Adnan Oktar'ın 02 Aralık 2011 tarihli röportajından önemli başlıklar

A9 TV; 2 Kasım 2011

 

(Kuran okuyan hanımların okuyuş şeklini eleştiren bir kişi hakkında)

“Her Arap’ın şivesi ayrı olur. Hepsinin ayrı. Herkesin kendine has bir şivesi olur. Herkesin ayrı bir vurgusu olur. Birbirinin aynı olur mu? Cenab-ı Allah bizim ne dediğimizi anlıyor. Karşımızdaki insan da anlıyor. Bitti. İnşaAllah.

 

Sevgisizlik, muhabbetsizlik, hasetlik, kıskançlık ahir zamanın deccali hastalığı. Çok yaygın. Haset acayip yaygın. O onu kıskanıyor, o onu kıskanıyor. Haset ediyorlar falan. Vefasızlık yaygın. Mesela bak demin Türkeş’in, rahmetli Başbuğ’un filmi vardı. Ne güzel.Niye unutulsun Başbuğ? Kıyamete kadar unutturmayız. Şehidimiz Muhsin Yazıcıoğlu niye unutulsun? Kıyamete kadar unutturmayız. Erbakan Hocam’ın filmi vardı daha önce. Niye unutulsun? Onu da unutturmayacağız kıyamete kadar. Ne güzel. Onlarla hayat güzel oluyor. Kuran’la, İslam’la, sünnetle ve İslam’a hizmet eden büyüklerimizle. Tabii. Çok çok güzel. Sevgisizlik o kadar berbat şekilde tezahür ediyor ki. Yani insanlar bunun farkına varmıyorlar, makul görüyorlar. Mesela televizyonlarda ki tartışma programlarında sevgisizlik hakim, hissediliyor.Sevgi yok, şefkat yok, muhabbet yok, insana saygı yok, bir kısmında. Eyeşme, laf sokma, azarlama, birbirlerinin üstüne çıkmaya çalışma, lafın altında kalmamak için olmadık atraksiyonlar. Yani hâkim olan yoğun bir sevgisizlik. Ahir zamanda deccalin marifeti bu. İnsanlardan sevgiyi aldı. Sevgisizlik çok çeşitli şekillerde insanlarda tezahür ediyor. Gerçek sevgiyi gösteren insanlara da uzaydan gelmiş gibi görüyorlar. Acayip, hayretle bakıyorlar.“Allah Allah, bu nasıl oluyor böyle?” diyor. Şaşırıyor. İnşaAllah, MaşaAllah’a şaşırıyor. Alışmamış kulağı. “Sürekli İnşaAllah, MaşaAllah diyorlar. Sürekli Allah’ı anıyorlar” diyor. Hayret ediyor. Allah’ın anılmasına hayret ediyor. Alışmış. Çünkü bir konuşmada, televizyon programında falan, Allah’tan bahsedilmesi çok nadir oluyor bazı kanallarda. Çok çok nadir. İnşaAllah, maşaAllah’ı sık duyunca adam irkiliyor. Çok nadir duymak istiyor. Ölümü çok nadir duymak istiyor. Ahireti, cenneti, cehennemi çok nadir duymak istiyor. Mesela bak televizyon programlarında dini programlar oluyor; cennetten az bahis var, cehennemden az bahis oluyor. Özenle kaçınıyorlar. Ama hurafe konusu oldu mu, yoğun. Hurafeyle insanları dinden soğutuyorlar. Bizde buna müsaade etmiyoruz tabii.

 

(Kastamonu’da A9 tanıtımı yapan kardeşlerimiz hakkında)

MaşaAllah. Kardeşim, işte bak kardeşlerimiz bize kolaylık sağlıyorlar. Kimi kardeşlerimiz de diyor ki “Hocam bana kitap gönder, dağıtayım”. Şimdi ben gideceğim, kitabı alacağım, postaneye gideceğim, oradan göndereceğim. Ben tebliğ ile uğraşıyorum, mahkemelerimiz oluyor, iftira atanlar oluyor, oyun oynayanlar oluyor. Kardeşlerimizin annelerinden, babalarındanhastalananlar oluyor.Onlarla ilgileniyorum. Hastaneyle ilgileniyoruz. Birçok konu oluyor. Kitaplar var. Kitapların hazırlanması, onların yazılması, onlara resim seçilmesi var. CD’lerin hazırlanması var. Bu kadar işimin gücümün arasında bana iş bulmamı istemeleri veyahut benden para istemeleri kardeşlerimizin, ben şaşırıyorum. Bunu nasıl bir vicdandır? Nasıl bir akıldır? Bula bula gelip beni bulmaları çok acayip. Birçok iş adamı var. Birçok yapabilecek insan var. Ben sürekli tebliğle uğraşan insanım, geceli gündüzlü. Televizyon programları hazırlıyoruz, onların filmleri var. Onlarla uğraşıyoruz. Bu vicdana, akla sığacak bir şey değil. Kardeşlerimizin bu konuda makul düşünmeleri lazım. En ufak sorununu benden istiyorlar. Çok acayip bir şey bu. Burada derin, vicdanlı, akılcı olaya bakacaklar, inşaAllah.Mesela kardeşlerimiz çok güzel, Kastamonu’da çok güzel faaliyet yapıyorlar. Hiç bana bir zorluk da çıkartmıyorlar. Sorun da çıkartmıyorlar. Sadece müjdesini bize gönderiyorlar.Yahut bir kitaplık açıyorlar, müjdesini gönderiyorlar, bir şey yapıyorlar müjdesini gönderiyorlar. Bize müjdeleri göndersinler. Ama “şunu yapın, bunu yapın”; bunu demek vicdana uygun görünmüyor.

