Sayın Adnan Oktar'ın 29 Ocak 2012 tarihli sohbetinden önemli başlıklar

A9 TV; 29 Ocak 2012

Mehdi (a.s.) (a.s) her an gelebilir diyor, o güzel, oradan kapıyı bir parça kapıyı aralamış. “Ama” diyor, “alametlerinin üstünde durmaya gerek yok” diyor, “Mehdi (a.s.)’nin” diyor,“önemli değil onlar” diyor. “Sünnet-i seniyyeye temessük” çok önemli diyor. Sünnet-i Seniyye’ye eğer titizsenPeygamberimiz (s.a.v)’in hadislerine eğer önem vermiyorsan bu nasıl Sünnet-i Seniyye oluyor? Sen diyorsun ki;“Mehdi (a.s.) (a.s)’ın çıkış alametleri önemli değil” diyorsun. “Mühim değil onlar” diyor. E ne mühim oluyor zaman? Peygamberimiz (s.a.v) emek emek sahabelere anlatıyor onu. Sahabeler onu emek emek nakletmişler. Alimler onu emek emek kayda almışlar, yüzyıllarca muhafaza etmişler, “önemli değil” diyor. Senin hurafelerin mi önemli?

 

Bak, hadis zayıf hadis olabilir ama tahakkuk etmiş. Ne olmuş oluyor? Sahih hadis olmuş oluyor. Mütevatir hadis hükmünde olmuş olur. Net, mesela Peygamberimiz (s.a.v) diyor ki;“şu olay olacak”, aynısı da olmuş. Nedir bu? Tamam, tahakkuk etmiş işte. Tahakkuk edince hadis sahihtir.

 

(Hz. Mehdi) “300-400 sene sonra gelecek” diyorlar. Yani 300-400 sene sonra yeniden Fırat’ın suyu kesilecekmiş, yeniden 15 gün arayla ay ve güneş tutulmaları olacak, yeniden. Yeniden Irak işgal edilecek, yeniden Halley kuyruklu yıldızı çıkacak. Yeniden Lulin kuyruklu yıldızı çıkacak, iki uçlu kuyruklu yıldız çıkacak, aynı zamana denk gelecekler. Ve bu kuyruklu yıldızın çıktığı zamanda yağmurlar kesilecek yeniden, sonra kuyruklu yıldız çıktıktan sonra yeniden yağmurlar çoğalacak insanlar yağmurdan şikayet edecekler. Yeniden binalar uzayacak, güneş ve ay tutulmaları olacak, 15’er gün arayla yeniden. Efendim, insanlar yeniden Darwinizmi, materyalizmi savunacaklar, ateist olacaklar yeniden. Olmuş işte, bir kere olmuş. Olanı niye kabul etmiyorsunuz da bir daha olsun diyorsunuz?

 

(Hud Suresi 72): "Vay bana" dedi (kadın). "Ben kocamış bir kadın iken ve şu kocam da bir ihtiyar iken doğuracak mıyım? Gerçekten bu, şaşırtıcı bir şey!.." Bu teknolojinin ve tıbbın ilerde gelişeceğinigösteren ayetlerdendir. Mesela şimdi yaşlı kadınlar 60 yaşında, 65 yaşında bile çocuğu olan kadınlar oluyor. Mümkün değil normalde, değil mi? Olabiliyor. Mesela bazen de bazı kişiler yaşlıyken,ileri yaşlarda, seksen yaşında, doksan yaşında çocuğu olabiliyor. Bu ahir zamanın özelliklerinden, ona işaret etmiş oluyor ayet.

“Dediler ki: "Allah'ın emrine mi şaşıyorsun? Allah'ın rahmeti ve bereketleri sizin üzerinizdedir, ey ev halkı şüphesiz O, övülmeye layık olandır, Mecid'tir."”Abdülmecit dönemine bakan bir ayet aynı zamanda. “Allah’ın emrine mi şaşıyorsun?Allah'ın rahmeti ve bereketleri sizin üzerinizdedir.” Allah’tan rahmet istemek ve bereket istemek çok önemli. “Allah bereket versin” derler ticarette, değil mi? Bereket çok önemlidir. Bir de Allah rahmet, Allah’ın rızası ve rahmeti. Duada güzel olur mesela “Allah’ın rahmeti, bereketi üzerinize olsun.” Güzel bir duadır, Kuran’ın işaret ettiği bir dua.

