Adnan Oktar'ın 08 Aralık 2011 tarihli röportajından önemli başlıklar

A9 TV; 8 Aralık 2011

(Sn. Adnan Oktar’ın Eski İsrail başkanı Ehud Barak’ın o dönemki danışmanı Oshe Airav ile telefon konuşmasından)

 

(“Bildiğinizgibi uzun zamanlar Müslümanlar ve Museviler İspanya’da uzun yıllar barış içinde yaşadılar. İspanya’nın altın çağıydı bu. Ama bence Hıristiyanlar yüzünden bu birlikte yaşama barışçıl yaşama dönemi sona erdi. Sizce bu altın çağa geri dönebilir miyiz?”)

Altın çağ Tevrat’ta açıkça anlatıldığı gibidir. Ve hadislerde Peygamber efendimiz (sav)’in detaylı anlattığı gibidir. Mehdi devrinde yani Kral Mesih devrinde altınçağ olacaktır. Bunun dışında bir altın çağ’dan bahsedilmiyor. O altın çağın içine şu an girmiş durumdayız. Yani o çağın kenarından Müslüman alemi de Hıristiyan alemi de, Museviler de bir giriş yaptılar şu an. O çağın ortalarına doğru gidiyoruz şu an.

 

(“Müslümanların ihtiyaçlarına yönelik politik çözümler aranıyor. Sizin Harem-i Şerif hakkında bir görüşünüz var mı?”)

Harem-i Şerif’te uygun bir arazi var arka kısmında. Yani iki mescidin arasındaki o boşluğun arka kısmında müsait bir yer var. O geniş araziye ön kısma doğru da yaklaşacak şekildeHz. Süleyman (as)’ın mescidini inşaAllah kuracağız, Allah’ın izniyle, Cenab-ı Allah’ın izniyle. Aynı tarif edildiği şekliyle, aynı orijinal şekliyle bu mescidi tesis edeceğiz. Bu Kral Mesih’in de geldiğinin alametidir. Bunu da bütün dünya biliyor. Bunun bu şekilde olduğu meşhur bir konudur. Fakat Museviler Allah’tan aşkla, samimiyetle Kral Mesih’i isteyecekler, dua edecekler.“Ya Rabbi bize Mehdi’yi gönder, Kral Mesih’i gönder ve bize göster. Gönderdiysen bize göster” diye dua etmeleri lazım ki göndermiştir. Dua ederlerse Allah gösterecektir. Müslümanlar da “Ya Rabbi bize Mehdi’yi göster” diye dua ederlerse Allah Mehdi’yi gösterecektir. Şu an Allah bize bakıyor, bütün dünyaya bakıyor. Her yerden bizi gözlüyor Allah, dünyanın her tarafından. Şu an Kudüs’ü de Allah görüyor, İstanbul’u da görüyor, dünyanın her tarafını Allah şu an seyrediyor bizleri ve bütün bu konuşmaları Allah dinliyor. Kral Mesih, Mehdi dünyada şu an. Bu altın çağın olması için sadece iyi niyetli, samimi insanların, dürüst insanların el ele vermesi gerekiyor.Başka bir şey yok. Birbirini sevecek, dostluğu, kardeşliği, barışı, demokrasiyi, bilimi, sanatı savunan pozitif insanların, akıllı insanların el ele vermesi gerekiyor. Konu hemen hallolmak üzere. Çok az bir zaman kaldı.

 

(“Düşüncelerinizi duymak beni çok memnun etti. Çok mutlu oldum. Çünkü bende Allah’a inanıyorum. Ben de Allah’a inanıyorum ama Allah’ın ismi benim için daha farklı. Ehud Barak’ın danışmanı olduğum dönemde birçok deneyim edindim, Clinton’la da buluştum. Şunu anladım ki inancı olmayan insanlar bir çözüm bulamazlar. Dolayısıyla artık dindar insanlarla bağlantıya geçiyorum, dini bir çözüm bulmak için. Bence orada İsrail bayrağı ya da Filistin bayrağı olmamalı, Allah’ın bayrağı olmalı.Bence çözüm bu. Bence o zaman İsrail ve Filistin arasında barış sağlanabilir.”)

