A9 TV; 24 Aralık 2011
Evrim teorisini adamlar canhıraş her yerde savunmaya başladılar. Vay garipler vay diyorum. Sakin sakin bu garibanların çırpınışlarını seyrediyoruz. Bir kere biz sizi tek bir noktadan çökertiyoruz zaten. Yani otuz tane tokata da gerek kalmıyor. Bir tane. Diyoruz ki; “proteinler tesadüfen meydana gelir mi?” “Gelemez” diyorsunuz ve bitiyorsunuz. Çırpınmaya ne gerek var? Boğaziçi Üniversitesi’nde çoluğu çocuğu toplamışlar, profesörler, dünyanın masrafını yapmışlar, okul ayaklanmış Boğaziçi Üniversitesi falan. Konu ne? Konu Adnan Oktar. “Beş yıldan beri bizi inim inim inletiyor, canımızı yakıyor, beş yıldan beri zulüm devam ediyor. İflahımızı kestin. Hiç mi acıman yok? Ne kadar gaddarsın, vurma artık. Ciyak! Yeter artık!” diyor. Vay gariplerim vay! Şifa dağıtıyoruz, şifayab olmaları için uğraşıyoruz inşaAllah.
Toplantıları feryat figan toplantısı oluyor. “Uvaaa” diye. Sakin olun.
Ne diyor? “Beş yıllık zulüm.” “Beş yıldan beri zulmü ortadan kaldırıyor” demek istemiş. “Beş yıldan beri zulüm yerle bir oldu” demek istiyor.
Elma yanak (Richard Dawkins), gidiyorsun ortaokul öğrencileriyle tartışıyorsun, liseli öğrencilerle tartışıyorsun. Hahamlarla tartışıyor, rahiplerle tartışıyor, konuşuyor. Be hey elma yanak! Bir on dakikanı alacağım. Çık karşıma. Dedim ,“beş yıldızlı otelde ağırlayacağım.” Sadece bir yarım saatini alacağız. Gelecek, oturacak, o kadar burada. Hatta o otelde de durabilir. Oradan da canlı yayınla da verebiliriz. Ben oraya giderim, sorun değil. Ama biliyor ne hale getireceğimi. Böyle kamyon ezmiş kola kutusuna çeviririm. Hayrettir çırpınmaları, inanılır gibi değil.
Ayrıca onlara bir müjdem daha var. Sırf evrim teorisi yıkılmakla kalmayacak. Hz. Mehdi (as) zuhur edecek. İsa Mesih (as) zuhur edecek. İttihad-ı İslam olacak. Ve bizim elma yanak da bunu görecek. Olayın ilginç yanı o. Boğaziçi Üniversitesi’nin profesörleri de görecek. O oradaki toplanan topluluğu da görecek inşaAllah. Zaten çocuklar korku ve tedirginlik dolu gözlerle şey yapıyorlar. Zoraki toplamışlar onları da Allahualem.
(Sibel Eraslan’ın “Kapıyı çalan kimdir?” yazısı üzerine)
Ne güzel söylemiş annemiz. “Müslümanlar Müslümanlarla görüşsün” diyor. Ne var bunda? Ne güzel söylemiş. Allah razı olsun. Yerden göğe kadar haklı. Çok güzel söylüyor. MaşaAllah. Reaksiyon gösterenler ayıp yapmışlar. Müslümanların birbirleriyle yoğun görüşmesi, sohbet etmesi, Türkiye içinde de ittihad etmesi, birbirlerini koruyup kollamaları çok elzem. Allah’ın emrinin bir uygulaması olur. Annemiz isabet etmiş, güzel konuşmuş. Aksini söyleyenler de ayıp etmişler. Davete icabet gerekir.
(Star Gazetesi yazarı Sibel Eraslan’ın çocuklarına Harun Yahya Kitaplarını okutması hakkında)
Kendi çocuklarına benim kitaplarımı okutuyormuş. Ama başkada okutacak kitap zor. Risale-i Nur var ama onun da dili çok ağır, anlamaz çocuklar. Yoksa mükemmel Risale-i Nur ama dili ağır. Türkçesi Harun Yahya eserlerinin mükemmel, ispat yönü mükemmel,bilimle Kuran’ı bağdaştıran yönü mükemmel.
