Adnan Oktar'ın 2 Ekim 2010 tarihli röportajından önemli başlıklar

2.10.2010, Kocaeli TV

 

 

Numan Kurtulmuş “firavunlaşmayacağız, karunlaşmayacağız, belamlaşmayacağız” diyor. Bunlar çok güzel firavunlardan, karunlardan uzak duracağız diyor. Asrın decallerinden, üç kağıtçılardan uzak duracağız diyor. Basiretinde bir açılma olmuş demek ki. Güzel, Allah basiretini artırsın. Bizim beklediğimiz de buydu Numan Hocamızdan. Biz de bunu anlatıyorduk. Ama yanlış anlaşılmasın biz Aydın Doğan’ın ekibini filan kastetmiyoruz. “Karunlaşmayacağız” diyor. Yani Anadolu’daki insanların parasını emip zengin olanlardan uzak duracağız diyor. “Belamlaşmayacağız” diyor. Yani milletin yaka silktiği sahtekar hocalardan uzak duracağız diyor. Numan Kurtulmuş bir güzellik daha geliştirmiş, "alemlerin Rabbinden başka kimsenin önünde diz çökmeyeceğiz" demiş. Sahtekarların önünde Müslüman diz çökmez, el pençe divan durmaz. Kararından dolayı tebrik ediyorum, Allah yolunu açık etsin.

Saadet Partisi bir kere daha dirilmiştir, çok büyük geçmiş olsun. Büyük bir ferahlığa çıkmışlardır, bundan sonra yolları açok, çok güzel gidecekler.

(Ahmet Hakan’ın neden bağımsız İslamcı aydın yok haberi) Bütün partileri destekliyorum ve masonları karşıma alıyorum, İddia Edilen Ergenekon Örgütü’nü karşıma alıyorum, PKK’yı karşıma alıyorum, komünist örgütleri karşıma alıyorum, dünyadaki faşist örgütleri, satanistleri, Darwinistleri karşıma alıyorum, materyalistleri karşıma alıyorum. Vız gelir. Bir avuç etrafımda kardeş çevrem var değil mi? İktidarla da alıp veremediğim yok. İktidarın bana hiç bir desteği olmadı şimdiye kadar. Bir sürü davalarım var. Birçoğu da aleyhimize sonuçlanıyor. Öyle bir olay yok. Ben iktidardan kaynaklanan hiç bir menfaat görmedim şimdiye kadar, korunup kollanmadım da, hiçbirşey olmadı da. Benim geçim derdim yok, dava adamıyım, evli de değilim. Bediüzzaman'ın sözünü dinledim, evlenmedim. Evlenmeyin diyor Bediüzzaman. Peygamberimiz (sav) da ahir zamanda evlenmeyin diyor hadisi var. Çoluğum çocuğum da yok. Ceketimiz, paltomuz, o kadar.

(Ahmet Hakan’ın Numan Kurtulmuş ne yapar, ne yapmaz haberi)

Kendince akıl veriyor, neleri yapması gerektiğini sıralıyor. Bunlar kendilerini ne kadar uyanık zannediyorlar? Mevcut riski göstermiş oluyorlar. Kim dinler demişler padişahın adamını. Kim dinler seni, nereden çıkarıyorsun bunu? Ama tabi iyi bir yönü oluyor bu yazıların, mevcut riski göstermiş oluyor bize, bizi bekleyen riskler nelerdir bunları görmüş oluyoruz. Ne yapmamız gerektiğini anlatmış oluyorlar. Bir de bana Numan Kurtulmuş’u olağanüstü insan gibi gösterme eğilimleri var. Numan Kurtulmuş kendi halinde içine kapalı bir insan, biraz da etki altında kalabilen yapısı var. Bir de güçlüden yana tavır gösterebiliyor kendince. Ama karar almış bak güzel. “Firavunlaşmayacağız” diyor. Düzelen insana gönlümüz açık. “Alemlerin Rabbi’nden başkasının önünde diz çökmeyeceğiz” diyor. “Deccallerin, Baronların önünde diz çökmeyeceğiz” diyor. Mükemmel bir ifade. Bu çocuk akıl vermeye devam ediyor. Cemaatlerle ilgilenirsen Ak Partiyi destekleyen cemaatler, cemiyetler senin safına geçer, kuracağın partiyi sağcı göster diyor. Ak Parti'nin de böylece içinde bizim anladığımız anlamda dindar bilinen kitleyi almış olursun, Ak Parti de herhangi bir sağ parti hükmüne bürünür diyor. Kendince fikir jimnastiği yapıyor. Ben Ahmet Hakan’a akıl vereyim. Onun dediklerii olmayacak, ama benim dediklerimi iyi dinlesin. Ben dediklerim hep çıkar çok iyi bilir kendisi. Ak Parti’yi dindarlar yine desteklerler. Prof Numan Kurtulmuş da kendi halinde bir aile babası olarak hayatını yaşar. Belki Yalova'ya gider, kaplıcaya gider gezer, anılarını yazar. Bak hemen demiyorum, eninde sonunda diyorum. İnsanların tepkisini, bakış açısını gördüğünde gereksiz olduğunu anlayacaktır. Anadolu’yu tanımıyorlar. Benim Anadolu insanımı tanımıyorlar. Benim insanım sıcacıktır, sevgi doludur. Soğukluktan, entellikten hoşlanmazlar. Oradan buradan akıl almasından da hoşlanmazlar. Hele en tedirgin oldukları insanlara yanaşmasından hiç hiç hoşlanamazlar. Ben de olsam tedirgin olurum, rahat edemem o insanın yanında.

