Adnan Oktar'ın 21 Eylül 2010 tarihli röportajından önemli başlıklar

Gaziantep Olay TV, 21 Eylül 2010

 

  • (Amerika ve dostları nükleer savaşa hazırlanıyorlar haberiyle ilgili) El Kaide diye bir örgüt gerçeğinde yok. Bir operasyon için, silah kullanılması için, bomba kullanılması için düşman gerekir, sebep gerekir. Sebep de durduk yere olmaz. Sebebin imal edilmesi gerekir. İmal etmiş oldular. Garibanları kullanıyorlar. Kana susamış, gözü dönmüş Müslüman imajı vermek için özel olarak görevlendiriyorlar. Bunların kafasını hemen eziyorlar ama bunları kullanarak kitleleri tahrik edip yönlendiriyorlar.
     
  • Üslubuyla, yaşantısıyla, konuşmasıyla, oturup kalkmasıyla, saldırganlığıyla, cahilliğiyle itici bir Müslüman tip meydana getiriyorlar. Bakanlara anormal bir insan bu dedirtmek için. Saddamla bunu elde ettiler. Saddam komünist, Stalinistti. Namaz da kılıyor, ama Darwinist, materyalist, Müslüman düşmanı, Peygamber (sav)'e karşı, haşa, üst perdeden tavır alan birisi. Tam aradıkları bir tip. O model ve o modelin çeşitli türevlerini oluşturuyorlar. Sonra da, "gördünüz mü biz haklıyız" diyecekler, biz de bunun olmaması için uğraşıyoruz.
     
  • Bağnazlığın dünyayı bu kadar sarması, koskoca insanların bu düşüncelere inanıyor olması çok şaşırtcı. Mesela Evanjelikler 1000 yıl bulutların üzerinde yaşayacağız diyor. Koskoca adamlar buna inanıyor. Fosil getiriyorlar granite dönmüş, "en fazla beş bin yıllıktır" diyor. Bilimi de kökten redediyorlar. Bağnazlık dünyada muazzam yaygın. Atların boynuna kadar yükselecek kan istiyor, o kadar kan nereden bulacaksın? Buna inanıyor, iman ediyor ve bunu mutlaka görmek istiyor, bu çok şaşırtıcı. Bütün mezbahalar oraya çalışsa geceli gündüzlü, atın boynuna kadar kan olmaz. Ama onun olmasını istiyor, çünkü bunu görmeden inanmam diyor.
     
  • Hindistan Pakistan'ın anlaşmazlığı, o da planlı. Asya insanlarına değer vermiyorlar. Darwinist düşünceyle onları geri ırk olarak görüyorlar, onlara karşı öfke var içlerinde. Onların Hıristiyanlarını bile beğenmezler işin aslı.
     
  • Çözüm Darwinist felsefenin fikren ortadan kaldırılması, Yaradan inancının bilimsel olarak ortaya konulması. Darwinizmi kabul ettimi Marksizm onun doğal devamıdır. Marksistse mutlaka Leninist olması lazım öbür türlü revizyonist olur, komünist kabul etmezler. Bilimsel açıdan da onu mat ederler, kendi kafalarına göre. Marksist olunca Leninist, Leninist olunca terörist olmak zorunda. Hepsinin sözleri ortada, devletin kitaplarında materyalizm, Darwinizm anlatılıyor onun devamı da bu. Biz anlatılmasın demiyoruz en kapsamlı şekilde anlatılsın ama cevabı da anlatılsın. Devletin kitabında 350 milyon yaratılışı ispat eden fosil var diyebiliyor musun? Hayır. Protein tesadüfen oluşabiliyor mu oluşmuyor, bunu yazabiliyor musun? Yasak. Bir proteinin olması için 60'ın üzerinde proteine ihtiyaç varsa konu kilitlenmiş oluyor. 0 ihtimal bitmiş, ama bunu kitaba koyamıyorsun. Mesela Piltdown adamının, Java adamının sahte olduğunu anlatabiliyor musunuz devletin kitabında? Yasak, söyleyemiyorsun.
     
