Adnan Oktar'ın 19 Eylül 2010 tarihli röportajından önemli başlıklar

Kanal Avrupa, 19 Eylül 2010

 

  • Bizim Ehli Kitaba, Musevilere, Hıristiyanlara Osmanlıdan kalma, Resulullah (sav) döneminden kalma derin koruyuculuğumuz, sevgimiz ve şefkatimiz var. Bu Peygamberimiz (sav)'den gelen sünnettir. Hani Türkler Ermeni düşmanıydı, hani Ermeniler Türkler'e düşmandı? Düşman düşmanın evine gider mi? Hepsi bizim kardeşimiz. Milleti sadıkadır, istediği gibi  gelir ibadetini yapar. Bizim evlatlarımız onlar. Allah Kuran'da Ehli Kitabın ibadethanelerini koruma altında olduğunu bildiriyor. Bazıları da “nasıl olur, ülkemizi ele geçirecekler” diye yaygara koparıyor. Sen New York'un merkezine cami yapıyorsun işgal mi ediyorsun orayı? Almanya'da cami yapıyorsun işgal mi ediyorsun? Böyle mantık olmaz. Tabi gönlümüz istiyork ki "La ilaheillAllah "desinler, Hz. Muhammed (sav)'in hak Peygamber olduğunu kabul etsinler. Ama etmiyorlarsa da her düşünceye, her inanca saygı esastır inşaAllah.
  • En takva mümin, münafığa en fazla buğz edendir, münafıktan en fazla nefret edendir. Tavkayla orantılıdır. Allah'a şiddetli sevgi, Peygamber (sav)' şiddetli sevgi iman alametidir, münafığa da şiddelti nefret de iman alametidir. Nefret eder derken, fiziksel olarak tepki gösterir anlamında değil, telin eder, buğz eder anlamında.

 

6/125- Allah, kimi hidayete erdirmek isterse, onun göğsünü İslam'a açar; kimi saptırmak isterse, onun göğsünü, sanki göğe yükseliyormuş gibi dar ve sıkıntılı kılar. Allah, iman etmeyenlerin üstüne işte böyle pislik çökertir

 

Münafık sürekli sıkıntı içindedir. Münafık sürekli ızdırap içindedir. Kuduz köpek nasıl herşeyden, sudan, ışıktan, sesden rahatsız olur ama bu arada da sürekli saldırganlaşır. Ama bir yandan da saldırganlık halindedir. Münaıfk da bunu benzer.

 

104/6- Allah'ın tutuşturulmuş ateşidir.

104/7- Ki o, yüreklerin üstüne tırmanıp çıkar.

 

Bir manevi ateş. Münafıkları bir manevi ateş sarar. Onun rahatsızlığı ile sürekli gerilim halindedir.

 

3/118- Ey iman edenler, sizden olmayanları sırdaş edinmeyin. Onlar size kötülük ve zarar vermeye çalışıyor, size zorlu bir sıkıntı verecek şeyden hoşlanırlar. Buğz (ve düşmanlıkları) ağızlarından dışa vurmuştur, sinelerinin gizli tuttukları ise, daha büyüktür. Size ayetlerimizi açıkladık; belki akıl erdirirsiniz.

 

Münafık çok kahpedir. Müslümanların sırrını alır, küfre verir. Müslümanların başını belaya sokmak ister. Kötülük nedir? Müslümanların gücünü heyecanını kırmaya çalışır, aleyhlerinde propaganda yapar, manen kendince zarar vermeye çalışır. Hatta maddi kötülük de yapmak ister. İftira atar, hakaret eder, hatta öldürmeyi hedefler. Nefreti ifade eden herşeydir zarar verme isteği. Müslümanların tutuklanması, hapsedilmesi, hakaret edilmesi, haklarında dedikodu yayılması, tebliğ güçlerinin kırılması. Öfklerini mutlaka ifade eder münafıklar. Öfkeden dolayı ya konuşarak ya yazılı olarak bir şekilde o kinini ifade eder. Müslüman mutlaka münafıkla karşılaşır, sevap alması için karşılaşması gerekir. Müslümanın manevi yükselişi için gıda olur münafık. Münafık Müslümanı eleştiriyor, ama nezaketli gibi gösteriyor, tevazu görünümünde, bu onun postudur, tevazu postuna bürnür ama çok azgın ve saldırgandır. Doğrudan cinayet eğilimi vardır. Allah ayetlerimizi açıkladık diyor, münafıığn ve küfrün vasıflarını gösteriyorum iyi düüşnürseniz tam kavrarsınız demektir.

 

3/119- Sizler, işte böylesiniz; onları seversiniz, oysa onlar sizi sevmezler. Siz Kitab’ın tümüne inanırsınız, onlar sizinle karşılaştıklarında "inandık" derler, kendi başlarına kaldıklarında ise, size olan kin ve öfkelerinden dolayı parmak uçlarını ısırırlar. De ki: "Kin ve öfkenizle ölün." Şüphesiz Allah, sinelerin özünde saklı duranı bilendir.

