Adnan Oktar'ın 18 Eylül 2010 tarihli röportajından önemli başlıklar

18.09.2010 Kocaeli TV

 

  • Türkiye Süper Güç deyince insanlar tankı, topu, uçakları olan, darphane gibi varlığı olmasından bahsediyorum sanıyor. Türkiye’nin Süper Güç olmasının sebebi imanı, ahlakı, kararlılığıdır, manevi Süper Güç olmasıdır. Bizim askeri gücümüz de makul bir askeri güç, çok abartılacak gibi değil. Ama zaten askeri güçle birşey yapma azminde de değiliz.
     
  • İslam hakim olacak, İttihad-ı İslam olacak, Hz. Mehdi (as) çıkacak dedim. Bazı insanlara bunlar hikaye gibi geldi. Bana "sen bunlara hakikaten inanıyor musun?" dediler. Ben bu kadar emin olmasam, bu kadar şevkle durmadan dinlenmeden anlatır mıyım? Bu kadar emin olmasam azimli olur muyum? Ben bütün gençliğimi ve malımı mülkümü her şeyimi Allah yolunda harcadığıma göre; Allah'ın varlığı kesin, İslam ahlakı da dünyaya kesin olarak hakim olacak inşaAllah. Zaten gelişmeler de onu gösteriyor.
     
  • İnsanlarda her konuya alışkanlık meydana gelmesi vardır. Ülfete karşı mücadele gerekiyor. “Beyninizin içinde görüntüsünüz” dedik, “doğru, ne var ki bunda” diyorlar. “Biliyorum. bilimsel bir gerçek bu” diyorlar. “Şu an sen benimle görüşmüyorsun biliyorsun değil mi? Beynindeki görüntü ile görüşüyorsun biliyorsun değil mi?” diyorsun, “ne var ki” diyorlar. Ahirette ilk uyandıklarında “bizi uyuduğumuz yerden kim kaldırdı?” diyorlar. Ülfetin insanı sarmaması için özel bir gayret gerekiyor. Ülfet delinebilse, insan müthiş imanlı olur. İnsanın başının en büyük belası ülfettir. En büyük nimetleren biri de yine ülfettir. Çünkü netliğin derecesinden aklını kaçırabilir. Bir insan, bir cm2 yerde yaşadığını anlarsa, aklı kaldırmaz normalde. Adam teknede gezdiğini düşünüyor, bir bakıyor tekne onun içinde. Bunu birçok insan kaldıramaz. Ülfet olmasa Allah korkusundan insan kafasını bile kaldıramaz. Ama aklı da kapatan birşeydir ülfet. Minicik yerde yaşadığını bilirsin, ruhani bir varlık olduğunu bilirsin, Ahirete, Cennete, Cehenneme tam kanaatin gelir. Allah'ın gücünü bütün açıklığıyla görmüş oluyor. Dışarıda ışık yok diyoruz, beyninin içinde renkler ışık oluşuyor. "Bu sana ilginç gelmiyor mu?" diyoruz, "geliyor" diyor. Sonra da falancaya zam var, üniversite imtihanı var oraya gideceğim diyor. Acayip rahatlar, yani bunu ülfet sağlar. Ülfetin dengesini iyi kurmak lazım. Hz. İsa (as) gibi, Peygamberimiz (sav) gibi Hz. Musa (as) gibi insanlar, ülfetin beyni kapama gücünü kırmayı bilen insanlardır. Hz. İbrahim (as) bir bakıyor bir kere iman ediyor bitiyor ne yaparsan yap vazgeçmez artık. Hz. İsa (as) bir kere bakıyor, yüzbinlerce insanın imanından daha güçlü oluyor imanı. Mesela Hz. Zekeriya (as)’ı kütüğün içinde kesiyorlar, bir insan bağırır, feryad eder değil mi? Dehşete düşer normalde. "Ya Rabbi Baki olan Sensin" diyor şehit olurke, bu kadar. Bu iman gücüyle olur başka türlü olmaz. Sahabeler de öyle. Kolu kopuyor, normalde insan savaşı durdurur değil mi? Devam ediyor. Sahabeler var ayağı kopuyor savaşta haberi yok ayağının koptuğundan Allah aşkıyla uyuşmuş. Yakini kırmayı bilmek gerekiyor. Yakini kırmayı bilince arının hayatını inceleyen bir adam için normalde arı ile konu biter. İnsan aklının milyonlarca misli akıl gösteriyor.
     
  • Allah sevelim diye yaratıyor hayvanları, bitkileri ve güzellikleri. O yüzden hayvanların gözümüzün önünde olması gerekiyor, en azından resimlerinin. Çiçeğin de öyle. Allah onları koklayalım sevelim diye yaratıyor, hayvanları da öyle. Kelebek dahi sevildiğini hissettiğinde farklı davranıyor. Kelebeklerin, böceklerin hepsi sevildiklerini bilirler, çünkü hepsi Allah'ın ruhunu taşıyorlar. Çok zarif ve çok süslüler. Hepsinde simetri var, altın oran var. Çiçeklerde de altın oran var yaprak diziliminde ve muazzam bir simetri.
     