  • Gerilla yöntemi ve gerilla yönteminin kalleşliğini de anlatmak lazım. PKK'nın askerlerle mücadelede avantajları var, bilinmiyor bu. Nasıl olur da askerlerimiz tam karşılık veremiyor diyorlar. Gerilla yöntemine karşı nizami birliklerle mücadele inanılmaz zordur. İllegal de mücadele de yapmayacağına göre, dezavantaj oluyor. Velev ki aynı yöntemle mücadele etseler bile, bilimsel yönem yenemedikçe asla galip olamazlar. Kitaplarda Darwinizm materyalizm kabul edilirse, adamın inancı savunulursa, mağlup bir görüntü oluşur. Adam çıkıp “devlet de bizimle aynı kafada” derse biz ne diyeceğiz adama?
  • Hangi okul kitabını açsak Darwinizm anlatılıyor, tarih, felsefe, biyoloji hangi kitabı açsak tüm kitaplarda. Yardımcı kitaplarda da Darwinizm anlatılıyor. Bu konuyu yok hükmünde görmek çözüm değildir. Dini de yok hükmünde görüyorlardı bazı siyasiler, baktılar ki öyle olacak gibi değil. Milletin çimentosudur din. Türkiye paramparça olur. Dinsiz milletlerin devamına imkan yoktur diyor Atatürk. Sosyolojik bir gerçektir din. Milleti millet yapan en ana unsurdur din, millet olmaz yoksa. Bize mutlaka bilimsel çalışma ve anlatma imkanı vermeleri gerekiyor. Herşeyi anlatsınlar, ama cevabını da anlatsınlar. Gidip onlardan öğreneceklerine Marksizmi, Faşizmi bizden öğrensinler. Dini de biz öğretelim. Yahudilik, Hıristiyanlık bilmiyorlar. Alevilik, Bektaşilik, Şiiliği de bilmiyorlar. Yanlış öğreniyorlar bu sefer. Sevgi insanlarını, muhabbet insanlarını kara propagandayla bambaşka tanıtıyorlar.
  • Gençliğe sevgi de öğretilsin. Anti sevgi politika izleniyor. Televizyona çıkıyorlar, kemik gibi suratlar acayip soğuk, kavgacı ve ters. Sevgi hayatın gerçeğidir, tutku hayatın gerçeğidir, aşk hayatın gerçeğidir, Allah'ın yaratıtğı en büyük nimetlerdendir sevgi. Sevginin s'sini göstertmiyorlar. Herşeyi sevmek ve çok anlayışlı olunması çok önemli. İnsan sokağa çıktı mı, baktı mı aşina gözler ister, sevgiyle karşılayacak insan ister. Sokakta abuz suratlar göreceksen, kimse birbirinin yüzüne bakmıyorsa, yüzü yerde gidiyorsa bu nedir? Korku filmi gibi bir ortam olmuş demektir.

 

 

Kişinin yalnız tanıdıklarına selam vermesi… kıyamet alametlerindendir. (Ramuz-El Ehadis, 121/4)

Kalpler birbirine yabancı olmadan, sözler birbirinden ayrılmadan, ana baba bir, kardeşler farklı dinlerden olmadan kıyamet kopmaz. (Deylemi; Geleceğin Tarihi 1, s.32)

 

Bir kardeş dindar biri dinsiz, biri Müslüman biri münafık. Sokağa çıkıyor bir saat sonra bir tanıdığı bir insana rastlarsa selam verebiliyor. 1900'lerde böyle birşey yoktu. Sarıyer'de, Galata'da insanlar karşılaştı mı herkes birbirine sevgiyle selam veriyordu. Ama şu an böyle değil. Bu da Peyagmberimiz (sav)'in mucizelerinden biridir. Söyledikleri tam tahakkuk etti.

 