 

Müslümanlara duydukları haset ve kıskançlıktan hissettikleri sinir, ızdırap parmak uçlarına kadar vuruyor, o acıyı gidermek için parmaklarını ısırıyorlar. Fiziki acı meydana geliyor öfkelerinden dolayı.

İyilik nedir, münafıkların kıskandığı; Müslümanların birbirlerine bağlılıklarının artması, İttihad-ı İslam'ın gelişmesi, Türk İslam Birliği'nin gelişmesi, her türlü zenginlik, bereket, bolluk onları tasalandırır. Müslümanların kadın sevgisi de kızdırıyor. Allah Kuran'da nezaketle söylüyor, kadın sevgisine kızdıklarını. “O Peygambere ne oluyor ki, yiyor içiyor, pazarlarda geziyor” diyorlar. Allah nezaketle söylüyor. Onlara göre dünyadan el etek çekmemesi, helal olarak hanımlarıyla bereber olmaması gerekir. Allah onları kızdırmak, öfkelendirmek için mutadın üstünde bir hak tanıyor Peygamberimiz (sav)'e ve Müslüman kadınları da teşvik ediyor. Uzun bir liste veriyor, halanın kızları, halalarının kızları ve kendilerini hibe eden kadınlar diye. Hibe ediyor kadınlar kendilerini Peygamberimiz (sav)'e. "ister al ister alma ben seninim" diyor. Münafıklar çok kıskanıyor bunu. Buradaki aşk, Allah aşkı, derin bir aşk. Peygamberimiz (sav)'in Allah'ın tecellisi olarak kadından aldığı zevki kavrayamıyor münafık. Münafık için insan sevgisi yok, kadın sevgisi yok, çocuk sevgisi yok, hayvan sevgisi yok, çiçek sevgisi yok. Çiçeğe bakıyor, otun kilosu kaça diyor? Kadınlar Allah aşkından, tutkudan kendilerini hibe ediyorlar. Sevgisine doyamadıkları için. Allah Peygamberimiz (sav)'de müthiş tecelli ediyordu.

 

3/120- Size bir iyilik dokununca tasalanırlar, size bir kötülük isabet ettiğindeyse buna sevinirler. Eğer siz sabreder ve sakınırsanız, onların 'hileli düzenleri' size hiçbir zarar veremez. Şüphesiz, Allah, yapmakta olduklarını kuşatandır.

 

İyilik nedir? Sağlık, sıhhhat, tebliğ gücü, Türk İslam Birliği’nin gelişmesi Müslümanlara gelen her türlü bolluk, neşelerinin artması. Müslümanların kadınlara  sevgisinden de kin duyarlar. Peygamberimiz (sav)’in kadınlarla beraber olmasına da kin duyuyorlar. Onlara göre dünyadan elini eteğini çekmesi lazım onlar daha da öfkelensinler diye Allah Peygamberimiz (sav)’e normalin üstüne kadın helal kılıyor. Münafıklar kadın düşmanıdırlar sapıktırlar.

 

  • Hz. Hasan'a, Hz. Hüseyin’e öfkeleri de ondan. 300’den fazla kadın Hz. Hasan’a kendini hibe etti. Akıl almaz güzeldi Hz. Hasan. Münafıklar acayip kızdı, ağırlarına gitti. Münafıklardan uzak duruyorlardı kadınlar. Buradaki Allah aşkı. Onlar sadece cinsellik sanıyorlar ama derin Allah aşkı. Onlar Müslümanların kadın sevgisini saf cinsellik sandıkları için anlamazlar. Münafıklarda çocuk sevgisi de yok, çiçek sevgisi de yok. Evlenen kadınlar Allah aşkından onlarla beraber olmak istiyorlar. Peygamberimiz (sav)’de de Allah aşkıdır. Kadın Peygamberimiz (sav)’e yakın olmak istiyor, elini tutmak istiyor gözlerine bakmak istiyor, evleniyor.
     
  • Özellikle kadınların kendini hibe etmesi onları kudurttu. Hz. Hasan’ın mesela kadınları alacak mal varlığı yoktu. Ama kadınlar kendini hibe ediyordu. Hasan da Hz. Yusuf (as) gibiydi. Kadınlar dirense de aşık oluyordu ama Hz. Yusuf (as) bu güzelliğini bu etkisini etten, kemikten almıyordu. Allah onda ahlakının derinliğinden dolayı cazibe olarak tecelli ediyordu. Yakışıklıdır ama kadını etkilemez, koftur. Hatta halk arasında evlendiğinde o elektiriği bulamadığını söyleyenler olur. Kadın bakıyor, hakikaten et var ama kof, etkilenmiyor. Etkilenme iman derinliği ile olur, Allah aşkı ile olur. Tutku imanla, derinlikle, fedakarlıkla olur. Kadın yüksek ahlaklıysa onu seviyor ama ahlaksız bir kadın ne kadar güzel olsa, beyni felç oluyor. Ahlaksızsa beyin onu kiltler. Kadında da böyledir erkek ne kadar yakışıklı olursa olsun, ahlaksızsa beyin kiltlenir.
     
