Adnan Oktar'ın 23 Aralık 2011 tarihli röportajından önemli başlıklar

A9 TV; 23 Aralık 2011

Hayrettir Allah’a imanı dünyanın birçok yerinde Müslümanlar önemli bir konu olarak görmüyorlar. Mesela medrese açıyor, Kuran okutuyorlar. “Kuran nasıl okunur? Tecvid nasıl yapılır? Galgale nedir? Fıkıh kuralları nedir?”…Adama sormuyorlar iman ediyor musun, etmiyor musun? İnanılır gibi değil bu yani. Halbuki dünyada en büyük sorun ve Kuran’da da ana konu, yani nereyi açarsan aç yüzde 80’i, 90’ında imansızlığın meydana getirdiği anormallikler ve buna karşı Allah’ın gösterdiği tepki dile getirilir Kuran’da. Sanki hiç böyle bir şey yokmuş gibi. Halbuki dünyanın büyük bölümü Avrupa’da da olsun, Amerika’da, Hindistan’da heryerde ateistlik, Allah’a inanmama sorun. “İnanıyorum” diyor ama inanmadığı yine anlaşılıyor. Yani pratikte inanmadığı anlaşılıyor. Sorduğunda “ben inanıyorum” diyor. Ayette de var, “sorsan iman ediyoruz derler” diyor. Ama iman etmiyorlar pratikte. Mesela adam “iman ediyorum” diyor;“ben camiden, cemaatten bunaldım” diyor. Bu nedir? İman zafiyeti.

Taha Suresi, 82:

Şeytandan Allah’a sığınıyorum. “Gerçekten Ben, tevbe eden, inanan,”önce inanma, inanç, iman yani. Arkasından“salih amellerde bulunup,”.Bak önce iman. Adam önemli görmüyor bunu. Salih ne demek? “Herhangi bir amel demiyor” Allah. Salih ne demek? Samimi. Samimi amellerde bulunup,“sonra doğru yola erişen kimseyi şüphesiz bağışlayıcıyım.”

Taha Suresi, 88:

“Böylece onlara böğüren bir buzağı heykeli döküp çıkardı, "İşte, sizin de ilahınız, Musa'nın ilahı budur; fakat (Musa) unuttu” dediler”diyor ayettte. Bu nedir? İman zafiyeti. Adam hasta. Buzağıya tapması nedir? Allah’a imanını kaybetmiş. Hatta hâşâ Hz. Musa (as)’ın da imansız olduğunu söylüyor. “Normalde o da öyle” diyor. Bu iman zafiyeti, demek ki ana konu bu. Önce bunun haledilmesi lazım. Bunun anlatılması lazım. İman zafiyetinin de ana nedeni dünyada Darwinizm’dir. Şu an öyle. Firavun devrinde de yine evrim düşüncesi vardı. Sümerliler döneminde de vardı. Dünyanın her döneminde, Eski Yunan’da da öyle. Eski Yunan’da da evrim düşüncesi vardı. Yine aynı dert vardı. Allah’a inanmayanlar hep bunu söylemişlerdir tarih boyunca. Onun için bunu anlamazdan gelmenin bir alemi yok. Bu açık bir gerçek.

Taha Suresi, 87:

“Dediler ki: "Biz sana verdiğimiz sözden kendiliğimizden dönmedik, ancak o kavmin (Mısır halkının) süs eşyalarından birtakım yükler yüklenmiştik, onları (ateşe) attık, böylece Samiri de attı. Böylece onlara böğüren bir buzağı heykeli döküp çıkardı.”Bak bir tane adam onları rahatça dinsizliğe çevirebiliyor, bir kişi. Mesela üç yüz bin, dört yüz bin kişilik kalabalık var. Bir tane adam o elliye elli, insanların ruhunda öyle bir yapı vardır. Elliye elli, büyük bölümü öyledir. Dinsizliğe de elli, dindarlığa da elli eğilimi vardır. Allah’a inanmaya da, inanmamaya da yatkındır insanlar. Adam elli bire bir çeviriyor dinsizliği, ağırlığını iradesini koydu mu, dinsiz yapıyor. Hz. Musa (as) geliyor. Ağırlığını bir koyuyor, elli biri karşı tarafa çeviriyor. Kavim bu sefer dindar oluyor.Dinden yana oluyorlar.