Kanallarda çok fazla hoca efendi çıkıyor. Mutaassıp bir ortam var, hanım efendilerin başları örtülü, kapalı. Ama bir kapalı toplum meydana getirmiş durumdalar. Yani Müslüman Müslüman’a zaten tebliğ yapıyor. Mesela farz edelim falanca alim diyelim. Bakıyoruz karşısında en fazla başörtülü bir hanım var. Kim dinliyor? Kendi cemaatleri dinliyor. Kendi topluluğu dinliyor. Çok dar bir çevrede başı açık hanımlara bakış açıları nasıl bir kısmının? Hepsini tenzih ederim de; nefret, öfke, kin ve hatta düşmanlık dolu. Nasıl değerlendiriyor? Fasık, dinsiz, işte aklına ne gelirse ne kadar çirkin sıfat varsa aşağı yukarı birçoğunu düşünüyor bir kısmı. Dolayısıyla kesin bir kopma olmuş durumda. Yani küçük topluluklar var, küçük Müslüman cemaatler var bazı yerlerde. Bazı kişiler için söylüyorum. Küçük sayıda da olsa bu böyle ve tecrit olmuşlar. Gettolar oluşturmuşlar. Belirli mahallelerde olurlar, kimseyle görüşmez, konuşmazlar falan. Amerika’da da var. Hıristiyanlarda da var bu vatandaşlar gibi yani kapalı toplum. Şimdi kapalı topluma alışık oldukları için bize diyorlar ki “niye Türk halkının bütününe yöneliyorsunuz? Niye yüzde 70-80’ine yöneliyorsunuz? Biz onlardan koptuk, onlar da bizden koptu. Biz kendi aramızda küçük gettolar oluşturduk, gruplar oluşturduk. Kapalı bir toplumuz. Siz de kapalı bir toplum olun. Sadece kapalı hanımları çıkartın. Hatta onları da çıkartmayın. Erkek erkeğe konuşun. Mehdi konusunu da gizleyin. Millete yalan söyleyin alenen. “Mehdi çıkmıştır, şahs-ı manevidir. Kıyamet de kopmak üzere zaten.” Veyahut “milyonlarca sene var kıyamete” diye de insanları kandırın. Böyle idare edin. Biz idare ediyoruz. Siz de idare edin” gibi bir mantıktalar bir kısım kardeşlerimiz. Biz de diyoruz ki; milletimizin biz tamamını kucaklıyoruz. Ben hepsini. Türkiye’nin yüzde 70-80’i hanımların baş açık, makyajlı ve bakımlılar. Modern bir toplumuz biz. Sahil kentlerimizde bikini mayolu hanımlar da var, tanga mayolu hanımlar da var. Hepsi bizim insanımız. Ben de hepsini çok seviyorum. Mesela ben İzmir’de de konferans versem, sohbet etsem, bikinili hanımlar benim karşıma otururlar, ben konuşurum. Dinden imandan konuşurum. “Bize benzemiyorsunuz” diyorlar. Doğru, ben size benzemiyorum. “Benzemek ister misin?” diyorlar. Benzemeyeceğim zaten. Öyle bir konu yok. Yani benim orijinal yönüm bu. Ben bunu tam anlatamıyorum. Ben size hiç benzemeyeceğim. Bu mümkün değil. Bunu unutun. Durup durup “bize niye benzemiyorsunuz“ diye tutturuyorlar. Benzemeyeceğim de onun için. Siz bana benzeyeceksiniz. Dünya bana benzeyecek. Ben de Hz. Mehdi (as)’a benzeyeceğim. Hz. Mehdi (as) da Peygamberimiz (sav)‘e benzeyecek. Peygamberimiz de Cebrail’in sözüne uydu. Sistem bu. Olay bu inşaAllah.
(Boğaziçi Üniversitesindeki Evrim Konferansı hakkında)
Boğaziçi Üniversitesine konferansa gidiyorlar. Bir tane orada dindar kişiye rastlamak pek mümkün olmuyor. 700 kişi toplanmış. Bizim çocuklar gidiyorlar dindar olarak. Ne diyorlar? “Salonun oksijenini bitirirsiniz. Oksijen biter, ölürüz biz. Bizim ölmemizi istemezsiniz, değil mi? O zaman oksijeni bitirmeyelim beyler. Biz konuşalım, siz de dinleyin” diyorlar. “Cevap vermek yasak. Soru sormak da yasak” diyorlar. “Susmak serbest ama uzaktan bakacaksınız. Sakın gelmeyin, oksijen biter” diyorlar. Şimdi bak böyle bir sistem var. Ve Boğaziçi Üniversitesi’nde resmi olarak, bu devletin okulunda ateist düşünce, Darwinist, materyalist düşünce devlet desteğiyle yapılıyor resmi olarak. Sen orada “Allah vardır” diye bir toplantı yapabiliyor musun? Git de bir yap bakayım. “Allah’ın varlığının delillerini anlatan bir toplantı yapacağız efendim” de üniversitede. Bir yap bakalım. Yapamaz. Ama “haşa Allah’ın olmadığını, Darwinizmi, materyalizmi anlatan bir konferans yapacağız” dedin mi sana resmi izin çıkar. Devletin hemen hemen bütün üniversitelerinde bu böyledir. İsterseniz gidip deneyin.
Adamlar “Darwinizm mi var” diyorlar. “Biz direk Kuran’ı anlatalım” diyorlar. Kardeşim Kuran’ı anlatman için önce imanlı olması lazım. Allah Kuran’da diyor ki; “içi korkan, Allah’a inanana anlatabilirsin bu ayetleri” diyor. Allah’tan korkmuyor adam, nereye anlatıyorsun? Kuran’ı kabul etmiyor ki zaten haşa Kuran’ın uydurma olduğuna inanıyor. “Eskinin masallarıdır” diyor adam. Önce Allah’a iman ettireceksin. İman olması için önce putu ortadan kaldıracaksın. Put ne? Darwinizm, dünyanın en büyük putu şu an. Sonra materyalizmi yıkıp bir temiz alan meydana getireceksin. Ondan sonra iman hakikatlerini anlatıp iman etmesini sağlayacaksın sonra Kuran’ı anlatacaksın, sonra farzları, helalleri haramları anlatacaksın. Bunlar en sonda yapılacak şeyi en başta yapmaya kalkıyorlar.O zaman adamlar gülüyor, yerlere yatıyorlar.