“Ey ev halkı şüphesiz O, övülmeye layık olandır, Mecid'tir."Allah’ı övmek.Allah’ın övülmesi ibadet. Mesela “Yücesin, büyüksün, latifsin, affedicisin, her şeye güç yetirensin” şeklinde Allah’ın övülmesi. Tabi bu insana güzelliktir. Çünkü“her şeye güç yetirensin” dediğinde insan kendi ferahlar. Mesela “çok büyüksün” dediğinde insanın kalbinde ferahlık olur. “Münezzehsin” dediğinde kendinde ferahlık olur. Mesela, uykusu tutmuyor, uyku ihtiyacı olmuyor, ölmüyor, yorulmuyor. İnsan acz içinde.Öyle muhteşem bir gücün kontrolünde olmak insanın güvenlik hissini doğurduğu için kalbinde ferahlık oluyor. Mesela “affedicisin” diyor kul o zaman yine kalbinde ferahlık olmuş oluyor. Hem Allah’ı övmüş oluyor hem kendikalbinde ferahlık olur.

 

(Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in; “Milli eğitimde köklü bir değişikliğe gideceklerini ve belirli ideolojik tıkanıklıkların olduğu, belirli bir ideoloji üzerine temellenmiş bir eğitim tarzına son verileceğini açıklaması hakkında)

Yani Materyalist, Darwinist eğitime son vereceğiz, imani konulara, Allah’ın varlığını, birliğini anlatmaya ehemmiyet vereceğiz anlamında tefsir edilecek şekilde konuşmuş. İnşaAllah, bekliyoruz.

 

(BDP Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan'ın dün bir mitingde Şırnak’ın güya özerkbir cumhuriyet olduğunu söylemesi ve bu bahar çok kötü geçecek, çok çatışmalı geçecek.” sözleri hakkında)

Herkes çiçekli konuşmalar yapıyordu, efendim Abdullah Öcalan’ın susmasını artık demokrasiye dönüş olarak yorumluyorlardı. “Kardeşim” dedim “bırakın böyle konuşmayı, bu yanlış, teşhisiniz yanlış.” Birçok ünlü köşe yazarı, birçok ünlü gazeteci televizyonlarda bunu coşkuyla anlatıyordu. “Bu iyi bir şey değil” dedim. Abdullah Öcalan sadece meydana gelecek olaylarda “benim sorumluluğum yok” demek için bunu yapıyor. Şu an buna da başladı. “Ben hiç kimseyle görüşmedim, konuşmadım dolayısıyla da hiç kimseye talimat vermedim. Bu eylemleri PKK kendisi yapıyor, beni bu işin içine karıştırmayın” diyecek. Özetle bu şekildedir ve “baharda başlarlar” dedim. Buyurun aynısı. Teşhis tam. Şu ana kadar yaptığım teşhislerde herhangi bir yanlışlık görmediniz. Ne zaman teşhis koyduysak 12’den.

 

(Hz. Mehdi (a.s.)'ın çıkış alametlerini görmezlikten gelip,Hz. Mehdi üç yüz yıl sonra gelecek diyenler hakkında)

5 bin yıllık tarihte bu kadar alametin bir araya gelmesi mucizedir zaten. Bir daha olacak bir olay değil bu. Afganistan yeniden işgal edilecek aynı anda, Irak yeniden işgal edilecek, kuyruklu yıldız aynı anda geçecek, aynı anda ekonomik kriz başlayacak, yağmurlar kesilecek, kuyruklu yıldız gittikten sonra birden yağmurlar yağmaya başlayacak. Siz bunu anlamazlıktan gelmenin hesabını ahirette vereceksiniz. Bunlar size tek tek sorulacak ve anlattıklarım da tek tek sorulacak. “Hangi mantıkla reddettiniz, hangi mantıkla anlamazlıktan geldiniz? Niye işinize gelmedi?” bunları anlatacaksınız.

