Adnan Oktar'ın 16 Eylül 2010 tarihli röportajından önemli başlıklar

Kaçkar Tv 16.09.2010

 

  •  Bir şeyi olduğu gibi, doğru, samimi aktarma sorunu var, doğru aktarsınlar. Risale-i Nur'u okuyan kardeşlerimiz Risale-i Nur'u olduğu gibi alsınlar. Kafasına ilginç bir şapka geçiren, bıyığını ilginç bir şekle sokan, Bediüzzaman’ı açıkça yalan söylemekle itham eden ve bunu Bediüzzaman'ı sevdiği için yaptığını söyleyenleri dikkate almasınlar. Mesela, "Ben bugün eve geldim," diyor. “Burada ‘ben’ şahs-ı manevi demek,  ‘bugün’den kasıt, tüm geçmiş zamanlardır, “ev” de tüm dünyaya yayılmış şahs-ı manevinin kapladığı alandır, ‘geldim’ diyince de ‘gelecek’ anlamına geliyor” diyorlar. Ne gerek var, bu kadar akıl almaz, mantıksız, acınacak hallere girmenin alemi ne? Buna alışılmış olması da şaşırtıcı, gayet makul görüyorlar.
  •  “Hocam niye Mehdiyeti bu kadar gündemde tutuyorsunuz” diyorlar. Tüm dünya siyaseti bunun üstüne kurulu. Sosyal olaylarla anlatıyorum. Evanjeliklerin soysal yönlerini, ateist masonların bakış açısını anlatıyorum. Bir numaralı konu Mesihiyet ve İttihad-ı İslam. O yüzden bu konu üzerinde duruyorum.
  •  “Manen seyyidim” diyor Bediüzaman.Hz. Ali'yi seven herkes hem Hasenidir hem Hüseynidir. “Manen Al-i Beytten sayılabilirim, ama neseben Al-i Beytten değilim” diyor. Zaten şeceresine bakıldığı zaman görülür.
  •  Fok balığı ölüyor yer yerinden onuyor. Sahile bir yunus vuruyor matem yapılyorlar. Afganstan’da her gün yüzlerce insan ölüyor gayet normal görüyorlar. Haberleri dahi olmuyor.
  • Güneydoğu Anadolu’yu komünist yapmaya adamlar kararlılar buna karşı ilmi mücadele gerektiğini anlatıyorum. Güneydoğu Anadolu’da PKK’lılar öldürüldüğünde yapılan merasimden herhangi bir kişiyi çekin, “PKK hareketi nedir?” deyin, çok kapsamlı bilgi vercekir. Özellikle gençler. Marksizm, Leninizm, terörün kökeni, terör neden gereklidir, Darwinist materyalist felsefenin gelişimi nasıl olmuştur gibi konularda çok bilgilidir. Adamlar uzun uzun eğitilen insanlar. Üstlerine başlarına bakmayın bu kişilerin, çok bilgililer.
  • Geçenlerde PKK kamplarından gelenler olmuştu,” bunlar halka propaganda yapmaya gelmişlerdir” demiştim. Gerçekten halkın arasına yayılmış komünizm propagandası yapıyorlarmış. Aynı dediğim gibi çıktı. Tiplerinden belliydi klasik komünist tipi. Propagandaya karşı, karşıt propaganda yapılmasına devletin sahip çıkması lazım. Silaha silahla mukabele var, ama fikire fikrile mukabele gerekmez mi? Bu olmaz. Vatandaşlarımız, kardeşlerimiz çok nezaketle, bunun genel kanaat olduğunu açıklayacak şekilde, bu konuda dilekçeler yazsınlar.
  •  Bediüzzaman “ikna ve telkin kabiliyeti geliştikçe bu taun da gelişir” diyor. Bazen üst düzey büyüklerimiz imada bulunuyorlar. “Sosyal önlemler gerekir” diyorlar, ama “ilmi, bilimsel mücadele gerekir” demiyorlar. Bilimsel felsefi mücadele gerekir dense, devletin yapısıyla çelişen nesi var? Bunun anayasa ile, kanunlarla çelişen ne yönü var? Adamlar boğaziçi köprüsüne intihar etmeye gidiyorlar, falancayı bu sever deyip onu çağırıyorlar, adamın kendisini mahvetmesini engelliyorlar. Telkinle adamın beynini ikna ediyorlar. Psikolojik bozuklukları olanları da alıyorlar toplu terapi yapıyorlar. Orada da toplu terapi gerekiyor. Adamlar fikren hastalanmış, cinayet işleyecek hale gelmiş. Bu bir nevi sosyal akıl hastalığı, bunun tedavi edilmesi gerekiyor. Bilim adamları, psikologlar, paleontologlar, biyologlar kullansınlar.
  • Adamlara “Ayıp sizin yaptığınız. Zulüm bu yaptığınız” diyorlar. Adamlar komünist. Ne anlar adamlar ayıptan, zulümden? Adamlara “ayıp yapıyorsun” denir mi? Adam Leninist, Lenin’in dediklerini yerine getiriyorlar. “Güçlülerle zayıfların çatışması var, güç de silahtır, bombadır” diyor. “Gücü kim uygularsa kazanır” diyor. “Biz de uygulayacağız” diyorlar. Burada fikri savunma konuyu tam olarak kökünden bitirir. Bu konuda gurur yapmak çok olumsuz netice verir.
  • Bir kere tüm Türkiye’de Darwinist propoganda durması lazım.Resmi olarak Devlet Darwinist propoganda yapıyor. Darwinizmi savununca, otomatik olarak diyalektik felsefeyi beslemiş olursun. Diyalektik felsefeyi savununca, Leninist felsefeyi de mecburen savunuyorsun. Mao da diyor ki “Çin komünizminin kökeni Darwin ve evrim teorisine dayanır”. Bir avuç komünist Çin’i ele geçirdi. Çin halkı komünizmin “k” sini bilmez. Mao da açıkça “Çin komünizminin temeli Darwin’e ve evrim teorisine dayanır” diyor. Devletin de Darwinist propogandayı hemen durdurması gerekir. Tamam silahla devlet kendini savunuyor, savunması da gerekir, ama fikirle on bin katı netice alınır. Bu konuda gurur yapmak çok yanlış olur. Gurur yapmamak bir kalitedir.
