Adnan Oktar'ın 10 Eylül 2010 tarihli röportajından önemli başlıklar

 10 Eylül 2010,Kocaeli TV

 

  • Komünizmle bizim sorunumuz ekonomik değil. Ama tabii ki beyin çökerse ekonomi de çöker. İnsanların beynini aldılar Çin’de, ekonomi de çöktü. Beyin gittiği için Çin’de de Rusya’da da sanat bitti. Rus sanatını da bitirdiler. Bileğini sıvamış adamlar, kavgaya giden, bağıran adamlar.

 

 

  • Türkiye aydınlanacak. Türkiye modernleşecek. Türkiye demokrat olacak. Artık acayip hikayeler duymayacağız. Eskiden hikayeler duyuyorduk. Mesela bir mahkeme oluyor, mahkemede 10 kişi aynı suçtan yargılanıyor. İlk beş kişi için mahkeme, gösterilen şikayetçilerin hepsi korkutulmuş şahitlerdir diyor, ifadeleri geçersizdir, dolayısıyla sizi beraat ettirdim diyor. Aynı mahkeme biraz sonra ikinci 5 kişiye geçiyor, bu şahitler tehdit edilmemiş, hepsinin söylediği doğrudur, size de ceza verdim diyor. Bütün milletin gözü önünde oluyor bunlar, git şikayet et, hiçbir netice alamazsın. Aynı davada 10 yargılanan var, 5 insanı beraat ettirdim şahitler tehdit altındaydı, diyor, sonraki 5 kişi için yoo şahitlerin hiçbiri tehdit altında değildi diyor. Tabi ki saygımız var, ama saygımız olduğu kadar mahkemeye verme hakkımızın da olması lazım. Mesela savunma yapacaksın, mahkeme diyor ki savunma yaptırmıyorum diyor. Savunma yapamıyorsun. Ve cezayı veriyor. Ne yapacaksın, şikayet edecek bir yer var mı, netice alabiliyor musun, alamazsın. Alan varsa göstersin. Adam yargılanıyor hangi maddeden yargılandığını sorduğunda mahkeme söylemiyor, sen bul diyor, adam kendisi bulacak. Nasıl bulsun? Ben hangi maddeden yargılanıyorum efendim diyor, cevap yok. Nereye şikayet edeceksin? Mesela bir mahkeme dosyası oluyor 10 delil var, ilk beş kişi için ben bunları geçerli saydım, size beraat veriyorum diyor. Şimdi devamı gelsin, 10 delilin 10'unu da geçersiz kıldım, size de mahkumiyet verdim diyor. Çünkü polis ifadesi avukat olmadan ve işkenceyle alınmış diyor bu sebeple geçersiz kılıyorum ve beraat veriyorum, diyor. Siz gelin, diyor işkence oldu mu oldu avukat var mıydı yok, olsun diyor sizin için geçerli sayıyorum ve cezayı veriyorum diyor. Saygımız var, çok büyük hürmetimiz var, ama bu sistemin olmasının hayret verici olduğunu düşünüyorum. Ve evet vereceğim ve yargıda düzenleme yapılması gerektiğini düşünüyorum. Konuşamıyorum bak, konuşamıyorsun, şikayet edemiyorsun tazminat davası mümkün değil, mutlaka kaybediyorsun. Diyorlar ki bu çok güzel sistem devam etsin diyorlar, ben de diyorum ki çok şaşırtıcı buluyorum düzenlenmesi gerektiğini düşünüyorum. Çıkıp birisi HSYK'yı şikayet etsin, kim şikayet edebilir? Yargıtay'ı kim şikayet edebilir, eden varsa göstersinler, alınmış hüküm varsa göstersinler. Tabi içlerinde temiz, dürüst olan tüm hakimleri tenzih ediyorum, örnek olarak söylüyorum. 70 milyon Türkiye'de bir kişi söylesin biz netice aldık desinler, olamaz, yok , mümkün değil, ne haddimize? Biz istirham ediyoruz, diyoruz ki vatandaşın şikayet etme hakkı olsun diyoruz.

