A9 TV; 10 Aralık 2011
Hud Suresi
102- Onlar, zulüm işlemektelerken, ülkeleri (veya nesilleri) yakaladığı zaman... Rabbinin yakalaması işte böyledir. Gerçekten O'nun yakalaması pek acı, pek şiddetlidir.
“Onlar, zulüm işlemektelerken“(Müslümanlara ahlaksızlık yaparlarken, müşriklik yaparken, üçkağıtçılık yaparken, fuhuş yaparken, pislik yaparken, İslam’ın menfaatine olan şeylere engel olmaya kalkarken, tuzak kurarken)“ülkeleri (veya nesilleri) yakaladığı zaman”(belalarını verdiği zaman), “Rabbinin yakalaması işte böyledir” böyle yakalarımdiyor Allah. ” Gerçekten O'nun yakalaması pek acı, pek şiddetlidir.”
Müşriklere münafıklara pisliklere Allah tehdit olarak bunu belirtiyor. “böyle iflahınızı keserim” diyor Allah. “Gerçekten O’nun yakalaması pek acı, pek şiddetlidir “diyor Allah.
105- (Kıyametin) Geleceği günde, O'nun izni olmaksızın, hiç kimse söz söyleyemez. Artık onlardan kimi 'bedbaht ve mutsuz', (kimi de) mutlu ve bahtiyardır.
“O'nun izni olmaksızın, hiç kimse söz söyleyemez.”Yani Allah izin verirse söyleyebiliyorlar. Burada isteyen istediği gibi konuşuyor ya. Orada öyle bir şey yok diyor Cenab-ı Allah.
Rum Suresi
Cenab-ı Allah şöyle buyuruyor, Şeytandan Allah’a sığınırım.
42- De ki: "Yeryüzünde gezip dolaşın, böylece daha öncekilerin nasıl bir sona uğradıklarını görün. Onların çoğu müşrik kimselerdi."
"Yeryüzünde gezip dolaşın” Nasıl gezip dolaşıyoruz şu an? İnternetten yahut televizyonun kumanda aletinden basıyoruz, oradan oraya her yeri geziyoruz. O da bir gezmedir. Yahut internette bir araştırma yapıyoruz. O da bir gezmedir. Bu gezip dolaşmaya dahildir bu ayetin hükmü. Adam çünkü basıyorsun bir başka ülkeye geçiyorsun, basıyorsun başka bir kanala geçiyorsun, başka bir şeye geçiyorsun.“böylece daha öncekilerin” bir saat önceki de olabilir, bir hafta önceki de olabilir, bir ay önceki de olabilir, on dakika önceki de olabilir. “nasıl bir sona uğradıklarını görün” nasıl Allah’ın belasını verdiğini, rezil rüsva ettiğini, nasıl Allah’ın aşağıladığını, nasıl iki paralık ettiğini, karaktersizliklerini, alçaklıklarını, pisliklerini ortaya döktüğünü görün diyor Allah. Gücüm olarak bunu gösteririm, görün diyor Allah. “Onların çoğu müşrik kimselerdir” ne demek müşrik? Allah’ın hükmüne uymuyor, hurafeye uyuyor. Putları var, falanca falanca falanca put edinmiş, puta uyuyor. “Kuran’a uy diyorsun”, “ben puta uyarım” diyor müşrik. “Nasıl belalarını verdiğimi görün” diyor Allah.
43- Öyleyse sen, Allah'tan (bir takdir olarak) geri çevrilmesi mümkün olmayan gün gelmeden önce, yüzünü dimdik ayakta duran dine çevir. O gün parça parça bölünecekler.
Allah’ın uygulamasının olacağı gün gelmeden önce, “yüzünü dimdik ayakta duran dine çevir” Dimdik ayakta duran din ne? İslam. İslam nedir? Kuran. “O gün parça parça bölünecekler” diyor Allah. Parça parça bölünecekler. Müşrikler ayrı, münafıklar ayrı, kafirun ve kafirat, münafıkun ve münafıkat, müminun ve müminat ayrı ayrı ayrılıyorlar.
44- Kim inkar ederse, artık onun inkarı kendi aleyhinedir; kim salih bir amelde bulunursa, artık onlar kendi lehlerine olarak (cennetteki yerlerini) döşeyip hazırlamaktadırlar.
“Kim inkar ederse, artık onun inkarı kendi aleyhinedir”kendi başını belaya veriyor. Manen çöküyor, maddeten çöküyor. Ülke olarak çöküyorlar. Ekonomik kriz meydana geliyor. Rezil oluyorlar. “kim salih bir amelde bulunursa” Kim samimi bir davranışta bulunursa, “artık onlar kendi lehlerine olarak (cennetteki yerlerini) döşeyip hazırlamaktadırlar.” kendi yerlerini hazırlıyorlar diyor Allah. Cennetteki yerlerini döşüyorlar. Her yaptıkları güzel ahlak, her yaptıkları sevap, aldıkları her sevap cennette onlara bir nimet olarak hazırlanıyor diyor. Mesela, cennetin yatakları hazırlanıyor alınan sevap geldikçe, döşekleri hazırlanıyor, cennet kadınları hazırlanıyor, cennet yemekleri hazırlanıyor.“Sürekli döşüyorlar” diyor Cenab-ı Allah. “Sevap aldıkça cennet döşenmeye devam eder” diyor. “Onlara hazırlarım cenneti” diyor Cenab-ı Allah.
45- (Bu, Allah'ın) Kendi fazlından iman edip salih amellerde bulunanları ödüllendirmesi içindir. Şüphesiz O, kafirleri sevmez.