Kız kardeşlerimiz, arkadaşlarımız nur gibiler, çok tertemizler. Çarşaflı hanım hiç görüyor musunuz, Türkiye’de ilk defa çarşaflı bir hanımın röportajlarda muntazam olarak çıkacak şekilde. Ara ara nadir çıkanlar oldu tarihte de ama böyle muntazam çıkan hiç olmadı. Açık hanımlarla, modern hanımlarla İslam’ın, Kuran’ın anlatılması, onların hocalık vasfıylaİslam’ı anlatması olayı pek görülmüş bir şey değildir, ilk defa oluyor. Yani ben Cumhuriyet tarihinde hatırlamıyorum.
Dolayısıyla bizim milletimizi bölmeden, parçalamadan bütün olarak biz kucaklıyoruz. Alevi-Sünni ayrımını biz ortadan kaldırdık inşaAllah. Müslüman gruplar içerisinde bu konuda en başarılılardanız.Tabii ki gayret edenler var.Bu konuda emeği geçen çok insan var fakat çok başarılı olduğumuzu Allah bize gösteriyor. Elhamdülillah maşaAllah.Ve açık-kapalı ayırımını ortadan kaldırdık. Milleti ikiye bölmüşlerdi bir kısım kişiler. Bölmeye kalkıyorlardı, fitne çıkarmaya çalışıyorlardı. Biz bunları ortadan kaldırdık. Adamlar diyorlar ki;“bize niye benzemiyorsun?” Benzemeyeceğim, onu bırakacaksınız. Biz gettolaşmayı kabul etmiyoruz, milletimizi bütün kabul ediyoruz.
(“Fabrikamda çalışan işçilerimle birlikte sizi izliyoruz. İşçilerimin talebi üzerine dev bir ekran koydum. Sizin güzel sohbetlerinizi izliyoruz. İşyerimizde verim arttı. Ne bereketli adamsınız hocam maşaAllah” maili üzerine)
Tabii. İşyeri olan kardeşlerimiz dev ekrana da gerek yok normal bir televizyon da koyabilir ama oluyorsa dev bir ekran koyup; aç A9’u.Ne güzel! İmanlı, çalışkan, dürüst insanlarımız orada bilgilenmiş olsunlar. Televole kültürüyle kafaları zehirleneceğine, faydalı bilgilerle genel kültürü, imani yönü kat kat artsın inşaAllah.
Bir şehidimiz daha oldu biliyorsunuz. Aydın Menderes. Allah rahmet etsin. Mübarek, muhterem, müberra, çok muhterem güzel bir ailenin güzel bir ferdiydi. Allah gani gani rahmet etsin. Allah cennette kardeş etsin inşaAllah. Dünya iyisiydi. Çok demokrat, dindar, mukaddesatçı, iyi niyetli, naif bir insandı. Zarif bir insandı. Allah gani gani rahmet etsin.
“Maya Takvimi’nin bitimi 21 Aralık 2012. 21.12.2012.” Acayip bir rakam oluşmuş oluyor, 12 tersten 21 okunur.Buradan da 21. “21.12.2012.“Bu tarih Musevi takviminde 5773 tarihine denk gelir.”Şimdi bu anlattığım önemli. “2012 yılı Musevi takviminde 5772-5773 dönemini işaret eder.Maya geleneklerine göre 21 Aralık 2012 tarihi yeniden doğuştur. Zuhar’da”yani Yahudi kaynaklarından en önemlisidir, en önemlilerindendir, “Yakup soyu için kurtuluşun başlangıcı olarak”yani İsrail’in kurtuluşunun başlangıcı olarak- “Musevi yılı 5760 yılını belirtmiş.” Yani Musevi inancında 5760 yılıdır.“Bu tarih 11 Eylül 1999 tarihini veriyor”. 1999 çok hayatidir. Bize operasyonun yapıldığı tarih de 1999’dur biliyorsunuz. Birçok olay 1999’da oldu. Deprem de biliyorsunuz 1999’da oldu. “11 Eylül 1999 - 29 Eylül 2000 tarihleri arasındaki dönem. Kral Mesih’in –Mehdi’nin- ortaya çıktığı belirtilen Musevi yılı 5766 Roj Hoşana, 3 Ekim 2005 tarihinde başlamıştır.”Aynı zamanda İsa Mesih’in geldiği tarih inşaAllah. “Bu yıl 2005-2006 yıllarına işaret eder.”Mehdi’nin faaliyetlerinin yoğunlaştığı dönem. Musevilerle aynı bak, ittifak halindeyiz. Peygamber Efendimiz (sav)’in hadisleriyle de aynı, Musevilerin dedikleri de aynı. Hepsi ittifakla aynı noktada birleşiyorlar. “Kral Mesih’in –Muhammed Mehdi’nin- tüm dünyayı harekete geçireceği tarih olarak belirtilen Musevi yılı 5773 yılı ise, 2012-2013 tarihlerine işaret etmektedir. Kral Mesih’in-Muhammed Mehdi’nin- tüm dünyayı harekete geçireceği tarih olarak belirtilen –tüm dünyada bir hareketlenme olacağı tarih, “Musevi yılı” dünya çapındaki faaliyetlerinin başladığı tarih Mehdi’nin.“5773 yılı”Bakın Zuhar’da, 3000 yıllık eserde geçiyor bu, 3000 yıllık kaynak bu. “ise 2012-2013 tarihlerine işaret etmektedir.”
