A9 TV; 11 Aralık 2011
Hayrettir, Allah’ın hikmeti. İman yüze nasıl böyle fizik olarak yansıyor, bu mucize. Mesela imansızlarda alenen belli oluyor. İman Müslüman’ın yüzünde alenen belli oluyor. Mesela müşriklerde de o ahmak ve pis yapı, o aptal yapı açıkça belli oluyor yüzünde. Mesela bak hepinizin bakışları çok zeki, çok akıllı. Çok klas insanlar olduğunuz hemen anlaşılıyor. Dolayısıyla Müslüman nasıl olurmuş, dünyaya gösteriyorsunuz. Eskiden insanlar Müslüman deyince akla, malum… Dünyanın birçok yerinde klasik bir tipleme gelir akla. İlk defa biz dünyada bu imajı yıktık. Bütün dünyanın muhaliflerinin nefesi kesildi. Konuşacak laf bulamıyorlar. Çünkü şimdi Müslümanları kötülemeye kalktığında adam, mesela terörist olanlar var, anarşist olan var, cahil cühela var, müşrik olanlar var. Adam sizi örnek gösterdi mi kalıyor. Kardeşim Müslüman işte buyurun diyor. Görgülü, kültürlü, temiz, aklı başında, saygılı, hürmetli, demokrasiye bağlı, insan haklarına, güzel olan her şeye, insan sevgisine sonuna kadar destek olan, çok hoş insanlar. Kuran’dan taviz yok. Kuran’a tam temessük. Allah aşkı mükemmel, Allah korkusu mükemmel. Dolayısıyla yaptıkları bütün oyunları bozmuş olduk inşaAllah.
Sizin güzelliğiniz, bir de manen çok zenginsiniz. Manevi zengin. Mesela var adam, güzel ama manen fakir. Egoist, bencil, paragöz. Her şeyi para olarak düşünüyor. Her şeyi çıkar olarak düşünüyor. Allah rızasını düşünmüyor. Allah korkusu yok, Allah sevgisi yok. Ahireti düşünmüyor. Geçici dünya hayatına bağlı. Kısa sürede de çöküyorlar. Bu sefer ya intihar etmeye kalkıyor, ya hayatı kaymış izbe yerlerde yaşıyor falan. Sonu faciayla bitiyor, Allah vermesin. Müminler öyle değil. Müminlerin başı da güzel, sonu da güzel inşaAllah.
Ak Parti’yi, bazı şahıslar zannediyor ki Fethullah Hocamız’ın cemaati desteklediği için devam ediyor. Allah vermesin tamamen desteğini çekmiş olsa, AKP yüzde 60 da oy alır. Öyle bir şey olmaz. Fethullah Hocam’ın cemaatinin sayesinde ayakta değil. Türk milletinin desteğiyle ayaktadır. Türk milletinin tabii ki onlarda bir ferdidir ama zannedildiği gibi değil. Öyle bir şey yok. Ben Sayın Başbakanın son derece samimi, mazlum, iyi niyetli bir insan olduğuna inanıyorum. Allah için gayret ediyor. Gazinosu yok, içkisi yok, eğlencesi yok. Son derece zor şartlarda, son derece çetin şartlarda gayret ediyor. Bak hastalandı, yaşlandı, çok zor durumlarda oluyor, geceli gündüzlü çok canlı olarak hizmet veriyor. Hiçbir çıkar yok.Çok risklidir başbakanlık, çok zordur. Ne müzik dinlemeye vaktin olur, ne eğlenmeye vaktin olur, ne sinemaya gitmeye vaktin olur, ne şuna ne buna, hiçbir şeye vaktin olmaz. Sadece gerilim, dikkat ve yorgunluk vardır. Dolayısıyla şan şöhret olsun diye de başbakan olmuş değil.Millet olarak, zor bir dönemeçten geçen Türkiye’yi bu beladan korumak için var gücüyle gayret eden hem başbakana hem de AK Parti’ye şimdilik var güçleriyle destek olmaları benim kanaatim vicdanen şart. Şu beladan, badireden bir kurtulalım, iddia edilen Ergenekon terör örgütü, bu çetelermeteler, bu eracif ortadan bir kalksın, Türkiye bir düzlüğe çıksın, ne yapıyorsa yapsınlar. Koalisyon hükümeti kursunlar, başka bir şey olsun.Önce ama demokrasi bir otursun. Avrupa Birliği’nin standartları içerisinde bir demokrasi anlayışının daha da üstüne çıkmamız gerekiyor. Bunu bir oturtalım. Aydın, kaliteli gençliğimiz var, güzel, bayağı hoş. Ama dereyi geçerken atı değiştirmek olmaz. Çok tehlikeli olur, suyun içine devriliriz Allah esirgesin. Başbakanımızın da 3 dönem olayını ben kabul etmiyorum. Niye üç dönem olsun? Zor mu? Anayasayı değiştirebiliyor hükümet, değil mi? Ne yapsın? 