A9 TV; 20 Şubat 2012
(Sn. Adnan Oktar yobazların kadınlara duydukları öfkenin kökenini anlatıyor)
Allah’a şükür ki Türkiye’de İslam âleminde aydın, aklı başında Müslüman gençlik yetişti, cıva gibi ve canlı. Müslümanlar niye bu hale geldi diye düşünürken, araştırırken çok acı gerçeklerle karşılaşıyoruz. Bakın, rezalete bakın şimdi. Güya Peygamberimiz (s.a.v.)’in söylediğini iddia ederek Peygamberimiz (s.a.v.)’e attıkları bir iftira:
“Kadınlarla istişare edin. Onlara danışın.” Mesela nasıl yapalım, nasıl edelim diye danışın. “Fakat onların söylediklerinin tam zıddını yapın.” Bak, bu hüküm olarak yobazlar tarafından takdir ve tahsin gören bir uygulama. Ben diyorum İslam niye böyle hale geldi? Müslümanlar niye böyle hale geldi ve insanlar niye böyle, bu kadar şiddetli İslam’a cephe alıyorlar?
Burada ne diyor? “Kadının dediğinin aksini yapın.” Mesela diyeceksin ki bugün ne yiyelim? Kadın diyecek ki işte pilav yapalım. Yok diyeceksin. Başka bir şey pişirelim. Mesela bir yere gezmeye gideceksin değil mi? Mesela “babamlara gezmeye gidelim” diyor. Yok gitmiyoruz vazgeçtik diyeceksin.
Dünyanın yarısı kadın. Müslümanların yarısı kadın ve size karşı duyulan öfkenin kökeni, yobazlarda duyulan öfkenin kökenini anlamaya başladınız mı şimdi?
“Kadınlara itaat pişmanlıktır.” Yani onun herhangi bir sözüne itaat edersen, mesela diyor ki “bugün dışarı çıkma, hava soğuk” diyor. Makul Müslüman bir kadın. Bu sözlerin muhatabı kimler biliyor musun aynı zamanda? Hz. Ayşe, Hz. Fatıma, Hz. Meryem yani istisnasız bütün kadınlar için söyleniyor bu. İstisna yok. Tamamı için söyleniyor.
“Kadınları Allah geride bıraktığı gibi siz de kadınları geride bırakın.” Her konuda geride bırakın. Yürürken arkada. Değersiz gördüğü için arkadan gel sen diyor. Hâlbuki gözünün önünde olup koruması lazım. Arkadan getirttiriyor değersiz gördüğü için.
“Doksan dokuz kadından biri cennette, diğeri ise cehennemdedir.” Şimdi Türkiye’de ne kadar kadın var? Türkiye 70 milyon. 35 milyonu kadın. Bunun en az 34 milyonu cehennemde bu hadise göre. Ama erkekler böyle değil. Cennet onların. Ne varsa kadında. Onun için böyle bunların bu nefret dolu ifadeleri, üslupları falan hanımlara karşı genel olarak.
“Bir kadın kocasından boşanırsa o kadına cennet kokusu haram olur.” Mesela adam ahlaksız, üçkâğıtçı, haysiyetsiz birisi oluyor. Yobaz, ahmak birisi oluyor. Allah’a, mukaddesata tavır alıyor. Her ne yaparsa yapsın hiçbir şekilde boşanmaz, boşanmayacak diyor. Boşanırsa bak hükmü açık. Hiçbir şekilde boşanamazsın. Erkek boşanabilir mi? Hem de nasıl. İstediği gibi. Ahlaksız adamla kadın niye beraber olsun? Ne mecburiyeti var?
“Kadınlara danışmayın. Onlara muhalefet edin. Kadınlara muhalefet edin. Zira kadınlara muhalefet berekettir.” Peki nasıl sevgilin oluyor senin o zaman o? Nasıl aşık oluyorsun? Nasıl muhabbetle seviyorsun?
“Kim ki kadınlara itaat ederse, Allah onu yüzüstü cehenneme atar.” Mesela karısı bugün bahçeye çıkalım” diyor. Hadi oradan, seni şeytan seni, seni yarım akıllı seni, seni eksik etekli seni diyor.
