Adnan Oktar'ın 4 Eylül 2010 tarihli röportajından önemli başlıklar

 

04.09.2010, Kocaeli TV

 

  • (Baraj inşaatında kullanılan dinamitler, sahabe mezarlarını tahdit ediyor haberi) Sahabe mezarı olduğuna göre oranın korunmaya alınması lazım. Sahabe mezarlarının bakımlı olması lazım hepsinin bakımdan geçirilmesi lazım. Bu resimde bakımsız görünüyor. O çok utanç verici birşey.
  • Bazı hocalar toplumun bilinçaltını İslam’a karşı biliyorlar. Toplumun bilinçaltını uzun vaadede çok zedeleyip hasta hale getiriyorlar. Dün de birisini dinledim bir İslam büyüğü güya sağ elini çirkin, kirli bir yere dokundurursa, bir daha kutsal bir yere dokundurmuyormuş. Bu ne kadar münasebetsiz, nasıl bir izah? Bir kere temizlik iki elle yapılır ya biri yardım edecek ya da kirli kalacaksın bir de bunu göğe bakarak ballandıra ballandıra anlatıyor. İşte “eşşeğin tüyünü toplasak, onlardan kavak ağacı yapsak, kavak ağacı elma açsa, elmalar yere düşse, üç parçaya bölünse, yenir mi o?” Böyle abuk subuk, ne alaka nereden nerelere giriyorsunuz siz? Yok işte “ölüyle şu olur mu, bu olur mu?”. Böyle anormal, tiksindirecek şeyler. İnsan tahayyül dahi etmez öyle birşeyi.
  • Münafık birşeye kötü diyorsa o iyidir, iyi diyorsa kötüdür. Sakın yanaşma diyorsa mutlaka yanaşmak lazım. Şunda başarısız olduğunuz diyorsan anla ki çok başarılısın. Münafığın siyahı beyaz, beyazı siyahdır.
  • İnsanlara öyle bir din anlatıyorlar ki, dinsizliğin yayılmasına vesile oluyorlar. Samimiyetsiz, saygıya uygun olmayan, çirkin, yakışık almayan, alaycı gibi görünen bir üslup kullanıyorlar. Sen böyle bir üslup kullanırsan, toplumu bu şekilde yönlendirirsen, bilinçaltı kurgulaması yaparsan, o zaman insanlar nasıl samimi iman etsin? Ondan sonra insanlar çıkıyor dinle, mukaddesatla (Allah'ı tenzih ederiz) alay eden bir üslup kullanmaya başlıyor, çünkü bunu sen onların bilinç altına işlemişsin. Anlattıkları iman anlayışında, Allah'ın sanatını, yarattıklarını, delillerini görmenize gerek yok diyorlar, bilimin verdiği delillere gerek yoktur diyorlar. Oysa Allah Kuran'da sürekli iman hakikatlerine dikkat çekiyor. İman hakikatleri Allah'ın varlığının delilleridir, onlarla Allah'ı çok sever, vicdanımızı kullanarak Allah'a bağlanırız. Dini, Kuran'a, hadislere, Allah'a saygılı bir üslupla anlatmak lazım, bilinçaltı kurgulama yöntemleriyle din anlatılmaz. İnsan psikolojisinden iyi anlamak lazım.
  • (Ertuğrul Özkök'ün yazısında 68 kuşağı geri dönüyor yorumuna cevap olarak) 68'de ben de vardım. Ben de Müslüman kuşağıyım. İslam çığ gibi yayılmıyor mu? Darwinizm yerle bir olmadı mı? Bizi 30 milyon kişi takip ediyor. İslam gittikçe dinçleşiyor. Ben 68 kuşağıyım, dünyayı inletiyor 68 kuşağı inşaAllah. 68 kuşağı Darwinizm'i yerle bir etti,  komünizmi yerle bir etti, materyalizmi yerle bir etti. 68 kuşağı Hz. Mehdi (as) kuşağıdır, Hz. Mehdi (as) da o yıllarda doğdu.