4, 5, açsın önünü. Kendileri çıkarttılar o kanunu, kendileri kaldırsın. Niye 3 dönem olsun? Ne mecburiyeti var? 4 olsun, 5 olsun. Allah sağlık sıhhat versin inşaAllah, gayet güzel, inşaAllah. Aksi şeyler, aksi hareketler çok riskli olur. Mesela Sayın Tayyip Erdoğan’ın başbakanlıktan ayrılması çok riskli olur, Cumhurbaşkanı olması. Çünkü makam ve mevki peşinde olan bir insan değil. Demirel cumhurbaşkanı oldu, gördünüz Adalet Partisi’nin ne olduğunu. Anavatan’ın ne olduğunu gördünüz, Turgut Özal cumhurbaşkanı oldu. Ve hiçbir anlamı da olmadı o yönüyle. Hiçbir anlamı olmadı. Hizmet yönüyle, bizim anladığımız anlamda, yani o hükümetin konumunu değiştirmenin, başbakanlıktan ayrılıp cumhurbaşkanı olmanın Anavatan’a hiçbir faydası olmadı. Sadece çökertti. Allah vermesin, böyle bir şeyde de Ak Parti’ye çok büyük zarar gelebilir. Ben açıkça söyleyeyim. Böyle bir şeye hiçbir şekilde yanaşmamaları gerekir.Başbakanlığı hiçbir şekilde bırakmaması gerekir Sayın Başbakanın. Götürebildiği kadar da götürsün. Düz yola çıkarıncaya kadar. Düz yola çıkarınca da kendi çekilsin. Benim kanaatim gitsin, evinde otursun. Anlı şanlı yaşar, baş tacı olur. Manevi makamların en yükseği cumhurbaşkanlığı değildir. Allah katında ki makamlar önemlidir, inşaAllah. O yüzden Başbakanımıza milletimizin moral olarak var gücüyle destek olmaları, Fethullah Hocamız’ın cemaatinden de böyle çatlak seslerin çıkmasına müsaade edilmemesi çok önemli. Bu bir kargaşaya sebep olur. Aklın yolu bir.Akılcı davranıyorlar. Güzel, gidişat güzel. Yanlış bir şey olduğunda da söyleyelim. Yani susmak olmaz. Mesela yanlış bir şey olduğunda bencayır cayır söylüyorum, açık açık söylüyorum. Hiç çekinecek bir konum olmaması lazım. Olursa hükümete zarar verilmiş olur. Eğer bir adam hükümeti “aman menfaatlerim zedelenir” diye haklı eleştiriden vazgeçerse hükümete en büyük zararı vermiş olur. Bilakis,gür bir sesle, gürül gürül, açık açık yanlış gördüğü yönlerde hükümeti eleştirmesi lazım samimi olan insanların. Ama yıkıcı değil, yapıcı. Olumlu yönde eleştirmeleri lazım inşaAllah.
Nitekim bak PKK’nın yayın organında benim AK Parti hükümetine ve Sayın Tayyip Erdoğan’a desteğimden nasıl rahatsız olduklarını dile getirmeye kalkışmışlar. Halbuki ben sağduyuyu, aklın sesini söylüyorum, vicdanın sesini söylüyorum. Makul olanı söylüyorum. Çünkü dengesiz ve delice olan bir şey hemen anlaşılıyor. Garip bir şey hemen anlaşılıyor. Biz doğru olanın olmasını istiyoruz, o kadar. Bu Avrupa Birliği müktesebatı mı nedir? Bir şeyler var.Şahane olmuş o, çok iyi. Var gücüyle Türkiye’nin demokrasiye dönmesi lazım. Özgürlüklerinin sonuna kadar açılması gerekiyor. Eğitim politikasının iyice geliştirilmesi, aydınların, entelektüel kesimin sayısının çok çok fazla artması, hoşgörünün gelişmesi, sevecenliğin gelişmesi, merhametin ve şefkatin gelişmesi, savaş karşıtlığının gelişmesi, barışçıl ruhun gelişmesi çok hayati, çok önemli. Zaten kıyamete az bir şey kaldı, çok az. Bak haham da çıktı “bu 70 yıl içerisinde İslam dünyaya hakim olacak, İslam’dan başka da bir din kalmayacak” diyor.Helal olsun. Bak “Rabbani bilginler”, Kuran’da dikkat çekilir. Bak Musevi adam, ne diyor? “Hak din sadece İslam kalacak” diyor. Aynı Bediüzzaman’ın dediğini söylüyor “70 yıl süre içerisinde her şey bitecek” diyor. 70 yıldan sonra da kıyamet bekleniyor, 1545 gibi inşaAllah.