  • Peygamberimiz (sav)'e eziyet etmeye tevessül ediyor münafıklar, güya eziyet ediyor, Peygamberimiz (sav) onları ne dinler. Münafık peygamberin şevkini arttırır. Evliliklerini kıskanıyorlardı, hala münafıklar onun acısını yaşıyorlar. Bakın ateistlerin, münafıkların sitelerine gece gündüz Peygamber (sav)'in evlilikleri, kadınlara olan arzusu konuşulur.
  • Cenab-ı Allah da onları iyice kızdırmak için uzun uzun liste veriyor. Bununla ilgili özel açıklamalar var. Kadınların kendilerini hibe etmesi, münafıklar buna illet olmuş "bu nerden çıktı kadın kendini hibe mi edermiş?" diyor. Kadın aşkla seviyor annemiz, sen onun hürriyetini mi engelleyeceksin? "Ben sana aşığım ya Resulullah, ben kendimi sana hibe ediyorum, hiçbirşey de istemiyorum" diyor. Bu hibeye o zaman itiraz ediyorlar. Peygamberimiz (sav)'in amcasının kızıyla evlenmesine de itiraz ediyor. Allah hepsiyle evlen, kendini hibe eden kadınları da al, cariye olarak aldıklarını da al, nikahınla al, hepsi sana helal diyor. Münafıklar Peygamber (sav)'in coşkusunu, aşkını anlayamıyorlar, nasıl oluyor diyorlar. Tam mükemmel Peygamber de onun için, gerçek peygamber alameti aşktan coşar Peygamberler böyledir. Münafıklar sırf cinsellik gözüyle gördüğü için kirini atacağı bir et yığını gibi gördüğü için kadını, aşkı anlamadığı için Peygamber (sav)'e hayret ederler. Peygamber (sav)'in mübarek aşkını, coşkusunu anlamayıp, akılsızca utanıp tevil etmeye kalkıyorlar. Yaşlı hanımları da var, diyorlar. Ama onsekiz yaşında kadınlarla da evlenmiş niye dilinizi eğip büküyorsunuz? Size oldu mu oluyor. Hepsi evlenecek, karısını alacak Yalova'ya tefle darbukayla gidecek. Sende nasıl oluyor da Peygamberimiz (sav)'de olmuyor.
  • Onların katı kafalarına göre Peygamberimiz (sav), yemek yemeyecek, gülmeyecek, çarşıda gezmeyecek, kadınlardan hoşlanmayacak, peki cenette ne yapacak Peygamberimiz (sav)? Ben onlara söyleyeyim, şu an cennete cennet sofralarında yemek yiyor. Cennet çarşılarında gezecek ve geziyor, binlerce on binlerce huriyle birlikte olacak, cennet müzikleri dinleyecek ve dinliyor. Utanıyorlar Peygamberimiz (sav)'in evliliklerinden, peki sen niye yapıyorsun? Senin ne özelliğin var da sen hak ediyorsun da güzeller güzeli nur Peygamberimiz  (sav) yapamıyor? Bu konuları anlatmıyorlar gizliyorlar, ben çekinmem anlatırım. Hanımlarının hepsi aşıktı ona, gözleri yaşarıyor sevgiden Peygamberimiz (sav)'i gördüklerinde. Kahredici güce sahipti. Müthiş yakışıklıydı, simsiyah gözleri, geniş omuzları vardı. Helal olsun. Gücünü söylemeye de utanıyorlar, utanacak ne var?
  • İttihad-ı İslam'dan bahsedilmemesi bir hastalıktır, Türk İslam Birliği'nden bahsedilmemesi hastalıktır, Hz. Mehdi (as)’ın alametlerinden bahsedilememesi bir hastalıktır, Hz. Mehdi (as)'dan korkmak bir anormalliktir, Hz. İsa (as)'ın inişinden korkmak bir anormalliktir. Hz. Mehdi (as)’ın gelişini anlatan aleni ifadeleri gözümüzün içine baka baka çarpıtıp değiştirmek bir anormallik.
  • Kendi şöhretine, kendi topluluklarına, kendi holdinglerine zarar vereceği düşüncesiyle epey bir Müslüman istemiyor Hz. Mehdi (as)'ı. Hz. İsa (as)'ı da aynı nedenle istemiyorlar. Hz. Mehdi aman gelmesin, az olsun benim olsun mantığıyla hareket ediyor bir kısmı. Hz. İsa (as)'ı da hiç istemiyor, hiç gelsin istemiyor. Kuran okunurken ağlıyor, Hz. İsa (as)'ın geleceğiyle ilgili ayetleri, Arapça, gözyaşları içinde dinliyor. Anlamı bu, Hz. İsa (as)'ın gelişi anlatılıyor diyorsun kabul etmiyor. Kardeşlerimiz sürekli bunun üzerinde dursunlar, niye İttihad-ı İslam'ı anlatmıyorsun diye sorsunlar. İttihad-ı İslam'ı anlatmıyolar, çünkü İttihad-ı İslam olursa bir de başı olması gerektiğini, o zaman Hz. Mehdi (as)'ı kabul etmeleri gerektiğini biliyorlar.
     
