Adnan Oktar'ın 6 Ekim 2010 tarihli röportajından önemli başlıklar
TV Kayseri, 6 Ekim 2010
(Kazım Güleçyüz'ün yazısıyla ilgili)
Bediüzzaman o çileleri çekti, geçmişte efsane gibi yaşadı, Hz. Mehdi (as) da geldi İsa Mesih (as) da geldi geçti. Biz de çocuklarımızı Avrupa'da okutalım, ticari olarak gelişelim, bu kadarı yeterli mantığı olursa bu çok ayıp olur. Kazım Güleçyüz'ü tanırım, değerli bir ağabeyimizdir. 1999'da ben tutuklandığımda, (haşa) Allah'tan tokat yedi dedi, Mehdiyet konusunu çok gündeme getirdiği için bu tokatı yedi dedi. Hemen sonra Yeni Asya'dan Mehmet Kutlular ağabey de tutuklandı. Ankara'dan Yeni Asya'dan bir ağabey Kazım Güleçyüz'e cevap güzel bir yazı kaleme aldı. Bu işler tokat konusu değil çile konusudur dedi. Bediüzzaman da hapis yatmıştır, Hüseyin Hilmi Tunahan da, Timurtaş Hoca da hapis yatmıştır, Adnan Oktar da hapistedir dedi. Hapisin tokat olmadığını anlattı. Kazım Güleçyüz mücahiddir, Üstad'a çok bağlıdır, Üstadımı seveni çok severim, Üstad'dan taviz vermeyene saygım sevgim büyüktür
Bazı kardeşlerimiz Bediüzzaman gelmiş geçmiştir, deccal de çıkmış görevini yapmıştır, Mehdiyet de bitmiştir, biz artık ticaretimize bakalım derken aniden kıyamete yaklanacaklar. Bediüzzaman 70 yıllık bir süre vermiş, bu süre içinde İslam'ın hakimiyet var, deccalin yenilmesi var, İsa Mesih (as)'ın gelişi var, Hz. Mehdi (as)'ın aleni zuhuru var, hepsi bu 70 yıl içinde yaşanacak, başka vakit yok. Ama adamlar kendi işinde gücünde, akşama manava uğrayacak ıspanak filan alacak, gayet sakin yaşayacak. Böyle bir hayat yok. "Onlar bir şey olmayacak sandılar körleştiler ve sağırlaştılar" diyor ayette. Allah'ın yakalaması ani olur akıllarını başlarına alacaklar. Dünyanın cellatıdır Nemesis Allah bu infaz için yakınına yaklaştırdı.
İnsanlığın yapısından da anlaşılıyor kıyametin yakın olduğu. 570 yıl sonra diyorsun ama dini şu anda muhafaza edemiyorsun, gariban durumundasın, aşağılanıyorsun, insan içine çıkamıyorsun, birçok yere giremiyorsun, Necip Fazıl diyor ya, "öz vatanında parya" neredeyse parya haline gelmiş Müslümanlar. Böyle bir konumda anlamazlıktan gelip yüz yıllarca yaşayacak izlenimi veriyorlar, halbuki dünyaya bakıldığında kıyametin yakın olduğu ve son kere dinin hakim olacağı anlaşılıyor.
Biz olmasaydık Darwinizm'i yedirip İslam alemini fesata götüreceklredi, Allah vermesin. Din alimlerini de almışlardı yanlarına, Haber7, Türkiye Gazetesi'ne varıncaya kadar heryere sıçramıştı Darwinizm. Biz çelik kolumuzla çıkınca, böyle birşeye müsaade etmeyeceğimizi anlayınca darmadağın oldular. Cılız inlemeler geliyor onları da bir üfürüyoruz uçuyor. Böyle bir mücadele yapmamış olsaydık, Fethullah Hoca'nın cemaati takva bir cemaat olarak biliniyor onlara bile el atıldı. Onları Risale-i Nur külliyatından uzaklaştırmak için geniş çapılı bir çalışma var. Şaşar beşer açıkça çıkıyor anlatıyor, Risale-i Nur'u alenen reddediyor. Biz anlamamazlıktan gelelim desek, ama anlaşılmayacak gibi değil. Aksiyon dergisinde ne insan ne maymun diye idrekt Darwinizm propagandası yapılıyordu, biz ilmi karşılığını verdik.
Fethullah Hoca cemaati mazlum insanlar, onları süper güç gibi göstermek hem anlamsız hem de komik oluyor, bayağı mazlum insanlar onlar. Nur talebesiyim demeye bile çekiniyorlar. Kendi halinde insanları eğiten çalışmaları var.
Mehmet Ali Birand'ın Fethullah Gülen Cemaati hakkındaki yazısıyla ilgili:
Mehmet Ali Birand da benim konuşmalarımdan etkilenmiş anlaşılan, onun bilebileceği birşey değil. Cemaatle bir bağlantısı yok. Çok çekingenler böyle anlatıkça, abartıldıkça daha da tedirgin oluyorlar. Biri çıkıp konuşmuyor, yeni yeni konular çıkabilir diye endişe ediyorlar herhalde.
Kuran'da Hz. Yakup, "Yusuf'u korkarım ki kurt kapar" diyor. Onların kafasında ışığı yakıyor. Zaafı söyledin mi adam sana oradan yaklaşır. Fethullah Hoca'nın gelmesini zaaf gibi gösterdiler ya, yazılar yazıp yeri yerinden oynatırlar diye düşünüyorlar, oradan tedirgin oluyorlar. Halbuki her tarafınız yazı olsa kaç yazar deseler konu biter. Şu an hiç sebepsiz sıfır suçu olan bir insan sırf yaygara olacak diye vatanına gelemiyor. Polisin her yerini ele geçridiler diyorlar. Devletin her yerini mehdiyet ele geçirdi. Fethullah Hocayla alakası yok. Devleti, milleti Mehdiyet ele geçirdi. Millet mehdi oldu. Allah bir liderlik verdi millete, imanlı millet, özüne döndüler, ecdanın ruhuna döndüler. Olay bu. Polisin alayı delikanlıdır. Çok nadir yanar döner tipler vardır, azdır, onları devlet zaten yakalıyor. Onun dışında gericiliğie karşı dindar, aydın Atatürkçü mukaddesatçıdır Türk polisi. Türk ordusu da mükemmel yetiştiriliyor. Genel kültür açısıdan olsun, başka konularda olsun. Çelebi çıkıyorlar. Çok güzel ve devlet terbiyesiyle yetişiyorlar. Onlar da mehdiyetin ruhunun içerisine girdiler.
Şehitlerin cenaze namazlarında bütün kurmay heyeti sünnet uygun olarak namazı, sünnete uygun abdest alıp kılıyor mu, bitti. Her namaz kılanı gördüler mi Fethullah Hocacı diyor. Öyle demeyeceksin Allah taraftarı diyeceksin. Eskiden de güzel birini gördüler mi yakışıklı gördüler mi Adnancı derlerdi. Güzel giyinip dinden imandan bahsetti mi Adnancı derler. Adnancı diye br kelime yok, tüm İslam alamini Mehdiyet kapladı.
Bütün İslam alemini Mesihiyet ruhu kapladı. Kıyamet yakın diyorum bunu kavrayamadı bir kısım insanlar, ben oyun oynamıyorum ciddi birşey söylüyorum. Hurafeyi kabul edecek biri miyim ben? Kıyamet yakın diyorsam bir bildiğim var da söylüyorum. Yetmiş yıllık bir süre var diyorum, bu süre içerisinde Hz. Mehdi (as)'ın zuhur olacak başkada vakit yok, ondan sonra bozulma başlayacak. Şimdiden adamlar torunlarına söylesinler Adnan bey böyle diyor desinler, aynısının dediğimin çıktığını görecekler. Bunu herkes biliyor anlamazlıktan geliyorlar. Ağızlarının tadını kaçırıyor.