Mükemmel, mükemmel, mükemmel, bayağı güzel. Bu sözünüz çok hoşuma gitti. Materyalist bir bakış açısıyla dünyada ne barış, ne sevgi, ne huzur, ne ekonominin düzelmesi diye bir olay olmayacağını herkes gördü. Çünkü insanlar metalden oluşmuş varlıklar değil, taştan oluşmuş varlıklar değil, ruhtan oluşmuş varlıklar. Ruh da dinin dışında bir rahatlık bulamıyor, Allah’ı sevmenin dışında bir rahatlık bulamıyor,Allah’ı anmanın dışında bir rahatlık bulamıyor. Onun dışında dünya cehenneme dönüyor. Dünyanın cennete dönmesi için Allah’ın aşkla sevilmesi gerekiyor. Biz de Allah’ı aşkla seviyoruz. Ama tabi dünya cennete dönsün diye Allah’ı aşkla sevmiyoruz, Allah’ı aşkla sevdiğimiz için dünya cennete dönüyor.

 

(“Filistinliler konusunda Türkiye arabulucu olsa çok iyi olur. Çünkü ABD’nin dürüst olmadığını düşünüyorum. Bize Mısır ya da Türkiye gibi Müslüman bir ülke gerekiyor. Bize yardım etmeliler, sonuçta komşularımız da. Bu konuda ABD’nin tavrı hoşuma gitmiyor. Ayrıca İsrail Türkiye arasındaki ilişkiler de son zamanlarda kötüye gitti.Bunu geliştirmek için, tekrar eski haline getirmek için ne yapabiliriz?”)

Bu tarz konuşmalar, bu tarz görüşmeler çok olumlu etki yaptı. Son zamanlarda oluşan gerilim aşağı yukarı tamamen dağılmış durumda olumsuz etki. Ama çalışmalarla oldu bu.Bu tarz görüşmeler, bu tarz kamuoyuna açıklamalar çok faydalı oldu. Bunun devamı daha da mükemmel bir gelişmeye sebep olacağı anlaşılıyor. Daha iyi olacağını görüyoruz.İsrail’le Türkiye her zaman iş birliği içerisinde olması gerekir. Yani her konuda işbirliği yapması gerekir. Ama Kral Mesih olmadan, Kral Mesih’e, Mehdi’ye bağlılık olmadan İsrail’le Türkiye’nin birlikte hareket etmesi, bölgede barışın oluşması, altın çağın oluşması, gerçek anlamda oluşması adeta mümkün değildir.Ben bunu açıkça söyleyeyim. Adeta değil, mümkün değildir.  Mutlaka gerilimler olacaktır, mutlaka karışıklıklar olacaktır. Hem Müslümanların hem Musevilerin Kral Mesih’i Allah’tan canı gönülden istemeleri gerekiyor. Bunun yapıldığı durumda hemen Allah’ın bize yardım ettiğini göreceğiz. Çünkü Allah şu an bizi seyrediyor, şu an Allah bizleri dinliyor. Allah’ın kontrolündeyiz biz. 

 

(“Ben burada bir üniversitede profesörüm. Ayrıca akademisyenim, ayrıca uzun seneler boyunca İsrail politikasında görev de aldım. Bence Türkiye’de bir politik konferans düzenlesek çok iyi olur. İsraillerin, Filistinlilerin, Hıristiyanların, Musevilerin, Müslümanların katılacağı ve bu Ortadoğu’da barışı konuşsak çok iyi olur. Bence Türkiye bu konferansa ev sahipliği yapabilir. Eğer siz böyle bir konferansı İstanbul’da düzenleyebilirseniz bence çok güzel olur. Böyle bir konferansın organize edilmesinde yardımcı olursanız çok sevinirim. Bende Filistin’den, Mısır’dan ve diğer ülkelerden gerekli kişilerin bağlantılarını sağlarım.”)