 

(“Ali Babacan Davos’ta Türkiye’nin rotasını çizdi” başlıklı haberle ilgili)

Ali Babacan, elinden yüzünden nur akıyor. Allah ömrünü uzun etsin. Allah hidayet versin. Hakikaten belli dürüst olduğu,  yüzünden belli. Temiz yüzlü.

 

Haramda ben mutlu olamam. Haramda kasılırım ben. Değil mi, haram da insan nasıl mutlu olsun yani? Bir kere Allah elinden alır, insanın dimağı alınır yani. Haramdan ne zevk alınır? İllaki helal.

 

Bu geleneksel hoca tipikendi kafalarına göre çıkıyor. Hâlbuki Peygamberimiz (s.a.v) zamanında öyle tipler yok. Mesela Peygamberimiz (s.a.v)’in saçları uzun, çok kibar, yakışıklı bir insan. Mesela iki taraftan örmüş saçları pırıl pırıl parlıyor. Ondan sonra gözlerinde sürme var. Çok yakışıklı Peygamberimiz (s.a.v). Tabi o devrin en güzel kıyafetlerini giyiyor. Diyor ki İslami kıyafet. Bizans cübbesi giyiyor. Bizans cübbesi İslami kıyafet mi? O devirde en makbulü en güzel neyse onu alıyor. O devrin moda kıyafeti neyse onu giyiyor. Peygamberimiz (s.a.v) giyer İslami olur o, inşaAllah.

 

Böyle filmlerden oradan buradan görüyorlar. Yapmacık hoca tiplemeleri. Allah’ın gariban kulusun. Diğer kulları günahkar falan fakat bu, Allah’a daha yakın, imtiyazlı; insanları işte cennete götürebilecek güce sahip, o kurtulmuş yani kurtarmış. Onun dışında garibanlar var, günahkarlar, anormal adamlar var.Ondan sonra işte tutar insanları cennete götürür. Öyle bir imaj veriyorlar, üslubu da öyle gereksiz bir ağır üslupla. Allah’ın gariban kulusun. Acz içindesin. Görüntü bir varlıksın, Allah seni görüntü olarak beyninde yaratıyor. Havaya girecek ne halin var? Kaderindeki görüntüleri Allah sana gösteriyor. Hiçbir gücün yok. Oturuyorlar pozdan poza giriyorlar. En garip yönleri de bir kısmının, tabi hepsinitenzih ediyorum, İttihad-ı İslam’a soğuk bakmaları.

 

(“Peygamberimiz (s.a.v) sadece gülümsermiş, siz neden gülüyorsunuz?” sorusuna cevap)

Kuran’da ayet var. Bak, diyor ki Allah kafirlere; “Az gülün” normal kahkahayla gülme kastediliyor Kuran’ın kastettiği. “Çok ağlayın” diyor. Kafirler ağlar, mümin güler. Hz. Ali gülüyordu. Hz. Hasan,Hz. Hüseyin gülüyordu. Peygamberimiz (s.a.v) tabi tebessümle de güldüğü olur, coşkuyla güldüğü de olur. Yani her zaman kahkahayla gülünmez tabi. Aşka gelirsin kahkahayla gülersin. Bazen olur tebessüm edersin, inşaAllah. Gülme yasağı da getiriyorsunuz kerata artık hale bak. Gülmek yasak, konuşmak yasak, bakmak yasak, müzik yasak, resim yasak, hareket etmek yasak, dans yasak. Yobazlık çok korkunç bir şey Allah vermesin.

 

İslamiyeti şeytani unsurlar öyle hassas bir noktadan yakalamışlar ki Müslümanları. Şimdi Müslümanlık bakmışlar dünyaya hakim olacak, çok rahat. Hemen Müslümanlığı ölü dini haline getirmeye kalkmışlar. Takva adına Allah adına. “Bak, bu gülmüyor” diyor “sen gülüyorsun", “bu fedakâr” diyor,“senden daha üstün.” “Ha o zaman ben de gülmeyeyim” diyor. “Bak bu evine resim koymuyor” diyor “sen resim koymuşsun”diyor.“O zaman ben de yapmayayım” diyor. Ve Müslümanları İslam’ın hakimiyetinde en önemli silahlardan uzak tutmuşlar; neşe, sevinçten, sevgiden, muhabbetten, güzellikten, estetikten, resimden, bilimden, her şeyden uzak tutmuşlar. Öyle olunca rahatça ezilebilecek, çok çok kolay ezilebilecek toplumlar meydana gelmiş.