(“Neden daha çok Ortadoğu’ya Peygamber gelmiş?” sorusuna yönelik)
Ortadoğu’da o zaman insanlar daha çoktu. Bir de peygamberlerin vekilleri zaten dünyaya dağılıyorlar. Hatta Kızılderililerin olduğu yere kadar gitmişler. Adam yazıyor oradaki kabartmalarda “beyaz kıyafetli, uzun sakallı birisi geldi” diyor. Ondan sonra din birdenbire değişiyor, tek Allah inancına dönüyorlar. Demek ki oraya da mürşitler gitmiş. Peygamber gelmesi, Ortadoğu’ya geliyor peygamber ama talebeleri dünyanın her tarafına dağılıyorlar. Mesela geldi Peygamberimiz (sav), ta İspanya’ya kadar gitti talebeleri.
(Mersin balığı fosili ve vatoz balığı fosilleri hakkında)
İşte Darwinistler bize böyle fosil göstersinler. Bak biz delikanlıca fosil gösteriyoruz. Biz 350 milyon fosil gösteriyoruz onlar bir tane fosil gösteremiyorlar. Ama Darwinistlerin tepesine tepesine yağmur gibi yağıyor bu taşlar maşaAllah.
(Sayın Adnan Oktar’dan Hz. Mehdi (as)’ı ve Hz. İsa (as)’ı görmeleri için dua etmesini isteyen izleyici mektubu üzerine)
Tabii, Hz. Mehdi (as)’a talebe olmak, Hz. İsa (as)’a talebe olmak çok zevkli. Ahir zamanı Allah ne kadar renkli, güzel yaratmış. Deccaller çıkıyor, deccallerin feci akıbetini Allah gösteriyor. Deccalleri Allah yerden yere vuruyor, rezil rüsva ediyor. İslam, Kuran, Müslümanlar süratle yayılıyorlar. Deccal taraftarları debelenme tarzında daha hala deccalin orasına burasına tutunmaya çalışıyorlar.
Fethullah Gülen cemaati zor şartlarda görev yapıyor. Şimdi tamam, ne diyorsun? “Yanlışlarını gördüm”. Şimdi burada anlatmışsın. Biz de desek ki “hakikaten bunlar yanlış yolda, bunları durduralım”. Allah vermesin, Fethullah Hoca da vefat etti. Sevinç mi duyacağız? Ne kazanacağız? İslam’a, Kuran’a ne faydası olacak bunun? Bana bir söyleyin. Şu İskender Hoca’nın talebeleri konuştu, bugünonların televizyon kanallarına baktım. Hiç faaliyet yapmamaları mı, bu faaliyetleri mi? Bu faaliyeti yapmaları iyi. Anormal yönleri mi var? Var.Ona uymayız. Anormal yönüne uymayız. Mecbur muyuz anormal yönüne uymaya? Fethullah Gülen cemaatinde de eksik, hatalı yönler tabii ki var, ben görüyorum. Biz olumlu yönünebakarız. Türkçe öğretiyorlar değil mi? Bitti, bu bana yeter. Türkçe öğretmeseler mi iyi, öğretseler mi iyi? Yeterli bu, güzel.Demokrasi için çabalıyorlar, bu da güzel. Yani bu tepeleme kafası çok yanlış bir şey. Ne kazanacağız? Allah vermesin yani. Ne, sevinç vesilesi midir bu?Hepsi olsun inşaAllah. Sen ne yapacaksın biliyor musun? Önce dinsizlerle uğraş. Darwinistlerle uğraş, materyalistlerle uğraş, komünistlerle uğraş, PKK ile uğraş, satanistlerle uğraş, Allah’sız, Kitap’sızlarla uğraş. Hepsini yen. En son Fethullah Hoca cemaati kalsın. O zaman tamam, ben sana yardımcı olacağım. Tamam mı? En son o kalsın. Kardeşim bu kadar bela, bu kadar dert varken bunların hepsini bir kenara bırakıp da olağanüstü zorşartlar içerisinde-ki esir sayılır Fethullah Hoca orada.Bin bir türlü hastalığı var, acayip yaşlanmış. Onun da gazinosu yok, içkisi yok, bilmem nesi yok.Kendi halinde yaşayan insan. Evden bile dışarıya çıkmıyor. Ne çıkarı