“Samimi amellerdebulunanları ödüllendirilmesi içindir” diyor. “Şüphesiz O, kafirleri sevmez” diyor Allah. Sevmeyince ne yapıyor?Kafalarını eziyor. Münafıkları seviyor mu Allah? Nefret eder Cenab-ı Allah. Onların da kafasını eziyor. Bizim nefretimiz gibi değil tabii Cenab-ı Allah’ın nefreti.
47- Andolsun, Biz senden önce kendi kavimlerine elçiler gönderdik de onlara apaçık belgeler getirdiler; böylece Biz de suçlu günahkarlardan intikam aldık. İman edenlere yardım etmek ise, Bizim üzerimizde bir haktır.
“Andolsun, Biz senden önce kendi kavimlerine elçiler”yani mehdiler, mürşidler, peygamberler “gönderdik de, onlara apaçık belgeler getirdiler”. Apaçık alametler, peygamberimizin açıklamalarını, Kuran’ın açıklamalarını alenen ve açıkça getiriyorlar, ispat ediyorlar, anlatıyorlar.” “Böylece biz suçlu günahkarlardan intikam aldık” şimdi açıklanmış, açıklandığı halde ahlaksızca direniyor. Alçakça direniyor. Allah diyor ki; “bildirdikten sonra direndikleri için intikam aldım” diyor, ahlaksızlık yaptıkları için.“İman edenlere yardım etmek ise, Bizim üzerimizde bir haktır.” İman edenlere, yani Mehdi ve talebelerine. Mehdi’ye tabi olanlar. Mesela Türk milleti, İslam alemi inşaAllah.
51- Andolsun, Biz bir rüzgar göndersek de onu(n ekinini) sararmış görseler, mutlaka ardından nankörlük ederler.
Yani ekini sararmış görüyorlar, Allah’a şükredeceğine, hamd edeceğine nankörlük ediyor, ahlaksızlık yapıyor. Mesela, Allah nimet veriyor, ahir zaman alametleri meydana getiriyor. Allah mucizeler meydana getiriyor, harikalar meydana getiriyor. Adam görmezlikten geliyor, nankörlük ediyor.
52- Şimdi sen, ölülere (söz) duyuramazsın ve arkalarını dönüp giden sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.
“Şimdi sen, ölülere (söz) duyuramazsın” Allah, “bunlar ölüdür” diyor. Kafası ölmüş adamın. Beyni, ruhu ölmüş. Müşrik, münafık kafalı adam. Adam deli yani delirmiş, aklı gitmiş. Yani biz buna ölü diyoruz. Allah “ölü” diyor. “ve arkalarını dönüp giden sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.” İstediğin kadar anlat müşriğe, daha hala müşriğin pis kokusunu koklar. Domuz gibi müşriğin peşinden gider. Nasıl domuz sürüsünün başı olur da peşini bırakmaz. O pislik yer, o da pislik yer domuz sürüsü. Yavruları vardır domuzun, hayvan gider pislik yer. Onlar da onunla beraber o pisliği yer. Anlatsan da anlamaz pislik olduğunu. “Pisliğin içine girmişsin” diyorsun. Alışmış, burnunu bir kaldırıyor ağzı burnu pislik bulaşmış. Yine devam ediyor pislik yapmaya. “Şirke girme” diyorsun, yine şirk içinde. “Münafıklık yapma” diyorsun, yine münafıklık peşinde.
53- Ve sen kendi sapıklıkları içinde kör olanları da doğruya iletici değilsin. Sen yalnızca, Bizim ayetlerimize iman edenlere duyurabilirsin ki onlar Müslümanlardır.
“Ve sen kendi sapıklıkları içinde” Sapık ne demek?Şirk kafasında sapıtmış. “kör olanları da doğruya iletici değilsin.” “İstediğin kadar anlat” diyor Allah, “doğruya onlar iletilmezler” diyor. Allah onlara müsaade etmiyor. “Sen yalnızca, Bizim ayetlerimize iman edenlere duyurabilirsin” Yani Kuran talebelerine, Kuran’a tabi olanlara, Kuran’a saygısı olanlara, bunlara duyurabilirsin diyor Allah. “ki onlar Müslümanlardır.” Sadece Kuran’a tabi olanlara Allah Müslüman diyor. “Ki onlar Müslüman’dır” diyor Kuran’a tabiyse. “Kuran’a tabi değilse Müslüman değil” diyor Allah.
(Alışveriş merkezlerinde fosil sergisi ayarlayan kardeşlerimizle ilgili)
Cennetten buraya gelmişler, Allah onlara hizmet ettiriyor, haberleri yok maşaAllah. Resulullah (sav) o kadar çok övmüş ki bu ahir zaman bülbüllerini, bu güzel varlıkları, bu muhteşem insanları o kadar çok övmüş ki sahabe hayran kalmış. Sürekli anlattırıyorlar. Aşık olmuş sahabeler. “Ya Resullullah anlat” diyorlar, bir daha anlatıyor. Sürekli anlattırmış. O devrin harikalarını tabii Peygamberimiz kapalı anlatıyor. Nefesleri kesiliyor. Çünkü Peygamberimiz (sav) doğru da her anlattığı doğru. Nefesleri kesiliyor. Yani o devrin sürati, o devrin muharebesi ve muhabere gücü yani haber alma gücü, o devirde olacak olan olaylar maşaAllah.