  • Biz devlet Darwinizm'i anlatmasın demiyoruz, anlatsın. Ama cevabını da anlatsın. Mesela Darwinizm proteinlerin tesadüfen oluştuğunu iddia eder, diyor. Tamam bunu istedikleri kadar anlatsınlar. Tüm kaynakları vererek anlatsınlar hatta. Ama bir proteinin tesadüfen olmasının imkansız olduğunu da söylesinler. Bir proteinin oluşabilmesi içn 60 proteine ihtiyaç var. Devletin kitaplarında bu yazıyı gençler nasıl göremez? Bu bilimsel bir gerçek. Bilim adamlarının söylediği ortak gerçek devletin kitabında nasıl olmaz? Darwin’in hurafesi oluyor da bilimsel gerçek nasıl olmuyor? Mesela Darwinizm ara fosil olduğu iddiasındadır, desinler. Bol bol da anlatabilirler. Ama bugüne kadar bir tane bile ara fosil bulunmamıştır, bu bilimsel gerçeği de söyleyin. Devlet bunu da söylesin. Devletin görevidir bilime sahip çıkmak, devlet gitsin hurafe anlatsın demiyoruz ki biz. Saf bilimle karşılık versin diyoruz. Devlet bilime anayasa ile sahip çıkmak durumunda.Ben devlet hurafe anlatsın demiyorum. Saf bilimle bitireceğiz bu işi. Öbür türlü bu gelişir. Çünkü PKK’lı devletin kitabını alıyor, “bütün canlılar evrimle oluştu, sen de evrimle oluştun, haşa Allah yok” diyor. Seninle bir köpek arasında fark yok. “Ha bir köpek ölmüş, ha bir insan ölmüş. Ha bir böcek ölmüş, ha bir insan ölmüş farkı yoktur” diyor. Adam cinayetin günah olduğunu kabul etmiyor. Devletin biyoloji kitabından da kaynak gösteriyor. “Kainat tesadüfen oluştu” diyor.
  • Kuran ayetlerini yazılı okumak daha güzel, insan bir kelimeyi unutabilir. Her an insan hata yapabilir ama okumada hata olmaz.Allah “Oku” diye başlıyor değil mi? Biz yazıdan okuduğumuzda karşındaki insan da mutmain olur. Ezberinde olup kitap yüklü eşekler gibi olanlar da vardır. Gerici yobazlar vardır. Kuran’ın ruhunu hiç almamıştır. Sanat, bilim, sevgi yok, hurafe var. Bu şekilde dini kimse yaşayamaz. Yobazın kendisine soruyoruz, kendisi de yaşayamaz. Tam klasik sahtekardır. Dediklerini kesinlikle yapamaz. O kadar hurafenin içinde boğulur. Bizim yapacağımız kendi kafamızdan tefsir yapmadan Kuran’a tam tabi olmak. Elmalılı Hamdi Yazır tefsiri ve Ömer Nasuhi Bilmen ilmihalinden ilmihal bilgilerini öğreneceğiz.
  • Tuz suda nasıl erirse, bilimsel propaganda da deccaliyet olan PKK da öyle erir. Bilimsel karşıt propoganda tuzun suda erimesi gibi PKK’yı eritir. Devlet önümüzü bir açsın, 2 ayda (fikren) yerle bir etmezsek, daha da bize birşey demesinler. Ruhu alınacak PKK'nın bu kadar, bedeni almakla olmaz. Ruhu saf bilimle alınır. Dinle karşılarına çıkmayacağım. Devletin laik olduğunu biliyorum, saf bilimle gireceğim. Sadece gerçek bilimle. Öbür türlü adam meydan okuyor oradan. Bölücübaşı sürekli sahte bilimi ve sahte felsefeyi kulanıyor, acayip bilmiş. Bizim bazı safdiller de sahte bilimsel, sahte felsefi konuşmalar yaptığında dinliyorlar. Küfretmekle, hakaret etmekle, topla tüfekle tankla olmaz. Bilimsel mücadele şarttır. Konu bu başka birşey yok. Bizim askerlerimiz Çanakkale’de savaştı. İkna oldular, din için gittiler. Atatürk diyor ki “hepsi imanlılar ve hepsi biraz sonra öleceğini biliyor ama Allah’a inandığı için canlarını veriyor” diyor. Dağda her gün bunların sahte akademi çalışmaları var. Adamlar her gün saatlerce Darwinizm-materyalizm eğitimi alıyor, Mao Tze Tung’un yöntemlerini, Ho Chi Mihn’in yöntemlerini kullanıyorlar. Bunları anlatan kitaplar var ve bunlar denenmiş yöntemlerdir. Amerika Ho Chi Mihn’in yöntemlerini yenemedi. Çok teknolojik silahlar kullandı, bombalar yağdırdı bütün Vietnam dağlarına. Sonunda bıraktı gitti. Alınan eğitimin toplam saati binleri buluyor. 16 yaşında katılıyor 46 yaşına kadar her gün geceli gündüzlü eğitim alıyor. Avrupa'dan uzmanlar getirtiyorlar. Darwinizm konusunda ayrı, materyalizm konusunda ayrı uzmanlar getirtip sürekli anlattırıyorlar.
  • Kardeşlerimiz bir tek beni dinlemekle kalmasınlar. Bilimsel mücadelenin önemini anlatan dilekçeler yazsınlar. Güzel bir üslupla. Bir de Güneydoğu'daki kardeşlerimizi sevgiyle bağrımıza basalım, onlara sahip çıkalım.