 

(TNT’deki Hayatın Şifreleri programında Aytunç Altındal’ın ve bazı kişilerin“kan kampanyalarının İlluminati’nin kontrolünde”iddia etmeleri hakkında)

Böyle ilginç, toplumun gözünden kaçtığını söyledikleri şeyler. Mesela“haberiniz yok sizin, beyniniz radyo dalgalarıyla kontrol altına alınıyor”, “genetik kodunuz tespit edildi; yeni bir silah geliştirecekler, bütün Türk ırkı ve İran ırkı ortadan kaldırılacak. Irak, Arap ırkını da şu an inceliyorlar. O ırkı da ortadan kaldıracaklar”, “uzaylıların gelmesi an meselesi”, “Illuminati yer altındaki örgütünü kurdu”… Böyle ilginç şeyler anlatınca kahvesini alan, çayını alan ortalığa geliyor. Buna “geyik muhabbeti”derler biliyorsunuz. Ünlü geyik muhabbeti. Geyik muhabbetinin de talibi çok oluyor. Benim de tanıdıklarım vardır böyle. Bir kere kan kampanyasını devlet yaptı. Tamamını devlet yaptı. Oktar Babuna’nın orada, ancak bir fikir vermiş olabilir, o kadar. Şahsi bir müdahale hiç yoktur. Kanı toplayan baştan sona kadar devlettir. Organize eden de devlettir. Kanı yurt dışına çıkaran da devlettir. Mesut Yılmaz’ın hanımıdaişin içindeydi. Tamamen devlettir. Zaten 300 ayrı dosya açıldı. 300 kişi yargılandı. Emniyet müdürleri, emniyet genel müdür, vali, devletin hastaneleri, devletin doktorları, profesörler, askerler. Bunlar yargılandı.Hepsi takipsizlik kararı aldı. Oktar Babuna dolaylı yargılandı, diğerleri direkt yargılandılar. Dolayısıyla Oktar Babuna’yla alakası olan bir konu değil, bu bir. İkincisi bir insanın kan örneğini almanın gayesi ne orada? “Genetik kodunu tespit etmek” diyorsa; bütün paraların üzerinde insanların genetik kodu olur. Parayı tuttuğu an genetik kodu paraya geçer. Otobüste giderken otobüsün herhangi bir demirini, bir parçasını falan tutarsa genetik kodu geçer. Çay içtiğinde çay bardağına geçer. Kapı koluna geçer. Berbere gittiğinde tıraş olduğunda saçlarında çok miktarda genetik kod berberde kalır. Bunlar hiç samimi ifadeler değil. Amerika’ya bizim vatandaşlarımız gidiyor, devlet hepsinin kontrolünü yapıyor. Hasta mı, değil mi? Hasta olanlar hastaneye gidiyorlar. Orada kan alınıyor. Orada istediği bilgiyi elde edebilir. Veyahut parmak izini alıyor Amerika’ya girişte, pasaportunda parmak izi. Parmak izini aldığında, pasaportunda, orada zaten genetik kodu oraya geçmiş olur anında. Veyahut mesela Almanya’da bizim 3 milyon, 4 milyon vatandaşımız var.Hepsi Alman hastanelerine gidiyorlar. Genetik kodunu Alman hastaneleri hepsi tespit ediyor işte. İngiltere’de çok fazla vatandaşımız var. İngiliz hastanelerine gidiyorlar. Genetik kodlarını almış oluyorlar hastaneye gitti mi. Burada da Amerikan hastanesi var. Vatandaşlar gidip kanını aldırıyorlar. Her gün yüzlerce hasta gidiyor. Hepsinin kanı alınıyor.Genetik kodları o zaman Amerika’ya sürekli gidiyor onların kafasına göre. Alman hastanesi var. Fransız hastanesi var. Onlardemek ki sürekli genetik kodları tespit ediyorlar o kafaya göre, o mantığa göre. Olur mu öyle şey? Mantıksız. Genetik kodu elde etmek son derece kolaydır. Yurt dışına çıkıyorsa bir insan, her yönden onun genetik kodunu elde etmek mümkündür. İlla kana gerek yok. Söylüyorum işte, bir yere elini bir sürmüş olması bile yeterlidir. Hemen genetik kodu geçer. Barkod sistemiyle devlet barkodladı alınan kanları, devlet götürdü, devlet teslim etti, neticelerini de devlet aldı. Dolayısıyla Oktar’la ilgili bir konu yok. Ama Oktar gidip anlatsın. İlluminati, böyle şeylerle insanları meraklandırmak, heyecanlandırmak.Kimi “yer altında bir imparatorluk var” diyor. Kimi bilmem ne falan diyor,hani insanların gözünden kaçan.En ziyade “uzaydan dalga gönderip deprem yapıyorlar” diyorlar. Yeni çıkan şey o.Uzaydan dalga gönderiyorlarmış, deprem. Tsunami meydana getiriyorlarmış uzaydan. Amerika kendi kendine tsunami mi yapıyor yani? Kendi vatandaşı da orada mağdur kalır. Ne alakası var?

 

(Diyanet’in, cumhuriyet tarihinde ilk defa bu sene Kerbela şehitlerini anma günü düzenlemesi hakkında)

Kardeşim, şu ana kadar olmaması zaten çok acayip. Çok şaşırtıcı. Ama işte Mehdiyet’in gölgesi oraya da vurdu demek ki, maşaAllah. Güzel bir gelişme.

 

(Metamorfoz geçiren bir kelebek: bir tırtıl metamorfoz geçireceği zaman, yani kelebeğe dönüşeceği zaman etrafına bir koza örüyor. Bu kozanın içinde ölüyor. Ölüme yaklaşmıyor, bildiğimiz anlamda ölüyor. Bütün hücreleri ölüyor. Hücre duvarlarının tamamı yıkılıyor. Proteinlerin birçoğu yıkılıyor. Ve yepyeni bir yaratmayla Allah tekrar yaratıyor bu canlıyı.)