(Zuhar ve yera bölümü 1/199-A)
Haham Şimon açtı ve şöyle söyledi: “Yakup ile antlaşmamı hatırlayacağım.” Vaikra 26/42.
“Yakup bir vav ile birlikte yazılmıştır, neden. Bu ayet İsrail sürgünü hakkında söylenmiştir çünkü onlar Yakub’un evi sürgünde iken hatırlanacaktır. Onlar vav’ın sırrı ile hatırlanacaktır. Bu da altıncı bin yıldır.”Peygamber efendimiz ne diyor? Altıncı bin yılın içindeyiz biz diyor.“Hatırlanma pekida ise vav’ın sırrındandır. Altı an ve yarı zaman ve altıncı bin yılda kapının üzerindeki sürgüye kalan 60. Yılda göklerin Rabbi, Yakub’un soyunun hatırlanmasını yükseltecek. Bu zamandan sonra tam hatırlatma Zekirah zamanına kadar, altı ve yarım yıl kalacak. Bu zamandan sonra da bir başka altı yıl ve bunlar yetmiş iki yıl ve yarımdır.” Yetmiş iki buçuk yıl. Bediüzzaman ne diyor? Aynısını söylüyor. Dünya hakimiyetinin ne kadar süreceği, yetmiş iki buçuk yıl sürüyor.
Kuyruklu yıldızın ve Mehdi’nin çıkacağını belirtiyor Tevrat Zuhar’da da, Peygamber Efendimiz (sav) de aynısını söylüyor.“ve Bütün dünya Yakup soyu çevresinde toplanacak.”Mehdi kimin, soyundan? Yakub’un soyundan.
Şimdi bu konuyu bir daha şöyle bir derin, toplu anlatayım.
“Zuhar’da”- Zuhar, 3000 yıllık kitap, Tevrat’tan sonra en önemli eserdir. Yani bizdeki hadis kitapları gibi. “Yakup soyu”- Yakup soyu Hz İbrahim (as)’ın soyu- “için kurtuluşun başlangıcı olarak Musevi yılı 5760 yılını belirtmiştir. Bu tarih 11 Eylül 1999-29 Eylül 2000 tarihleri arasındaki dönemdir.”Bediüzzaman ne diyor? ‘yarım asır sonra hepsini darmadağın edecek’ diyor. Aynı tarihi veriyor mu? Aynı tarihi veriyor. Tevrat’ta da belirtilen Mehdi aynı Peygamberimiz (sav)’in belirttiği Mehdi de aynı. Hepsi aynı.“Kral Mesih’in (Muhammed Mehdi’nin) tüm dünyayı harekete geçireceği tarih olarak belirtilen Musevi yılı 5773 yılı Zuhar’da, yani 2012 ve 2013 tarihlerini işaret etmektedir.”Onun için buraya gelen Museviler: “Bizİstanbul’da görüm aldık” dediler. “İstanbul’da görüntü gördük, bir şey olacak İstanbul’da” diyorlar. Tapınak Şövalye’leri geldi, “bizim 1000 yıllık geleneğimizde, geçmişimizde İstanbul’da birinin çıkacağını bize belirtiyor” diyorlar. “Bir su testisi sahibi, biz onu gördüğümüzde onun peşine takılacağız” diyorlar. Benim röportajlarımda da burada bir su testisi görmüşler, altın tombak. “Biz onu görünce anladık” diyorlar. Halbuki Mehdi öncüsünü görmüş oldular. Su testisinin sahibi asıl Mehdi’dir. Biz talebesiyiz. Biz detabii testiyi taşıyoruz inşaAllah. Mehdi’nin peşi sıra inşaAllah.
Önümüzdeki günlerde İsrail’in ünlü Kabala uzmanları geliyor. Biliyorsunuz Kabala Musevilikte çok önemlidir. Zuhar, Kabala ilminin temel eseri. Rakamlarla, şifrelerle ilgilenen bir yönü de var. Musevi inancında Tevrat’ın batın yönünden tefsirini yapıyor Zuhar. İnce manalarını çıkartır, detay manaları çıkar, Tevrat’taki şifreleri çözer inşaAllah. Orada açık açık, 1999, 11 Eylül 1999-29 Eylül 2000 tarihleri arasında Mehdiyet’in tırmanışa geçeceğini, dünyaya yönelik de 2012-2013 döneminde başlayacağını söylüyor dünyaya yönelik. Biz ne diyorduk? Bediüzzaman ne diyordu? Peygamberimiz (sav) ne diyordu? Aynısı. Kabala ne diyor? Aynısını. Zuhar tefsirinde ne deniyor? Aynısını. Bütün Hahamlar meğer biliyorlarmış bunu. Bana pek ses çıkartmadılar, sonra anladım bildiklerini. Talmut’ta da geçiyor. Hepsi biliyorlar. “İsrail’in dışından çıkacak kurtarıcı, biz bunu biliyoruz” diyorlar. Yani “İsrailli olmayacak” diyorlar. “İsrail dışından gelecek” diyorlar, o Sanhedrin’in baş hakimi söyledi. Ayrı olarak söyledi bana.