  • Her canlının yaratılışında matematik altın oran var. Tesadüfen oldu diyorlar. Çiçeğe bakıyorsun, altın oran, hayvanlarda altın oran, galaksilerde altnoran var. Simetriye Darwinizm'in diyeceği bir şey yok. Açıklayabileceği hiçbir konu yok, onu hiç gündeme getirmiyorlar. Tesadüf altın orandan ne anlar. Her şeyde altın oran var, tesadüfen oldu diyorlar. Bakalım ahirette de diyebilecek misiniz?
     
  • Mühim olan Güneydoğu Anadolu'daki kardeşlerimizin bizi seviyor olması, Allah'tan korkuyor olması, Türk İslam Birliği'ne gönül vermiş olması. PKK korku ve tehditi kullanıyor. Korkuttukça insanın gönlündeki nefret artar. Bir insanın gururunu kırmak, ona zorla bir şey yaptırmak, güya aşağılamak nefret oluşturur. Zor eşittir nefrettir. Dolayısıyla böyle yapmalarında hayır var, çünkü onlara karşı nefret gelişiyor. Benim milletim Kürt kardeşlerim dünya tatlısıdır, hayret edilecek bir efendilik bir adap anlayışları vardır. Dünyaya öğretmen olacak kalitede efendilikleri var. Ulemanın İslam alimlerinin büyük bölümü Güneydoğu'dan çıkar. Ünlü gerçek medreseler hep oradan çıkar. Olağanüstü efendi, gururuna düşkün kişilerdir. İddia Edilen Ergenekon Örgütü bu yüzden onların gururlarını, onurlarını kırmaya çalışıyor. Bakıyorlar bu insanlar onuruna namusuna düşkün, nezaketli insanlar. Ne yapalım dediler. Öyleyse bunların tam tersini yapalım öyle kızdıralım ki bu kişileri devletten milletten soğutalım dediler. Ve bilgisiz bazı kişiler üzerinde kısmen başarılı oldular, ama imanlarına dokunamadılar. Oraların evliyası velisi çoktur. Bu yüzden şiddetli bir imtihandan geçtiler. Evliyası çok, velisi çok, seçkini çok, derin imanlısı çok o yüzden de en şiddetli imtihandan onlar geçti ve Allah milyonlarca binlerce evliya meydana getirdi, tertemiz dünya öğretmeni onlar. Az birşey daha dayansınlari geliyoruz inşaAllah.
     
  • Sayın Tayyip Erdoğan modern bir insan. Tutucu, bağnaz sözde-İslam'a karşı. Bunu açıkça koydu ortaya, bundan nefret eden bir insan. Ama bir kısım dengeleri de gözetmesi gerekiyor tabii inşaAllah. Fakat bizim Milletimiz neşeli, sevinçli millettir. Güzelliklerden zevk alır, güzel giyinmek ister, hayat güzel olsun ister. Bir insan hürriyetine zarar geleceğini düşünürse tedirgin olıur. Ama Ak Parti’den boşuna çekiniyorlar. Belki bir kısmını daha modern görmek istiyorlar. Belki bunu da anlayışlı karşılamaları lazım. Bir yeri dengelerken bir başka yerin dengesini düşünmek lazım. Benim Milletimin hepsi güzel, hepsine şefkat göstermek lazım. Vasat olmak, ortalı davranmak daha iyi daha güzel olur. Biz Mehdiyet çağındayız ultra-modern bir çağa geçeceğiz. Olağanüstü bir hürriyet, demokrasi anlayışı oturacak. Hiç yok tedirgin olmalarına gerek.
     
  • Bizim solcularımız da sağcılarımız da delikanlıdır. Vatan için canlarını verirler. Hangi solcu Türk İslam Birliği'ni istemez? Solcu gericiliği istemez, ben de istemem. İrticaya karşıdır. Ben bin misli karşıyım. Ama Kuran'a saldırarak irticaya karşı olunmaz, adama sen malzeme verirsin, seni mahveder yobaz. Özgürlüğü, sevgiyi, yok edersin Kuran'ı karşına almakla. Özgürlüğün, sevginin, muhabbetin, demokrasinin teminatıdır Kuran ve Kuran ahlakı. Allah’a inanmak insan aklının tek yönüdür. İman etmeyip ne yapacaksın? Akıl tek yönlü olarak iman etmeye yönlendiriyor. CHP Atatürkçü değil mi? Atatürk, Türk İslam sentezini savunmuyor mu? MHP kitabını yazar zaten bu konunun. Geriye kalan kısım da en son haddine kadar Türk İslam Birliği’ni savunan insanlardır. Mesela Deniz Baykal, efendi, Türkiye’nin bölünmesini istemeyen bir insan. Ama referandum hükümet başarısı olarak  gördükleri için biraz rahatsız olurlar tabii. Çünkü partiler kendi aralarında rekabette. Yoksa CHP hukukun düzenlemesine neden karşı olsun? Yoksa CHP gelse anayasayı değiştirip hukukta düzenleme olmayacak mı? Tabii olacak. Referandumda ezici pay değil de %58 çıkması da iyidir. %99 çıksa bu da rahatsızlık verir. Zaten demokraside sürekli %50 -50 sürekli yer değiştirir. Demokrasi budur. Yoksa tek parti iktidarına doğru gider zaten.
     