Daha önce zaten İstanbul’da hahamlarla yaptığımız, Hıristiyan rahiplerle yaptığımız toplantıda bu tarz bir karar almıştık.2012 için sözleşmiştik.Hali hazırda onunla ilgili çalışmalarımız devam ediyor.Böyle bir toplantı kararımız var. Sizde katılırsanız çok çok memnun oluruz. Tabi bunlar Mehdi (as)’a, Kral Mesih’e zemin hazırlamak için yapılan çalışmalar. Bu çalışmalar ortam hazırlar, ortamı kolaylaştırırfakat netice almamızı sağlamaz, netice alınamaz. Kral Mesih olmadan, Mehdi (as) olmadan netice alınamaz. Ama neticeye doğru bizi yaklaştırır. Zemin kolay hale gelebilir, müsaitlik artabilir ama netice, son karar yani hayata geçirilmesi ancak Mehdi’yledir. Çünkü bin tane akıllı insan bir araya gelse bir Mehdi etmez. Yani bin insanı bir araya getirince bir Mehdi meydana getiremezsiniz, bir Kral Mesih meydana gelmez. İlla ki tek bir ruh tarafından, Kral Mesih tarafından, Mehdi tarafından dünyanın idare edilmesi gerekiyor. Bunun dışında dünyada huzur, bereket, bolluk diye bir şey olmaz. Sürekli acılar, sıkıntılar devam edecektir. Tevrat’ta da bunu görüyoruz, Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde de bunu görüyoruz. Bu açık bir gerçektir.

Sizleri çok seviyoruz. Hz. Musa (as)’ın evlatlarını, Hz. İbrahim (as)’ın evlatlarını, İsrail’in evlatlarını çok seviyoruz. Gönlünüz çok müsterih olsun. Biz Türkler olarak sizlere karşı çok derin şefkatimiz var. Türkiye’yle İsrail’in işbirliğinde çok önemli olduğunu biz biliyoruz. Kral Mesih’in önderliğinde, Mehdi (as)’ın önderliğinde çok güçlü bir beraberliğimiz olacak. Bütün bölgede Tevrat’ta belirtilen o Altın Çağ’ı, hadislerde belirtilen o Altın Çağ’ı hep birlikte yaşayacağız, inşaAllah. Bu yüzyıl, bu güzel Altın Çağ’ın yüzyılıdır. İsrail’in zaten devlet olarak kurulması da Kral Mesih’in gelişinin açık alametidir, Tevrat’taki net alamettir.  Demek ki Kral Mesih gelmiş. Demek ki onun çağındayız. İnşaAllah o güzel günleri hep beraber İsrail’de birlikte kutlayacağız. İnşaAllah geliriz. Sizlere de sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum.

 

Şimdi zannediyorlar ki, Türkiye toplanır, ileri gelenleri, Museviler toplanır İranlılar toplanır, “hadi barışalım” der.  Öyle bir şey olmaz. Asla ve kesinlikle olmaz. Mehdi olmadan, Tevrat’ta Kral Mesih olarak belirtilen Mehdi olmadan Allah buna zaten müsaade etmiyor.Böyle bir olay yok.  Bin kere toplantı yapsınlar. Mesela İslam kalkınma bankası var, İslam Konferansı Örgütü var, hiçbir netice alınamıyor. Fasülye, pilav falan yiyorlar, üstüne cacık falan yiyorlar. “Haydi bize müsaade”,dağılıyorlar. Milim santim ilerleme olmuyor. Kaç yıldan beri yapılır. İslam ülkeleriyle ilgili kaç çeşit toplantı var, kaç çeşit konferans var ve Erbakan Hocamızın da yaptığı D8 de var.  Hiçbir netice alınmaz. Ancak Mehdi (as) iledir. Tek bir ruha bağlanılmak, tek bir kişiye bağlanılması. Onun dışında mesela zannediyorlar ki; üç yüz kişi, beş yüz bir araya gelince bir insan çıkar zannediyorlar. Böyle bir şey olmaz. 500 ayrı fikir çıkar, 500 ayrı çelişki çıkar. Ve uzlaşmaz çelişkilerdir bunlar. Yani uzlaşma diye bir şey olmaz. Asla uzlaşmazlar. Mesela Filistin biz İsrail’i kabul etmiyoruz” bitti. İsrail de “biz de sizi kabul etmiyoruz” diyor, bitti. Hiçbir şekilde uzlaşamazlar. Ancak Kral Mesih gelirse, Mehdi (as) ile uzlaşma olur. Mesela İran hiçbir şekilde vazgeçmez. Bu kaybolan Mehdi (as) inancından hiçbir şekilde. Sünnilik de hiçbir şeklide, normal anneden babadan doğan Mehdi (as) inancından vazgeçmez. Uzlaşma mümkün değil. Uzlaşma ancak Mehdi (as) ile mümkündür. Vahhabilerle uzlaşma diye bir olay olmaz. Vahhabiler kendilerini doğru yolda, tek düşünce olarak görüyorlar. Yani “bir tane inanç vardır” diyorlar, “Vahhabi inancı vardır” diyorlar. Mesela Selefiler var. “Tek hak inanç budur” diyorlar, bu kadar açık. Mesela İsmailliler var, “tek hak inanç budur” diyor. Mesela Sünni kardeşlerimiz “tek inanç budur” diyorlar, fırka-ı naciyedir.  Şimdi bu durumda ne oluyor? Birleşme imkansız hale geliyor. Hıristiyanlar asla, Museviler asla birleşmez diyorlar. Onun için konferanslar yapmak, iyi niyet toplantıları yapmak, üstüne işte güllap içmek, üzerine limonata içmek hiçbir netice alamazsınız. Ama Mehdi (as)’a tabi oldun mu saatler, dakikalar içerisinde netice alırsınız.Şakır şakır şakır peşi peşine. Onun için olağanüstü süratli bir kalkınma, olağanüstü süratli kardeşlik, olağanüstü süratli mükemmellik gelişiyor Mehdi (as) olayında, Mehdi’nin zuhurunda. Onun dışında unutsunlar. Ama oluşturuyoruz Kral Mesih’e, Mehdi’ye.