 

Mesela Afganistan’da adamlar parmaklarını doğruyorlar. Kurutuyor parmaklarını, dişlerini söküyorlar, eğleniyorlar. Afganistan, Norveç, İsveç ayarında bir şey olsaydı kim orayı işgal edebilirdi? İlkel gördükleri için, vahşi gördükleri için,kültürsüz, görgüsüz gördükleri için haşa onları hayvan yerine koyuyorlar. Hayvanın parmağı kesilip kurutulur. Onlar da onların parmaklarını kesip kurutup, kolye yapıyorlar. Ve Müslümanları böyle aciz, güçsüz, içten kurumuş, bütün şevkini heyecanını kaybetmiş, dimağı kapanmış, asrın silahlarına, asrın imkânlarına sahip olmayacak geri, zavallı insanlar haline getirdiler, epey bir bölümünü. Ondan sonrası da çok kolay onlar için, ez ezebildiğin kadar. Önce deliye çevirdiler sonra da eziyorlar.

 

Mesela Afrika’da geçen gün bir film gösterdiler, söylemiştim ya geçenlerde. Müslümanları kendi kendine yaktırtıyorlar. Adam doldurmuş Müslümanları El-Kaide mensupları. Adamların üstüne yanmış ağaç dalları atıyorlar. Adamlar içinde adam ateşten canı yanıyor. Kaçmaya çalışıyor yeniden ateşin içine itiyor. Oradan yine ağaç dallarını, büyük dalları yakıyor adamın kafasının üstüne koyuyor yanan dalları. Garibim, o da orada öyle duruyor. Böyle vahşi garip mahlûklar yetiştirdiler. Böyle sadist, adam öldürmekten zevk alan adam öldürmeyi ana hedef haline getiren. Kendini öldürmek isteyen, adam öldürmek isteyen manyaklar haline getirdiler Müslümanları, epey bir bölümünü. Gözü dönmüş, sevgisiz psikopatlar haline getirdiler. Onları da gösteriyorlar mesela dünyaya. “Ya” diyorlar, “ne diyorsunuz?”“Bunlar Deccal ordusu” diyorlar. “Bunları öldürmek insanlık görevi” diyorlar, onlar da. Onlar da bombalayarak, yakarak, asarak, keserek, doğrayarak onları öldürüyorlar. Hoşlarına da gidiyor adamların. Kimse de gıkını çıkarmıyor.

 

Mesela Afganistan’da günde 100-150 kişi şehit ediliyor. Yani orada mesela Avrupa’da bir martıyı falan adam caddenin ortasında kesmeye kalksa bütün Hollanda, Danimarka ayağa kalkar. Orada her gün yüzlerce insan şehit ediliyor. Parmaklarını doğruyorlar, ağzını burnunu parçalıyorlar. Üstünden traktör geçiriyorlar, kamyon geçiriyorlar. Adamlar kale dahi almıyorlar. Gazetelerden haber olma değeri yok yani adamın. Yani haber değeri bile yok. Orada mesela bir balina ölüyor. Çok büyük bir olay oluyor. Bir yunus balığı ölüyor. Çok büyük olay oluyor. Irak’ta yüzlerce, binlerce insan öldürülüyor her gün. Diğer ülkelerde de öldürülüyor mesela yakarak öldürülüyorlar. Adamlar kale bile almıyor. Norveç’te mesela bir köpek, mesela cins kopek birisi onu yakarak öldürmüş olsa bütün Norveç ayağa kalkar. Bak, Afrika’da Müslümanlar yakılarak öldürülüyor. Biz tevafuken internette gördük. Kimsenin haberi bile yok basına da yansımıyor. Muhatap dahi olmuyorlar. Adamları böyle hayvan yerine koyuyorlar. İşte yobazlar, Müslümanları bu konuma getirdiler.