  • Taassup, bizzat uygulayanların kendini boğar. Allah’ın planını değiştirmeye kimse kalkışmayacak.
     
  • PKK'nın şımarıklığına karşı gece gündüz söylüyorum. Bu şımarıklık, ukalalık ve bilmişliğin kaynağı "biz bilimsel faaliyet yapıyoruz, bizim karşımıza bilimle çıkamıyorlar, silahla çıkıyorlar yenileceklerini bildikleri" için diyorlar. Anlattıkları bu. Bunun propagandasını yapıyorlar, her yerde bunu anlatıyorlar. Bırakın beni şu adamları (fikren) pestil gibi ezeyim Allah rızası için iki ay verin, yapmazsam ne diyorsanız deyin. (Bilimle, akılla, fikirle) İflahlarını keserim, böyle artistlik yapamazlar.
     
  • Harikulade kısa bir süre veriliyor dünyada bize. Allah'a şükür İslam ahlakı hakim olacak, insanların müthiş yakini artacak. Peygamber (sav) söylüyor insanların en ummadıkları zamanda meydana geliyor. Orta çağda olabilirdi derlerdi ki, "insanlar geri de kaldığı için oldu" derlerdi. Teknolojinin en geliştiği dönemde, bilimin en geliştiği dönemde İslam ahlakının hakimiyeti olacak. Bilim İslam'a yardımcı, felsefe İslam'a yardım ediyor, teknoloji Müslümanlara yardım ediyor. En ummadıkları insanın öncülüğünde Allah İslam ahlakını dünyaya hakim edecek, en ummadıkları yerlerde, en ummadıkları zamanda, en ummadıkları kişiye hakim ettirir Allah. Allah'ın kanunu bu. Hz. Musa kendi evlatlığı Firavun'un, hiç ummadığı evlatlığı, hiç ummadığı anda yerle bir ediyor saltanatını.
     
  • Kafirin şu faydası olur, şevkini azmini arttırır. Münafık ne yapar? Şevki arttırır, adrenalin verir ve münafık Kuran'ı çok iyi anlatmana vesile olur. Kuran'ı anlatmak için bizim pratik münafık görmemiz gerekir. Bize gerçek, hakiki münafık, hakiki kalbinde hastalık olan, hakiki kafir gösteriyor. Kuran'da bahsedilen kişileri görmek çok heyecan verici, gerçek müminleri gerçek mücadeleyi münafıkların küfrün saldırılarını yaşatıyor. Hepsini fiilen yaşıyoruz.
     

Ey iman edenler, Allah'ın SİZİN İÇİN HELAL KILDIĞI GÜZEL ŞEYLERİ HARAM KILMAYIN VE HADDİ AŞMAYIN. Şüphesiz Allah, haddi aşanları sevmez. (Maide Suresi, 87)

 

Allah'ın helal kıldığını haram kılar münafık. Münafıklarda ve kalbinde hastalık olanlarda bu oluşur. "Kendi kendinize haramlar helaller çıkarıp dini içinden çıkılmaz hale getirmeyin, Allah adına yalan söylemeyin." O yüzden münafıklar ve müşrikler hep helak oluyorlar. Müşrikler ve münafıkların uydurmacılığına Allah Kuran'da dikkat çekiyor

 

Yine bunun gibi onların ortakları, müşriklerden çoğuna çocuklarını öldürmeyi süslü gösterdiler. Hem onları helake düşürmek, HEM KENDİ ALEYHLERİNDE DİNLERİNİ KARMAKARIŞIK KILMAK İÇİN. Allah dileseydi bunu yapmazlardı; sen onları ve düzmekte oldukları iftiraları bırak.

Ve kendi zanlarınca dediler ki: "BU HAYVANLAR VE EKİNLER DOKUNULMAZDIR. ONLARI BİZİM DİLEDİKLERİMİZ DIŞINDA BAŞKASI YİYEMEZ. (ŞU) HAYVANLARIN DA SIRTLARI HARAM KILINMIŞTIR." Öyle hayvanlar vardır ki, -O'na iftira etmek suretiyle- üzerlerinde Allah'ın ismini anmazlar. Yalan yere iftira düzmekte olduklarından dolayı O, cezalarını verecektir. (Enam Suresi, 136-138)

 

Zanna uyuyor, rivayete uyuyor, böyle duyduk atalarımızdan, ecdadımızdan böyle duyduk diyorlar. Peygamber (sav) adına da yalan söylüyor, ondan duyduk diyorlar. Bunu yapmayanı küfürle itham ediyorlar. "Dinlerini karmakarışık kılmak için"; içinden çıkılmaz bir din meydana getiriyor. Binlerce haram, yasak karmakarışık hale getiriyorlar. Bunların haram üretme tekniklerinden Allah örnekler veriyor o devirde.