(Oktay Ekşi'nin yazısıyla ilgili olarak)
Ekşi hocam genellikle ekşi yazılar yazar özelliği odur dini konuları tenzih ederim. İrticadan çekinmeleri var, ama anlatım şekli enseden gösterme şeklinde. Kardeşim sen de ki "yobazlıktan çekiniyorum" de "gericilikten çekiniyorum" de "gericiliğe karşı olanlarla iitfak yapalım" de yanında olurum. Ama Kuran'a karşıyım dersen, Asrı Saadet'e karşıyım dersen yenilirsin, hem de ne yenilirsin. Beni ilimle ve bilimle karşında bulursun ve beni asla yenemezsin. Mürtecinin şakası olmaz, yalnız burada değil İsrail'de de Rusya'da da tehlikelidir. Her yerde tehlikedir. Sağı solu belli olmaz. Oktay Ekşi'nin anlattığı şeyler şunu demek istiyor, "ya hayatın güzellikleri yok olursa"ya getirecek dili dönmüyor. Ama senden önce biz varız, sana hiç gerek yok. Millet var ortada millet. Bizim milletimiz aydın, aklı başında millettir ve asla irticayı kabul etmez. Başörtülü çocuklara kafalarını takmışlar, kime ne zararı var bu çocukların. Saçı bakımsızdır örter, saçı dökülür örter, inancının gereği örter, sana ne kardeşim, karışma ne isterse giyer. İrticanın dünyaya oturması artık mümkün değildir, böyle birşey olmaz. Aydınlanma çağında bilimin geliştiği ortamda, teknolojinin geliştiği ortamda irtica olmaz.
(Melih Aşık'ın yazısıyla ilgili)
Ali Bardakoğlu eski diyanet işleri başkanları gibi değil, yeni bir bakış açısı var. Daha atak, daha cesur, daha samimi olun, katılaşmış tavırdan çıkın, samimi olarak İslamı anlatabilirsiniz, halkla görüşün, dava adamı ruhu alın anlamında söylüyor. Doğru söylüyor. Ama bunu yapan az olur. Bazı imamlar da bu söylenmese de yapar, coşkuludur. Bir kısmı da maaşını alır işine bakar. Ali bardakoğlu bunu söylerken onları gönüllendirmek istemiş bunda yanlış birşey yok.
Ben şakacı bir insanım rahat konuşurum gülen de olur. Şaka da yaparım, bu kadar kırılgan hassas olmaya ne gerek var. Ben gece gündüz espri yaparım. Alınganlığı kaldırsınlar. Ama benimle resmi olmak istiyorlarsa resmi olurum. Ama benimle rahat olun, bana hakkı söyleyin, nefsime ağır gelse de derlerse anlaştık. Ben baskıya pek gelmem, özgürlükten hoşlanırım beni disipline ederseniz rahat edemem. Ben disipline olmaya gelmem, Kuran'ın, sünnetin dışında disiplin kabul etmem. Onlar benim kardeşim lafım sözüm geçsin. Tek kelime söylüyorum kırıldım diyor. Herhangi bir eleştiri bir şey yok, biraz espri var, biraz neşe rahatlayalım diye konuşuyoruz o kadar büyütmesinler.
(İsrailli askerlerin esir Müslüman kadının etrafında dans etmeleri)
Bu yine gösterilecek gibi normal internette olan filmler gösterilecek gibi değil, kepazelik paçadan akıyor. Bu ortamda Kudüs'ün imar planında yeni değişiklikler yapılacakmış, oraya ne tür ağaçların ekilmesi gerekir diyor mesela. Vaktimiz açısından makul mü bu tip sorular? Doğrudan Kuran'ın hakikatlerine yönelik, iman hakikatlerine yönelik sorun, komünist tehlike, gerici tehlike bunları sorun, İttihadı İslam'ı sorun, Türk İslam Birliği'ni sorun, açıklayayım. Ama vicdanınız elveriyorsa, illa soracağız diyorsanız tamam, ama acil olan konuların üzerinde durmamız lazım.
(Neandertaller de duygusalmış haberiyle ilgili)
Neandertalleri de kendileri gibi yapmışlar, hem entel hem duygusal. Çizdikleri resim de ruh hallerini yansıtmışlar, Neandertellerin de onlar gibi entel ruhlu ve ruh hallerinin değişik olduğunu mu söylemek istemişler? Neandertaller delikanlıydı, duysalar böyle dediklerini çok büyük olay çıkarırlardı. Halis kan delikanlıydılar. Adamlara iftira attılar, konuşmayı bilmeyen hanzoydu diyorlardı. Delilleri gösterdik, bu sefer de duygusal entel yaptılar. Bıraksınlar, delikanlıydı Neandertaller. Bir kere bir konunun başlangıçtan mümkün olup olmadığına bakılır, başlangıçtan mümkün değilse onun üzerine bina kurulur mu? Temeli olmayan bina olur mu? Bina havada duruyor, üzerine gökdelen yaptık diyorlar. Protein tesadüfen oluşamadığına göre evrim teorisi yatmıştır. Evrm hipnoza dayalı, telkin yönetmine, beyine etki eden özel yöntemlerle enjekte eidlmiş deccalin dinidir. Normal bir insanın evirme inanması mümkün değildir. Deliliyle anlatıyoruz, evirip çevirip salata gibi karşımıza çıkarıyorlar.
Ahir zamanda delilik derecesinde korku yaygın. Havadan nem kapıyorlar, umulmadık şeylerden korkuyor. O yüzden İslam'ı anlatmayı, davayı bırakıyorlar. Kimi kaçıyor, kimi gizleniyor, kimi "ben de sizdenim" diyor, kimi satanist kılığına giriyor, kimi züppelik yapmaya kalkıyor ayrı ayrı reaksiyonlar gösteriyorlar korku nedeniyle. Müslüman bir tek Allah'tan korkar. Bütün görüntüyü Allah yaratıyor dış alem var ama biz görüntüsünü görüyoruz.
O devirde de Bediüzzamanı çok tehlikeli insan olarak gösterdiler, çocukları ailelerden kopartan, Mehdilik iddiasında olduğunu söylüyorlardı, buna benzer çok fazla iddialarda bulunuyorlardı, ama o devirde bunlara inanan vicdanı zayıf insanlar çıkmıştı. Hem de bayağı bir insan. Bedüizzamanı o yüzden yalnız bıraktılar bir çok yönde. Korku damarı şu an daha da şiddetlenmiş durumda. O zaman gazetede haber olmaktan, tutuklanmaktan çekiniyorlardı. Şimdi internet var, daha da yaygın olarak haber olabiliyorlar, korkunun şiddeti daha da arttı. Göğüs göğüse aslan gibi İslamı savunan insanlar azaldı. Buna rağmen hale İslamın bin yıl sonra hakim olacağını söylüyorlar.
Ben de derim: Ey ahiret dostlarım! Benim Kur'an 'a hizmetkarlığımdan teberi edip kaçmayınız. Çünkü, inşaAllah benden size zarar gelmez. Eğer, faraza musibet gelse veya bana zulmedilse, siz benden teberi ile kurtulamazsınız. O hal ile müsibete ve tokada daha ziyade istihkak kesbedersiniz. Hem ne var ki evhama düşüyorsunuz?” (Mektubat, 16. Mektub)
"İnsanda en mühim ve esaslı bir his, hiss-i havftır (korku hissidir). Dessas (aldatıcı) zalimler, bu korku damarından çok istifade edip onunla korkakları gemlendiriyorlar. Bunlar avamın ve bilhassa ulemanın bu damarından çok istifade ediyorlar, korkutuyorlar, evhamlarını tahrik ediyorlar... Aynen onun gibi, çok ehemmiyetsiz evhamla çok ehemmiyetli şeyleri feda ettiriyorlar. Hattâ, bir sinek beni ısırmasın diyerek, yılanın ağzına girer.
Her gün gazetelerde benim hakkımda yazılar çıkıyor, vız gelir. Hepsi toplansa, korkunun alayı olsalar ne fark eder! PKK’ya, İddia Edilen Ergenekon Örgütü’ne, tüm karşıt unsurlara meydan okuyorum. Herşeyle tehdit ediyorlar. Seni hapse attırırız, asarız, keseriz herşeyi söylüyorlar. Korkak olanları hayvana benzetmiş Bediüzzaman. Ata, ayıya, eşeğe filan gem vururlar. Çekersin, korkaktır, istediğin yere götürürsün.