 

ONLAR, KENDİLERİNİN İNKARA SAPMALARI GİBİ SİZİN DE İNKARA SAPMANIZI İSTEDİLER. Böylelikle bir olacaktınız. Öyleyse Allah yolunda hicret edinceye kadar onlardan veliler (dostlar) edinmeyin... (Nisa Suresi, 89)

 

Kendi nasıl gidiyor, Müslümanları bırakıp mal için, para için, rahatlık için? Giderken bahane bulur. Ama bu bahaneyi bulurken mutlaka Allah ile aldatmaya çalışır, kendisi de örnek olur kendini gösterir. Sen de git, sen de git ve bu dava dursun der.

 

"TAMAM-KABUL" DERLER. AMA YANINDAN ÇIKTIKLARI ZAMAN, ONLARDAN BİR GRUP, KARANLIKLARDA SENİN SÖYLEDİĞİNİN TERSİNİ KURARLAR. Allah, karanlıklarda kurduklarını yazıyor. Sen de onlardan yüz çevir ve Allah'a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter. (Nisa Suresi, 81)

 

Münafıklarda bir manyaklık var. Durur durur ani bir hareket başlatır. Birden ters döner evliya gibi bir üslupla Müslüman lehinde gibi görünür. Sonra yeniden ters döner. Sonra bir bakarsın yine döner.

 

 

DİĞERLERİNİ DE SİZDEN VE KENDİ KAVİMLERİNDEN GÜVENDE OLMAYI İSTİYOR BULACAKSINIZ. (AMA) FİTNEYE HER GERİ ÇAĞRILIŞLARINDA İÇİNE BAŞ AŞAĞI (BALIKLAMA) DALARLAR. Şayet sizden uzak durmaz, barış (şartların)ı size bırakmaz ve ellerini çekmezlerse, artık onları her nerede bulursanız tutun ve onları öldürün. İşte size, onların aleyhinde apaçık olan 'destekleyici bir delil' kıldık. (Nisa Suresi, 91)

 

Münafıkların en üstünde durdukları konu fitnedir. Kuran'ın bütünü onu ilgilendirmez, Müslümanın aleyhinde ne olabilir ona bakar. Tebliğ kısmı, hakimiyet, vefa, sabır, Müslümanların küfre karşı saf bağlamaları hiçbiri onları ilgilendirmez. Münafığı ilgilendiren tehlikeden uzak rahat yaşamaktır. Ve sadece kendini düşünür. Bunu düşünürken çok dürüst bir görünüm vererek yapar.

 

  • Ahir zaman münafıkları çok detaylı ve girifttir, doğrudan şeytan yardım ettiği için, çünkü şeytan islamın hakim olmasını istemiyor. Şeytan ona ilka eder, dini, islamı çok titiz savunan insanlar olarak karşımıza çıkaracaktır. Şeytan çok zekidir ve muazzam mantık örgüsüne sahiptir, ama aklı ve vicdanı yoktur. Münafık da şeytanın insan olarak yansımasıdır. Allah ayette "atlıların ve yayalarınla onların üstüne yaygarayı kopar" diye bildiriyor, Şeytanın yayaları insan şeklindedir, münafıklardır, gelir konuşur faaliyet yapar. Şeytan ona sakın dinsiz görünme, onlara dindar görün, takva görünümüyle onları detaylarda boğ,  detaya gir o senin elbisen der. Sakın şeytan sizi Allah ile aldatmasın diyor Allah. İblisin yöntemi Allah adıyla, takva görünümünde olmasıdır. Karmakarşık yapar dini, sonra sen zorluktan kaçıyorsun ama ben zorluğun içindeyim der. Bakan da o daha makbul sanır. Oysa labirentler kurmuştur. Onu boğacak sistem kurmuştur. Kuran'a hadise uygun olmayan karmakarışık sistem kurar. O onun içinde boğulduğunda bak gördün mü der, ben dayanıklıyım sen zayıfsın der . 