 

HİÇBİR BİLGİYE DAYANMAKSIZIN İNSANLARI SAPTIRMAK İÇİN ALLAH'A KARŞI YALAN UYDURUP İFTİRA DÜZENDEN DAHA ZALİM KİMDİR? Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez. (Enam Suresi, 144)

 

"Hiçbir bilgiye dayanmaksızın": Kuran'da Allah'ın açık bir hükmü yokken, Peygamberimiz (sav)'in sahih bir ifadesi yokken. Allah'a karşı adam yalan uydurduktan sonra diyor ki Müslümana "sen buna uymuyorsun." O da "evet, o uydurma olduğu için uymuyorum" diyor. "Ben atalarımızdan böyle duydum, sen neye göre hareket ediyorsun" diyor "fasık olursun" diyor. "benim atalarımızın dini de olan bu uydurmalara uyarsan muttaki olursun" diyor. Onu kabul edeceğinden mi, Allah esirgesin Müslüman şaşıp yanılıp yapsa yine bir konu bulur. Münafığın taktiğidir bu Peygamberimiz (sav)'in zamanında Dırar mescidindeki uygulama buydu. Peygamberimiz (sav)'in getirdiği din ortadayken hurafe çıkarıyorlar.

 

 

3/78- Onlardan öyleleri vardır ki, dillerini kitaba doğru eğip bükerler, siz onu (bu okur göründüklerini) kitaptan sanasınız diye. Oysa o kitaptan değildir. "Bu Allah katındandır" derler. Oysa o, Allah katından değildir. Kendileri de bildikleri halde Allah'a karşı (böyle) yalan söylerler.

 

Mesela Kuran’da açık bir hüküm var Hz. İsa (as) ile ilgili, adam dilini eğip büküyor, bambaşka şekle sokuyor. O kura hükmüne uygun değildir. Ama sizi kandırırlar. Münafıklar bunu bilirler ama Allah’a karşı yalan söylerler

 

4/49- Kendilerini (övgüyle) temize çıkaranları görmedin mi? Hayır;  Allah, dilediğini temizleyip yüceltir. Onlar, 'bir hurma çekirdeğindeki iplikçik kadar' bile haksızlığa uğratılmazlar.

 

Münafıklar kendini evliya gibi gösterir. Sanki boyun kasları tutulmuş gibi enaniyetten son derece inatçı, kendinden çok emin her biri kendini ilah gibi görür. Her biri ayrı bir devlet, kendi kendilerine kendi kafalarına göre.

 

 

62/11- Oysa onlar (kendilerini tümüyle Allah'a ve İslam'a teslim etmeyenler) bir ticaret ya da bir eğlence gördükleri zaman, (hemen) ona sökün ettiler ve seni ayakta bıraktılar. De ki: "Allah'ın katında bulunan, eğlenceden ve ticaretten daha hayırlıdır. Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır."

 

Münafık çıkarın peşinde. Önce mal mülk para kazanmayı hedefler, bu yolları koruyup kollar. Engelleyecek her şeyden kaçar. Müslümanların yanında düşünür, "bu ortam bana zarar verir" der. "Ben buradan kaçayım" der. Bir mağara, bir ev olsun, toprağın altında herhangi bir yer, illa ki kaçmak istiyor orada da geleceğini planlıyor.

Münafık malları olsun, oğulları olsun zenginleşsin istiyor. Onların malı mülkü seni imrendirmesin canları acı içinde çıksın diye veriliyor bunlar diyor Allah. Münafık annesini sever miras için, babasını sever miras için, dedesini sever miras için, kardeşini sever mal mülk için. Bakalım dedesine bakar, mal çıkmayacaksa onu düşkünler evine göndermek için bir yol bulur, Kuran'dan delil arar.

 

  • Münafığı deşifre etmek çok önemli. Biz ateist masonlara da öyle yaptık, deşifre ettik gelin bakın bizim gizlimiz kalmadı dediler.Darwinizm kat kat örtü içindeydiler. "Biz bilimin en derin dehlizlerinde gezinen halkın yanaşamayacağı bilimsel derinliklerde olan insanlarız" diyorlardı, "halk bizim bu bilgilerimize ulaşamaz, biz onlara ara ara kısa bilgi veririz o da onlara yeter" diyorlardı. Ama halk böyle onları ağlatır işte. Bunların 70 kat perdesi vardı, hepsini (fikren) yırttık.

 

Onlardan önde gelen bir grup: "Yürüyün, ilahlarınıza karşı (bağlılıkta) kararlı olun; çünkü asıl istenen budur" diye çekip gitti.