Bu Mehdi olayı doğru, bütün bu köşe yazarları hepsi hazırlansın. Doğru, dediğim doğru. Şaka yapmıyorum. Yüzümde de öyle bir ifade yok. Bayağı da uyanık bir adamım. Hurafeye karşı tavrımı herkes bilir. Adım gibi emin olmasam, yüzde yüz emin olmasam böyle konuşmam. Benim ne kadar hurafeye karşı tavır içinde olduğumu herkes bilir. Bak, 99 değil, yüzde 100 emin olmasam söylemem. Demek ki çok kapsamlı bir şeyler biliyorum. İslam hakim olacak. Doğru bu. İttihad-ı İslam olacak. Türkiye öncü olacak. Bu da doğru. Mehdi Türkiye’den çıkacak, bu da doğru. Çırpınanlar olacak, bu da doğru. Ama eze eze, eze eze ilimle, bilgiyle, sevgiyle İslam hakim olacak.
Topkapı Sarayı da ecdat tarafından Mehdi için özel olarak yaptırılmıştır. Yeri çok özeldir, İstanbul’un herhangi bir semti gibi değildir. Ayasofya’nın bitişiğinde özellikle ve kasten yapılmıştır. Ayasofya Camii’nin yeri özellikle belirlenmiş bir yerdir. Altındaki emanetler özellikle korunmuştur. Topkapı Sarayı da Mehdi’nin görüşmelerinde, sohbetlerinde kullanacağı bir mekandır. O zaman daha da dizayn edilecek, hazırlanacak göreceksiniz. Hatta bir Amerikan devlet başkanı “burayı niye kullanmıyorsunuz” diye sormuştu. “Bu gibi şeyleri resmi görüşmelerde kullansanıza” diyor.
Bu Froman ne efendi insan maşaAllah. Menahem Froman yaşlı olan buraya gelen, çok mazlum bir insan. Enaniyetsiz bir insan. İsrail sözünü dinlese ya işte o insanın. Bayağı efendi bir insan.
(Gürcistan’la pasaportların kalkmasıyla ilgili)
Başbakanımıza helal olsun, yedi ceddine rahmet olsun. Bir de şu Azerbaycan’ı hallederse, bir de Ermenistan acayip tokat olacak Fransa’ya. Tam Fransa’nın bu olayının üstüne kapıyı açıp, pasaportu kaldırıp “buyurun.”
(Sn. Davutoğlu’nun;“Nerede Ermeni varsa gidip konuşacağız,aramıza nasıl fitne sokulduğunu anlatacağız, Ermeni dostlarımızın da kalbini tek tek kazanacağız.” sözleri hakkında)
Allah Allah.Tam Osmanlı. Yedi ceddine rahmet olsun, ne mübarek insan bu Dışişleri bakanı. Adalet bakanı bir, dışişleri bakanı iki, İçişleri bakanını da çok beğendim maşaAllah şu son konuşmalarından sonra. Komünizme karşı delikanlıymış, helal olsun.
Biz “kahrolsun komünizm” diyoruz. Komünizmi istemiyoruz, komünist düşünceyi istemiyoruz. Bediüzzaman diyor ki; “Bolşevik baykuşlarının öttüğünü görüyorum.” diyor. Bolşeviklik, komünistlik insanlığın düşmanıdır, istemiyoruz. Güneydoğulu, Diyarbakırlı, Mardinli, Siirtli, Vanlı benim canım vatandaşlarım mukaddesatçı ve maneviyatçıdır, Allah’tan, dinden, imandan haz duyarlar, sevinç duyarlar, komünistlikten nefret ederler.
(Le Monde: “Adnan Oktar ile birlikte Türkiye dünyada Müslüman yaratılışçılığın en güçlü merkezi haline geldi”)
Daha dur, daha hiçbir şey yapmadık. 2012-2013’lerde fırtına olacağız fırtına, kasırga. Bütün dünyaya böyle kasırga gibi dalacağız Allah’ın izniyle ilimle, bilimle, fenle, sevgiyle.
Ankebut Suresi 10.ayet:
“İnsanlardan öylesi vardır ki, "Allah'a iman ettik" der;” soruyorsun “elhamdülillah Müslümanız, iman ettik” der.“fakat Allah uğruna eziyet gördüğü zaman,” meselahapse atılıyor veyahut ızdırapçekiyor, yahut hakarete uğruyor, iftiraya uğruyor.“insanların (kendisine yönelttikleri işkence ve) fitnesini Allah'ın azabıymış gibi sayar;” Allah’a ihsan etmeye kalkıyor diyor Cenab-ı Allah ”ama Rabbinden 'bir yardım ve zafer' gelirse,” mesela bir zenginlik, bir üstünlük, hakimiyet, güç gelirse“andolsun: "Biz gerçekten sizlerle birlikteydik” demektedirler.” Müslümanlar da bu sefer diyorlar ki Mehdi talebelerine veyahut kimse o zamanın devrindeki insanlar“biz zaten birlikteydik” diyor.“Oysa Allah, alemlerin sinelerinde olanı daha iyi bilen değil midir?” “yalan söylüyorlar” diyor Allah.“Allah muhakkak iman edenleri de bilmekte ve muhakkak münafıkları da bilmektedir.”
