den sonra yüz. Buradan da Mehdiyet’in devrini yine görüyoruz. Hicri 1400. Çok net. Başkaları da bundan kurtulmak için Hicri 1300’ü, 300 sene daha ekliyor. Okuyamıyor musunuz? Bak, “EY YÜZDEN tâ üç yüz seneden SONRAKİ” diyor. Sonra bunu ayrıca devam ediyor. Diyor ki bak “EY YÜZ SENE SONRA GELENLER”. Çok net. 1300’de bunu söylüyor. 100 sene sonra nedir? Hicri 1400. Ama Van’a dikkat çekmesi tabii çok manidar Bediüzzaman’ın. Van’da bir olaydan bahsetmesi çok manidar. Van kalesinin mezar taşı olacağını belirtmesi çok manidar. Bak “Van kalesi mezartaşı olacak” diyor. “Mezar taşı olmuş” diyor inşaAllah. Tarih de veriyor, inşaAllah.Evet, buradaki açıklamalarda başka sırlar var. Fakat onları daha ileriki bir zamanda inşaAllahanlatacağız. 

 

(Ürdün'ün başkenti Amman merkezli Kraliyet İslam Strateji ve Araştırma Merkezi’nin 2011 yılı için hazırladığı “Dünyanın en güçlü 500 Müslümanı” listesinde Sayın Adnan Oktar’ın da yer alması hakkında)

Bilim ve teknoloji alanında birinciyim? Birinci seçmişler? İyi, şahane. MaşaAllah.

 

(Metamorfoz geçiren bir hayvanın tamamen dokuları sıvı hale geliyor ve yepyeni bir yaratılışla baştan yaratılıyor.)

O çok acayip.O çok çok acayip. O kadar şaşırtıcı ki Allah’ın sanatı. Ne kadar acayip. Önce mesela kurtçuk halinde, sonra başka şekle giriyor, sonra oturuyor kelebek oluyor. Hepsinde ayrı yetenekler, hepsinde ayrı özellikler, hepsinde ayrı bir güzellik, ihtişam. Çok şaşırtıcı. MaşaAllah.

 

 “Hadisler tahrif oluyor” diyor. Hadisler tahrif olmuyor, bütün açıklığıyla ispat oluyor. Nasıl tahrif oluyor? “Afganistan işgal edildi” diyor, ispat ediyoruz. Bu tahrif mi? Bu ispat. 15 arayla ay ve güneş tutulmalarını ispat ediyoruz Ramazan Ayı’nda, ispat. Tahrif değil, ispat var. “Kuyruklu yıldız çıkacak” diyoruz, iki tane. Hadislerden belirtiyoruz. Halley kuyruklu yıldızını ispat ediyoruz, çıktığını. Lulin kuyruklu yıldızının iki uçlu olduğunu, Peygamberimiz (sav)’in tarif ettiği şekilde olduğunu fotoğraflarla, belgelerle ispat ediyoruz. “Diğer kuyruklu yıldızların aksi istikameti gider” diyor Peygamberimiz (sav), onu ispat ediyoruz. “Daha parlaktır kuyruklu yıldızlardan” diyor. Onu da ispat ediyoruz. Tahrif nerede burada? Hepsi doğru. Hepsini ispat ediyoruz inşaAllah. “1500’de kıyamet kopacak” demedik. 1500’den sonra kıyamet bekleniyor. Bediüzzaman “1545 gibi” diyor. 70 yıllık İslam’ın hakimiyeti var. Bu sözümüz de 8 tane sahih hadise dayanıyor. Bak diyor ki “bu hususta hadis olduğunu ortaya atarak Resulullah (sav)’e iftira diliyor”. İftira yok, ispat var. Ben Suyuti’nin eserlerinden gösterdim, 8 tane. “5600 yıl geçmiştir” hadisini de yine İmam-ı Hanbel söylüyor. Yani hem hadis imamı, hem mezhep imamı.

 

(Beşinci Şua, 923. sayfa)

Bediüzzaman diyor ki; “elbette ahir zamanda şeriat-i Muhammediyeyi ve hakikat-i Furkaniyeyi ve sünnet-i Ahmediyeyi (A.S.M.) ihya ile,” yani Kuran ve sünneti, İslam’ın dünya hakimiyetini, İttihat-ı İslam’ı, Kuran ahlakını “ihya ile”. İhya ne demek? Geliştirmek, güçlendirmek. Ve “ilan ile”. İlan etmek ne demek? Dünya çapında ilan ediliyor. Ve “icra ileicra ne demek? Uygulamak, hayata geçirmek. Bediüzzaman kendi zamanında böyle bir icrası oldu mu mübareğin? Olmadı. “başkumandanları olan” diyor. Bediüzzaman İslam âlemininbaşkumandanlığını yaptı mı? Böyle bir şey var mı? “Büyük Mehdi’nin kemal-i adaletini” büyük adaletini. Adalet saçacak etrafa, diyor. Bediüzzaman’ın adaleti uygulayan bir çalışması oldu mu? İslam âlemindeki adalet sistemine yönelik bir çalışması oldu mu? Olmadı. “ve hakkaniyetini dünyaya göstermeleri” bak bütün dünyaya göstermeleri “gayet makul olmakla beraber, gayet lazım ve zaruri ve hayat-i içtimaiye-i insaniyedeki düsturların muktezasıdır...”“gerekir, olacaktır” diyor. Dolayısıyla nereden baksan bir Hz. Mehdi (as)’ı kapatma, örtbas etme faaliyetinin var olduğunu görüyoruz. Biz de sürekli bunu açıyoruz.