"Biz bunu, diğer dinde işitmedik, bu, içi boş bir uydurmadan başkası değildir."(Sad Suresi, 6-7)

 

Münafıkların özelliği kendini hep öncü sanır, hepsinin ayrı internet siteleri var, hiçbiri diğerini beğenmez, biri diğerine tabii olmaz adam yerine koymaz. "Atalarınızın dinine bağlılıkta direnin", nereye kadar? Allah “kalpleri parçalanmadıkça vazgeçmez” diyor. Sevdiklerinden değil, dini içten vurmanın en iyi yolunun bağnazlık ve yobazlık olduğunu bilir münafık. Bir kaleyi içten yıkmak kolaydır ve münafıklar bunun için helali haram eder ve neşeyi, sevgiyi yok edecek her türlü tedbiri alır. İnsanlar öyle bir hale gelir ki, aklı donar, beyni dolar sonra ben bu dini yaşayamıyorum der. Şeytanın yöntemidir bu; içinden çekilmeyecek hale getirecek şekilde saldırır, içten vurmaya çalışır.

 

4/88- Şu halde münafıklar konusunda ikiye bölünmeniz ne diye? Oysa Allah, onları kazandıkları dolayısıyla tepe taklak etmiştir. Allah'ın saptırdığını hidayete erdirmek mi istiyorsunuz? Allah kimi saptırırsa, artık sen ona kesin olarak bir yol bulamazsın.

 

Münafıklar hep mantıkla konuştuğu için bazen cahil ve saf Müslümanlar hakikaten etkilenebilir. Kuran'la dil eğip bükerek konuşuyor. Ayette Allah "konuştuklarında dinlersin" diyor, zengin gösterişli de görünebiliyorlar. Allah ona da Kuran'da dikkat  çekmiş. Münafığın asıl amacının kazanç olduğu anlaşılıyor. Ama Allah onları tepetaklak ediyor. İstediğiniz kadar uğraşın hidayete ermezler diyor.

 

4/89- Onlar, kendilerinin inkara sapmaları gibi sizin de inkara sapmanızı istediler.

Her münafık yalnızdır. O ızdıraptan, o üzüntüden kendini duvardan duvara vurur, o yüzden başkalarının da kendisi gibi sapıtmasını ister,ama tabii direk gel dinsiz ol demez. Öyle dese alacağı cevap belli. Kuran'da öyle demez. Onu karmakarışık labirentlerin içine çeker, gerçek din gibi o labirentlerin içinde onu boğar. Adam sonunda ben bunu yapamayacağım der.  Şimdi anladın mı yaşanmayacağını der. Konuşman, gülmen, yürümen, her şey haram der ve Allah bunu böyle diyor der. O insan da zayıfsa, ya zayıf insanı ya çıkarı olanı seçer zaten münafık, onu boğunca da çeker kendini. Zaten şeytan da böyle yapıyor. Ne yapıyor, "ben korkarım Allah'tan ben sadece çağırdım siz geldiniz" diyor, münafık da böyledir.

 

 

Maraş Aksu TV

 

 

Bu zaman, cemaat zamanıdır. Ferdî şahısların dehası, ne kadar harika da olsalar, cemaatın şahs-ı mânevîsinden gelen dehasına karşı mağlûp düşebilir.

 

Hz. Musa (as) talebeleriyle yaptı tek başına yapmadı. Hz. Mehdi (as) da kendi tek başına yapmayacak talebeleri ile yapacak. Elbette kendi ve etrafında talebeleri olacak.

 

"Cenâb-ı Hak, kemâl-i rahmetinden, şeriat-ı İslâmiyenin ebediyetine bir eser-i himayet olarak, herbir fesad-ı ümmet zamanında bir muslih veya bir müceddid veya bir halife-i zîşan veya bir kutb-u âzam veya bir mürşid-i ekmel veyahut bir nevi mehdî hükmünde mübarek zatları göndermiş, fesadı izale edip milleti ıslah etmiş, din-i Ahmedîyi (a.s.m.) muhafaza etmiş."

 

Hz. Mehdi (as) var, talebeleri var ve şahsı manevisi var. Tek şahsı manevi olur mu? Mübarek zatlar geliyor tabii ki şahsı manevisi var. Abdülkadir Geylani var, talebeleri var ve ondan meydana gelen şahsı manevisi var. İmam Rabbani var, talebeleri var, şahsı manevisi var. Sırf şahsı manevisi yok.

 

 

"Madem âdeti öyle cereyan ediyor. Âhirzamanın en büyük fesadı zamanında, elbette en büyük bir müçtehid, hem en büyük bir müceddid, hem hâkim, hem mehdî, hem mürşid, hem kutb-u âzam olarak bir zât-ı nuranîyi gönderecek ve o zat da ehl-i beyt-i Nebevîden olacaktır. Cenâb-ı Hak bir dakika zarfında beyne's-semâ ve'l-arz âlemini bulutlarla doldurup boşalttığı gibi, bir saniyede denizin fırtınalarını teskin eder. Ve bahar içinde bir saatte yaz mevsiminin nümunesini ve yazda bir saatte kış fırtınasını icad eden Kadîr-i Zülcelâl, Mehdî ile de âlem-i İslâmın zulümatını dağıtabilir. Ve vaad etmiştir; vaadini elbette yapacaktır."