  • Münafıklar için kadın et parçasıdır o yüzden müminlerin sevgisine mana veremezler. Peygamberimiz (sav)’i eleştiren sitelere bakıyorum, tek konu evlilikleri ve kadın sevgisi. Allah aşkıyla yanan bir insandı ve onu seven de Allah aşkıyla seviyordu. Evlenmeseler ne kazanacaklardı? Kemikleri yok artık. Binlerce yıl geçti, kaç nesil geçti üzerlerinden. Saraylarda yaşasalar ne olurdu? Üzerlerinden en az 14 nesil geçti.
     
  • Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’in şehit edilmesinin nedeni budur. Allah’ın onlara verdiği nimettir. Münafıklar onları izliyorlardı. Sansar gibi onları izliyorlardı. Onların sevinci, neşesi, güzel hayat yaşamaları, şehitliklerinin nedeniydi. İkisi de ipek giyiyorlardı. Peygamber Efendimiz’ (sav)’e çok benziyorlardı. Peygamberimiz (sav)’e bakanlardan dili tutulup bayılanlar oluyordu. Hatta Hıristiyanlar da heyet olarak geliyorlardı, normalde Peygamber olduğunu anlamak için soru sorabilirler, hakları. Ama yüzünden bellli olduğu için anlıyorlardı Peygamber olduğunu, sormuyorlardı.
     
  • Münafıklar Peygamberimiz (sav)’e kızıdıkları için annelerimize iftira atmaya kalktılar. Kuran’la Allah garanti verdiği halde, “Müslümanım” diyen adamlar hala iftira atmaya kalkıyorlar. Hatta münafıklar cennette de cinselliğin olmasını telin ediyorlar aşağılık bir üslupla. Allah tutkudan bahsediyor ve tutkudan derin zevk alacaklarını söylüyor, münafıklar cennette müminlerin kavuşacağı nimetten de öfkeyle bahsederler. Kadın düşmanlığı bütün sapkın dinlerde vardır. Budistlerde de vardır. Adam ölür, kadını da diri diri yakarlar. İnsan bir şeye sarılmak istediğinde bu sadece şehvet midir? Allah aşkındandır bu ama şehvet gücü de ilave olarak verilmiştir. İnsanın küçük çocuğu oluyor, bağrına basıyor, kokluyor, öpüyor, bu Allah aşkıdır. Allah eşinde de şehvet ilave eder ama asıl olan Allah aşkıdır. Saf şehvette hiçbirşey yapamazsın o yüzden münafıklar muzdariptirler onun için sapıtırlar. Hz. İbrahim (as) dönemindeki sapıkların sebebi budur. Asrımızdaki sapıkların nedeni de budur. Cennetteki bütün hayat Allah aşkı üzerine kurulu. Cennet evlerine, çocuklarına, müziğine aşk duyuyorsun. Cennet çocuklarına aşk duyuyorsun. Helaline karşı ekstradan şehvet vardır ama onun payı küçüktür ilave bir olaydır. Bütün olayı meydana getiren Allah aşkıdır.
     

33/50- Ey Peygamber, gerçekten biz sana ücretlerini (mehirlerini) verdiğin eşlerini ve Allah'ın sana ganimet olarak verdikleri (savaş esirleri)nden sağ elinin malik olduğu (cariyeler) ile seninle birlikte hicret eden amcanın kızlarını, halanın kızlarını, dayının kızlarını ve teyzenin kızlarını helal kıldık; bir de, kendisini peygambere hibe eden ve peygamberin kendisini almak istediği mü'min bir kadını da, -mü'minler için olmaksızın yalnızca sana has olmak üzere- (senin için helal kıldık). Biz, kendi eşleri ve sağ ellerinin malik olduğu (cariyeleri) konusunda onlar (mü'minler) üzerine neyi farz kıldığımızı bildik (size bildirdik). Böylelikle senin için hiç bir güçlük olmasın. Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.

 

Münafıkları delirten ayettir bu. Halasının kızıyla evleniyor diye eleştiriyorlardı, Allah hepsiyle evlendirtiyor. Delirtti münafıkları bu. Münafıkların beyninden vuran ise, kendini hibe eden kadınlardı. Çok fazla kadın, "hiçbir şey istemiyorum sadece Allah için seni istiyorum, almasan da ben kendimi sana hibe ettim dünyada ve ahirette seninle birlikte olmak istiyorum" diyor. Azadlı cariye olmuş oluyor. Müminler teyze kızısını alabilir ama diğerini alamaz. Allah Peygamberimiz (sav)’e has olmak üzere hepsini alabilmeyi helal kılıyor.

 

Böylelikle senin için hiç bir güçlük olmasın: "Münafıkların pis dilini kopar at" diyor Allah. Münafıklar saldırıyordu Peygamberimiz (sav)’e. Ama ayet inince bu bitti.