 

  • Dürüst hakimlerin hepsini tenzih ederim, ama iddia edilen ergenekon örgütünün yargı içinde çok acayip bir yapılanması var ve adamlar kanunla korunuyor. Adamlar tam yerini bulmuş ve dokunamılıyor.
  • Bazıları benim haberim yok, hiç öyle birşeyle de karşılaşmadım diyor, hayır vereceğim diyor. Saygım var, hayır diyene, ama illa başına mı gelmesi lazım. Türkiye bölünür diyor. Niye bölünme olsun? Demokrasinin nimetlerinden istifade etmeyi bölünme gibi gösterip milleti korkutup baskı altına almaya çalışmak yakışıyor mu? Özgürce konuşalım, referandumlar olsun, rahat ortam olsun.
  • HSYK mesela çok az üyesi var, kalabalık olsun rahat edelim. Hastaneye gidiyoruz 30 doktor toplanıyor, karar veriyor adamın gönlü rahat ediyor. Bir tane doktor karar verse bir doktora daha gider, diğer doktora daha. İçi rahat etmez. Mahkemede mesela  3 hakimin karar vermesi isteniyor, şaibe olmaması için. HSYK üyesi seçiyorsun çok önemli bir konu, 12.500 kişi seçecek ne güzel, ne var bunda. Kalabalık olması bize güven verir, rahatlatır.
  • Biz fikrin düzelmesini istiyoruz, adamın cismiyle, etiğiyle, kemiğiyle, beyniyle bir sorunum yok. Kafasındaki fikir beni rahatsız ediyor, yani yanlışlığı ve onun tahribat yönü. Kendini de yakacak çünkü. Kendini de mahvetmemesi için ve milleti de mahvetmemesi için onunla fikirle mücadele ediyorum. Bende kan yok. Damlasına karşıyım ben kanın. Benim dirseğim dahi kimseye çarpıp burnunu kanatmaz. Bilgiyle, akılla daima. Düşünceyle, çok kolaydır. PKK'yı bize teslim etsinler, eğer iki ayda bitirmezsem, fikren ve psikolojik olarak tamamen felç etmezsem bana isteyen istediğini söylesin. Sadece iki ay, devletin imkanlarını versinler, iki ay yeter. Beni tanıyan herkes de bunu bilir.

 

  • Fidel Castro, Musevi kökenlidir, Küba asıllı değildir. Ama Ahmedinejad Yahudi düşmanı olsa, haram olur. Müslüman böyle şey yapmaz. Yahudi dediğin Hz. İbrahim'in soyu, Hz. Musa'nın soyu, mübarek, peygamberlerin soyu. Bir soya düşmanlık ırkçılıktır, faşistliktir. Bir Müslüman böyle birşey yapmaz. Ama ateisttir karşı taraf, zulüm yapıyordur, zulumüne önlem alırız. Aksi, yani tüm soya düşmanlık faşistliktir, Müslüman böyle birşey yapmaz. Dolayısıyla Ahmedinejad da böyle birşey yapmaz, niye yapsın? Musevilerle, hahamlarla sarmaş dolaş resimleri var. Zulme karşıdır Ahmednejad konu buAyrıca Hz. Mehdi (as) devrinde Musevilere şefkat gösterilecek, atalarının topraklarında rahat yaşamaları sağlanacak. Hz. Mehdi (as), Musevilerin beklediği Kral Mesih'tir. Museviler Hz. Mehdi için binlerce yıldır, sabah akşam sürekli ağlayarak dua ediyorlar, "Ya Rabbi bize Kral Mesih'i gönder" diye. İşte bekledikleri Kral Mesih, Hz. Mehdi (as)'dır. Ayrıca Mehdiyetin zıl ve gölgesi altındayız, dolayısıyla Müslümanların, Hıristiyanların ve Musevilerin kurtuluşu başladı şu an.
  • Olacak dediğim şeyler olacak, olmayacak dediğim şeyler olmayacak inşaAllah. İstanbul’da deprem olmayacak dedim, bakın herkes deprem olacak diyordu, hepsi kesti deprem muhabbetini. En cömert davranan “10 yıl” diyordu. Çünkü “İstanbul’da deprem olmayacak” dedim, 10 yıl geçti, olmuyor. Çok büyük bir mucize oldu, bunu geçiştirdiler. 99 depreminde Adalar’da yer altına geçti deprem, Avcılar’a kadar gitti, Avcılar’dan çıktı, İstanbul’u öyle vurmadı. Depremin başlangıç noktası da çok şaşırtıcıdır. Bunu da örtpas ettiler. Depremle ilgili gizlenen çok gerçek var, benim de bildiğim çok gerçek var.
  • Ben Güneydoğu'daki başörtülü annelere, Güneydoğu'daki o bebeler, o canlarıma büyük bir şefkat ve sevgi duyuyorum. Hepsini ellerinden öperim. Ayağının tozuyum ben onların. Ben onların azap çekmesini istemiyorum. Bölündü mü Türkiye, mahvolurlar. Her yönden mahvolurlar ve kitle katliamına uğrarlar. Tüm yabancı devletler saldırır. Ben onların tüyüne zarar getirtirmem. Onlar bizmi yeddi emanımızda. Ruhum, canım onlar. Ben onları komünistlere teslim etmek istemiyorum. Dinsizlere teslim etmek istemiyorum, o kadar.
     