 

Dünya Deccale teslim oldu. Gelmiş geçmiş en büyük fitnedir bu yüzyıl meydana gelen fitne. Milyarlarca insan teslim oldu materyalist felsefeye.

Hakim oluyor. Mahkum değil. Mahkum dönemi de oluyor ama sonunda hakim oluyor.

Kutb-u azam. Allah onunla İslam’ı dünyaya yayıyor. Asrın Kutbu.

 

Bir zat-ı nurani. Bir kişi. Tek kişiden bahsediyor. 

Gönderecek: sonradan gönderecek diyor. Gönderdi demiyor.

 

O zat da ehli beyti nebeviden: Seyyid olacaktır.

 

Cenâb-ı Hak bir dakika zarfında beyne's-semâ ve'l-arz âlemini bulutlarla doldurup boşalttığı gibi, bir saniyede denizin fırtınalarını teskin eder:

 

Allah göğü bir anda bulutlarla doldurup boşalttığı gibi diyor. Adetullaha aykırı değil demek ki. Bir anda denizin fırtınası durur diyor. Adamlar a"detullaha aykırı denizin fırtınası durur mu" diyor, Bediüzzaman "durur" diyor, hem de görüyoruz durduğunu.

 

bahar içinde bir saatte yaz mevsiminin nümunesini ve yazda bir saatte kış fırtınasını icad eden: serin havada bir anda yaz gibi sıcak olur. Pastırma sıcakları deriz hatta. Adetullaha aykırı değil demek ki. 

 

vaad etmiştir; vaadini elbette yapacaktır: Allah vaadinden dönmez.

 

Kudret-i İlahiye noktasında bakılsa, gayet kolaydır. Eger daire-i esbab ve hikmet-i Rabbaniye noktasinda düsünülse, yine o kadar makul ve vukua layiktir ki; 'Eger muhbir-i Sadık'tan rivayet olmazsa dahi, herhalde öyle olmak lazım gelir. Ve olacaktır' diye ehl-i tefekkür hükmeder.

(Mektubat, 411-412)

 

Kudret-i İlahiye noktasında bakılsa, gayet kolaydır: Allah’ın gücünü kavrarsan, bunun kolay olduğunu da görürsün.

 

Soruyoruz, “masonlar, ateistler, komünistler birleşir” diyor. Ama İslam alemi aynı kan, aynı ruh, “birleşemeyiz” diyorlar.

 

 

Şimdi de, kemiyeten milyonları geçen bir nesl-i mübarektir. Mütenebbih ve kalbleri imanlı ve muhabbet-i Nebevî ile dolu ve cihandeğer şeref-i intisabıyla serfirazdırlar. BÖYLE BİR CEMAAT-İ AZÎME İÇİNDEKİ MUKADDES KUVVETİ TEHYİÇ EDECEK VE UYANDIRACAK HÂDİSÂT-I AZÎME VÜCUDA GELİYOR. ELBETTE O KUVVET-İ AZÎMEDEKİ BİR HAMİYET-İ ÂLİYE FEVERAN EDECEK VE HAZRET-İ MEHDÎ BAŞINA GEÇİP TARİK-İ HAK VE HAKİKATE SEVK EDECEK. BÖYLE OLMAK VE BÖYLE OLMASINI, BU KIŞTAN SONRA BAHARIN GELMESİ GİBİ, ÂDETULLAHTAN VE RAHMET-İ İLÂHİYEDEN BEKLERİZ VE BEKLEMEKTE HAKLIYIZ.

 

Peygamber sevgisiyle dolular diyor Bediüzzaman. Büyük olaylar meydana gelmeye başladı. Bu büyük kuvvetteki bir hamiyet-i Aliye coşacak.  Hz. Mehdi (as) başa geçecek diyor. Şahsı manevi başa geçecek diyorlar. Şahsı manevi başa geçer mi? "Şehitler topluluğu var" diyor Bediüzzaman. Başa geçip Hz. Mehdi (as) kumandan olduğu için mürşid olduğu için sevk edecek. Kış mevsimindeyiz diyor, baharın gelmesi Allah’ın kanunudur diyor. Kış varsa yaz gelir, yaz varsa kış gelir. Buhtunnars var, arkasından İslam hakim oluyor. Deccal geliyor, Hz. Mehdi (as) yeniden hakim oluyor

 

HAZRET-İ MEHDİ'NİN CEM'İYET-İ NURANİYESİ, Süfyan komitesinin tahribatçı rejim-i bid'akaranesini (dinde olmayanı dine sokarcasına) tamir edecek, Sünnet-i Seniyeyi (Peygamberimiz (sav)'in sözlerine ve hareketlerine dair en yüksek ve kıymetli haller, tavırlar, hareket düsturlarını) ihya edecek (canlandıracak); yani alem-i İslamiyette Risalet-i Ahmediyeyi (ASM) (Peygamberimiz (sav)'in peygamberliğini) inkar niyetiyle Şeriat-ı Ahmediyeyi (ASM) (Peygamberimiz (sav)'in getirdiği Kuran hükümlerini) tahribe (yıkıp bozmaya) çalışan Süfyan komitesi, HAZRET-İ MEHDİ CEM'İYETİNİN mu'cizekar manevî kılıncıyla öldürülecek ve dağıtılacak. (Mektubat, sf.473)