 

2/223- Kadınlarınız sizin tarlanızdır; tarlanıza dilediğiniz gibi varın. Kendiniz için (geleceğe hazırlık olarak güzel davranışlar) takdim edin. Allah'tan korkup-sakının ve bilin ki elbette O'na kavuşucusunuz. İman edenlere müjde ver.

 

Tarlanıza dilediğiniz gibi varın, diyor Allah. Helal cinsellik Allah'ın bir nimetidir. Münafıklar hayatı karartmak, yok etmek isterler ve cinselliği de aşağılık bir şey olarak görürler. Onların pis bir onur anlayışı var, onu kıran brişey olarak görürler.

 

 

9/120- ... Bu, gerçekten onların Allah yolunda bir susuzluk, bir yorgunluk, 'dayanılmaz bir açlık' (çekmeleri), kafirleri 'kin ve öfkeyle ayaklandıracak' bir yere ayak basmaları ve düşmana karşı bir başarı kazanmaları karşılığında, mutlaka onlara bununla salih bir amel yazılmış olması nedeniyledir. Şüphesiz Allah, iyilik yapanların ecrini kaybetmez.

 

Mesela Darwinizme karşı başarı kazanmak münafıkları kızdırır. Biz Darwinizmi, materyalizmi fikren yerle bir ediyoruz ama bunu bir yönüyle de münafıkları kızdırmak içindir. Onun için detaylı bilgi veriyoruz, çıkan yazılar, satılan kitaplar, indirilen kitaplar onları çok kızdırı. Sırf 110 milyon kitap indirildi bu yıl, 110 milyon da dünya çapında satıldı. Müslümanın neşesi, kudreti, zenginliği, birbirlerine teveccühü, güzelliği, kadın sevigisi, bilimsel başarıları münafığı müthiş kızdırır. En küçüğünden en büyüğüne. Gidersin herhangi bir pastanede keyif içinde oturursun kızdırır, gezmeye gidersin kızdırır,  konferansa gidersin kızdırır, konferansta fikren pestil gibi ezersin kızdırır,  televizyondan dini anlatırsın delirtir, kitap bastırırsın çıldırtır. Radyodan sesini duyar, kudurur. Müslümanların birbirlerine muhabbeti, küfrün fikren ezilmesi, kendi çaresizliği, kendi içindeki acı ve huzursuzluk ayrı kızdırır. Çünkü o acının sebebini Müslümanlar olarak görür.

 

  • Hz. Mehdi (as) da Arapça bilmediği halde, müctehidlere, alimlere üstün oalcak. Alllah'ın vehbi ilim verdiğinin ispatı olmuş oluyor. Allah hikmet nedir onu göstermek için ve "Hadi" ismiyle nasıl tecelli ediyor onu göstermek için böyle takdir ediyor. Biri gelip Peygamberimiz (sav)’in gözlerine bakıyordu 3 saniye, muazzam iman ediyordu. Kişinin vücut kimyası değişiyordu 3 saniyede. Peygamberimiz (sav) “sen aslansın şimdi git tebliğe” diyordu, 3 saniyede sahabe şerefine kavuşup tebliğe gidiyordu. Ama bazı hocalar var, Allah’ın nuru üzerinde yok. Hikmet yok, samimiyet yok. İmanlı adamın imanını kaybetmesine vesile oluyor Hz. Mehdi (as)’da tam tersidir insan bakar, hemen imanı gelir.

 

"... (Onun (Hz. Mehdi (as)'ın) lütfu sayesinde)GECE CAHİL, KORKAK VE CİMRİ OLAN KİŞİ SABAHA BİLGİLİ, CESUR VE CÖMERT OLACAKTIR. (Allah'ın) yardımı onun (Hz. Mehdi (as)'ın) önünde yürüyecekti...."

 

Hz. Mehdi (as)'ın hep gece anlatımına dikkat çekiliyor, yatsı vaktinden sonra uzun anlatır diyor, uzun hutbe irad eder diyor  Peygamberimiz (sav). Halk onu oturduğu yerden görür diyor, televizyonu haber veriyor Peygamberimiz (sav). Bu da bir mucizedir, cahil bilgisi olmuyor, korkak oluyor, cimri oluyor, kitap dağıtmak istemiyor, Hz. Mehdi'nin konuşmasının ardından hem bilgisi artmış, hem cömert, hem cesur oluyor. Allah “Hadi” ismiyle tecelli etmiş, hidayet vermiş oluyor.