Mehdi cemaati seçkincidir,Peygamberimiz (sav)’in cemaati seçkinciydi. Aklı başında insana tebliğ yaparlardı, aptal adama tebliğ yapılmaz. Ayet var, ayetin hükmü açıktır “anlıyorlarsa anlat” diyor Allah. Anlamıyorsa olmaz. Münafıklarda da başka türlü bir seçkincilik vardır. Onlarda herhangi bir Müslüman’a saldırmaz. Kendi halinde namaz kılan, cemaate giden, camiye giden Müslüman’a saldırmaz. Kime saldırır? “En etkili kim?” diye bir bakar dünyaya. En etkili olan kim? Münafık onu dünyanın öbür ucunda olsa gider bulur ve ona saldırır, hedef olarak onu seçer münafık. Birinci hedefi odur, geceli gündüzlü düşündüğü konu da odur. Mesela bir münafığa sorsan “ne yaparsın?” O der ki işte “derslerime çalışıyorum, işime gücüme bakıyorum, derslerime bakıyorum” der. “Bilinçaltında ne var?En çok kafanı taktığın nedir?” desen “Yok ya işte gezmek, ticaret.” Onu bir türlü söylemez. Bilinçaltındaki asıl hedefi o devrin Mehdi’si kimse odur. Münafığın ne olduğunu anlamak isterseniz internete girin bakın. Münafıklar bakın kime saldırıyor, kimi hedefliyor? Facebook’a girin, internete bakın, Youtube’a girin bakın. Münafıkların en çok üzerinde durduğu, en çok saldırdığı kimse Mehdi (as) odur işte.Şeytan en çok kime saldırıyorsa bakın Mehdi (as) odur. Diyorlar ki “Mehdi kim?” Ben oradan tespit edebiliyorum, tahmin edebiliyorum kim olduğunu. Merak eden girsin, toplumun içine de girebilir, Facebook’a da girebilir, internete de her yere bakabilir, Youtube’a baksın.Münafıkların topluca, organize olarak, sistemli ve kararlı kime saldırdıklarına bir baksınlar. Kime saldırıyorlarsa işte Mehdi odur. En yoğun olarak kime saldırıyorsa işte odur. İkinci dereceden de onun yardımcılarına saldırırlar ki onun kolunu kanadını kırmak düşüncesiyle bunu yaparlar. Yollarını kapamak için yaparlar. Yöntem budur.
Hz. Musa (as)’ı Firavun döneminde tanımak istiyor bir adam.Gidersin Firavun’un sarayına “Firavun” dersin “en büyük düşmanın kim?” dersin. “En nefret ettiğin, en çok zarar vermek istediğin, en öfkelendiğin kim?” Kim diyecek? “Musa” diyecek. İşte buldunuz Mehdi’yi. Ebu Cehil’e gidin Ebu Leheb’e gidin Peygamberimiz (sav) zamanında. “Dünyada en çok nefret ettiğin, en çok öfke duyduğun, kinlendiğin kim?” deyin, haşa “Resulullah (sav)” diyecektir. O devrin Mehdi’sini bulduk mu? Bulduk. Bu devride de gidip sorarsanız münafığa soracaksın ama Müslüman’a değil. Müslüman çıkaramaz genellikle, zordur. Yani imanın nuruyla çıkarır.Her Müslüman çıkaramaz. Ama münafıkta şeytan güç verdiği için münafığın teşhisi çok kuvvetlidir. Münafık çok yaman bir zekaya sahiptir. Çünkü şeytan üstünü kabuk gibi bağladığı için ayet var, Kuran ayeti “ben üstünü olduğu gibi bütünüyle şeytanla kaplarım.” diyor. Şimdi adamın beynini, beyninin kıvrımlarını,her yerini şeytan kaplamış.Bu durumda kimin zekasını kullanıyor? Şeytanın zekasını kullanıyor. Şeytanın zekasının teşhisi nasıl? Tam, birebir hatasız teşhis yapıyor. “En çok kime kinleniyorsun?” diyorsun. Şeytan onu kime yönlendiriyor? Mehdi’ye yönlendirir. Oradan Mehdi’yi anlayabilirsiniz. En çok ağızlarında münafıkların dolaşan kişi, en çok düşmanı oldukları kişi, en çok yolunu kesmek istedikleri kişi, küfrün ve dalaletin en korktuğu kişi kimse Mehdi (as) odur. Teşhis için yolu açıkça gösterdik mi? Gösterdik, gayet kolay bir yol. Bana bir daha soru sormasınlar, yolu gösterdik. Ne kadar kolay, ne kadar pratik bir yol.
