Sayın Adnan Oktar'ın 18 Ocak 2012 tarihli sohbetinden önemli başlıklar

A9 TV; 18 Ocak 2012

 

Sn. Adnan Oktar’ın Ünlü TV ve radyo sunucusu Jeremy Gimpel ile canlı telefon bağlantısı

(“Etrafta Müslümanların Musevileri öldürmek istediğine dair çok dolaşan haberler var. Acaba neden Sayın Adnan Oktar bir Müslüman olarak, İsrail’de bir Musevi devletini destekliyor?”)

İsrail Kuran’da çok fazla geçer. Kuran’da bize Cenab-ı Allah Hz. Musa (a.s.)’dan bahseder, Hz. İbrahim (a.s.)’den, Hz. Yusuf (a.s.)’tan, Hz. Yakup (a.s.)’tan. Şimdi Hz. Yusuf (a.s.)’un, Hz. Yakup (a.s.)’un, Hz. Süleyman (a.s.)’ın, Hz. İbrahim(a.s.)’in, Hz. Musa(a.s.)’ın evlatlarını biz korumakla mükellefiz, sevmekle mükellefiz. Peygamber evlatlarından nefret etmek Kuran’da bahsedilen ahlaka uygun bir tavır olmaz. Kuran’a uygun olmaz. Kuran’da Cenab-ı Allah,Ehl-i Kitap’la evlenebileceğimizisöylüyor, onların yemeklerini yiyebileceğimizi söylüyor, onlarla ticaret yapabileceğimizi söylüyor, onlara düşman olmamızı söylemiyor. Dolayısıyla yobaz takımının, garip insanların, sevgisiz insanların, kanı ve acıyı, ızdırabı insanlara sunmak isteyen, şeytana uyan insanların mantığına göre hareket edemeyiz. Kuran’da ki sevgi anlayışına göre hareket etmek durumundayız. 

 

(“Müslümanlar ve Museviler arasında barış yapılması gerektiğini anlıyorum. İkinci olarak, İsrail bildiğiniz gibi bir devlete sahip ve bu İncil’de onlara verilen bir hak. Acaba İslam dünyasında da onların burada devlet olmalarına dair verilen bir hak var mı, bunun teolojik bir tabanı var mı İslam dünyasında?”)

Tabii,Kuran’da Cenab-ı Allah “orada doğacaksınız, orada yaşayacaksınız ve oradan çıkarılacaksınız” diyor. Ayet, Kuran ayeti. “Dedi ki: "Orda yaşayacak, orda ölecek ve ordan çıkarılacaksınız." (A'raf Suresi, 25)”Dolayısıyla Kuran’ın açık, net hükmü olduğu belli.

 

(“Dolayısıyla Kuran’da Musevilerin o topraklarda yaşaması için teolojik bir taban var.”)

Pek tabii. Ayrıca bütün dedelerinizin mezarları da orada. Bütün atalarınızın mezarı orada. Bütün geçmişiniz, soyunuz oralarda yaşamış, orası sizin vatanınız. Orada yaşamanız son derece doğal, son derece makul. Kuran’da bir hüküm olmasa dahi bu böyle görünüyor fakat Kuran’da da açık hüküm olduğu için nettir. Aksini başka bir kişi iddia edemez.

 

(“İncil’de bir gün bütün Musevilerin dünyanın dört yanından İsrail’e döneceği söyleniyor ve bugün bu oluyor. Asya’dan, Afrika’dan, Kuzey Amerika, Güney Amerika’dan Museviler İsrail’e dönüyorlar. Dolayısıyla Allah’ın bize vermiş olduğu bu vaat gerçekleşmiş oluyor. Acaba İslam’da Müslümanlar da bunu Allah’ın bir vaadi olarak görüyorlar mı? Bunun gerçekleştiğini görüyorlar mı? Bu konuda ne düşünüyorlar?”)