“Kadınlara yazıyı öğretmeyin.” Yani cahil bırakın. Onun için okula da göndermek istemiyorlar. Dışarı da çıkmayacak diyor. Penceresi sakın sokağa bakmasın diyor. Potansiyel sürekli zina yapacak bir şey o. Hâlbuki asıl zinayı yapanlar erkekler oluyor. Çünkü kadınla ilişkiye girdiğinde eğer kadınla erkek ikisi de razıysa ikisi de zanidir. Ama kadına zani diyorlar. Kadına fahişe diyorlar. Hâlbuki erkek de fahişe oluyor.
“Şurası muhakkak ki kadın şeytan suretinde gelir, şeytan suretinde gider.”
“Namazı bozan şeyler: kara köpek, eşek, domuz ve kadındır.” Mesela oradan bir kadın geçiyor, gitti namazın. Tavuk geçerse olmuyor. At geçerse olmuyor. Fil geçerse olmuyor. Hatta yani sırtlan geçse de olmuyor. Beyaz köpek geçerse de olmuyor. Griyse de olmuyor. Siyah köpek olması gerekiyor. Katır geçerse olmuyor. Ama eşek geçerse oluyor. Domuz ve kadın. Hepsi aynı hükümde. “İslamiyet bu” dersen adam Müslüman olmakta tereddüde giriyor o zaman. Onun için yobazlık çok büyük bir bela diyoruz.
“Kocasının vücudu” diyor hani böyle pislik yobazlar oluyor ya leş gibi kokuyor. “Her tarafı irinle kaplı olsa dahi” diyor böyle her türlü pislik, necaset, kan, irinle kaplı dahi olsa “karısı onu yalayarak temizlese yine de kocasının hakkını ödemiş olmaz.” Diyor. Leş gibi kanını, irini temizlemekle mükellefmiş. Bunu yapsa da kurtulamaz, hakkını ödeyemez diyor. O kadar kıymetliymiş yani. Kadın da o kadar değersiz. O kadar önemsiz. Yobazlık bela deyince haklı mıymışız?
“Kadınları zarar vermeyecek miktarda aç, aşırı gitmeyecek kadar da kıyafetsiz bırakın. Çünkü kadınlar iyice doyar güzelce giyinirlerse, onlar için dışarı çıkmak, gezmekten daha sevimli şey yoktur.” Kudururlar diyor yani. “Fakat onlar aç, biraz da çıplak kalırsa onlar için evde oturmaktan daha hayırlı bir şey yoktur.” Dışarı çıkamıyor perişan. Üst baş da yok. Evde oturuyor. Çıkamıyor dışarıya. En sağlam metot budur diyor.
“Kadın sekiz sıfatlıdır. Giyim kuşam hevesinden maymuna benzer”diyor. Maymundur diyor. “Fakir düşmeye razı olmadığından köpektir.”diyor. “Kocasına ve diğer insanlara kibrinden dolayı yılandır. Gece gündüz kovuculuk yaptığından akreptir. Evden eşya sattığından faredir. Erkeklere hile kurduğundan tilkidir. Kocasına itaat ettiğinden dolayı da koyundur.” Görüyor musunuz rezaleti? Buna samimi inanıyor adamlar. O yüzden bu kadar nefret ediyorlar kadınlardan. Toplumda meydana gelen, yobaz takımında meydana gelen kadın nefretinin kökeni bu bilgiler.
“Kadınların dinleri ve akılları eksiktir.” İstisnasız hem aklı eksiktir diyor, hem dini eksiktir. Yani Hz Ayşe, Hz. Meryem, Hz. Fatıma annemiz hepsine yönelik bu söz haşa. Ve samimi inanıyor adamlar buna. İman hükmü gibi inanıyorlar.
“Cehennemin çoğu kadınlardan oluşur.” Zaten %99’u. %1’i ancak cennete gidebilir diyor. Bol bol döveceksin, söveceksin, aşağılayacaksın, arkadan gelecekler, eksik diyeceksin, hiçbir yerde görev vermeyeceksin, ne derse aksini yapacaksın. Öldürmüş oluyorsun onu artık. Manen öldürmüş oluyorsun. Yok etmiş oluyorsun. Bu şiddetli bir öldürme azmi olmuş oluyor. Bu kadar tiksinti, bu kadar aşağılık gördüğün bir varlıkla sen nasıl evleniyorsun? Nasıl aynı evde yaşıyorsun? Onun için yüzlerine de bakmıyorlar. Adam yerine koymuyorlar.