Allah Adem zürriyetini yeryüzünden yaratmış olduğu günden bu yana, Deccal’ın fitnesinden daha büyük şey olmamıştır.. Hiç bir peygamber göndermemiştir ki, ümmetini ondan korkutmuş olması.. (Muhammed B. Resul Al-Hüseyni El Berzenci, “Kıyamet Alametleri” , s. 255)

 

Darwinist materyalist fitneden daha büyük fitne olmadı. 6 milyar insan doğrudan ateizme materyalizme teslim oldu.

Her peygamber deccale dikkat çekti diyor. Deccal çıkacak diyor, onun zıttı olarak da Hz. Mehdi (as) çıkacak diyor. Tüm eski yazıtlarda Hz. Mehdi (as) bekleniyor. Ölü deniz, Kumran yazıtlarında, Aztek, İnka yazılarında beyaz elbiseli birisi gelecek diyor. Budist eserlerinde her yerde, en eski tarihlere kadar mutlaka Mehdiyet haber veriliyor. Bize benzemiyor diyor. Aztek görünümünde değil diyor. Sakalından da bahsetmiş.

 

 

  • Peygamberimiz (sav)'e zaman kaldırılmış ve geçmiş ve geleceği tek bir an olarak görmüştür.Müslümanlıkta zaman dürülmüştür diye ifade ediliyor. Geçmişi de geleceği de Hz. Mehdi (as)'ı da çok detaylı görmüştür.