olur? Yok,“kardinal oldu”, yok,“siyonistlerin maşası oldu”, “CIA’ın ajanı oldu”. Haydi, olduğunu farz edelim. Bir milyon lira maaş veriyorlar, bir trilyon maaş verdiklerini düşünelim, ne işine yarar? Hasta insan, yaşlı insan. Yapmayın bunu Allah aşkına. Bu şartlar altında demek bu kadar vazife yapabiliyor. Bu kadar yapabiliyorlar. Güçleri buna yetiyor. Ama ben deliyim yani, Allah’ın delisiyim.Ben öyle çekinmem, öyle yurt dışına da gitmem, yamuk konuşanın da ağzını kanunla hukukla cart diye yırtarım sonuna kadar.Çekinmem ben, hiçbir şekilde de korkmam inşaAllah. Hapse de koysalar korkmam, çıkarsalar da korkmam.Tımarhaneyede koysalar korkmam, öldürseler de korkmam. Öldürseler yine gelirim Allah’ın izniyle. İzin alırım Cenab-ı Allah’tan geri gelirim. Yine üstlerine çökerim Allah’ın izni ile ilimle, bilimle inşaAllah. Ama Fethullah Hoca bunu uygun görmüştür,vardır bir hayır. Bu stili uygun görmüş. Bende bakın mesela Fethullah Hoca’nın üslubunda şey gördüm, eğer ona aitse, Hz. İsa (as) için “şahsı manevidir, adetullaha uygun değildir” diyorHz. İsa (as)’ın gelmesi. “Ölmüştür” diyor yani. “Gelmeyecek” diyor özetle, “şahsı manevisi gelecek” diyor. Çekindiği için bunu demiş olabilir.Üstüne gitmişlerdir, müşkül durumda kalmıştır, bunu söylemiştir. Biz hüsnü zan ederiz. Kuran ayetleri ile sabit olan bir konuyu nasıl inkar edebilir bir Müslüman? Kütüb-i Sitte’de bütün hadislerde açıkça hükmü olan bir konuyu nasıl inkar edebilir? Ehl-i Sünnet’te, Şia’da ikinci bir ihtimal yok. Ehl-i Sünnette vaciptir Hz. İsa (as)’ın gelişine inanmak. Dolayısıyla çok zorda kalmış demek ki, çok çok zorda kalmış, böyle bir yazı çıkartmışlar. Var, sitelerinde var öyle bir yazı, değil mi? Ben yine hüsnü zan ediyorum. Mesela Mehdiyet’e de “şahsı manevi” diyorlar, yine hüsnü zan ediyorum. Çünkü daha önceki konuşmalarında Hz. Mehdi (as)’ın şahıs olduğunu Fethullah Hoca açık açık anlatıyor, çok net anlatıyor. Cayır cayır, hadislerle. Yani “aksini söylemeye mecal yoktur, açık” diyor. Ve “fıkıh konusunda bile sahabe bu kadar açık hadis getirmemiştir, Hz. Mehdi (as) hakkında olduğu gibi” diyor. Hz. Mehdi (as)’ın şahıs olarak geleceğini açık açık söylüyor “kahramanımız” diye. Çok sıkışmış demek ki, zorda kalmış, böyle konuşuyor. Bu cemaati böyle canavar gibi göstermeyi bıraksınlar.Mazlum, çok gariban, kendi halinde, içine kapalı insanlar. Ben çoğunu tanırım. Sessiz sedasız,“aman ses olmasın”, “aman gürültü olmasın”, “aman yatıştıralım”hep öyledir. Ama bu iddia edilen Ergenekon terör örgütüne karşı delikanlıca mücadele ediyorlar, helal olsun. Hatta ben onlardan ummadım da.Bak doğru söylüyorum, samimi olarak söylüyorum, cesaretlerine hayret ettim. Normalde onların stilinde böyle bir şeye girme yoktur. Asla girmezler böyle bir konuya, sureti katiyede. “Aman aman” derler. Ama helal olsun, koç yiğitlermiş, balıklama daldılar, helal olsun, maşaAllah. Çok da güzel haklarını avuçlarına koyuyorlar. Kanun, hukuk ölçüleri içerisinde tabii. Sırf şu bile hizmet olarak yeterli kardeşim. Olmadığını düşün, büyük bir boşluk meydana gelir, Allah vermesin.
