A9 TV; 17 Aralık 2011
Bediüzzaman diyor ki Hz. Mehdi (as) için,
“O zat, o taifenin uzun tetkikatıyla, uzun araştırmaları, incelemeleriyle yazdıkları eseri kendine hazır bir program yapacak,”Hz. Mehdi (as)’ın Arapça bilmemesinin, vaktinin dar olmasının, vehbi ilme sahip olmasının, ledün ilmine sahip olmasının diğer bir açıklaması bu. Yani “hazır bir ekibin yaptığı çalışmalardan istifade edecek” diyor Bediüzzaman. “Bizzat kendi yapmayacak” diyor. “Onunla o birinci vazifeyi tam yapmış olacak. Bu vazifenin istinad ettiği, dayandığı kuvvet ve manevî ordusu, yalnız ihlas ve sadakat ve tesanüd, dayanışma sıfatlarına tam sahip olan bir kısım şakirdlerdir.” Yani şakirdlerin tamamı değil, bir kısım şakirdlerdir, öğrencilerdir. “Ne kadar da az olsalar, manen bir ordu kadar kuvvetli ve kıymetli sayılır” diyor bu öğrencilerin gücü” diyor, maşaAllah.
Bunlar hep gizliydi. Biz bunları izhar etmiş olduk. Bediüzzaman diyor ki kendi vazifesi için, hani varya şimdi Bediüzzaman ile ilgili filmler hazırlıyorlar, romanlar hazırlıyorlar, yazılar hazırlıyorlar. Şimdi Bediüzzaman’ın vazifesi neydi? Filmin başına bunu koyması lazım. Bediüzzaman diyor ki, vazifesinin ne olduğunu açıklıyor. “O ileride gelecek acip şahsın, Hz. Mehdi (as)’ın bir hizmetkârı, bak, “Hz. Mehdi (as)’ın bir hizmetkarıyım” diyor. Ve ona, Hz. Mehdi (as)’a yer hazır edecek bir dümdârı, önceden gelen takipçisi ve o büyük kumandanın, Hz. Mehdi (as)’ın pîşdâr bir neferi, öncü bir askeri olduğumu zannediyorum."Kardeşim film hazırlıyorsanız koysanıza bu konuyu. Bediüzzaman mesela desin, Bediüzzaman’ın dilinden bunu konuşturun. Yani “üstadım sizin göreviniz ne” denildiğinde söylüyor Bediüzzaman. Onun dilinden bunu canlandırma olarak yapın değil mi?
Mektubat sayfa, 411-412;
“Ahir zamanın en büyük fesadı zamanında”, ahir zamanda, bu vakitte “elbette”, elbette diyor bakın, vurgu var.“EN BÜYÜK BİR MÜÇTEHİD (ihtiyaç oluştuğunda ayetlerden hüküm çıkaran büyük İslam alimi) hem EN BÜYÜK BİR MÜCEDDİD (her yüzyıl başında dini hakikatleri devrin ihtiyacına göre ders vermek üzere gönderilen büyük İslam alimi, yenileyen, yenileyici),yani en büyük müçtehid, en büyük müceddid demek, en büyük mezhep imamı. Yani şu ana kadar gelmiş geçmiş Hanefi, Hanbeli, Maliki, Şafi mezheplerinin imamlarının hepsinin üstünde. Efendim Caferi imamı var. Mesela İmam-ı Caferi Sadık’ların, hepsinin üstünde” diyor Bediüzzaman. “Hem KUTB-U AZAM,”kutub yani asrın kutbu. “O ZAT, EHL-İ BEYT-İ NEBEVİDEN (Peygamberimiz (sav)'in soyundan) OLACAKTIR.” “Hem en büyük bir müçtehid, hem en büyük bir müceddid, hem hakim,”yani bütün dünyaya adalet dağıtan hakim, “en büyük kumandan” diyor bütün İslam aleminin kumandanıdır diyor inşaAllah. “hem Mehdi, hem mürşid, hem kutbu azam olarak bir zatı nuraniyi gönderecek, o da Ehl-i Beyt’i Nebevi’den olacaktır” diyor Bediüzzaman.