«Ey Allah’ın kulları! Ben onu öyle bir biçimde anlatacağım ki, bugüne kadar hiç bir peygamber bu şekilde anlatmamıştır..»

«O, Peygamber olduğu iddia edecek, oysa benden sonra peygamber gelmiyecektir! O, Rab olduğunu söyliyecek halbuki siz Rabbinizi ölmedikçe göremeyeceksiniz yani ancak ahirette göreceksiniz, Rabbinizi.» (Muhammed B. Resul Al-Hüseyni El Berzenci, “Kıyamet Alametleri” )

 

Peygambermiz (sav), "Ben onu, Deccali öyle bir anlatacağım ki hiçbir peygamber böyle anlatmamıştır" diyor. Bunun anlamı aynı zamanda Hz. Mehdi (as)  hakkında da  o kadar kapsamlı bilgi vereceğim ki, kendi evladınızı tanır gibi tanıyacaksınız. O alametleri o  kadar net o kadar detaylı vereceğim ki, anlamamanız mümkün olmayacak, diyor.

 

  • Ahir zamanda ateizmin, materyalizmin yıkıldığını gören Allah’sız sistem, din adı altında ortaya çıkacak. Ben Allah’ım diye ortaya çıkacak olan bir Mesih Deccal var ama o kaale alınacak biri değil. İnsanları genel olarak etkileyecektir. Yine Darwinist materyalist sistemi kullanacak, ben İsa Mesih’im diyecek. Darwinist sistemin doğru olduğunu söyleyecek, hipnoz ve halisünasyon özellikleri olacak. Hz. İsa (as) bu insanı etkisiz hale getirecek ama dünya çapında etkili olan bu değildir. Asıl sorun dünya çapındaki Allah'sızlık, dinsizlik hareketidir, bunu etkisiz hale getirecek olan Mehdi'dir. İsa Mesih, Mesih Deccali etkisiz hale getirecektir. Darwinist ve materyalistlerin köşeye sıkışması sonucunda nasıl “ilk hücreyi uzaylılar yaptı” diyorlar, yine buna benzer ipsiz sapsız mantıksız birşey ortaya atacaklar. Hz. İsa (as) da bunun hipnoz gücünü ortadan kaldırıyor.Bir insanın toplu hipnozu ortadan kaldırması da mucizedir. Ama baras hastalığını iyileştirme özelliği ve insanın evinde sakladığını bilme mucizeleri de vardır. Belki morgda olan bir insanı kaldıracak da olabilir. Ama inanmak farz değildir.
  • (Ekonomik kriz İngiltere’yi vurdu haberi) Türkiye’de ekonomik krizin olmama sebebi Hz. Mehdi (as)’ın Türkiye’de olmasıdır. 2 yıl önce Türkiye’yi kriz etkilemeyecek dedim. Ekonomi uzmanları asıl Türkiye’yi vuracak dediler, hiçbirşey olmayacak dedim, görüyorsunuz.
  • Allah Bediüzzaman’dan sonsuz kere razı olsun. Mübarek, yobazlık belasını geniş çapta durdurdu.30 yıl nasıl hapiste tutuldu? Cinayette bile 10 sene yatıp çıkıyorlar ve bu kadar sevgi dolu, bu kadar şefkatli, “bana zulmedenlere de Allah cennet nasip etsin” diyen bir insan. Herkesin kurtuluşu için gayret ediyor. Bu ne dinmez bir öfke? Ne yapmış bu insan bu kadar? Allah’ın velisi ile uğraşılmaz. En tehlikeli işlerden biri budur. İnsanın aklının ucundan geçmeyen belalara vesile olabilir.