Büyük bir coşku beliyorm Erbakan Hocamıza karşı. Çok uzun süreden beri çok rahatsız olmuştum, kalbimiz şimdi rahatladı. Çok coşkulu bir sevgi ve ilgi bekliyoruz.

Müslümanı dardayken desteklemek önemlidir. Zor anındayken susup, rahatladığında, güç kazandığında desteklemek de olur, ama o derece güçlü olmaz. Öyle dönemlerde titiz olunması lazım O anlarda refleks göstermek çok önemlidir. Erbakan Hocamızı hepsi baştacı yapsın.

(Mehmet Y. Yılmaz’ın Kader değiştirilebilir mi yazısı hakkında)

Mehmet Kardeşimiz aklıyla bilimin içine girecek, bilimi anlayacak. Bilim bize zaman izafi diyor, zaman bir algı biçimi diyor. Yılmaz Kardeşimizin bilimi, Einstein’in anlattığı izafi fiziği çok dikkatli anlaması lazım. Allah’ın Katında zaman yok, tek bir an var. An sonsuz kısa zamandır. Sonsuz önce ve sonsuz sonra Allah Katı’nda bitmiştir. Tek anda herşey bitmiştir. Mehmet Yılmaz annesinin karnında daha doğmadan bu yazıyı yazmıştı. Aydın Doğan'ın dedesi daha doğmamıştı o yazı yazdığında. Madende olan da kaderdir. Bunu değiştirmek diye birşey olmaz. Her türlü bilimsel tedbiri alırsın. Ama o kişiler şehit olacaksa yine olur. Ya hastalanırlar, ya minibüsle giderken bir anda kaza olur. Sayın Erdoğan’ın dediği doğru. Ama bir adam da çıkar da “bunların hepsi kaderdedir, hiçbir tedibire gerek duymayalım” derse bu dine karşı bir saldırıdır. Haşa Allah'a karşı alaycı birtavırdır, Allah o kişiyi helak eder. Allah bizim gayretli, çalışkan, akılcı olmamızı söylüyor. Ama bir insan bu kaderde deyip tedbir almazsa bu dine karşı bir saldırıdır. Bir su  bendi var, doluyor, belli ki aşacak. "Ben kadere uydum, hiçbir şey yapmama gerek yok deyip" o suyu durdurmazsa bir adam ve sonra da su taşıp onu yutarsa yutarsa, bu cinayet olur. Mesela yıkılmak üzere olan bir duvar var, adam duvarın altına girip "bu kaderimde var" derse, bu cinayet olur. Kaderi samimiyetsiz bir anlatımla anlatanlardan uzağız. Samimi değerlendirmek lazım. Tek bir an vardır, herşey o anın içinde yaşanmış bitmiştir. Anlamıyorsa izafi fiziği incelesin. Mekan da zaman da bir aglı biçimidir. Allah zamansız ve mekansızdır, bizim için vardır zaman ve mekan.

(İsa’nın ruhunun kıyamet zamanında ruhların kabzedildiği anda alınması tevili)

Necdet İçel hocamız doğrusunu öğrenmiştir, aradan çok vakit geçti. Şimdi yeniden sorabilirler. Bediüzzaman gelecek Hz. İsa (as) diyor. Kuran’ın açık ayetlerini kabul etmiyorsa diyebilir bu şekilde Bediüzzaman’ı hiç yerine koyuyorsa da diyebilir. Ehli Sünnet inancında vacibtir bu. Ama Ehli Sünnet inancında olmadığını açıklar, Şii, Vahabi de değilim derse, istediğini der niye diyemesin.

(Derya Sazak Özal’ın ölümü hakkındaki yazısıyla ilgili olarak)