Böyle kibar konuşmalar, entel… Şimdi İsrail geldiğinde ne diyecektir? Sadece İsrail menfaatlerini savunacaktır. “Bütün bu bölgeyi bize verin” diyecektir. “Kudüs’ü bize verin” diyecektir. Bu kadar. Kestirip atacak yani. Filistin ne diyecek? “tamamı bize ait buranın” diyecek. O da kestirip atacak. İran ne diyecek? “Şii inancı esastır, bitti” diyecek, bu kadar. Sünnilik ne diyecek? “Bizde kesinlikle bu inanç esastır. Bu ne demektir? Hiçbir şekilde uzlaşmaolmaz demektir. Mesela biz diyoruz ki İsrail’e, “gelin özür dileyin”. “Özür dilemeyiz” diyorlar. “Tazminat verin.”“O zaman anlaşamayız” diyorlar. Bak, gerilim devam ediyor. Şimdi Mehdi olsa, Kral Mesih olsa hemen özür diler, hemen tazminatı da verir, hiçbir şey de olmaz. Diyorlar ki “şimdi biz özür dileriz, tazminat da veririz ama bunla kalmaz, arkası gelir” diyorlar. Ama Mehdi’ye güvenecekleri için, Kral Mesih’e güvenecekleri için şakır şakır olaylar biter. Hemen anında hallolur. Şii-Sünni ayrımı falan hepsi hallolacaktır. Çünkü mezhepleri kaldırıyor Mehdi. Direndikleri müddetçe düzelme diye bir şey olmaz. Mümkün değil. Ne ekonomik kriz kalkar, ne bu acılar kalkar, ne başka bir şey kalkar; imkansız. Bak, var gücümüzle uğraştık, İsrail-Türkiye arasındaki gerilimi yok ettik. Elhamdülillah. Sadece biziz bunu ortadan kaldıran. Muazzam bir gerilim vardı, müthiş bir gerilim vardı ve müthiş artmıştı. Gördünüz zaten, herkesin gözü önünde oldu. Bunu ortadan kaldırdık elhamdülillah. Yani savaşa doğru gidiyordu olay. Tayyip Erdoğan normalde halim selim bir insan. Ama nasıl gösterdiler, görüyorsunuz. Time’da kapak yaptılar. Mesela resmini mor yapmışlar filan, ürkütücü filan bir acayip gösteriyorlar, yakışıksız resimlerini yayınlıyorlar. Bu nedir? Bu düşmanlığı körükleyen bir politika. İşte “her an sizi vurabilir Tayyip Erdoğan” diyorlar, “her an Türkiye saldırabilir.” Biz de dedik “böyle bir şey yok kardeşim, nereden çıkarttınız?” dedik. Yatıştırdık, ortalık su gibi oldu, sakinleşti. Herkesin gözü önünde oldu evet.