  • Sahte bir hikaye oluşturuyor, "Beni Adnan Hoca esir aldı, tahta barakada beni tutuyor diyor, beni operasyon yapıp kurtarın" diyor. "Ben bir genç kızım yaşım da küçük" diyor. Sonra savcılık şüphelenmiş incelemeye almış, adli tıbba gönderip dna testi yapıyorlar, yazanın erkek olduğu çıkıyor.  Onu da internetten direk savcılığa yazıyor. Nasıl bir barakaysa, interneti de var. 155'i arasana madem imkanın var.
  • Hukukta iyileştirme yapma girişimi hükümetin iyi bir programı. Yargının muhatabı olmayan insanlar yargıda ne olup bittiğini bilmiyorlar. Yargıtay, gelen davaların yarıdan çoğunu bozuyor. Kendi içindeki davaların da Yargıtay yarıdan fazlasını bozuyor. Özellikle İddia Edilen Ergenekon Örgütü’nün bazı kilit noktalarda faliyet yapıyor olması yargıyı zora soktu. O yüzden bu referandum çok hayırlı oldu, ama neticelerinin gelişmesi için de destek gerekir.
  • Mesela bir mahkeme karar veriyor, diyor ki "bu şahıslar çetedir". Delil nedir dendiğinde "fıkhi hata yapmışlar mesela namazları şu tarzda kılacaklarına bu tarzda kılmışlardır" diyor. Bu yüzden "bunlar çetedir" diyor. Osmanlı döneminde Şeyhülislam böyle birşey söyleyebilir. Laik bir ülkede mahkeme bunu çete davasında gerekçe olarak gösteriyor. Namazı yanlış kılmalarını. "Namaz kılıyor" diyor. "Ama doğru kılmıyorlar eksik kılıyorlar o yüzden çete oluyorlar" diyor. Ne diyeceksin bu durumda? Bunu Yargıtay bozuyor. Ama bunu diyen var yani. Mesela adam diyor ki "efendim ben hangi davadan yargılanıyorum öğrenebilir miyim" diyor, "hayır öğrenemezsin" diyorlar. Nasıl adam kendini savunacak? Takdir onların tabii ki saygımız var, "hayır söylemeyeceğiz" diyorlar. "Teşekkür ederiz" diyor onlar da ve yargılanıyorlar bilmeden. "Son savunmamı yapabilir miyim" diyor, kanuni hakkı normalde. "Hayır yapamazsın" diyor. Şimdi bunlar düzenleme gerektiriyor. Mesela bizim kanunlarımızda bir kanun maddesi ilga olduğunda, kalktığında o kişi yargılanması için o maddeden çıktığında, ona göre en hafif olan maddeden yargılanması gerekiyor. Lehe olan maddeden yargılanması gerekiyor. Mahkeme, seni aleyhine olan maddeden yargılayacağım diyor. Farzedeleim 313 mü lehe, "313’ten seni yargılamayacağım, seni aleyhine olan 220’den yargılayacağım" diyor. "Kanuna uygun mu efendim" diyor, "kanuna uygun değil ama yargılayacağım" diyor. Birşey denebilir mi? Diyemezsin. Ne yaparsın? Tazminat davası açarsın. Tazminat davası açtığında ne oluyor? Tazminat davasını mutlaka kaybediyorsun.  Bir de üstüne ne oluyor biliyor musun? Milyarlarca lira para veriyorsun. Otomatik olarak sana tazminat davası açılmış oluyor. Mutlaka kaybediyorsun ve hakim mutlaka kazanıyor. Hakime karşı kazanma ihtimalin yok. Bilmiyorlar bazı insanlar, mutlaka üstüne senin tazminat olarak talep ettiğin miktardan daha fazlasını sen tazminat olarak ödüyorsun. Böyle ilginç bir durum da var.
     
