Adnan Oktar'ın 4 Ekim 2010 tarihli röportajından önemli başlıklar
ASU TV, 4 Ekim 2010
(Semih İdiz'in "İsrailde yoğun Türkiye aleyhtarı propaganda" başlıklı yazısıyla ilgili olarak)
İsrail'le Türkiye'yi savaştırmak istiyorlar. Armagedon için bu gerekiyor. Kendilerince girişimde bulunuyorlar, buna müsaade etmeyiz. Bunu unutacaklar.
(Suriye ile Türkiye'nin PKK'ya karşı işbirliği yapmasıyla ilgili)
Ama hiçbirşey çıkmaz ondan, hangi ülkeyle birleşilirse birleşilsin fikri mücadele verilmedikten sonra kesinlikle bir sonuç çıkmaz. Suriye'de bayağı PKK'lı var, parlamentosunda da PKK'lı var. Irak'ta da aynı şekilde. Fikri çalışma yapıyorlar adamlar, ne polisiye tedbir ne askeri çalışma netice verir. Fikir olmadığında askeri tedbirle mücadele verilir. Fikir varsa olmaz. Kurtuluş savaşında bir fikrimiz vardı, kurtulmak istiyorduk, milletin naumusunu, devletin şerefini kurtarmaya karar vermiştik. Ama karşı tarafın inancı yoktu, ne yapıtğın bilmiyor sadece işgale gelmiş ve suçluluk içerisindeydi adamlar. Ama bizde müthiş bir iman heyecanı vardı, inanç vardı, bu inançla yendik. O zaman Darwinizm ve materyalizm köylere girmemişti. Çanakkale savaşından önce binlerce asker toplu namaz kılıyordu, o zamanlar olay bambaşkaymış. Sonra Darwinizm gelişti, materyalizm gelişti ve insanlarda dine karşı gevşeme oldu. Darwinizm gelişti. Mevzi aldı. İnternet var, basın var, televizyon var, radyo var, Amerika destekliyor, Avrupa destekliyor. Hatta muhafazakar basın bile destekliyor.
Türkiye gazetesi çıkıyor Darwinizmi destekliyor. Umulmaduk bir yapılanmaya girdikleri görülüyor. Mesala biz Türkiye gazetesi deyince müthiş güven duyardık. TGRT'nin kuruluşunda da öyle, hanımlar bileziklerini dedeler yüzüklerini çıkarıp verdiler TGRT kuruluyor diye, ama bambaşka şeyler oluştu. Bir mankeni çıkarıp akıl almaz konuşmalar yaptırdılar, bizi çok mağdur durumda bıraktılar. Ve kendi verdiğimiz paralarla kurulan TGRT bize karşı muazzam bir tavır aldı. Savaş Ay çıktı televizyona bizim aleyhimize gürül gürül konuştu, akıl almaz konuşmalar yaptılar. Cevap hakkı yoktu. Müslümanların verdiği parayla akıl amaz iftiralar attılar. Ebru Şimşek'i çıkartıp konuşturdular, cevap hakkı yok. Hüseyin Hilmi Işık'tan öğrendiğimiz tarzı göremedik. Şimdi de Darwinizm propagandası yapılıyor. O yüzden Enver Ören'e sesleniyorum nereden dönülse kardır, bunu durdursun. Nezih görgülü bir insan kültürlü bir insan, bunu yapmasınlar. Müslümanların en güvendiği sitelerden biriydi. Kanal7'nin kuruluşunda da hanımlar bileziklerini verdi, Müslümanlar yastıklarının altındaki son parayı verdiler. İslam'ı, Kuran'ı, Türk İslam Birliği'ni savunacak, Darwinizme, materyalizme karşı mücadele verecek diye ümitvar olduk. Büyük bir özveri ve samimi bir sevinçle destek olduk, onlar da Darwinizm propagandasına başladılar. Müslümanlar nereye gideceklerini bilemez hale geldi. Güvenebilirsiniz diyoruz okumaya başlıyor cayır cayır Darwinizm anlatıyor. Millet bunun için mi fedakarlıkta bulundu, bunun için mi size para verdi? Yayınlayan yayınlıyor zaten Darwinizmin, buna birşey demiyoruz. Adam zaten benim görüşüm bu diyor. Ama sen benim görüşüm bu değil diyorsun, Hüseyin Hilmi Işık ilmihalini okuyoruz, ehli sünnete titiz, Yaratılışı tam savunuyor. Ama bazı kişilerde bir entel özentisidir gidiyor. Sen kendi inancında sabit ol, sağlam ol.