  • Şeytan kan ister. Biz canı kurtarmanın peşindeyiz. Canlar canlı kalsın istiyoruz. Yanlış şeytani düşünceler gitsin, üstündeki iblisi kovmanın peşindeyiz biz. Yani içindeki şeytanı öldürüyoruz. Bedeni kalacak, canlı kalacak. Ben ruhundaki şeytanla mücadele içerisindeyim. Ben onun o şeytanını öldürdüm mü bitti. Allah selamet versin. Ben onların iblislerini öldüreceğim, şeytanlarını öldüreceğim. Anti şeytanım. Şeytan eziciyim. Benim vasfım bu, inşaAllah.
     
  • Münafığın oluşması için hak bir cemaate ihityaç vardır. Herhangi bir cemaatte flu bir münafık olur ama Hz. Mehdi (as) cemaatinde çok azılı olur. Hz. Mehdi  (as) cemaati aynı zamanda münafık fabrikası gibidir. En azılı münafıklar da oradan çıkar, en veli kişiler de oradan çıkar. Veli olduğunu anlayamazsın. Bir cami cemaatinden münafık çıksa, en fazla zararı ne olabilir, “bu cami yıkılabilir” der. Ama Hz. Mehdi (as) cematinin münafıkları çok azılı olur. Cemaatin gücü, etkisi ile orantılı oluyor münafığın gücü de. Peygamberimiz (sav) dönemindekiler de en azılı münafıklardır. “Talut, Calut'u öldürdü” diyor, ayette. Hz. Davud (as) devri. Münafıkların en yoğun olduğu devirdir. Hz. Talut (as) büyük bir İslam komutanıydı, veli insandı. Nehri geçeceğiz, bir avuç su alcaksınız diyor, fazla su yok diyor. Askerlerin 313 tanesi "çok güzel" diyorlar, "bir hikmeti var" diyorlar. Öbür takım kalplerinde hastalık olanlar ve münafıklar; kalbinde hastalık olanın iyileşme imkanı vardır ama münafık ölmüştür, artık Allah'ın dilemesi dışında dirilmesi mümkün değildir. "Mantık yok ki" diyor, "avuç avuç içeriz, niye içmeyelim ki, nehirin kenarındayız" diyor, hikmet görmüyor. Münafık düz mantıkla düşünür, derin düşünenemez. Eşek kafalıdır, eşek nasıl dümdüz ota gider, o şekildedir.
  • Hz. Mehdi (as) cemaatinin de azınlık olması Allah’ın isteği. Allah içlerine özel olarak münafıkları koyuyor. Özel olarak sıkıntı çektiriyor. Hz. Mehdi (as) için “dövüle dövüle sırtı ve karnı genişler” diyor hadiste. Burada tabii kastedilen saldırılınca ününün yayılması. Haksız yere saldırılmak güzeldir. Hz. Mehdi (as) vesilesiyle kıyamet durmuş, hayatını ona borçlu ama adam farkında değil, velinimetine saldırıyor. Talut (as)’ı önemsiz görüyor o zamanki münafıklar. Mantıksız konuştuğu kanaatindeler. Hz. Yusuf (as)’ın kardeşlerinin de kalbinde hastalık var. Mesela kardeşlerinde Hz. Yusuf (as)’ı öldürme eğilimi oluyor. Şeytanın bir özelliğidir. Kan dökücüdür. Kan ister içgüdü olarak. Allah kana eğilimli yaratmıştır. Münafıklar kıskançtır ve haset ederler. Müslümanların aklı, zekası, zenginliği münafıkları derinden yakar. O acıdan kurtulmak için de saldırır ve kan dökme eğilimi olur. Hz. Yusuf (as) gibi mübarek, tatlı, güzeller güzeli birini kuyuya atacak kadar acımasız ve gaddarlar. Doğal ölsün kanaatindeler. “Bir kervan belki alır, götürür” diyorlar. Ya gelmezse? Ölür.
     