(Programdaki bayan kardeşlerimizle ilgili)
Mazlum, efendi, iffetli, akıllı, dürüst, samimi, candan, tertemiz ve nur. MaşaAllah. İffetin sıcaklığı ve imanın sıcaklığı kaplamış. Hepiniz öylesiniz. Onun için derin bir hayranlık oluşuyor size karşı. İnsan bilemiyor neden hayran. O kart kaşar kadınlarla karşılaştırıyorlar. Dağlar kadar fark var. Boyut farkı var. Mesela o haysiyetsiz kadınların, iffetsiz kadınların korkunçluğu nerde, cazgırlığı, saldırganlığı, küstahlığı, deliliği, kokuşmuşluğu ve pisliği nerde, sizin nurunuz, ışığınız, temizliğiniz, iffetiniz, asaletiniz ve etkileme gücünüz nerde? Onlarda bir tiksinti, sizde bir hayranlık meydana geliyor. Onlara insanın duyduğu duygu tedirginlik, tiksinti, acıma ve rahatsız olma. Yani bir pisliği gördü mü insan nasıl rahatsız olur? Geçenlerde bir televizyon kanalda gördüm. Çok adi, karaktersiz kadınları toplamışlar, aşağılık bir üslupla konuşuyorlar. Her şeyleri adi, pislik. Karşılarında da kaşar herifler. Onlar da onlara öyle pis pis laflar ediyor falan. Çok haysiyetsiz bir ortam, çok kötü bir ortam. İbretle ve tiksintiyle izledim. Şimdi o pislikler sizi gördü mü kuduruyorlar, çok ızdırap çekiyorlar. Bir de Allah’ın onları nasıl bir pisliğin içine oturttuğunu Allah onlara gösterdi. Şimdi kıyasla anlaşılır. Onlar cennette olduklarını zannediyorlardı. Bir de baktılar ki cehennemin tam ortasında oturuyorlarmış. Sizle kıyaslayınca anladılar. Pislik aşağılık kadınları, kaşar kadınları görünce kalplerinde bir cennet duygusu oluşuyordu. Ama sizi böyle nur gibi ışık gibi aklınızla, kültürünüzle, görgünüzle, efendiliğinizle, terbiyenizle, temizliğinizle, muhteşemliğinizle, her türlü üstün yönünüzü de görünce içlerine ateş düştü. Nasıl bir pisliğin içine düştüklerini gördüler. Çok şahane oldu. Onun için de bas bas bağırıyorlar. “Aman o hanımlar çıkmasın.” Ne yapalım? Sizin o kokmuşları mı çıkarayım? Sizin gibi mi yapalım? Bizim milletimiz nur millettir, temiz millettir inşaAllah. Pisliğe, televole kültürüne, üçkağıtçılığa “dur” diyoruz. Bir de genel kültürünüz çok hoşuma gidiyor. Deryasınız, ansiklopedi gibi.
Müminler birbirine benzer. Allah “Siz çıkarılmış hayırlı bir ümmetsiniz” diyor. Ümmet ne demek? Birbirine benziyor demektir. Müslüman’ın vasfı bu olacak tabii. Güzel ahlaklı, asil, soylu, sevecen, fedakar, cesur, insancıl, muhterem olacak inşaAllah. Avrupa'ya da çok güzel örnek oluyorsunuz. Onlardaki o yobaz düşüncesini yerle bir ettiniz. Çünkü onlar, kafaları leş gibi kokan, marul gibi kat kat sarılmış, bön bön insanlara nefretle bakan, sakallı bıyıklı kadınları örnek gibi gösteriyorlardı. “İşte bak böyle oluyorlar” falan gibisinden. Siz böyle Avrupai, modern, nurlu, tertemiz, klas bir kişilikle çıkınca, çarşaflı olanınız, başörtülü olanınız, başı açık olanınız çok güzel örnek oldunuz maşaAllah.
Bize diyor ki yobaz takımı “niye bizim gibi kadük kalmıyorsunuz, niye kavruk kalmıyorsunuz, neden dünyadan kopmuş, içine çökmüş, dünyanın bütün güzelliklerinden geçmiş, bizim gibi böyle kapalı devre yaşamıyorsunuz”. Biz de ne diyoruz? Milletimizi kucaklayan bir ruha sahibiz, bütünleştiriciyiz. Çünkü Mehdiyet ruhunda bütünleştiricilik var, bölme yok. Adamlar diyor ki “bölelim” diyor. “Sünni-Alevi ayrımı yapalım, başı açık-başı kapalı ayrımı yapalım, çarşaflı-başörtülü ayrımı yapalım” yapalım oğlu yapalım… Yok öyle şey. Böldürmeyeceğiz milleti. Milletimizi böldürmeyeceğiz.