 

  • Dua etmek çok önemli, Allah'ı çok sevmek çok önemli. Allah'ı çok seven atom bombasına dönüşür. İmanlı bir Müslüman 800 bin hidrojen bombası gücündedir. O gücü elde edebilmek çok önemildir, derin Allah sevgisi, derin Allah korkusu olduğunda başedilemeyecek bir güce dönüşür. Hz. Mehdi (as) da öyledir. Mesela Firavun, Hz. Musa (as)'ı durdurmak için bir gecede binlerce çocuğu  katletti. Annesi sandığa koydu. Allah sonra Hz. Musa (as)'ı Firavun'un eşine buldurdu, Firavun onu sarayına alıp besledi. Sonra da Firavun'un sistemini yerle bir etti.
  • (Emin Çölaşan'ın eşinin açıklamasıyla ilgili)

Türk Milletini gaflet içinde görenin kendisi gaflet içindedir. Türk Milletini dalalet içinde gören dalaletin içinde olur, Türk Milletini hıyanet içinde  gören hıyanetin içinde olur. Ayıp yapıyor, yaşlıdır, büyüğümüzür ama çok ayıp yapıyor. Milletimizin %42'si de zehir gibi zekidir, %58'i de zehir gibi zekidir. Şimdi komünist partisi çıkacak diyecek ki bize oy vermeyenler haindir diyecek böyle olur mu? Demokraside fikirler ayrı ayrı olur. Kendisinin midesinde rahatsızlık var, demokrasiyi hazmedemiyor, mide ilacı alsın. CHP  iktidar olur iftihar ederim, MHP iktidar olur iftihar ederim. Bir taraf yamandır iyidir, geri kalan da haindir denir mi? Milletin takdirine saygı gösterecek. Referandum devamlı yapılır. Demokratik ülkelerde Norveç’te, İsveç’te devamlı referandum yapılır millet bölünmüş olmaz milleti hıyanetle, ihanetle itham etmek çok yanlıştır. Her fikre saygılıyız. Referandumu, seçimi kabul etmezsen diktatörlük olur. Evet'i de Hayır'ı da Allah çıkarır. Biz daha yaratılmadan o oy kapanmıştı. Kemal Kılıçdaroğlu gidemedi seçime, o kaderindeydi daha doğmadan belliydi. Kaderindekini de hayır görecek. Kadere teslim olacak.

 

 

19.09.2010, Samsun AKS TV

 

  • Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’in ipek giymesi konusunda bazı hocalar “bite karşı korunmak için giydiler” diyor. Resulullah’ın yanında yaşıyor Peygamberimiz (sav)’in torunları, nur taneleri, tertemizler. Bit ne arar Peygamberimiz (sav)’in evinde? Lafın nereye gideceği belli değil mi?
     
  • Allah gözümüzde bir insanın görüntüsünü yaratıyor. Eğer onu Allah’ın görüntüsü olarak görürsen sevgi ile yaklaşırsın, güzelliğini Allah’a vererek översin. Ama o görüntüyü Allah’tan bağımsız değerlendirmeye kalkarsan, o zaman şirk kafasında olursun.
     
  • Ben azıcık iman alameti gördüğüm insanı severim. Ben sevgi ile yaşayan bir insanım tek gün sevgi ile yaşayamasam fenalık gelir. Ekmeksiz susuz yaşarım, sevgisiz yaşayamam ben. Alevileri, bektaşileri, şiileri seviyorum. Adamlar da kesmek istiyorlar. Yunus Emre bektaşidir, nefistir şiirleri.
     
  • Ahir zamanda yapılacak en güzel şey imanlı olmaktır. Tevrat’ta 11 kişi olsun, Allah dünyaya İslam’ı hakim eder diyor. 11 tane gerçekten iman etmiş insan olursa diyor. Ama Peygamberimiz (sav) gibi Hz. İsa (as) gibi samimi imanla. Samimi imanla sen dünyayı yerinden oynatırsın. Muazzam bir güce dönüşür.

 

MÜNAFIK İTİKADSİZDİR (İMANSIZDIR, İNANÇSIZDIR), KALBSİZDİR VE VİCDANSIZDIR, PEYGAMBER (A.S.M.) ALEYHİNDEDİR.

(Emirdağ Lahikası sf. 78-79)

 

Münafık inançsızdır, temelinde Allah’a inanmaz. Peygamberimiz (sav)’in aleyhindedir, dolayısıyla Hz. Mehdi (as)’a da düşmansır, ehli beyte de düşmandır. Ama bunu yaparken Kuran ve hadisle yapmaya kalkar kendince. Peygamberimiz (sav)’e düşman, Dırar Mescidi’ni kuruyorlar. Kendilerince Kuran’la Peygamberimiz (sav)’e karşı mücadele veriyorlar. Camiden çıkmıyorlar münafıklar o dönemde. Uzlete çekiliyorlar kendilerince. Peygamber orada eşleriyle beraberken biz burada ibadete devam ediyoruz diyor münafıklar. Onlarda öyle ahmak bir ruh vardır ve bu devre kadar da gelmiştir.