Yobazlık çok korkunç bir sistem. Allah onun için bu hale getirdi İslam âlemini. O yüzden bu perişanlık yaşanıyor. Atatürk de durduk yere tedbir almadı işte. Bunları bildiği için tedbir aldı.
“Hz. Ayşe (r.a.) rivayet ediyor: “Resulullah (s.a.v.) bir düğünlerinde ensar kadınlarına uğradı. Onlar şarkı söylüyorlardı.” Eğleniyorlar, şarkı söylüyorlar. Demek ki şarkı söylemek güzel bir şeymiş.
“Hz. Ayşe (r.a.) ensardan bir kadını evlendirmiştir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Ya Ayşe sizin beraberinizde tef çalan, şarkı söyleyen şarkıcılarınız yok mu? Çünkü ensar şöyle oyun ve eğlenceden hoşlanır.” Bak, oyun da oynuyorlar. Şarkı da söylüyorlar. Eğlenceden hoşlanıyorlar. O devirde ne varsa o imkânları kullanıyorlar. Tefse tef yani.
“Resulullah (s.a.v.) Medine’de bir yere uğradığında tef çalarak şarkılar söyleyen genç kızların şöyle dediklerini işitir. “Biz Beni Necar kızlarıyız. Muhammed (s.a.v.) ne güzel sevimli komşudur.” Bestenin içinde bunlar geçiyormuş, inşaAllah.
“Resulullah (s.a.v.) bunun üzerine; Allah biliyor ki ben sizleri sevmekteyim buyurdu.”diyor.
“Resulullah (s.a.v.) oruçlu iken de sürme sürmüştür” diyor. Bizzat kendi sürme istimal ediyor. Hanımlarının tamamı sürme kullanıyorlar.
Abdullah Bin Ömer (r.a.) rivayet ediyor:” Cennet ehlinin hanımları kocaları için hiç kimsenin asla işitmediği, güzel seslerde şarkı söylerler.” Cennette de var. Nefis güzel söylüyorlar.
“Ebu Katade (r.a.) O Peygamber (s.a.v.)’e dedi ki: Omuzlarıma kadar uzanan gür saçlarım var. Tarayabilir miyim?” “Evet ona iyi bak dedi” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Sahabeler hep öyle saçları uzun. Omuzlarına kadar uzatıyorlar. Bu saç kazıma sonradan çıktı. Hâlbuki çok nadir Peygamberimizin (s.a.v.)’in saçını kazıtması. Hacda bazen kazıtıyor. Normalde saçları uzun.
“Peygamberimizin (s.a.v.) yanından saçlarını kınayla boyamış bir adam geçti. Bu ne kadar da güzel olmuş buyurdu” Saç boyamayı teşvik ediyormuş Peygamberimiz (s.a.v.). Beyaz saç istemiyor. “Daha sonra saçını kına ve keten siyah saç boyasıyla boyamış başka bir adam geçti. Onun için, bu ondan daha güzel olmuş diyor.” O kırmızı, o siyah. Yani kırmızıya galip olan siyah, inşaAllah. Böyle koyu kahve, siyahi kahve, inşaAllah. Yani siyah.
Resulullah (s.a.v.) buyurdu ki: “Beyaz saçları boyayan en güzel şey kına ve ketendir.” Kırmızı ve siyah boyanın karışımıyla elde edilen koyu kahve boya. Koyu kahve renkli boya. Yani siyah boya.
“Bağışlarınızda çocuklarınızı eşit tutunuz.” Yani ona bir hediye veriyorsanız, ona da aynı hediyeyi veriniz diyor Peygamberimiz (s.a.v.). “Eğer birisini üstün tutacak olsaydım” diyor Peygamberimiz (s.a.v.) “kız çocuklarını üstün tutardım.” Onları daha çok seviyorum diyor.
“Resulullah (s.a.v.) Zeynep’ten olan kız torununu Ümame’yi omuzunda taşıdığı halde halka namaz kıldırdı. Secdeye vardığı zaman çocuğu yanına bırakıp kıyam için doğrulduğunda tekrar omzuna alırdı.”diyor.