Bak bir kişi yönlendirebiliyor. Adamlar diyor ki “Hz. Mehdi (as)’a ihtiyaç yok” diyorlar. “Müslümanların başında bir lidere ihtiyaç yok” diyorlar. Bak küfürde tek bir lider bir anda toplumu dinsiz yapabiliyor. Mesela tek bir Samiri yaklaşık yarım milyon insanı o devirde dinsiz yapabiliyor. Bir anda ikna edebiliyor. Liderin önemini bu gösteriyor.Mesela bak PKK hareketinin başında Abdullah Öcalan var. Tek başına adam koskoca örgütü yönetebiliyor. Cezaevinden bile yönetebiliyor. Mesela Lenin tek kişiydi, komünist hareketi canlandırdı.

Lidersiz toplum olmuyor. Küfründe mutlaka lideri oluyor. Bir tane lider oraya yetebiliyor. Müslümanlarda tek bir tane lider oluyor, durumu tamamen değiştirebiliyor. Müslümanların şu anda yaklaşık yüz yıldan beri sürünmesinin nedeni lidersiz olmalarıdır. Lider olsa Müslümanlar böyle olur mu? Çünkü lider olmayınca bir buçuk milyar insan varsa, bir buçuk milyar düşünce meydana geliyor. Bir buçuk milyar düşünce birbirleriyle çatışıyor. Ama bir lider olduğunda bir buçuk milyarın çatışması duruyor. Tek bir beyne göre hareket ediyor bütün bu kitle, bir buçuk milyar.Mesela Stalinde çıkıyor. Küfürde de öyledir. Onlarda da tam zıttıdır.Bir kişi koskoca Rusya’yı cinayet örgütüne çevirdi. Mesela Hitler çıkıyor, tek başına bütün Almanya’yı kan dökücü bir yapıya çevirdi,koskoca Almanya’yı. Mesela Mussolini çıktı, tek başına İtalya’yı muazzam kan döken sadist bir toluluk haline getirdi. İslam ülkelerini, heryeri yerle bir ettiler. Bir kişi. Müslümanlarda da mesela Ömer Muhtar çıktı Libya’da. Bir hareket başlatıyor. Bir başkası,Sünni’siçıktı, başka bir hareket başlattı. Ne bileyim, hatta Hindistan’da, şurada burada falan daböyle çıkan liderler tek başına toplumu yönlendirmiştir. Yani toplumun lideri olmazsa toplum hasta oluyor.Lidersiz olmuyor. Müslümanlarında mutlaka bir lideri olması gerekiyor. Kuran’a göre zaten bu farzdır. İttihad-ı İslam oldu mu zaten Müslümanların bir lideri olacaktır. Bu liderin ismi de işte Hz.Mehdi (as)’dir.Bunu anlayamayacak bir şey yok, inşaAllah.

 

(Bir kardeşimizin hazırladığı kadınsevgisi.com isimli internet sitesi hakkında)

MaşaAllah, çok şahane. Bayağı güzel olmuş. Çünkü yobazlarda kadın sevgisi yoktur. Komünistlerde de yoktur. Abdullah Öcalan’ın konuşmalarını gördünüz. “Zavallı” diyor kadına. Bir yandan da göbeğini kaşıyor.

 

Ülkücüler bizim canımız. Tertemiz, mukaddes vatan evlatlarıdır. Çok değerli kardeşlerimizdir. Türkiye’nin çimentosudur onlar. Aynı şekilde Milli Gençlik mensubugençlerimiz de öyle. Büyük Birlik Partili Alperenlerimiz de gençlerimiz de öyle. Türkiye’nin çimentosudur hepsi. Çok değerlidirler, çok önemlidirler. Allah güç kuvvet versin, yardımcıları olsun.

 

(Kütahya’da A9 tanıtım broşürleri dağıtan ve Ülkü Ocaklarını ziyaret edip Yaratılış Atlası ve Sayın Adnan Oktar’ın Türk İslam Birliği ile ilgili kitaplarını hediye eden kardeşlerimizin faaliyeti hakkında)