 

Yobazlar böyle zavallı, güçsüz, itici, garip varlıklar gibi göstermeye başladı bir kısım Müslümanları. Onları yenmek de onlar için çocuk oyuncağı oldu. Acayip kolay oldu. Çünkü adamlarda sanat yok, bilim yok, teknik yok, genel kültür yok, görgü yok, kalite yok. Yok oğlu yok. Leş gibi kokan pislik adamlar oluşturdular böyle. Saçı sakalına karışmış, hayvan gibi, sürekli öldürmekten, cinayetten bahseden herkesten nefret eden, sürekli dedikodu yapan, hasut, içi kavrulmuş, garip, saldırgan mahluklar oluştu Müslüman’ımdiyen. Adamlar da gösteriyorlar “işte Müslüman dedikleri böyle. Ne diyorsun diyorlar?” adam. Adam akıl almaz tiksiniyor, Müslüman da onlardan tiksiniyor, Müslüman olanlar da onlardan tiksiniyor. Bu sefer başörtü yasağı başlıyor. Başörtülü hanımlar okullara alınmıyor. Efendim, sakallı adamlar bir yere gidemeyecek hale geliyorlar. Bunları işte yobazlar emek emek elde ettiler. Bu ahmakların yaptığı tahribatları biz düzeltmeye çalışıyoruz.

 

(Can Dündar’ın okullarda din dersinin kaldırılması gerektiğini anlatan yazısı üzerine)

Can Dündar, Can Dindar olacak onun adı yakında. Çok dindar olacak bayağı aklı artacak.

 

Kardeşim, aslında o kadar karmaşık bir şey yok. O kadar karmaşık hale getiriyorlar ki; Ortodoks Müslüman anlayışı tabi böyle gizemli göründüğü için bir kısım insanlara ilginç geliyor olabilir. Daha onlara doyurucu geliyor olabilir. Çünkü kolay din onları doyurmuyor. Her zaman öyle olmuştur. Peygamberimiz (s.a.v) zamanında da öyle, dinin kolay olması, Yahudiler zamanında da öyledir. Mesela örnek de vereyim. Kuran ayeti; Hz. Musa (a.s) diyor ki.” Rabbiniz size bir sığır kesmenizi emrediyor” diyor.Diyorlar ki;“nasıl bir şeydiyorlar? Yani detay verirsen keserim” diyorlar.Söylüyor, bir daha soruyorlar. Söylüyor, bir daha soruyorlar.Önü, sonu gelmiyor.Allah diyor kiCenab-ı Allah; “neredeyse kesmeyeceklerdi” diyor. Detaycılıkları, bu Yahudilerde de vardır,Musevilerde de vardır.Her dinde olur böyle. Detaya doymaz, sürekli detaylar olsun, karmaşık olsun, zor olsun. Zor oldukça daha takva olduğuna inanır.

 

Mesela bir adam sabaha kadar evinden çıkmıyorsa, alnı secdede duruyor sabaha kadar. “Sabaha kadar Kuran okuyup ilmini artıran mı, hangisi?” dediğinde,“O secdede duran” diyor. “Onunki zor” diyor. “Onunki çok kolay” diyor.İnsanlarda böyle bir inanç var. Hatta Budistler biliyorsunuz, Hindular falan sivri demirler üstüne gidip yatarlar.Günlerce aç kalırlar, toza toprağa bulanırlar. Çırılçıplak gezerler. Üstüne çul sarıp gezerler. Böyle bir müşrik inancı eskiden beri vardır. Ne kadar ızdırap çektirirsen kendine, ne kadar rahatsız edersen o kadar takva olursun gibi. Hakikaten insanlarda onu taviz vermeyen, gerçek Müslümanlarolarak inanırlar böyle tiplere.

 

(Bediüzzaman Hazretlerinin Mehdi (a.s.)’ın üç silahından bahsetmesi)

Bediüzzaman ne diyorMehdi (a.s.)’nin üç silahı olarak; “Sanat, marifet ve ittifak” diyor.Sanat, marifet-bilim ve ittifak. Müslümanları birleştirmek. “Cehalet, zaruret, ihtilaf” da diyor “düşmanlarımız.” Yobaz cehaleti, bundan kaynaklanan da fakirlik zaruret ve ihtilaf.Mezhepler, cemaatlere bölünüp birbirleriyle Müslümanların mücadele etmesi.Mehdi (a.s.)’nin ortadan kaldıracağı üç özellik. “Bunlarla mücadele edecek” diyor. “Üç silahla mukabele edecek” diyor “Mehdi (a.s.)” diyor, Bediüzzaman.