 

FAKAT NİHAYET DERECEDE ALÇAKLIĞA DÜŞMÜŞ BİR VİCDAN Kİ, BİLEREK DİNİNİ DÜNYAYA SATAR VE BİLEREK HAKİKAT ELMASLARINI PİS, MUZIR ŞİŞE PARÇALARINA MÜBADELE EDER (DEĞİŞTİRİR) DERECEDE MÜNAFIKLIĞA GİRMİŞ İNSAN SURETİNDEKİ YILANLARA HAKAİKİ (HAKİKATLERİ) SÖYLEMEK; HAKAİKE (HAKİKATE)  KARŞI BİR HÜRMETSİZLİKTİR.CÜNKİ BU İŞLERİ YAPANLAR, KAÇ DEFA HAKİKATİ RİSALE-I NUR'DAN İŞİTTİLER. VE BİLEREK, HAKİKATLARİ ZINDIKA (DİNSİZLİK, İNANÇSIZLIK) DALALETLERİNE KARŞI ÇÜRÜTMEK İSTİYORLAR. BÖYLELER, YILAN GİBİ ZEHİRDEN LEZZET ALIYORLAR.

Mektubat, sf. 346

 

NİHAYET DERECEDE ALÇAKLIĞA DÜ̈ŞMÜŞ: müthiş alçak. Köpek bile bağlı olduğu yere sadakt gösteririr Münafık tam alçaktır. Allah ayette “Onların sana düşman olmasının nedeni onları  imkanınla zengin etmen, onlara rahatlık vermen, huzur vermen, iyilik vermen” diyor. 

BİLEREK DİNİNİ DÜNYAYA SATAR: Dünya çıkarı için davasını satar.

BİLEREK HAKİKAT ELMASLARINI PİS, MUZIR ŞİŞE PARÇALARINA MÜ̈BADELE EDER: En aşağılık pis adamların yanına gider çıkar için. Müslümanlara onları tercih eder.

MÜNAFIKLIĞA GİRMİŞ İNSAN SURETİNDEKİ YILANLARA: Porsuk gibi gezer onlar. Bediüzzaman da yılana benzetiyor. 

HAKAİKİ (HAKİKATLERİ) SÖYLEMEK; HAKAİKE (HAKİKATE)  KARŞI BİR HÜRMETSİZLİKTİR:  Bunlara istediğin kadar ahir zamandan, Hz. İsa (as)’nın geleceğinden, Türk İslam Birliği’nden bahset, asla kabul etmezler.

BİLEREK, HAKİKATLARİ ZINDIKA (DİNSİZLİK, İNANÇSIZLIK) DALALETLERİNE KARŞI ÇÜRÜTMEK İSTİYORLAR: Mesela Bediüzzaman İslam dünyaya hakim olacak diyor, o olmayacak diyor. Hz. Mehdi (as) çıkacak diyor, çıkmayacak diyor. Hz. İsa (as) inecek diyor, o inmeyecek diyor. Tabii cahilliğinden diyenleri tenzih ederim.

 

Gizli munafıkların takib ettikleri iki plândan birisi: BENİM HAYSİYETİMİ KIRMAK İLE GÜYA NURLARIN KIYMETİ DÜŞECEK.

İkincisi: NUR ŞAKİRDLERİNE TELAŞ VE FÜTUR (GEVŞEKLİK) VERMEKLE NURLARIN İNTİSARINA (DAĞILMASINA) MANİ OLUNACAK. HİÇ KORKMAYINIZ. Milyonlar kahraman baslar feda oldukları bir kudsî hakikata bizim gibi bazı bîçarelerin başları da feda olsun.  Şualar, sf. 436

 

Hicri 1300 yılının mehdisini hedefliyor münafıklar. Bediüzzaman’a yapılan en büyük iftiralardan biri ehli sünnet düşmanlığıdır. Münafıklar o devirde kitapların kıymetini düşürmek için güya Bediüzzaman’ın haysiyetini kırmak istiyorlar. “Sen sapkınsın” diyorlar Bediüzzaman’a. Mürşitlik yönünü kırmaya çalışıyorlar. Binbir türlü suçlamalar yapıyorlar. Çıkarcılıkla suçluyorlar, ailelerinden koparıyor gençleri diyorlar ve ehli sünnet dışı düşüncelerle etkiliyor diyorlar. Halbuki İslam’ın nurlu kılıncı. Lideri önce etkisiz hale getirmeye çalışıyorlar. Onun gibi hapse Allah rızası için tebliğ yaptın mı? Türk İslam Birliği’ni istedin mi?

 

İkincisi: NUR ŞAKİRDLERİNE TELAŞ VE FÜTUR (GEVŞEKLİK) VERMEKLE NURLARIN İNTİSARINA (DAĞILMASINA) MANİ OLUNACAK:

 

  Talebelere telaş vermek. “Dağılacaksınız, hapse atılacaksınız” diyerek korkutmaya çalışıyorlar. Bir de “bırakın, dağılın” diye gevşeklik vermeye çalışıyorlar. Kendini önemli biri gibi görmeye çalışıyor Bediüzzaman diyor. “Siz dağılın, yanımıza gelin” diyorlar. “Hocanız tutuklanacak, siz de tutuklanacaksınız. Başınızı belaya sokmayın yanlış yerdesiniz” diyorlar. Bediüzzaman “İstanbul’da bir hoca kendi başı derdinde olduğu halde benimle uğraşıyor” diyor. İcraatı var mı? Bediüzzaman’ın binde biri değil. Bediüzzaman senin en son uğraşacağın insan değil mi? Git komünistlerle, dinsizlerle, sapıklarla uğraş. Fütur, gevşeklik vermek. “Hz. Mehdi (as) gibi görüyorsunuz. Ne özelliği var? Adam akıl hastanesine yatmış çıkmış, çıkarcı” diyor. Sizi zehirliyor diyorlar talebeleri de “o zehirden başka nerede varsa getirin içelim. Bizim ihtiyacımız var o zehire” diyor.