Ama bu çok çok acayip. Bu yeri göğü birbirine katacak olay. Bak, hayvan su haline geliyor artık. Tamamen dağılıyor. Yeniden mükemmel bir hayvan meydana geliyor. Nefes kesecek olay. Başka açıklaması yok. (Bütün sinir sistemi baştan yapılandırılıyor. Bulunan nöronların arasındaki bağlantı tamamen kopuyor. Başka yerlere taşınıyor ve baştan yapılandırılıyor. Bir beyin oluşturuluyor, hiç yoktan. Akciğer sistemi değişiyor. Hiç yoktan sindirim sistemi oluşturuluyor. Uçan bir canlı olacağı için navigasyon sistemi oluyor. Gözleri, her şeyi baştan oluyor. Bunu şöyle bir benzetmeyle ne kadar mucizevî bir şey olduğunu anlatmışlar: bir araba yolda giderken bir anda kendi parçalarından üstüne bir hangar kapatıyor. Ondan sonra o hangarın içinden camlar patlıyor, boyalar sökülüyor. Her şey toz haline geliyor. Ama küçük parçalar değil, tamamen toz oluyorlar. Sonra da onun içinden bir helikopter çıkıyor.)MaşaAllah. (Bu kadar mucizevi bir şey maşaAllah). Çok güzel anlatmışlar. Doğru tabii. (Bir de Allah’ın insana hafıza vermek için beyne ihtiyacı olmadığının da bir örneği oluyor burada. Tırltıllar üstüne bir araştırma yapıyorlar. Tırtılları bazı kokulara tepki verecek şekilde, onlardan kaçacak şekilde eğitiyorlar. Aynı tırtıllar metamorfoz geçirip kelebek olduğunda hatırlıyor o kokuyu. Normalde beyin yok, yani beyni tamamen eriyip sıvı hale geliyor. İnsan beyninde hafıza merkezinde bir hata olsa, bir bozukluk olsa, yaralansa insan her şeyi unutuyor, hatırlayamıyor. Allah sebep olarak orayı yaratıyor. Ama Allah bu canlılarda o şekilde bir sebep yaratmıyor. O da çok mucizevi maşaAllah.) Bu apayrı bir konu. Apayrı bir mucize. Çok derin bir mucize. Onun da tabii ayrıca, tek başına kapsamlı incelenmesi, anlatılması gerekir. Ayrıca bir daha yeniden bölüm bölüm, parçalara ayırarak anlatırız inşaAllah.

 

(“Güneşin batıdan doğmasının İslam’ın Amerika’dan doğacağına işaret ettiği söyleniyor, doğru mu?” sorusu üzerine)

Yok, güneşin batıdan doğması gerçek anlamda olacak.

 

(“Hz. Mehdi (as) Illuminati, masonluk teşkilatlarının hakkından gelebilir mi?” sorusu üzerine)

Bu teşkilatların hakkından Allah gelir, Hz. Mehdi (as)’ı vesile eder.

 

(“Sizce İttihad-ı İslam gerçekleşmiş midir, gerçekleşmek üzere midir?” sorusu üzerine)

Daha başlangıcındayız. Daha var.

 

(Nijerya’da Aküra Üniversitesi’nin mescidinde cuma namazı çıkışında Harun Yahya kitaplarını dağıtan birisini gördüğünü belirten izleyiciye yönelik)

MaşaAllah. Ama bunları belgeleyip gönderseler iyi olur. Bu tip şeylerde kardeşlerimiz hemen telefonlarıyla çekebilirler, bilgisayarın imkanı da var değil mi? Öyle bir şey de yapabilirler. Belgelendirirlerse çok iyi olur.

 

(Bir izleyicinin söylediği “bana göre siz kesinlikle Hz. Mehdi (as)’sınız” ifadesi hakkında)

Tamam, ümitvar ol, güzel. Ama bunu söylediğinde sen, Allah vermesin, ne olursun? Dinden çıkarsın. O kafasına kabak gibi bir şey geçiren dede ne diyor? “Ben Mehdiyim” diyor adam. Ne demek istiyor? “Ben günahsız, masumum, cennetliğim” diyor. “Müslümanlar ümit ve korku arasında olacaklar, ama benim ümit ve korku arasında olmama gerek yok” diyor. Ben o garibanı örnek vermem de, onun gibi çok fazla adam var. Şimdi bana bir sürü Mehdi adayı var buraya yazan. Ben örnek olması için, anlaşılması için söylüyorum. Dolayısıyla bu bir iltifat falan değil. Seni dinden çıkarır, başın belaya girer, Allah vermesin. Tövbe et bu günahın için. Değil mi? Kendini toparla. Hüsnü zan güzeldir. “Olabilirsiniz, inşaAllah olursunuz” demek ayrı, “siz öylesiniz, Hz. Mehdi (as)’sınız” dedin mi dinle imanla alakan kalmaz. Yeniden kelime-i şahadet getirip dine girmen lazım. Allah esirgesin. Değil mi? Adamın dini imanı kalmaz. Allah vermesin.

 

(Taraf gazetesi yazarı Ramazan Rasim’in hâşâ “İslam dininin eğlencesinin az olduğunu, gençlerin İslam’a yönelmesi için Müslümanlık adına eğlenceli ortamların daha fazla olması gerektiğini” yazdığı yazısı hakkında)

Eğlence istiyor. Kerata, her gün Müslüman eğlenir zaten. Ben mesela her günüm eğlencelidir, neşelidir. Sofra kurarsın, eğlenceli olur. Sohbet ortamı olur, eğlenceli olur. Müzik dinlersin, eğlenceli olur. İstiyorsa gitsin mastika oynasın kerata. Onu tutan mı var? Allah Allah. Kendi eğlencesini kendi oluşturacak inşaAllah. İnsan kafasını çalıştıracak. Güzel mesela bir gezintiye çıkarsın, eğlencedir. Evin önüne çiçek ekersin, onlara bakarsın, bir eğlencedir. Sevdiklerinin güzelliği bir neşe vesilesidir, sevinç vesilesidir.