 

Özetle din kolay, İslamiyet kolaydır. Yani anlatıldığı kadar o kadar çok haram yok. Yalan söylüyorlar. Haramların sayısı çok az. Çok çok az. Helallerin sayısı ucu bucağı yok. Ucu bucağı yok helallerin.

 

Eğer samimiysen, samimi Müslümansan ilk isteyeceğin şey nedir? İttihad-ı İslam.İttihad-ı İslam iste, bütün insanlar çileden, acıdan kurtulsun.On binlerce Müslüman katlediliyor, ırzına geçiliyor, mahvediliyor, ibadetleri yaptırılmıyor yani ızdırap, acının ucu bucağı yok.İttihad-ı İslam bu zulmü anında keser. Derhal bitirir, herkes biliyor bunu. Buna yanaşmıyorlar. Buna yanaşmamak İttihad-ı İslam’a yanaşmamak haramdır.Her gün harama girmiş oluyorlar her gün.

 

Ulema meclisi olacaktır, alimler meclisi olacaktır, toplayacaktır onları, her türlü fıkhi konuyu Mehdi (a.s.) halledecektir. Yani kararı veren olacaktır.Onlara sorar danışır, o ayrı. Ama kararı veren odur. Çünkü bin kişiden bir tane Mehdi (a.s.) çıkmaz. O mesela bin tane ulemayı baş başa bıraksan, fıkıh konuları acayip karmaşık hale gelir. Bin sene içinden çıkamazlar, çözemezler. Hiçbir şekilde çözemezler, şu an çözemedikleri gibi. Mezheplerin ucu bucağı yok görüyorsunuz. Sürekli bir çelişki var, ama Mehdi (a.s.) olduğunda bütün çelişki ortadan kalkıyor.Mehdi (a.s.)’nin aklı feraseti ve basiretinden dolayı Allah böyle bir netice meydana getiriyor, onu vesile ediyor.

 

Bu alimlerin hepsinin Mehdi (a.s.) ile ilgili Risaleleri var, Mehdinin geleceğini hepsi söylüyorlar. İmam-ı Azam Ebu Hanefe, İmam-ı Hanbel, İmam Şafi, İmam-ı Malik, İmam Muhammed bin İsmail Buhari, Ebu’l Hüseyn Müslim bin Haccac Kuşeyri, yani Sahihi Müslim’in yazarı, Büyük hadis alimi Muhammed bin İsa Tırmızi, Hafız Ebu Davud, Süleyman bin Eş’as Sicistani, Suneni Ebu Davud, Ebu Abdullah Muhammed Bin Yezid İbni Macenin sahih hadis kitabının yazarı, Muhammed Bin Resul Berzenci bu Kıyamet Alametleri kitabının yazarı, kendi asrının müceddidir, bak müstakil kitap yazmış Mehdi (a.s.) ile ilgili, ayrı özel. Alaadin Ali Bin Hişam Muttaki Hindi, Abdulkadir Geylani, İmam-ı Gazali, İmam-ı Rabbani, Muhiddin Arabi, İbn Kesir, İbn Teymiyye, Zahidu’l Kevseri, Celaleddin Suyuti, bak Celaleddin Suyuti’nin özel eseri var, müstakil. Hepsi Mehdi (a.s.)’nin geleceğini söylüyor. Bediüzzaman Said Nursi, Şahabettin İbn-i Hacer Askelani, Hüseyin Hilmi Işık, Mahmud Esad Coşan, Mahmud Sami Ramazanoğlu, Ebu Kasım Tabarani, Elmalı Hamdi Yazır, Muhammed bin Ali Şevkani, Muhammed Celaleddin El Kasımi El-Dımışki, Kurtubi, İmam Maturudi, İmam Accuri, İbn Hazm, Nesefi, Teftezani, İbnül Arabi, İmam Cafer Ettahavi, Beyazi, Seyyid Alusi, Ebu’l Münteha. Bak sabaha kadar saysam bitecek gibi değil. Binlerce alim Ehl-i sünnet alimi. Hepsi, Mehdi (a.s.) ile ilgili risale yazmışlar. Hepsi aynı alametleri sayıyor. Ahir zamanın sahtekar bazı hocaları, bazı üçkağıtçılar, sünnete tam temessük diyor. Temessük ediyorsan, işte Peygamberimiz (s.a.v)’in sünneti bunlar, anlattıkları, niye korkuyorsun okumaya?