 

Bidat meydana getiriyorlar. Kuran’da olmayan şeyler çıkarıyorlar. Demek ki yıkmıyor , sadece bozuyor sistemi. Mehdi münafıkları susturuyor yobazları susturuyor. Türk İslam Birliği'ni teşvik ediyor sevgiyi artırıyor, insanlar birbirlerini sevmeye başlıyorlar. Tamirat yapıyor. Peygamberimizin sünnetini asrı saadet gibi yaşatacak. Peygamberimiz (sav)’in getirdiği arkadaşlık sevgi dostluk sistemini kaldırıp, fitne fücur sistemini getirmeye çalışan süfyan komitesi, Hz. Mehdi (as) cemaatinin manevi kılıncı ile dağıtılacak. Kan yok çünkü Hz. Mehdi (as)’da. İddia Edilen Ergenekon Örgütü ne oldu? Darmadağın oldu.

 

Hem âlem-i insaniyette (insanlık aleminde) inkâr-ı uluhiyet (Allah'ın inkarı) niyetiyle medeniyet ve mukaddesat-ı beşeriyeyi (insanlığın mukaddes değerlerini) zîr ü zeber (darmadağın) eden Deccal komitesini, Hazret-i İsa Aleyhisselâm'ın din-i hakikîsini (gerçek dinini) İslâmiyetin hakikatıyla birleştirmeye çalışan hamiyetkâr ve fedakâr bir İsevî cemaatı namı altında ve "Müslüman İsevîleri" ünvanına lâyık bir cem'iyet, o Deccal komitesini, Hazret-i İsa Aleyhisselâm'ın riyaseti (liderliği) altında öldürecek (fikri sistemini yok edecek) ve dağıtacak; beşeri, inkâr-ı uluhiyetten (Allah'ı inkardan) kurtaracak. (Mektubat s. 441)

 

Deccal komitesi Abdüllah Öcalan, Darwin, Lenin, Troçki, bunların hepsi. Perişan ettiler insanlığı. Çin’e git, insanlar öldü bedenleri yaşıyor sadece.  Hz. İsa (as)’ın dini hakikiyesi İslam’dır. Can siperane gayret eden bir Hıristiyan cemaati adı altında. Ve o kadar benziyor ki Müslümanlığa, zannedersin ki Müslüman. Bu ama gizli bir topluluk. Mormonlar değil. Çünkü onlar da Hz. İsa (as)’a Allah diyorlar. Bunu Bediüzzaman Hz. Mehdi (as) yapacak, Hz. İsa (as) da siyaset ayağı ile ilgilenecek diyor. Hz. İsa (as) ilmi mücadeleyi Hz. Mehdi (as)’a bırakıyor. Bambaşka Hz. İsa (as)’ın yöntemi. Sezilmeyecek apayrı bir yöntem kullanıyor.

 

Şimdi bu zamanda en büyük tehlike olan zındıka (inançsızlık) ve dinsizlik ve anarşilik ve maddiyunluğa (maddeciliğe) karşı yalnız ve yalnız tek bir çare var. O da Kur'ân'ın hakikatlerine sarılmaktır. Yoksa koca Çin'i az bir zamanda komünistliğe çeviren musibet-i beşeriye (insanlara gelen belâ ve musîbetler), siyasî, maddî kuvvetlerle susmaz. Yalnız onu susturan hakikat-i Kur'âniye (Kuran’ın hakikatleri)dir.

 

Komünistlik deyince devletçilik sanıyorlar öyle değil. Avrupa da şu an komünisttir. Yoksa devlet diyebilir "herkes malını getirsin dağıtalım tek yerden" diyebilir. Ahlaksız, Allah’sız. Komünistlik eşittir ahlasızlık, kitapsızlık.

 

Maddiyyunluk (ateist, materyalist ve Darwinist felsefeler) manevi taundur(bulaşıcı bir veba hastalığıdır) ki, beşere şu müthiş sıtmayı tutturdu, gazab-ı İlahiye çarptırdı. TELKİN VE TENKİD KABİLİYETİTEVESSÜ ETTİKÇE (GELİŞTİKÇE), O TAUN DA (BULAŞICI VEBA HASTALIĞI DA) TEVESSÜ EDER (GELİŞİR). (Mektubat, s. 513)

 

Madiyyunluk manevi taundur. Darwinizm, materyalizm manevi veba hastalığıdır, yani insanları manen öldürür. İnsanlar ölüyor, dünya bu ideolojilerle mahvoldu. Terör, intiharlar, anarşi her türlü rezalet ortaya çıktı.

Telkin ve tenkit; önce telkin ediyor Darwinizm ve materyalizmi telkin edip anlatıyor ve bir taraftan da tenkit ediyor sürekli.