Hükümet güzel gidiyor. Başbakan samimi bir insan. Allah şifa versin. Aman yiyeceğine, içeceğine dikkat etsin Başbakanımız. Her türlü ahlaksızlığı yapabilirler. Her türlü pisliği yapabilirler. Allah esirgesin, radyoaktif yiyecek verebilirler. Bir şey yapabilirler falan. Acayip özenli olsun, acayip özenli olsun. Güzel samimiyeti, candanlığı güzel. İnsan. Kusurları var tabii, hataları oluyor, ayrı mesele. Onlar şey değil. Genel olarak İddia edilen Ergenekon terör örgütüne ve böyle pislik teşekküllere karşı çok yiğit, helal olsun. Çok yiğit. Kardeşim, ne Demirel halledebilmişti, ne rahmetli Özal halledebilmişti, sustular. Biz, hepimiz biliyorduk, Komünist derin devletin her türlü alçaklığını, pisliğini görüyorduk. Ben kitap yazdım, açıkladık, anlattık, arkadaşlarımız gazetelere ilan verdi. “Komünist derin devlet milletin yakasına yapıştı. Gereği yapılsın”, yok, çıt yok. Mesut Yılmaz’ın gittiler ağzını, burnunu kırdılar. Demirel’in ağzını, burnunu patlattılar, çıtları çıkmadı. Helal olsun, bugün de gelmeden önce düşündüm, imanlı maşaAllah. İmanlı bir de mücadelecidir Başbakan. Yenilme kabul etmez. Helal olsun. Bir de Allah’a kendini satmış gördüğüm kadarıyla. Gözü kara, öyle şeyi yok. Dünyadan bir beklentisi yok. O çok önemli, dünyadan beklentisi olmaması. MaşaAllah, devam. Ama tabii illaki kusurları olur, o ayrı. Ben bu yönünü çok önemli görüyorum. Şu işi bir hayırlısıyla bitirirse muhteşem olacak inşaAllah. Yalnız sakın hükümeti bırakmasın. Cumhurbaşkanı olarak görev yaparsa hükümetin gücü kalmaz, ben söyleyeyim. Ak Parti dağılabilir. Çok tehlikeli olur. Tüzüğü değiştirsinler, ne yapıyorlarsa yapsınlar. 3 dönem. Neden 3 dönem? 4 de olur, 5 de olur, 6 da olur. Ne mecburiyeti var 3 dönem olmaya? Var mı öyle bir kural? Anayasa mı bu? Anayasa bile değiştiriliyor, değil mi? Değiştirsinler tüzüğü, 4. Dönemde de Başbakan olsun, 5. Dönemde de Başbakan olsun. Ne kadarsa artık Allah nasip etsin. Uzun ömür versin Allah. Şu işleri bir bitirsin. Bitirdikten sonra ne yapıyorlarsa yapsınlar. Koalisyon hükümetleri gelsin, kim gelirse gelsin. Bir sorun çıkmaz. Önce eracifin temizlenmesi lazım, inşaAllah.
Münafık, müşrik çok arsızdır, çok hayasızdır. Yüzüne tükürsen yağmur yağıyor zanneder. Tahmin edemeyeceğiniz kadar kaşar ve karaktersiz olurlar. Öyle baş edemezsiniz onlarla. İstediğin kadar ispat et. Böyleyüzüne yapıştır, getir, göster. Mesela diyorsun ki “Ulan sen çamur adamsın, pisliksin” diyorsun, çamuru da getirip koyuyorsun önüne, “yok bu çamur değil, bal” diyor. Adama ne diyeceksin? Hayasız adam, yüzünde eşek oynamış, utanmıyorlar yani. İspatın binbir türlüsü yapılıyor, artık binbir türlüsü yani. Akla gelen ispatların tamamı yapılıyor, “yok” diyor adam. “Bildiğin çamur, simsiyah çamur” diyorsun, “yok, bal” diyor. “Görmüyor musun?” diyor. Karaktersiz.Çünkü nemalanıyorlar, onlar da nemalanıyorlar. Alışmışlar kandırmaya, sahtekarlığa, yalancılığa, sürekli demagojiye, sürekli uydurmacılığa. O kadar ipsiz sapsız şeylere inandırıyor ki birbirlerini bu sistem, o kadar delice, o kadar müşrikçe, o kadar putperestçe, ipsiz, sapsız hurafelere inandırıyorlar ki. Bu tip hurafelere inandırmamaları zaten düşündürülemez. Beş dakikalık iş onlar için. Onun için ne olduğu değil de halkımızın genel kanaati önemlidir. Yani müşriklerin ne düşündüğü, münafıkların ne düşündüğünün üzerinde durmayın. Karaktersiz onlar. Zaten ne yaparsan yap adam muson yağmurları gibi gelir onlara. Etkilenmez onlar. Vicdan sahibi, akıllı, samimi Müslümanların ne düşündüğü önemlidir.
(Sn. Adnan Oktar’ın bayan talebeleriyle ilgili açıklamaları)
Allah size o kadar müthiş bir cezbe vermiş ki, o kadar müthiş bir güzellik vermiş ki bu açıklanacak gibi değil. Bir kere temizliğiniz, maddi- manevi temizliğiniz elinizden, yüzünüzden, her yerinizden belli oluyor. Vicdanınızın temizliği belli oluyor. Akıllı, güvenilir olduğunuz hemen anlaşılıyor. Yani insan hemen değer veriyor, hemen saygı duyuyor. İffetin nuru var üstünüzde. Bu çok güzel maşaAllah. Cennette kat kat kat güzel olacaksınız.