 

Sevgiyi nasıl durdurabiliriz?”. Nasıl durduracaksın? Hapishanede bile durduramadınız. Hapishane de bile sevgi doluydum inşaAllah. Her zaman sevgi doluyum. Her zaman coşkuluyum. Her zaman muhabbet ehliyim. Bulunduğum meclis neşe meclisidir, sevinç meclisidir.İmanla neşe olur. Yoksa sen gidersin, düğüne gidersin mastika oynarsın ama için yanıyordur. Oynasan kaç para? Müzik dinlesen kaç para? Önce içte neşe olacak. Düğün insanın kalbinde olacak. Düğün kalpte olmadıktan sonra hoplama, zıplama, bağırma, çağırmayla olmaz. Fashion TV’de bakıyorum, gençler böyle, parmaklar yukarıda falan. Güya dans ediyorlar. Hopluyor, zıplıyor. Kızlar dillerini çıkarıyorlar. Parmaklarınla işaretler yapıyorlar. Neşeli gösteriyorlar kendilerini. Yahut zafer işareti yapıyorlar. Bağırtı, çağırtı, çığlık. Benim gördüğüm hiçbiri mutlu değil. Nasıl mutlu olsun adam? Bir kere orada bir tane seveni yok. Bir tane güveneceği adam yok. Sağlıksız ortam, uykusuz, berbat bir ortam. Berbat derken yani alkol var, uykusuzluk var, tehlikeli insanlar var. Hepsi için demiyorum da genelde böyle. Orada adam sağında mafya, solunda bilmem ne. İleri tarafında sapık bilmem kim. Nasıl insan orada huzurlu olabilir, rahat edebilir? Ne ahiret düşüncesi var, ne Allah sevgisi var, ne Allah korkusu var. Hepsi için demiyorum da bir kısmı için. Öyle bir ortamda insan ancak acıyı tadabilir. Acıyı yaşayabilir. Mutlu olamaz insan. Mutlu olması için önce Allah’ı aşkla sevmek lazım. Tutkuyla Allah’ı sevmek lazım. Ki ondan sonra mutlu olunsun. Ne lüks eşyalar insanı mutlu eder… Mesela farzedelim yatıyla çıkar, gezintiye çıkar; deniz onu korkutur. Yatın motorunun gürültüsü onu korkutur. Mesela yatla geçerken orada gençleri görüyor, kendisini kıyaslıyor. Istırap duyuyor.

 

Beşinci Şua’yı Bediüzzaman Hazretleri, bence Risale-i Nur’un kalbidir Beşinci Şua. Yani Beşinci Şua’yı okumayan adam Risale-i Nur’u anlayamaz.  Beşinci  Şua, Kuran’ı tefsirin sırrını, hadisleri tefsirin sırrını en mükemmel anlatan yerdir. Bütün sır Beşinci Şua’dadır. Mehdiyet, İttihad-ı İslam, Türk-İslam Birliği, süfyan, deccali mükemmel anlatır Bediüzzaman. “Marksist, Leninist düşüncedir” diyor deccaliyet. “Darwinizm’dir” diyor. “Marks, Stalin, Lenin de onun ekibidir” diyor. Süfyan da Hafız Esad’dır. Şam’da çıkması, Arap komünizmini dünyaya yayması, Allah’sız, Kitap’sız olması, Müslümanları kitleler halinde katletmesi, odur, inşaAllah. Benim dışımda Beşinci Şua’yı okuyan da yok radyolardan, televizyonlardan.Hayatta olmamış bir olay. İlk defa, Bediüzzaman’dan sonra ilk defa ben okuyorum. Beşinci Şua’yı hiç kimse okumamıştır.

 

(Sayın Adnan Oktar münafıklarla ilgili ayetleri açıklıyor)

 

Tevbe Suresi, 74:

Allah Tevbe Suresi 74’de münafıklar için diyor ki:“Allah'a and içiyorlar ki (o inkar sözünü) söylemediler.”  Alenen inkârı söylemediler, diyor. Kendi iddiaları bu,“biz inkâraait bir ifade kullanmadık, dinsiz değiliz, Müslüman’ız, bir eksiğimiz yok” diyorlar.Oysa andolsun, onlar inkar sözünü söylemişlerdiryani farkında değiller. İnkâra ait çok fazla sözleri var.Çok fazla ifadeleri var. Farkında değiller.ve İslamlıklarından sonra inkâra sapmışlardır ve erişemedikleri bir şeye yeltenmişlerdir.İslamlıklarından sonra inkâra sapıyorlar,inkara saptıklarının da farkına varmıyorlar. Yahut farkına varılmadığını düşünüyorlar.ve erişemedikleri bir şeye yeltenmişlerdir.Münafıkların ilk yapacağı şey hemen Müslümanlardan intikam almaya kalkmaktır. Suç işlediklerini bildikleri için, ahlaksızlık yaptıklarını bildikleri için Müslümanlardan ayrıldıklarında hemen psikopatlık, ahlaksızlık ve alçaklık yaparlar. Ya ihbarda bulunmak, ya Müslümanları mağdur durumda bırakmak, ya aleyhlerinde yazı çıkartmak, ya aleyhlerinde dedikodu çıkartmak şeklinde hemen intikama kalkışıyorlar. “Oysa intikama kalkışmalarının, kendilerini Allah'ın ve elçisinin bol ihsanından zengin kılmasından başka (bir nedeni) yoktu.” Allah’ın elçisinin,mesela asrımızda kimdir? Hz. Mehdi (as). Peygamberimiz (sav) zamanında Resulullah (sav). Son derece iyi davranıyor Müslümanlara. Onlara her türlü imkan sağlıyor, kolaylık sağlıyor, iyilik sağlıyor. Fakat o rahatlık onlara tabiri caizse batıyor. Bu sefer ahlaksızlık yapmaya karşı daha cüret buluyorlar. Halbuki zor durumda yaşasalar belki bunu yapmayacaklar. Ama rahatlık battığı için azgınlaşıyorlar. Daha beter, daha azgın,daha çok talepte bulunan, daha gözü dönmüş ve karaktersiz bir yapıya giriyorlar. “Eğer tevbe ederlerse kendileri için hayırlı olur,” diyor Allah.“eğer yüz çevirirlerse” eğer itaat etmez, söz dinlemezlerse“Allah onları dünyada da, ahirette de acı bir azapla azaplandırır.” “Dünyada da intikam alacak” diyor Allah münafıklardan. Mesela çökertiyor Allah, berbat hale getiriyor, neşelerini kaçırıyor, hastalık veriyor. Ahirette de cehennem azabıyla azaplandırır. “Onlar için yeryüzünde bir koruyucu-dost ve bir yardımcı yoktur.” diyor Allah.