  • İttihad-ı İslam'ı savunmayan alimleri alim saymasınlar. İttihad-ı İslam'ı savunmayan insan vicdanlı olmak gerekir, Filistin'de, Afgansitan'da kardeşlerimiz eziliyor diye anlatmasın. Kapıyı açık bırakmış, bak canavar insanları eziyor diye anlatıyor. Kapıyı kapa canavar girmesin içeriye. Kapıyı kapamak Türk İslam Birliği'ni istemektir. Sen kapıyı sonuna kadar açıp da konuşursan samimiyetine inanmam.
     
  • (Şeyh Ahmet Yasin’in Hz. Mehdi (as) geldi açıklaması ile ilgili) Şeyh Ahmet Yasin Hocamız, enaniyetli bir insan değil, hiçbir çıkarı yok, nefsani bir çıkarı yok, tam anlamıyla Allah için anlatıyor. Bu üslubu onun mazlumluğunu, hırs ehli olmadığını gösteriyor. Dolayısıyla CIA'ye danışmanlık yapanların, ajanlık yapanların bu mazlum, efendi insanla ilgili söyledikleri, onu kıskanmalarından kaynaklanıyor. Evanjeliklerin, Armagedona  hazırlananların hoşuna gitmez Hocamızın anlattıkları. Hocamızın aleyhinde konuşanlara kesinlikle itibar etmeyin. Çok dürüst, çok efendi bir insan. Şeyh Nazım Hocamız da Evladıı Resul, Peygamber Efendimiz (sav)'in neslinden muhterem bir insandır. Onun aleyhinde de Evanjeliklerin beslediği bazı kimselerin konuşmalarına kimse itibar etmesin. Bu değerli insanlar çok mazlumlar. Muhammed Rasit Erol Hazretleri, Gavs Hazretleri aynı bahçenin gülleri aynı düşüncedeler. Aynı bahçenin gülleri bu mübarekler. Şeyh Ahmet Yasin Hocamız anlattıklarını ben Hz. Mehdi ile bizzat tanıştım anlamında söylemiyor, alametlerini söylüyor. Biz de söylüyoruz böyle olması lazım diye. Ahmet Yasin bunu kendi kafasından söylemiyor. Bedüizzaman'a dayandırarak söylüyor. Bütün mürşitlere saygısı var. Gerçek mürşit böyle olur, herkesi sever. Talebeleri kaliteli diyor, Hz. Mehdi'nin talebesi kalitesiz mi olur tabii ki kaliteli olacak, doğru söylüyor. Bu saydıkları alametler zaten Bedüizzaman'dan, hadislerden alınan alametlerdir. Dolayısıyla "ben gözümle gördüm, karşılaştım tokalaştım" demiyor, ulemanın söylediklerinden, hadislerden, Kuran'dan anladığını söylüyor.
     