 

Öyleyse, nasıl olur da, kendi ellerinin sundukları sonucu, onlara bir musibet isabet eder, sonra sana gelerek: "KUŞKUSUZ, BİZ İYİLİKTEN VE UZLAŞTIRMAKTAN BAŞKA BİR ŞEY İSTEMEDİK" DİYE ALLAH'A YEMİN EDERLER? (Nisa Suresi, 62)

 

Peygamberimiz (sav)'in yanına, işari olarak ahir zamanda Hz. Mehdi (as)'ın yanına geliyorlar: İyilik amacındayız, düzelmenizi istiyoruz diyorlar. Münafıklar çok uzlaşmacı görünür, alttan alan görünür. Çünkü mevzi kazanması gerekir. Münafık yakalandığında tedbiri yoğunlaştırır. Bunun için de iyilik görünümünü ve uzlaşma görünümünü yoğunlaştırır. Onun için tahribatları çok şiddetli olur.

 

Allah'a yemin ediyor. Şurada bir açıklık var, onu düzeltmeye çalışıyorum diyor. Halbuki bütün amacı kendince İslam'ı çökertmek. Güya gedik gibi bulduğu bir yön oluyor. Grift yönleri, Kuran'da açıklanmadığını zannettiği yönleri kullanıyor. Haşa, benzetmek olmaz, kanun boşluğundan suçlunun faydalanması gibi. Kendi düşük aklınca boşluk arıyor. Halbuki Kuran'da birşey açıklanmıyorsa o zaten helaldir. Kiraz helal mi, üzüm helal mi diye araştırmayız biz. Açıklanmamışsa helaldir, ama münafık sen bunu nereden buldun der, kendince bir kurnazlık yapar bu yöntemle.

 

Allah'a and içiyorlar ki (o inkar sözünü) söylemediler. Oysa andolsun, onlar inkar sözünü söylemişlerdir ve İslamlıklarından sonra inkara sapmışlardır ve erişemedikleri bir şeye yeltenmişlerdir. OYSA İNTİKAMA KALKIŞMALARININ, KENDİLERİNİ ALLAH'IN VE ELÇİSİNİN BOL İHSANINDAN ZENGİN KILMASINDAN BAŞKA (BİR NEDENİ) YOKTU. Eğer tevbe ederlerse kendileri için hayırlı olur, eğer yüz çevirirlerse Allah onları dünyada da, ahirette de acı bir azapla azaplandırır. Onlar için yeryüzünde bir koruyucu-dost ve bir yardımcı yoktur. (Tevbe Suresi, 74)

 

Erişemedikleri birşey ne biliyor musun? Münafık zannedersin ki gözü büyük bir yerde. Büyük bir alim olmak, kendince Peygamber olmak, Hz. Mehdi (as) olmak istiyor. Öyle birşey yok aslında. Bazı saf tipler vardır, aklı zayıftır. Büyük alim olmak ister, Peygamber olduğunu, Hz. Mehdi (as) olduğunu iddia eder. Münafık hepsinin üstünde görür kendini, Haşa Allah'ı da beğenmez. Bilinç altındaki ana hedefleri bu oluyor.

 

İntikamcıdır, hasta ve psikopat ruhludur. Nasıl initikam alırım onun düşüncesidir. Nasıl Müslümanlar aleyhinde haber yayarım diye bütün gün bununla uğraşır. Beynindeki tüm konu budur, yemek içmek uyumak ve bu. Allah’ın elçisi kanalıyla onlara en güzel iyilikleri yapar, en güzel ortamlarda yaşatır. Ama bu onların öfkelerini artırır. Peygamberimiz (sav)'in yanında tertemiz, huzurlu ortamda yaşıyor. Yanlış konuşma olmuyor, güvenilir, sevgi dolu, sevecen bir ortam, bu ona yetmiyor. Pislik istiyor, pislik içinde yaşamayı seviyor.