 

Al-i İmran Suresi, 119:

“Sizler, işte böylesiniz; onları seversiniz, oysa onlar sizi sevmezler.”  Gizlice kin duyarlar size karşı, diyor. “Siz kitabın tümüne inanırsınız,”yani Kuran’ın bütününe inanırsınız“onlar sizinle karşılaştıklarında "inandık" derler,”.“Biz de Müslüman’ız elhamdülillah, bir eksik yok” diyorlar. “kendi başlarına kaldıklarında ise,” kendi aralarında ekip olarak konuştuklarında ise“size olan kin ve öfkelerinden dolayı” Niye kin duyuyor? Müslümanların imkanına, rahatlığına, iyiliğine, güzelliğine, imanına özellikle kin duyuyor. “öfkelerinden dolayı parmak uçlarını ısırırlar.Yanişiddetli bir acı çektikleri anlaşılıyor kinden dolayı. Mesela şiddetli acıda bazen insanlar parmak ucunu ısırır ya, onun gibi bir acı. “De ki: "Kin ve öfkenizle ölün." O kadar şiddetli bir kin meydana geliyor ki o kin ve öfke onların artık sağlığını bozuyor, hasta yapıyor onları, dengesiz hale getiriyor. Kin ve öfkeden vücut metabolizmaları bozuluyor. “ Şüphesiz Allah, sinelerin özünde saklı duranı bilendir.” “Allah kalplerde olanı, gizli olanı bilendir” diyor Cenab-ı Allah.

 

Mümtehine Suresi, 2:

“Eğer sizi ele geçirecek olurlarsa,”yani sizin güçsüz bir konumda olduğunuzu görürlerse,sizin iktidarınız, gücünüz, imkanınız elinizden giderse,bir fırsat ellerine geçerse. Münafıkların hep politikası budur.Uygun bir fırsat kollarlar. O zaman “size düşman kesilirler,”. Sürekli güçlü olursanız bir şey yapamıyor. Ama zayıf konuma düştüğünü düşünürse “size düşman kesilirler, ellerini” önce eliyle. “Fiilen saldırmak isterler” diyor Allah, “elleriyle”. Eliyle yapamıyorsa “dilleriyle” diyor Allah. “ve dillerini kötülükle size uzatırlar.” Fenalık yapmak için. Ne yapıyor şimdiki ahlaksızlar? Mesela internetten yapıyor yahut televizyondanMüslümanlara saldırmaya kalkıyor yahut radyodan saldırmaya kalkıyor. Veyahut kitaplarıyla saldırmaya çalışıyor.Veyahut köşe yazılarıyla saldırmaya çalışıyor. İllaki bir sevgisizliği, fitneyi, kargaşayı ortaya koymak istiyorlar. Fakat mühim bir konuya Allah dikkat çekiyor:“Onlar sizin inkar etmenizi içten arzu etmişlerdir.” “Kendileri gibi inkar etmenizi isterler” diyor. Onu nasıl yapıyor?Lakaytlığa Müslümanları teşvik ederek. Mesela bakıyorsun, direkt bunu yapamıyorsa, nasıl yapıyor? “Sende benim gibi ol” diyor, “sende benim gibi lakayt ol, sen de benim gibi dünyaya dal, sende benim gibi çıkarlarının peşine düş, sen de benim gibi ilgisiz ol, sende benim gibi itaatsiz ol” gibi Müslümanları inkâra ve güçsüzlüğe doğru teşvik ediyorlar.

 

Al-i İmran suresi, 118:

“Ey iman edenler, sizden olmayanları sırdaş edinmeyin. Onlar size kötülük ve zarar vermeye çalışıyor,”diyor Allah. Münafıkların sırdaş edinilmesi çok tehlikelidir çünkü o sırrı küfürle paylaşırlar, münafıklarla paylaşırlar.“Onlar size kötülük ve zarar vermeye çalışıyor,” Nasıl kötülük yapacak? İşte ihbarda bulunacak, adilik yapacak, hakaret edecek, oyun oynayacak, Müslümanların sırlarını kendince açıklayacak. Sır derkenmeselaMüslümanlara yapılacak bir saldırının teknik bilgisini, teknik altyapısını oluşturuyor münafıklar. “size zorlu bir sıkıntı verecek şeyden hoşlanırlar.” Hafif bir sıkıntı değil, zorlu bir sıkıntı vermek isterler diyor. Acı vermek.“Buğz (ve düşmanlıkları) ağızlarından dışa vurmuştur,” Buğzdan ve düşmanlıktan artık kendilerini, kendi içlerini yemeğe başlıyorlar. Ama bir süre sonra dayanamıyor, bunu artık dışa vuruyor,söylüyor. Alenen, açıkça söyler hale geliyor. “sinelerinin gizli tuttukları ise, daha büyüktür.Dışa vurdukları kısım birse, içinde sakladıkları bin oluyor. Yani müthiş bir nefret barındırıyorlar.Size ayetlerimizi açıkladık; belki akıl erdirirsiniz.” diyor Allah Al-i İmran 118’de.