Bu arada Deccal büyük bir ordu ile çıkar. Doğudan başlayarak önüne geleni hezimete uğratır. İLK GİRECEĞİ ŞEHİR, İKİ DENİZİN BİRLEŞTİĞİ YERDEKİ ŞEHİRDİR. (Müstedrek, C.IV, s. 478, (Taberaniden) Heysemi, C.VII. s.342; Hammad vr. 45)
Başı sarıklı insanları da kendi tarafına alıyor deccal. Her yere yayılmaya başlıyor. İlk gireceği şehir iki denizin birleştiği yerdeki şehirdir, yani İstanbul. İslam'ın kalbine vurmuş oluyor, İslam'ın kalbi nerede? İstanbul'da. Hz. Mehdi (as)'ın yapacağı nedir? Kalbe ameliyat yapıyor, eski sağlığına kavuşturuyor, deccalin yaraladığı kalbi iyileştiriyor. Şu an olanlar bu, fikren darmakeşan ediyoruz ve edeceğiz inşaAllah.
... (O sırada) FİTNELER, KARIŞIKLIKLAR, İHTİLALLER çok olur dainsanlar BİRBİRLERİNİ ÖLDÜRÜRLER. İnsanlar kendi canlarına kıyarlar ve yeryüzünü belalar kaplar. İşte öyle sıkıntılı bir zamanda... MEL'UN (lanetlenmiş) DECCAL ... çıkar.. (İmam Şarani, Ölüm, Kıyamet, Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, Bedir Yayınevi, sf. 482)
Kaç defa ihtilal oldu gördünüz, islam ülkelerinde de oldu Türkiye'de de oldu. Peygamberimiz (sav) söylüyor bunu ve fitneler, anarşi, terör olur diyor. Fitne nedir? İslam aleyhtarı her türlü tavır. Deccal nasıl çıkıyor? Onun yapısı gelişmiş, yapısı mevcut imkanlarla iyice gelişmiş hale geliyor. Ani bir çıkış değil. İyice mevcut fikir yapısı etrafı sarıyor. Neyle oluyor bu? İnternet, radyo, televizyon. Yayılması bunlarla yakın zamanda, 80'de başlıyor. Hz. Mehdi (as)'ın çıkışıyla. İnternette muazzam patlama oldu, televizyonlar, radyolar çoğaldı. Gücünü pençesini ortaya koymuş oluyor. Darken faaliyet alanı müthiş bir güce ulaşmış oluyor, ama aynı anda Hz. Mehdi (as)'ın gücü de ve imkanları da artıyor.
"Zaman (kıyamet) yakınlaşır, amel eksilir, insanlara aşırı cimrilik ve hırs atılır, herc çok olur" buyurdu.
Zaman kıyamet yakınlaşır amel eksilir. Kıyamet yaklaştı, zaten Bedüizzaman 1545 gibi diyor. Amel eksilir; güzel amellerde eksilme oluyor namaz kılmıyorlar, sevgi şefkat göstermiyor, Kuran ahlakını yaşamıyor. Muazzam bir mal tutma ve nefsani hırs meydana geliyor. Cimriliğin etkisi ekonomik krizdir. Cömertlikle kriz çözülüyor cimrilikle başlar. Kan damarda hareket etmediğinde insan ölür. İnsanlarda cimrilik hırs geliştiği için malı tutuyor tutunca kriz oluyor hem kendini öldürüyor hem etrafını. Para kağt haline gelir, mal da depoda birikir çürür. Herc olur; sel gibi Müslüman kanı akıtılıyor, adamlar parmaklarını kesip Müslümanların övünüyorlar.
Hz. Abdullah ibn-i Amr RA
502/11. insanlar üzerine öyle bir zaman gelir ki, onların yüzleri insan yüzü, kalbleri şeytan kalbidir. Kan dökücüdürler. Çirkin hareketlerden kaçmazlar. Eğer sen onlara tâbi olursan, seni gözetirler. Eğer onlara güvenirsen, sana ihanet ederler. Onların çocukları ahlâksız, gençleri arsız olur. Yaşlıları ise ma'rufu emretmez, münkeri nehyetmez olur. Sünnet aralarında bid'at, bid'at ise aralarında sünnet gibidir. İdarecileri sapıktır. İşte bu zamanda Allah onlara şerlilerini musallat kılar. Hayırlıları dua eder, fakat duları kabul olmaz.