  • Evanjeliklere de acıyorum onlara düşman değilim. İnsan Allah olur mu? İnsana dua edilir mi? Yazık değil mi, insanları dinsizliğe itiyorsunuz. Amerikalı çocuklar sapık oldular. İnsana Allah denir mi? Şimdi bizi dinlemeyecekleri için Allah Hz. İsa (as)’ı gönderiyor. Bediüzzaman’ın her dediğinin doğru çıktığını yeniden göreceksiniz. Hz. İsa (as) hakkında da göreceksiniz. Şimdiki çocuklar İslam’ın gerileme dönemini görecekler. 1506’ya kadar, 1507-1508’lere kadar dengede duracak. Sonra ne anlatırsan anlat durduramazsın. 1543’te azılı bir komünist darbe bekliyor. Dünyanın celladını Allah dünyaya yaklaştırdı. Nemesis yaklaştı.
  • Geçenlerde bir alevi dede beni ziyarete geldi. Çok sevdiğim, saygı duyduğum bir büyüğüm. Evde ağaca zarar gelmesin diye evin kenarını yıktırdım, sonra düzelttirdim orayı dala kıyamadığım için ona hayret etmiş. Ama kıyamadım ağaca gerçekten. Çünkü ağacın dalı büyüdü eve zarar veriyordu, ben de o kısmı yoldurdum. Yunus Emre’nin şefkat ruhu var üzerinde. Ayrımcı kafaya müsaade etmem.
  • Müslümanın evlilik için araması gereken şart; imanlı olması, mücahid (cehd eden, gayret eden) olması, Allah'a kendini adaması, dava adamı olması, Türk İslam Birliği'ni istemesi, deli aşık olması, Allah'a kendini bırakması. Hz. Musa (as) eş aramaya mı gitti? Firavun'dan uzaklaştı gitti gitti can havliyle. Bir ağacın altında “Ya Rabbi senin vereceğin her hayra muhtacım” dedi.  İşte bunu diyeceksin. İki hanım kız, ki peygamber kızı, çobanlar olduğu için geri duruyorlar, sürüyü sulayamıyorlar. Ama Hz. Musa'ya yanaşıyorlar. Onun güvenilir olduğunu yüzünden anlıyorlar. Demek ki Müslüman kadın güvenilir olmayanlardan sakınacak, Müslümana güvenecek, yakın duracak. Hemen dikkatlerini çekmiş. "Güvenilir ve güçlü biri" diyorlar Hz. Musa (as) için.  O da ben sulayım diyor, koskoca sürüyü alıp götürüyor Allah rızası için suluyor. Güvenilir olmak için Allah korkusu Allah sevgisi tam yüksek ahlak gerekir. Babası da anlıyor güvenilirliğini. Diyor ki “benim için 8 yıl çalış, kızlarımdan biri senin. 10’a tamamlarsan, o da senden” diyor. İşte bu Peygamber nezaketi.  Nezaket kullanarak, çok ince, nezih bir üslupla Hz. Musa (as)'a kalacak yer, imkan sağlıyor. Sanki onu 8 yıl yanında kalmaya mecbur etmiş gibi yaparak, aslında Hz. Musa (as)'ın aradığı imkanı ona sağlamış oluyor. Normalde kalacak yeri yok. “Efendim sizin yanınızda kalabilir miyim” demesi gerekirken, ona hiç dedirtmiyor.
  • Hz. Musa (as) da çok evliydi. Bir çok hanımı vardı Kudret ehliydi Hz. Musa (as). Firavun onu acayip kıskandı. Çok ağırına gitti bu. Hatta bunu Firavun'un yazıtlarında görüyoruz, o zamanın münafığı o alçak haset etmiş papiruslara yazdırmış. Kendince “Mısırın alimi” diyor Hz. Musa (as)’ a, “Mısır alimi kadınları etkileme sanatında çok yaman” diye yazdırtıyor. Tarihe geçirtirmiş, niye ağırına gitti? Sana mı olacaktı, tabii ki ona layık. Firavun'un hanımı da kaçıp Hz. Musa'nın yanına hicret ediyor. Ama kahpe tabii Firavun iz sürdürtüp yakalattı, şehit ettirdi annemizi. Aşkla, tutkuyla Hz. Musa (as)'a bağlıydı, Firavun'un yanından hicret etti bile bile Firavunun adiliğini. Görüyor musunuz annemizin yiğitliğini, delikanlılığını? Kadın dediği böyle olur. En azılı kafirden çekinmiyor. Nasıl evlenilir diyorlar, işte böyle evlenilir.

 

Kaçkar TV, 21 Eylül 2010

 

  • Türkiye’deki en büyük sorun bölünme. Dünyadaki en büyük sorun manevi çöküntü, acılar. Çok az insan mutlu yaşıyor. Bunu ortadan kaldırmaya çalışıyoruz. Ekonomik krizi de manevi krizi de Mehdiyet çözecektir. Siyasi karmaşaları da Mehdiyet çözecektir.
  • Allah Müslümanları monoton yaşatmıyor. Irak’ta da Afganistan’da da monoton yaşamak istediler, Allah onları mahvetti.
  • Abdülkadir Geylani Hazretlerini Hz. Mehdi (as)'a olan muhabbetini sözlerinde açıkça görülüyor. Geylani Hazretleri Hz. Mehdi (as) için, "Rabbinin huzuruna vardığı an, o da ona lütf eder, ikramlarda bulunur" diyor. Allah’ın hususi ilgilendiği, sevdiği bir insan Hz. Mehdi (as)."Onu kendi hücresinde uyutur" diyor.  Allah onu özel ve güzel bir yerde barındırıyor.
  • Bana neden Hz. Mehdi (as)'ı anlatıyorsunuz diyorlar. Hz. Mehdi (as) olmadığında dünyanın mahvolacağı belli oluyor. Hz. Mehdi (as) olduğunda da dünyanın kurtulacağını anlıyoruz. Ben hurafe anlatmıyorum. Gerçek konuları anlatıyorum.