 

(İttihad-ı İslam hakkında)

İnsan zannediyor ki demokrasi falan, insan hakları, toplanırız bal şeker kaymak bir ortam olur falan. Herkesin menfaati ayrı. Herkesin menfaati ayrı olunca barış olmaz. Öyle bir şey olmaz. İllaki Mehdi gerekiyor. İllaki İttihad-ı İslam gerekiyor. Mümkün değil. Sel gibi akar kan. Bak, Mısırda durulmaz. Göreceksiniz durulmaz. Hiçbir şekilde durulmaz. Filistin-İsrail asla durulmaz. Sürekli o gerilim durur. Ama İmam Mehdi çıktı mı bitti. İnşaAllah. Diyor ki; “Biz Mehdi’ye karşıyız” Mehdi’ye karşıysan, İttihad-ı İslam’ı iste. Onu da istemiyorsun. Hiçbir şey istediğin yok. İttihad-ı İslam’ı iste. Çünkü İttihad-ı İslam’ı isteyince tabii başa geçecek olanın Mehdi olduğunu biliyor. O yüzden oradan da kendilerince kurnazlık yapıyorlar. Hiçbir şekilde istemiyorlar.

 

(Evrim teorisi ve Darwinist diktatörlük hakkında)

Evrim teorisini zorla ikna etmeye çalıştılar dünyaya. Dünyada Darwinsit diktatörlük kurdular. On binlerce üniversite kurdular. Yüz binlerce profesör yetiştirdiler. İstanbul’dan adamlara elimizin tersiyle bir tane koyduk, masalarının altına girdiler. Kafalarında yıldızlar çaktı ve bir daha da konuşacak halleri kalmadı. Şu an inliyorlar sadece. Ve hiçbir şekilde de o manevi tokadı kafalarından eksik etmeyeceğiz. Her kafalarını kaldırdıklarında elimizin tersi ile bir tane koyup yine masanın altına girmelerini sağlayacağız.  Eskiden neydi kardeşim. Gazetelerden, radyolardan bunlar cingir cingir öterlerdi, bağırırlardı. Çıt yok. Çıktığında, “nereden geldi o ses?” diyoruz. “Gel buraya kerata sen misin onu diyen, bir daha yiyecek misin” diyoruz. “Yok ağabeycim” diyorlar. “Bir daha yalan olacak mı ağzına biber dökeriz he diyoruz yalan söylersen” diyoruz. Biber nedir? İlim, bilim. Kimsenin konuşacak hali kalmadı.

 

Peygamberlere benzemeye çalışıyoruz tabii. Peygamberimiz (sav)’in ümmetiyiz. Tüm peygamberlere de bağlıyız. Hz. Musa (as)’a da, Hz. İbrahim (as)’a da bütün peygamberana bağlıyız inşaAllah. Hem Muhammedi, hem İbrahimi, hem Musevi’yiz, hem İsevi’yiz. Hepsine uyuyoruz. Hak olan Tevrat’a, hak olan İncil’e, hak olan hükümlerinin hepsine uyuyoruz inşaAllah. Suhuflardaki hak hükümlere uyuyoruz. İnşaAllah.

 

(Hz. İsa (as)’ın Hz. Mehdi (as) ile birlikte geleceği hakkında)