 

Allah'a karşı haksız yere cahiliye zannıyla zanlara kapılarak: "BU İŞTEN BİZE NE VAR Kİ?" DİYORLARDI. De ki: "Şüphesiz işin tümü Allah'ındır." Onlar, sana açıklamadıkları şeyi içlerinde gizli tutuyorlar, "BU İŞTEN BİZE BİR ŞEY OLSAYDI, BİZ BURADA ÖLDÜRÜLMEZDİK" DİYORLAR. De ki: "Evlerinizde olsaydınız da üzerlerine öldürülmesi yazılmış olanlar, yine devrilecekleri yerlere gidecekti. (Bunu) Allah, sinelerinizdekini denemek ve kalplerinizde olanı arındırmak için (yaptı). Allah, sinelerin özünde saklı duranı bilendir.  (Al-i İmran Suresi, 154)

 

Cahiliye kafasıyla bakarlar, Kurani mantıkla bakmaz. Kurani mantığı kendince Kuran'la mücadele için kullanır. Onun için, Hz. Ali'den gelen hadiste, “Hz. Mehdi (as)'ın işi zordur, çünkü münafıklar Kuran’la karşısında çıkacaklar deniyor.

 

Çıkarcı oldukları için “bu işten bize ne var” diyor. Bir çıkarımız yok. “Ya hapsedileceğiz ya iftiraya uğrayacağız, bizim burada bir çıkarımız olmaz” diyor.

Peygamber (sav)'in yüzünü görmeye tahmmül edemiyorlardı, onun nuru onları yakıyordu. Hz. Mehdi (as)'ın nuru da yakar münafıkları. Bakamaz, kaçabildikçe kaçarlar. Hz. Mehdi (as)'dan mümkün mertebe uzak dururlar.

 

Sizden önceki (münafıklar ve kafirler) gibi. Onlar sizden kuvvet bakımından daha güçlü, mal ve çocuklar bakımından daha çoktular. ONLAR KENDİ PAYLARIYLA YARARLANMAYA BAKTILAR; SİZ DE, SİZDEN ÖNCEKİLERİN KENDİ PAYLARIYLA YARARLANMAYA KALKIŞMALARI GİBİ, KENDİ PAYLARINIZLA YARARLANMAYA BAKTINIZ ve siz de (dünyaya ve zevke) dalanlar gibi daldınız. İşte onların dünyada ahirette bütün yapıp-ettikleri (amelleri) boşa çıkmıştır ve işte onlar kayba uğrayanlardır. (Tevbe Suresi, 69)

 

 

Payına düşen nedir, ona bakıyor. Yiyip içip, yan gelip yatmak. Kuran'ı koruyormuş gibi görünüp Kuran'a karşı mücadele eder. Bunu nasıl yapıyor, cehd etmez. Her münafık anti Mehdidir. Hiçbir münafık Hz. Mehdi (as)’ı ağzına almaz.

Daha önceki münafıklar nasıldı? Onlar da kaçıyordu. İşten, babasından, annesinden pay almak için Müslümanların yanından kaçıyor.

 

  • Benim ana görevlerimden biri de, Kuran'la, hadisle, ilimle, sevgiyle münafıkları ezmek. Sevgi münafığı yakar, muhabbet yakar. Münafık kan ister, zulüm ister. Bir kısım cahiller de istiyor, ayrı onlar. Münafıklar hep bir bela gelme korkusu içindedirler. Hayatları cehennemdir.
  • Allah Türkiye’yi bölmeye kalkanları helak etsin. Allah akıllarını alsın. Allah onları delirtsin. Allah bölmeye kalkanları mahvetsin. Türkiye’yi böldürtmeyiz. Böyle bir korkuya gerek yok. Mehdiyet devrinde ittihad vardır, birlik vardır. Türkiye Turan olacak, büyüyecek. Bütün İslam alemi birleşecek Türkiye öncülüğünde. Bu ırk birliği değil. Genetik üstünlüğü değil bu. Faşist kafayı Allah helak etsin. Bunu Allah’ın nuru, güzel Peygamberimiz (sav) söylüyor.
  • Beidüzzaman “Hz. Mehdi (as) gelecek” dedi diye 600 sayfa kitap yazıyorsun? Darwinizmi eleştiren iki sayfa yazı niye yazmadın? Niye Darwinizmi savunuyorsun, evrim vardır diyorsun? Sen Bediüzzaman'ı eleştirsen kaç yazar? Bediüzzaman ortada, sen de ortadasın. Sana bakıp kaç kişi imana geldi, Bediüzzaman vesilesiyle kaç milyon kişi hidayete geldi? Hepsini yanlış anlamış Risale-i Nur’un. Önyargıyla bakarsan anlamazsın. 600 sayfanın 600'ünün de yanlış olduğunu ona ispat ederim inşaAllah.
  • Ahmet Akgündüz neden İttihad-ı İslam’dan bahsedemedi? Çünkü hocamı profesörlükten alırlar. Alsınlar ne olacak? Biz bakarız hocama. Çok büyük şeref olur. Bediüzzaman “en gür seda İslam’ın olacak” diyor.