Tevrat’ta Hz. Mehdi (a.s.)’la ilgili olan kısımlar Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadisleriyle aynen mutabıktır, büyük bölümü mutabıktır. Hemen hemen tamamı mutabıktır diyebilirim. Musevilerin yeniden İsrail’e dönmesi zaten Hz. Mehdi (a.s.)’ın, Hz. Mesih (a.s.)’ın çıkış alametidir. Hz. Mehdi(a.s.)’ın devrinde olduğumuzun ispatıdır. Başka bir olay olması mümkün değildir. Mutlaka Hz. Mehdi(a.s.)’ın gelmiş olması gerekiyor İsrail’in yeniden orada kurulması, yeniden devlet olması için ikinci bir hüküm yoktur. Dolayısıyla hem hadislerde belirtilen olan olay tahakkuk etmiştir hem Tevrat’ta belirtilen bu olay tahakkuk etmiştir. İki yönden de Hz. Mesih (a.s.)’ın yani Hz. Mehdi (a.s.)’ın geldiğinin açık alameti oluşmuştur.

 

(“Peki o zaman sizce neden Museviler ve Müslümanlar arasında böyle bir inanç çatışması oluyor? Çünkü biz Tevrat’a inanıyoruz, aynı söylenen vaatlere inanıyoruz ve babamız Hz. İbrahim (a.s.) hepimizin babası. Neden acaba bu şekilde bir çatışma var?”)

Müslümanlara gelecek olan Hz. Mehdi (a.s.) ile Musevilere gelecek olan Hz. Mehdi(a.s.)’ın ayrı ayrı kişiler olduklarını zannediyorlardı. Ben ikisinin aynı kişi olduğunu belirttim ve ispat ettim. Bu çok büyük bir güzelliktir, çok büyük bir nimettir, insanlar tarafından bu pek bilinmiyordu, bilinmeyen bir gerçekti. Halbuki Tevrat’ı dikkatlice incelediğimizde Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadislerinde belirtilen Hz. Mehdi (a.s.)’ye tıpa tıp uyduğunu görürüz. Zamanlama açısından da tam uyduğunu görürüz, alametler açısından da tam uyduğunu görürüz. Kan dökmemesi, barışı demokrasiyi getirmesi yönünden, muhabbeti, arkadaşlığı, dostluğu getirmesi yönünden, sanatı, bilimi insanlara getirmesi yönünden, her yönden mutabık olduğunu görürüz. 

 

(“ Acaba bu bahsettiği lider Musevi mi olacak?”)

Hz. Davut (a.s.) soyundandır fakat ben tabii inancıma göre Müslüman olacağına inanıyorum. Ama Museviler açısından da Ben-i Nuh olacağına inanıyorum.

 

(“Acaba Musevilerle Müslümanlar arasında barış sağlamanın anahtarı Sayın Oktar’a göre nedir?”)

Sadece Hz. Mehdi (a.s.) ve Hz. Mesih (a.s.)’in bulunmasıdır. Bunun dışında mümkün değil. Dünya kan denizine döner, ızdırap ve acının bitişi diye bir konu olmaz. Nitekim de bitmiyor görüyorsunuz. Ama Hz. Mehdi (a.s.)’la süratle barış, kardeşlik, huzur, sanat, bilim, iyilik, güzellik dünyanın dört bucağına yayılacaktır, bereket ve bolluk olacaktır. İsrail’i çevreleyen surlar yıkılacaktır. İsrail uçsuz bucaksız vaat edilen topraklarda, bereket ve bolluk içinde, güzellik içinde yaşayacaktır, kardeşleriyle iç içe Filistinliler, İsrailliler kol kola girecekler, dans edeceklerdir, sevineceklerdir, bayram edeceklerdir. Mutlu ve sevinçli bir dünya olacaktır ama bu ancak Moşiyah, Hz. Mehdi (a.s.) ile yani Şiloh yoluyla olacaktır. Museviler buna inanırlar, tarih olarak da 2012’dir. Biliyorsunuz, Musevilerde bilinen bir tarihtir.O tarihe de girmiş bulunuyoruz. Şu an, Kral Mesih (a.s.), Hz. Mehdi (a.s.)’ın hayatta olduğunu bize Tevrat da gösteriyor, Zohar’da da görüyoruz, hadislerden de anlıyoruz, ehli sünnet alimlerinin veyahut Caferi alimlerin açıklamalarından da anlıyoruz. Her şeyden anlıyoruz. Sadece akil insanların, aklı başında insanların, samimi dindarların bir araya gelip Hz. Mesih (a.s.) konusunda karar vermelerine olay kaldı, başka bir şey yok. Bu sağlandığında dünyaya süratle huzur, barış ve kardeşlik gelecektir.