Ünlü bir şeyh var, bir yerde korkudan elinden sürahiyi düşürmüş. O korkudan sonra Darwinist oldu, müzik haram diyen bir adamdı, çalgıcı çengici oldu. Ya impratorluğuma birşey olursa korkusu, olursa olsun. Şerefinle mücadele etsen sana saygı duyarlar, hakikaten şu anda dönek ve oynak olarak biliniyor. Seni sevenleri de küçük düşürmüş oluyorsun. Senin ecdanın böyle miydi, korku yaşamadılar mı, hapse girmediler mi? Sen de Allah için yiğitçe karşılık koysana. Gidip cinsi sapıklarla resim çektiriyorsun, sonra arkasından Geylani hazretlerinden bahsediyorsun. Eğer bunları anlatıyorsan buna uygun bir hayat yaşa.
O devirdeki gazeteciler, bir kısım haber yayan kişiler, muhbirler, münafık casuslar, haber götüren üç kağıtçı sahtekarlar, bilhassa ulemayı korkutarak etkisiz hale getiriyorlar diyor. Biz sizin gibiyiz bize sakın dokunmayın havasında oluyorlar.
Sinek gibiler rüzgar esse korkuyor, evhama da düşkün. Bir haber yayıyorlar, evhamlanıyorlar, haberler yayılınca dimağları donuyor, akılları gidiyor. Dolayısıyla mücadele güçleri sıfıra yakın oluyor. Hatta bunaldığı için en değerli alimleri bile tanımaz hale geliyorlar, o tehditten korkup bende sizdenim havasını vermek için. Haysiyeti, namusu, şerefi, yiğitliği, delikanlılığı hiçbirşeyi kalmıyor. Hayvan gibi ürkmüş bir mahluk havasına giriyorlar diyor Bediüzzaman.
Çok manidar sinekten kurtulayım derken gidip cinsi sapıklarla resim çektiriyor. Çalgıcı çengici takımın ekibine giriyor, karşıyım dedikten sonra. Böyle tipler treni hiç kaçırmaz. Kendini götürecek trene binmez hangi tren gelirse ona biner. Alakası yoktur direkt atlar trene gider, maksat kurtulsun ilgili treni beklemez. Mesela bekler peronda alakasız bir semtin treni geliyor, o tirene biner. Kendi semtinin treninin gelmesini beklemez, herhangi bir trene biner. Bilinen bir misaldir bu.
47/30- Eğer Biz dilersek, sana onları elbette gösteririz, böylelikle onları simalarından tanırsın. Andolsun, sen onları, sözlerin söyleniş tarzından da tanırsın. Allah, amellerinizi bilir.
Münafıkların hareketlerinde, simalarında normal insan dışında anormal bir yapı vardır. Normal insana benzer, tabii makul bir insan görünümü olmaz. Müslümanlara karşı akıl almaz bir kin vardır kin giderek artar arttıkça da kendini yer bitirir, tasarlar düşünür düşünür, düşündükçe ızdırap verir eyleme geçmek ister netice alamadıkça canı yanar ve kendini yer bitirir. Allah onları öfkeleri ile öldürsün. Kendini yer bitirir o. Ağızlarında taşan öfke giderek artar çünkü sıkıntıdan kendini tutamıyor ağzından taşar bir yönüdür bu. İkincisi Münafık konuşurken vicdanı hiç rahat değildir. Müslümanlar arasında konuşurken ya Müslüman aleyhinde birşey yakalama peşindedir ya kullanabileceği birşey arıyordur, ya da başka bir münafığa işaret veriyordur. Bir münafık diğerini tanır ama Müslüman anlayamaz, hüsnü zanla baktığı için münafığın gizli alaycılığı vardır, sezdirmeden içten içe o düşüncesini açıklar. İtaat ettiğini söyler ama bir başka kişinin anlayacağı göz, ses tonuyla yapar. Bu münafıkların arasında gizli çirkin bir sanattır. Avamdan bir insan farkedemez ama keskin nazarlı olan insanların gözünden kaçmaz Allah'ın dilemesiyle
47/31- Andolsun, Biz sizden mücahid olanlarla sabredenleri bilinceye (belli edip ortaya çıkarıncaya) kadar, deneyeceğiz ve haberlerinizi sınayacağız (açıklayacağız).
Münafığı ayırd edecek ana özelliğe Allah dikkat çekiyor; cihat. Allah'ın dinini yaymaya yanaşmaz. İslamın yayılmaması için, Müslümanların dağılması için Müslümanları ifsad etmek, Müslümanları bölmek için İslam’ı kullanır, çevre edinmek için, imkan sağlamak için İslam’ı kullanır, ama asıl Müslümanlara zarar vermek ve dinden soğutmak için kullanır ve bu amacını da başta açıklamaz, en sonunda açıklar, şeytan gibi. Onların uykuları ayrı beladır, her an vücut hücrelerini yer bitirir. Allah tüm eylemlerini boşa çıkaracaktır.
47/32- Şüphesiz inkar edenler, Allah'ın yolundan alıkoyanlar ve kendilerine hidayet açıkça belli olduktan sonra 'elçiye karşı gelip zorluk çıkaranlar', kesin olarak Allah'a hiçbir şeyle zarar veremezler. (Allah,) Onların amellerini boşa çıkaracaktır.
İsyan münafığın ana özleliğidir, şeytandaki özelliktir, şeytan nasıl secde et dediğinde kabul etmedi, münafığında bu ağrına gider. Bir de zorluk çıkarmak. Allah'ın kanunu birşey yapamıyorlar. Münafığın en canını yakan Allah'ın kanunu budur. Öfkesiyle ölüyor, içten yanan bir ateşle Allah onları kavuruyor, hücrelere işeleyen bir ateş ve muazzam bir azap. Uykuları ayrı bir beladır, hayatları ayrı bir beladır. Allah bütün eylemlerini boşa çıkaracaktır.
Ahir zamanda uzun bir mücadelenin içindeyiz, Darwinizmi anlatmamız, materyalizmi anlatmamız, ahir zamanı anlatmamız devam edecek, hep daha kaplsamı anlatacağız. Her sene katlanarak hem Türk İslam Birliği'nde gelişme olacak hem bizim anlatmımızda gelişme olacak. Münafıkların yaptığı alçakça eylemlerle mücadele edeceğiz. Darwinistlerin, materyalistlerin yeni atakları olacaktır onlarla mücadele edeceğiz, o arada harika olaylar da devam edecektir. Her sene yeni bir harika olacaktır. Aceleci olanlar hemen 6 ay içerisinde gelişme olsun istiyorlar halbuki çok uzun süreçli olaylardır bunlar.
Milli gazete adeta kasılmıştı, kendi o vasfını bir anlamda durdurmuştu. Şimdi o şevk coştu, şahlanmıştır, çok güzel çizgiye gidecek aceleci olmasınlar. Saadet Partisi de mükemmel bir şahlanışa doğru gidecektir. Türk İslam Birliği'ni mükemmel savunan tertemiz bir neslin oluşturuduğu tertemiz bir partidir. Erbakan hocamızı çok sevenler, onun yanında olanlar, birbirlerine tam destekçi olsunlar. Hocamızın kıymetini iyi bilerek şahlanış hamlesine girsinler. Hem Hocamıza hem çevresindeki büyük emektarlara, büyük dava adamlarına da iyi sahip çıksınlar.