  • Hz. Yusuf (as)’a kadının yaptığı da kalbinde hastalık olduğu için. Sevgi dolu bir kadın sevdiğine asla zarar vermez. Gizlice kalben ölünceye kadar sevebilir. Allah ahirette beraber eder. Kalben kendini ona hibe etmesi gerekir. Ama “o zaman hapse girsin” diyor. Bu nasıl zulüm! 7 yıl. Korkunç bir olay. O zamanın zindanları korkunç yerler. O güzeller güzelinin 7 yıl ne işi var orada? Hz. Yusuf (as) önceden beğenmiş kadını. Olay bir anda gelişmiş bir olay değil, evveliyatı var. Ama Hz. Yusuf (as) da bir kadının dayanabileceği gibi değil. Oradaki kadınlarda akıl almaz bir etki meydana getiriyor. Kadın “bakın size ispat edeceğim” diyor, hepsinin eline meyve tabağı veriyor. “Yusuf gel” diyor. Kadınlar bir saniye meyvaya bakamadıkları için hepsi elini kesiyor. “Şimdi gördünüz mü” diyor kadın “neden bu hale geldiğimi”. Çünkü cazibe var. Çekici. Çünkü erkek vardır, eli yüzü düzgündür ama anlamsızdır, elektriği yoktur, kadını da etkilemez. Yüz hatlarının düzgün olması da birşey ifade etmez. Etkileyiciliği Allah özel yaratır. Bu da kalbinde hastalık olanların bir zulmüdür. Bir erkek bir kadını beğenebilir. Kadının reddettiğini düşünelim, onu kalbinde aşkla seversin ama gidip musallat olmazsın. İnsan sevdiği kadını korkutur mu, rencide eder mi? “Sen nasıl istiyorsan öyle olsun” demesi lazım. Bazen sevgi ve hayranlık, münafıklarda saldırganlık ve öldürmeye kadar giden bir duruma dönüşebilir.
     
  • Habil ve Kabil’den biri mazlum, diğeri münafık. Her münafık kan dökmeye eğilimlidir. Bunlarda haset duygusu vardır ve devamlı cehenneme düşmüş gibi yaşarlar. Gecesi gündüzü azap içindedir. Haset içlerini yakar bitirir.
     
  • Müslümanda haset yoktur, gıpta vardır, gönlü rahattır. Güzelse, “Allah güzelliğini artırsın, inşaAllah bana da nasip etsin” der. Zenginse, “Allah zenginliğini arttırsın, inşaAllah ben de zengin olayım”, der. Münafık ne der, “Allah elinden güzelliğini alsın, tek güzel ben olayım” der. Münafık dua eder, ama şeytani dua eder. Kabul olmaz duası.
     