 

Harunyahya.TV

 

  • Papalık şiddete karşı birleşsin açıklaması yapıyorlar. Sonra da Darwinistleri Papalığa toplayacaklar, Darwinist propoganda yapacaklar. Darwinistliği öğrenen insanlar diyalektik felsefeyi savunmak durumundadır. Hem Darwinist olup da başka türlü sistem savunmak zaten mümkün değil. Leninist oluyor. Lenin de “şiddet yapın” diyor. Kimi dinleyecek adam? Papa’yı mı, Darwin’i mi dinleyecek? Tabii ki Darwini dinliyor.  Papalıkta adamları toplar, toplantı yaparsan, Darwinizm geçerlidir, doğrudur dersen, Darwinizmin geçersizliğini anlatmaya çalışanları oradan zor kullanarak çıkartmaya çalışırsan, olmaz. O çok samimiyetsiz olur. Şiddete karşı birleşmek, Darwinizm'e karşı birleşmekle olur. Ancak o zaman konu kökünden biter.

 

  • (Hawking’in açıklamaları konusunda) Bu adamcağız, bu garibim zaten konuşamıyormuş. Bu zavallı adamcağızla böyle uğraşmanız ayıp. Adam canıyla ilgileniyor. Serbest atışa geçtiniz. Bu insan hem bedenen çökmüşhem de zihnen de sorun olur. Bunda beyni de çöküyor. Bu ancak yemesini içmesini söyleyebilen bir insan. Hiçbirşey yoktu ama yerçekimi vardı diyorsun. Yerçekiminden bahsediyorsun sen yer nerede? Yeri karga yuttu, karga nerede, kaçtı gitti. Bunu da sadece gözünü oynatarak söyledi demek çok samimiyetsiz bir hareket.

 

(Herşey) Açıkça ortaya çıktıktan sonra bile, sanki kendileri, göz göre göre ölüme sürükleniyorlarmışgibi, SENİNLE HAK KONUSUNDA TARTIŞIP DURUYORLARDI. (Enfal Suresi, 6)

 

Peygamber (sav)'le sürekli cedelleşmeye çalışıyorlardı. Kendilerince Peygamber (sav)'i mat etmeye, kendi düşük akıllarınca Kuran'la mat etmeye çalışmışlar, her seferinde rezil rüsva olmuşlardır. Kendilerince Peygamberimiz (sav)’in evliliklerini diline doladılar. Kendini hibe eden kadınları dillerine doladılar. Mehirsiz kendini hibe eden hanımları. Peygamberimiz (sav)’in coşkusuna, sevgisine haset ettiler.

Ondan çok rahatsız oldular. Bu çok ağırlarına gitti. Allah ona özellikle dikkat çekiyor. Beyni iğdişruhu iğdişbunların. Allah onlara rezil rüsva olmayı nasip etti, Peygamberimiz (sav)'e de onuru, güzelliği, şerefi hepsinden önemlisi Kendi rızasını ve cennetini nasip etti inşaAllah.

 

 

Şüphesiz içinizden ağır davrananlar vardır. Şayet, size bir musibet isabet edecek olsa: "Doğrusu Allah, bana nimet verdi, çünkü onlarla birlikte olmadım" der. (Nisa Suresi, 72)

 

Münafıkların ağır davranmaları vardır, herşeyi ağırlaştırırlar. Herşeyi zorlaştırırlar, detaylara daldırırlar, uzağa atarlar, ağırdan alırlar. Bazıları da cahilliğinden yapıyor tabi.