Bir kadın bir kere güzel olması için Allah’tan korkması şarttır. Allah’tan korkmayan mümkün değil güzel olamaz, bir. Tabii onun için, güzel olayım diye Allah’tan korkulmaz. Allah’tan korkulduğu için güzel olunur. Allah aşkıyla yanması lazım. Yani coşkulu sevgisi olması lazım. Allah’tan korkacak, Allah’ı çok sevecek. Kültürlü olacak, cahil de güzel olmaz. Kültürlü olacak. Görgülü olacak, çok görgülü olacak, güzel ahlaklı olacak, iffetli olacak, sanatçı ruhlu olacak, tutku dolu olacak. Ancak o zaman güzel olabilir. Öküz gibi herifler oluyor. Karşısında çok güzel bir kadın istiyor. Öküze ne olur? Ot olur. Allah öküze ot sunar. İnsana güzel insan sunuyor Allah. Ayette var, “mümin erkekler mümin kadınlara, mümin kadınlar mümin erkeklere, İyi ve temiz kadınlar, iyi temiz erkeklere yaraşır” diyor. Ayet açık inşaAllah. Onun için Allah müminleri temiz insanlar içinde tutuyor. Bak, hep çevremdeki insanlarda ne ağızlarında küfür var, ne terslik var, ne laf sokma var, ne ipsiz, sapsız konuşma var, ne dengesiz bir üslupları oluyor. Hep Allah’ı anan, aklı başında, kontrollü, makul, dengeli, güzel üslupları oluyor. Mesela boş laf da çok sıkıcı boş konuşma. Adamlık dini yapmak, yapmacık konuşmalar, yapmacık mimikler, gıcık hareketler… Hiç görmüyorsunuz bak, maşaAllah.
Bir kaşar bayanlara bir bakın, de bu çocukların üstündeki nura ve ışığa ve efendiliğe bakın. Kaşar kadın ne kadar itici oluyor. Ne kadar tehlikeli mahluklar. Allah vermesin. Hem tiksinti verici, hem çok pisler, hem insan yanında durmak istemez. Bayağı karanlık mahluklar. Yani her yönden bela. Yani organik anlamda da mikroplar, karakter olarak da mikroplar. Aynı şekilde onların erkek türleri de aşağılık oluyorlar. Aynı pislikte oluyorlar kaşar ve karaktersiz insanlar. Temiz insanlar ne kadar şahane! Böyle bir ışık saçıyorlar. Bir şey var üstlerinde. Mesela bizim çocuklarda var bu. Işık saçıyorlar. “Efendiyim” diye bağırıyor böyle. Elinden, yüzünden nur akıyor maşaAllah. Bir de aklın nuru var üstlerinde. Bu çok önemlidir. Aklın nuru var. Her konuşma isabetli. Münasebetsizlik yok, densizlik yok. Her konuşma yerli yerince, düzgün ve güzel. Her şey ruhu okşayacak tarzda. Ne kadar güzel! Cennet kuzusu bunlar maşaAllah.
Hayret Allah’ın insanları bu kadar güzel yaratması, güzelliklerinin bu kadar etkileyici olması. Nurun ve imanın insanda bu kadar olumlu etki yapması, iffetin bu kadar insanı güzelleştirmesi, dindarlığın insanı bu kadar güzelleştirmesi maşaAllah.
Allah isimlerini cennette yazmış, inşaAllah. Ahirette bunları hep anlatacaklar. Cennet bahçelerinde anlatacaklar. “Dalları sarkmış” diyor Cenab-ı Allah. Zaten şuurludur o, iyice önüne gelir. Koparırsın, koparttığında şak aynı yerde durduğunu görürsün. Yersin. Bir daha alır koparırsın, koparır koparmaz yine orada durduğunu görürsün. Zaaf yoktur, bozulma yoktur. Hiçbir şey zaafa uğramaz cennette. Bu dünyaya mahsus bir şeydir. Her şey zaafa uğrar. Mesela yemek yersin, dişini yıkaman gerekir. Sabah kalkarsın yüzünü yıkaman gerekir. Cennette insan bunu unutmadığı için, bu dünyadaki zaafları, her gün onun şaşkınlığı içinde olacak. Hz. Adem (as) de cennetin konforuna alışık olduğu için her gün dünyanın zahmetine şaşırmıştır, her gün. Yani alışık çünkü ilk doğal ihtiyaçlarını hissedince böyle aczini hüngür hüngür ağlamış Hz. Adem. Hiç ummamış öyle bir şey olacağını. Her gün yeni bir mesela hastalıklar, her gün bir ağrı, her gün birşey. Bu dünyanın o zaman imtihan yeri olmasının delilleri ortaya konmuş oldu Allah tarafından.Öyle bir eğitildi ki Hz. Adem (as) ulul azm peygamber oldu. En büyük peygamberlerdendir, inşaAllah.
(“Dinimizde nazar var mıdır?” sorusuna cevaben)
Nazar; güzel gözle bakan vardır. Bir de pis gözle bakan vardır. Ama gözle baktı devirdi mevirdi; öyle bir şey olmaz. Güç Allah’ındır. Gözün gücü olmaz.
Nazar şöyle, adam pis pis eşek gibi bakar; insan rahatsız olur, kızdırır insanı falan. Ama Allah’a tevekkül etti mi şimdi nazara sen müstakil bir güç verirsen put olur o. Putlaştırmış olursun, müşrik olursun. Yani Allah isterse nazarla da başka şeyle de insanı belanın, hastalığın içine sokabilir. Bir mikrop bile etkili olur. Ama müstakil bir gücü yok.
Bediüzzaman “konuşacağım sizle mezardan, duyacaksınız” diyor. “İslam hakim olunca geleceksiniz mezarımın başına” diyor yani “Mehdi, Hz. İsa (as) gelecekler” diyor. “Orada olanlar, orada toplananlar da, oradaki topluluk, hepiniz toplanacaksınız. Tebrik edeceğim” diyor. “İslam’ın hakimiyetini tebrik edeceğim. Oradaki heyeti hazıra da duyacaklar sesimi” diyor. “Mezardan sesleneceğim” diyor. Müthiş bir keramet olacak inşaAllah.