  • 2021'lerde yer yerinden  oyanayacak, inşaAllah. Hz. Mehdi (as) da vazifede ama yer yerinden oynuyor mu? Hz. Mehdi (as)'ın vazifeye başlamasından sonra Türkiye'ye bakın. Darwinizm yok oldu mu, her alanda istisnasız her alanda din hakim oldu mu. İşte bu, Hz. Mehdi (as)'ın himmetiyle oldu. Dünyaya bakın. Fransa'ya bakın. Darwinizm, materyalizm yıkıldı mı. Bakın biz Hz. Mehdi (as)'ın öncüsüyüz etkisine bakın. Dünya liderlerinin Allah'ı, Kitab'ı, dini, İslam'ı öven konuşmalarına bakın, göreceksiniz.
     

Harun Yahya TV, 10 Eylül 2010

  • Türkiye Sıcak sevginin en güzel yaşadığı yerdir...

10/57- Ey insanlar, Rabbinizden size bir öğüt, sinelerde olana bir şifa ve mü'minler için bir hidayet ve rahmet geldi.

17/82- Kur'an'dan mü'minler için şifa ve rahmet olan şeyleri indiriyoruz. Oysa o, zalimlere kayıplardan başkasını  arttırmaz.

41/44- ... De ki: "O, iman edenler için bir hidayet ve bir şifadır. İman etmeyenlerin ise kulaklarında bir ağırlık vardır ve o (Kur'an), onlara karşı bir körlüktür. İşte onlara (sanki) uzak bir  yerden seslenilir."

Şifa. Bir hastadan bahsediyor Allah ve “Kuran da şifadır” diyor. Kalpleri hasta olanlar doktora teslim olup tedavi ettirecekler kendilerini. Bütün olay hastalıklarını kabl edip kendilerini tedavi ettirmek istemeleri vedoktora teslim olmaları

 

 

 

RESULULLAH'IN (S.A.A) HER YAPTIĞINI O DA (HZ. MEHDİ (AS) DA) YAPACAKTIR; RESULULLAH (SAV) CAHİLİYET TEMELLERİNİ YIKTIĞI GİBİ O DA (HZ. MEHDİ (AS) DA) ÖNCEKİ TEMELLERİ YIKACAKTIR. O (HZ. MEHDİ (A.S.), İslam 'ı yeniden baştan alacaktır. (Mikyalu'l Mekarim, c.1, s.57)

 

Müslümanlığa çok büyük oyun oynadılar. İnsanlar bilmiyorlar oynanan oyunu. 1,5 milyar Müslüman esir konumunda, hepsi tir titriyor. Giden vuruyor, gelen vuruyor. Canı sıkılıyor, bombayı patlatıyor. 100'lerce insan şehid oluyor. Yabancı gazetelerde bir karış haber çıkıyor. Londra'nın göbeğinde bir köpek ölse yeri yerinden oynatırlar. Müslümanların yüzlercesi ölüyor kılları kıpırdamıyor. “Ölsün zaten onlara layık” diyor. Londra’da 100 kişi ölse, dünya yerinden oynar. Pakistan perişan vaziyette, sinekler çocukların yüzüne konuyor. Dubai'de “otellerin boyunu daha ne kadar çıkaralım” diye konuşuyorlar. İngiltere'de futbol takımı satın alıyor. Daha da bunalınca blok olarak Amerikan bankalarına parasını yatırıyor. Sürekli duruyor orada para. Kazanıyor götürüyor oraya yatırıyor, benim görevim bu diyor. Para yine senin olsun tamam, ama ver Müslüman aleminde kullanılsın. Amerikan bankasına veriyorsun tamam, Türk bankalarına da ver, Faysal Finans’a ver, İslami sistemi olan başka yerlere ver, borç olarak dağıt. Vermiyorlar, niye vermiyor? Türk İslam Birliği yok da ondan. “Enayi miyim param çarçur olur” diyor. Hz. Mehdi olacak, çarçur olacak mümkün mü? Hz. İsa Mesih olacak, para çarçur olacak mümkün mü? Hz. Mehdi (as) ilgilenmez böyle bir konuyla da kimse cesaret edemez. İnsan başında sevdiği biri varsa nasıl yapsın?