Bu iddia edilen Ergenekon terör örgütüne karşı mücadelede halkın moral desteği çok önemlidir. Hakimlere destek olacaksın, savcıya destek olacaksın, polise destek olacaksın, devlete destek olacaksın, hükümete destek olacaksın, başbakana destek olacaksın. Moralle gider hükümetler, moralle gider. Moralini bozarsan adam ölür. Moralini bozmaya kalkıyorlar, bizde bozdukları moralleri dürüp büküp onların ağzından içeri geri sokuyoruz. Tepe tepe içlerine sokuyoruz yani gırtlaklarından. Çünkü abuk subuk, yok, “hükümet dağılmak üzere”. Bırakın artisliği, bırakın münasebetsizliği. Türk Milletinin yüzde 50’si destekliyor. Bu Allah’tan bir işaret, çok önemli birşey. Biz “olağanüstü bir deha var hükümette” demiyoruz ki. “Başbakan dahidir” demiyoruz. Sadece samimi, dürüst, hakikaten iddia edilen Ergenekon Terör Örgütünden, çetelerden nefret eden bir insan. Ki her insanın nefret etmesi gerekir bilinç altında.Çünkü kabus. Hakimle muhatap olmayan, bir devlet gücü gibi bir şey. Bir garip birşey. İllegal devlet gücü gibi. Devletin içinde devlet. Adam “ben devlet adamıyım” diyor. Şimdi geliyor polis kimliği ile “buyurun sizi götüreceğim” diyor. “Tamam,buyurun beraber gidelim”. Adamı götürüyor, tarlada öldürüyor. Ne yapacaksın? Kabus, rezalet yani. Domuz bağı ile insan öldürüyorlar. Ne kadar çok insan öldürdüler. Evlerin bodrum katına gömmeler falan. Hükümet işte bunu durdurdu. Faiili meçhulleri durdurdu. Herkesi öldürüyorlardı. Bomba koyuyor arabasına, uçuruyor. Bak, duymuyoruz artık bunları. Sırf şu faili meçhullerin kesilmesi bile hükümeti desteklemek için yeterlidir. Can azizdir, kardeşim. Canına kast ediyorlar milletin. Vatanı, milleti bölmek istiyorlar. “22’ye böleceğiz” diyorlar. “PKK’yı iktidar yapacağız, Abdullah Öcalan’ı Cumhurbaşkanı yapacağız” diyorlar. Böyle manyak bir yapı var iddia edilen Ergenekon terör örgütünde. Fethullah Hocanın gençleri de, koç yiğitleri de aferin. Hayret verici bir cesaret göstererek, ben şaşırdım. Hayır, ben deliyim, ben yaparım ayrı mesele de onlara şaşırdım. Ben Allah’ın delisiyim inşaAllah. Zor şartlarda hizmet yapan insanlara şefkatli olmak lazım. Anormal birşey olduğunda bak ben söylüyorum işte. Mesela Mehdiyet’le, Hz. İsa (as)’la ilgili ifadeleri. Ama bunun alt yapısınıda söylüyorum, şuursuzca suçlamıyorum. Sıkıştırmışlardır, çok zor durumda kalmıştır, böyle tevil etmişlerdir. Mümkün mü?İttihat-ı İslam’ı istiyor bu adamlar. Sorduğumuzda ne diyorlar? “Biz İttihat-ı İslam’ı istemiyoruz, öyle bir şey yok. Öyle bir hedefimiz yok bizim” diyorlar. “Olmaz da” diyorlar zaten. “İslam Birliği olmaz da zaten” diyor. Allahu alem taktik olarak söylüyorlar. Olmaz olur mu? Nasıl olmaz?Komünistlik dünyaya hakim oluyor, masonluk hakim oluyor, başka çakallık hakim oluyor. İslam niye hakim olmasın? İslam zaten hakim de sadece birlik beraberliğin adı konacak. Zaten sistem tamam yani, hazır inşaAllah.