Konuştursanıza Bediüzzaman’ı böyle. Boş boş konuşturma görüntüleri vermişler dini konuları tenzih ederim. İşin magazin yönü veyahutdemagoji yönü, yahut boş konuşma yönü değil, asıl hayati yönü, İttihad-ı İslam’a bakan yönünü esas almaları lazım. Bediüzzaman’ın İttihad-ı İslam’la ilgili sözlerini almaları lazım, Mehdi ile İsa ile ilgili sözlerini almaları lazım. Öyle hazırlarlarsa vurucu-etkileyici olur inşaAllah.
Genellikle Türkiye’deki cemaatler halimdir, aklı başındadır, olgundurlar. Ama tabii bir kısmının içindeki bir kısım gruplar çekingenler, ürkekler, ümitvar olamıyorlar. İmanları bir kısmının zayıf. Yoksa sayı olarak Türkiye’deki de, İslam alemindeki de kat kat kat fazla İttihad-ı İslam’ı oluşturacak sayı da yeterli ama iman zafiyeti ve ürkeklikten dolayı, Bediüzzaman da diyor havf damarı (korkaklık) ve yeis (ümitsizlikten) dolayı felç oluyorlar. Şeytan iki yoldan onları yakalıyor. Bediüzzaman da bunu anlatıyor. Bir havf damarından (korkaklık damarından) yakalar. İki, yeis (ümitsizlik) damarından yakalar diyor. Bu ikisinin izale edilip, yok edilmesini söylüyor Bediüzzaman. İnşaAllah bu olacak.
Entellikle din karıştı mı başka bir şey olur o. O zaman etkili olmaz.
Hidayet olmadıktan sonra istediğin kadar ilmi konuları anlat, doçent ol, profesör ol, ordinaryüs profesör ol, hiçbir netice alamazsın.Nice profesörler geldi geçti Türkiye’den.Hiçbir etkileri olmadı. İllaki Allah’ın dediği gibi, Resulullah (sav)’in dediği gibi olacak inşaAllah.
(Lübnanlı bir bakanın; “Türkiye eğer Suriye’ye saldırırsa bizde Rusya ve İran ile birlikte Türkiye’nin şehirlerini yerle bir ederiz” sözlerine yönelik)
Öyle bir şey yok. Savaş kararı Mehdi’ye sorulmadan alınamaz, İsa Mesih’e sorulmadan alınamaz, Hızır (as)’a sorulmadan alınmaz. Üçü de savaşa karşı, müsaade etmiyorlar, dolayısıyla yapamazlar.
(Kürt kardeşlerimiz hakkında)
Kürtler bizim canımızdır. Kürt denince akla delikanlı gelecek, mert adam, misafirperver, mütevazi, mazlum, onurlu, şerefli, asil, koçyiğit delikanlı aklına gelecek. Selahattin Eyyubi aklına gelecek, Bediüzzaman aklına gelecek, Anadolu aklına gelecek, bütün Anadolu aklına gelecek. Kürtler bizim canımızdır. İftihar ediyoruz Kürt kardeşlerimizle, iftihar, onur duyuyoruz. Dünya tatlısıdır hepsi maşaAllah. Hepsi çok sevimlidir, çok efendi, hürmetkar, nezih. Lafını sözünü bilir, Allah’tan Kuran’dan bahseder, çok çok efendidir Kürtler. Onu bildikleri için bu mübarek insanları, çoğu da seyyiddir, yok etmek için iddia edilen Ergenekon terör örgütü ve kahpe teşekküller alçakla oyun oynuyorlar. Onları her taraftan kuşatıp yok etme yönünde bir plan hazırlamışlardı, Allah ayaklarına dolandırdı. O canlarımızda inşaAllah İttihad-ı İslam oluştuğunda, güzel Kürt çadırlarında beraber sıra gecesi yapacağız.