Aydın Doğan’ın bandosu tam takım gösteri halindeler. Niye bu kadar tedirgin oldular? Şimdi iyice dikkatimiz çekildi. Fethi mevt şart. Bütün aile “babamız öldürüldü zamanında konuşamadık, şimdi devlet olaya el koysun” diyorlar, Aydın Doğan’ın takımı karşı çıkıyorlar. "Kanı alan hemşireyi öldürdüler" diyor ve “babamı bütün Türkiye önünde öldürmeye çalıştılar” diyor. Türkiyenin gözü önünde kurşun sıktılar diyor. Çelik mikrofon ayağına çarpıp sekti kurşun. Çelik mikrofona çarpmasaydı şehit olacaktı orada. Orada beceremeyen, öbür tarafta neticelendirmek istedi. Ailesinin tahlil için gönderdiği numuneler kaybolmuş. Burada bir acayiplik var. Bütün Türkiye bu olaya sahip çıksın. Rahmetli Eşref Bitlis’in ölümü de araştırılsın. O devirde Cumhurbaşkanı konuşamıyordu. İddia Edilen Ergenekon Örgütü’nden çekiniyordu. Türkiye çok badirelerden geçti. Biz, bize işkence yapıldı diye uzun süre şikayetçi olamadık. O dönemde şikayetçi olmam mümkün değildi. Bana kokain komplosu yapıldı, mahkeme beni bıraktı, alıp emniyete geri götürdüler beni ve emniyette yeniden işkenceye tabi tutulduk. Bunu kimse bilmiyor. Benim evime kim kokain koydu diyemedik. İddia Edilen Ergenekon Örgütü’nün cirit attığı bir ortam vardı. Kimin ne olduğu anlaşılmıyordu o dönemde. Kokaini kim koydu yemeğime dersin, arabanda 20 kg kokain çıkar. Evime kim kokaini koydu dersin, evinde imalathane çıkar. O dönemde en akılcı olan buydu. Onlar da akılcı olanı yaptılar. Şimdi bunu talep ediyorlar. %100 cinayet diyorum. Nerede görülmüş enfaktüs geçiren insanın ağzından köpük çıkması? O dönemde delilleri bir araya getirmiş eşi, hepsi yokolmuş nereden baksan olay karanlık. Bağırıyor olay. Sazak’a ne oluyor? Akılcı olsun.

İşte hükümeti bu yönden destekliyorum. Daha önce kimin haddineydi? Bu konuda başarılı olması için hükümeti desteklemek lazım. Hoşumuza gitmeyen birşey varsa eleştiririz. Ama bir anormallik yoksa eleştirmek olmaz.

(Kaybolan çocuğun kalabalık arama sonucu bulunması ile ilgili haber)

Vatandaşlar da dedektif gibi olacaklar yeri göğü birbirine katmak lazım bir de çocuk kaçırmanın cezasının ağırlaştırılması lazım. Çok büyük suç. Çünkü kendini korumaktan aciz, masum bir varlık. Adam herşeyi yapabilir. Bir de bütün vatandaşlar çok yardımcı olması lazım her şüpheli hareketi hemen bildirmeleri lazım. Bu çocukların resmine bakıp ta bir insanın sakin kalması mümkün değil. Yeri göğü oynatmak, geceli gündüzlü gayret göstermek lazım. Ya işkence yapıyorlarsa çocuklara şu an! Mutlaka ihbar edip hemen gereken tedbirleri yapsınlar, şüpheli kuşkulu bir şey olduğunda geçiştirmek olmaz.

Demokrasi ve özgürlükler en büyük çalışmadır. O konuda kim çalışma yaparsa ona yardımcı olmak lazım. İnsan ne kadar özgürse o kadar ruhen ve bedenen sağlıklı olur. Rusya'da, Çin'de insanların özgürlüklerini ellerinden aldılar, adamlar makine haline geldiler, mutsuzlar, ölümü temenni edecek hale getirdiler. Çin’de hala öyle. Özgürlük ve demokraside neşe, sevinç, hayat gelir. Hukukun sağlıklı ve dürüst işlemesi de önemlidir. Bir toplumun en önemli ihtiyaçlarından biri adalettir. Hz. Mehdi (as)’da Peygamberimiz (sav) adalet üstünde çok duruyor. Hem sosyal adalet, hem her şekilde adalet.

Fikir özgürlüğü olsun tabii. Fikir özgürlüğü çok hayati konudur ekmek su gibi ihtiyaçtır ama kimseye hakaret etmeden kimsenin canını yakmadan nezaketiyle.

(Ani harabelerinde namaz kılınması haberi)

Helal olsun, Fethiye camini müthiş nurlandırmışlar, çok muhteşem, son senelerin en büyük olayı diyebilirim. Devlet erkanının topluca namaz kılması, mehter takımının olması çok çok şahane. Defalarca gündeme getirilmesi gereken bir olay, inşaAllah sık sık orda namaz kılarlar böyle.

Bay İliksize ilik nakli yapıyoruz şu anda. Şu an ekran başında dinliyor o da, ilik naklinin başladığını söylemek lazım. 2006 Nisan ayında Yeni Zellanda Canterbury’de 62 milyon yıllık penguen fosilleri bulundu. Bu fosiller dünyada bulunan en eski penguen fosilleri. Günümüzdeki sarı gözlü Kral penguenleriyle aynı olan bu penguenlerin boyutları da günümüzdeki penguenlerle aynı. Paleantologlar bu fosillerin günümüzdeki penguenlerden bir farkı olmadığını ve oldukça özelleşmiş yapılarıyla penguenlerin tüm özelliklerini taşıdıklarını belirtiyorlar. Bu haber  başta National Geographic olmak üzere pek çok yerde yayınlandı. İliksiz evrim olduğunu iddia ediyor ama bu penguen fosilleri, penguenlerin hep penguen olduğunu ortaya koyuyor. İliksiz’in penguenin atası olduğunu iddia ettiği penguen fosili 36 milyon yıllık. Oysa bu 62 milyon yıllık Penguen fosillerinde, şimdiki penguenlerin hiç bir farkı yok. İliksiz 36 milyon yıl önce penguenlerin ataları olduğunu iddia ediyor ama penguenlerin kendisi, aynen 62 milyon yıl önce de vardı.