Kalpleri şeytan kalbidir, yani deccale uymuş, ruhunu şeytan kapladığında ruhu şeytan oluyor ama bedenen insan oluyor. Münafıklarda, küfürde ve zalimlerde bu olur. Münafıklar onlara katıldığında küfür onları koruyor. Gözetiyor. İhanet mtühiş yaygın şu an, deccaliyetin özelliğidir. Çocuklarda ahlaksızlık yayılıyor, gençlerde de arsızlık yayılıyor. Yaşlıları ise tebliğ yapmazlar. Entel havasına grip, Darwinist materyalist çizgide piposunu tüttürüp kendi işine bakıyor. Peygamberimiz (sav)'in hayatını bidat gibi gösteriyorlar. Hz. Mehdi (as) Peygambermiz (sav)'in hayatını ortaya koyduğunda adam onu sapkınlıkla suçlayacak. Kendi uydurmalarını da sünnet gibi gösterecek. Milletin gözünün içen baka baka yüzlerce hurafe anlatıyor, hepsi uydurma. Hz. Mehdi (as) Peygamberimiz (sav)'İn uygulamalarını anlatınca, o bizim dinimizi yok etti diyorlar. Şerli insanları musallat kılar. Sapık saldırgan askerleri, komünist teröristleri, faşist teröristleri musallat kılar.
... DECCAL ORTALIĞA FİTNE SAÇARKENCenab-ı hak, MESİH MERYEM OĞLU İSA'YI gönderir...NEFESİNİ İDRAK EDEN her kafir mutlaka yok olur. İsa (a.s) Deccal ile Lüdd kapısında (Beytül Makdis'e yakın bir belde) karşılaşır veONU YOK EDER. (Sahih-i Müslim; Büyük Fitne Mesih-i Deccal, Saim Güngör, s. 104)
Hz. İsa (as)'ın varlığını hissetti mi etkisiz hale gelir. Hz. Mehdi (as)'da da öyledir. Konuşamayacak hale gelirler Hz. Mehdi (as)'ın yanında.
Babulud; Lud kapısı harabe halinde duruyor, orada yakalayacak diyor.
"Benden sonra fitneler görülecektir. O fitnelerden kurtuluş yoktur. Orada harb ve kaçmalar olur. Sonra ondan daha şiddetli bir fitne olur. İşte kesildi derken daha da artmaya devam eder. Fitnenin girmediği hiçbir ev ve dokunmadığı hiçbir Müslüman kalmaz. Bu durum soyumdan bir adam çıkıncaya kadar devam eder." (Nuaym b. Hammad, vr, 75b)
O fitneler mutlaka olacak, harpler meydana gelecek, insanlar oradan kaçacaklar diyor. Saddam saldırdı, mazlum halk Türkiye'ye sığındı, bir yerlere kaçtı. Her saldırıda halk topluca bir yerlere kaçar. Sonra daha büyük fitne oluyor. Birinci Dünya savaşı bitti ikinci başladı. Daha büyük bir savaş, öldürülen insan sayısı çok çok daha fazla, teknoloji gelişince fitne de artıyor, öldürme gücü de artıyor. Durmaz diyor Peygamberimiz (sav), terör kesildi sanırsınız bir daha başlar.
“... Fitnenin girmediği hiçbir ev ve dokunmadığı hiçbir Müslüman kalmaz. Bu durum soyumdan bir adam (Hz. Mehdi (as)) çıkıncaya kadar devam eder...”(Nuaym b. Hammad, vr, 75b; Şaban Döğen, Mehdi ve Deccal, Gençlik Yayınları, 2. Baskı)
Fitnenin girmediği ev kalmaz. Herkese dokunur, Müslüman alim de olsa hoca da olsa istisna koymuyor Peygamberimiz (sav) fitne hepsine dokunur diyor.
Dün o yapılan Bediüzaman toplantısına baktım hınca hınc dolu, ama oradaki insanlara Bediüzzamanın kitaplarını anlatmış olsak tepkileri acaba nasıl olur diye merak ediyorum. Bediüzzaman deccali anlatıyor, Hz. Mehdi (as)'ı, İttihad-ı İslam'ı anlatıyor, İsa Mesih'in gelişini ve İslam'ın hakim olacağını anlatıyor, bunları ne kadar kavramışlardır? Ve şu andan itibaren en fazla 70 yıl kaldı kıyamete diyor. Acaba oradaki topluluk bunun farkında mı? Bediüzzaman'ın sosyal yönünü ele alıyorlar, ekonomik sistemin Kuran ahlakına uygun olmasını isterdi diyorlar, Bediüzzaman çok kitap okumamızı istiyordu, kültüre bilgiye önem verirdi diyorlar. Herşeyi anlatıyorsun, ama en hayati konuyu bir kenara bırakmışsın, hiç ölmeyecekmiş gibi bir üsluba girmişsin. Buna bakan en az 1 milyon yıl ömrü var zanneder. Entel bir uslupla Bediüzzaman'ı anlatıyorlar, ama Avrupalı bir feylezof anlatıyor gibi anlatıyorlar. Bediüzzaman İttihad-ı islam istiyordu desenize, demiyorlar. Bediüzzaman Hz. Mehdi (as)'ı müjdeliyor desenize, demiyorlar, deccale dikkat çekiyor desenize, demiyorlar. En büyük toplantıda en büyük farzı söylemen gerekmez mi? Ne korkuyorsunuz? Ne kaybedersin, en falza canını kaybedersin, şehit olursun, ne güzel. Toplantıda sanki anlattıkları kişi sanki ünlü bir ressam veyahut ünlü bir sanatçıdan bahsediyorlarmış gibi. Türk İslam Birliği için canını ortaya koyan, otuz yıl hapisanede kalan bir insandan bahsediyorsun, çok cesur bir insandan