Bu konuları anlata anlata sonunda bunak dedeler de bunaldılar. Vaziyeti kurtarmak için şimdi son olarak, “tamam Mehdi gelip gitti ama İsa gelecek” diyorlar. Hz. İsa (as) geldiğinde yalnız bir Hz. İsa var mı hadislerde? Bediüzzaman’ın açıklamalarında yalnız bir İsa var mı? Hep Mehdi ile birlikteler. Niye yalan söylüyorsun bunak kafanla? Erimiş beyninle nereye sahtekarlık yapıyorsun? Ama hayret bak ona güçleri yetmedi. Orada çırpındılar, kurtulamadılar orada. “Evet Hz. İsa (as)’nın vakti hakikaten” dediler. Hz. İsa (as)’ın vaktiyse Mehdi’nin de vakti. İkisi birlikteler, ayrı ayrı Hz. İsa ve Mehdi yok ki. İkisi bir bütün zaten. “Tabi olacak. Birlikte namaz kılacaklar” diyor.  Bediüzzaman da aynısını söylüyor. İttifak ediyor, Hıristiyan ruhanilerle. İsa Mesih (as) ile Mehdi ayrı değil, beraberler.  Dolayısıyla çırpınmaları boşa. Ama tabi iyi niyetle bazen Mehdiyeti daha rahat hareket etmesi düşüncesiyle rahatlatacak bir politika izleyenler oluyor, o ayrı. Bir de cahilliğinden yapanlar var, onlar da ayrı.

 

(Mehmet Şevket Eygi’nin “2012'de 2014'te 2023'te Neler Olacak?” yazısı üzerine)

Hocamızın ağzından nur akıyor. Yüzünden nur akıyor. Pek mübarektir. Çok muhteremdir. Veli tiynetli bir insandır. Veli karakterli bir insandır. Evliyadır Mehmet Şevket Eygi Hocamız.  Yalnız yaşar mübarek yalnız. Pek dostu yoktur. Niye biliyor musun? Veli olduğu için. Niye biliyor musun? Hep doğru söylediği için, dürüst olduğu için, tamahkar olmadığı için, haktan yana olduğu için ve hiç kimseye boyun eğmediği için. Bir tek Allah’a boyun eğer, Mehmet Şevket Eygi Hocam. Bir tek Allah’a boyun eğer. Başka kimseye boyun eğmez. Öyle olunca ne yapıyorlar? Yalnız bırakıyorlar. Güya. Arslanlar gibi yanındayız hocamızın. Arslanlar gibi emrindeyiz. Ayakkabısının tozuyum. Hepimiz emrindeyiz. Hizmetçisiyiz. Acayip muhterem bir insandır. Hakkı söyler. Hakkı söyleyince, adamlar olmadık bir tavırla karşısına çıkıyorlar.

 

Seyyid Salih Özcan Hocamız. Adam ne diyor? “Bediüzzaman’ı görmedi ki o” diyor. Artık ne diyeyim? Bu kadar ahlaksızlık olur mu?  Risale-i Nur’da sürekli Seyyid Salih Özcan ağabeyimizin, fotoğraflarla, belgelerle bütün ömrü beraber geçmiş. Nasıl görmez?  Ne diyor; “Alnıma vurdu, Mehdi’yi ben görmeyeceğim. Sen göreceksin” dedi ya, akıl almaz kinlenmişler. Akıl almaz bir nefret oturmuş. Bak kepazeliğe bak, yobaz sahtekarlığına bak, yobaz deliliğine bak. “O görmedi. Bediüzzaman ile bağlantısı yoktu ki onun” diyor. Bunlara karşı sürekli Risale-i Nur ile cevap verilmesi lazım. Ne kadar ahlaksız insan varmış ya, ne kadar anormal insan varmış. Biz bunları Nur talebesi zannediyoruz. Meğerim bunlar Narcıymış. Ateşçi takımıymış.

 

Diyor ki Bediüzzaman;

“Hazreti İsa (as)’ın şahsiyet-i maneviyesinden ibaret olan HAKİKİ İSEVİLİK DİNİ ZUHUR EDECEK,”

Bir kere bu oluşacak. Bir.

“yani rahmet-i ilahiyetinin semasından nuzul edecek; hal-i hazır Hıristiyanlık dini o hakikata karşı tasaffi (saflaşacak) edecek, hurafattan ve tahrifattan sıyrılacak”

Şimdi bu aşamada Hıristiyanlık.

HAKAİK-I İSLAMIYE İLE BİRLEŞECEK; MANEN HIRİSTIYANLIK BIR NEVİ İSLAMİYET’E İNKİLAB EDECEKTİR… (Mektubat, s. 53)

Bunu göreceğiz.