 

4/54- Yoksa onlar, Allah'ın kendi fazlından insanlara verdiklerini mi kıskanıyorlar? ...

 

Münafıklar, müminlere verilen nimetleri acaip kıskanırlar. Peygamber Efendimizin (sav), rahatlığını, huzurunu, zenginliğini, eşlerini, güzelliğini, yakışıklılığını, kudretini, hepsini kıskanıyorlar. Peygamberimiz (sav)’e maşaAllah. Onlara da Allah lanet etsin.

 

Münafıklar çok sinsidir. Mesela Müslümanlara zarar vermek istediklerinde sinsi savaşla yaparlar bunu. Müşrikler, küfür aleni yaparlar. Münafıklar gözlerini kullanırlar, pis bakarlar. Allah gözlerin hain bakışlarını bilir diyor ayette. Sevgiyle bakması lazım Peygamberimiz (sav)'e, öyle bakmıyor, kudurmuş öküz gibi bakıyor. Sinsi yöntemlerinden bir tanesi budur. Münafıklar hem ahmaktır ama aleni mücadeleden de kaçınır. Mesela Peygamberimiz (sav) sohbet ederken biri ayrılıyor. Münafık tam onun  hizasına girip, onun paralelinde yürür ki tek kişi gidiyor gibi görünsün. Alenen belli olacak bir gizlenme metodu yapıyor ama Peygamberin bunu farkedemeyeceği kanaatinde bir de oradakilere münafıkane bir mesaj veriyor. Peygamber bunu farkedemiyor görüyor musunuz, ben kurnaz ve zekiyim oyun oynuyorum diyor. Eğer farkedilmezse bu oradaki münafıkları çok heyecanlandırıyor. Ben o zaman daha değişiğini, daha çok takdir edilecek eylem yapayım der. Münafıkların böyle münafıkların beğeneceği çok eylemleri olur. Sezdirmeden vurma. Onların kendine has bir hali de vardır. Simalarında da bozukluk olur. Pis bir elektriği olur. Konuşmaları da münafıkların çok sinsi olur. Bazı kelimelerde Peygamberin aleyhine konuşma yapıyor ama dikkat edilirse farkedilecek gibi oluyor müthiş zeki oluyor. Ancak münafıkların farkedeceği gizli mesajlar veriyor. Diğer münafık onu gördüğünde şeytani bir heyecan duyuyor. Konuşmaları da çok sinsi olur, dikkat vermek gerekir. Konuşma arasında bazı kelimelerde Peygamber (sav) aleyhinde konuşma yapıyor, ama bunu dikkat verilirse fark edilecek gibi yapıyor. Öyle bir cümle kuruyor ki, ancak münafığın fark edebileceği gibi, o konuda uzmanlaşmış münafıkların fark edebileceği gibi oluyor. Müslüman hüsnüzan ettiği için iyi gözle bakıyor, ama orada pek çok şey gizli oluyor. Diğer münafık bu eylemden şeytani bir heycan ve zevk, hayranlıkla dolu bir şeytani zevk alıyor. Pislik böceğinin pislikten zevk alması gibi. Münafık da bununla hayat bulur, bir yarasa gibi onun kanı budur. Her pislik yaptığında o ona bir gıda olur. Mümin de her güzelik yaptığında içi  ferahlıyor. Hayır hizmet yapıyor, ikramda bulunyor, temizlik yapıyor, maddi yönden destekliyor, tebiğ yapıyor onunla mutlu oluyor. Münafık da yaptığ pislikle mutlu olur. Münafığın olağanüstü bir zekaya, olağanüstü bir gizlenmeye ihtiyacı olur. Peygamber (sav)'e bakıyor kalabalık içinde ama pis bakıyor. Peygamber (sav) niye böyle bakıyorsun dese hemen bakışını düzeltebilir. Kendince haşa bu şekilde tuzak kurmuş oluyor. Peygamber (sav)'i haşa mat etmek münafık için hayatidir, bununla kendini yücelttiğini düşünür. Peygamber (sav) “cihada çıkacağız” diyor, Peygamber (sav)'i kendince mahçup edip sıkıştırmak için “hava çok sıcak” diyor. Peygamberimiz (sav) bilmez mi sıcağı? Münafık kendi kafasına göre Peygamber (sav)'in dikkatinin onu farkedemediğini söylüyor. Münafıklara da mesaj vermiş oluyor, haşa, "Bak Peygamber sıcağı bile bilmiyor" diyor ve koruyucu mantıkla çıkıyor. Müslümanları güya sıcaktan kurtarmış olur, ailesini kurtarmış oluyor. Mesela savaşmayı bilseydik gelirdik diyorlar. Haşa Peygamberi savaşmayı bilmeyenleri savaşa sürmekle itham ediyorlar. Hem kendini yüceltmek hem Peygamberi diğer insanların gözünde güya düşürmek içn yaparlar. Konuştuklarında dinlersin diyor Allah bu çok manidar Kuran gözüyle, akıl gözüyle bakılmadığında haklı bilgi görünür. Kuran gözüyle bakıldığında Peygamberin doğru olduğu, onun haksız olduğu anlaşılır.