  • Mesela diyor ki Yargıtay, "bu kişiler şu maddeden yargılanacak". Yargıtay’ın başka bir bölümü de diyor ki, "hayır, şu maddeden yargılanacak". Mahkemeye geliyor mahkeme de diyor ki yargılanan kişiler “efendim Yargıtay dairelerinin arasında çelişki oldu. Bakın biri başka türlü diyor, biri başka türlü diyor”. Bunun halledilmesi için "Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na gitmesi gerekir" diyorlar. "Tamam gönderelim" diyorlar. Bir yıl bekletiyor, göndermiyor. Yargılananlara ceza veriyor, dosyayı gönderiyor. Yargıtay dosyayı istiyor, derhal gönderin diyor, göndermiyor. Burada kanunlarda düzenleme olmasını biz istirham ediyoruz, rica ediyoruz mümkünse eğer. Çok saygı duyuyoruz, ama düzenleme rica ediyoruz.
     
  • Mesela mahkemeye gidiyorsun, 10 kişi gidiyorsun. 5 kişi burada, 5 kişi burada. 1 tane suç var, aynı tek iddia var. Bu suçun da 5 tane delili var ve şahitleri var. Mahkeme ilk 5 kişiyi alıyor, diyor ki burada ifade verenlerin hepsi doğru ifade verdiler diyor. Baskı altında değiller diyor. Diğer 5 kişiye dönüyor, sizin için yeni açıklamam şu, bu ifade verenlerin hepsi korkuyla ifade verdi diyor. Yalan ifadeleri şu an geçersiz kılıyorum diyor. Hepinize ceza veriyorum, diğerlerini de beraat ettiriyorum diyor. Gerçekten böyle birşey var. 10 kişinin hepsi tek aynı dava, tek madde, şikayet aynı, şahitler orada duruyor, şahitlerin tamamı doğru diyor. Aynı kişiler için dönüp öbür tarafa “şahitlerin tamamı baskı altında, tamamı yalan söyledi” diyor. Size de ceza veriyorum diyor. Şahitler konuyu bir kere anlatıp gidiyorlar. Mahkeme önce bu adamların hepsi doğru söyledi diyor, sonra öbür yana dönüp bu adamlar yalan söyledi diyor.
  • Bazı insanların işine gelmiyor olabilir, ama değiştiremezler. Yoksa Bediüzzaman’ın başka sözlerini de değiştirmeye kalkarlar. Biri bana “ta ahir zamanda” derse, Bediüzzaman’ın devrinde değil ileride, ahir zamanda anladım derim. “Risale-i Nur’un asıl sahipleri” dediğinde de ben asıl sahipleri sanıyordum, asıl sahipleri değillermiş derim. Ev almaya gidiyorsun, adam “ben evin asıl sahibi değilim asıl sahipleri Almanya’da yaşıyor. Ben vekaleten bakıyorum” diyor. Bu çok acayip bir izah.  “Cenab-ı Hakk’ın izniyle gelir” denince de gelmiş anlamına gelmez. Gelecek anlamındadır. “O tohumlar sünbüllenir”. Tohum halindesiniz, açacaksınız anlamına gelir. Mucize yaşıyoruz Ahir Zamanda. Anlamıyorlar. “Bu Adetullah’a aykırıdır” diyorlar. Adetullah’a aykırıysa, Hz. Süleyman (as), Hz. Zülkarneyn (as) nasıl hakim oldu? Buhtunnasr nasıl hakim oldu? Komünistler de hakim oldu dünyaya. Türk devletlerinin, İslam ülkelerinin birleşmesi neden Adetullah'a aykırı olsun? Çok makul birşey. Başında da niye bir lideri olamasın? Ben “ay masaya gelecek, tabak gibi oturacak” demiyorum ki.
  • Ateist masonlar da İddia Edilen Ergenekon Örgütü de bana ve arkadaşlarıma düşman oldular. Ne yaptılar? Sahte gizli şahitler bulalım, aralarına ajan provokatörler sokalım dediler. Aramızda ajan provokatör 2 tane soktular, herkes gördü o iki ajan provokatör emniyete gittiler, ertesi gün de operasyon yapıldı. İddia Edilen Ergenekon Örgütü şu an derdest. Biz de bu konuları İddia Edilen Ergenekon Örgütü’nün bizle uğraşmasını o dosyaya sunduk. Bize yönelik faaliyetlerin organize edilmesini İddia Edilen Ergenekon Örgütü oluşturuyor. Tabi ben tutuklu olan, yargılanan kimseleri kast ettimiyorum, onları tenzih ederim. İfitra mı atılacak? İftira atacak bir fahişe bulmak zor olmuyor. Sahte gizli şahit bulmak da zor olmuyor. Koskoca İddia Edilen Ergenekon Örgütü’ne demediğimizi bırakmıyoruz ve devam edeceğiz. İster ajan provokatör, ister sahte muhbir kullansınlar, biz devam edeceğiz bir kısım bizi seven insanları da bize karşı kışkırtıp üzerimize saldırttılar.
  • Şimdiye kadar açılan davaların hepsinden beraat ettim Allah’a şükür. Sürekli dava açılır, sürekli de beraat ediyorum. İddia Edilen Ergenekon Örgütü’nün bizle alenen savaştığını devlet alenen görüyor. Devletin buna el koyması lazım. İddia Edilen Ergenekon Örgütü bizim için “asıl hedefimiz” diye yazmış. Adam açık açık söylüyor. “Onlara karşı internet sitesi kuracağız, sahte şahitler bulacağız” diye yazmış adamlar görüyoruz. Devletin dosyasında var. Devletin vatandaşını koruması lazım. Kokain komplosunu yaptılar, adamların yanına kaldı kimin yaptığını bimiyoruz. Devletin gereğini yapması lazım.

74/47- "Sonunda yakîn (kesin bir gerçek olan ölüm) gelip bize çattı."