 

  • Avrupa'da moral yok, adamlar mutlu değil. Herkes evinde yalnız. Güleryüzlü karşılaşacağı bir arkadaşı ahbabı yok. Sokaklar karmakarışık. Fabrika sahibi adam mutlu değil yapmak istemiyor. Şevk ve heyecan manen öldü Avrupa'da. Bu çok muazzam olay. Darwinizmin böyle bir sonuç vereceğini tahmin etmediler. Şimdi onun belasını çekiyorlar. Türkiye sıcak sevginin en güzel yaşandığı yerdir.

 

9.09.2010-Harunyahya.TV

 

Hz. Mehdi (as) Resulullah (sav)’in bayrağı ile, insanların başlarına bela üzerine bela yağdığı ve çıkışından umut kesildiği bir sırada çıkar. (Kitab-ül Burhan, Fi Alamet-i Mehdiyy-il Ahir Zaman, s:55)

 

Resulullah (sav)’in bayrağı nerede? İstanbul’da. Demek ki İstanbul’dan çıkacak o zaman Hz. Mehdi (as). İnsanların başlarına bela üzerine bela yağdığı; Afganistan, Pakistan, Fas, Tunus, Cezayir, Irak, heryerden bela yağıyor Müslümanların üstüne değil mi? Çıkışından umut kesildiği bir sırada çıkar; ne diyor Şaşar Beşer? Hz. Mehdi (as) diye birşey yok diyor. Çıkmayacak diyor. Abdülaziz Bayındır Beyefendi Hazretleri ne diyor? O da Hz. Mehdi (as) diye birşey yoktur, İsrailiyattır, Tevrat’ta geçer o diyor. Öyle birşey yok diyor. Tevrat’ta geçiyorsa zaten delil üstüne delil. Tevrat’ı ayrıca Peygamberimiz (sav) hadisle tasdik ediyor. Ve Kuran’ın söylediği sözü de tasdik ediyor. Osman Ünlü bin yıl ilave etti.

 

Hak Teala bir kimseye bir hayır diledi mi, ona bela ve musibet verir. (İmam Malik ve Buhari)

 

Yani makbul bir insansa, iyi bir insansa, Bela ve musibet nedir? Hapis, hakaret, baskı, iftira, münafık saldırısı, kafir saldırısı, suikastler, hepsi olur diyor Peygamberimiz (sav).

 

Deccal çıkınca, ona karşı müminlerden bir adam (Mehdi) yönelir. Derken o mümin kimseye birçok silahlılar, deccalın merkezlerde gözetleme yapan silahlıları karşı çıkarlar. (Mehdilik ve İmamiye s. 37, Sahih-i Müslim, 11/393'den nakil)

 

Hz. Mehdi (as) deccale karşı tavır alıyor. Yani Darwinizm ve materyalizme karşı tavır alıyor. O devrin silahlıları kimse, Hz. Mehdi (as)’ye karşı yönelecekler. Merkezlerde gözetleme yapan silahlıları: Demek ki Hz. Mehdi (as) gözetlenecek ve takip edilecek. Demek ki deccalin yer yer merkezleri olacak. İddia Edilen Ergenekon Örgütü gibi. Onlar da silahlı. Birçok yerde merkezleri var, Hz. Mehdi (as)'a karşı mücadele verirler diyor.

 

 

Mümin şahıs (Mehdi) Deccal'ı görünce: "Ey insanlar! Resulullah'ın zikrettiği Deccal işte budur" der. Deccal hemen onunla ilgili emrini verir de o zat karnı üzerine uzatılır ve arkasından: "Onu alın da yaralayın!" der. Artık o zatın sırtı ve karnı döve döve genişletilir. Bu sefer onu iki eli ve iki ayağı ile yakalar da fırlatır atar. İnsanlar Deccal'ın onu bir ateş içine attığını sanırlar. Halbuki o bir cennet içine atılmıştır. (Mehdilik ve İmamiye, s. 40)

 

"Ey insanlar! Resulullah'ın zikrettiği Deccal işte budur" der: Deccal çıkıyor, ama insanlar anlayamıyorlar deccali.