(Serdar Turgut’un; hayatında ilk kez güçlü bir Türkiye yaşadığını, Ak Parti’de çatlaklar olduğunu söyleyenlerin yanıldığını, Sayın Gül ve Sayın Erdoğan’ın arasını açmak isteyenlerin boşa heveslendiğini belirten yazısına yönelik)
Sayın Gül ile Sayın Erdoğan her ikisi de Allah’tan korkan imanlı insanlar. Şimdi zannediyorlar ki onları Avrupa’daki klasik siyasetçiler gibi zannediyorlar. Birbirlerine düşerler. Halbuki onlar zaten Allah’a teslim olmuş insanlar. Dünyadan bir beklentileri yok onların. Allah rızası için yaşıyorlar. “Zenginlik olsun, köşeyi döneyim, keyif zevk içinde yaşayayım, şöhret kazanayım”, öyle bir dertleri yok, öyle bir konuları yok. Dolayısıyla öyle bir olay olmaz. Boşa bekliyorlar. Öyle bir şey olmaz. Bir de güvendikleri, sevdikleri bir tabanları var. Aklı başında, akil insanlar seviyorlar. Fark etmez, Tayyip Erdoğan gider, başkası gelebilir. Yine akılcı ve samimiyse yine destekleriz öyle bir insanı, dürüstse. Biz çete istemiyoruz Türkiye’de. Çok pis bir şey, çünkü çok anormal bir şey. Devlet gibi oluyorlar fakat meçhul. Mahkemeye veremiyorsun. Kendini savunma şeyi yok. Yani kabus gibi adamlar. Mesela kendi kendini yargılıyor. Şimdi iddia edilen Ergenekon terör örgütünün mahkemesine çıksan, kendi illegal mahkemelerine, nasıl savunacaksın? Bir tane cezası var, ölüm cezası var. Ağzı içki kokan çakalın karşına çıkarıyorlar. Ağır hakaretlerle “seni öldüreceğim” diyor, “çök yere” diyor. Kafasına kurşun sıkıyor, şehit ediyor.Bu ne biçim kabustur. “Hadi bin arabaya” diyor, alıp götürüyor. Akıl almaz rezalet çıkıyordu. Daha hala bu rezillik orada, burada az da olsa devam ediyor, görüyorsunuz. Onun için hükümetin çok cesur olarak, kararlı olarak, geriye hiç adım atamadan vatan, milletin selameti için, bölgenin selameti için, Allah rızası için, İslam’ın, Kuran’ın dünyaya hakimiyeti için bu hak yolda kararlı gitmeleri lazım. Böyle bir konuda merhamet olmaz. Bu konuda merhamet olmaz. Zulme merhamet olmaz. Çünkü zulme merhamet ettiğinde zalime de merhametsizlik etmiş olursun. Çünkü zalimi de kurtarmış oluyor bu durumda. İddia edilen Ergenekon terör örgütünün dağılmasıyla iddia edilen Ergenekon terör Örgütü mensubu birçok kişinin hayatı kurtuldu. Teker teker öldüreceklerdi onları da. Nice önemli insan öldürülecekti.Yani sosyal konum açısından çok kilit konumda insanlar öldürülecekti. Sıradan gideceklerdi herifler. Allah korudu. Onun için iddia edilen Ergenekon terör örgütü mensupları da bu operasyonu var gücüyle desteklemeleri lazım. Kendi dertlerine düşmesinler. Vatanın, milletin selametini düşünsünler. Bir iyilik yapsınlar şu vatana. Bu pisliğin kazınmasında devlete yardımcı olsunlar. Bitsin bu pislik. Güneydoğu’da da gencecik kızları alıp götürüyorlar çocukları, delikanlıları. Zamanında öyleydi. “Siz PKK mensubuymuşsunuz” diyor. Çocuk diyor ki; yemin billah ediyor “ağabey ben beş vakit namazında Müslüman bir insanım, PKKmkk böyle bir şey bilmem ben” diyor. mesela kıza tecavüz ediyorlar. Çocuğa işkence yapıp öldürüyorlar. Ne için yaptın? “Vatan, millet için yaptık” diyor. Köpek! Sapıksın sen, alçak ve ahlaksız. Vatan millet için ne yapacaksın? Bunların şerefsizliğine sonra başkaları farkına varınca iddia edilen Ergenekon terör örgütüne karşı iyi bir ihbar kampanyası da başladı. Bu şekilde bayağı köşeye sıkıştılar ama bazı yerlerde gevşetme eğilimleri de görüyorum ben. Allah diyor ki; “siz üstünken aman vermeyin.” Allah belaya çevirir. Zalime merhamet olmaz, zulme merhamet olmaz. Kahpeye, alçağa, katile merhamet olmaz. Zulüm yaparlar, çok acımazsız davranırlar. Debelenmelerinden kimse etkilenmesin. Peşini bırakmasınlar. Hukukla kanunla, son anlarına kadar tepelerinin ezilmesi gerekiyor. Rahmetli Atatürk ne diyor? “Beyler şurası unutulmamalıdır ki; Türk milletinin en büyük düşmanı komünistliktir” diyor. “Behemehal her görüldüğü yerde ezilmelidir” diyor. Atatürk’ümüzü de şehit edenler bu pislik örgüt. Turgut Özal’ı da şehit edenler bu pislik örgüt. Atatürk de Türk İslam Birliği’ni savunuyordu. Gördünüz. Turgut Özal savundu. Gördünüz. Rahmetli mücahidimiz, o büyük dava adamı, Muhsin Yazıcıoğlu’nu da şehit ettiler. Hatta bağırdılar. Dedikler ki iki gün öncesinden “biz bir parti başkanını şehit edeceğiz” dediler. Ben de bağırdım televizyonlardan, “bak bunlar bunu söylüyor”. Gazeteye de yazdılar, her yere yazdılar. “Biz bunu yapacağız” dediler. Olağanüstü önlem alındı. Onlar zannetti ki başbakana yapılacak zannettiler. Başbakanın önlemleri artırıldı. Halbuki Muhsin Yazıcıoğlu şehidimizi hedeflemişler. Onun için çok çok kararlı olmak lazım. Şamatalarına aldanmamak lazım. Bu arada devlete, millete yardımcı olanlara da tabii iddia edilen Ergenekon terör örgütü tuzak kurar. Mesela bize karşı da bir komplo hazırladıklarını duyduk. İki yıldan beri hazırlıyorlarmış, iki yıldan beri hazırlık içindelermiş. Geçenlerde bir tanıdık söyledi. Oraya buraya yalan ihbarlarla, yalan oyunlarla, büyük bir komplo için geniş çaplı bir hazırlık yapmışlar. Ama Allah ayaklarına dolandırıyor. Bizim buğdayımız temiz, unumuz nur gibi. Bizim bir derdimiz yok, öyle bir tasamız yok. Sadece rezil rüsva olup geri dönerler. Başka bir şey olmaz.Yani kanunla, hukukla nereden geldiklerini şaşırttırırız. Kimse dangalaklık yapmaya heveslenmesin.