74/48- Artık, şefaat edenlerin şefaati onlara bir yarar sağlamaz.

 

Hani Hz. İsa (as) ölen Hıristiyanların, Musevilerin yanına gelecekti ve onların iman etmesini sağlayacaktı? Tek amacı Hz. İsa (as)’ın dünyadayken gelmesi ve insanların açık şuurla iman etmesi

 

23/99- Sonunda, onlardan birine ölüm geldiği zaman, der ki: "Rabbim, beni geri çevirin."

23/100- "Ki, geride bıraktığım (dünya)da salih amellerde bulunayım." Asla, gerçekten bu, yalnızca bir sözdür, bunu da kendisi söylemektedir. Onların önlerinde, diriltilip kaldırılacakları güne kadar bir engel (berzah) vardır.

 

İşari manada, "Beni geri döndürün de Hz. İsa (as)’a iman edeyim" diyor. Allah “mümkün değil bu ancak sözdür” diyor.

 

 

10/90- Biz, İsrailoğullarını denizden geçirdik; Firavun ve askerleri azgınlıkla ve düşmanlıkla peşlerine düştü. Sular onu boğacak düzeye erişince (Firavun): "İsrailoğullarının kendisine inandığı (ilahtan) başka ilah olmadığına inandım ve ben de Müslümanlardanım" dedi.

10/91- Şimdi, öyle mi? Oysa sen önceleri isyan etmiştin ve bozgunculuk çıkaranlardandın.

 

Yani Hz. İsa (as) ile ilgili, Musevi biri ölürken başucuna görüntü olarak gelip ben Hz. İsa (as) bana iman et diyecek tevili bu ayete göre yanlış. Zaten Hz. İsa (as)’a iman etmesi kendisini kurtaracak bir ifade değil. Bir de canı çıkarken diyor, geçerli değil. Demek ki Hz. İsa (as) çıkıyor, insanların arasında geziyor, insanlar onu görecekler. Hz. Mehdi (as) de aynı şekildedir.

 

  • Münafıkların özelliklerinden de biri Müslümanları beğenmemeleridir. Usülen beğeniyormuş gibi görünür ama Peygamberimiz (sav)’i dahi beğenmediklerini anlıyoruz. Hatta haşa Allah’tan da daha büyük görüyor kendini. Münafıkların arkadaşları da sahtedir. Birbirlerinin yanlarından ayrıldıklarında o onun dedikodusunu yapar, o da onun dedikodusunu yapar. Aralarında aslında nefret vardır.
  • Kütlük, sevgisizlik, gericiliğin çok soğuk bir yüzü var. Dehşet verici birşey. En az komünizm kadar korkunç. Böyle büyük bir belaya karşı nasıl komünizme karşı net tavır alıyorsak, gericiliğe karşı da tavır almamız gerekir. Millet yobazlıktan çekiniyor diyorlar, haklılar. Ben de çekiniyorum. Çok ciddi bir tehlikedir. Ama yobazlıkla mücadele etmek deyince Kuran’a karşı olmak olmaz. Azılı bir yobazı çıkarıyorlar, millet peşinden koşuyor. Zırva tarzında anlattıkları, ne güzel anlattın diyorlar. Üstelik ben anlattıklarımı uygulamıyorum da diyor, millet baştacı ediyor. Yobazlığa karşı aydınlarımızı, sevgi dolu insanlarımızı rahalatacak açıklamalar çok hayatidir. Onların başına bela da bizim başımıza bela değil mi? Çok daha büyük bela. Demokrasi istemiyor, özgürlük istemiyor. Ne istiyorsun diyoruz, kan, hurafe, rezillik istiyorum diyor. Biz de bunu istemiyoruz. Adamın yüzüne bakmak istemiyorum, rahatsız oluyorum. Asla ve kesin olarak bilimi öldürtmeyiz, sevgiyi öldürtmeyiz, güzelliği öldürtmeyiz, sanatı öldürtmeyiz bunu istemiyoruz, bu konuyu çok rahatlık verecek şekilde anlatmak lazım. Gericiliğin karanlık, deli zihniyetine karşı kesin kararlı olduğumuzun üst düzeydeki büyüklerimiz tarafından söylenmesi çok güzel olur. Bu zihniyete zaten karşı olduklarının söylenmesi çok iyi olur. En az birkaç defa tekrar edilebilir. Gerçekten çekiniyorlar çünkü.
  • Bu kıyı kentlerinde demek ki insanlar birşeylerden rahatsız olmuşlar. Onlara irticadan nefret ettiğimizi bildirmek gerçekten çok güzel olur. Onların kardeşliği ve sevgiyi en güzel şekilde yaşayabileceklerini vurgulamak iyi olur. Adamlar gerçekten korkmuşlar olmayacak birşeyin korkusunu yaşıyorlar. Halbuki, biz de nefret ediyoruz, haberi yok adamların. Onlar direk dine saldırarak yobazların kudurmasına sebep oluyor. Sen direk dinsizlik olarak çıktın mı, yobaz bayrağı açıyor. Adama malzeme çıkarıyorsun. Peygamberimiz (sav) “70 bin sarıklı deccale tabii olacak” diyor. Yobaz ordusundan bahsediliyor burada. 70 binden de kasıt sayının çokluğu. Belki 700 bindir. Hz. Hasan’ı, Hz. Hüseyin’i, Hz. Ömer’i, hepsini şehit ettiler. Yerine yobazlık gelsin istediler. Bunlarda sevgi düşmanlığı esastır. Güzellik istemez. Allah’ın verdiği nimetleri elimizden almak ister. Kahve içeceğim, “haram” diyor. Oturacağım diyorum, “olmaz” diyor. “Gülmek de yasak” diyor. “Ağlayacaksın bol bol” diyor. Ayet var, dünyada küfür için “az gülsün çok ağlasınlar” diyor. Ben gayet neşeli olurum. Pislik adamlar ağlasın.