Ahmet Yasin hocam olsun diğer vekiller olsun çok muhterem mübarek insanlar. Sevgileri hüsnüzanları çok güzel. Müslümanlar arasındaki muhabbet uhuvet duygusunun pekişmesi gelişmesi Hz. Mehdi (as)'ın alametlerindendir. Müslüman terbiyesini güzel almasından kaynaklanıyor. Çok candan bir muhabbetle hüsnüzanla yaklaşıyor. Biz Şeyh Nazım Hocamızı kutbul aktab olarak görüyoruz, ben hocamızın sakalının tüyüne zarar getirttirmem çok seviyoruz çok beğeniyoruz çok muhterem mubarek bir zattır. Münafıklar Müslümanların ittifakından dehşete kapıldılar. Münafıklara şeytan emir verdi. Hadislerde de var münafık Müslümanın benzinidir. Müslümanın münafıkla şevki gayreti artar adrenalini artar. Münafık ızdıraptan kahrolurken, münafığa zaaf geliri aklen bedenen çökertir psikolojik azaba dönüşür, tırnaklarını yer parmaklarını ısırırlar azaptan. Mehdi münafıklarının en azacakları dönemdeyiz. Müslümanları tehdit etmeye birbirine düşürmeye çalışacaklar, ama hiçbirşey yapamazlar. Allah'ın kanunu vardır. Senelerin münafıkları yiyip bitirişini seyredeceğiz inşaAllah. Müslümanları seneler sürekli geliştirir kuvvetlendirir, ama onları sürekli yiyip bitirir. Tuz ekilmiş solucan gibi kıvranıyorlar, kıvrana kıvrana Allah onları etkisiz hale getirecektir. Müslümanlar da buğday filizi gibi yedi yüz taneli buğday filizi gibi gelişecekler ve gelişiyorlar
Dün tarihi bir olay oldu. Seyid Salih Özcan Hocamız, "Bediüzzaman benim alnıma vurdu şakadan, ben görmedin ama sen Mehdyi göreceksin dedi" diye anlattı. Bütün salon bu tarihi ihbarı duydu, çok büyük bir olaydır bu. Çok önemli bir şeydir. Risalei Nur hareketi bugün türkiyedeki en etkin topluluktur her yerde en etkin onlardır. Bunun üzerine artık söylenecek ne var. Bediüzzaman'ın on iki kişilik seçtiği en güvenilir yakınlarından sır katiplerinden. Bu ne demektir? Şu an Hz. Mehdi (as) görevde vazifede. Bunu hiçbir Nur talebesi inkar edemez, çok net sarih açıklama. Bunu söyleme nedenimiz bu tarihi günleri insanlara iyice nakşetmek. Onbinlerce yıllık geçmişin en önemli olayıdır deccaliyet. Onun karşıtı olan Mehdiyet de son 70 yılın hakim olayıdır. Başka hakim olay yok. Dünya tarihinin en önemli olayını bizim anlatmamamız mümkün değildir. Bediüzzaman "Benim görevim zemin hazırlamak "diyor. En büyük Müslüman topluluğun lideri bunu diyor. Çin’i de Rusya’yı da Amerika’yı da bu etki altına almıştır. Amerika’nın Irak’ı işgalinin sebebi budur. Türkiyenin istikrarı da Mehdiyettendir. Türkiye 100 kere yıkılırdı. Yıkılması için uğraşılan bu kadar bir ülke yoktur. Yanardağın külü bile geldi geldi Türkiye’nin üstünde durdu, deprem bile 4’ü geçemiyor. Türkiye şu an dünyada liderliğe hazırlanıyor. Adım adım Türkiye'nin vizeleri kaldırmasını Amerika öyle ağzı açık seyretmiyor, ne anlama geldiğini biliyor. Rusya da Çin de biliyor, arkasından pasaportların kalkacağını da biliyorlar. Amerika’nın eski başkanları da geliyor açıkça söylüyorlar, siz liderisiniz İslam aleminin ve lider olacaksınız diyorlar. Böyle dev bir olayı niye kapatalım, tabii ki gündemde tutacağız.
Tevrat'ın anlattığı, hadislerle Peygamber Efendimiz (sav)'in anlattığı, Bediüzzaman'ın yer tarih belirterek belirttiği bu konu bazı Nur talebeleri tarafından mucize tarzı bir şekilde ört bas edilmiştir. Ben bu perdeyi kaldırdım, benim görevim buydu. Ben bu perdeyi kaldırmakla görevlendirildim.
KAÇKAR TV
Ahir zamanda öyle bir kavim meydana çıkacak ki KURAN OKUYACAKLAR FAKAT BOĞAZLARINDAN AŞAĞIYA GEÇMEYECEK. DİNDEN OKUN YAYDAN ÇIKMASI GİBİ ÇIKACAKLAR. ONLARLA MÜCADELE ETMEK HER BİR MÜSLÜMAN İÇİN BİR HAKTIR. GÖRÜNÜMLERİNDE SAÇLARI TIRAŞLIDIR.(Hadislerle Hz. Ali, İmam Nesai, Ebu Abdurrahman Ahmed Bin Şuayb, sf. 142)
Amr bin sad'dan:
HALKI (ZAHİRDE) BENİM EVLADIMA DAVET ETSELER DE, BENİM EVLADIMDAN UZAK OLURLAR. BU ÖYLE KÖTÜ BİR TOPLULUKTUR Kİ AHLAKLARI YOKTUR. ZORBALARA MUSALLATTIRLAR, CABBARLARA FİTNEYİ ÖĞRETİRLER, HAKİMLERE KAN DÖKTÜRÜRLER. (Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani, s. 170)
Bir başka rivayette sarıklıdırlar diyor Peygamberimiz (sav). Burada Hz. Mehdi (as) devrinin münafıkları anlatılıyor.
Sarıklı 70 bin münafıktan bahsetmiştir Peygamberimiz (sav). Her Peygamber devrinde münafıklar olmuştur, Hz. Mehdi (as) devrinde de çıkar münafıklar. Deccalden daha şedittir münafıklar. Çünkü deccal açıktır ama münafıklar, münafık ordusu gizlidir. Deccalin en önemli askerleri münafıklardır. her münafık kendi başına ayrı bir ordudur, hepsinin amacı ayrıdır. Her münafık ayrı olarak Peygamberi eleştiriyor. Birinin eleştirdiği konuyu diğeri eleştirmiyor. Her birinin çıkar yolu ayrı mesela biri ben savaşmayı bilmiyorum diyor. Savaşmayı bilsem gelirdim diyor klasik yalancı. Birisi benim derdim ailemle diyor. Ailesini her türlü çıkar gelecek bir yer olarak görüyor. O yüzden evim açıktır diyor. Bir başkası tutunacak yeriniz kalmadı artık dağılın diyor. Her biri başka şey söyler. Bir başkası sırf Müslümanları dağıtmakla uğraşıyor Ahir zaman münafıkları da aynı şekildedir, her birinin çıkar yönü ayrı olacaktır. Hepsi farklı brişey söyleyecektir. Kimi ticaretinin kimi siyasi imkanlarınn kimitibar peşinde kimi çevre, kimi aile peşinde olacaktır. Peygamberimiz (sav) zamanındaki münafık tescilli, görülmüş vakalardır.
63/4- Sen onları gördüğün zaman cüsseli yapıları beğenini kazanmaktadır. Konuştukları zaman da onları dinlersin. (Oysa) Sanki onlar (sütun gibi) dayandırılmış ahşap-kütük gibidirler. (Bu dayanıksızlıklarından dolayı da) Her çağrıyı kendileri aleyhinde sanırlar. Onlar düşmandırlar, bu yüzden onlardan kaçınıp-sakının. Allah onları kahretsin; nasıl da çevriliyorlar.
“Boşturlar” diyor Allah, kof kütük gibi. Mutlaka bir yere dayanacaklar. Sırtlarını küfre dayandırmışlar. Kütük gibi diyor Allah. Kütük duvara dayanır, münafıklar da küfre kendilerini dayamışlardır. Ruhsuz ve ölü varlıktır münafık. Şeytan ruhlarını ele geçirmiştir, şeytanlaşmışlardır. Bir kütüğe şeytanın hulul ettiğini düşünün, zekice ama ahmakça, akılsızcadır. Üzerlerinde ölü bir özellik vardır. Ama konuştuğunda da sanki kayda değer bir varlık var zanneder insanlar. Halbuki bir kütüğe şeytanın ilka etmesi ile oluşan bir durumdur bu. Şeytan gibi zeki ama şeytan gibi ahmaktır münafık. Şeytan gibi başını belaya sokar. Bütün ömrü acıyla geçer şeytanın, münafıkların da bütün ömrü acıyla geçer.
Münafık çok değişik varlıktır. Herşeyi aleyhinde alır. Gazete haberi aleyhte haberdir, Müslümanların herhangi bir atağı aleyhte haberdir. Mesela cildinde bir kızarıklık olur, onunla öleceğini düşünür. Anlatsan da ondan kurtulamaz. Delice bir yaşama arzusu vardır. Öyle ustaca dini kullanır ki insanlar konuştuklarını dinlerler ama ahirett belli oluyor, net dinsizdir münafıklar. Münafık zarar vermez diye Müslüman itinasını, dikkatini kapatmaması lazım. Nasıl şeytan düşmansa münafıklar da düşmandırlar. Düşmanlık vasfı asla kalkmaz. O yüzden bu adam zararsız varlıktır dersen, şeytandan zarar gelmez dersen başını belaya sokarsın. Şeytan Müslümanın dinç kalmasını sağlar. Münafık da öyledir. Münafık olmadı mı meskenet gelir. Erbakan Hocamı canlandıran münafıklardır. Ben adı geçen kişileri, Numan Kurtulmuş’u tenzih ederim. Peygamberimiz (sav) zamanında da sahabeleri müthiş coşturan bir topluluktur. Münafık günbegün yakar kendini. Hep hayıflanır. Verdiği emeklerine, sağlığının bozulmasına, çektiği çilelere yanar. O acılar da onu boğmaya başlar.