(Göz zinasından bahseden izleyiciye cevaben)
Adam şunu düşünmüyor, dar düşünüyor. Göz bizim emrimizde, kalp de bizim emrimizde. Nasıl istersek öyle bakar. Şimdi adam diyor ki “ben bakıyorum haram olan bir kadına, göz zinası yapabiliyorum” diyor. Allah vermesin. O zaman sen kendi kızına da bakarsın. Sen helal haram dinlemiyorsun ki sen. Öyle demiyor musun sen? Zapt edemiyorsun kendini, söylüyorsun da zaten. Helal haram dinlemediğini söylüyorsun. O zaman kendi kızına da aynı şeyi yaparsın sen. Annene de yaparsın, Allah vermesin. Ensest işte onun için oluyor. Bu ahlaksızlık bunun için oluyor. Birçok mazlum genç kız, bu kafadaki adamların mağduru oluyor. Ne demek o? Mesela bir insanın kızı olur evde, dekolte gezer kız. Kendi kızı, babasının yanında gezer. Babasının aklının ucundan dahi öyle bir şey geçmez. Annesi de yanında gezer dekolte. Aklının ucundan bile geçmez. Annesi, kız kardeşi falan haramdır. Sokaktaki, o da haram. O zaman orda diyor ki “ben orada kendimi zapt edemiyorum”. O zaman orada da zapt edemezsin sen kendini. İmanladır, akılladır. Biz akıllı varlığız. Aklımızı kullandık mı tamamdır inşaAllah.
Ordumuzun güçlü olması çok önemli.Yani ordunun insan potansiyeli açısından da çok kalabalık ve güçlü olması. Özellikle füzesavar sistemleri. Füzesavar sistemlerinin ve füze sistemlerinin çok güçlü olması lazım caydırıcılık açısından. Bu iki şeyin üzerinde çok durmak lazım. Bir füzesavar, iki füze sistemleri, üç hava kuvvetleri. Bunlar çok hayatidir inşaAllah. Bir de neslimizin pehlivan yetişmesi çok önemli. Ben bakıyorum gençlere çok zayıflar. Çok babayiğit olmaları lazım. Pehlivan olacaklar. Onun için bence en iyi spor güreştir. Güreş ve halter ama tabii onun ayarında yapılması lazım. Ecdada benzemek lazım, Osmanlı dönemi gibi ecdat. Bütün mesele kültür. Elektroniği çok iyi bilmek lazım, elektronik kültüre çok iyi sahip olmak lazım. Tabii, Allah vermesin bunu kullanmak için değil de savunma amaçlı ve caydırıcılık amaçlı ordumuzun çok güçlü olması şart. Bölgenin değil dünyanın en güçlü ordularından birisi olduğu biliniyor Türk ordusunun ama daha da güçlenmesinde çok büyük fayda var.
(“Bir dizide Osmanlı’yı yanlış anlatıyorlar” maili üzerine)
Şimdi biz Osmanlı’yı dizi filmlerden mi anlıyoruz? Tarih kitaplarından mı anlıyoruz? Anlatsın kardeşim, istediğini desin. Ne alaka? Osmanlı ecdadımız bize kendini camilerle anlatıyor, kervansaraylarla, anlatıyor, köprülerle anlatıyor ve muhteşem Anadolu coğrafyasıyla anlatıyor. Avrupalı tarihçilere sorsunlar Osmanlı’yı. Biz ilmi yazılmış tarih kitaplarından Osmanlı’yı anlarız. Onlar fantezi yapıyor.
A9’u tavsiye edip yaymak çok hayati konu. Gerekirse otobüse binin, memlekete gidin, köye gidin. Ayarlayın. Onun ayarını yapmayı da öğrenin. O teşkilat yoksa onu kurun, kurdurtun. Bir evde uydu sistemini kurdu mu o ayarı da yapıp A9’u sabitlersiniz. Muhteşem hizmet olur. Reklam yok, şu yok, bu yok falan. Gece gündüz Kuran anlatılıyor, İslam anlatılıyor.
(“Siyasi görüşünüz nedir?” sorusuna cevap)
Atatürkçü, milliyetçi, mukaddesatçı bir Türk genciyim. MHP’liyim, Saadet Partiliyim, Büyük Birlik Partiliyim, Ak Partiliyim. Biraz da CHP’lilik de var. Hepsini seviyoruz. Hepsi bizim.
