A9 TV; 14 Aralık 2011
(Ülke TV’deki Evrimci Yayın Hakkında)
Öyle bir vaziyet var ki Ülke TV’ye de Abdülaziz Bayındır’ı çıkarmışlar.“Kuran’da Allah da Darwinizm’den bahsediyor, evrimden bahsediyor” diye oturup ortaya çıkmış Ülke TV. Artık insaf. Abdülaziz Hoca’ya o kadar insan var, kardeşlerimiz var sorsunlar desinler ki “muhterem hocam, değerli hocam” desin, “melekler evrimle mi yaratıldı?” Yok, diyecek tabi. “Cinler evrimle mi yaratıldı?” Çünkü Allah diyor ki; “İns ve cinsi” diyor. Cinleri Allah yaratıyor, insanları evrim yaratıyor mu? Haşa. Cennet bahçeleri, cennet çiçekleri evrimle mi yaratıldı? Cennet masaları, cennet kadehleri, cennet yastıkları, cennet yatakları, cennet çadırları bunlar da mı evrimle yaratıldı?” diye sormaları lazım. Bunu sordu mu bu adamlar hemen söner.
Biz burada varken evrim teorisini bu mübarek millete enjekte etmeleri mümkün değil. Boşa çırpınıyorlar, boşa uğraşıyorlar.
Bayraktar Hoca’ya sorsunlar. Diyecekler ki; “Cinler evrimle mi yaratıldı?” Bitecektir. “Melekler evrimle mi yaratıldı?” “Huriler, Vildanlar, gılmanlar cennet halkından evrimle mi yaratıldı? Bunları bir anlat” diyecekler. "Cehennem zebanileri evrimle mi yaratıldı? Cennet köşkleri, cennet ağaçları, cennethayvanları, oradaki işlemeli yastıklar, cennet kıyafetleri, bardaklar, kadehler, ibrikler bunlar evrimle mi yaratıldı?” ne diyecektir?Bitecektir. Onun için bu adamları köşeye sıkıştıracak soruları sormayı kardeşlerimiz ihmal etmesinler.
Benim olduğum yerde evrim teorisi diye bir şey olmaz ama uzayda anlatabilirler. Ki oraya da geliriz evelAllah. Sen proteini açıklayabiliyor musun? Yok. 350 milyonun üstünde fosili açıklayabiliyor musun? Yok. Hepsi yaratılışı ispat eden fosiller. Sen bana bir tane evrimi gösteren fosil gösterebiliyor musun?
Samimi söylüyorum boşa çırpınıyorlar.
(“Kuran’da evrim var”demeleriyle ilgili)
Kardeşim sorsunlar. Desinler ki "kardeşim, meleklerin evrimini bana bir anlat. Nasıl oldu? Evrimle mi oldu haşa. Cinler, Vildanlar, huriler nasıl oldu?” Bize bir anlat. “Cennet köşkleri nasıl oldu?” soruyorum. Cennet yastıkları, cennet örtüleri nasıl oldu? Cennet bardakları nasıl oldu? Bize bir anlatsın bakayım.
Bu arkadaşlardan bizim istirhamımız tek bir tane evrim teorisini gösteren, ona işaret eden bir tane fosil getirmeleri. Söz bir Allah bir 10 trilyonvereceğim. Bende onlara 350 milyonun üzerinde yaratılışı ispat eden fosil sunuyorum. Onlar bana sadece bir tane sunacaklar. Darwin’in dediği gibi evrim teorisini ispat eden, onu anlatan bir tane fosil, tek bir tane. İyi çekilmiş bir fotoğraf olursa ona da razıyım. Anında parasını alacaklar, 10 trilyon.Söz bir Allah bir. Daha ne diyeyim?
Dünyadaki bu çırpınış hoşuma gidiyor. Böyle çırpındıra çırpındıra onları böyle helvacı kabağı doğrar gibi ilimle, bilimle doğruyoruz inşaAllah.
(Kuran’da örtünme hakkında)
Kuran’da başörtüsünün olmadığını iddia eden kardeşlerimizde var. “Böyle bir kelime yok, herhangi bir örtüden bahsediyor ayet, yok” diyor. Ben o insana da saygı duyuyorum. Benim inancıma göre de var. Çünkü ben hadisleri de esas alıyorum. Yani hadisleri de esas aldığım için var. Ama her görüşten insana saygı duymak çok önemlidir. Kuran’ı öyle yorumluyorsa ben ona da saygı duyarım.