 

Ne güzel anlatıyor maşaAllah Şeyh Nazım Hocamız. Münafıklar acayip darlanıyordur Şeyh Nazım Hocamız konuştukça. “Hz. Mehdi (a.s.) geldi” diyor. Münafık ne yapsın? Bunalmasın da ne yapsın? Çünkü geldi deyince artık kapılar kapanıyor. Gelecek demiyor, geldi diyor. Hayatta diyor, şuan hayatta diyor. Münafıkların kafasına taş gibi düştü bu açıklama. Artık çırpınacak halleri kalmadı. Artık münafıkların saltanatı yıkıldı.

 

Mesela müşrikler burada, ayetlerde müşriklerden bahsediyor. “Vay be” diyor,“müşrik de var mıydı?” diyor. Hâlbuki kendi müşrik haberi yok. Kuran kendisine hitap ediyor. O da zannediyor ki böyle müşrikler diye bir şeyler var. O da ona karşı mücadele ediyor zannediyor. Hâlbuki bizzat kendi müşrik olmuş. Çünkü Kuran’ın dışında hurafelere uymuş. Allah’ın hükmü diye Allah’ın adına yeni hüküm meydana getiriyor. Yeni hükümler ilave ediliyor. Müşriğin özelliği nedir zaten? Allah adına hüküm koyması değil mi? Allah diyor “Onların” diyor“biz müşrikler değildik demeleri dışında bir fitneleri olmadı” diyor Allah, mealen şeytandan Allah’a sığınırım.

 

Şeytandan Allah’a sığınırım. “Andolsun” diyorCenab-ı Allah, 179 Araf Suresi.“Andolsun, Cehennem için cinlerden ve insanlardan çok sayıda kişi yarattık.” “Bunları doğrudan cehennem için yarattık” diyor Allah.

“Kalpleri vardır bununla kavrayıp anlamazlar.”“Yani şuurları kapalıdır” diyor Allah.

Gözleri vardır bununla görmezler.” Münafıklar da böyledir. Cins varlıklardır. “Gözleri vardır bununla görmezler. Kulakları vardır bununla işitmezler. Bunlar hayvanlar gibidir. Hatta daha aşağılıktır. İşte bunlar gafil olanlardır.” Münafıkların ana özelliklerini Allah belirtiyor.

“İsimlerin en güzeli Allah’ındır. Öyleyse O’na bunlarla dua edin.”Allah’ın isimleriyle dua edin. Cenab-ı Allah’ı o isimlerle çağırın.

“O’nun isimlerinde aykırılığa ve inkara sapanları bırakın. Yapmakta oldukları dolayısıyla yakında cezalandırılacaklardır. Yarattıklarımızdan hakka yöneltip ileten ve onunla adaleti kılan bir ümmet vardır.”Yarattıklarımızdan hakka yöneltip ileten ve onunla adaleti kılan, uygulayan bir ümmet vardır.” Bu Hz. Mehdi (a.s.) talebeleri, Ahir zamanda ona bakıyor aynı zamanda. Her asra bakıyor. Fakat asrımızda Hz. Mehdi (a.s.) talebelerine ağırlıklı olarak bakıyor inşaAllah.

“Ayetlerimizi yalanlayan ise” İşte yobaz takımı. Kuran’ın yetersizliğini iddia edenler. “onları bilmeyecekleri bir yönden derece derece günahları yükletip azaba yaklaştıracağız.” Allah “yavaş yavaş belanın içine çekeceğim onları” diyor birdenbire değil. Onun için yobazlar Allah’ın onlara süre vermesine, münafıklar onlara süre vermesine bakıp, şımarıp azgınlaşıyorlar. Münafıklarda dikkat ederseniz bir şımarıklık vardır. Yobazlarda da bir şımarıklık vardır. O onlara süre verilmesinden oluyor. Allah o belanın içine iyice girmeleri için öyle bir süre veriyor.