Bu kardeşlerimizde çok güzel hizmet vermişler. Allah onlardan da razı olsun. Cennetle ödüllendirsin Cenab-ı Allah. Bize kolaylık sağlıyor kardeşlerimiz. Mesela bir kısım kardeşlerimiz diyorlar ki “Hocam bana para gönder, “bana kitap gönder”, “Hocam şurada salon açın, konferans verin”. Bak kardeşlerimiz ne yapıyorlar? Bize hiç akıl vermeye gerek duymuyorlar. Kendileri gidip A9’u tanıtıyorlar. Konferans salonu ayarlıyorlar. Konferans verilmesi için imkan meydana getiriyorlar. Gidip kitap satın alıp, alıp dağıtıyorlar. Makbul olan budur. Bize akıl vermek, herkes akıl verir, bununla baş edemeyiz ki biz. Allah razı olsun. Tamam, teşekkür ediyoruz ama akıla mı ihtiyacımız var, icraata mı ihtiyacımız var? Uygulamaya ihtiyacımız var. Yani bizim imkanımız olsa zaten onların anlattıklarının alâsını yaparız. Ama yolda da konuştum çocuklarla gelirken, bizim imkanlarımız çok dar, çok küçük. Mesela bak ulusal kanala bile geçemedik daha. Mesela yayın ağını müthiş genişletebiliriz, radyo satın alabiliriz. Radyomuz dahi yok şu an. Ama yine de küçüklüğümüze rağmen etkimiz dünya çapında hidrojen bombası etkisinde.Yani bu adeta üç yaşında bir çocuk gibiyiz, küçük. Ama kör gözlü, 500 metrelik deccalikoydu mu oturtuyoruz, maşaAllah. Yamultuyoruz yani. O dar imkanlarımızla yerle bir ediyoruz elhamdülillah.

 

(Sayın Ahmet Davutoğlu’nun “Bundan sonra hangi ülkeyi kaybederiz diye değil, ülkeler Türkiye’yi kaybetmesinler diye düşünecekler. Her bir Ermeni ile tek tek konuşup gönlünü kazanacağız” şeklindeki açıklaması hakkında)

MaşaAllah. Bak herkes sonunda dediğimize geliyor, maşaAllah. Dışişleri Bakanımızın da bu görüşte olması çok çok hoşumuza gitti. Fakat daha önce elimize güzel bir fırsat geçmişti. Burada Ermenilerle futbol maçı vardı.“Çok güzel davranılsın, sevgi dolu davranılsın” dedik. Tam aksi tavırlar gösterdiler. Tam Ermenistan’la sınırlar kalkacaktı, pasaportlar kalkacaktı. Yine işleri bozdular. Azerbaycan devreye girdi. Azerbaycan halbuki zaten bizim canımız. Onları öncelikli almamız gerekiyordu. Öncelikli sınır kapılarını açmamız gerekiyordu. Dolayısıyla aksatmalar oluyor.  İnşaAllah bu olaylar hızlandırır. Süratle Azerbaycan’la aramızdaki o daha önce yapılan anlaşma geliştirilsin. Bir an önce pasaport kalksın. Azerbaycan’dan nüfus cüzdanını gösterdi mi geçelim, inşaAllah. Onlar da buraya nüfus cüzdanıyla gelsinler. Ermenistan’la da aynı şekilde olsun. Fransa’nın aldığı kararı da Fransa’ya yedirelim böylece.Bunu yaptı mı anlaşmanın hiçbir kıymeti yok. Yaptıkları o kanunun hiçbir anlamı olmayacak, inşaAllah.  Bir an önce yapılması gereken budur inşaAllah.

 

Mehdiyet’e karşı dünya çapında bir durdurma faaliyeti ve panik faaliyeti devam ediyor. İyi niyetli bazı kardeşlerimiz de iyi niyetle yapıyorlar. Bir kısmı baskıyla vazgeçiyor, bir kısmı bilgisizliğinden. Ama yoğun bir çırpınma dikkati çekiyor.

 

(Bir programında kıyamet alametlerinden bahsedilip Hz. Mehdi (as)’dan bahsedilmemesi ile ilgili)