Mehdiyet devrinde de böyle olacaktır. Başörtülü de olacak, başörtüsüz de olacak, açık hanımlar da olacak. Kaliteli olacaklar. Müslümanlık deyince insanların aklına olağanüstü kaliteli insan, olağanüstü kaliteli yaşam gelecek.
(“Dört kitabın dördü de hak değil midir?” sorusuna cevap)
Dört kitabın dördü de hak da ama tahrif olmayan, değişmeyen bir tek Kuran’dır. Değişmemiş şekliyle haktır tabiî ki. İlk geldiğinde haktır. Mesela Tevrat ilk geldiği şekliyle, bozulmamış şekliyle haktır. İncil bozulmamış şekliyle haktır. Bozulmuş şekliyle hak olur mu? İslamiyet her devirde çağdaştır. Çağdaşlık üstüdür İslamiyet. Müslüman dünyanın en kaliteli, en akıllı, en klas insanıdır. Güçlüdür Müslüman.
Kardeşlerimiz hanım deyince hemen kafasını gözünü örtüp, kapatıp, sosyal hayattan çekip, gözleriyle suratını da kapatıp, peçeyle de yüzünü kapatıp, konuşturmayıp bir odaya kilitlemek. Kendi kendilerini de kilitliyorlar, başka bir sistem oluşturuyorlar. Onun sonucunda işte bu mağlubiyet geldi. Yoksa Müslümanlar şu an dünya hakimi olurlardı ve dünya hakimiyeti hiçbir zaman bitmezdi, inşaAllah.
Bu adamların amacı şu; Müslüman hanımları tamamen bir kere devreden çıkartmak istiyorlar. “Onlar evinde dursun” diyorlar. Bu ne demektir? Müslümanların yarısı bir kere bitiyor. Diğer yarısını da yine yobazlığın, kokuşmuşluğun içerisine iterek, sanat ve bilimden geri çekerek, hayatın bütün etkili olabilecek yönlerinden geri çekerek, onları da ekarte edip, küfre diyorlar ki; “açtık kapıları, sonuna kadar açtık hadi buyurun. Gelin işgal edin, parçalayın.Biz Mehdiyet düşüncesini de ortadan kaldırdık, İsa Mesih’in gelişi düşüncesini de ortadan kaldırdık, İttihad-ı İslam’ı da konuşturtmuyoruz. Üç beş tane beyni sulanmış bunak zaten devrede şu an, görevdeyiz. Dolayısıyla Müslümanların bir İttihad-ı İslam düşüncesi de yok artık. İslam Birliği düşüncesini yok ettik, şevklerini heyecanlarını da kırdık.Onları evlere doldurduk.Onlar da kendilerini çok takva görüyorlar şu an.Her grup kendini ayrı takva görüyor, her grup kendini kurtulmuş fırka-i Naciye olarak görüyor. Hadi fırsat bu fırsat başlayın bakalım” diyorlar.Ya Allah bismillah. Önce Irak, sonra Afganistan, sonra Libya, sonra Suriye sıradan gidecek bir sistem kurmuşlar idi. Biz tepelerine geçirdik bu oyunlarını. Bu sefer de Müslüman hocaları getirip Darwinizmi, materyalizmi millete, Müslüman halka dayatmaya kalktılar. Orada da aldık Darwin dedelerini buruşturup kafalarından içeriye attık.Çünkü kafaları boş. Artık onun içine sepete atar gibi attık.
(“Türkiye İsrail’i yok edecek mi?”sorusuna cevap)
Türkiye barış, sevgi, demokrasiyi savunan bir ülke,adaleti savunan bir ülke. Hiç kimseyi yakıp yıkmayı, hiçbir ülkeyi batırmaya niyeti yok. Türkiye daima olumlu, pozitif bakar. Farz edelim Suriye, Suriye’nin iyi olmasını ister, İsrail’in iyi olmasını ister. Hiç kimsenin batmasını istemez Türkiye.
(“Saadet’ten ‘Erbakan Haftası’” haberi üzerine)
Saadet Partisi deyince biz Erbakan Hocamızı anlarız. Erbakan Hocam deyince Saadet Partisi anlarız. Dolayısıyla Erbakan Hocam olmadan ve onların da evlat ve iyaline saygı ve hürmet olmadan bir Saadet Partisi olmaz. Evlatlarına karşı mücadele eden bir Saadet Partisi düşünemeyiz. Saadet Partisi’ne derin bir şekilde sevgi ve hürmet duyulur. Evladına iyaline karşı. Fakat bazı kişiler beyninde biraz harabiyet oluşmuş, zamanın tahribatıyla beyin hücrelerinin 3'te2’si gitmiş tiplerde Erbakan Hocama, evlat ve iyaline karşı hakaretamiz, çirkin, komplovari, iftiraya dayalı üsluplar oluyor. Biz bu beyni sulanmış arkadaşların fikirlerine göre değil, Erbakan Hocamızın gözle görülür hayatını, elle tutulur hizmetlerine bakıyoruz. Biz ona göre hareket ediyoruz inşaAllah.