 

Sırtı ve karnı döve döve genişletilir: Deccal saldırıya geçecek diyor Hz. Mehdi (as)'a karşı. Bu gerçek anlamda bir dövme değil. Çünkü böyle birşeyde ölür insan.

Şöhreti artar, ünü artar. Televizyonla, basınla Hz. Mehdi (as)’ın üzerine gelecekler, Hz. Mehdi (as)'a saldırdıkça halk arasındaki yaygınlığı ve gücü de son derece artacak. Çünkü dövüle dövüle sırtı genişleyen insan ölür. Demek ki saldırdıkça ünü ve şanı genişleyecek. Müteşabih bir hadis bu, bu şekilde açıklaması.

 

İnsanlar Deccal'ın onu bir ateş içine attığını sanırlar. Halbuki o bir cennet içine atılmıştır: Demek ki Hz. Mehdi (as)'ı bağlık bahçelik bir yere gönderecekler. Hapsedecekler. İkinci anlamı da şu, Hz. Mehdi (as) ruhunda cenneti yaşadığı için orası da ona cennete dönecektir. Hapishane de onun içn bir cennet gibi olacaktır. Bu anlama da geliyor.

 

36/17- "Bizim üzerimizde de (sorumluluk ve görev olarak) apaçık bir tebliğden başkası yoktur."

 

Sadece bizim sorumluluğumuz tebliğ etmek, bildirmek. İnsanlar nasıl isterlerse o şekilde hareket etmekte özgürdürler, hürdürler.

 

Ayetin ebcedi tam 2010 tarihini veriyor. Demek ki bu 2010’da tebliğ güçlü olacakmış ki Kuran işaret ediyor.

 

Bediüzzaman da 1910 tarihinde şu sözlerle 2010’a işaret ediyor:

EĞER SİZ TENBEL KALIP DA ONUN YOLUNU YAPMAZSANIZ, TENBELLİK ETSENİZ, YÜZ SENE SONRA TAMAMEN CEMÂLİNİ GÖRECEKSİNİZ. ZÎRA SİZİNLE İSTANBUL ARASINDAKİ MESAFE BİR AYLIKTIR...

 

Yani 2010’da yüzünü göreceksiniz diyor Üstad.

 

  • ·      Kalplerinde hastalık bulunanlar için kolaylık şudur, münafıklıktan dönmek mümkün, zaten Kuran’da bu var. Ama kalplerinde hastalık olanlar zaten mümin. Müminler kalplerindeki hastalığın gitmesi için Allah’a dua ediyorlar. Müminlerin duası var. “Rabbim kalplerimizdeki hastalığı gider” diyorlar.  Dolayısıyla Müslümanın kalbinde hastalık olması, karşılaşacağı bir durumdur, rahatça şifa bulacağı bir durumdur. Yani dua edip sebebe sarıldığında ondan çıkar.
     
  • ·      Müşriklerin ve münafıkların deliliğini yaratan da Alah’tır. Müminler ibadet olarak mücadele ediyorlar. Yoksa münafık zaten kaderde yenilmiş olan bir mahluktur. Bir kağıt mesela yakıldıktan bir süre sonra kül oluyor. Kaderinde kül olmak vardır, biliriz kül olacağını.  Münafık da böyle yakılmış bir paçavra gibidir. Yani mutlaka kül olur ve mutlaka tozu kalmaz. Ama Müslüman onun manen yanışına uygun bir zemin hazırlamakla mükelleftir. Ama Allah biz müdahale etsek de, etmesek de yakar. Küfür mutlaka yenilmeye mahkum olarak yaratılıyor. Allah’ın kanunudur.
     