(Sevgide güvenin ne kadar önemli olduğuyla ilgili)
Evet. Şimdi güvenin oluşması nasıl olur? Cennet ahlakıyla olur. Ne göreceğiz karşımızdaki insanda? Şiddetli bir Allah korkusu. Hatta halk arasında derler ya “kork Allah’tan korkmayandan.” Biz bir tek Allah’tan korkarız. Yanlış bir söz ama anlatmak istediği anlam olduğu için söylüyorum. Allah korkusu bir, Allah sevgisi iki. Çok müthiş coşkulu bir Allah sevgisi. Çünkü öbür türlü aklı normal olmuyor zaten. Yani muhakeme yargısı bozuluyor. Bir bozukluk oluyor. Temizlik anlayışı, dürüstlük anlayışı ciddi şekilde sarsılır. Çünkü Allah’ı fark edemiyorsa karşısındakini nasıl fark etsin? Nasıl fark edecek karşısındakini? Allah’ı takdir edemeyen insanı nasıl takdir edecek? Çünkü Allah muazzam nimetler veriyor, muazzam güzellikler veriyor. Adam nankörlük ediyor. Onu ilgilendirmiyor.
Allah korkusu olunca, Allah sevgisi olunca insan her yaptığının hesabını vereceğini biliyor. Her yaptığını milimi milimine. O zaman zalim olamazsın, gaddar olamazsın, intikamcı olamazsın, kindar olamazsın. Bunlar olmayınca ne oluyorsun? Güvenilir oluyorsun. Çünkü insanların zalimliğinden, gaddarlığından bela geliyor. Allah’tan korkan nasıl yapsın? Yapamaz. Allah’a hesap verecek. Yapmayacağı için mutedil, makul bir insan oluyor. Kindar olmaz, intikam almaz. Ne güzel! Saldırgan olmaz, lafını sözünü bilir, kompleksli olmaz. Allah korkusu sevginin konforunu sağlar. Allah korkusu hikmetin başıdır. Allah korkusu olmadı mı her şey biter. Önce Allah korkusu. Diyor ki “Allah’tan korkulur mu? Allah sevilir” diyor. Sonradan ne oluyorsunuz işte. Ne oluyorsunuz? Böyle oluyorsunuz. Tabiki Allah’ı seviyoruz, aşkla seviyoruz, delice bir aşkla seviyoruz. Ama çok şiddetli de Allah’tan korkuyoruz. Allah korkusu tavrımızın çok ölçülü, çok itidalli, düzgün olmasını sağlar. Kılı kırk yararız. Çok ince düşünürüz o zaman. Çünkü Müslüman her an Allah tarafından seyredildiğini biliyor. Her an seyredildiğini biliyor. Her an konuşmasını Allah’ın dinlediğini biliyor. Her an kaderindekini yaşadığını biliyor. Her an cehenneme gidebileceğini biliyor. Böyle bir adamdan nasıl kötülük gelsin? Her hareketi mükemmel olur Allah’ın izniyle. Her konuşması mükemmel olmak durumundadır. Gevşetemez kendini. Öyle olumsuz yönde gevşetemez. Olumlu yönde gevşeyebilir, kalbi rahatlayabilir. Bu neyi getiriyor arkasından? İffeti getiriyor. İffet sınırı getiriyor. Sınır güzelliği meydana getiriyor. Mesela insan burnu sınırsız olsa kocaman olurdu, güzelliği bozulurdu. Sınırlı olunca güzel oluyor. Mesela insan gözü biraz büyüdü mü bozuluyor, küçüldü mü de bozuluyor. Tam ayarında olması gerekiyor. Sınır var. Mesela odada da makul bir oda ama odanın mesela karşı duvarı bir km ötede. Ora oda oluyor mu artık? Sokak olmuş oluyor. Oda olmaktan çıkar. Oda olması için makul bir hacimde olması gerekiyor. Makul bir görünüşte olması gerekiyor. İffet de böyledir. Kontrolsüz olsa mesela insan istediğiyle ilişkiye girse, hiçbir anlamı kalmaz, felç olur, biter insan, ruhu boşalır. Ama Allah diyor ki “sadece helaliyle.” O zaman sınır. Sınır olunca Allah güç ve kudret veriyor, cazibe meydana geliyor, kudret meydana geliyor ve güzellik meydana geliyor, etkileyicilik meydana geliyor. Allah korkusunun ve iffetin neticesi.