(“Kızım ile örtünme konusunda anlaşamıyoruz. Örtünmek istemiyor” şeklindeki izleyici sorusu üzerine)
Şimdi örtünme diyorsun ama neyi kastettiğini anlatmamışsın. Çarşaf mı giymiyor, başörtüsü mü giymiyor, dekolte giyiniyor, onu mu kastediyorsun? Onu açıklaman lazım inşaAllah. Benim inancıma göre, Nur ve Ahzab Surelerindeki ayetlerden ben başörtüsünün farz olduğunu anlıyorum. Ama bazı insanlar da “Kuran’da açıkça başörtüsü kelimesi geçmiyor” diyorlar. “Sadece humur kelimesi geçiyor, herhangi bir örtüyü kastediyor bu. Dolayısıyla sadece göğüslerinin üstü örtülü olması yeter anlamında, genel olarak vücudunun örtülü olması yeter anlamına geliyor” diyorlar. Ben onlara da saygı duyuyorum. Olabilir. Öyle çok fazla alim var, profesör var o yönde düşünen. Ama dört mezhebin içtihatlarında, verdikleri bilgide de örtünün faz olduğunu görüyoruz inşaAllah. Ama aksi görüşe de saygı duyuyorum. “Siz nasıl böyle düşünürsünüz?” demiyorum inşaAllah. Saygı duyuyorum. İslam hakim olduğunda, İttihat-ı İslam olduğunda modern hanımlar da olacak, çarşaflı hanımlar da olacak, başörtülü hanımlar da olacak. Bak dediğimin doğru olduğunu göreceksiniz inşaAllah. Hepsi bizim canımız. Hepsi mümin, tertemiz insanlardır. Başörtülü veyahut başörtüsüz olmak, ahirette bir insanı hükmünü düşündüğümüzde, cennete gidecek bir insanı düşündüğümüzde başörtüsüz bir insanın da cennete gideceğini görebiliriz. Başörtülü bir insanın da gideceğini görürüz. Tam aksi, başı açık hanımların da çarşaflı hanımların da cehenneme gideceğini de görebiliriz inşaAllah. Allah rahmetiyle bizi kurtaracak inşaAllah.
(“İslam’da astroloji günah mı? Astrolojiye, burçlara inanmak ne kadar doğru” sorusu üzerine)
Baktım, gazetede baktım. İşte “çok cömert olur, iyi kalplidirler” diyor. Her insan cömert olur. Her insan iyi kalpli olur. Mesela bakıyorum bir başka burca, “biraz cimri olurlar bu burçtakiler” diyor. Birçok insanda az çok cimrilik vardır, çoğunda vardır. Buna, kahve falına falan inanmak çocuksu olur. Hiç aslı astarı yok. Yok öyle bir şey. Ama meraklıları var tabii. Sabah gazeteyi ilk açtığında bir burcunu okuyor. İşte “bugün size para gelecek”. Allah Allah. Kardeşim bakkala gidersin, paranın üstünü alırsın, para gelir. Laf mı şu?
Hz. İbrahim (as) da halimdi. Müslüman halim olacak, mülayim. Haşinlik Müslüman’a gitmez, inşaAllah.
(Allah sevgisi hakkında)
Ne güzel bir duygu yaratmış Allah. Dünyanın süsü sevgi. Ne güzel bir duygu. Düşünüyorum da dünyadaki en güzel duygu, maşaAllah.
(İstanbul’da Bir Alışveriş Merkezinde Yapılan Fosil Sergisi Hakkında)
O kardeşlerimizden Allah sonsuz kere razı olsun inşaAllah. Ne güzel hizmet. Oraya gelen vatandaşlarımız, canlarımız, orada onu bir kere gördü mü ömür boyu unutmaz. Bir beldede bir tane yalanı cevaplandıran olduğunda, o beldede deccal zıplayamaz ki İstanbul çaka çaka anti-deccal Müslüman ile dolu, maşaAllah. Çaka çaka, maşaAllah. Vay garibanlar, vay zavallılar. Avrupa’da, orada çırpınıyorlar. Dawkins, elma yanağı çıkartıp bir şey yapmaya çalışıyorlar. Zavallıca çırpınışlar, gariban çırpınışlar sadece acıma hissimizi etkiler, o kadar. Ne debeleniyorsunuz? Ne debeleniyorsunuz? Kodum mu oturtturduk işte. Kafanızda yıldızlar çakıyor. Ben ne diyorum size? “Bir tane delil varsa getirin” diyorum, tek bir tane. “Delil yok ama Darwinist’iz” diyor. Delil yok ama Darwinist’iz derseniz ben de sizin böyle iflahınızı keserim işte. Delilsiz konuşmak yok. Biz 350 milyon delille geliyoruz. Adamlarda bir tane delil yok. Olmaz öyle şey.