 

Muhammed Suresi, 29:

“Yoksa kalplerinde hastalık bulunanlar,” münafıklar“Allah'ın kinlerini hiç (ortaya) çıkarmayacağını mı sandılar?”Allah muhakkak kinlerini ortaya çıkarıyor. Bir şekilde Allah onları bir köşeye sıkıştırıyor. O kinlerini ortaya çıkarıyorlar.

 

Zuhruf Suresi, 58:

 “Hayır, onlar 'tartışmacı ve düşman' bir kavimdir.” diyor Allah, Zuhruf suresi 58’de. Yani böyle dedikoduya, mahallede bazı kişiler böyle dedikodu yaparlar ya. Yani“avami bir tartışmacılığa ve düşman olan bir yapıya sahiptirler” diyor. “Kalplerinde sürekli bir öfke ve nefret olur” diyor Allah.

 

Bakara Suresi, 204:

 “İnsanlardan öylesi vardır ki, dünya hayatına ilişkin sözleri senin hoşuna gider” Dedikodu yapıyor dünyevi. İşte, markalardan bahsediyor, yiyeceklerden bahsediyor, elbiselerden bahsediyor. “ve kalbindekine rağmen Allah'ı şahid getirir; oysa o azılı bir düşmandır.”.Bak “dünya hayatına ilişkin sözleri senin hoşuna gider”.Boş konuşuyor ama. “kalbindekine rağmen Allah'ı şahid getirir;”,“konuştuğunda da Allah’la, dinle konuşur. Ama dinden, İslam’dan, Allah’ın rızasından,Allah’ın rızasını en çok kazanmaktan bahsetmezler. Ama dünya hayatına ilişkin sözleri de hoşuna gider” diyor. Hakikaten Peygamber Efendimiz (sav) zamanında da adamlar toplanıyorlar, işte koyunlardan bahsediyorlar; koyun ticaretinden, buğdayların nerede iyi yetiştiğinden. Onlar hoşuna gidiyor. Ama Allah’tan bahsedildiğinde bundan sıkılıyorlar. “oysa o azılı bir düşmandır.” diyor Allah. Bunlar özel, bu şekilde yaratılıyorlar. Psikopat yaratılıyor. Bakara Suresi 204. 

 

Tevbe Suresi, 24:

“De ki: "Eğer babalarınız,” Münafıklar kime düşkün?Öncelikle babasına düşkün. Sonra kime?“çocuklarınız,” çocuklarına düşkün. Kafası hep onda kalıyor. Sonra münafıkların en çok üstünde durdukları ne?“kardeşleriniz,”.Kafasıkardeşlerine takılır kalır. “Din mi, Allah mı, Kitap mı, İslam’a hizmet mi? Kardeşlerin mi?” desen “kardeşlerim” der. “eşleriniz,kafası eşine takılır münafığın. Yani “din mi, Allah mı, Allah yolunca mücadele mi? Hangisini tercih edersin?”. Eşi, diyor. Eşine takılıyor.“aşiretiniz” yani arkadaş çevresi. Facebook’da, şurada, burada var, arkadaş, kimse. “İslam’a hizmet mi, davaya hizmet mi? Hangisi?”. “Aşiret” diyor.“kazandığınız mallar,ne kazandıysa işte.Az da olsa veyahut çok da olsa elde ettiği ganimet, mallar, ona çok titiz olur münafıklar.Kimsenin eline geçmesini istemez, kendisine ait olmasını ister. Allah yolunda onu kullanmayı istemez. Onu bir enayilik gibi görür. “az kar getireceğinden korktuğunuz ticaret”.Az kar getirmesinden nasıl korkar? Ticarete bütün gücüyle ağırlık vermek ister. Bütün dikkatini vermek ister.İslam’a, Kuran’a vakit ayırdığında ticaretten kaybedeceğini düşünür.O yüzden İslam’a vakit ayırmak istemez. “ve hoşunuza giden evler,” hangi ev? Sokaktaki bir ev değil. Kendisine ait ev, ailesine ait ev hoşuna gider. Çünkü mülkü kendi üstüne ait olduğu için oraya ağırlık verir. Müslüman evine gitmek istemez. Münafık kendine ait, münafıkların olduğu, dinsizliğin hâkim olduğu eve gitmek ister.Onun için Allah “hoşunuza giden evler” diye ona dikkat çekiyor. Bütün bunları sayıyor Allah, “sizlere Allah'tan, O'nun Resûlü’nden”yani Allah’ın elçisinden, imamından, İslam yolunda mücadele eden liderden“ve O'nun yolunda cihad etmekten” yani İslam’ı yaymaktan, İslam’ı tebliğ etmekten, Mehdiyet’ten“daha sevimli ise,” daha hoş geliyorsa“artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyedurun.” YaniAllah sizin belanızı verinceye kadar bekleyin” diyor. “Allah, fasıklar topluluğuna hidayet vermez.” diyor Allah. Tevbe suresi 24.

 

Fetih Suresi, 11:

Münafıklar diyorlar ki: “Bizi mallarımız ve ailelerimiz meşgul etti.” Malımızın derdine düştük, ailemizin derdine düştük. “Bundan dolayı bizim için mağfiret dile.” “Allah bizi affetsin. Sen de bize dua et” diyorlar. Hem münafıklığı yapıyor hem de Allah’tan bağışlanma diliyor. Onlar, kalplerinde olmayan şeyi dilleriyle söylüyorlar.diyor Allah. “Zaten inanmaz onlar” diyor.“Dua etmeni zaten istemez. Fakat oyun olsun, Müslüman gibi görünmek için, yani bir nevi sükse olması için kendi kafalarınca taktik olarak bunu söylerler” diyor Allah. “Yoksa içinden geldiği için bunu söylemez” diyor Allah. Fetih suresi 11.