“Büyük Mehdi (as)’ın çok vazifeleri var” diyor Bediüzzaman. Adamlar ne diyor? “Yok, iki tane” yahut “bir tane” diyorlar. Bediüzzaman “çok” diyor bak, “Büyük Mehdi (as)’ın çok vazifeleri var. Ve siyaset âleminde,” bir kere bak siyaset aleminde de etkili Hz. Mehdi (as) “diyanet aleminde, saltanat aleminde, cihad alemindeki” Yani İslam’ı yayma. “çok dairelerde icraatları olduğu gibi,”. Kimin? Hz. Mehdi (as)’ın. Büyük Mehdi (as)’ın. “her bir asır me'yusiyet vaktinde, kuvve-i maneviyesinite'yid edecek bir nevi Mehdi'ye veyahud Mehdi (as)’ın onların imdadına o vakitte gelmek ihtimaline muhtaç olduğundan; rahmet-i İlahiyye ile her devirde belki her asırda bir nevi Mehdi Al-i Beyt-ten çıkmış, ceddinin şeriatını muhafaza ve sünnetini ihya etmiş. Mesela: siyaset sahasında Mehdî-i Abbâsî,”. Mehdiler gelmedi demiyor Bediüzzaman. Çıkar, diyor. Ama bak mesela siyaset... Mehdi-i Abbasi hangi konuda gelmiş? Siyaset âleminde. Ama diğer âlemlerde gelmemiş. Siyasetâleminde geldi Mehdi-i Abbasi, diyor. “diyanet âleminde Gavs-ı Âzam,” Abdülkadir Geylani. Diyanetâleminde, ama siyaset âleminde gelmemiş veya saltanat âleminde gelmemiş. Sadece o konuda gelmiş, diyanet âleminde. Bediüzzaman da Gavs-ı Azam gibi diyanet âleminde gelmiş bir Mehdi. Mesela Mevlana Halit diyanet âleminde gelmiş bir Mehdi. Abdülkadir Geylani diyanet âleminde. Mesela Şah-ı Nakşibent diyanet aleminde. “aktâb-ı erbaa (dört ünlü ehli sünnet âlimi olarak bilinen kişiler) ve oniki imam (Hz. Ali'nin soyundan gelen oniki halife) gibi” diyor bak. Örnek veriyor. Bunlar hep diyanet aleminde gelmişlerdir, diyor. Ama siyaset âleminde de Mehdi-i Abbasi gelmiştir, diyor. Mesela saltanat aleminde gelen Mehdiler de var. Mesela Sultan Süleyman. “büyük Mehdi (as)’ın bir kısım vazifelerini icra eden zatlar” diyor bunlar. Bir kısım vazifelerini icra eden zatlar.Mehdi hakkında gelen rivayetlerde, medar-i nazar Muhammed Aleyhissalatü Vesselam olduğundan rivayetler ihtilaf ederek, bir kısım ehl-i hakikat demiş: "Eskide çıkmış."” demişler diyor.“Her ne ise... Bu mes’ele Risâle-i Nur’da beyân edildiğinden, onu ona havâle ile burada bu kadar deriz ki: (Şualar, 456)” diyor ve devam ediyor, işte bu dediğimiz açıklamayı yapıyor Bediüzzaman.  “Fakat bunda Risale-i Nur şakirdleri yerine Mevlana Halid'inşakirdleri o bulut zulümatını dağıttıklarından”, bulut diyor o şeye. Duman zuhuru olarak alıyor. “Bu ayet bu cihette onların başlarına remzen (işaretle) parmak basıyor. Şimdi hatıra geldi ki, eğer şeddeli "lamlar" ve (mim) ikişer sayılsa bundan bir asır sonrazulümatı dağıtacak zatlar ise,Hazret-i Mehdi (as)’ınşakirdleri olabilir.” (Şualar, Birinci Şua, s. 85). Bediüzzaman’ın bunu dediği zaman tam hangi vakit? 1912’ler aşağı yukarı. 100 yıl ekle; 2012. Bak diyor ki “bundan bir asır sonra zulümatı dağıtacak zatlar ise,” yani Darwinizm’i materyalizmi dağıtacak zatlar ise. “Hazret-i Mehdi (as)’ınşakirdleri olabilir.” Açık değil mi buradaki ifade? Bir asır sonra, diyor.Her ne ise... Bu nurlu âyetin çok nuranî nükteleri var.” 2023’e de bakıyor çünkü. 2023’ün tarihini de veriyor. “Fakat biz kısa kestik” diyor inşaAllah. “baktın mı görürsünüz” diyor inşaAllah.

2011-12-06 11:08:46
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top