 

(“O zaman sizce Hz. Mesih (a.s.)’in kim olduğunu nasıl bileceğiz? Çünkü siz Müslüman olacağını düşünüyorsunuz. Ben de onun Musevi olacağını düşünüyorum.”)

Hz. Mehdi (a.s.) benim inancıma göre Müslüman olacaktır, İslam dininde olacaktır. Fakat Musevilere Tevrat’ın aslıyla, gerçek Tevrat’la hükmedecektir, Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadisi böyledir. Musevileri başka bir inanca çekmek için zorlamayacak, onlara kendi kitaplarıyla hükmedecektir. Hıristiyanlara da İncil’in gerçeğiyle hükmedecektir. Müslümanlara da Kuran ahlakıyla hükmedecektir. Dolayısıyla insanların inancına müdahale eden bir tavrı olmayacaktır. Fakat Museviler açısından inancı Ben-i Nuh olacaktır. Ki bir Musevi için Ben-i Nuh olan bir insan kendi inançlarıyla çatışmaz. Yani inanç yönünden bir sorun olmaz. Bir de alametlerini sormuştu. Tevrat’ta çok detaylı anlatılıyor, Tevrat’a bakmamız lazım. Musevi alimlere, Rabbani alimlere sormamız lazım, Müslüman alimlere sormamız lazım.Onlar rahatça onu teşhis ederler. Çünkü tarif edilmiş ne yapacağı, nasıl faaliyet yapacağı uzun uzun tarif edilmiş. Tevrat’ta da uzun uzun tarif edilmiş. O alametlere göre Musevi alimler ve Müslüman alimler bir araya gelirlerse rahatça bulurlar. Hiç zor olmaz.

 

(“Bir Müslüman olarak İsrail’in birçok düşmanıyla çevrili olduğunu gördüğünde daha büyük ordulara sahip olan, daha büyük nüfusa sahip olan düşmanlarla çevrili olduğunu gördüğünde acaba ona göre Allah İsrail’i koruyor mu?”)

Tabii ki. Her zaman güç Allah’ın elindedir. Peygamber soyu olduğu için kıyamete kadar İsrail’e hiçbir şey olmayacaktır. Ama şu an bununsebebi hayatta olan Hz. Mehdi (a.s.) yani Kral Mesih (a.s.)’tir. Bunun vesilesiyle şu an böyle bir olay olmuyor. Yoksa Tevrat’ta da bu belirtilir, hadislerde de belirtilir. Kıyametin durmasına sebeptir Kral Mesih (a.s.). Allah kıyameti Kral Mesih (a.s.) vesilesiyle durduruyor. Yoksa çoktan kıyamet kopacaktı. Tevrat’ta da bunu görürüz, hadislerde de bunu görürüz. İnsanların farkına varmamış olması önemli bir şey değil ama şu an İsrail devletinin kurulmasının sebebi Kral Mesih (a.s.)’tir, yani Hz. Mehdi (a.s.)’dir. İsrail’in korunuyor olmasının sebebi de yine Kral Mesih Mehdi (a.s.)’dır. Allah onun sebebiyle İsrail’i koruyor. Yüze yakın delil gösterebilirim Tevrat’tan. İki yüzün üstünde de Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadisini gösterebilirim bu konuyu ispat edecek.

 

(“Acaba neden bugün Ortadoğu’da Müslümanlar ile Museviler arasında bir çatışma var? Sizce Allah’ın bunu yaratmasındaki hikmet ne olabilir?”)

İnsanları Mesih (a.s.)’in varlığını bulmaya zorlamak için. Mesih (a.s.)’i arayıp bulmaları için Allah insanları şu an zorluyor. 

 

(“Arap dünyası İsrail’den ne öğrenmeli, öğreneceği ne var?”)

Arap dünyası İsrail’den dindar olmayı öğrendi. O yönden çok büyük faydası oldu. Filistin’e ve özellikle Mısır’a, hatta Fas, Tunus, Cezayir’e, Lübnan’a dindarlığı öğretmiş oldu. Dindarlığı teşvik etmiş oldu. Çünkü daha önce Mısır sosyalistti, Filistin sosyalistti yani komünisttiler. Fakat İsrail’in dindar olduğunu gördüğünde gıpta ettiler adeta. Bir nevi olumlu anlamda bir rekabet duygusuyla, olumlu anlamda bir gıptayla onlarda dindar oldular. Ve çok daha dindar olmaya gayret ettiler. Bu yönden çok faydası olmuştur.