 

Ahzab Suresi, 13:

“Onlardan bir grup da” münafıklardan bir grup da“hani şöyle demişti: "Ey Yesrib (Medine) halkı, artık sizin için (burada) kalacak yer yok,”Müslümanların yanında kalacak yer yok.  “şu halde dönün.”. Geldiğiniz yere dönün. Kendi evlerinize dönün.“Onlardan bir topluluk da: "Gerçekten evlerimiz açıktır" diye Peygamberden izin istiyordu;” Kendi evine yeniden dönmek için Peygamberimiz (sav)’den münafıklarısrarlı talepte bulunuyorlar. Çünkü Müslümanların yanında kalmak onlara rahatsızlık veriyor. Yeniden küfrü rahat yaşayabilmek, yeniden delalet içinde olabilmek için, daha özgür küfrü yaşamak için evlerine dönmek istiyorlar. “oysa onlar(ın evleri) açık değildi. Onlar yalnızca kaçmak istiyorlardı.”diyor Cenab-ı Allah.“Allah’tan, Kitap’tan, Kuran’dan, İslam’dan, mücadeleden kaçmak istiyorlardı” diyor. Ahzab suresi 13.

 

Nisa Suresi, 72:

“Şüphesiz içinizden ağır davrananlar vardır.” İslam’a tebliğe yanaşmıyor, Allah yolunda bir kazanç elde etmeye yanaşmıyor. Daha ziyade kendine baktıran, kendini geliştiren, yani böyle malını mülkünü arttırmaya çalışan, bir şeyler koparmaya çalışan Müslümanlardan, Müslümanların imkânlarını sonuna kadar gasp etmeye çalışan bir ruh içinde oluyorlar. “Şayet, size bir musibet isabet edecek olsa:” bir saldırı olsa, bir şey olsa. “Doğrusu Allah, bana nimet verdi, çünkü onlarla birlikte olmadım" der. Kaçtı ya, gidiyor ya. “Yanlarında olsam Allah bela verecekti.Bak Allah beni korumuş ne güzel, uzakta kaldım” diyor.

 

Ahzab Suresi, 18:

Gerçekten Allah, içinizden alıkoyanları”yani Müslümanları alıkoyanları “aman gitme, başka yere gitme” diyenleri “ve kardeşlerine: "Bize gelin" diyenleri bilir. Bunlar, pek azı dışında zorlu-savaşlara gelmezler.” Mesela Peygamberimiz (sav) zamanında bir Müslüman oluyor, onu alıkoyuyorlar.Bırakmıyorlar Müslümanların yanına.“sen dur bir kere” diyorlar. Diğer kardeşlerine de “Bize gelin” diyorlar. “Yanımıza gelin”. “Onların yanından ayrılın. Bize gelin” diyorlar. Onlardan tabii karaktersiz, vicdansız, Allah’sız Kitap’sız olanlar da bunu dinliyorlar tabii. Çünkü onlara cazip geliyor bu. “Bunlar, pek azı dışında zorlu-savaşlara gelmezler.” diyor Allah.“Keyfine zevkine uygun yaşamak isterler, çıkarına uygun yaşamak isterler” diyor. Ahzab suresi 18.

 

Tevbe Suresi, 81:

 “Allah'ın elçisine muhalif olarak (savaştan) geri kalanlar oturup-kalmalarına sevindiler” yani ayrı kalmalarına sevindiler“ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad etmeyi çirkin görerek: "Bu sıcakta (savaşa) çıkmayın" dediler.” Soğukta da “savaşa çıkmayın” diyorlar, sıcakta da “savaşa çıkmayın” diyorlar. “De ki: "Cehennem ateşinin sıcaklığı daha şiddetlidir." Bir kavrayıp-anlasalardı.”Tevbe 81.

 

Tevbe Suresi, 86-87:

"Allah'a iman edin, O'nun elçisi ile cihad etmeye çıkın" İslam’a hizmet edin, tebliğe çıkın “diye bir sûre indirildiği zaman onlardan servet sahibi olanlar,” imkân sahibi olanlar“senden izin isteyip: "Bizi bırakıver, oturanlarla birlikte olalım" dediler.”“Biz uzaklaşalım, ayrı olalım. Müslümanlarla birlikte olmayalım” diye izin istiyorlar.

Geri kalanlarla birlikte olmayı seçtiler.Müslümanlarla birlikte olmayan diğer bölümle, diğer parçalarıyla, diğer ekipleriyle, diğer kardeşleriyle.Onların kalpleri mühürlenmiştir. Bundan dolayı kavrayıp-anlamazlar.” diyor Allah. 

bunlar geride kalanlarla birlikte olmayı seçerler.diyor Allah. Tevbe Suresi, 93

 

Tevbe Suresi, 38:

“Ey iman edenler, ne oldu ki size, Allah yolunda savaşa kuşanın denildiği zaman, yer(iniz)de ağırlaşıp kaldınız?diyor Cenab-ı Allah.

 

Müddessir Suresi, 50-51:

“Sanki onlar, ürkmüş yaban eşekleri gibidirler;Arslandan korkup-kaçmışlar.”diyor. Müslümanların yanından kaçıyorlar. Ürkmüş yaban eşeği gibi.

 

Ahzab Suresi, 20:

“Eğer Müslümanların aleyhine olan, Müslümanlara saldıracak olanlar gelecek olsa” diyor,“çölde” yahut uzak bir bölgede olup, onların arasında olup, uzakta olup“sizin haberlerinizi (ordan) sormayı cidden arzu ediyorlardı.” Müslümanların hakkında bilgiyi uzaktan, sonradan başka yerlerden elde etmeye çalışıyorlar. “Ne yapıyorlar acaba? Ne ediyorlar?”Yeni ataklar yapmak, Müslümanlara yeni saldırılar yapmak için böyle bir şeyler yapıyorlar.