9/74- Allah'a and içiyorlar ki (o inkar sözünü) söylemediler. Oysa andolsun, onlar inkar sözünü söylemişlerdir ve İslamlıklarından sonra inkara sapmışlardır ve erişemedikleri bir şeye yeltenmişlerdir. Oysa intikama kalkışmalarının, kendilerini Allah'ın ve elçisinin bol ihsanından zengin kılmasından başka (bir nedeni) yoktu...

Kendini çok büyük görür münafık. Rahatlık adama rahatsızlık veriyor. Peygamberin verdiği imkanlar, zenginlik, güç, itibar, ferahlık, neşe, iyilik ortamı, bereketlik ortamı adama rahatsızlık veriyor. Peygamberimiz (sav) en büyük Hz. Mehdi (as) olduğu için hep dağıtıcı. Herkese mal dağıtıyor. Rahatlık ve ferahlık, adamda kıskançlık meydana getiriyor. O yüzden de öfkeye ve kine dönüşüyor. Müslümanlığın rahatlığına kıskançlık duyuyor, ama zorluk içinde olsa yapmayacak.

 

3/119- Sizler, işte böylesiniz; onları seversiniz, oysa onlar sizi sevmezler. Siz Kitabın tümüne inanırsınız, onlar sizinle karşılaştıklarında "inandık" derler, kendi başlarına kaldıklarında ise, size olan kin ve öfkelerinden dolayı parmak uçlarını ısırırlar. De ki: "Kin ve öfkenizle ölün." Şüphesiz Allah, sinelerin özünde saklı duranı bilendir.

Akıl almaz öfkeye açık oluyorlar münafıklar. Sapık kini ve öfkesi oluyor. Delice bir öfke. Öfkenin şiddetinden cinayet eğilimi oluyor. Peygamberimiz (sav) zamanında da suikast planladılar, defalarca suikast girişiminde bulundular. Şiddetli bir öfke vardır Müslümanlara karşı

 

60/2- Eğer sizi ele geçirecek olurlarsa, size düşman kesilirler, ellerini ve dillerini kötülükle size uzatırlar. Onlar sizin inkar etmenizi içten arzu etmişlerdir.

Normalde diliyle uzanıyor. Ama eliyle de cinayet işlemek istiyor veya yakıp yıkmak, Müslümanları söküp atmak istiyor. Dilini uzatırken de Kuranl'a ve hadilsle yapıyor bunu. Daha takva olma iddiası ile ortaya çıkar münafık. İslam'ı daha iyi yaşadığı iddiasıyla ortaya çıkar münafık. Dillerini uzatmadan kasıt Kuran ve hadisi şeytani amaçla, dillerini eğüp bükerek kullanmaları. Müslümanların hak olan tavırlarını batıl gibi göstermeye çalışıyorlar.

3/118- Ey iman edenler, sizden olmayanları sırdaş edinmeyin. Onlar size kötülük ve zarar vermeye çalışıyor, size zorlu bir sıkıntı verecek şeyden hoşlanırlar. Buğz (ve düşmanlıkları) ağızlarından dışa vurmuştur, sinelerinin gizli tuttukları ise, daha büyüktür. Size ayetlerimizi açıkladık; belki akıl erdirirsiniz.

 

Ne tür zarar verebilir? Gidip ihbarda bulunur, oyun oynar, Müslümanlara fitne vermeye çalışır, müslümanların tutuklanması, hapse atılması cefa görmelerinden hoşlanırlar. Müslümanların Müslümanlarla bağlantısını kesmeye çalışır, maddi manevi her türlü zarar.

Adam kendini tutamıyor, öfkesini dışa vuruyor. İçindeki volkanlar gibi büyük, ama dışarıdan nezaketli bir üslup kullanıyor. Kendince kısmen nezaketli konuşur. Buna çok dikkat eder, çünkü öbür türlü yaklanır. Zaman zaman sapıtır, ama genelde dikkatli üslup izler. İçinde taşıdığı öfkesini kontrol edemez, kahredici bir kin ve nefret içindedirler.

47/29- Yoksa kalplerinde hastalık bulunanlar, Allah'ın kinlerini hiç (ortaya) çıkarmayacağını mı sandılar?

Bir de kalbinde hastalık olup da eyleme geçirmemiş olanlar var onlar mutlaka bir gün kinlerini ortaya çıkaracağı bir gün oluyor. Müslümanların zor anında münafıkların mutlaka ortaya çıkacağı gün oluyor. Müslümanların bir sıkıntı anında, sıkıştırılmış bilye gibi hemen havaya fırlar. Kalbinde hastalık olanı vaktinde tedavi etmek çok önemlidir. Bundan birşey çıkmaz deyip geçmemek gerekir. Çünkü sıkışma anında eğer hasta ise tehlikeli bir varlığa dönüşür. Tedavisi mümkünken tedavi etmek lazım.

2/204- İnsanlardan öylesi vardır ki, dünya hayatına ilişkin sözleri senin hoşuna gider ve kalbindekine rağmen Allah'ı şahid getirir; oysa o azılı bir düşmandır.