 

(“Acaba Museviler İslam’dan ne öğrenebilir?”)

İslam’dan Hz. İbrahim (a.s.)’in öğretilerinin aynısını öğrenecektir, Hz. Musa (a.s.)’ın öğretilerinin aynısını öğrenecektir, Hz. Nuh (a.s.)’ın anlatımlarının aynısını öğrenecektir. Geçmiş Peygamberlerin güzel ahlakını, barışseverliklerini, akılcılıklarını, yardımseverliklerini, güzel olan her türlü yönünü öğreneceklerdir. Kuran’ı açıp baktığımızda bunları görürüz.

 

(“Sayın Oktar’ın İsrail’in en çok beğendiği özelliği nedir?”)

Dindar olmanız hoşuma gidiyor, barışı istiyor olmanız çok hoşuma gidiyor, Mesih (a.s.)’i bekliyor olmanız, Hz. Mehdi (a.s.)’ı bekliyor olmanız çok hoşuma gidiyor. Ama en çok peygamber soyu olmanız tabii.O çok güzel bir şey. Allah’ı seviyor olmanız ve birlikte Hz. Süleyman (a.s.)’ın mescidini kuracağımızı bilmem, bütün Peygamber mezarlarının İsrail’de olması, birçok nedenden İsrail’i seviyorum, İsrail’in insanlarını da çok seviyorum.

 

(“Acaba kendisi Musevilerin şu anda Mescid-i Aksa’nın olduğu yere üçüncü tapınak kuracağına inanıyor mu?”)

Hz. Mehdi (a.s.), Şiloh kuracaktır. Museviler kuracak dersek Tevrat’a uygun hareket etmemiş oluruz. Kral Mesih (a.s.), Şiloh, Hz. Süleyman (a.s.)’ın mescidini orijinal haliyle yeniden tesis edecektir.

 

(“Nerede kuracak acaba?”)

Ben geçenlerdeyerini göstermiştim haritada. Eğer kuş bakışı çizimini temin edebilirsek gösterebilirim ama orta kısım diyebilirim. İki caminin orta kısmının biraz geri kısmı.

 

(“Acaba Müslümanlar Hz. Süleyman (a.s.)’ın mescidinde dua ederken bize katılacaklar mı?”)

Hıristiyanlar, Museviler, Müslümanlar hepsi o mescitte dua edecektir.

 

(“Peki neden şimdi birlikte inşa etmeye başlamıyoruz?”)

Hz.Mesih(a.s.)’i bulmanız lazım önce, Hz. Mesih (a.s.)’e önem vermeyen bir inançta İsrail yıkılır, mahvolur, helak olur, Allah bereket, bolluk vermez. Huzursuzluk verir. Ama Allah Hz. Mesih (a.s.) vesilesiyle şu an İsrail’e bereket, huzur ve güvenlik veriyor. Bunu İsrail’in, İsrailli dindarların iyi görmesi lazım. Ki gördüklerine de inanıyorum veHz. Mesih (a.s.) olmadan bir şey yapmaya kalkmak Allah’a karşı saygıya uygun olmaz. Ve Allah buna müsaade etmez. Allah’ın müsaade etmeyeceği bir şeyi yapmaya kalkmak boşa gayret olur, sadece felaket getirir. Yapılacak en güzel tavır önce Kral Mesih (a.s.)’i, Hz. Mehdi (a.s.)’ı bulmaktır. Onun yönetiminde Hz. Süleyman (a.s.)’ın mescidini kurup o güzel günlere dönmektir. Ta Jeriko’ya kadar kurbanların güzel kokusu et kokusu yayılacak, inşaAllah.

 

(“Sayın Oktar İsrail’deki Musevilere ne gibi bir mesaj vermek ister?”)