Komünistlere teslim etmeyiz, ne vatanı ne vatandaşlarımızı. Bunu unutacaklar, yeri göğü birbirine katarız, gök kubbeyi tepelerine göçertiriz. Şimdi onlar deliyse ben onlardan daha deliyim. Deli deliyi görünce değneğini saklar derler. Akıllı olacaklar inşaAllah. Müsaade yok. Milim santim toprak vermeyiz. Kardeşim “biz büyüyeceğiz” derken adamların lafına bak! Deli misiniz siz? Biz “Büyük Türkiye” diyoruz Adriyatik’ten, Çin denizine kadar bütün bölgeyi Allah’ın izniyle Türk İslam Birliği’nin nefesiyle donatacağız. Adamlar bölünmeden bahsediyorlar. Bizi ikna etmeye çalışıyorlardı.Biz kükreyince tıs diye sustular. Hiç çıtları çıkmıyor. Birçok yazar “korkuyoruz biz” diye yayın yapıyorlardı, “elimiz ayağımıza bulaştı, her tarafımız titriyor, işte bunlar ayaklanacak, bizi asıp kesecekler, bizim buna gücümüz yetmez” falan diye. “Korkaklığı bırakın, delikanlı olun” dedim. Onlar 50 bin kişiyse biz 25 milyon zinde, çakı gibi asker çıkartırız. Çakı gibi ama. Münasebetsizliği bırakacaklar. İttihad-ı İslam’a yardımcı olmak istiyorlarsa buyursunlar. Bu güzel, bu onurdur, şereftir. Onun dışında bir yol yok. Onu bırakacaklar.
Türkçe bilmiyorsa, Kürtçe biliyorsa bir vatandaş Kürtçe tercüme yaparız. Niye yapmayalım? O kadar da katı olmaya gerek yok kardeşim. İngilizce tercüme oluyor, Almanca tercüme oluyor da Türkçe bilmiyorsa benim oradaki annem, bacım, kız kardeşim, tabii ki ben ona Kürtçe anlatırım. Niye anlatmayalım? Olur mu öyle şey? Ama mutlaka Türkçe öğrenmeleri şart kardeşlerimizin. Bende Çerkezlik de var, Araplık da var. Ne Çerkezce biliyorum, ne Arapça biliyorum. Türkçe biliyorum inşaAllah.
Bir sır var onu söyleyeyim. Gerçi CHP’li kardeşlerimiz biraz rencide olacaklar ama Bediüzzaman diyor ki; “Mehdi çıkana kadar sol hiçbir şekilde iktidar olmayacak” diyor. Ama onlara şöyle müjde vereyim, CHP sol olmaktan çıktı, sağ bir parti olduğu için inşaAllah onlarında kapıları açıktır. Ama Bediüzzaman diyor “Sol hiçbir şekilde Mehdi devrine kadar iktidar olamayacak. Sürekli sağ iktidarda olacak” diyor. Bediüzzaman’ın kerametlerindendir. Bir sırdı, söyledik işte.
Her halükarda şimdi Müslümanları köşeye sıkıştırdığını zanneden, Müslümanları toplumdan soyutladığını zanneden, güzel kadınların, güzel yiyeceklerin, güzel içeceklerin, güzel imkanların, güzel sözlerin, neşenin, şarkının hepsinin küfre ait olduğunu zannedenler bir de baktılar ki hepsi Müslümanlarınmış. En güzel kadınlar Müslümanlardadır, en yakışıklı delikanlılar Müslümanlardadır, en güzel evler Müslümanlardadır. En güzel fikir, en güzel ahlak, en güzel düşünce, her şeyin en mükemmeli Müslümanlardadır. Mehdiyet de dört koldan gelişiyor, maşaAllah.