Bu yüzden onlardan kaçınıp-sakının: Bu yüzden açık vermeyin, dikkatiniz açık olsun, güçlü olun diyor Allah. Ve ittifak. Müslümanın birbirini çok iyi koruyup kollaması ve birbirini desteklemesi. Kurşunla kaynatılmış binalar gibi olmayı münafık sağlar.
Allah onları kahretsin. Bu Allah onları kahredecek demektir. Psikolojik olarak dünyada kahrolur, ahirette de cehennem acısı vardır. İçinde hiçbir şekilde bir ferahlık olmaz. Allah onlara azap verecektir.
Nasıl çevriliyorlar:Şeyh Nazım’ın yanına gider onunla beraber görünür, komünistin yanına gider komünist gibi görünür, satanistin yanına gider satanist gibi görünür. Sürekli oyanar münafık.
Münafıklar sözde Allah’ı aldatırlar oysa Allah onları aldatır. Çünkü çok acı çekeceği bir hayatın içine kilitler Allah. En öfke duyduğu şey dindir, dinin içinde kalmaya Allah onları kilitler. Mecburen dinle konuşmak zorunda kalır.
Namaza kalkarsa isteksizce kalkıyor diyor Allah ayette: biri varsa yanlarında, namaza kalkar münafıklar ama isteksizce kalkar. Namaz onları yakar. Hiç hoşlanmaz namazdan.
Allah’ı çok az anarlar. Müslümanları yanında çok dinden bahseder münafıklar. Ama kendi aralarında çok az anarlar. Mesela ayda yılda bir inşaAllah der, şaşırır kalırlar, sorarlar hakikaten inandığın için mi dedin diye.
9/67- Münafık erkekler ve münafık kadınlar, bazısı bazısındandır; kötülüğü emrederler, iyilikten alıkoyarlar, ellerini sımsıkı tutarlar. Onlar Allah'ı unuttular; O da onları unuttu. Şüphesiz, münafıklar fıska sapanlardır.
Git ihbarda bulun, onlara olumsuz haberler gönder, Müslümanların imkanlarını engelle, suikast hazırla, fitne çıkar tarzında kötülüğü emrder. İttihad-ı İslam’ı istemez. Türk İslam Birliği’ni istemez. Güya savunur gibi görünürler eğer yanlarında bir adam varsa. Mal para münafığın en ızdırap duyduğu konudur.
elelerini sımsıkı tutar
Eğer Müslümanlar için para harcadıysa, münafık için bu onulmaz hasretlere dönüşür, Eğer Müslümanlara bir şekilde para verdiyse Allah yaşadığı sürece alnını, böğrünü dağlar o acı ile.
Allah’ı unuttular:
Kafalarından Allah inancını sildiler. Münafıklar açıkken çok titiz olurlar.
63/5- Onlara: "Gelin Allah'ın Resûlü sizin için mağfiret (bağışlanma) dilesin," denildiği zaman başlarını yana çevirdiler. Sen, onların büyüklük taslamışlar olarak yüz çevirmekte olduklarını görürsün.
Lider kabul etmez münafıklar. Başlarında birini de kabul etmezler, Peygamberimiz (sav) zamanında ayrı mescid kurdular. Acayip büyüklenir ve enaniyetlidir münafıklar. Müslümanlarla görüşmemeye, uzak durmaya çalışırlar, en sonunda da tamamen bağlantıyı kesip, hiç görüşmezler. Tüm münafıklar ayrı ayrı kendilerini çok beğenirler. Birbirlerini hiç beğenmezler. Bu en açık vasıflarından biridir, ama tevazu üslupu içine kendini gizlemeye çalışır. Zeki olduğu için kendini gizlemeye çalışır. Zaman zaman küfrü ağzından taşar, o taşma anına dikkat etmek lazım, taşma anında anlaşılır.
2/206- Ona: "Allah'tan kork" denildiğinde, büyüklük gururu onu günaha sürükler, kuşatır. Böylesine cehennem yeter; ne kötü bir yataktır o.
Allah’tan korkuyor gibi görünür ama korkmaz. Büyüklük gururu, küfür gururu onu kuşatır, Müslümanlara, İslam’a saldırmaya yöneltir. Sonsuza kadar cehennemde kalmak için yaratılmış varlıklardır münafıklar.
3/166- İki topluluğun karşı karşıya geldiği gün, size isabet eden ancak Allah'ın izniyle idi. (Bu, Allah'ın) mü'minleri ayırdetmesi;
3/167- Münafıklık yapanları da belirtmesi içindi. Onlara: "Gelin, Allah'ın yolunda savaşın ya da savunma yapın" denildiğinde, "Biz savaşmayı bilseydik elbette sizi izlerdik" dediler. O gün onlar, imandan çok küfre daha yakındılar. Kalplerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlardı. Allah, onların gizli tuttuklarını daha iyi bilir.
Müslümanlara saldırı anını bekler münafık. İşte münafığın en belirgin olarak kendini ortaya koyacağı vakittir. Aylarca, yıllarca bekler. Biri Müslümanlar biri Müslümanlara saldıran topluluktur bu iki topluluk. Bu saldırıyı Allah’ın yarattığını bilmez münafık. Mümin için bir şeref bu. Kendi makamı yükselir, razılardan yazılan mümin haline gelmiş olur mümin. Gelin Allah yolunda savaşın ya da savunma yapın, münafığın en kızacağı sözdür. Onu can evinden vurmuş olursun bunu dediğinde. Gel beraber mücadele edelim Türk İslam Birliği’ni kuralım dediğinde münafığı can evinden vurmuş olur. Savaşmayı bilsek, söylemenize bile gerek yok diyorlar, yalan söylüyorlar tabii ki. İmana benzer yönleri de var, ama o gün küfür yönleri açıkça belli oluyor. Asıl kaplerinde gizli tutar münafık. Öfke insanı çok yakan bir şey kendi içine kilitlenmiş bir bela gibidir. Öfkesi onu yakıp bitirir. Öfkesi onu yakar, onun vücuduna saldırır, onu boğar, haberi yok. Öfkeleri öldürücü bir güç olarak onlara saldırır. Darmakeşan olurl
Tevratta Kral Mesih olarak belirtilen kişi Hz. Mehdi (as)’dır. Ben konuştum Musevilerle, onlar da biliyorlar. Tevrat’ta İsa Mesih ve dünyaya hakim olan Kral Mesih ayrı anlatılır. İsa Mesih'e de işaretler vardır ama dünya lideri olan Hz. Mehdi (as) çok ayrı anlatılmıştır. Çok geniş bir anlatımla anlatılıyor.
Münafık kendi içinde kavrulup yandığı için onu harekete geçiren odur o içindeki öfke sürekli onu tırmalar. Ondan kurtulmak için Müslümanlara saldırır başı belaya girer. Münafık gözlerine inanamaz alenen ben bunu rahatça hallederim der ama yine de olmaz. Üç boyutlu bir bilye hazırlamışlar bir kabın içinde, bilye alenen alacakmışsın gibi hazırlamışlar. Hakikaten insan elini sokuyor ama eli boşluğa gidiyor. Çok şahane bir teknik kullanmışlar. Aksi mümkün deği,l demir bir bilye demir kabın içinde duruyor sanki. Bu kitap nasıl önümüzde duruyorsa öyle açık sari fluluk ışık oyunu değil gayet net orda duruyor gibi, elini sokunca elin boşluğa gidiyor, münafık da böyle sürekli atak yapar ama sürekli eli boşa gider. Her tuzak bozulmuş olarak yaratılıyor. Münafığı köpeğe benzetiyor Allah. Sürekli havlar. Sen birşey söylesen de söylemesen de havlar. Dilini sarkıtıp soluyan köpeğe benzetiyor Allah. Üstüne varsan da dilini sarkıtıp soluyor, varmasan da dilini sarkıtıp soluyor.