bahsediyorsun. Ne çilekeş insan, ne sabırlı diyor, sanki masal kahramanıymış gibi anlatıyor, sen de öyle olsana. Allah bizim en az onun gibi olmamızı istiyor. "Daha öncekilerin başına gelenler, sizin başınıza gelmeden cennete girebileceğinizi mi sandınız?" diyor Allah. Sahabenin, Bediüzzaman'ın, Mevlana Halid'in başına gelenler sizin başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi zannetiniz, diyor Allah. Gayet güzel giyinip geliyorlar, tamam giyinsinler güzel ama tek bir kelime İttihadı İslam'a değinmiyorlar. Bir numaralı ana konu yapsana, ortalığı ayağa kaldırsana. Kitapları okuruz, evleniriz, işimize gücümüze bakarız, evimizde o kırmızı kitaplar durur, akşam da station arabaya doluşup, çocuklar falan pür neşe hep beraber toplantıya gideriz, çaylar gelir, okunanları dinleriz, bir kısmı da uyur. Yılda bir kere yapılan büyük toplantılara şevkle gidilir, nur talebeliğini bu hale getirdiler. Ama tabi hakikaten öğrenmek için gelen, samimiyetle gelenleri tenzih ederim. Benim kast ettiğim, İttihad-ı İslam'ı çok iyi bilen, ama korkusundan dolayı sesini çıkarmayanları kast ediyorum.
Havf damarına, korkaklığa Bediüzzaman özel dikkat çekmiş Risale'de. "İttihad-ı İslam olacak tabi," diyor. "Nasıl olacak?" diyoruz, "Çok iyi ticaret yapacağız, sanayi yatırım yapacağız." diyor. "Birlik çok önemli" diyoruz, "nur talebeleri parça parça, kaç parçadır efendim?" diyoruz. "Sayamayacağım kadar çok" diyor. Madem Hz. Mehdi (as) şahsı manevi, niye nur talebeleri bile parça parça, niye her gelen Müslümanlara vuruyor? Irak ve Afganistan geneleve çevrildi, neredeyse herkes bunu seyrediyor, adeta kabul ettiler. Niçin söylemiyorsun, İttihadı İslam olsun demiyorsun? Tamam kendin söyleyemiyorsun, "Bediüzzaman söylüyor ben söylemiyorum" deyip anlat. Bediüzzaman Hz. Mehdi (as)'ı çok net anlatıyor, "ne anlatıyor?" diyoruz, "şahsı manevi anlartyor" diyor. "Nedir şahsı mamevi?" diyoruz, hiç hiçlik. Bu hal Mehdiyetmiş, Hz. İsa (as) da gitmiş, onlara da işine gücüne bakmak, ticaretini yapmak kalmış gibi. Ama benim bahsettiğim bir avuç kişi, bile bile gizleyen, samimiyetsizce Müslümanlara hipnoz yapanlar. Fazla değil, bunlar en fazla 5-10 kişidir. Deccalin hipnozuna kapılmış farkında olmadan hipnoz uzmanı olmuş, konuşmalarla milletin beyni uyuşuyor. Nasıl yapıyorsa bunu yapıyor. Risaledeki açık konuları göremeyecek hale geliyor insanlar.
"İnsanda en mühim ve esaslı bir his, hiss-i havftır (korku hissidir). Dessas (aldatıcı) zalimler, bu korku damarından çok istifade edip onunla korkakları gemlendiriyorlar. Bunlar avamın ve bilhassa ulemanın bu damarından çok istifade ediyorlar, korkutuyorlar, evhamlarını tahrik ediyorlar"
En mühim his diyor Bediüzzaman, decalliyet en mühim hissi kullanıyor. Bediüzzaman en büyük farz vazife İttihadı İslam'dır, en büyük his de korku hissidir diyor. Çok mühim açıklama bu. Dessas, hileci, deccal demektir, desise yapan, deccal ordusu. Deccal korkak olduklarını bildiği için bu damardan istifade ediyor. Hayvan gibi bunları gemlendiriyorlar diyor, çekti mi, duruyor. Neye gem takılır, eşeğe ata takılır. Avamın, halkın üstünde de şiddetli bir histir diyor, bilhassa ulemanın, bazı alim bilinen Müslümanların, öncülük görevi verilmiş veya kendilerini öncü gören kişilerin bu damarından çok istifade ediyorlar diyor. Nasıl yönlendiriyor, çıkarıyor bir akılsız hocayı, korkutuyorlar adamı önce, şunları söyle diyor tek tek anlatıyor adam. İslamın hakim olmayacağını söyle diyor, ellerinde de hocanın üçkağıtçılığyla, ahlaksızlığıyla ilgili belge oluyor veya seni öldürürüz diyorlar, bunlar da müthiş korkuyorlar. Şu ana kadar isim isim verdiğim şahısları tenzih ederim. Onlar safi, cahil insanlar. Deccal korkuyu kullanıyor, Firavun neyi kullanıyor? Korkuyu kullanıyor. Korkunca dilini eğmeye başlıyor, apaçık gerçekleri gizlemeye başlıyor. Hz. Mehdi (as)'dan bahsedersem başıma ne gelir diyor. Mehdiyet Allah'ın muhafazasındadır, sen ne korkuyorsun. Büyük Mehdi'nin çok vazifeleri var yazıyor, bunu diyemiyor. Söylesene ne korkuyorsan, ben dersem ya beni hapsederlerse diyor. Bediüzzaman diyor, sen demiyorsun, niye seni hapsetsinler. Bu kişi bunu demiş de, bunda ne var?