20/83- "Seni kavminden 'çarçabuk ayrılmaya iten' nedir ey Musa?"

20/84- Dedi ki: "Onlar arkamda izim üzerindedirler, hoşnut kalman için, Sana gelmekte acele ettim Rabbim."

20/85- Dedi ki: "Biz senden sonra kavmini deneme (fitne)den geçirdik, Samiri onları şaşırtıp-saptırdı."

20/86- Bunun üzerine Musa, kavmine oldukça kızgın, üzgün olarak döndü. Dedi ki: "Ey kavmim, Rabbiniz size güzel bir vaadde bulunmadı mı? Size (verilen) söz (ya da süre) pek uzun mu geldi? Yoksa Rabbinizden üzerinize kaçınılmaz bir gazabın inmesini mi istediniz de bana verdiğiniz sözden caydınız?"

 

Allah “sen kavminden ayrı kaldığında kavmin sapıttı” diyor. Demek ki Müslümanlar başlarında akıllı bir lider olunca mükemmel hareket ediyor ama olmadığında biri oradan biri oradan çekiştiriyor, dağılıyor anormal hareket ediyorlar. “Münafık onları saptırdı” diyor Allah. Münafık musallat oluyor Müslümanların başında biri olmadığında.

 

Rabbiniz size güzel bir vaadde bulunmadı mı?

İşari manada, "Allah size Hz. Mehdi (as) göndereceğini söylemedi mi?"

Size verilen söz pek mi uzun geldi?

İşari olarak, Hz. Mehdi (as)'ın 40 yıllık faaliyeti size çok mu uzun geldi?

 

20/88- Böylece onlara böğüren bir buzağı heykeli döküp çıkardı, "İşte, sizin ve ilahınız, Musa'nın ilahı budur; fakat (Musa) unuttu" dediler.

 

Bilgisayar metalden bir dabbe. O zaman yaptıkları da metalden bir dabbe o da böğürüyor. Münafıklarınki böğürüyor, Müslümanlarınki konuşuyor

 

20/94- Dedi ki: "Ey annemin oğlu, sakalımı ve başımı tutup-yolma. Ben, senin: "İsrailoğulları arasında ayrılık çıkardın, sözümü önemsemedin" demenden endişe edip korktum."

Demek ki sakal da var saç da var Kuran'da özellikle bildiriliyor bu.

 

20/123- ... Artık size benden bir yol gösterici gelecektir; kim benim hidayetime uyarsa artık o şaşırıp sapmaz ve mutsuz olmaz."

Ahir zamana bakan yönüyle, kim Hz. Mehdi (as)’a uyarsa o sapmaz.

 

20/124- "Kim de benim zikrimden yüz çevirirse, artık onun için sıkıntılı bir geçim vardır ve biz onu kıyamet günü kör olarak haşredeceğiz."

Kim Allah’tan yüz çevirirse, Allah onlara ekonomik kriz getiririm diyor.

2010-09-17 12:15:58
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top