Ne şeker bu Azerbaycanlı kardeşler. Ne güzel insanlar bu Azerbaycanlılar. Biz Azerbaycan’la niye birleşmiyoruz? Neyi bekliyoruz? Ben anlamıyorum. Nur gibiler. Hem Başbakana, hem Cumhurbaşkanına dilekçe vermek lazım. Yazı yazmak lazım. Çok fazla, talep. Halkın talebine devlet olumlu cevap verir. Halktan çok yoğun talep gelmesi lazım. Herkes mektup yazsın. Allah Allah, ayrı olmak istemiyoruz, bu kadar, inşaAllah.
(“Talebelerinizin size olan bu derin sevgi ve saygının en önemli sebebi nedir?” sorusuna cevap)
Ben onu bugün yine düşündüm evdeyken. Bu konuda düşündüm. Dedim; “Birçok cemaat var, birçok topluluk var. Bizim farkımız ne acaba?”gibi yani. Bizim sayemizde küfrün en şiddetli yönü devrilmiş oldu. Biz Müslümanlara müthiş bir konfor sağladık. Bir kere başlarındaki kılıcı kırıp deccale yutturduk. Darwinizm’in şiddetli saldırısından Müslümanlar çok bizar bir durumdaydılar, çok. Cevap veremiyorlardı. Cevap neydi biliyor musunuz? “Kardeşim biz de Darwinist’iz” diyorlardı. “Kuran’da zaten var. Kuran söylüyor, falanca Hoca, falanca alim, bizim büyüklerimiz de hep Darwinizm’i savunmuş” diye sayıyorlardı. O şekilde bir mukabele şekli vardı. Veyahut işte en ileri açıklama, en fazlası diyorlar ki; “madem maymundan gelmişiz, maymunlar niye insan olmuyor?” Çok aciz bir açıklama. En fazlası bunu diyebiliyorlardı. Bediüzzaman baktı ki bu melanet çok büyük bir olay, Darwinizm yani çok büyük bir fitne. “Ben buna hiç dokunmayayım” dedi Bediüzzaman. “Hiç dokunmayayım, bunu Hz. Mehdi (as)’a bırakayım” dedi. Ve diyor kitaplarında, eserlerinde, “maddiyyun, tabiyyun taununu tepeleyecek olan Hz. Mehdi (as)’dır” diyor. Biz de Hz. Mehdi (as) talebeleri olarak, Hz. Mehdi (as) öncüleri olarak Müslümanları dünyanın en büyük belasından kurtardık. Dünya tarihinin gelmiş geçmiş en büyük belasından kurtardık. Arkasından materyalizm yıkıldı. Ayakta tutamıyorlar adamlar. Temeli olmayan bina ayakta durur mu? Ama en büyük beladan kurtardık. Şimdi mesela baktım öyle uydu kanallarını gezdim. Kimi tasavvuftan bahsediyor, kimi bilmem falanca babanın mezarını anlatıyor. Kimi bir destan anlatıyor. Bunların hiçbiri deccaliyete etki etmez. Deccaliyet güler geçer bu anlatımlara. Hiç etkilenmezler. Biz direkt beynini patlattık. Müslüman kardeşlerimiz de bunun konforunu yaşıyor şu an. Rahatlar.