 

Tabiiyyun, maddiyyun (materyalizm, Darwinizm’den) felsefesinden tevellüd eden (doğan) bir cereyan-ı Nemrudane (isyankar bir cereyan), gittikçe âhirzamanda FELSEFE-İ MADDİYE VASITASIYLA İNTİŞAR EDEREK (YAYILARAK) KUVVET BULUP, uluhiyeti (Allah’ın varlığını) inkâr edecek bir dereceye gelir.(Mektubat s. 57)

 

Nemrudane, yani ahir zaman nemrutluğu. Bir Hz. İbrahim dönemi nemrutluğu var bir de ahir zaman nemrutluğu var. Diyalektik felsefe ruhuyla dünya çapında gelişerek şu anda da olduğu gibi dünya çapında müthiş yaygın şekilde aleni şekilde inkar ediyorlar. Darwinist materyalist felsefeden kaynaklanıyor bu.

 

Aynen öyle de: TABİİYYUN VE MADDİYYUN (MATERYALİZM, DARWİNİZM) MEZHEBİNİN BAŞINA GEÇEN O EŞHAS (ŞAHISLAR),kuvvetleri nisbetinde kendilerinde bir nevi rububiyet (terbiye edicilik) tahayyül ederler(hayal ederler) ve raiyetini (saygısını) kendi kuvveti için kendine ve heykellerine ubudiyetkârane (kulluk ederek) serfüru ettirirler (baş eğdirirler), başlarını rükûa getirirler demektir. (Şualar, s. 584)

Kuzey Kore'de adam bütün milleti, heykeli var, doğrudan eğilip rüku ettiriyor önünde. Stalin'in, Lenin'in Marks'ın heykellerine secde ettirdiler, deccaliyet ahir zamanda bunu yaptıracak diyor.

 

Yedinci Mesele: Rivayette var ki, "Süfyan büyük bir âlim olacak, ilimle dalâlete düşer. Ve çok âlimler ona tâbi olacaklar."

 

Hafız Esad Darwinist felsefeyi en iyi bilenlerden. Bölücü başı da öyle. Gerilla yöntemleri, Che'nin, Ho Chi Minh'in hayatını hepsini yutmuştur. O da bir deccaldir, Hafız Esad da deccaldi. Bunlarda müthiş bir bilgi oluyor ama şeytani bir bilgi. Buna Rahmani karşılık vermiyorlar, halbuki vermek lazım. Bırakın beni vereyim.

  • Hz. Musa (as) devrinde bir mahluk vardı. Karun. “Allah’ım bana bol para ver, Senin yolunda harcayacağım” dedi, Allah ona verdi. Kazanınca da “ben kazandım, ben kendi ihtiyaçlarım için harcayacağım” dedi, Allah malını mülkünü yerin dibine geçirdi. Alah yoluna kesin karar verdi mi, çok bol kazanır. Ama Allah’a oyun oynamaya kalkarsa, Allah onu mahveder.

 

Göklerin ve yerin mülkü O'nundur; çocuk edinmemiştir. O'na mülkünde ortak yoktur, her şeyi yaratmış, ona bir düzen vermiş, belli bir ölçüyle takdir etmiştir. (Furkan Suresi, 2)

 

Allah altın oranla takdir etmiştir. Heryerde bir ölçü var, heryerde bir matematik oran var.

 

Dediler ki: "Bu elçiye ne oluyor ki, yemek yemekte ve pazarlarda dolaşmaktadır? Ona, kendisiyle birlikte uyarıcı olacak bir melek indirilmesi gerekmez miydi?" (Furkan Suresi, 7)

 

Peygamberimiz (sav)’e vahiy geldiğinde Cibril’in ağırlığı üstüne çöküyordu. Üzerine örtü örtüyorlardı. Deve ağırlıktan olduğu yere çöküyordu. Herkes oradakiler biz de ağırlığı hissediyoruz diyorlardı. Cibril orada. Ama göremiyorlar. Peygamberimiz 2 defa gördü Cibril’i, ilkinde asliyetiyle gördüğünde, bayıldı. 

 

"Ya da kendisine bir hazinenin bırakılması veya (ürünlerinden) yemekte olduğu bir bahçesi olması (gerekmez miydi)?" Zulmedenler dedi ki: "Siz olsa olsa, ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz." (Furkan Suresi, 8)

 

Hz. Mehdi (as) zengin de olmayacak. Onda da bunalıyorlar. Veya bağı bahçesi olsun istiyorlar.

 

 

30/2- Rum (orduları) yenilgiye uğradı.

 

Rum mağlup oldu. İstanbul'a ne deniyordu? Diyar-ı Rum. İşari olarak bu ayet, Hz. Mehdi'nin İstanbul'u fethine de bakıyor. Ebcedi kaç? 1980, tam milimi milimine, hicri 1400 ve Rum, direk İstanbul için söylenir, hatta o tarafa Rumeli denir.

 

30/4- Birkaç yıl içinde. Bundan önce de, sonra da emir Allah'ındır. Ve o gün mü'minler sevineceklerdir.

 

Bu ayetin ebcedi de 2010 yılını veriyor.

 

 

2010-09-19 02:02:49
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top