Daha dindar olsunlar, Allah’ı daha çok sevsinler, Darwinizm’e, materyalizme karşı çok güçlü bir tavır göstersinler, bilimsel çalışma yapsınlar, bilime çok önem versinler, ayrılığı gayrılığı bıraksınlar. Hz. Mesih (a.s.)’i bulmak için Allah’a dua etsinler. Hep birlikte Kral Mesih (a.s.)’i gündem yapsınlar, Müslüman alimlerle de görüşsünler ve mutlaka Moşiyah’ı Hz. Mehdi (a.s.)’ı bulup başa geçirmeye gayret etsinler. Ve kendilerine lider etsinler, İslam aleminin başına da lider etsinler. Allah o zaman dünya tarihinde görülmemiş bir bereket, bolluk, güzellik ve ferahlık verecektir. Demokrasi, iyilikler, güzellikler, barış, sevgi, aşk bütün dünyayı kaplayacaktır. Bu belalar, terör, anarşi, savaşlar tamamen kalkacaktır, damla kan akmayacaktır, uyuyan kişiler uyanmayacaktır. Hatta Peygamberimiz (s.a.v.); “insanların burnu dahi kanamayacaktır.” diyor. O kadar şefkatli, merhametli, güzel bir ortam olacaktır. Dolayısıyla Musevilerin daha dindarlaşması ve Hz. Mesih (a.s.)’e çok önem vermesi kilit konudur.

 

(“Size göre Kral Mesih (a.s.) bize ne zaman zuhur edecek?”)

Gelmiştir, geldi sadece Rabbani alimlerin, Rabbani bilginlerin, büyük hahamların, büyük İslam alimlerinin bir araya gelip, Hz. Mehdi(a.s.)’ın varlığına karar verip onu aramaları gerekiyor. Aradıklarında geldiği için çok rahat bulurlar. Ben bir şey biliyor olmasam bu kadar rahat konuşmam.

 

(“Sayın Adnan Oktar’a çok teşekkür ediyorum.Umarım barışı dünyada yaymaya devam eder, umarım Kral Mesih (a.s.) dünyaya barışı getirir, barışı hakim eder.”)

İnşaAllah, sizin dindar olduğunuzu biliyorum onun için sizi çok seviyorum. Selam, iyilikler, güzellikler üzerinizde olsun, bütün İsrail halkına selam, bütün Filistinlilere selam. Hepinizi çok seviyorum. Hıristiyan, Musevi, Müslüman oradaki bütün vatandaşlarınıza, hürmetlerimi, saygılarımı sunuyorum.

 

Tarih olarak Museviler için 2012, bizim verdiğimiz tarihle aynı 2012. Onlara göre de yetmiş yıl sonra her şey bitiyor, bize göre de yetmiş yıl sonra her şey bitiyor. Onlara göre de dünyanın sonundayız, bize göre de dünyanın sonundayız, aynı. Hz. Mehdi(a.s.)’ın alametleri aynı, açıklamalar aynı. Musevi Rabbani alimlerden Kuran bahseder. Onlara sorulduğunda samimi olanlar söyler, bilirler, bilinmeyecek bir şey yok. İsrail zaten kurulamaz eğer Hz. Mehdi (a.s.) olmasa, zaten kıyamet kopacak. Allah’ın İsrail’i kurdurmasının nedeni, tek sebebi Hz. Mesih (a.s.)’dır, Hz. Mehdi’dir. Yoksa hiçbir şekilde kuramaz, yüzlerce seneden beri kuramayan şimdi nasıl kursun? O kadar az sayıda insanla nasıl kursun? Olmayacak iş. O kadar karşıtı varken nasıl kursun? Hz. Mesih (a.s.) geldiği için mucize olarak kurulmuştur, Hz. Mehdi (a.s.) geldiği için. Olay bu. Zaten Tevrat da; “ümitlerinizi kesmenize rağmen bekleyin çünkü gelecek” diyor. “Ümitlerini kesecekler, gelmeyecek” diyecekler diyor “buna rağmen bekleyin çünkü kesin gelecek” diyor.

 

(“Yahudiler, Üzeyir Allah’ın oğludur dediler” diyen izleyici mailine yönelik)

Var onu diyen bir Yahudi, Yahut kavmi var. Fakat onlar hemen hemen tarihe karışmıştır. Çok az insan olarak kalmışlardır. Museviler “Üzeyir Allah’ın oğludur” demiyor, demezler. Yahudiler diyor, Ben-i Yahut inşaAllah. Museviler şirkten şiddetle kaçınıyorlar, öyle şeylere çok titizler. Ama Ben-i Yahut denen bir kavim var geçmiş tarihte güçlü bir kavimmiş. Putperest bir kavim biraz, onlarda öyle bir inanç var.