Tabiiyyun (tabiatçılık, Darwinizm), maddiyyun (maddecilik, materyalizm) felsefesinden tevellüd eden (kaynaklanan) bir cereyan-ı Nemrudane (inkarcı akım), gittikçe ahir zamanda felsefe-i maddiye (materyalizm felsefesi) vasıtasıyla intişar ederek (güçlenerek) kuvvet bulup, uluhiyeti (Allah'ın varlığını) inkar edecek bir dereceye gelir...Allah'ı inkar eden o cereyan efradları (fertleri), birer küçük Nemrud hükmünde nefislerine birer rububiyet (Rab'lik) verir. Ve onların başına geçen en büyükleri, ispritizma ve manyetizmanın (hipnotizma ve cinlerle bağlantı) hadisatı nev'inden müthiş harikalara mazhar (sahip) olan deccal ise, daha ileri gidip, cebbarane (zorla) suri (görünürdeki) hükumetini bir nevi rububiyet (Rablık) tasavvur edip uluhiyetini (ilahlığını -Allah'ı tenzih ederiz-) ilan eder. Bir sineğe mağlup olan ve bir sineğin kanadını bile icad edemeyen aciz bir insanın uluhiyet dava etmesi ne derece ahmakçasına bir maskaralık olduğu malumdur.(Mektubat, Sf. 55)
Manyetik alan meydana getiriyor dünyada, bilmediğimiz bir sistemle yapmış olabilir insanların beynini uyuşturuyor. Manteyizma diyor bakın. Mutlak inkardan, Darwinist materyalist kafadan gelen çirkin bir cesaretle saldırır. Onlar da o hipnozun, manyetik alanın etkisi olduğundan, ayakta alkışlıyorlardı. "Helal olsun" diyorlar "sel gibi kan akıtıyor Lenin" diyorlar. Adam 300 milyon insanı katletti, şeytani bir kasap adam, bunu alkışlıyorlar. Kültürü, neşeyi, sevinci mahveden, hayatı boğan adamı alkışlıyor "çok güzel yaptın" diyorlar. "Amma iktidar ya" diyorlar, "ne cesaret muazzam işler yapıyorlar" diyor. "Tabiyatçılık gittikçe" diyor "sürekli gelişecek" diyor. Bediuzzaman bitirdi diyorlar, bazıları, halbuki o gittikçe genişleyecek diyor. Halbuki devam ediyor ve edecek diyor Bediuzzaman. Materyalist felsefe vasıtasıyla yayılarak, Allah'ın varlığını inkar edecek bir dereceyi bulur diyor. Ki öyle oldu. En başlarına geçen kişi. Bütün dünyada bir manyetik alan meydana getiriyor. İnsanların beynine etki ediyor. Kendini Allah olarak göstertir diyor. Darwinizm, materyalizmin her şeyi meydana getirdiğini söylüyor, ama madem tesadüfen oluşuyor sineğin kanadını yap diyorsun yapamam diyor, hücresini yap yapamam, kromozom yap onu da yapamıyor, protein yap diyorsun sentetik onu da yapamıyorum diyor. Manevi taun; beşer titriyor şu an diyor. Allah'ın gazabına uğradı bütün insanlık diyor. İkna kabiliyeti ve eleştiri kabiliyeti geliştikçe bu veba hasatlığı gibi olan Darwinist, materyalist, ateist felsefe de gelişir Hz. Mehdi (as)'ın vaktine kadar diyor Bediuzzaman. Bir tek Hz. Mehdi (as) durduracak materyalist felsefeyi diyor Bediuzzaman açıkça söylüyor.