 

Milyonlar kahraman baslar feda oldukları bir kudsî hakikata bizim gibi bazı bîçarelerin başları da feda olsun:

Ben korkmam başım feda olsun diyor. Adamlar da mahkeme korktu yalan söyledi seyyidliğini inkar etti diyorlar. Bediüzzaman diyor ki “seyyid olan insan değilim diyemez, haramdır” diyor.

 

Düşman meçhul olduğu zaman daha zararlı olur. Kandırıcı olursa daha habis olur. Aldatıcı olursa, fesadı daha şedit (şiddetli) olur. Dahili (içeride) olursa, zararı daha azim olur. Çünkü; dahili düşman kuvveti dağıtır, cesareti azaltır. Harici düşman ise, bilakis, asabiyeti şiddetlendirir, salabeti (sağlamlığı) arttırır. Nifakın (münafığın) cinayeti (suçu), İslam üzerine pek büyüktür. Alem-i İslamı (İslam alemini) zelzeleye maruz bırakan nifaktır (münafıklıktır). Bunun içindir ki, Kur’an-ı Azimüşşan (şanı pek büyük Kuran), ehl-i nifaka (münafıkları) fazlaca teşniat (ayıplamış) ve takbihatta (çirkin görmüştür) bulunmuştur.

Dili konuşma yapacak gibiyse, Kuran’la hadisle kandıracak gibiyse daha habis olur Allah dinlersin onları diyor

Münafığın eleştirisi yoketmeye yöneliktir. 

 

Dahili (içeride) olursa, zararı daha azim olur. Müslümanların yanında it gibi kendine baktırdığı için her bilgiye sahip oluyor, ondan dolayı enaniyeti ve pervatsızlığı vardır. Müslümanları güçlü görse o zaman it gibi yalakalık yapar.

 

Çünkü; dahili düşman kuvveti dağıtır, cesareti azaltır.içten saldırır.

 

Harici düşman ise, bilakis, asabiyeti şiddetlendirir, salabeti (sağlamlığı) arttırır.: küfrün saldırması merdane olduğu için o iyidir ama münafık stratejik olarak şeytani avantaja sahip.

 

Nifakın (münafığın) cinayeti (suçu), İslam üzerine pek büyüktür.Münafkılığı cinayet olarak alıyor

 

Alem-i İslamı (İslam alemini) zelzeleye maruz bırakan nifaktır (münafıklıktır).islam alemi küfürden dolayı değil münafıklıktan dolayı böyle oldu diyor.

 

 

İstihza (ince alay), düzen, ikiyüzlülük, hile, kizb (yalan), riya gibi kötü ahlaklar münafıkta var. Kafirde o derecede yoktur. Bu cihetten münafıklar hakkında itnab (sözü uzatma) yapılmıştır.

 

İstihza: kahpe kafasıyla alaya aldığını sanar.

İkiyüzlülük : akıl almayacak suçla itham eder müslümanları

 

Riya: elinde tesbih, kafada takke, “namaz kılıyorum” der ama üçkağıtçıdır.

 

Kafirde o derecede yoktur: kafirde ahlaksızlık daha azdır. Merttir açıkça söylüyor.

 

Alelekser (çoğunlukla)  münafıklar, ... şeytani bir zeka sahipleri olup, daha hilekar, daha desiseci (hilekar,oyuncu) olurlar. İşte bu durumdaki münafıklar hakkında itnab (sözü uzatma) , yani tatvil-i kelam (uzun konuşma), ayn-ı belagattır (sözün yerinde söylenmesidir) .

(İşaratü'l-İ'caz, Sayfa 83, 84)

 

Şeytan gibidir Hz. Mehdi (as) başeder bunlarlar bazen kabadayılık yapar bazen aciz gösterir, bazen evliya gibi gösteririr kendini.

 

Ve üzerlerine bir yağmur yağdırdık. Uyarılanların yağmuru ne kötüdür. (Neml Suresi, 58)

 

Göktaşları dünyanın etrafını sardı ve kıyamet öncesinde yağmur gibi göktaşı yağacak.

 

17/87- (Vahyi sende bırakan) Rabbin rahmetinden başka(sı değildir). Şüphesiz O'nun lütfu senin üzerinde çok büyüktür.

 

İşari manasıyla bakınca “Şüphesiz O'nun lütfu senin üzerinde çok büyüktür.

”ebcedi şeddesiz 1980 tarihini veriyor. Şeddeli 2019 tarihi yani İslam’ın hakimiyetine bakıyor.