İmam Bakır aleyhisselam'dan nakledilen başka bir hadiste şöyle geçer: BU GALEBE (GALİBİYET) VE ÜSTÜNLÜK AL-İ MUHAMMED'DEN OLAN HZ. MEHDİ (A.S.) KIYAM EDİNCE GERÇEKLEŞECEKTİR. ÖYLE Kİ, YERYÜZÜNDE HZ. MUHAMMED MUSTAFA'YI (ONUN PEYGAMBERLİĞİNİ) İKRAR ETMEYEN BİR KİMSE KALMAZ."(Tefsir-i Burhan, c. 2, s. 121.)
Muhammed Mehdi Muntazır, Seyyid Battal Gazi gibi kasıp kavuracak inşaAllah.
Başörtüsü suni bir yasak. Mantıklı birşey değil. İsteyen şapka da giyer, başörtüsü de takar, takmaz da. O bir gariplikti niye yaptılar anlamı yok. Gereksiz bir şeydi. Eğer Müslümanlığın yayılmamasını istiyorlarsa, o kalpte, akılla olan birşey. Müslümanlık engellenecek bir şey değil. Ben anlatıyorum şu an Müslümanlığı, yayılıyor. Baş örtüsü de, ne alaka insan istediği kıyafeti giyer. Genç kıza ne kadar garip bir uygulama, ne kadar mahçup edecek bir şey. Niye çıkarsın? Öyle olmasını istiyor, öyle inanıyor, ne mahsuru var? Yüzünü örtse, bunu anlarım. Tehlikeli biri mi değil mi görmek isteyebilirler. Ama her nedenle başını kapatabilirler. Saçı ıslaktır, başını sarmak ister, başını sıcak tutmak isteyebilir, başörtülü, başörtüsüz hepsi bizim kardeşlerimiz. Benim inancım bu diyorsa bitti. Hepsi muhterem kardeşlerimiz. Bundan sonra biraz zor. Türkiye daha özgür olacak. Özgürlükler daha da artacak.
Baş örtülü ve örtüsüz kişilere karşı saygıda kusur etmek çok yanlış olur. Hepsi mübarek varlıklar tertemiz insanlar özgürce istedikleri gibi yaşasınlar bu vatan hepimizin.
Hz. Mehdi’(as)'a “Mehdiyim” dedirttirmiyor Allah. Hem alenen belli oluyor ama dedirtmiyor. Böylece kimsenin onun aleyhine kullanabileceği bir silahı olmuyor. “Mehdiyim” dese, ciddi şekilde aleyhinde olur, “Hz. Mehdi (as) değilim” diyor ama alenen belli olur. Cayır cayır İslam’ı dünyaya hakim ediyor durdurulamıyor. Ama sorunca “hayır değilim” diyor. Münafıklar, küfür, Darwinistler, ateistler, İddia Edilen Ergenekon Örgütü saldırıyor. Mehdiyet durdurulamıyor, çok büyük mucize.
Peygamberimiz (sav) bir çok yalancı Hz. Mehdi (as) çıkacak diyor, bu da oldu. Hz. Mehdi (as) yok diye çok kişi konuşacak diyor Peygamberimiz (sav) bu da oldu mehdiyet gündem olacak diyor bu da oldu. Hem de dünya tarihinde olmamış derecede, sırf Peygamberimiz (sav)’den bu yana değil, bütün peygamberler ihbar etmiştir geleceğini Hz. Mehdi’(as)'ın. Hepsi Hz. Mehdi (as) aşkıyla doludur, bütün peygamberler ehli muhabbettir Hz. Mehdi’(as)'a karşı hep muhabbetle beklemişlerdir Hz. Mehdi’(as)'ı.
Son kez İslam’ın hakim olacağı anlaşılıyor. Bundan sonraki nesil götüremez anlaşılıyor. İslam bitmişti. Dini öldürmüşlerdi. Allah Hz. Mehdi (as) vesilesiyle İslam’ı diriltti. Bakın dünyadaki siyasi partilere hepsi bitti dediler İslam için. Osmanlı uleması geri çekilmişti. Osmanlı alimlerine bakın gizli veya açık olarak dinsizliğin hakim olduğunu görüyorsunuz. Açıkça meydan okuyorum, durdurulamayacak diyorum. Din yok olacak diye düşünüyorlardı, din birden kasırga gibi esmeye başladı. Bunun tek sebebi Mehdiyettir başka sebebi yok. Ve Allah onu vesile etmiştir. Durdurdulabilmesi de mümkün değildir.
7 tane 10 sene var. 70 sene içinde de bitecek diyorum. Müslümanların özellikle aklı örtülmeye çalışılıyor. Deccaliyet hipnoz yapıyor. İnsanlara manyetik alan uygulanıyor şu an dünyada. Bunun birçok karışık yöntemi var. Televizyon ile, başka yollarla yöntemi var. Büyü ile dünyayı Darwinizme inandırdılar. İnsanlara büyü yapıldı dünyada. Büyü zaten telkinle yapılır. 3 kere telkin büyüdür derler. Biri gelir solgun görünüyorsun hasta mısın der, biri daha gelir, sana ne oldu bugün der, biri daha gelir, sen çökmüş görünüyorsun neyin var der, o adamı bitirirsin. Büyü ve telkin kabiliyeti ile insanların beynine etki yapılıyor ve o etki altında kalıyor insanlar. İnsanlar büyü, hipnoz ve manyetik alana açık yaratılıyorlar. İnsanlar zayıf yaratılmıştır. Sadece güçlü imanı olanlar etki altında kalmazlar. Üsluplarına bakın, daha 70 sene yaşayacak gibi üslupları var. Hale gidiyor, balık alıyor, hayatını yaşıyor. Afganistan'daki olayları gazeteden okuyor, vay anasını, neler de oluyor diyor. Büyünün etkisi altında. Nur talebesi adam bakıyorsun Darwinizmi savunuyor. Bıraksak yıkacaklardı ortalığı. O kadar çok arkalarına adam almışlar ki, o kadar hazırlık yapmışlar ki, o kadar bilim adamını arkalarına almışlar ki, bana karşı çok şaşırdılar. Beni hesaba katmamışlardı, hiç hesaplarında yokken faaliyet yaptım.
Şu kişi Hz. Mehdi (as) desek, candan destek olmadıktan sonra o kişiler, o kişiye talebe olmadıktan sonra, Mehdiyetin olağanüstü bir gösteri yapması gibi birşey yok. Mehdiyet Allah tarafından kaderde belirlenmiş, önüne geçilemeyen bir güçtür.. İncir ağacının çekirdeği küçücük bir şey. Toprağa atılıyor, elli, altmış sene sonra boyu 20-30 metre oluyor. Onbinlerce dal, yaprak oluşuyor. Mehdiyet de öyle. Küçük bir grup olarak çıkıyor, durdurulamıyor. Saldırıyorlar, saldırdıkça gelişiyor. Durduramazsın bir insan nihayetinde öldürülemiyor durduramazsın. Bütün küfür karşısında ayaklanıyor.
Hz. Mehdi’(as)'a karşı mücadele eden münafık ordusu zuhur zamanında anlatılacak. İsimleriyle, resimleriyle bilinecek, tarihe geçecekler. Münafıklarda bir kalleş ruhu olduğu için birbirlerini de ele verirler. Vereceklerdir. Yaptıkları tüm eylemler devlet arşivinden ortaya çıkacaktır. Her münafık nasıl kriminal tipti, nasıl iftiralar attı, belgeler, hepsi devletin arşivinden çıkarılacak ve belgelenecektir. Türk İslam Birliği oluştuğunda.
Bediüzzaman normalde Nur talebeleri için “sizsiniz Risale-i Nur’un sahibi” demesi lazım ama hiç görülmemiş bir şey söylüyor. “Onun sahibi Nur talebeleri değildir” diyor. “Kimdir” diyoruz, “Hz. Mehdi (as) ve şakirtleri” diyor. Ben ilk kez görüyorum çok şaşırtıcı bir şey. Benim talebelerim değil diyor mehdi şakirtleri diyor. Bu demektir ki nur talebelerinin üstüne Cenab-I Allah bir manevi bulut çekecek ve Hz. Mehdi (as)'ı anlayamayacaklar. Nur talebeleri başta anlasalardı çok risk olurdu, adım atamazdı. Hz. Mehdi (as)'ın bir perdesi oluşmuş oldu. Hz. Mehdi (as) 70 kat perdeye sarılı her sene biri açılacak ben birini yırttım açılacak açılacak 70. perdeyi açtığımızda malum diyeceğiz. Eşek olsa ahırdan çıksa anlar o hale gelecektir inşaAllah. Şimdi anlamamak Hz. Mehdi (as)'ın lehinedir, Mehdiyetin mehdi talebelerinin lehinedir, örtülerden bir örtüdür anlaşılmayacak bir yönü yoktur yoksa.