Burada bir proje var, İttihad-ı İslam'dan Türk İslam Birliği'nden dehşete kapılmış adamlar. Peygamberimiz (sav) 70 bin sarıklı deccale tabii olacak, diyor. Onların müdahale ettiği insanların da kafası bulanıyor, onlara da etki ediyorlar. Buna karşı susup kalmak olmaz. Milletin kurtuluşu Türk İslam Birliğindedir ya birleşeceğiz ya parçalanacağız öyle görünüyor. Durağan bir sistem parçalanıyor, durağanlaştı mı ölüme doğru gider ,büyüdün mü parçalanma olmaz. Çocuk mesela gittikçe gelişir sürekli sağlıklı olur, büyümeyi hedeflememiz lazım. Allah'ın emridir İttihadı İslam. Bütün türk devletlerini biraraya getirmek, islam alemini birleştirmek, Türk İslam Birliği'ni oluşturup adını koymak. O zaman ne Irak'ı geneleve çevirebilir, ne zevkine adam öldürebilirler. Filmlerde görüyorlar, o filmi orada yaşıyorlar onların pis heyecanını. Rahat rahat Afganistan'da yapıyorlar, savcı yok, polis yok, hakim yok istediğin gibi yap kafasındalar.
Selamun Aleyküm arslan hocam, Hüseyin Hilmi Işık Hocamızın Se'âdet-i Ebediyye adlı kitabında yapılan evrim propagandası hakkında kısa bir alıntı buldum. Canli yayında okuyabilirseniz çok iyi olur inşaAllah.
"Meselâ, bir fen adamı, jeolojik tabakalar arasında bulduğu bir kemik parçasında tedkîkler yaparak, hayât üzerinde kıymetli bilgiler toplamağa uğraşırken, beri tarafdan, fen yobazları, radyodan veyâ bir broşürden bunu haber alıp, (İnsanların aslı olan maymunun kemikleri bulundu. İnsanların maymundan hâsıl olduğu hakîkat hâlini aldı) yaygarasını basıyor. Saf müslimânları aldatmağa çalışıyorlar. "
Hüseyin Hilmi ışık hocamız da benim söylediğimin aynısını söylüyor onun terbiyesinden üslubundan istifade etsinler.
TV Kayseri, 4 Ekim 2010
Avf b. Malik (ra)'dan nakledildiğine göre, Allah’ın Resulü (sav) şöyle buyurmuşlardır:
“Kıyamet öncesi altı (şey) say. Benim ölümüm, Beyt-i Makdis’in fethi, sonra koyunun Kuası (Göğüste beliren öldürücü sancı) gibi, sayısız ölüm hadiseleri...» el-Hadîs.. (Buharî, İbni Mace, Hakim.) (Muhammed B. Resul Al-Hüseyni El Berzenci, Kıyamet Alametleri, s. 123)
Peygamber Efendimiz (sav) ahir zamanda beslenme bozukluğuna dayalı olarak kalbe bağlı enfarktüsten kaynaklanan ölümlerden bahsediyor. Bu bir mucizedir. Daha önce böyle yaygın olan birşey yoktu.
... ŞEYTANLAR ONA: "NE İSTERSEN SÖYLE, YAPALIM!" diyecekler. O da: "Haydi gidin, insanlara benim onların Rabbi olduğumu söyleyin!" deyip her birini bir tarafa salacak...(Kıyamet Alametleri, s. 212-213)
Şeytanlarla transa geçiyor, bu emri veriyor. Adam kendi de şeytan. Şeytan o emri verdiğinde unutkanlık, zihin dalgınlığı, konstrasyon güçlüğü meydana getiriyor. Hz. Mehdi (as)'la ilgili hadisler, açıklamalar, ayetler çok açık. Anlatıyoruz anlamıyor. Bir daha anlatıyoruz, yine anlamıyor. Darwinizm de öyle, çocuk olsa inanmaz, inanmaları mucize. 100 trilyon kütüphane kadar bilgi insanda kodlu, bu tesadüfen olur mu? İnsanın içinde böyle bir bilgi duruyor, kusursuz yazılmış kitap. 10 tane 20 tane değil 100 trilyon kütüphane "nasıl oldu?" diyorsun, gözünün içine bakarak tesadüfen oldu diyor. Bir proteinin olabilmesi için 85 proteine ihtiyaç var ve sentetik olarak yapılamıyor, bunu söylüyoruz ne anlama gelir diyoruz. Yani protein tesadüfen olur anlamına gelir diyor. Bir daha anlatıyoruz, ne diyorsun diyoruz, tesadüfen olur diyor. Böyle bir büyü yapmış. Ne kadarına yapmış, dünyanın %95'ine en az. Sen beyninde şu kadarcık yerde yaşıyorsun diyoruz, olabilir ne var bunda şaşacak diyor. Ben senin içinde görüntü olarka oluşuyorum diyoruz, ne var ki bunda diyor. Halbuki gerçeğini anlasa, Allah korkusundan, çöker kalır olduğu yerde. Şeytanın yapıtğı hipnozla anlayamıyor. Muazzam bir ülfet geliştirmiş. Dışarıda renk yok diyoruz, dışarıdaki maddeyi de Allah yaratıyor, beyninin içindeki 3 boyutlu görüntüyü ve renkleri Allah yaratıyor diyoruz, bunda ne var diyor. Bir insan bunu kavrasa LailaheilAllah Muhamemden Resulullah dememesi mümkün değil. Ama bu manyetik alan, Bediüzzaman'ın söylediği manyetizma, böyle yapıyor işte.