Buhari Vudu, Ebu Davud, Peygamber döneminde kadın ve erkekler aynı kaptan abdest alıyorlar. Aynı yerde beraber abdest alıyorlar.
(“Nihayet beklediğimiz ders geldi. Bu hadisleri biz kadınlar okuyor, (yobazların öne sürdüğü kadınları aşağılayan sözde hadisler) “dinimizi çok sevmemize rağmen müthiş tereddütte kalıyorduk. Yani bunların hiçbiri doğru değilmiş.” diyen izleyici mailine yönelik)
Peygamberimiz (s.a.v)’e hakaret olur bu haşa. Peygamberi inkar olur böyle bir söz. Peygamberimiz rahmet hazinesi, peygamberimiz şefkat hazinesi, dünya güzeli. Dünyanın en ahlaklı, en sevgi dolu insanı. Hanımlarına aşık, kalbi Allah aşkıyla coşmuş bir insan. Çocukları seviyor, kadınları seviyor. Bana üç şey sevdirildi diyor. Bir saliha kadın, iki namaz, gözümün nuru namaz, bir de güzel koku diyor. Peygamberimiz mis gibi kokuyordu. Yobazlar leş gibi kokar, iğrenç bir ölü kokusu olur yobazlarda. Böyle bir peygamber tarif edersen adama, haşa peygambere hakaret etmiş olursun sen.
Kuran’da nerede böyle bir üslup görüyorsunuz? Bak, mümin ve müminat, hep dengeli olarak Allah her iki tarafa da hitap eder. Namaz kılan erkekler ve namaz kılan kadınlar, zekat veren erkekler ve zekat veren kadınlar, Allah’a gönülden bağlanmış erkekler ve Allah’a gönülden bağlanmış kadınlar...
(“Hocam, Türk İslam Birliği diyorsunuz fakat buradaki Türk kelimesi, Türk olmayan Müslüman kardeşlerimize antipati yapmaz mı? Çünkü günümüzde insanların fanatik taraftarlar gibi sırf o kelime yüzünden size sıcak bakmayacaklardır diye düşünüyorum.” şeklinde yazan izleyici mailine yönelik)
Türk kelimesi ne kadar tatlı bir kelime niye rahatsız oluyorsunuz Türk kelimesinden? Türk demek; Lazı, Çerkezi, Boşnağı, Zazası, Arabı, Musevisini hepsini içine alan Türkiye’de yaşayan, delikanlı olan, dürüst olan dünyanın en güzel insanlarının bir arada olması olayı. İnsan kavmini, milletini sever. Bütün Müslümanlar iyidir, hepsi güzeldir. Ama Türkiye’de yaşayan herkese Türk diyoruz. Amerikalılara, Amerikalı demiyor musun? Meksikalısı var, her türlü insan var. Ne diyorsun? Amerikalı diyorsun. İtalya’da her kavimden insan var, İtalyan diyorsun. Türk İslam Birliği dediğimizde İslam Birliği’nin lideri adını veriyoruz. Türkiye’dir. Varsa başka birisi onu söyleyelim. Yok başkası. Peygamberimiz Türk milletini görevlendirmiş. Kutsal emanetler burada, İstanbul’da. Mehdi(a.s.) neredeyse emanetler de oradadır.
(Münafıklar hakkında)
Münafığın şeytani bir özelliğidir, kendisi gibi şeytanı gördüğünde onunla işbirliği yaparlar. Ahir zamanda deccal ordusunun özelliğidir o. Ama tabii bunları Allah yaratır. Münafığı Allah yaratır, anormali Allah yaratır, hepsini Allah yaratır. Kaderde, ne kadar ne yapacağının hepsi bellidir. Münafık zannediyor ki özgür. Halbuki yaptığı bütün karaktersizliği ve alçaklığı daha anasının karnından doğmadan yapmış oluyor. O aptal da özgürce yaptığını zanneder. Münafığın ana özelliği odur. Kadere inanmaz münafık. Özgürce, kendi o anda yaptığını düşünür. Halbuki siz bir şey yaptığınızda üçüncüsü mutlaka Allah’tır diyor. Mutlaka oradadır diyor Allah. “Siz onu daha yapmadan, o bir kitapta yazılıdır” diyor Allah.