Zekayı, aklı milimine kadar Allah yaratır. Şahsa ait bir zeka yoktur. Derler ya bazı adamlar “ne kadar zeki”. Halbuki saniye saniye Allah tarafından yaratılır. Saniye saniye kaderden o sunulur. Saniye saniye Allah tarafından kader kitabından sunulur. Yoksa şahsın sabit oturmuş bir zekası, oturmuş bir aklı olmaz, inşaAllah.
(“Sevdiğim kız arkadaşım beni sevmiyor” seyirci sorusuna cevap)
Sen önce Türk-İslam Birliği’ni savun, İttihad-ı İslam’ı savun. Kuran ahlakını yaşa. “Sevdiğim bir kız var.” Kavunu da seversin sen. Sevmek ne içindir? Allah rızası için seveceksin. Takva olduğu için seveceksin. O hanım kız seni niçin sevecek? Allah rızasını en çok aradığın için sevecek. Var mı sende bu özellik? Yok. Neyini sevsin değil mi? Sende Allah’ın tecellisi olacak. Sen “beni sevsin” dersen put olur o. Müşriklik olur o. Allah’ın sende olan tecellisini, Allah rızası için sevecek. Mümin kadın sevmek için ne arayacaktır? Takva arayacaktır, güzel ahlak arayacaktır, derinlik arayacaktır, akıl arayacaktır, İslam’a, Kuran’a hizmet arayacaktır. Sen neyin derdine düşmüşsün? Önce İttihad-ı İslam peşinde olman gerekirdi. Önce Kuran’ı öğrenmen gerekirdi. Cehd ehli olman lazımdı. Bütün hayatını İslam’a, Kuran’a adarsın. O genç kız da seni gördüğünde der ki, “bu ne kadar mümin, muttaki, ne kadar Müslüman çocuk. MaşaAllah, Allah ne güzel tecelli ediyor” der. “Nur gibi bir insan, ben bunu seveyim” der. Sen ne diyorsun? “Etinden, kemiğinden hoşlandım” diyorsun. Etini, kemiğini kim yaratıyor? Allah yaratıyor. Nerede yaratıyor? Beyninde yaratıyor. Övgüler kimedir? Allah’adır. Sen bunun farkında mısın? Değilsin. Olmaz, açacaksın kafayı.
(“Adnan Bey cuma namazını hangi camiide kılıyor acaba?”seyirci sorusuna cevap)
Ben de sana sorayım. İttihad-ı İslam için nerede faaliyet yapıyorsun acaba? Türk-İslam Birliği için ne gibi faaliyetlerde bulundun acaba? Kuran’ı kaç defa okudun acaba? Nasıl bir hizmetin var acaba? Hiç kimseye bir kitap dağıttın mı? Senin vesilenle hiç insanlar imana geldi mi acaba? Kerata, hangi camiide? Bir kere her ev camiidir. Her Müslüman’ın evi mesciddir. Allah dünyayı Müslümanlara mescid kıldı.O Hıristiyanlıktadır. Hıristiyanlar sadece kilisede ibadet ediyorlar. Müslümanlara Allah, “bütün yeryüzünü Allah size mescid kıldı” diyor, Peygamber Efendimiz (sav) bildiriyor. Dolayısıyla Müminlerin evi mesciddir. Cuma namazını gider evinde kardeşleriyle beraber kılar. Birini imam tayin ederler, kılar.
İttihad-ı İslam’dan hiç bahsetmiyorlar, en büyük farz. “Kaç kişinin imanına vesile oldun?” diyorum. Hiç yok. Ya bir kişi yaiki kişi belki olmuştur. Ben milyonlarca insanın imanına vesile oldum. Yüz milyonlarca kitabım yeryüzüne dağıldı. Yüz milyonlarca internetten kitaplarım indirildi. Bir tane, iki tane değil, yüz milyonlarca. Darwinizmi, materyalizmi yeryüzünden sildik elhamdülillah.
“Namazı camide kılıyor musunuz?” Müslümanların evinin mescid olduğunu bilmiyorsan sen ben sana ne diyeyim?
2011-12-18 12:43:15