 

Eyke halkı da, gönderilen (peygamber)leri yalanladı. (Şuara Suresi, 176)

Allahın bir vaadi olduğunda mutlak yalanlanıyor. “Peygamber gelecek” denildiğinde mutlaka yalanlanıyor. Hz. Mehdi (as) gelecek dendiğinde yine yalanlanıyor. Peygamber (sav) haber verdiği halde, delil verdiği halde, sünnete uygun olduğu halde, Kuran ayetleri işaret ettiği halde, Adeteullah'a uygun olduğu halde, bütün  Kütüb-i Sitte’de anlatıldığı halde, vargüçleriyle inkar etmeye, yalanlamaya uğraşıyorlar.

 

 

Hani onlara Şuayb: "Sakınmaz mısınız?" demişti.

"Gerçek şu ki, ben size gönderilmişgüvenilir bir elçiyim." "Artık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin."  "Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir."

 (Şuara Suresi, 177-180)

 

“Şuayb” şubecik demektir. Büyük bir topluluk içinde küçük bir şube. Hz. Mehdi (as)’ın da bir ismidir. Küçük bir şube. İnsanlar hep maddeci ve çıkarcı insanlardan çekinir ya burada da o anlatılıyor. Elçiler de hep “benim hiç bir çıkarım yok, Allah için anlatıyorum” diyor.

 

"İnsanların eşyasını değerden düşürüp-eksiltmeyin ve yeryüzünde bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın." (Şuara Suresi, 183)

 

Mesela adam belli ki çok şey hakediyor ama adamın zor durumda olmasından dolayı ona az para veriyor. Veya adam mesela 1 trilyonluk evi var onu sıkıştığı için 300 milyara satıyor, “oh ne güzel” demeyin onun köşeye sıkışmışlığından kulanmak olmaz diyor Allah. Hakkı neyse onu vermek lazım.

 

 Onu Arapça bilmeyen birine indirmişolsaydık. Böylece onlara okusaydı, yine ona iman edecek değillerdi. (Şuara Suresi, 178-179)

 

İkinci anlamı olarak, işari manada bu ayet Hz. Mehdi (as)'a da bakar. Hz. Mehdi (as) da Arapça bilmez, ama Kuran'ı anlatacak. Peygamberimiz (sav) Arapçayı çok iyi biliyor. “Kuran'ı anlatma, en iyi şekilde izah etme ve açıklama konusunu ona vermişolsaydık” gibi düşünsek ayeti yani ikinci anlam olarak, işari mana olarak, Hz. Mehdi (as) da insanlara okuyacak ama iman etmeyen yine iman etmeyecek. İkinci anlamı olarak Hz. Mehdi (as) 'ın Arapça bilmemesine ve buna rağmen Kuran'dan mealden, tefsirden veya ehli sünnet eserlerden okuyarak anlayacağına ve anlatacağına işaret ediyor. Çünkü belli ki tercüme olarak okuyarak anlatacak.

 

Onlar, o pek acı azabı görünceye kadar ona inanmazlar. (Şuara Suresi, 201)

 

Ancak ekonomik kriz, bir acı, bir azab olduğunda inanırlar diyor Allah.

 

Artık o (azab), kendileri şuurunda olmadan onlara apansız gelecektir.

 (Şuara Suresi, 202)

 

Allah burada Ahir zamanda da kıyamete dikkat çekmiş

 

Şeytanların kimlere inmekte olduklarını size haber vereyim mi? Onlar, 'gerçeği ters yüz eden,' günaha düşkün olan her yalancıya inerler. (Şuara Suresi, 221-222)

 