Hüseyin Hilm Işık Hoca biliyor böyle yapacaklarını uyarmış. İmam Rabbani evrimi mi savundu? Hüseyin Hilmi Işık Hoca siz uyarmadı mı, oradan buradan araştırmadan haberleri almayın, Müslümanları yanlış yönlendirmeyin demiyor mu? Bir tane iki tane değil ki, sürekli yapıyorlar.
Benim böyle konuşmamın nedeni insanlar utansın diye. Çünkü adamlar uyuyor. Afganistan'dan bana çok kapsamlı bilgi geldi, on binlerce çocuğun ırzına geçiyorlar. Afganistan bu yönğüyle meşhur şu an Amerika'da. Adamlar da burda ne yapıyor unutun Türk İslam Birliğini diyorlar. Kardeşim senin bu tavrın ve hareketlerin yüzünden Afganistan bu hale geliyor.
Kardeşlerimiz detay sorulardan, sathi sorudan kaçınsınlar bu çok sıkışık ortamda İslam aleminin şu perişan halinde bizim böyle konularla uğraşacak halimiz mi var? Bize boş konulardan sormaları yakışık olmuyor. Biz çok kısa sürede çok çabuk netice almaya çalışıyoruz.
(BBP'nin Ayasofya'da namaz kılınması için yaptığı hukuki girişim hakkında)
Hukukla her yol aşılır, hukuka başvurmak en akılcı yoldur. BBP'li kardeşlerimiz çok iyi yapmışlar, sonuna kadar takip etsinler. Ama Hz. Mehdi (as) zamanında olacaktır bu inşaAllah. Ama sebebe sarılsınlar, sevabını alırlar.
3/173- Onlar, kendilerine insanlar: "Size karşı insanlar topla(n)dılar, artık onlardan korkun" dedikleri halde imanları artanlar ve: "Allah bize yeter, O ne güzel vekildir" diyenlerdir.
Müslümanların korkak olmasının ne kadar çirkin olduğunu ve cesur olmalarının önemini bildiriyor. Ahir zamanda Hz. Mehdi (as) ve talebelerine hitap ediyor. "Size karşı baskın yapılacak, size ezecekler veya hapsedecekler, ya da şehit edecekler" diyor. Hz. Mehdi (as) talebelerinin duasıdır bu, Allah bize yeter o ne güzel vekildir.
3/174- Bundan dolayı, kendilerine hiçbir kötülük dokunmadan bir bolluk (fazl) ve Allah'tan bir nimetle geri döndüler. Onlar, Allah'ın rızasına uydular. Allah, büyük fazl (ve ihsan) sahibidir.
Nimet nedir? İslam'ın dünya hakimiyeti, Türk İslam Birliği'nin olması. Hakimiyet verecek Cenabı Allah inşaAllah
3/175- İşte bu şeytan, ancak kendi dostlarını korkutur. Siz onlardan korkmayın, eğer mü'minlerseniz, Ben'den korkun.
Müminseniz sadece Ben'den korkun diyor. Demek ki şeytanın etkisinde kalan insan korkak olur. Mümin korkmuyor
3/176- Küfürde 'büyük çaba harcayanlar' seni üzmesin. Çünkü onlar, Allah'a hiçbir şeyle zarar veremezler. Allah, onları ahirette pay sahibi kılmamayı ister. Onlar için büyük bir azap vardır.
Darwinistler materyalistler münafıklar seni üzmesin, onlar sana zarar veremez. Türk İslam Birliği mutlaka olacak.