(Kazakistan’daki ayaklanma hakkında)
Bu kepazeliğin açıklaması yok. Kazakistan’da adama vuruyor, ayağıyla vuruyor, adam yaralı, yerde, polis dövüyor. Sopayla kafasına vuruyor daha hala. Bak yaralanmış. Öbürünü vuruyorlar zaten adam ölüyor, yatıyor, onunla hiç ilgilenmiyorlar, muhatap olmuyorlar, yaralananı da sopayla dövmeye devam ediyor. İşte mafya eğitimi, polis de mafya olarak eğitildiği için devlet iddia edilen Ergenekon terör örgütünün ruhunu kabul etmiş durumda Kazakistan’da. Biz bunu biliyoruz.Biz uyardık da, daha önce de söyledik, çok acı bir gerçektir. Ne gerek var?Devleti mafyaya teslim etmenin alemi nedir yani? Milleti dehşet içinde, kepazelik içinde yaşatmanın alemi nedir?
Yalnız başbakanımızın başbakanlıkta kalması önemli. Eğer cumhurbaşkanı olmaya kalkarsa hükümet biter, ben söyleyeyim. Yani net biter. Çünkü Demirel denedi,Adalet Partisi yok oldu. Aynı şekilde Anap’ta bu olay karşımıza çıktı. Rahmetli Turgut Özal bunu denedi.Sırf makam mevki amaçlı gibi görülüyor böyle bir şey. Sonunda ne oldu? Anap yok oldu, tarihe karıştı. Böyle bir şeyde de Ak Parti tarihe karışır. Onun için Başbakanımız kanının son damlasına kadar başbakanlıkta kalmak durumundadır, inşaAllah. Bütün millet yanındayız. Kendini ferah tutsun, Allah’a dua etsin.Biz de ona dua ediyoruz.Milletimiz de dua etsin. Kusursuz insan olmaz ama azim gerekiyor, kararlılık. Bu azim ve kararlılıkta da yanında olmamız gerekiyor. Kimse de başbakanı cumhurbaşkanı olması için teşvik edip alttan alta oyun oynamaya kalkmasın. Çünkü bunun arkasında iyi niyet yok, bu düşüncenin arkasında. Bunun arkasında Ak Partiyi bitirme planı var. Cumhurbaşkanlığının süresi de yedi yıl olsun, beş yıl değil yedi yıl. Cumhurbaşkanı zaten sembolik liderdir.Çok aktif bir görevi olan bir yönü yoktur cumhurbaşkanının. Yedi yıl devam etsin. Hem bu istikrarı da sağlar. Yedi yıl sonra seçim yapılır. Benim gönlümde inşaAllah ömrü uzun olursa Nevzat Yalçıntaş Hoca var. Allah ömrünü uzun etsin. Onun Cumhurbaşkanı olmasını ben çok istiyorum Nevzat Yalçıntaş Hocanın. Çok muhteşem olur. Herkes seviyor. Herkesin sevdiği bir insan. 2 yıl sonra o mübarek insanı yapsınlar inşaAllah. Başbakanımız da sakın ha sakın hükümetten ayrılmasın.Üç dönem, kardeşim ne mecburiyetimiz var? Değiştiririz.Dört dönem beş dönem yapacak deriz. Kanunu hükümet çıkarmıyor mu? Tüzüğü hükümet çıkartmıyor mu? Kuralı kim koyuyor? Hükümet kendi koyuyor. Bu kadar, değiştir. Öbür türlüriskli olur diye düşünüyorum. Çünkü iddia edilen Ergenekon terör örgütü daha yeni başı eziliyor. Daha Bismillah yeni başladılar. Böyle bir dönemde böyle bir durum iddia edilen Ergenekon terör örgütünün şımarıklığını ve azgınlığını kudurtabilir, artırabilir. Çok dikkatli olmak lazım.
Şeytandan Allah’a sığınıyoruz, Bismillah
(Nur Suresi, 22-25)
“Sizden, faziletli ve varlıklı olanlar,” faziletli olan önce söyleniyor, varlıklı olan sonra söyleniyor.Çünkü varlıklı olur da faziletsizse bir şey olmaz.Ondan pek bir şey çıkmaz. Ama faziletli varlıklıysa o zaman tamam.“yakınlara, yoksullara” yakınında kimler varsa, yani akrabalara, malı mülkü olmayan fakirlere.“ve Allah yolunda hicret edenlere” evini terk edip gitmiş, Müslümanların yanına gelmiş, hicret etmiş.“vermekte eksiltme yapmasınlar, affetsinler ve hoş görsünler.” Hemaffedecekler bir de hoş görecekler.“ Allah'ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz? Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.”
“Namus sahibi, bir şeyden habersiz, mü'min kadınlara (zina suçu) atanlar, dünyada ve ahirette lanetlenmişlerdir. Ve onlar için büyük bir azap vardır.” Temiz mümin muttaki kadınlara zina suçu atmak, onları töhmet altında bırakmak haram.
“O gün, kendi dilleri, elleri ve ayakları aleyhlerinde yaptıklarına dair şahitlikte bulunacaklardır.” Diyor Cenab-ı Allah. Onlar reddetse bile ayakları da elleri de yaptıkları suçu onlara bildiriyor.
“O gün, Allah hak ettikleri cezayı eksiksiz verecektir ve onlar da Allah'ın hiç şüphesiz hak olduğunu bileceklerdir.” Yani Allah’ın hakkı mutlaka yerine getirdiği, Allah’ın hak olduğunu bileceklerdir, inşaAllah.
2011-12-27 13:57:39