 

Tevbe Suresi, 42:

“Eğer yakın bir yarar” yani “hemen onlara bir para sağlayacak araba, ev sağlayacak, imkan sağlayacak bir şey olsaydı” diyor Allah.“ve orta bir sefer olsaydı,” Kolay. Bir yıl içerisinde, altı ay içerisinde yahut üç ay içinde olacak bir çıkar elde edeceklerine dair inansalardı“onlar mutlaka seni izlerlerdi.” “Öyle bir konuda tereddüt etmezlerdi” diyor Allah.“Ama zorluk onlara uzak geldi.” Ne para kazanabiliyor, ne de süre bir türlü bitmiyor.Bir çıkar sağlayamıyor.“Eğer güç yetirseydik muhakkak seninle birlikte (savaşa) çıkardık." diye sana Allah adına yemin edecekler.” “Gücümüz yetmiyor,bedenimiz yetmiyor. Ruhen bitap olduk, bedenen bitap olduk. Psikolojimiz buna imkan vermiyor. Psikolojik olarak yorgunuz. Dimağımız durdu artık, yapacak bir imkanımız yok,bize müsaade et”diyorlar. “Bizim yapacak bir şeyimiz yok”.“Eğer güç yetirseydik muhakkak seninle birlikte (savaşa) çıkardık." diye sana Allah adına yemin edecekler.” Kuran’a, Allah adına yemin ediyorlar. “Kendi nefislerini helaka sürüklüyorlar.” Allah “belaya doğru gidiyorlar” diyor. “Allah onların gerçekten yalan söylediklerini biliyor.” diyor Allah.Tevbe Suresi’nde, 42’de.

 

Ahzab suresi, 19:

“Size karşı 'cimri ve bencildirler.”Yani “sizlere hiçbir şeyini vermek istemezler”diyor Allah. Ahzab Suresi, 19’da. Bencil; yani kendi çıkarlarının peşindedirler. Hiçbir şey vermek istemez, kendi çıkarlarını düşünürler. Kendilerinin zengin olmasını, kendilerinin iyi olmasını, kendilerinin rahat yaşamasını isterler. “Şayet korku gelecek olsa,” yani bir zor duruma gelecek olsalar“ölümden dolayı üstüne baygınlık çökmüş kimseler gibi gözleri dönerek sana bakmakta olduklarını görürsün.” "Bakışları bozulur” diyor.Böyle deli gibi, aptalca,avanak bir bakışla bakarlar. “Korku gidince, hayra karşı oldukça düşkünlük göstererek sizi keskin dilleriyle (eleştirip inciterek) karşılarlar.” Mala ve dünyaya hırs göstererek, bu sefer dilleri bir anda azgınlaşıyor, keskinleşiyor ve Müslümanlara keskin dilleriyle saldırmaya başlıyorlar. Hakaret, iftira, oyunla. “ İşte onlar iman etmemişlerdir; böylece Allah onların yaptıklarını boşa çıkarmıştır.” Ama mutlaka boşa çıkıyor. Bunlar münafık olarak yaratıldığı için mağlup olarak da yaratılıyorlar. Yaptıkları boşa çıkıyor. “Bu Allah'a göre pek kolaydır.” diyor Allah.

 

Münafikun Suresi, 7:

“Onlar ki: "Allah'ın Resûlü yanında bulunanlara”yani Hz. Mehdi (as)’ın, Peygamber Efendimiz (sav)’in, o devrin Mehdi’si olan Peygamber Efendimiz (sav)’in ki en büyük Mehdi’dir.“hiçbir infak (harcama)da bulunmayın, sonunda dağılıp gitsinler," derler.”. “Beş kuruş vermeyin” diyorlar. “Hiçbir imkanlarını vermeyin. Onlardan alın, ama vermeyin.”“Oysa göklerin ve yerin hazineleri Allah'ındır. Ancak münafıklar kavramıyorlar”. “O hazineleri kendilerinin zannediyorlar. Halbuki Ben yaratıyorum” diyor Allah.

 

Tevbe Suresi, 67:

“Münafık erkekler ve münafık kadınlar, bazısı bazısındandır; kötülüğü emrederler, iyilikten alıkoyarlar,”Tebliğden, hayırdan, bereketten, bolluktan, Müslümanlara iyilik gelmesinden alıkoyarlar. “ellerini sımsıkı tutarlar.”“Müthiş cimridirler” diyor Allah.

 

Tevbe Suresi 98:

“infak ettiğini bir cereme sayar”Yani Müslümanlara bir şey verdiğinde onu bir bela gibi, bir hastalık gibi sayar. “ve sizi felaketlerin sarmasını bekler.” Size kötülük gelmesini isterler, diyor. “Kötü felaket onları sarsın. Allah işitendir, bilendir.” Allah onlara belanın geleceğini söylüyor. “Kötü felaket onları sarsın”,zaten Allah Kendisi söylüyor. O zaman “belalarını verecek” anlamına geliyor.

 

Al-i İmran Suresi, 154:

“"Bu işten bize ne var ki?" diyorlardı.” Yani ne çıkar olur? Tebliğ yapıyoruz, İslam’ı yayıyoruz. Müslümanlarla birlikteyiz ama ne menfaatimiz var? Ne çıkarımız var? Ticari kafayla, çıkarcı kafayla bakıyorlar.“Bu işten bize bir şey olsaydı,” bir çıkar olsaydı“biz burada öldürülmezdik" diyorlar.”Yani, “Hayatımız ölüyor burada. İnsanlığımız ölüyor. Boşa vakit geçiriyoruz”. Veyahut hakikaten fiilen öldürülüyorlar. Yahut “manen ölüyoruz” gibi söylüyorlar.

2011-12-06 14:53:53
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top