Hızır'ın bir çok yeteneği, özelliği vardır bir yönüyle de duvarcı ustasıdır. Ben mason değilim, ama masonluğun sırlarını bilirim. Masonluk aslında Hz. Süleyman'ın ilminden, bilgisinden çalıntı bir tarikattır. Hz. Süleyman'ın kurduğu sistemin mükemmelliğini görüp, bir kısım dinsizler ateistler biz de aynı sistemle gideriz gibisinden almışlar ve aynı sistemi yürütmüşler. Masonlukta ay bir semboldür. Hz Mehdi (as)'ın çıkacağı zaman Ayın tutulmasına semboldür. Güneş semboldür, Hz. Mehdi (as) devrinde Güneş'in tutulacağına işaret eder. Yıldız semboldür, kuyruklu yıldızın Hz. Mehdi (as) devrinde çıkacağına işaret eder. Aynı şekilde Nemrud da Hz. Mehdi (as)'ın çıkacağını biliyordu, çok tedirgindi. Firavun da biliyordu çıkacağını. Tevrat'ta Hz. Mehdi (as) ile ilgili hükümleri görünce tedirgin olmuştur Firavun. Fakat aynı dönemde Hz. Musa'nın da çıkacağı bekleniyor. Hz. Musa'nın geleceği Musevi alimler tarafından Firavun'a bildirildi. Arkasında Hz.Mehdi (as) korkusu da vardı. Hz. Musa kendi devrinin Mehdisi, dolayısıyla olaylar iç içedir bağlantıları vardır.
Bunları daha geniş bir günde daha geniş bir saatimizde daha geniş ele alabiliriz. Masonik sembollerde Mehdilik nasıl anlatılmış, adon adonay kimdir, detaylı anlatırız. Masonlar adonayı yüzyıllardır bekliyorlar. Hiramın bir diğer ismidir adon. Onu üstad olarak bilirler. Firavun mümkün mertebe, Müslümanlık hakkında, ağırına gittiği için çok az bilgi tutulmasına izin vermiştir. Yenilgilerini hiç yazdırmamıştır. Harabeler de masonik sembollerle doludur. Firavun da bir masondur, Nemrud da masondur. Firavun'un mabedinde ve Nemrud'un mezarındaki sembollerde bunu görebilirsiniz.
Masonluk ilk döneminde, göze ışık aniden verilmez diyor. Işık yavaş yavaş verilir, o ona alışır diyor. Onun için gelen adama doğrudan ateistlik, dinszilik anlatılmaz diyor. Önce o kişinin dindar olmasını teşvik edin ve dindar olmalarını savunun ama dereceler ilerledikçe ona hakikat ışığını verin diyor. Hakikat ışığı da evrim, Darwin'in evrim teorisi o kadar. Ama Tapınak Şövalyeleri daha farklıdır, dine daha yatkındırlar. Dinlerin yaşamasını isterler onlar daha gizemcidir, dinlerin sırlarını çözmek, dinler yakın olmak onların düşüncesidir. Tapınak Şövalyelerinin ihtiyarlar heyeti, bize ziyaret gelen kişiye bin yıllık geleneğimize göre Adnan Oktarla karşılaşman çok büyük olay demişler. Bunlar bizim bin yıldır beklediğimiz olaylar demişler. Senin karşılaştığın olay da olağanüstü, Adnan Oktar'ın sana anlattıkları da olağanüstü demişler. Bir küçük hediye verdim, bir amaçla da vermedim, tam bekledikleri olaymış o. Bin yıl önce İstanbul'a gelmişler. Bin yıl önce mabedleri varmış burada. Şimdi bu gelişlerinde bir olay, bir harikalık görecekler. O yüzden seni dünya Tapınak Şövalyelerinin lideri yapıyoruz dediler. Tapınak Şövalyeleri masonları da yönlendiren bir sistem ve Hz. Hızır (as)'la bir bağlantıları var gibi görünüyor. Ayasofya camisinde namaz kılmalarını çok manidar bulmuşlar, ve bu Tapınak Şövalyelerinin ihtiyar heyeti. Dünyayı asıl yöneten bir ekip. Hz. Hızır (as)'la bağlantısı var gibi görünüyor. Tapınak şovalyeleri aleyhinde çok kapsamlı detaylı kitap yazdım ben, ama Hızır bazen gemiyi, bazen masonu, bazen tapınak şövalyesini kullanır ,hatta gerekirse şeytanı kullanır. Ama Müslümanların lehine kullanır. Hz. Mehdi (as) ne yapacak? Bütün dünya masonlarını kontrol altına alacak ve dünya hakimiyetinde onlara da görev verecek, ben öncüsü olduğu içim zemin hazırlıyorum onu da göreceksiniz inşaAllah. Hz. Süleyman (as) gibi onlar manevi zincirle birbirine bağlanacak, dinsizleri dindar hale getireceğiz.
Buraya ziyaretime gelen yaşlı haham [Haham Menachem Froman] "İstanbul Köprüsü üzerinde bir görüm aldım" diyor, bunun üzerine Amerika'ya gitti, Obama'yla görüştü. "İlk Türkiye'ye git" demiş ona, o da geldi. "Ben söyledim" diyor gelmesi için. Türkiye'nin, İstanbul'un anlamını anlatmış. Bizim bildiğimiz, bilmediğimiz harika olaylar oluyor.