18/30- Şüphesiz iman edip salih amellerde bulunanlar ise; Biz gerçekten en güzel davranışta bulunanın ecrini kayba uğratmayız.
En güzel davranışta bulunanın. Kuran’ın bu üslupuna çok dikkat etmek lazım. Ebcedi 2062 yılını veriyor. İslam hakimiyetinin tam anlamıyla yaşandığı, adının konduğu bir dönem, kimsenin itiraz edemeyeceği ihtişamın yaşandığı dönem.
18/31- Onlar; altından ırmaklar akan Adn cennetleri onlarındır, orada altın bileziklerle süslenirler, hafif ipekten ve ağır işlenmiş atlastan yeşil elbiseler giyerler ve tahtlar üzerinde kurulup-dayanırlar. (Bu,) Ne güzel sevap ve ne güzel destek.
Cennetten bahsediyor. Altına karşı insanın ruhunda bir yakınlık vardır. İpekten bahsediliyor ama gerçekten ipeğin incesi makbuldur. Atlas’tan da bahsediliyor, atlasın da ağır işlenmişi çok hoştur, insanı hipnotize eder gerçekten. Yeşil gerçekten insanların en hoşlandıkları renklerdendir. Allah dünyayı yeşille kaplamıştır. Uzaktan baktığında da dünyada hep yeşil görünür. İnsanın nefsinde arkasını yaslayabileceği tahtlara, koltuklara karşı bir özlem vardır. İnsan hep sırtını dayayarak oturmak ister. Cennete de gidecek bakacak tahtlar var, hem de bir de pofidikse insanın çok hoşuna gider, hemen koşup oturuyorlar oraya rahat ediyorlar. Ama dünyadaki yorgunluğu bilmese, o nimetin değerini anlamayabilir. Cennette ilk 24 saat geçecek, uyku gelmeyecek, bir 24 saat daha geçecek, yine uyku gelmeyecek. Mesela dünyada da kedi köpek var ama dünyada istediğin gibi sevmek mümkün olmuyor. Ağzını öpemiyorsun mesela kedinin ama cennette hem tam olarak temizdir, hem de tam olarak akıllıdır, sevgiyi de çok iyi bilir.
Allah’ın Adem’i yaratmasında muhtemelen insan olarak tecelli etti Allah, elleriyle şekillendirdi. Hem çamuru hem insan şeklini de Allah yaratır. Hiç birşeye ihtiyacı yoktur Allah’ın. Zamansız ve mekansızdır. Zatı değildir, tecellisidir. Hz. İsa (as)’da da zatı değil insan olarak tecelli etmiştir. Ama akılsızca zatı zannetmişlerdir. Havarilerde de tecelli etmiştir, bende de tecelli eder, sende de tecelli eder. Bunları neden söylemiyorsunuz? Ben bir kulum ve bende Allah tecelli etti diyecek Hz. İsa (as). Bu gelişinde insanlara bunu söyletecek.
Allah Hz. Musa (as) zamanında da çalıdan ateş olarak tecelli etmiştir. Ne çalı ne de ateştir Allah ikisinde de tecelli etmiştir. Cennette de Allah tecelli ediyor. İnsan şeklinde tecelli ediyor. Selam veriyor sözlü bir selam.
6 Ekim 2010, Harunyahya.TV
2/38- Dedik ki: "Oradan tümünüz inin. Bundan sonra size benden bir hidayet geldiğinde, kim benim hidayetime uyarsa, onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır."
Size hidayet geldiğinde: hidayet Mehdiyetle geliyor biliyorsunuz. Allah onu vesile ediyor. Kim Benim Mehdime uyarsa, onlara korku yoktur.
2/39- "İnkar edip de ayetlerimizi yalanlayanlar ise; onlar, ateşin halkıdırlar ve orada süresiz kalacaklardır."
Küfür ve münafıklar sonsuza kadar cehennemdeler.
2/41- Yanınızda olan (Tevrat)ı, doğrulayıcı olarak indirdiğime (Kur'an'a) iman edin; onu inkar edenlerin ilki siz olmayın ve ayetlerimizi az bir değer karşılığında değişmeyin. Ve yalnızca benden korkun.
Burada açık işte. Museviler için açık hüküm bu. Kuran’ı inkar etmelerini Allah kabul etmiyor. Kuran’ı kabul etmeleri gerekiyor. Museviler de Hıristiyanlar da Kuran’a tam tabi olmakla mükellefler. Artık onların Kuran’a uymaları farz oluyor. İnkar etmeleri haram.
2/42- Hakkı batıl ile örtmeyin ve hakkı gizlemeyin. (Kaldı ki) siz (gerçeği) biliyorsunuz.
Bu çok mühim. Gerçeği kapatmayın ve Kuran’ın hak olduğunu gizlemeyin, biliyorsunuz diyor Allah. Demek ki Museviler Kuran’ın hak olduğunu biliyorlar. Çünkü çok zekidir Museviler. Çok akıllıdırlar. Musevilerin, okuyan, araştıran herkesin Kuran’ın hak olduğunu bildiğini söylüyor Allah. Bu bir mucizedir. “Acaba” demedikleri anlaşılıyor.
2/43- Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve rüku edenlerle birlikte siz de rüku edin.
Her Musevi namaz kılmakla, zekat vermekle mükellef ve siz de topluca namaz kılın diyor Allah.
2/45- Sabır ve namazla yardım dileyin. Bu, şüphesiz, huşû duyanların dışındakiler için ağır (bir yük)dır.
Münafıklar için acı bir ızdıraptır diyor Allah. Namaz kılmak ve dua etmek. Münafık dua etmek istemez. Münafık dua ediyor gibi görünür ama dua etmez. Münafık sadece kendine dua eder. Kendini Allah olarak görür o.
Allah’a iman etmişlerdir ve ahirette Allah’la karşılaşacaklarını, yeniden Allah’a döneceklerini bilirler.
2/47- Ey İsrailoğulları, size bağışladığım nimetimi ve sizi (bir dönem) alemlere üstün kıldığımı hatırlayın.
Allah nimetlerini hatırlatıyor, insanların nimetlerini unutmaması lazım.
2/48- Ve hiç kimsenin, hiç kimse adına bir şey ödemeyeceği, hiç kimsenin şefaatinin kabul edilmeyeceği, hiç kimseden bir fidye alınmayacağı ve yardım görülmeyeceği bir günden sakının.
Facebook arkadaşları, plaj arkadaşları, disko arkadaşları falan hiçkimse kimseye yardım edemez. Yani genel müdürleri de araya koysa, banka müdürlerini de araya koysa hiç bir şekilde etkisi olmaz ahirette. Yapamaz zaten. Parayla da halledemezler eğer düşünüyorsa. Yardım da bulamaz. Sadece Allah’tan yardım.
2/49- Sizi, dayanılmaz işkencelere uğrattıklarında, Firavun ailesinin elinden kurtardığımızı hatırlayın. Onlar, kadınlarınızı diri bırakıp, erkek çocuklarınızı boğazlıyorlardı. Bunda sizin için Rabbinizden büyük bir imtihan vardı.