 

Mehdiyet,Hıristiyan, Musevi, Müslüman hep beraber olacaktır, birlikte yapacaklardır. Ayrı gayrı bir yol yok. Çünkü Peygamberimiz (s.a.v.) açıklamış “Hz. Mehdi (a.s.) Hıristiyanlara İncil’le hükmedecek, İncil’in gerçeğiyle. Musevilere Tevrat’ın gerçeğiyle hükmedecek” diyor. Ne demek bu? Hıristiyanlar, Museviler bu birliğin içindeler. Türk İslam Birliği dediğimizde Hıristiyanları içine alan, Musevileri de içine alan, Müslümanların güzel hizmetlerinin olduğu bir birlik. Dolayısıyla İttihad-ı İslam denen olay budur.

 

(““Müslüman aynı hatayı iki kere yapmaz” demiştiniz. Sultanım, bu konuyu biraz daha açıklayabilir misiniz?” izleyici mailine cevap)

Çünkü bir hata yapıldığında insan şok olur, Allah esirgesin. Bir harama girdiğinde insan çok sarsılır. İkinci hatayı yapması için deli olması lazım. Çok vahim bir şeydir haram. İnsan namazını farz edelim sabah namazını kaçırmış olsa akşama kadar etkisinde olur onun. Acayip sarsar insanı, çok büyük bir olaydır. Dolayısıyla Müslüman öyle bir hatayı bir daha yapmaz, ayetin ifade ettiği anlam o, inşaAllah.

 

(Risale Haber sitesinde yer alan “İttihad-ı İslam’ın önemi nasıl açıklanır?” başlıklı habere yönelik)

Risale Haber’e helal olsun, tebrik ediyorum. Bediüzzaman’dan alıntı yapmışlar.“Azametli bir kıtanın, şanlı bir devletin, değerli sahipsiz bir kavmin reçetesi İttihad-ı İslamdır.”Fakat şu çok önemli, Bedüzzaman’ın; “bu zamanın en büyük farz vazifesi İttihad-ı İslam'dır.” En büyük farz vazifesi nedir? İttihad-ı İslam'dır. O zaman günde en az beş kere İttihad-ı İslam’ı anlatmamız lazım, en az beş kere.

 

Milli enaniyet bir acayiptir.Yani “Biz sizden üstünüz,sizi yönetiyoruz. Siz kimsiniz?” gibi. Bu çok korkunç.“Biz sizin köleniniz, biz sizin hizmetinize talibiz, bütün dünyanın hadimiyiz, insanlara faydalı olmak istiyoruz.”Adil olan budur.Ama “biz büyüğüz, siz kimsiniz?” mantığı bu çok çirkin.

 

(A9 TV Broşür dağıtımı için kardeşimizin “Ne kadar dağıtayım Hocam?” sorusuna cevap)

Allah’ın ona nasip ettiği kadar, kaderde olduğu kadar. Kaderinde olanla o zaten  karşılaşacak.Kaderinde olan konuşmayı yapmış.Kaderlerinde olan resimleri çekmiş.Daha kainat yaratılmadan bu resimler vardı.Harfine adedince Allah hepsine sevap nasip etsin inşaAllah.

 

(“İmam İskender Evrenesoğlu isminde bir zatHz. Mehdi (a.s.) olduğunu iddia ediyor. Mehdiliğinin gerçekliği hakkında beni aydınlatırsanız sevinirim.” mailine cevaben)