Kalbindeki hastalığa, ahlaksızlığa, kahpeliğe rağmen Allah’ı şahit getiriyor. Normal bir düşman değil, azılı bir düşman. Gece gündüz Müslümanlara nasıl zarar vereceğini düşünür. Münafığın tek hedefi Müslümanlardır. Hz. Mehdi (as) devrinin münafıkları en şiddetli olanlardır. Peygamberimiz (sav) zamanının münafıklarından sonra, 1400 sene sonra en şeditleri onlardır.

41/14- Onlara "Yalnızca Allah'a kulluk edin" diye önlerinden ve arkalarından elçiler gelince, dediler ki: "Eğer dileseydi Rabbimiz melekler indirirdi. Bundan dolayı biz, sizin kendisiyle gönderildiğiniz şeyi inkar edicileriz.”

Ayetin işari anlamı olarak, günümüze bakan yönüyle; Mehdiler gelince seni kabul etmiyoruz diyorlar. Peygamber ne istiyorsun deyince kanatlı melek olsun sana işaret etsin diyorlar Bunu müşrikler istiyor.

 

Maraş Aksu TV, 2.10.2010

 

4/75- Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve: "Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar, bize katından bir veli (koruyucu sahib) gönder, bize katından bir yardım eden yolla" diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar adına savaşmıyorsunuz?

Afganistan’da, Irak’ta birçok kardeşimiz aşağılanıyor, iffetine zarar geliyor. Amerika ve Avrupa’da yaşayan esrarkeşler adam öldürmek için yöntem geliştirmişler. Adam öldürme zevki şeklinde pis bir karakter geliştirmişler Filmlerde gördükleri psikopatlıkları uygulamak için, Afganistan’ın bir köyünde adam postalıyla eve kapıyı kırıp giriyor. Kadına kıza tecavüz ediyor, erkekleri de öldürüyor. Sabaha da kimsenin haberi olmuyor. Müslümanların şikayet edebilecekleri bir yer de yok. Çok büyük bir ızdırap ve acı Müslüman alemini sarmş durumda, buna karşı Müslümanların en kısa sürede birleşmeleri farz. Bediüzzaman ittihad-ı İslam en büyük farz diyor. Biz İttihadı İslam'ı istersek, Türk İslam Birliği'ni istersek 28 Şubat faaliyete başlar diyorlar. Senden ala 28 Şubat var mı? Sen Müslümanlara korkaklığı, çekingenliği,

meskeneti, doğru söz söylememeyi öğretiyorsun. Sen kendin 28 Şubat olmuşsun, bir de senin 28 Şubat’ının önü arkası yok. Adamlar 28 Şubat’ı yaptılar, gittiler. Seninki yıllardır devam ediyor. Kendileri 28 Şubat’çı olmuşlar haberleri yok.  İttihadı İslam'ı engelleyen, Türk İslam Birliği'ni istemeyen, Hz. İsa inmeyecek, Hz. Mehdi gelmeyecek, İslamm dünyaya hakim olmayacak, İslam'dan ümidi kesin diyenlerin kendileri 28 Şubat'ın şahı olmuşlar.

4/95- Mü'minlerden, özür olmaksızın oturanlar ile, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler eşit değildir. Allah, mallarıyla ve canlarıyla cihad edenleri oturanlara göre derece olarak üstün kılmıştır. Tümüne güzelliği (cenneti) va'detmiştir; ancak Allah, cihad edenleri oturanlara göre büyük bir ecirle üstün kılmıştır.

 

Osman Ünlü de 1000 yıl oturacağız diyor. Şaşar Beşer de kıyamete kadar oturacağız diyor. Bunların yanlış düşüncelerini sürekli hatırlatacağız.

(Türkiye gazetesinde yayınlanan penguen evrimi haberiyle ilgili olarak)

Türkiye gazetesi ne yaptığını bilmiyordur, yapacağı tahribattan da haberi yoktur. Enver Ören hocamın bundan haberi var mı acaba? Bundan yıllar önce görüşmüştüm onunla. Hüseyin Hilmi Işık Hocamız’ın manevi varisidir. Hüseyin Hilmi Işık Hocamız Ehli Sünnet’e titizdir. Müslümanların birleşmeleri için gayret etmiştir, onun damadıdır Enver Ören. Biz hocamızdan rica ediyoruz. Bu kadar ehli sünnete titiz, muttaki insanlar sürekli evrim propogandası yapıyorlar. Kaç defa uyardık. Her gördükleri haberi alıyorlar. Arvasi Hazretlerinin kemikleri sızlıyor şu an. Anadolu Ajansında gördükleri her haberi alıyorlar. Yaratılışla ilgili haberleri niye almıyorlar o zaman? Bir proteinin tesadüfen meydana gelemeyeceği haberini yayınlayın, ara fosil olmadığını yayınlayın. Anadolu Ajansı’nın da bu konuda uyarılması lazım. Yaratılışla ilgili olanları almayıp sadece evrimle ilgili olanları almasına ne denir?

Benim istediğim hangi partide olursa olsun büyüklerine sevgi duyan, sadakatli, vefalı deri düşünen, delikanlı, Allah'tan başka kimseden korkmayan, Darwinizme materyalizme karşı ve Aydın Doğan'ın karşısında el pençe divan durmayan, Taha Akyol'un karşısında el pençe divan durmayan, büyüklerine karşı vefalı, şefkatli koruyan birisi olması. Çirkin bir söz söylediğinde sevdiklerini koruyup kollayan birisi olursa ne güzel. İftihar ederiz Allah yolunu açık etsin inşaAllah.