Eğer Türkiye’yi böldürürsek yaşamak bize haram olsun millet olarak. Milim santim toprak vermeyiz Türkiye’den. Bunu unutacaksınız. Gökkubbeyi olduğu gibi tepenize göçertiriz. Türk-İslam Birliği’ne destekçi olacaksınız. Bu kadar. Biz Güneydoğu’da komünist bir devlet kurdurmayız. Bir ara komünist diye Moskova’ya derlerdi, Moskova da komünistlikten vazgeçti.
Bediüzzaman diyor ki;
“Her asırda hidayet edici bir nevi Mehdi ve Müceheddid geliyor veya gelmiş. Fakat her biri üç vazifelerden birisini bir cihedde yapması itibariyle ahir zamanın büyük Mehdisi unvanını alamamıştır.”
Gelenler ya iman hakikatlerini anlattılar diyor, ya saltanat aleminde geldiler, ya siyaset aleminde geldiler. Ama hiçbiri üç görevi birden yapamadığı için, ahir zamanın büyük Mehdi’si ünvanını alamadılar diyor. Buna kendini de dahil ediyor. Ben de dahil, Mehdi Abbasi de dahil, İmam Rabbani, Abdulkadir Geylani, On iki imam, hiçbiri diyor, ahir zamanın o büyük Mehdi’sinin görevini yapamamışlardır diyor. Üç görevi bir arada tam ve eksiksiz yapamamışlardır diyor. Bir tek Mehdi ahir zamanda yapacaktır diyor.
“Bu ayrı rivayetlerin bir tevil açıklaması da şudur ki, Büyük Mehdi’nin çok vazifeleri var. Siyaset aleminde, diyanet aleminde, saltanat aleminde, cihat alemindeki çok dairede icraatları olduğu gibi hepsini yapacak geldiğinde” diyor.
“Ben geldim sadece iman hakikatlerini anlattım. Mehdi Abbasi geldi, siyaset aleminde anlattı, İmam Rabbani ve Oniki İmam imani konularda. Saltanat aleminde de Mehdiler geldi diyor. Ama hepsini birden yapan Mehdi hiç gelmemiştir” diyor. “İlk defa ve son defa Mehdi de olacaktır” diyor.
“Ona karşı (Deccale ve Süfyana karşı) Âl-i Beyt-i Nebevînin silsile-i nuranîsine bağlanan (yani Peygamberimizin mübarek soyuna bağlanan, o silsileden gelen, sadece manevi bir silsile değil, genetik silsile olarakda o soydan gelen), ehl-i velayet (velilerin) ve ehl-i kemalin (yani Tarikat şeyhleri ve alimlerin)(kamil iman sahiplerinin) başına geçecek (hepsinin başına lider olarak geçecek )ÂL-İ BEYTTEN(peygamberimizin soyundan) MUHAMMED HZ. MEHDİ (1. İFADE) isminde BİR ZÂT-I NURANÎ (2. TEKRAR) (NURLU BİR ŞAHIS), o Süfyan'ın şahs-ı manevîsi olan cereyan-ı münafıkaneyi (münafıklık akımını) öldürüp (etkisiz hale getirip) dağıtacaktır…yani bu Hafız Esad kafasından kaynaklanan yobaz kafayı dağıtacaktır diyor.
Mısır’da olaylar durulmaz. Ancak Mehdi’yle Mısır’da olaylar durulur. Ne Libya’da ne Mısır’da hiçbir yerde durulmaz. Ancak İmam Muhammed Mehdi’nin zuhuruyla durulacaktır. Hiçbir yerde fitne sönmez.
Çok güzeldir Alevi deyişleri. Çok şahanedir, anlamları derindir. Aşkla muhabbetle okurlar. Aleviler candır. Koçyiğittir, cesurdur, güzel huyludur, sevecendir. Bütün Anadolu’daki insanlar gibi, kardeşlerimiz gibi, Allah aşkıyla, insan sevgisiyle, hayvan sevgisiyle, bitki sevgisiyle, güzel olan her şeye olan muhabbetle kalpleri coşmuş, nezih insanlardır. Allah hepsinin kalbini açsın, hepsine hidayet nasip etsin. Dünya tatlısıdır onlar maşaAllah.