Şimdi burada da açıkça Hz. Mehdi (as)’ın geleceği, Hz. Mehdi (as) devrinde olduğumuz açık açık belirtiliyor. Depremlerin artışından bahsediyorlar. Depremlerin artışı zaten Hz. Mehdi (as)’ın çıkış alametidir. Yer çökmelerinden bahsediyorlar, gösterdi orada, yer çökmeleri zaten Hz. Mehdi (as)’ın çıkış alametidir. Depremleri kabul ediyorsun, yer çökmelerini kabul ediyorsun Hz. Mehdi (as)’ı kabul etmiyorsun. Olmadı. O zaman sen Hz. Mehdi (as)’ın kolunu kabul ediyorsun, gözünü kabul ediyorsun, burnunu kabul ediyorsun ama beynini kabul etmiyorsun anlamına gelir. Olur mu? Hz. Mehdi (as)’ın parçaları bunlar işte, Mehdiyet’in parçaları, bölümleri. Depremler, cinayetlerin artması, büyük olayların vuku bulması, büyük savaşların olması, büyük çökmeler, tsunamiler, bunların tamamındaki artış Hz. Mehdi (as)’ın çıkış alametidir. “Bu alametleri evet ben kabul ediyorum” diyor. Hz. Mehdi (as)? “Onu kabul etmiyorum”. O zaman onu da kabul etmemen lazım. O alametleri kabul ediyorsan Hz. Mehdi (as)’ı kabul etmek mecburiyetindesin. Çünkü bu bir bütün.

 

(Hayrettin Karaman’ın 23 Aralık tarihinde Yeni Şafak’ta yayınlanan“Hz. İsa ve Mehdi” başlıklı yazısına kapsamlı cevaplar)

 

(“Müslümanların vazifesi ıslahat için Hz. İsa (as) veya Hz. Mehdi (as)’ı beklemek değil, kötülüğü engellemek, iyiliği yaymak ve yaşatmak için elden geleni yapmaktır” ifadesine cevaben)

“Hz. Mehdi (as)’ı beklemeye gerek yok, gereğini yapalım, çalışalım” diyor. Doğru. Biz yapıyoruz zaten. Hz. Mehdi (as)’ı bekleyen, Hz. İsa (as)’ı bekleyen zaten yan gelip yatmaz ki. Var gücüyle gayret eder. O bir yanlış anlaşılmadır. Eskiden beri biz onu duyarız. “Hz. Mehdi (as) gelecek diye adam yan gelip yatıyor. Hz. İsa (as) gelecek diye yan gelip yatıyor. Hiçbir şeye karışmıyor” falan derler. O adamlar zaten Hz. Mehdi (as)’ı beklemiyor ki. Hz. İsa (as)’ı da beklemiyor. Onlar zaten, Hz. Mehdi (as) ve Hz. İsa (as) ilgilendirmez öyle insanları. Allah, din de ilgilendirmez onları zaten. İlgilendirmediğini de gösteriyor zaten. Dolayısıyla öyle adamları oturup örnek vermek yersiz olur. Hz. Mehdi (as)’ın geleceğine inanan zaten yeri göğü birbirine katar, var gücüyle gayret eder. Hz. İsa Mesih (as)’ın geleceğine inanan çok hareketli, çok heyecanlıdır. Var gücüyle gayret eder. Dolayısıyla bu örnekleme örnek değil. Hayrettin Karaman Hocamız’ı biz tenzih ederiz, saygı duyarız ama bu geçerli bir örnek değil. Çünkü öyle “yan gelip yatarım, Hz. Mehdi (as)’ı beklerim” diyenler zaten Allah’a da inanmıyorlar. Dine bağlılıkları da yok onların. Dolayısıyla o örnek değil.

 

(“‘Bir kurtarıcı gelecek diye bekledim, bu sebeple ben -gücüm yettiği kadar da olsa- dinin emirlerini yerine getirmedim’ diyen bir kimsenin mazereti kabul edilmeyecektir.”ifadesine cevaben)