(Mustafa Sungur Ağabey’in Sayın Adnan Oktar’a söylediği "siz Seddi Zülkarneyn oldunuz" ifadesi hakkında)
Müslümanların önünde Müslümanları ezen sistem var, deccaliyet. “Bu deccaliyete siz set oldunuz” dedi. “Bu seddi açamıyorlar yoksa bize gelirler” dedi. “Siz olmasaydınız bize gelirlerdi. Ama sizi aşamadıkları için bize de gelemiyorlar” dedi inşaAllah. “Seddi Zülkarneyn oldunuz”. O mübarek insan böyle durur durur öyle hayret verecek sözler ediyor ki. Çok acayip, metafizik bir insan. Bak üç sözü onun çok önemlidir. Bir, senin bu söylediğin konu. İkincisi,“ben görmeyeceğim sen göreceksin dedi Bediüzzaman” dedi. 70 küsur yaşında, hiç hayatında söylemediği bir söz. İlk defa söylüyor. Benim yanımda söyledi ilk defa. Hiç söylememiş. Bir de camide “Hz. Mehdi (as) bambaşka olacak” demesi. “Hocam Nur talebesi mi olacak?”.“Nur talebesi olmayacak” dedi. Ben orada bir kere acayip şaşırdım “Nur talebesi olmayacak”. “Peki, nasıl olacak hocam?” dedim. “Bambaşka olacak dedi” dedi. Allah Allah. İlk defa görüyor beni. Yani Sungur Ağabey’in en önemli sırrı belki bu. Hiç kimseye söylemez bunu. Belki evladına bile söylememiştir. Caminin ortasında bana söyledi. Hayret edecek şey. İlk defa görüyor beni. “Kardeş” dedi ben onu oraya konuşmaya çektiğimde. “İsmin ne senin kardeş?” dedi. “Hocam,Adnan” dedim. “Soyadın ne?” dedi. “Oktar” dedim. “Nerelisin sen kardeş?” dedi. Böyle hep “kardeş” diye konuşuyor. “Ankaralıyım” dedim. Cebinden şu boyda falan bir defter çıkarttı, bir de kalemini çıkarttı. Hafif böyle yan döndü. Bir ebced hesabına başladı böyle bir hesap yapmaya başladı. Biraz sürdü hesap yapması. Sonra da bu soruyu sorunca böyle cevap verdi. Mesela Seddi Zülkarneyn;çok acayip bir iddia bu. Seddi Zülkarneyn olduğunu söylemek. Bak diyor “küfre Seddi Zülkarneyn”oldunuz. “Seddi Zülkarneyn oldun” dedi. “Senin sayende, senin vesilenle seni aşıp geçemedikleri için bize de bir zarar veremiyorlar” dedi. “Seni aşamıyorlar. Seni aşamayınca bize de gelemiyorlar” dedi. MaşaAllah, elhamdülillah.
(Şeyh Ahmet Yasin Hocamız’ın İslam’ı Sayın Adnan Oktar’ın vesilesiyle anlatabildiklerini söylemesi hakkında)
Bu insanlar dürüst insanlar. Bunlar bir yere hesap vermek durumunda değil. Dünyadan geçmiş insanlar. Hakiki insanlar, maşaAllah.
(Sungur ağabey ve diğer ağabeyler hakkında)
Çok hayati bilgiler söylüyor. Mesela bak geçen gittiğimizde de bizim Berker’le falan gittiğimizde de, çok zor duyuluyor sesi ama çok dikkat etmek lazım. Öyle kolay duyulmuyor. Yani çok hafif sesi. Abdullah Yeğin Ağabey ile görüşmüşler, Abdullah Yeğin Ağabey’e demişler ki “biz herhalde Mehdi (as)’ı göremeyeceğiz ama sen göreceksin” demişler. Halbuki Abdullah Yeğin Ağabey de görecek, Sungur Ağabeyde görecek, Seyit Salih Özcan Ağabey de görecek. Seyit Salih Özcan Ağabey ayrıca “ben göreceğim” demiyor, “ben gördüm” diyor. “Geldi” diyor, maşaAllah. “Hocanıza söyleyin”diyor, üç defa söylemiş kardeşe. “Hz. Mehdi (as) geldi” demiş.“Bildirin, Hz. Mehdi (as) geldi” demiş inşaAllah. Bir tek Allah’tan korkuyor. Acayip cesurdur. MaşaAllah. Çok zinde maşaAllah. Çok iyi oldu, sonra daha da iyi oldu. Ben ilk gördüğümde çok çok bitaptı, acayip. Yalnız bırakmışlar o dünya tatlısını. O dünya güzelini yalnız bırakmışlar. İnanılır gibi değil. Canımız Hocamız. Allah için o mübarek, hapislerde yatmış, ne acılar, ne çileler çekmiş. Bütün ömrünü vermiş. Sungur Ağabey de öyle. Nasıl unutulur bu mübarekler? Yaşıyorlar, ne büyük nimet. Ha Bediüzzaman yaşıyor, ha onlar. Aynı şey.
2011-12-16 14:07:43