“Kadınların akılları şehvetlerindedir.” Yani erkeklerin akılları şehvete gitmiyormuş, kadınların gidiyormuş. Kadında da şehvet olur, erkekte de şehvet olur. Mühim olan helali ile olması. Mümin kadınlar da helaliyle tabii ki şehvete yönelir. Erkek de helaliyle tabii şehvete yönelir. Şehvet suç değil ki, Allah onu yaratmış. Suç olarak yaratmamış güzellik, nimet olarak yaratmış. Mühim olan gayri meşru olmaması, helaliyle olması. Ama bunları kadınlara mahsus bir şey gibi göstertip kadınları aşağılayacak bir üslup olarak kullanmak ahlaksızlık, terbiyesizliktir.
Kadın da erkek de birer nefistir. Bir ruhtur. İkisi de Allah’ın ruhundan üfürmesiyle yarattığı varlıklardır. Dolayısıyla da eşit haklara sahiplerdir. Kadın istediği gibi boşar eğer anormal görüyorsa. Samimiyetsiz görüyorsa. Dinden, imandan uzak görüyorsa boşar. Zaten düşmüş oluyor boşamasa dahi düşmüş olur nikahı.
(İzdivaç programlarına yönelik)
Tabi içler acısı oradaki programlar. Çok çok acı yani. Bakarken hayret, acıma, teessüf duygularıyla izliyorum. Yani çok onur kırıcı.
Kadın Allah aşkıyla sevilir. Allah’ın tecellisi olarak sevilir. Sana ne parasından? Evleniyorsan da, bir erkekte takva aranır. Takva. Nasıl? Allah’a, Kuran’a bağlı mı? İslam’a bağlı mı? Allah yolunda mücadele ediyor mu? Kendini Allah’a hibe etmiş mi? İslam’a, Kuran’a kendini hibe etmiş mi? Eğer o ahlaktaysa, zaten o zengindir. Zaten iyidir.
Allah’a kendimi hibe ettim, İslam’a hibe ettim. Bence, benim gibi güzel yaşayan, lüks yaşayan, dünyada insan yoktur. Bu kadar çok sevdiği olan ve sevdiği her şeye kavuşmuş olan bir insan yoktur Allah-u alem. Her şeyin en güzeliyle Allah beni muhatap ediyor. Güç veriyor, kudret veriyor, neşe veriyor, sevinç veriyor elhamdülillah. Düşmanlarımı mağlup ediyor, dostlarımı aziz ediyor elhamdülillah.
(İçişleri Bakanımız Trabzon’da; “Türkiye ufku büyük olması gereken bir ülke, vizyonumuzu büyütmek durumundayız, hem zamanda hem mekanda. Zamanda ilk vizyonumuz 2023, mekanda da sadece Türkiye değil, Türkiye’nin dışında kuzeyine, güneyine, doğusuna, batısına bakıyoruz. Büyük Türkiye, büyüttüğümüz Türkiye’nin memnun olmayanları da olabiliyor, bilhassa dışarıdan ama zaman zaman da içeriden ama bu büyük bir olaydır, büyük gelişmedir. Bunun engelleyicisi olsa da engellenmesi mümkün olmayan bir olaydır” söylemesi hakkında)
MaşaAllah ne mübarek insanmış, maşaAllah, elhamdülillah. Ben mesela bilmiyordum, ben normal İçişleri Bakanı zannediyordum. Evliya gibi maşaAllah, helal olsun, yedi ceddine rahmet olsun. Allah ömrünü uzun etsin, hidayet versin. Tam Müslüman evladı, tam Türk evladı. Büyük Türkiye diyor, Türk İslam Birliği diyor, İttihad-ı İslam diyor. Bu coğrafyaya sığmıyoruz diyor, maşaAllah. Balkanlara, ta Çin’e kadar, ta Hindistan’a, her yere inşaAllah. MaşaAllah bu nuru, bu güzelliği yayacağız diyor, Allah mübarek etsin. Allah kötülerin kötülüğünden korusun.