Zaten onu diyen dinsiz, dinle alakası olmaz ki. Hayrettin Karaman Hocamız burada gereksiz bir delil vermiş. “Bir kurtarıcı gelecek bekledim o yüzden ben bir şey yapmadım” hangi Müslüman der? İnanan bir Müslüman bunu demez. Budenmeyeceğine göre böyle hayali birisini ortaya koymanın alemi ne? Böyle hayali bir vakayı ortaya koymanın alemi ne? Nerede görülmüş? Dünyanın neresinde bir Müslüman “Hz. Mehdi (as) gelecek, Hz. İsa (as) gelecek, o yüzden ben bir şey yapmıyorum” demiş de bununla ilgili bir sorun çıkmış? Nerede olmuş böyle bir şey? Olmayan bir şey söylüyorlar. Hayrettin Karaman Hocamızda burada gereksiz bir bilgi vermiş. Bunun olması için milyonlarca insanın bu görüşte olması lazım. “Arkadaş niye tebliğ yapmıyorsun, niye İslam’ı yaşamıyorsun, elden gelen gayreti neden göstermiyorsun?” dendiğinde “ben, Hz. Mehdi (as) gelecek,Hz. İsa (as) gelecek, o yüzden yapmıyorum” deyip yan gelip yatan, gayretsiz milyonlarca Müslüman olması lazım. Böyle bir adam yok, böyle bir kitle yok.O zaman nereden çıktı bu iddia? Ayıptır, Hayrettin Karaman Hocamız’a yakışmadı. Olmayan bir şeyi delil olarak vermek çok yakışıksız. Hz. Mehdi (as)’ı bekleyen herkes müthiş gayretlidir. Mesela Bediüzzaman Hz. Mehdi (as)’ı bekliyordu; muazzam gayretliydi, yeri göğü birbirine kattı. Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri Mehdi’yi Hz. Mehdi (as)’ı bekliyordu, yeri göğü birbirine kattı. Muhammed Raşit Erol Hazretleri, Adıyaman Menzil’in o büyük şeyhi, büyük mürşidi, büyük kutbu Hz. Mehdi (as)’ı bekliyordu, yeri göğü birbirine kattı. Demek ki Hz. Mehdi (as)’ı bekleyenler aşkla, şevkle, heyecanla gayretediyorlar. Dolayısıyla bu ifade yanlış.

 

(“Hz. İsâ'nın yeniden geleceğini bildiren hadîslerden hiçbiri mütevatir değildir” ifadesine cevaben)

Artık güleyim mi, ne diyeyim? O zaman mütevatir hadis kalmıyor ki.Fıkıh konusunda bile bu kadar tevatür derecesinde hadis yoktur sahabeden. Ayıp yapıyorlar. Hayrettin Karaman Hocamız da çok ayıp yapıyor. Buhari, Müslim, Tirmizi, İbn-i Mace, Sünen-i Nesih, Sünen-i Davut demek ki bu hadis kitaplarının hiçbiri geçerli değil. Bunlar, Hadis ravileri burada mübarek, alim yayınlarken ne diyor? “Mütevatirdir” diyor. “Tevatür haddine varmıştır” diyor. Bütün İslam uleması, Ehl-i Sünnet uleması “mütevatirdir” diyor. Hayrettin Hocam da ne diyor? “Mütevatir değildir” diyor. Peki İmam Buhari “mütevatir” diyor, Müslim “mütevatir” diyor. Sünen-i Davut’ta mütevatir olduğu, Sünen-i İbn-i Mace’demütevatir olduğu söyleniyor.Bütün Kütüb-i Sitte de mütevatir olduğu söyleniyor.Hocam da diyor ki “mütevatir değil”. Kime inanalım biz? Tabii ki hadisi nakleden alime inanırız biz. Biz, hadisi kitap haline getiren, sahih hadisi, sahih olmayan hadisi ayırt etmede uzman olan hadis alimleri, hadis imamları kitap hazırlamışlar. Ehl-i Sünnet uleması ondan yüzyıllarca istifade etmiş.Herkesin bildiği bir husus, artık Hz. İsa’nın gelişi tevatür haddine varmış, bu hadisler. Hocam da çıkıyor “mütevatir değildir” diyor. Kardeşim dört mezhepte Hz. Mehdi (as)’ın ve Hz. İsa (as)’ın çıkışı haktır. Nasıl mütevatir olmuyor? Dört mezhepte de haktır. Ayrıca Caferilik ve Şiilikte de haktır. Ve ayrıca itikat konusudur, imani bir konudur yani. Dolayısıyla Hocamız’ın bu heyecanını biz şaşkınlıkla karşılıyoruz.Niye bu çırpınma?Bunu anlamak mümkün değil. Televizyon kanalları niye böyle çırpınıyorlar?Bunu da anlayamıyoruz.

Şimdi demin yayınladığınız programda “Hz. Mehdi (as) gelmeyecek” diye çok fazla konuşan kişiler de var. Müthiş bir heyecan içindeler. Çökmeyi kabul ediyorsun, bak çökmenin fotoğraflarını göstermişsin. Yeryüzündeki çökmeler. Hadisin niye devamını söylemiyorsun? Hadiste ne diyor? “Yer çökmeleri Hz. Mehdi (as)’ın çıkış alametidir” diyor. “Yer çökmesi olacak” diye bitirmiyor ki. “Hz. Mehdi (as)’ın çıkış alametidir” diyor.