 

37/171- Andolsun, (peygamber olarak) gönderilen kullarımıza (şu) sözümüz geçmiştir:

37/172- Gerçekten onlar, muhakkak nusret (yardım ve zafer) bulacaklardır.

37/173- Ve hiç şüphesiz; bizim ordularımız, üstün gelecek olanlar onlardır.

 

Allah’ın gücü, Allah taraftarları, Allah’ı sevenler dünyaya hakim olacak. Tek zaman şu zaman, başka dünya hakimiyeti için vakit yok. Dünya hakimiyetinin oluşması için zemin de oluştu şu an.

 

61/9- Elçilerini hidayet ve hak din üzere gönderen O'dur. Öyle ki onu (hak din olan İslam'ı) bütün dinlere karşı üstün kılacaktır; müşrikler hoş görmese bile.

 

Burada herkes Allah’ın İslam ahlakının hakimiyetinden bahsettiğini anlar. Küfür istemese de, münafıklar, bazı sahtekar hocalar, holdingci bazı kişiler, Evanjelikler istemese de Allah üstün kılmak üzere gönderdim ve bunu yapacağım diyor. Hidayetle gönderen O’dur diyor Allah. Çok net, ikinci bir anlamı yok.

 

14/14- "Ve onlardan sonra sizi o arza mutlaka yerleştireceğiz. İşte bu, makamımdan korkana ve tehdidimden korkana ait (bir ayrıcalıktır)."

Allah’tan korkana ait ayrıcalıktır. Hz. Mehdi (as) ve Hz. İsa (as)’a  ve talebelerine ve onlara yardım edenlere gösterilmiş ayrıcalıktır diyor Allah. Siz hakim olacaksınız diyor Allah. Allah’tan samimi olarak korkanlar hakim olacaklar.

 

14/15- (Peygamberler) Fetih istediler, (sonunda) her zorba inatçı bozguna uğrayıp -yok oldu- gitti.

 

Deccaliyet mutlaka yıkılıyor ama şart olarak istemek gerekiyor. İsterlerse yıkılıyor. İstemezse, bahaneler uydururlarsa, ertelemeye kalkarlarsa, ruh gibi derlerse, holdingci gibi yaklaşırlarsa, olmaz. “Deccaliyetten sonra Allah’tan korktuğunuz için sizi hakim edeceğim” diyor Alah. Hz. Mehdi (as) ve Hz. İsa (as) taraftarlarına ait ayrıcalıktır diyor Allah. Yüzyıllardır olmadı, ama Hz. Mehdi (as) çıkınca, Hz. İsa (as) inince olduruyor Allah. Durduramazlar.

 

  • Şeyh Ahmet Yasin’in dikkat çektiği önemli noktalar var konuşmasında. Bazıları kendisini Hz. Mehdi (as) olarak ima ettiğini söylüyorlar. Hocamız diyor ki “tarikat zamanı değil” diyor. Ne demek? Hz. Mehdi (as) tarikat ehli değil. Tarikat şeyhi olması mümkün değil çünkü tarikatlar kalkmış. Hiç bir mürşide bağlı değil. Bunu Ali Haydar Efendi, Menzil’in güzel gülleri, Bediüzzaman da söylüyor. Bediüzzaman’ın deliline gidiyor. Bediüzzaman Hz. Mehdi (as)’ın en büyük delilinin Darwinizmi yenmesi olduğunu söylüyor. Hz. Mehdi (as) ilmi ve bilimsel çalışma yapıyor. Görevi, Darwinist materyalist felsefeyi tam susturacak tarzda bütün dünyaya ders vermektir diyor. Ahmet Yasin hocamızın Darwinizm-materyalizm çalışması yok. “Arapça bilmeyecek” diyor. Bütün tarikat ehli su gibi Arapça bilir. Şeyh Nazım da Şeyh Ahmet Yasin hocamız da su gibi Arapça bilir. “Hapis yattı” diyor. Ahmet Yasin Hocamız hapis yatmadı. Bu tür dedikodular Ahmet Yasin hocamızı daha da güçlendirir. Son derece candan bir insan. Bediüzzaman da İstanbul’da çıkacağını anlatıyor. Ben Mekke’de, Medine’de olsam İstanbul’a gelirdim diyor. Ben zemini orada izhar edeceğim, ortam hazırlayacağım diyor.
2010-09-22 12:47:16
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top