Başbakan da çok mübarek, tam Anadolu’nun aslanı maşaAllah. Modern dindar gençlik, hay atana rahmet, ağzından nur akıyor, maşaAllah. Yobaz dindar değil. Modern dindar, maşaAllah. Atatürkçü, milliyetçi, modern, laik, demokrat, Kuran aşığı, Resulullah (as) aşığı, hepsinin üzerinde Allah aşığı bir gençlik, maşaAllah. Nimet, nimet hükümet.
İnşaAllah şu PKK’nın tepelenmesinde, İddia Edilen Ergenekon Terör Örgütü’nün tepelenmesinde Allah ordumuza, polisimize, jandarmamıza, devletimize, hükümetimize kuvvet versin. Allah gazalarını mübarek etsin. Kurtuluş Savaşı veriliyor, elhamdülillah. Büyük Türkiye’nin arifesindeyiz. Son aşama elhamdülillah. Bu mübarek millet dünyaya ışık saçacak, nur saçacak, saçıyor, daha da saçacak inşaAllah.
Kürt kardeşlerimiz bizim canımız, onlar bizim ruhumuz. Komünistlere, Allahsız, kitapsızlara ben annelerimi, dedelerimi, canım Kürt kardeşlerimi teslim etmem. Ordumuz da teslim etmez, polisimiz de teslim etmez, milletimiz de teslim etmez. Asla bu mümkün değil, unutacaklar. Selahaddin Eyyubi’nin evlatlarını, Bediüzzaman’ın evlatlarını canımız gibi seviyoruz, hepsini bağrımıza basıyoruz. Her yerde koruyup kollasınlar kardeşlerimizi.
(İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in işkenceyle ilgili konuşması; “Bakanlığımızın politikası, devletimizin ve hükümetimizin politikası sıfır işkencedir, sıfır kötülüktür. Hatta bizim yeni sloganımız işkence ayaklarımızın altındadır, elimizin tersiyle itilmiştir. Polis merkezlerimizde ve jandarma karakollarımızda bırakın işkenceyi, incitici tutum ve tavır olmayacak.” ifadeleri hakkında)
Hakikaten öyle bir haber de gelmiyor artık. Eskiden işkence her yerden duyardık. Canımız polislerimiz çok temiz, Anadolu’nun evlatları.
Polise sert muamele ahlaksızlıktır. Demokrasiye dönülüyor, güzel, şefkatli bir ortam varsa, elinde molotof kokteyliyle, ahlaksız herif, polisin kafasında molotof kokteyliyle patladığını düşün, elini, yüzünü yaktığını düşün, cinayete tam teşebbüs. Beş kiloluk taşı kafasına atıyor polisin, aynı mermi, tabanca mermisi etkisi yapar. Nasıl olsa demokrasi var diye terbiyesizlik yapıyorlar. Şu polise saldırma olayları, demokrasiyle falan açıklanmaz. Bu terbiyesizlik, vicdansızlıktır, zulümdür. Ona daha engelleyici kanuni yaptırım uygulansa iyi olur. Polise taş atmanın cezasının ağırlaştırılması lazım.
Gücün Allah'tan olmadığına inanırsan şirktir. Yoksa Allah diyor ayette; “Gözleri ile neredeyse seni devireceklerdi” diyor. Pis bakış vardır, ben rahatsız olurum mesela. Pis bakışlılarla ben muhatap olmam. Bakışı pis olan adamın ben yanında bile durmam, rahatsız olurum öyle varlıklardan, çok kötüdür. Peygamber Efendimiz (sav)’e diyor Cenab-ı Allah “Seni neredeyse bakışlarıyla devirecekler” diyor. “Allah gözlerinin hain bakışlarını bilir” diyor. Pis bakış rahatsız edicidir.
(İslam'da nazar yok mu? İzleyici sorusuna cevap)
Var tabi, var da nazarın müstakil gücü yoktur, Allah yaratır. “Nazar boncuğu taktım, çat çatladı” bırakın böyle komik şeyleri. Nazar boncuğunu elde yapıyorlar genellikle ısıya dayanıksız yapıyorlar, iç gerilimini düşürmeden yapıyorlar. O da ufak bir şeyde çatlayacak şekilde oluyor. “Bir baktı” diyor, “çat yarıldı maşaAllah” diyor. “Olduğu gibi nazarı benden aldı” diyor. At atabildiğin kadar yani.