Bu panik, bu haberler Hz. Mehdi (as)’nin çıkış alametleridir. Hz. Mehdi (as)’ınçıkışından emin olunmasa, hafta sekiz gün dokuztelevizyon kanalları, radyolar, her yer, gazeteler, geceli gündüzlü“Hz. Mehdi (as) gelmeyecek” diye yayın yapıyor. Allah Allah. Neyi fark ettiniz de bu kadar panik oluyorsunuz?

 

Kardeşlerimiz, bizi sevenler, bu kıyamet alametlerini her yerde anlatsınlar. Israrla anlatsınlar. Bunu anlatan tek topluluğuz. Yani kıyamet alametlerinin zuhur ettiğini anlatan tek topluluğuz. Vebizi sevenler de anlatıyorlar maşaAllah. Ama şu an dünyada, sezdirmemeye çalışıyorlar ama büyük bir panik ve heyecan var. Her yerde insanlar Hz. Mehdi (as)’ın çıktığını biliyorlar. Avrupa’nın her yerinde biliyorlar. İsrail’de de biliyorlar, her yerde. Amaanlamazlıktan geliyorlar. O sorun değil.Alametlerin çıktığını da biliyorlar, kıyametin yakın olduğunu da biliyorlar. O yüzden, bu yazıların sürekli çıkmasının sebebi. Yani bu panik normal bir şey değil. Biz de ne yapacağız? Hz. Mehdi (as)’ın çıkış alametlerini, inadına inadına anlatacağız.

 

Bakın sırf şuLulin Kuyruklu Yıldızı’nın çıkışı tek başına çok büyük bir olaydır. Tek başına bitirecek bir alamet bak, tek başına. Daha önce tarihte, iki uçlu bir kuyruklu yıldızın çıktığına dair hiçbir kayıt yok. Bilimsel hiçbir kayıt yok. Ne kaya yazmalarında, ne... Sadece Peygamberimiz (sav)’in hadisinde var.  Peygamber (sav)’in net mucizesi. Sırf Peygamberimiz (sav)’nin hadisinde var. Başka yok.

Bakın diyor ki;“iki uçlu bir kuyruklu yıldız çıkacak, diğer kuyruklu yıldızların aksi istikameti gidecek, çok parlak olacak, bu kuyruklu yıldız çıkmadan birkaç yıl önce yağmurlar kesilecek, bu kuyruklu yıldız çıktıktan sonra da yağmurlar çok fazlalaşacak, insanlar yağmurdan şikayet edecek” diyor. Ve aynı dönemde de “ekonomik kriz” olacağı belirtiliyor. Milimi milimine, santimi santimine doğru çıktı bu. Eğer dünyada bu iyi tanıtılmış olsa, sırf bu hadisle bütün insanlar Müslüman olur. Sırf bu hadisle, sırf bununla. O kadar açık ki bak “birkaç yıl yağmur yağmayacak” diyor. Yağmur yağmamasına adamlar ne dedi? “Küresel ısınma oldu arkadaş” dediler. Küresel donmaya mı döndü dünya o zaman? Şunu niye konuşmuyorsunuz şimdi? Niye söylemiyorsunuz? Bak iyi yıl yeri göğü birbirine kattılar. “Kızılırmak’ın suyunu getireceğiz”, “küresel ısınma”,“çakmak çakmayın, kibrit yakmayın, göğü ısıtıyorsunuz”, “her yer ısındı”, “ateş yakmayın”, “kebap yapmayın” falan. “Memleket gitti, susuz kaldık, yaktınız bizi” diyorlardı. Acayip şamata yapıyorlardı. Yer gök inliyordu. Peygamberimiz (s.a.v)’in dediği olay oldu hâlbuki. “İki yıl yağmur yağmayacak” dedi. Bunu açıklayamadılar bilimsel olarak. Onu küresel ısınmayla açıklamaya kalktılar. O da geçerli olmadı. Çünkü arkasından öyle bir yağmur yağdı ki, bunlar dediklerine diyeceklerine bin pişman oldular. Acayip utandılar. Görülmemiş derecede yağmur yağdı. Bu sefer barajlar doldu taştı. Sel baskınları oldu. Küresel ısınmanın hikaye olduğu anlaşıldı.