Bu gariban bu adamcağız.Mazlum bir insan, kendi halinde yaşlı başlıadam. Kuran'a hizmet ediyor, İslam'a hizmet ediyor, Kuran'ı bayağı detaylı anlatıyor.Kuran’la ilgili bir site kurmuş gayet güzel.Hz. Mehdi (a.s.) zannetmesi bazen cezbi ehlinde olur o kendinde olmaz, cezbe haline gelir,günlerce sürer o. O sulûk halindeyken makam-ı Mehdiyet vardır. Makam-ı gavsiyet vardır.Makam-ı Hızır vardır. O makamlara gelen insanlar kendilerini Hz. Mehdi (a.s.) gibi görürler, Hz. Mehdi (a.s.) zannederler. Mehdilik halleri üstünde zuhur eder. Mesela makam-ı Hızır vardır sulûkunu tamamlarken o makama gelir kendini Hz. Hızır (a.s.) zanneder. O gariban insanda sulûkunu tamamlarken Makamı Mehdiyette kalmış. Normalde sulûkunu tamamlayıp dönmesi gerekiyordu.Yani o bir tur gibidir döner, her makamdan geçer geri gelir.Geldiğinde de kendine gelir.Bu kendine gelememiş, orda kalmış.Onun için kendine “bana vahiy geliyor” diyor.Kendinde değil. Yani manevi sarhoşluk halinde. Sözüne itibar eden harama girer. Kendi sorumlu olmayabilir, kendinde değil çünkü.Onun için böyle mazlum, gariban insanları oturup hedef haline getirmek, bunları konuşmak doğru olmaz, yazık.Şefkatle bak.

 

Ermenilere şefkatle bakın.Millet-i sadıka olarak biz Osmanlı döneminde onları bağrımıza basıyorduk.Bizim çok fazla Ermeni paşamız vardı.Mehmetçiği Ermeni paşalara emanet ediyorduk.Ermeni düşmanlığı, Yahudi düşmanlığı, Hıristiyan düşmanlığı, Musevi düşmanlığı ile sadece kaybolur, ezilir gidersiniz.Şefkatle, sevgiyle yaklaşırsanız dünya hakimi olursunuz inşaAllah.Bunu göreceksiniz inşaAllah.

 

www.kitapehli.com kardeşlerimiz rahatlıkla konuları buradan bulabilirler.Burada benim söylediğim konulara ait deliller, ayetler, hadisler hepsi var. Bu çok kapsamlı bir site kitapehli.com.Burada hepsini detaylarıyla, delilleriyle görürler.

 

(“Bu ara İsrail’i titretiyorsunuz”)

Sevinçten titriyordur İsrail.

 

(“Ne zaman psikologa gitsem kendimi iyi hissediyorum. Bunun bir faydası var mı?” maili üzerine)

O telkin. Ne alakası var?Adam kenara geçiyor, eline kalem, defter alıyor. “Uzan yavrum şuraya” diyor.“Anlat bakalım” falan. “Oh” diyor o da; “Anlattıkça ferahlıyorum.”diyor. Gazoz içmiş gibi.Ne ferahlayacaksın. İmanla insan ferahlar.“Kalpler ancak Allah'ın zikriyle felah bulur” diyor Cenab-ı Allah, şeytandan Allah’a sığınırım.Yoksa uzun oturuşta, dinlenmede, boş demagojiden, sohbetten falan öyle bir şey olmaz.

 

Benim cami cemaatine yönelik bir anlatımım yok.Onlar zaten namazında niyazında.Güzel onlar zaten maşaAllah, iyi faaliyet yapıyorlar.Ben İslam’ı tanımayan modern gençlere, aydın kardeşlerimiz.Mesela sosyalistler, Marksistler, hatta satanistler, o diskodan çıkmayan böyle hayta gençler falan.Benim cemaatleri, toplulukları hedefleyen bir üslubum yok.

 

(“Müzik ve dans İslam’da var mıdır?”sorusuna cevap)

Olmasa Mevlana döne döne dans eder miydi?

 

(“Darwin’e ait kayıp fosiller 165 yıl sonra bulundu” haberi üzerine)

Mehdiyetin alametlerinden bir tanesi.Bak bir oyun daha patlamış oldu. “Eski ahşap bir dolabın içinde Charles Darwin’e ait 165 yıllık fosiller bulunmuş. 314 parça fosil bulundu. 314 parça fosilin tamamı yaratılışı ispat ediyor.” Darwinde bunları incelemiş zaten fosilleri.“Bunların hepsi” diyor.“Yaradılışı ispat ediyor” diyor. “Eğer evrimi ispat eden bir delil bulamazsak benim teorim bitmiştir” diyor. Toprağı milim milim kazdılar, tek bir tane ara fosil bulunmadı. Darwin dedem, dediğin doğru çıktı.Hakikaten evrim teorisi yokmuş.

2012-01-22 20:53:09
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top