MHP nin yaptığı cami ziyareti muhteşem bir de mehter takımı, Allah Allah. Düşünenden Allah razı olsun. Türkiye sallandı. Ve Ani harabelerinin olduğu yerde. Anlamı çok güzel. Ecdadın ruhları şad oldu.

 

79’da Hz. Mehdi (as) o mukaddes beldeye ayak bastı diyor Peygamberimiz (sav). O ateşi gördüğünüzde o mukaddes belgeye Müslümanların lideri gelmiştir diyor. Dolayısıyla İstanbul’da geceyi gündüz eden ateşin çıkışı doğumu ile ilgili değil. Doğumunu alimler farklı açıklıyorlar. Hz. Mehdi (as) 30 ve 40 yaş arasında vazifeye başlayacak.

 

(Kader konusuyla ilgili sorulan soruya cevap olarak)

Bunu yazarken birisi senin kolundan tuttu mu? Kendi iradenle yazdın, ama bunu sen daha doğmadan yazmıştın, ben de doğmamışken okumuştum. Allah’ın zamana mahkum olduğunu söylemek küfürdür. Tek bir an içinde, Allah birşey beklemez. "Allah bize iki yol gösterdi bizim ne yapacağımızı bilmiyor" diyorlar. "Biz o yolun başında dururuz kendimiz seçeriz" diyorlar. Allah dilemezse siz dileyemezsiniz diyor Allah. Allah diler sonra o yapar. Kaderde ne yapacağı belirlenmiş ve bitmiştir. Tek bir an var. Ebu Leheb ve karısının Allah cehennemdeki hallerini anlatıyor. Bu tek bir anı göstermiyor mu? Dünyanın ilk yaratılışı da hazırdır. Adem şu an Allah Katında balçık, heykel halinde. Kıyamet çoktan koptu Allah Katında. Allah kıyametin bütün detaylarını anlatmıyor mu Kuran’da? Allah bunu tasarlıyorum demiyor olmuş olarak anlatıyor. Cennette de yaşayan insanları anlatıyor Allah. Ama zorlanmaz insanlar yaparken. Zamanın ve mekanın dışındadır Allah.

İncil'de Kuran'a mutabık olan bölümlerden örnekler

Ahirette görüşün keskinleşmesi:

İNCİL: Şimdi herşeyi aynadaki silik görüntü gibi görüyoruz, ama o zaman [ahirette] yüz yüze görüşeceğiz.Şimdi bilgim sınırlıdır, ama o zaman bilindiğim gibi tam bileceğim... (Pavlus'tan Korintlilere 1. Mektup, 13:12-13)

KURAN: "Andolsun, sen bundan gaflet içindeydin; işte Biz de senin üzerindeki örtüyü açıp-kaldırdık. Artık bugün görüş-gücün keskindir." (Kaf Suresi, 22)

Allah dilerse (İnşaAllah) demek:

İNCİL: Dinleyin şimdi, "Bugün ya da yarın filan kente gideceğiz, orada bir yıl kalıp ticaret yapacağız ve para kazanacağız" diyen sizler, yarın ne olacağını bilmiyorsunuz. Yaşamınız nedir ki? Kısa bir süre görünen ve sonra kaybolan bir buğu gibisiniz. Bunun yerine, "Rab dilerse yaşayacağız, şunu şunu yapacağız" demelisiniz. (Yakup'un Mektubu, 4. Bölüm, 13:15)

KURAN: Hiçbir şey hakkında: "Ben bunu yarın mutlaka yapacağım" deme. Ancak: "Allah dilerse" (inşaAllah yapacağım de). Unuttuğun zaman Rabbini zikret ve de ki: "Umulur ki, Rabbim beni bundan daha yakın bir başarıya yöneltip-iletir." (Kehf Suresi, 23-24)

 

Nifak perdesi altında, risalet-i Ahmediyeyi inkâr edecek Süfyan namında müdhiş bir şahıs, ehl-i nifakın başına geçecek, şeriat-ı İslâmiyenin tahribine çalışacaktır. Ona karşı Âl-i Beyt-i Nebevînin silsile-i nuranîsine bağlanan, ehl-i velâyet ve ehl-i kemalin başına geçecek Âl-i Beytten Muhammed Mehdi isminde bir zât-ı nuranî, o Süfyan'ın şahs-ı manevîsi olan cereyan-ı münafıkaneyi öldürüp dağıtacaktır.