  • ·      Özellikle kalbinde hastalık bulunanlarda, Kuran’a sıkı sıkı sarıldığında, zaten şifadır Kuran, hastalığı kalkar. Dolayısıyla kalbinde hastalığı bulunanlar diye bir insan grubu vardır ve bunlar sürekli hasta kalır diye birşey yok. Hasta ne demektir? Tedaviye açık olan bir varlığa hasta denir. Bu, şifaya açık demektir. Sadece ilacı alacak ve kendini tedavi edecek. O yüzden kalbinde hastalık olduğunu hisseden birisinin tedirgin olmasına gerek yok. Kuran’a sıkı sarılması, vicdanına uyması yeterlidir. O hemen şifa verecektir, hemen hastalıktan kurtulur. Yani uzun da sürmez. Kendi kendini tedavi etmeyen tipler oluyor ya grip, nezle olur, gider soğuğun içine girer, yemek yemez, hastalığı körükler, hastalık da bir türlü gitmez üstünden. Kalbinde hastalı olan da böyle. Tedaviyle uğraşacağına hastalığı daha da artıracak zeminlerde ve ortamlarda olur da öyle bir gayret içinde olursa, hastalık devam ediyor. Yoksa ilacını verir de gerekli önlemi alırsa, hastalık hemen üstünden kalkar.

 

33/56- Şüphesiz, Allah ve melekleri Peygambere salat ederler. Ey iman edenler, siz de ona salat edin ve tam bir teslimiyetle ona selam verin.

 

Yani onu koruyup kollarlar, destek olurlar, nezaket gösterirler, sevgi gösterirler. İman edenler de ona tam bir teslimiyetle, candan bir muhabbetle, kalbinde bir burkuntu olmadan, içinde bir kuşku olmadan, tam güvenerek salat edin. Çünkü çok akıllı ve çok değerli bir insan.  Yani azıcık aklıyla Peygamber (sav)'e akıl vermeye kalkarsa bir insan, bu çok anormal bir hareket olur. Çünkü o vahiyle hareket ediyor. Sen kafana göre hareket ediyorsun. Allah  “Peygambere uyun” diyor. Sen nasıl burkuntu duyarsın ki? Nasıl o sözlerine karşı “acaba” dersin? Bu ayetin ebcedi 1986 yılını veriyor. Hz. Mehdi (as)’ın dönemi. 1986’da bir şey var ki, Kuran ona yardımcı ve destek olmaya işaret ediyor. Mehdiyetin zor yılları demek ki.

 

33/60- Andolsun, eğer münafıklar, kalplerinde hastalık bulunanlar ve şehirde kışkırtıcılık yapan (yalan haber yayan)lar (bu tutumlarına) bir son vermeyecek olurlarsa, gerçekten seni onlara saldırtırız, sonra orada seninle pek az (bir süre) komşu kalabilirler.

 

Allah yemin ediyor. Kalplerinde hastalık bulunanlar münafığı çok andırır.  Ama Allah münafığı öncelikle söylüyor. Çünkü galizdir münafığın konumu. Onlar cehennemin en derin tabakasında olanlar. Ama hastalıklı olanlar tedavi olabiliyorlar.

 

Şehirde kışkırtıcılık yapan: Yalan haber yayan veya fitne çıkaran, Müslümanlar hakkında kuşku ve tereddüt meydana getirmeye kalkan, İslam hakkında şaibeler çıkartmaya kalkan münafıklar bu tavırlarına devam ederse, demek ki Müslüman onlara karşı ilimle, bilgiyle , düşünceyle saldıracak. Durmayacak. Onun saldırısının karşılığında sen de saldıracaksın. Bu farzdır.

 

33/62- (Bu,) Daha önceden gelip-geçenler hakkında (uygulanan) Allah'ın sünnetidir. Allah'ın sünnetinde kesin olarak bir değişiklik bulamazsın.

 

Yani her zaman bu olur. Münafıkların karakteri bu.  

 

Allah'ın sünnetinde kesin olarak bir değişiklik bulamazsın: Yani hep benzer. Hz. Mehdi (as), Peygamberimiz (sav)’e benzer, Peygamberimiz (sav) Hz. Musa (as)’a, Hz. Musa (as), Hz. İbrahim  (as)’a benzer. Olaylar benzer, çalışmalar benzer. Bütün peygamberlerin hemen hemen tamamından başının üzerinde bir melek olması istenmiştir. Bir melek getireceksin diyorlar, biz göreceğiz, senin peygamberliğine o zaman iman ederiz. 

                                                                                                            

2010-09-11 03:55:27
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top