VE KURAN’A İKTİDA (uymak, tabi olmak) EDEREK, O İSEVİLİK ŞAHSI MANEVİSİ TABİ; VE İSLAMİYET, METBU (TABİ OLUNAN) MAKAMINDA KALACAK. Din-i Hak, bu iltihak neticesinde azim bir kuvvet bulacaktır.

Bunu da göreceğiz. Bir iltihak var, bir birleşme var. Kimlerle? Mehdi gücü ile Mesih (as) gücü birleşiyor.

“Dinsizlik cereyanına karşı ayrı ayrı iken mağlub olan İSEVÎLİK VE İSLÂMİYET İTTİHAD NETİCESİNDE, DİNSİZLİK CEREYANINA GALEBE EDİP DAĞITACAK istidadında iken;”

Bu, dinsizlik cereyanına galebe edip dağıtacak olanın Mehdi olduğunu söylüyor Bediüzzaman.

“âlem-i semavatta cism-i beşerîsiyle bulunan şahs-ı İsa (as),”

Yani dünyevi bedeniyle gökte Allah yanında bulunan İsa (as).

“o din-i hak cereyanının başına geçeceğini,”

Başına geçip lider olacak, diyor. “Başına geçmek” nedir? “Hükümetin başına başbakan geçti” deyince ne anlarız biz? Lider olacak değil mi?

“o din-i hak cereyanının başına geçeceğini, bir Muhbir-i Sadık, bir Kadîr-i Külli Şeyin vaadine istinad ederek haber vermiştir.”Hem Kuran hem hadise göre haber vermiştir diyor.Madem haber vermiş, haktır. Madem Kadîr-i Külli Şey vaad etmiş, elbette yapacaktır.” diyor.(Mektubat, s.53-54)

“Hazret-i İsâ Aleyhisselâm geldiği vakit, herkes onun hakikî İsâ olduğunu bilmek lâzım değildir.”Şahsı maneviciler iyi duysunlar. “Onun mukarreb ve havassı, nur-u imanla onu tanır.” İlk geldiğinde ve bidayetinde, başlangıcında. “Yoksa, bedâhet derecesinde herkes onu tanımayacaktır.” İlk geldiğinde ama sonra bütün dünya tanıyorlar.

 

Diyor ki Bediüzzaman;