 

17/88- De ki: "Eğer bütün ins ve cin (toplulukları), bu Kur'an'ın bir benzerini getirmek üzere toplansa, -onların bir kısmı bir kısmına destekçi olsa bile- onun bir benzerini getiremezler."

 

Ne kadar insan varsa ve cinler bir araya gelseler, hepsi birbirine yardımcı olsalar Kuran’ın benzerini yapamazlar. 1400 senedir denediler yapamıyorlar.

 

 

28/55- 'Boş ve yararsız olan sözü' işittikleri zaman ondan yüz çevirirler ve: "Bizim yapıp-ettiklerimiz bizim, sizin yapıp-ettikleriniz sizindir; size selam olsun, biz cahilleri benimsemeyiz" derler.

 

Demek ki cahillerle muhatap olmuyor müminler. Müslüman bu şekilde yüz çevirecek demek ki. Ama tabii münafık veya küfür birşey dedi mi dinlersin. Ders mahiyetinde dinlersin. Çünkü tam Kuran’ın anlattığı gibi nefes kesecek bir mucize meydana geldiği için dinleriz. Darwin’in evrim teorisini de dinlememezlik etmeyiz. Oradaki akıl eksikliğine hayret ederiz. İnsanları şeytanın nasıl kandırdığına bakarız ve öyle cevap veririz ki darmadağın ederiz.

 

20/102- Sur'a üfürüleceği gün, biz suçlu-günahkarları o gün, (yüzleri kara, gözleri) gömgök (kaskatı ve kör) olarak' toplayacağız.

 

Renkli kısım yok gözünde sırf morluk var ve kafası da arkada. Fısıltı ile konuşuyorlar sesi yükseltmiyorlar.

 

20/105- Sana dağlar hakkında soruyorlar. De ki: "Benim Rabbim, onları darmadağın edip savuracak"

20/106- "Yerlerini bomboş, çırçıplak bırakacaktır."

20/107- "Orada ne bir eğrilik göreceksin, ne de bir tümsek."

Dümdüz ova olacak bütün dağlar eriyecek.

 

Kum gibi eriyecek dağlar. Dümdüz ova haline getirecek Allah. Uçsuz bucaksız.

 

 

20/108- O gün, kendisinden sapma imkanı olamayan çağırıcıya uyacaklar. Rahman (olan Allah)a karşı sesler kısılmıştır; artık bir hırıltıdan başka bir şey işitemezsin.

 

Çağrıcı gelin dedi mi, gelecekler.

Öyle kafa tutma yok. Ses yükseltmek yok. Sesler kısılmış. Meydan okuma tarzında piyasa ağzıyla konuşamazsın. Haşa pazarlık yapar gibi Allah’la tartışır tarzda üslup olmaz.

 

  • Bediüzzaman Deccalle mücadele etti diyorlar. Evet etti ama yenemez. Çünkü Deccal görevini yapacak. Bediüzzaman yenerse Deccallik yapamaz. O zaman Deccal görevini tam yapacak, tahribatını tam yapacak, insanlar fesada gidecek, Müslümanlık bölünecek, insanlar perişan olacak, sonra Hz. Mehdi (as) gelecek. Nitekim Bediüzzaman durduramadı, durduramaz da. Mümkün değil benim zamanımda diyor. Tahribat tam anlamıyla olacak, ondan sonra Hz. Mehdi (as) çıkacak. Milletin canı burnuna gelecek, hamiyeti İslamiye feveran edecek. Hz. Mehdi (as)'da İslam'ı tam anlamıyla dünyaya hakim ediyor. Hz. Mehdi (as)'ın karşıtı olan Deccal Hz. Mehdi (as)’ın son zamanlarına doğru hayatta olacak. Hz. Mehdi (as)'a ne yapabilir? Hiç birşey. Tamamen güneş çıkmadan karanlık olmaz. Hz. Mehdi (as) tamamen hakim oluyor, ne yapabilir? Hiçbirşey. Kıyamet de bir Mehdidir. Öyle bir Mehdi ki, iflahlarını kesiyor. Kıyamet anındaki tevbe geçerli değil. Dua etmek istiyor, elini göğe kaldıramıyor. Şuuru kapandığı için dili dönüyor korkunun şiddetinden. Kadın çocuğunu düşürüyor. Doğal ihtiyaçlarının tamamını kaybedecek insanlar. Saatlerce Allah can çekiştiriyor. Hz. Mehdi (as) devrindeki deccaliyet en büyüktür ama son deccaliyet en şiddetli en büyüktür. O rezaleti temizleyecek birşey kalmıyor artık. Bediüzzaman Kuran refedilir diyor. Dünyanın aklı anlamında olan Kuran göğe alınır ve dünya divane olur başını bir seyyareye vurur diyor. Nemesis. Ekip geldi, toplandılar. “Uyarılanların yağmuru ne kötüdür” diyor Allah. Yağmur gibi göktaşı yağacak. Kıyametin yakın olduğunu Peygamberimiz (sav) çok açık anlatmıştır.
2010-09-20 10:14:24
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top