(Yobaz takımı her yerde yalnız kalacaktır)
Yobazlığın, samimiyetsizliğin,sevgisizliğin, muhabbetsizliğin sonu geldi. Mehdi'den bahsediyor. “Susun” diyor. Sana ne konuşsun, ne anlatıyorsa anlatsın. Sen niye korkuyorsun? Peygamberimiz (sav)’i savunduğu için işten atılanlar olur. Allah'ı savunduğu için işten atılanlar olur, okuldan atılanlar olur, arkadaş çevresi terk eder. Allah'tan, Resul'den yana olduğu için.
Hz. Mehdi'yi rüyada görmek vahiydir anlamına gelmez. Biz Kuran'a tabiiyiz.
Peygamberimiz (sav)'in müjdesi saklanıyor. Ey ümmeti Muhammed kardeşlerimiz duyun. Ahir zaman'da büyük bir felaket Müslümanları sarmış. Dedemin, Nur Peygamberimizin mucizeleri gizleniyor, saklanıyor. Mekke müşrikleri de saklıyordu, şimdiler de saklıyorlar. Bilmediğinden cahilliğinden yapanları tenzih ediyorum.
Koskoca dünyada, Suriye’nin Şam Şehrinde bir semt, köy, orası helak olacak diyor. Bombalanacak, tahrip olacak, helak olacak, insanlar öldürülecek diyor Resulullah. Mehdi'nin alametidir diyor, söylüyor aynısıyla oluyor. Buyurun gördünüz. Tam vaktinde, tam vakti gelince.
Hz. Ali Keremullahi Veche diyor ki; Müminlerin emiri Hz. Ali KeremullahiVeche şöyle ferman buyuruyor;
“Bağdat’a köprü yapıldığı” Mehdi zamanında Hz. Ali söylüyor. “Bağdat’a köprü yapıldığı ve kuyrukluyıldızlar” kuyrukluyıldız demiyor, kuyrukluyıldızlar diyor Lulin ve Halley. “Doğudan doğduğu zaman ordunun süvari birlikleri köprü üzerinde öldürülecektir.” “Süvari birlikleri” yani vasıtalı birlikler. “Köprü üzerinde öldürülecektir.” Bağdat köprüsü bombalandı. Bu mucizeler ümmeti Muhammed'den saklanıyor. Yüze yakın mucize saklanıyor.
MİT Ortadoğu, Balkanların en mükemmel istihbarat teşkilatı. Yedi cedlerine rahmet olsun. Türk İslam Birliği için muazzam gayret içindeler. Her yerden kokularını alıyoruz. Her yerden. Buram buram geliyor kokuları. Allah muvaffak etsin, Allah gazalarını mübarek etsin. Hükümeti yıpratmaya kalmak çok büyük hata olur. Çok büyük yanlış olur. Kendi bindikleri dalları kesmek olur ki zaten kestirtmeyiz, kesemezler ayrı mesele de. Kestikleri hizar kırılır. Öyle bir şey olmaz da ama bir nimettir, bir güzelliktir. Güzel gidiyor gidişat.
Ben Tayyip Bey’in iktidar hırsını göremiyorum. Hizmet hırsı var. Allah’ın kulu olarak. İslam’a, Kuran’a hizmet hırsı var. Başka bir hırsı yok. Bak ne Cumhurbaşkanlığı istedi. İstese olabilirdi Cumhurbaşkanı. Vazgeçti ki hayırlı oldu MaşaAllah. Hasta oluyor, yorgun oluyor bilmem ne.Var gücüyle gayret ediyor. Delikanlı, gayet canlı olarak göreve başladı. Bak yaşlandı. Zor görevdir bu. Yıpratıcıdır. Gece, gündüz uykusuz ve vicdani çok sorumluluk isteyen bir görev. O imzayı atmak kolay iş mi? Milyonlarca insanın sorumluluğunu üstüne alıyorsun. Çok zordur. Herşeye bizzat kendi bakıyor. Onun için böyle dürüst bir insana samimiyetsiz üsluplarla sataşmaya kalkmak yakışmıyor. Yani çirkin duruyor. Hakkıyla olsa, onlar bir söylese, ben bin söylerim. Ama olmayan şeyi niye yaparsın? Ne gerek var? Hiç inandırıcı değil, hiç. Ne hırsı olacak yani. Allah rızası için gayret ediyor.