Süfyanın kendini değil fikirlerini ortadan kaldırıyor. O faaliyetini yapacak çünkü

ikinci cereyan ise: Tabiiyyun, maddiyyun felsefesinden tevellüt eden bir cereyan-ı nemrudâne, gittikçe âhirzamanda felsefe-i maddiye vasıtasıyla intişar ederek kuvvet bulup, Ulûhiyeti inkâr edecek bir dereceye gelir. Nasıl bir padişahı tanımayan ve ordudaki zâbitan ve efrad onun askerleri olduğunu kabul etmeyen vahşî bir adam, herkese, her askere bir nevi padişahlık ve bir gûnâ hâkimiyet verir. Öyle de, Allah’ı inkâr eden o cereyan efradları, birer küçük Nemrud hükmünde nefislerine birer rububiyet verir. Ve onların başına geçen en büyükleri, ispritizma ve manyetizmanın hâdisâtı nevinden müthiş harikalara mazhar olan Deccal ise, daha ileri gidip, cebbârâne surî hükümetini bir nevi rububiyet tasavvur edip ulûhiyetini ilân eder. Bir sineğe mağlûp olan ve bir sineğin kanadını bile icad edemeyen âciz bir insanın ulûhiyet dâvâ etmesi ne derece ahmakçasına bir maskaralık olduğu malûmdur.

 

Hz. Mehdi (as) denen zat arkadaşları ile beraber Dawinizm materyalizmi yıkıyor bu dev bir delildir. İnsanların güç açısından görülmemiş bir güç ve yapıdır. Buna kim sebep olduysa ona Hz. Mehdi (as) diyoruz. Materyalizmi Kuran ve yayan akıma da deccal diyoruz.

Gelişecek diyor. Ben durdurdum demiyor bediüzzaman. Alenen insanlar Allah’ı inkar etmedi mi dünyada?

Allah gibi görürler kendilerini materyalist - Darwinistler diyor Bediüzzaman.

Uzaydan canlılar gelip proteinler yaptı falan diyecek, ben de uzaylılarla bağlantıya geçtim diyecek. Daha da sapıtacak. Allah benim diyor.

Darwinistler bir sineğin kanadını dahi yapamıyor gerçekten.

İşte böyle bir sırada, o cereyan pek kuvvetli göründüğü bir zamanda, Hazret-i İsâ Aleyhisselâmın şahsiyet-i mâneviyesinden ibaret olan hakikî İsevîlik dini zuhur edecek, yani rahmet-i İlâhiyenin semâsından nüzul edecek, halihazır Hıristiyanlık dini o hakikate karşı tasaffi edecek, hurafattan ve tahrifattan sıyrılacak, hakaik-i İslâmiye ile birleşecek, mânen Hıristiyanlık bir nevi İslâmiyete inkılâp edecektir. Ve Kur’ân’a iktida ederek, o İsevîlik şahs-ı mânevîsi tâbi ve İslâmiyet metbû makamında kalacak, din-i hak bu iltihak neticesinde azîm bir kuvvet bulacaktır. Dinsizlik cereyanına karşı ayrı ayrı iken mağlûp olan İsevîlik ve İslâmiyet, ittihad neticesinde dinsizlik cereyanına galebe edip dağıtacak istidadında iken, âlem-i semâvatta cism-i beşerîsiyle bulunan şahs-ı İsâ Aleyhisselâm, o din-i hak cereyanının başına geçeceğini, bir Muhbir-i Sadık, bir Kadîr-i Külli Şeyin vaadine istinad ederek haber vermiştir. Madem haber vermiş, haktır. Madem Kadîr-i Külli Şey vaad etmiş, elbette yapacaktır.

 

İseviyet Hz. Mehdi (as) zamanında bayağı İslamiyete benzeyecektir diyor.

 

Şu an eziyorlar isevileri ama birleşip karşı koyarlarsa başarılı olacaklar diyor Bediüzzaman.

 

Lider olacak Hz. İsa (as) diyor. Ölecek demiyor. Abiler götürecek Isparta’ya gömecek demiyor.

Nur talebelerinin epey kısmını kandırıyorlar, onlar da alenen insanları kandırıyorlar. Teknik şu, Risale-i Nur anlaşılmaz 20-30 kere okumanız lazım diyor. Adam da okuyamayacağı için o zaman beni dinleyeceksin diyor.

Hz. Mehdi (as)’ın saltanatı İslam’ı ve dini yaymaktır. Saltanat deyince insanlar eğlence anlıyor olabilirler, o değil.

 

Suyuti’nin kitabını isteyen kardeşlerimiz www.suatarusan.com ’dan ücretsiz indirebilirler.

Kardeşimiz ebced hesabıyla ilgili bir yazı göndermiş Bedüizzaman açıklamalarını hadislerden yapıyor, ebcedden anladım demiyor hadisle açıklıyor ebcedle destekliyor. Hadislerden istifade ederek söylüyor. Suyuti’nin hadislerinde çok açık 7000 yıldır diyor peygamberimiz. Sekiz hadis var. Hepsi sahih, muteber hadisler bunları tasdik eder mahiyette ebced veriyor ve Allahualem diyor dediklerinin hepsi doğru çıkmış. 28 Şubat, 71 olayları 81/91 doğru çıkıyor tahakkuk ettiğinde harikadır veli olduğunu anlarız. Peygamber (sav) söylediğinde çıkmadan iman ederiz. Velide olabilir deriz olduğunda, keramet olur Allah’ın ilham ettiğini anlarız. Hadise dayanan açıklamaları ebcedle açıklayamayız. Ebced bir nevi tasdik eder mahiyettedir. Ebcedin farz hükmü yoktur. Hadisler ortaya çıkmış sahihliği ortaya çıkmış oluyor burada konu bitmiş oluyor.

2010-10-03 16:35:12
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top