Dayanılmaz işkencelere uğratmışlardı Müslümanları o zaman firavun ailesi. Allah’ın büyük bir imtihanıydı. O zaman Hz. Musa (as) devrinde Tevrat’ta Kral Mesih’ten bahseden çok ayet var. Firavun muhtemelen bir oradan çok işkillendi, şüphelendi. Çünkü Tevrat’ta birisi gelecek ve dünyaya hakim olacak diyor. Bir kişi uzun uzun anlatılıyor. Adaleti getirecek, barışı getirecek, dünyanın siyasi kontrolü onun eline geçecek. Devletlere hükmedecek, orada hem siyasi hem manevi hem tek din hakimiyeti belirtiliyor. Muhtemelen onları okudu, onlardan çok etkilendi. Ayrıca o devirde kahinler , o da Hz. İbrahim (as)’a gelen suhuflardan gelen bilgiden istifade etmişlerdir. Bir peygamber geleceğine dair bir bilgi. Halbuki peygamber geldiğinde firavun aleyhine birşey yok. Devletine el koymaz Hz. Musa (as). Sadece Müslüman olmuş olurlar, Hz. Musa (as) zamanında da zengin olurlar, rahat ederler. Ve İsrailoğulları’na gönderilmiş bir Peygamber ayrıca. Yani onları da zorlamıyor. Firavun heryere hakim olacak birisinden korkuyor. Zaten söylüyor. Devletinizi mülkünüzü alacak birisi diyor. Allahualem ondan işkilleniyor. Hz. Mehdi (as)’dan bahsediliyor. Ayrıca bir peygamber de geleceğini bildiği için büyük bir kitle katliamına giriyor ve erkek çocuklarını öldürüyor. Çünkü gelecek çocuk erkek olarak bildiriliyor. Kadınları sağ bırakıyor.
2/50- Ve sizin için denizi ikiye yarıp sizi kurtardığımızı ve Firavun'un adamlarını -gözlerinizin önünde- boğduğumuzu hatırlayın.
Gözünüzün önünde boğduğumuzu diyor Allah. O da bir nimet olmuş onlar için. Kurtardı onları Allah.
2/51- Hani Musa ile kırk gece için sözleşmiştik. Ama sonra siz, onun arkasından buzağıyı (tanrı) edinmiş ve (böylece) zalimler olmuştunuz.
Hz. Mehdi (as)’ın 40 yılına da bakıyor. Muazzam bir münafık ayaklanması oluyor. Hz. Musa (as) devrinde çok kitlevi bir münafık ayaklanması. Küçük değil. Ve Hz. Musa (as)’ı hata yapmakla, dinde eksiklikle suçlayarak münafık ayaklanıyorlar. Samiri de başlarında. O devrin firavunu.
2/52- Bundan sonra, (artık) şükredesiniz diye sizi bağışladık.
2/53- Ve hidayete eresiniz diye Musa'ya Kitab'ı ve Furkan'ı verdik.
Furkan’ın anlamı yine anlayış o kitabı tasdik eden bir cümle oluyor. Başka bir bilgi değil.
2/54- Hani Musa, kavmine: "Ey kavmim, gerçekten siz, buzağıyı (tanrı) edinmekle kendinize zulmettiniz. Hemen, kusursuzca yaratan (gerçek ilah)ınıza tevbe edip nefislerinizi öldürün: bu, yaratıcınız katında sizin için daha hayırlıdır" demişti. Bunun üzerine (Allah) tevbelerinizi kabul etti. Şüphesiz O tevbeleri kabul edendir, esirgeyendir.
Kendinizi ıslah edin diyor Hz. Musa (as). Kalplerinde hastalık oluşmuş ama bakın kalbinde hastalık olanlar dönebiliyorlar. Münafıkane bir hareket gösteriliyor fakat gerçek münafık olmadıkları için dönebiliyorlar. Düzeltme imkanları var. Ama münafık sürgit gider.
2/57- Bulutları üzerinize gölge kıldık ve size kudret helvası ve bıldırcın indirdik. Size rızık olarak verdiklerimizin temizinden yiyin (dedik). Onlar bize zulmetmediler, ancak kendi nefislerine zulmettiler.
Bulutların gölge kılınması onlara verilmiş bir nimetti. Orada oluşan bir tatlı ve bıldırcın. Büyük çapta bıldırcın sürüleri gelmişti o zaman Hz. Musa (as)’ın bulunduğu yere. O zaman beğenmediler biliyorsunuz o rızıkları. Ona Allah işaret ediyor.
Hz. Musa (as)’ın gönderilmesi ile Firavunun tedirgin olmasına gerek yok. Ama Hz. Mehdi (as) ile ilgili izahlarda, bütün devletlere hakim olacağından bahsediliyor. Dünya hakimi olacağından bahsediliyor. Diyor ki Tevrat’ta, “Görkemimi göstermek için diktiğim fidan, ülkeyi sonsuza dek mülk edinecek” Allah’ın ihtişamı, dünya hakimiyeti için diktiği fidandır Hz. Mehdi (as). Bütün ülkeye hakim olacak. Firavun ülkeye hakim olmak istiyor, mülk edinmek istiyor diyor. Siyasi amacı var diyor. Ama geçiyor Tevrat’ta zaten. Firavun bundan rahatsız. Ayrıca kahinler bir peygamber gelecek diyorlar. Onu duyunca firavun bu mehdiyetle de birleştirince, mülkünün gideceğini zannediyor. Halbuki Hz. Musa (as)’ı bıraksa, zaten gideceğiz diyor. Birşey istediği yok Hz. Musa (as)’ın. Ben ve arkadaşlarım diyor, biz buradan ayrılmak istiyoruz diyor, o kadar. Ben onlara dini anlatmak istiyorum diyor. Firavun bunu kabul etmiyor. Firavun’a da imanı teklif ediyor fakat zorlama yok. Ederlerse onlar da kurtulmuş olacaklar. İbadet edecekler, Allah’a kul olmuş olacaklar. Normal bir Müslümanlık yaşamış olacaklar. Onun çekindiği şekilde bir olay yok. Devlet daha mükemmel hale gelir. Sistem daha mükemmel hale gelir. İki bilgiyi birleştirince Firavunun kafasında muazzam bir hakimiyet meydana gelmiş. Tabii kendi dinlerini devam ettirmek istiyorlar, ondan da rahatsızlar.
Mesela savaşların sona ermesi Firavunun hiç istemeyeceği birşey. Tevrat’ta diyor ki “Son günlerde Rab birçok halkın arasında anlaşmazlıkları çözecek. Ulus ulusa kılıç kaldırmayacak, savaş eğitimi yapmayacaklar artık. Savaş arabalarını Efraim’den, atları Yeruşalim’den, Kudüs’ten uzaklaştıracağım. Savaş yayları kırılacak.” Savaş kalmıyor. Firavunun paniğinin nedenleri bunlar. Tek şeyden kaynaklanmıyor. Bunları bilmemesi mümkün değil. O devirdeki Mısır’lı kahinlerin sözü değil sadece. Hz. Mehdi (as)’ın ne zaman çıkacağını bilmiyor. Hz. Musa (as) da çıksa, Hz. Mehdi (as) de çıksa onun için aynı şey. Onun derdi kimin çıkacağı değil, ülkenin gitmesi. Siyasi egemenliğinin gideceğinden korkuyor. Hz. Mehdi (as) ile ilgili aldığı bilgiler onun için korkutucu. Çünkü Tevrat’ın izahlarına göre o gitti demektir. Ama kahinlerin bilgilerine göre de bir Peygamber gelecek gibi görünüyor. Normalde yaşayabilir orada, ülke de rahat ve bereket içinde olur. Ama kahinler gaybı bilmez. Bunu daha önceki peygamberlerden gelen, elden ele, dilden dile gelen bilgilerle bunu aktarıyorlar.
Nemrudi, Firavuni düşüncenin yanında olanlara yaltaklık yapan din adamları var. Asrımızda bir kısmı cahilliğinden yapıyor, bir kısmı nemrutluğundan, bir kısmı satılmışlığından yapıyor. Ama o devirde de bunun kasten yapıldığı anlaşılıyor. O devrin başı traşlı, deccale uyan yobazları onlar olmuş oluyor. Onlar da firavunu cinayete yönlendirip tahrik ediyorlar. Çocukların öldürülmesinin sebebi o devirdeki din adamları. O kadar çocuğun katledilmesine sebep oluyor o devrin yobazları. Yanlış yönlendirdikleri için büyük katliam olmuştur. O çocuklar şehit edilmiştir.
Dünyaya hakim olacak şahıstan bahsedilmesi eskidir. Hz. İbrahim (as) da biliyordu Hz. Mehdi (as)’ı. Firavunun bilmesi çok normal. Bilmemesi mümkün değil. Tarihi eski bir bilgi. Hz. Adem (as) devrine dayanıyor. Hz. Nuh (as) zamanında da biliniyor Hz. Mehdi (as). Hz. İbrahim (as), Hz. İsmail (as), Hz. Yakup (as), Hz. İshak (as), Hz. İdris (as), hepsinin zamanında bilinen bir gerçek ama Tevrat’ta çok kapsamlı anlatılmıştır.