Kuran’ın açık hükmünü daraltıp, yeni yeni açmazlar meydana getirenler, ters yüz edenler. İttihad-ı İslam’ı savunmazsa günaha düşkün konumunda olur. İslam hakimiyetini savunmazsa günaha düşkün hükmünde olur. Çünkü zulme rıza doğrudan zulümdür. Mesela adamın elinde balta var, çocuğun tepesinde tutuyor vuracak, elinden tutsan baltayı indiremeyecek adam. Ama ne yapıyor, seyrediyor? Bu ne demektir? Baltayı vuranla aynı hükme gelirsin. İttihad-ı İslam uygulandığında o balta havada kalır, istemediğinde o balta o insanın başına iner, sen de manen sorumlu olursun ve bu bir günahtır. İttihad-ı İslam olmadığında her türlü günah, uyuşturucu, gayri meşru ilişki oluyor. Yüzbinlerce insan uyuşturucudan ölüyor ona da bir nevi ortak oluyorsun. Çünkü durdurma imkanın var. Mesela yılan ilerleyerek giriyor, görüyorsun orada da yatan bir çocuk var ve kapıyı kapasan giremeyecek yılan. Adam elinde sigarayla seyrediyor ve yılan girip çocuğu zehirliyor ve boğuyor, sen de sorumlu olursun. İntihar edenlerden, Müslümanların parçalanmasından, Müslümanların ekononik ızdıraplarından, acılarından, Müslümanların birbirini kırıp geçirmesinden, yabancı ülkelerin Müslümanlara yaptığı zulümler üstüne olur. Mesela Irak'ta, Afganistan'da çocuklara tecavüz ediyorlar, kadınlara tecavüz ediyorlar. Bir de internete koymuşlar, görüntüleri bakılacak gibi değil. 8 yaşındaki kıza tecavüz edip internete koymuşlar. Bunların hepsine razı olmuşanlamına gelir.

 

Bunlar (şeytanlara) kulak verirler ve çoğu yalan söylemektedirler. (Şuara Suresi, 223)

 

Oradan buradan haber toplarlar münafıklar. Sürekli Müslümanlar hakkında haber toplarlar. Birbirleriyle sürekli bağlantı halindedirler. İftira ve yalana dayalıdır sistemleri.

 

Görmedin mi; onlar, her bir vadide vehmedip duruyorlar. (Şuara Suresi, 225)

 

Yani olmayan, vehim şeyler çıkarırlar. Hayali şeyler. Bir de masonların vadi toplantıları vardır. Konvan toplantıları. “Vadide toplandık” derler. Ona da işaret ediyor.

 

  • Münafık olmaktan korkmak münin alametidir. Münafık zaten üstüne alınmaz ama münafık olduğundan da emin olur. “Köpek” dersin, “bana mı dedin” der. “Kağıt beyaz” dersin, “benim yüzüm de beyaz demek ki bana bağlantı kurdun” der. Münafık zaten münafık ayetlerini kabul etmez. Kuran’ı kabul etmiyor ki o tehdidi kabul etsin. Münafık ayetlerinden münafık şu yönden çekinir, rezil rüsva olduğu için. Öyle bir açıklamışki Kuran öyle bir şerh ediyoruz ki, kaçacak yeri olmaz. Gururu azametli olduğu için rahatsız olur. Her anlattığın tam isabet olunca, anlatılanlar tam uyumlu olunca beyninden vurulmuşa dönüyor. Hayır diyecek hali de olmuyor. Herkesin anladığını anlamaktan dolayı panik oluyor. Münafık yaralı domuz gibidir sürekli kaçar, ama sürekli de yakalanır.
  • Gururuna düşkün olduğu için anlatılanlar da kafasına balyoz yemişgibi olur. Kuran ayetlerine zaten inanmaz münafık. Onu ilgilendirmez yani. Ama mümin “aman ayet bana mı bakıyor” der. Kendini düzeltmenin peşinedir. Münafık “ben Allah’ı anıyorum buna rağmen nasıl yakalanıyorum” der. Münafıklar beyninin en derin hücrelerine kadar bilir.
  • Münafıklar öyle çetindir ki onlarla sözle mücadele güçtür genelde. Ama ahirette böyle yapamıyorlar. Allah’a karşı yapmak istiyorlar bunu ahirette. Ben böyle şey yapmak istemedim diyor, dili diyor ki sen düşündün. Benim elim bunu yapmadı diyor, eli yaptı diyor. Vücut organları konuşacak. Öbür türlü münafıklarcedele açıktır.

 


2010-09-05 11:28:29
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top