 

(Çeşitli Ehl-i Sünnet alimlerinin Hz. Mehdi (as) ve Hz. İsa (as) ile ilgili hadislerin tevatür derecesinde olduğuna dair ifadeleri)

Hanefi mezhebinin kurucusu İmam-ı Azam Numan Bin Sabit Ebu Hanife, Fıkh-i Ekber isimli eserinde, Hz. İsa (as)’ın yeryüzüne gelişini, Hz. Mehdi (as) ile birlikte amel edişini ve diğer kıyamet alametlerini “haktır ve gerçekleşecektir” ifadeleriyle zikrediyor. Hayrettin Karaman Hocam ne diyor? “Yok” diyor. Şimdi biz Hanefi mezhebine göre mi, Hayrettin Hocam’ın mezhebine göre mi hareket edeceğiz? Biz tabii ki Ehl-i Sünnet mezheplerine göre hareket edeceğiz. Hayrettin Hocam kendi mezhebine göre böyle bir karar vermiş olabilir. Saygı duyarız. Ama biz Hanefi, Hanbelî, Maliki ve Şafi mezheplerinde Hz. Mehdi (as)’ın ve Hz. İsa (as)’ın gelişinin hak olduğunu, hadislerin sahih olduğunu biliyoruz. Ve Hz. İsa (as)’ın inişinin tevatür haddine vardığını herkes bilir.Hz. Mehdi (as) ve Hz. İsa (as) ile ilgili hadisler tevatür haddindedir.

İbni Hacer, Ehli Sünnetin gözbebeği, büyük alimlerdendir. Fethu'l-Bari’de “Hz. Mehdi (as)’ınbu ümmetten olacağı, Hz. İsa (as)’ın, O’nun arkasında namaz kılacağınadair hadisler tevatür haddine varmıştır” diyor. Kime inanacağız? Hayrettin Hocaya mı, İbni Hacer’e mi?

Şevkani, bu da ünlü,Ehl-i Sünnet’in büyük alimlerinden. “Hz. İsa (as)’ın ineceğine dair hadislerin sayısının 29’a ulaştığını söyleyerek” bak bir, iki tane, on tane değil, 29,“bunları bir bir nakletmiş ve sonunda bizim naklettiğimiz hadisler görüldüğü gibi, tevatür haddine ulaştı. Bu beyanımızda şu sonucu varılıyor ki beklenen Hz. Mehdi (as) hakkındaki hadisler, deccal hakkındaki hadisler ve Hz. İsa (as)’ın inmesine dair hadisler mütevatirdir” diyor. Nerde diyor? Sünen-i İbn-i Mace’de diyor. Sahih hadis kitabında, 10.Cilt, 338’de. Hayrettin Hoca neye göre söylüyor bunu?Belli değil. Bak bunlar kaynak veriyorlar.

Berzenci Hazretleri diyor ki Kıyamet Alametleri’nde, o da büyük müceddidlerdendir. “Hz. Mehdi (a.s.)’ın geleceğine dair sahih hadisler tevatür niteliği taşımaktadır.”

İmam Rabbani,Mektubat’ı Rabbani 2. ciltte, 250. sayfada ne diyor: “Onların zannına göre Hz. Mehdi (as) vefat etti, geçti gitti. Halbuki bu konuda gelen sahih hadisi şerifler meşhurdur.” Bak“Hz. Mehdi (as) ile ilgili sahih hadisler meşhurdur” diyor.“Hatta tevatürü manevi derecesinde olup,” tevatür derecesinde olup“taifenin sözlerini tekzip etmektedir” diyor İmam Rabbani. Biz İmam Rabbani’ye mi inanalım, Hayrettin Karaca Hoca’ya mı inanalım? İmam Rabbani’ye inanırız tabii ki.

Hz. Mehdi (as) hakkındaEhl-i Sünnet alimlerinin, “tevatür derecesinde” dedikleri, yüzlerce Ehl-i Sünnet alimi ittifakla, “tevatür haddindedir” diyor.Buhari, Müslim, Tirmizi, İbn-i Mace, Sünen-i Nesih, Sünen-i Davud tamamında sahih ve mütevatir. Peki, nasıl oluyor? Yeni çıkan hocalar “biz daha iyi biliriz” diyorlar. “Neye göre bilirsiniz?” diyoruz. Belli değil. “Kaynak verin” diyoruz. Kaynak da yok. “Böyle” diyor. “Bana böyle geldi” diyor. Vahiy mi alıyorsun? Neye göre söylüyorsun? Kaynak göster. Kaynak yok.