“Esaretten geldikten sonra, Hutuvât-ı Sitte gibi eserlerimle kendimi tehlikeye atıp, İngilizlerin İstanbul'a tasallutu altında, İngilizlerin başlarına vurdum.”İngilizleri kitabımla eleştirdim diyor. Bu çok tehlikeli bir şeydi, bunu yaptım diyor. “Ve beni işkenceli ve sebepsiz esaret altına alanlara yardım ettim.” O devirde Bediüzzaman’a işkence yapıyorlar, esaret altına alıyorlar, bu kişilere ben yardım ettim diyor. İngilizlerden onları koruyacak şekilde.İşte, onlar da bana o yardım cezasını böyle veriyorlar. Üç sene Rusya'da, esaretimde çektiğim zahmet ve sıkıntıyı, burada bu dostlarım bana üç ayda çektirdiler.”Muhafazakar deniyor, sağcı diyorsun ama bak neler yapıyorlar. Komünistin yapmayacağı zulmü yapıyorlar. Onun için insan zannediyor ki muhafazakar oldu mu, mukaddesatçı oldum mu iş biter. Öyle olmuyor. Ayrıca Allah’tan korkması ve takva olması gerekiyor. Her sağcı olan mükemmel anlamına gelmez. “Halbuki, Ruslar beni Kürt gönüllü kumandanı suretinde, Kazakları ve esirleri kesen gaddar adam nazarıyla bana baktıkları halde, beni dersten men etmediler.” Beni gaddar biri olarak lanse ettikleri halde beni dersten; İslam’ı Kuran’ı anlatmaktan men etmediler.Arkadaşım olan doksan esir zabitlerin kısm-ı ekserisine ders veriyordum” diyor. 90 tane subaya, büyük bir bölümüne ders veriyordum diyor. “Bir defa Rus kumandanı geldi, dinledi. Türkçe bilmediği için, siyasî ders zannetti, bir defa beni men etti; sonra yine izin verdi. ” Siyasi ders olmadığını anlayınca bana izin verdi diyor. Hem aynı kışlada bir odayı cami yaptık.” Rus bunlar.O zaman Moskof diyorlar adamlara. Moskof’un yaptığını Müslüman Bediüzzaman’a yapıyor. O zaman Moskof kafası vardı, şu an tabi düzeldiler, iyi oldular. “Hem aynı kışlada bir odayı cami yaptık.” Askeri kışlada bir odayı cami yapıyorlar, ona müsaade ediyorlar.Ben imamlık yapıyordum. Hiç müdahale etmediler, ihtilâttan men etmediler, beni muhabereden kesmediler.” Yani konuşmaktan, bağlantıdan kesmediler. “Halbuki, bu dostlarım, güya vatandaşlarım ve dindaşlarım ve onların menfaat-i imaniyelerine uğraştığım adamlar,” yani iman menfaatlerine uğraştığım adamlar. “hiçbir sebep yokken, siyasetten ve dünyadan alâkamı kestiğimi bilirlerken, üç sene değil, belki beni altı sene sıkıntılı bir esaret altına aldılar, ihtilâttan men ettiler.” Altı sene hapsediyorlar.Vesikam olduğu halde, dersten, hattâ odamda hususî dersimi de men ettiler,” Arkadaşlarımla odamda toplanıp sohbet etmeme bile müsaade etmiyorlardı diyor.muhabereye sed çektiler.” Telefonla, telgrafla veyahut herhangi bir şekilde bir kağıtla, mektupla bağlantyıı da engellediler diyor. “Vesikam olduğu halde, dersten, hattâ odamda hususî dersimi de men ettiler,” yani mescitte imamlık yapma hakkı olduğu halde, camiyi ben imar ettiğim halde orada benim imamlık yapmama, bu camiye girmeme müsaade etmediler, diyor.Şimdi dahi cemaat sevabından beni mahrum etmek için-daimî cemaatim ve âhiret kardeşlerim-mahsus üç adama dahi imamet etmemi kabul etmiyorlar.”Üç kişiyle bile namaz kılmama müsaade etmiyorlar diyor. Rahmetli Abdülhamit devrinde de bu böyle olmuş, daha sonraki dönemlerde de bu böyle olmuş. Güya sağcı muhafazakar olarak biliniyorlar. Adnan Menderes döneminde de Adnan Menderes’i iktidara getiren Bediüzzaman’dır. Adnan Menderes’in ne zekaveti, ne kültürü, ne bilgisi böyle bir şeye müsaade edecek gibi değil. İsterseniz açın bakın konuşmalarına, gariban bir adam. Adnan Menderes’i iktidara getiren Bediüzzaman’dır, Anadolu’daki Risale-i nur faaliyetleridir, iman faaliyetidir ve imanlı millettir. Onun imana yatkın olduğunu hissedince onu iktidara getirmişlerdir.Başka bir konu yok.Hem, istemediğim halde birisi bana iyi dese, bana nezaret eden memur kıskanarak kızıyor,” polis niye iyi diyorsun diye azarlıyormuş halkı, iyi bir insan dedirtmiyorlarmış.nüfuzunu kırayım diye vicdansızcasına tedbirler yapıyor, âmirlerinden iltifat görmek için beni tâciz ediyor.”Mesela itip kakıyor, küfür ediyor, hakaret ediyor. Amiri de; “aferin oğlum ne güzel faaliyet yapıyorsun, tebrik ederim seni” diyor.İşte, böyle vaziyette bir adam, Cenâb-ı Haktan başka kime müracaat eder? Hâkim, kendi müddei olsa, elbette ona şekvâ edilmez.” Hakim kendi savcı olursa ona şikayet edilir mi? Edilmez. Ona beni kurtar diyemezsin çünkü zaten suçluyor.Gel, sen söyle, bu hale ne diyeceğiz?Sen ne dersen de, ben derim ki: Bu dostlarım içinde çok münafıklar var. Münafık kâfirden eşeddir.” Sağcı ama münafık.Onun için, kâfir Rus'un bana çektirmediğini çektiriyorlar.” Onlar bile böyle zulüm yapmadılar diyor.

2011-12-11 12:49:15
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top