Adam diyor ki mesela “keşke -haşa- iffet olmasaydı.” İflahın kesilirdi avanak! Ölürdün, yok olurdun, bomboş olurdu beynin. Katran gibi olurdun. Hayat çok anlamsız hale gelirdi. Çok acayip olurdu. Allah iffeti nimet olarak sunmuştur. Çok büyük nimettir. Böyle haysiyetsiz kadınları görüyorsunuz, kaşar kadınları. Millet gördü mü kaçacak yer arıyor. “Aman bu pislik kim bilir ne rezillik yapar. Aman! Allah vermesin” diyor, adam yolunu değiştiriyor artık. Çünkü her türlü adilik beklenir, pislik beklenir. O ruhu da cehennem gibi. O yüzden saldırgan olur onlar. Çünkü rahat değil kalbi, içi. Sürekli ateş var içinde. Bağırır, çağırır, pislik yapar, saldırır, laf atar, laf sokar, dedikodu yapar. İçi ızdıraptan yanıyor çünkü. Ama mümin Allah’a teslim olmuş, gönlü ferah. Hep iyilik peşindedir. Hep hayır peşindedir. Hayır yaptıkça ferahlar. Güzellik yaptıkça ferahlar. Mesela zekat verir, sadaka verir, rahatlar. Bir fakire yardım eder. Bir insanı zor durumdan kurtarır, ferahlar. Güzel bir söz söyler, ferahlar. Affeder, ferahlar. Düşmanlıktan kaçınır, ferahlar. Mesela Mehdi ne yapıyor? Silahları kaldırıyor. Bütün silahları kaldırıyor. Ne oluyor? Kalpler ferahlıyor. Çünkü silah insanı gerer. Silah demek kan demektir. Silah gitti mi, tank top gitti mi, bomba gitti mi, hatta evlerde bıçak verirken Anadolu’da bir adet vardır; bıçağı elinin tersiyle verirler, bir şeyler yaparlar. Bıçaktan bile çekinirler. Ekmek bıçağı bile ürkütücüdür insanlara. Tedirgin olurlar. Evinde bulunmasını da istemez aslında. Mecbur olduğu için bulunuyor. Tedirgin edicidir bıçağın bulunması. Onu bile istemez. İşte Hz. Mehdi (as) insanları tedirgin eden her şeyi kaldırıyor. Her şeyi; bomba, füze, tank, top. Bıçağın da ucu körse o kadar, ona müsaade edebilir. Onun dışında olmaz. Öyle olunca güven oluyor. Güven olunca hücre onu tanıyor. Güneşli, mümbit topraktaki bitki nasıl coşkuyla büyümeye başlıyor. Hücreler de orda acayip ferahlıyor, bayram ediyorlar, rahatlıyorlar. Beyin rahatlıyor. İnsanın kafası rahatlıyor. Hikmet ortaya çıkmaya başlıyor. Mesela gözlerden sevgi aklaya başlıyor. Gözün çeşmesi açılıyor. Gözün çeşmesi kapalıdır kadınlarda. Ancak tutkuyu, imanı gördüğünde çeşme açılır. Oradan gürül gürül tutku ve aşk, muhabbet akmaya başlar. Sesinden tutku akmaya başlar.Sesi de kilitlidir kadının. Bir perdesi vardır. Allah o perdeyi kaldırıyor o zaman. Güven. İman olduğunda sesi de tutku dolu olur. Eti de tutku olur. Her şeyi tutku dolu olur. Sadece müminedir bu. Küfrü gördü mü mümin kadın böyle pislik gördüğünden insan nasıl iğrenir, lağım gördüğünde nasıl iğrenir. Bütün hücreleri, bütün bedeni kasılır, kaçar. Mümin kadın da öyle pislik görmüş gibi kasılır, ondan iğrenir. Takati yetmez. Mümin kadın zaten Allah tarafından otomatik kilitlenmiştir. İffetle kilitlenmiştir. Küfür içinde, ahlaksızlık içinde bir insanı gördüğünde bedeni otomatik her yönden kapanır, kilitlenir. Sadece tiksinti hissi açık kalır. Tiksinme, iğrenme, teyakkuz ve tehlikeye ait bilgi bedenine gelir. Başka onun dışında duygularını hissedemez. Kilitlenir.
(““Allah’ın Sadık Kulu” filmi hakkında düşünceleriniz nelerdir?” sorusuna cevaben)
Bu filmlerde ne İttihad-ı İslam’dan bahsediliyor, ne Mehdi’den bahsediliyor, ne Hz. İsa (as)’dan bahsediliyor. Bediüzzaman ne diyor? “Ben hayatımı Mehdiyete adadım, İttihad-ı İslam’a adadım” diyor. “Ben Mehdi’nin pişdar bir neferiyim, onun askeriyim, öncü askeriyim ve Mehdiyete zemin hazırlıyorum” diyor. Adamlar hiç muhatap olmuyor bu konuyla. Ancak hanımlarını alıyorlar, beylerini alıyorlar, çantalarına kurabiye, mısır patlağı yiyerek; “vay ihtiyar neler çekmiş mübarek” diyorlar. “Ne maceralı şeymiş” diyorlar. “Bir de üstüne Rambo filmi seyretsek” diyorlar. O kafadalar bir kısım kardeşlerimiz. Onun macera yönüne bakıyor. Oradaki konu İttihad-ı İslam ve Mehdiyettir. İsa Mesih’in gelişidir. Ana konu, Risale-i Nur’un ana mesleği budur. Mehdi de geldiğinde yine iman hakikatlerine ağırlık verecektir, İsa Mesih’e zemin hazırlayacaktır. Adamlar bu konulardan bir haberler bir kısmı.
(“İttihad-ı İslam’ın üstünden neden bu kadar duruyorsunuz?” sorusuna cevap)
En büyük farz da onun için bu kadar üstünde duruyorum. İstediğin kadar namaz kıl, istediğin kadar oruç tut eğer İttihad-ı İslam’ı istemiyorsan bitti. Allah esirgesin. Nasıl açıklayacaksın ahirette? En büyük farzdır. İslam İttihad-ı İslam’la yaşanıyor asıl. Kuran’ın bütün hükümleri İttihad-ı İslam’a göre. Ne anlatıyorsa Allah, ne anlatılıyorsa hep İttihad-ı İslam’a göre. Paramparça bir İslam alemine göre değil. Hep Müslümanların bütünlüğüne göre Allah anlatmış Kuran’da. Müslümanların parçalanmasına göre bir tane Kuran ayeti yoktur. Hep bütünlük, tek bir bütün olmalarına göre hükümler inmiş Kuran hükümleri. Başka hüküm yok. Toplu olması, bir kere Müslümanların toplu yaşaması mutlak şart bir kere. O zemin üstünde İslam yaşanıyor. Bütün hükümler tek bir Müslüman topluluğu için. Bölünmüş Müslüman topluluğu için yok. “Kurşunla kaynatılmış binalar gibi birlikte mücadele edenleri Allah sever” “Sakın ayrılıp dağılmayın” diyor Allah. Açık hüküm.
2011-12-14 02:08:04