(“Kürt asıllı bir dayım var. Kendisi Abdullah Öcalan’ın tam bir Müslüman olduğunu, PKK’nın herkese özgürlük kazandıracağını söylüyor” diyen izleyici mailine yönelik)
Bu kadar acayip, bu kadar yanlış, bu kadar yalan bir ifade romanlarda görmedim. Şöyle olabilir mesela. Güneş geldi avucumun içindeydi. Ay yarıldı, içerisinde kamp yaptık falan. İsmi Müslüman ismi olan tamam da bir sürü komünist var ismi Müslüman ismi olan. Ateist var. İsmi Müslüman ismi olunca adamın ruhu da mı Müslüman oluyor? Adam dinsizim diyor. Ateistim, komünistim diyor, açık açık söylüyor. Çok net konuşuyor.
Komünist proletarya diktatörlüğünü kuracak. “Özgürlük” ölme özgürlüğün olur, sürünme özgürlüğün olur. Başka bir özgürlüğün olmaz.
Kürt kardeşlerimizi bazı avanaklar, bazı vicdansızlar, bazı sevgisizler dışlıyorlar. Mesela soruyor. Nerelisin arkadaşım diyor. Siirtliyim ağabey diyor. Ya biz işe alacaktık ama şimdi telefon geldi. Biz tamam bulduk, güle güle kardeşim biz seni ararız diyor. Niye terbiyesizlik yapıyorsun? Ne güzel. Bas bağrına. Al yanına. Anlat. İslam’dan anlat, Kuran’dan anlat. Tertemiz nur gibi kardeşimiz. PKK’ya en büyük darbeyi indirmiş olursun. Daha ne istiyorsun? Sen onu yaptığında PKK’ya doğru itiyorsun. Zulüm yapıyorsun.
“Muhtelif ülkelerden birçok alim, birbirlerinden habersiz şekilde Mehdi’yi aramak üzere yollara çıkacak.” Birbirinden habersiz, kimse yönlendirmiyor. Bak alimler, ilmi olanlar sürekli Mehdi’yi arıyorlar. Kim diyor bunu? Peygamberimiz (s.a.v) söylüyor. Onun için Şeyh Nazım Hocamız Mehdiyi arayın, zuhuru arayın ve ona emaneti teslim edecek kişiyi de arayın diyor.
“Sizden ona kim yetişirse, KAR ÜZERİNDE SÜRÜNEREK DAHİ OLSA ONA GELSİN. ONA KATILSIN. Zira o, Mehdi'dir.” Kar demek ki Mehdi’nin muhtelif hayat devrelerinde, çok güçlü kar yağışları olacak demek ki. Ona özellikle dikkat çekilmiş. Bak bu sene de çok kar yağışı oldu. 1956’da çok fazla kar yağdı. 1986’da çok fazla kar yağdı. Karda bir şey var ki işaret olarak Peygamberimiz (sav) onu belirtmiş, özellikle dikkat çekmiş.
Bak kıyametin kopmasına 1 gün dahi kalsa diyor. 7000 yıllık bir ömürden bahsediyor dünyanın ömründen bahsediyor, Resulullah. 5600’ü geçti diyor. Çıkarttığımızda 1400 kalıyor. 1400’ün en son hatim yeri 1500’dür. Hicri 1500’dür. 1400 ile 1500 arasında her şeyin biteceği anlaşılıyor. Ama bak diyor ki Cenab-ı Allah isteseydi 1400’de de kıyameti kopartırdı. Ama kopartmadı. Kıyamete bir gün bile kalsa. Demek ki kıyamet kopacaktı. Allah durdurdu kıyameti Mehdi vesilesiyle. O anlaşılıyor ifadeden. Bak bir gün bile kalsa diyor durduracak ve Ehl-i Beyt’imden Muhammed Mehdi’yi gönderecek. Hicri 1400’de Mehdi zuhur edince durduruluyor kıyamet. Onun ömrünü Cenab-ı Allah 1400 ile 1500 arasına koyuyor. Resullullah’ın sözü tam oluyor.
2012-02-23 07:00:54