“Onlara bir süre tanıyorum” diyor bak Allah ayette. “Onlara bir süre tanıyorum. Hiç şüphesiz Benim düzenim sapasağlamdır.” diyor Allah. “Müthiş cezalandırırım” diyor. “Ama önce süre veririm” diyor. Onun için münafıklar bak zıp zıp zıplıyorlar dikkat ederseniz. Orda o daldan o dala maymun gibi atlıyorlar. Acayip sesler çıkararak falan uzaktan böyle. Müşriklerle böyle kol kola maymun gibi onun sürüsü gibi birlikte hareket ediyorlar. Başlarına gelecek felaketten haberleri yok.

“Sahiplerinde delilikten hiçbir şey olmadığını düşünmüyorlar mı?” Sahipleri kim ahir zamanda Müslümanların sahibi? Sahibi zaman Hz. Mehdi (a.s.). Adı üstünde zaten sahibi zaman Hz. Mehdi (a.s.). Sahibi zaman imam Hz. Mehdi (a.s.). “Sahiplerinde delilikten hiçbir şey olmadığını düşünmüyorlar mı?” Hz. Mehdi (a.s.)’ye de diğer peygamberlere de hepsinin delilik iddiası olacaktır. Allah diyor ki;“Sahiplerinde delilikten hiçbir şey olmadığını düşünmüyorlar mı?” “O apaçık uyarıcıdan başkası değildir.” “O apaçık bir tebliğcidir” diyor Cenab-ı Allah.

“Saatin (kıyametin) ne zaman demir atacağını (gerçekleşeceğini) sorarlar. De ki onun ilmi yalnızca Rabbimin katındadır.” Allah bilir, Allah’a aittir. “Onun süresini O’ndan başkası açıklayamaz.” Allah açıklar. Kim açıklar? Peygamberine açıklar. İsterse hangi Peygambere kime isterse açıklar.

O göklerde ve yerde ağırlaştı. O size apansız bir gelişten başkası değildir.”“Aniden gelecek” diyor Cenab-ı Allah.

“Sanki ondan tümüyle haberdarmışsın gibi sana sorarlar.” Detaylarıyla haberdarmışsın gibi sana sorarlar.

“De ki onun ilmi yalnızca Allah katındadır. Ancak insanların çoğu bilmezler.” Allah gerektiğinde bildiriyor peygamberlerine.

Onun ilmi yalnızca Allah’ın katındadır. Ancak insanların çoğu bilmezler.” Çoğu bilmiyor.

“De ki Allah’ın dilemesi dışında yarardan ve zarardan hiçbir şeye malik değilim. Eğer gaybı bilebilseydim muhakkak hayırdan yaptıklarımı arttırırdım.”“Bütün gayba ait bilgileri ben bilmem diyor. Allah’ın dilemesiyle bilirim” diyor. “Hepsini bilir Peygamber” diyorlar ya. “Öyle bir şey yok diyor”Peygamberimiz (s.a.v). Allah’ın bildirdiği kadarını biliyor.

Eğer gaybı bilebilseydim muhakkak hayırdan yaptıklarımı arttırırdım. Ve bana da kötülük dokunmazdı. Ben iman eden bir topluluk için bir uyarıcı ve müjde vericiden başkası değilim.” “Sadece bir uyarıcı ve müjde vericiyim” diyor. Eğer gaybı bilsem, hiç kötülük, ne başıma bir şey, mesela Peygamberimiz (s.a.v)in dişine değil mi, savaşta darbe geldi dişi kırıldı. Gaybı bilse korur dişini kırdırtmaz. Savaş oluyor saldırıyorlar. Müslümanlar ilk safhasında kaybediyor. E bilse Peygamberimiz (s.a.v) gaybı engeller, tedbir alır ona göre. Adamlar nereden geleceğini bilir, ne yapacaklarını bilir. “Ben gaybı bilmem” diyor Peygamberimiz (s.a.v). Ancak Allah bildirirse. Allah’ın bildirdiği kadarını biliyor. “Onun dışında bilmem” diyor, inşaAllah.

2012-02-01 13:31:53
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top