 

Bu panik benim hoşuma gidiyor tabii. Hemen hemen her kanalda gece gündüz Hz. Mehdi (as)’den bahsediliyor. Habire “gelmeyecek” diyorlar. “Sahih hadis yok” diyorlar. Öyle olmayacak iş yapıyorsunuz ki.

 

(Bediüzzaman’ın Hz. Mehdi (as)’ın çıkış tarihini vermediğini iddia edenlere Risale-i Nur, Hutbe-i Şamiye’den cevap)

“Bediüzzaman Hz. Mehdi (as)’ın çıkış tarihini vermemiştir. Hz. Mehdi (as) hakkında da öyle bir açıklaması yoktur. Bediüzzaman kendisinin Hz. Mehdi (as) olduğunu söylemiştir” diyor. Vay zavallı kardeşlerimiz vay. Vay garibanlar vay. Hz. Mehdi (as) tarihini tam vermiş canım kardeşlerim, tam. Öyle çırpınmakla kurtulacak gibi değilsiniz. Hele ben varken. İflahınızı keseceğim, iflahınızı keseceğim. Tam adamına çattınız yani, tam.

Bakın şimdi dinleyin. Nerede söylüyor? Emevi Camii’nde söylüyor Bediüzzaman, on binlerce kişiye: “Hem de İslâmiyet güneşinin, inkişafına ve beşeri tenvir etmesine mümanaat eden perdeler açılmaya başlamışlar.” “İslâmiyet güneşinin, inkişafına”,Güneş nedir? İslam’ın hakimiyeti, İttihad-ı İslam, Mehdiyet. “O mümanaat edenler çekilmeye başlıyorlar. Kırk beş sene evvel o fecrin emâreleri göründü.Yetmiş birde fecr-i sâdıkı başladı veya başlayacak.”1371. “Eğer bu fecr-i kâzip de olsa, otuz-kırk sene sonra fecr-i sâdık çıkacak.” 71, 81, 91,2001. Yani 1400 tarihini veriyor, 1401.Hz. Mehdi (as)’ın çıkış tarihi. Çünkü 1371, 30 yıl daha eklersen 1401.Bak “Yetmiş birde fecr-i sâdıkı başladı veya başlayacak.”Hani tarih vermemişti? 71, bak rakam, 71. 1371.“Eğer bu fecr-i kâzip de olsa, otuz-kırk sene sonra fecr-i sâdık çıkacak.” 1980, 1990. Hz. Mehdi (as)’ın çıkış tarihini vermiş. “Evet hakaik-i İslâmiyet'in mazi kıt'asını tamamen istilasına sekiz dehşetli manialar mümanaat ettiler.” diyor. Manileri saymış Bediüzzaman.

“Evet şimdi olmasa da otuz-kırk sene sonra fen ve hakikî marifet” fen nedir? Genetik, biyoloji, paleontoloji, hepsi. “hakikî marifet” sanatın, kaliteli tavırların, kaliteli akılcılığın en doğru tavırların bir araya gelmesi. “ve medeniyetin mehasini” modern dünyanın bütün imkanları. Radyo, televizyon, internet. “bu üç kuvveti tam teçhiz edip, cihazatını verip”,ne tür cihaz gerekiyorsa. Radyoysa radyo, televizyonsa televizyon. Ne gerekiyorsa. İnternetse internet. “o sekiz manileri mağlup edip dağıtmak için taharri-i hakikat meyelanını ve insafı ve muhabbet-i insaniyeti” insanları çok seveni, insanları çok seveni “o sekiz düşman taifesinin sekiz cephesine göndermiş.” Hz. Mehdi (as)’ı. “Şimdi onları kaçırmağa başlamış. İnşâAllah yarım asır sonra onları darmadağın edecek.” diyor. 2001 tarihini veriyor. 1371’e 50 sene eklersen ne yapar? 2001 tarihi. “Darmadağın edecek” diyor. Hani tarih yoktu canım ciğerim. Çırpınacağınız gibi değil olay. Hele ben varken. Ki daha hiçbir şey yapmadım, söyleyeyim. Daha yeni başlıyoruz. Bundan sonra.

2011-12-27 13:47:26
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top