Kocaeli TV, 9 Ekim 2010
(Çetin Altan'ın kadere ve mukaddesata uygun olmayan ifadeleri hakkında)
(Ahmet Hakan'ın yazısı hakkında)
(Ergun Babahan'ın yazısı hakkında)
(Melih Aşık'ın yazısı hakkında)
(Mehmet Şevket Eygi'nin yazısı hakkında)
(Cüneyt Arcayürek’in yazısı hakkında)
(Serdar Akinan yazısı hakkında)
(Zaman'dan Mehmet Kamış'ın yazısı hakkında)
6/21- Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzenden veya O'nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir? Hiç şüphesiz o zalimler kurtuluşa eremezler.
24/15- O durumda siz onu (iftirayı) dillerinizle aktardınız ve hakkında bilginiz olmayan şeyi ağızlarınızla söylediniz ve bunu kolay sandınız; oysa o Allah katında çok büyük (bir suç)tür.
6/144- ... Hiç bir bilgiye dayanmaksızın insanları saptırmak için Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzenden daha zalim kimdir? Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.
4/84- Artık sen Allah yolunda savaş, kendinden başkasıyla yükümlü tutulmayacaksın. Mü'minleri hazırlayıp-teşvik et. Umulur ki Allah, küfredenlerin ağır-baskılarını geri püskürtür. Allah, 'kahredici baskısıyla' daha zorlu, acı sonuçlandırmasıyla da daha zorludur.
16/110- Sonra gerçekten Rabbin, işkenceye uğratıldıktan sonra hicret edenlerin, ardından cihad edip sabredenlerin (destekçisidir). Şüphesiz senin Rabbin, bundan sonra da gerçekten bağışlayandır, esirgeyendir.
İşkenceye sabretmek ibadettir. Bize de emniyette işkence uygulanmıştı.
85/10- Gerçek şu ki, mü'min erkeklerle mü'min kadınlara işkence (fitne) uygulayanlar, sonra tevbe etmeyenler; işte onlar için, cehennem azabı vardır ve yakıcı azab onlaradır.
Müminler işkenceye karşı da sabırlı olacaklar, o da ibadet oluyor.
6/116- Yeryüzünde olanların çoğunluğuna uyacak olursan, seni Allah'ın yolundan şaşırtıp-saptırırlar. Onlar ancak zanna uyarlar ve onlar ancak 'zan ve tahminle yalan söylerler.'
Çoğunluk Darwinist oldu diye Müslüman da Darwinist olursa Allah yolundan sapar. Yeryüzü dalalete düştüyse çoğunluğa uymamak, bu da bir ibadet, farz.
12/87... Allah'ın rahmetinden umut kesmeyin. Çünkü kafirler topluluğundan başkası Allah'ın rahmetinden umut kesmez.
Allah'ın rahmetinden umut kesiyor bu haramdır. Ümitvar olmak farz ibadettir. İttihad-ı İslam’dan, Türk İslam Birliği’nden ümidini kesiyor, bu memleket düzelmez diyor, parçalanır diyor, bu haramdır. Ama ümitvar olmak, İttihad-ı İslam’ı beklemek farz.
42/39- Ve haklarına saldırıldığı zaman, birlik olup karşı koyanlardır.
Kardeşlerimize Doğu'da saldırıyorlar mı saldırıyorlar. Türkiye’yi yıkmak için faaliyet yapıyorlar mı? Yapıyorlar. Allah’ın farz kıldığı bir hüküm var. Toptan, yekvücut karşı koymamız millet olarak farz. Ve bu da aynı namaz gibi bir ibadettir.
3/176- Küfürde 'büyük çaba harcayanlar' seni üzmesin. Çünkü onlar, Allah'a hiç bir şeyle zarar veremezler. Allah, onları ahirette pay sahibi kılmamayı ister. Onlar için büyük bir azab vardır.
Üzülmemek farzdır. Küfürde büyük çaba harcayanları gördüğümüzde şevkimiz artacak, bilakis heyecanımız artacak. Üzülürsek harama girmiş oluyoruz aynı domuz eti yemiş, bir insanın canını yakmış gibi harama girmiş oluyoruz.
40/28- Firavun ailesinden imanını gizlemekte olan mü'min bir adam dedi ki: "Siz, benim Rabbim Allah'tır diyen bir adamı öldürüyor musunuz?"
Öldürülme tehlikesi varsa imanını gizlemesi farz. Bu ne zaman olacak? Kıyamete yakın, insanlar imanlarını gizleyecekler.
47/38- İşte sizler böylesiniz; Allah yolunda infak etmeye çağrılıyorsunuz; buna rağmen bazılarınız cimrilik ediyor. Kim cimrilik ederse, artık o, ancak kendi nefsine cimrilik eder. Allah ise, Ğaniy (hiç bir şeye ihtiyacı olmayan)dır; fakir olan sizlersiniz. Eğer siz yüz çevirecek olursanız, sizden başka bir kavmi getirip-değiştirir. Sonra onlar, sizin benzeriniz de olmazlar.
Cömert olmak farz. Allah yolunda infak etmek, fakirlere mal mülk vermek farz ve ibadettir.
2/156- Onlara bir musibet isabet ettiğinde, derler ki: "Biz Allah'a ait (kullar)ız ve şüphesiz O'na dönücüleriz."
Tevekküllü olmak farz. Aynı oruç gibi, zekat gibi, hacca gitmek gibi farzdır. İnsanlık hali tevekkül edemedim demek, insanlık hali domuz eti yiyorum, hırsızlık yapıyorum demiş gibi bir şey.
9/51- De ki: "Allah'ın bizim için yazdıkları dışında, bize kesinlikle hiç bir şey isabet etmez. O bizim mevlamızdır. Ve mü'minler yalnızca Allah'a tevekkül etmelidirler."
Allah'ın bizim için yazdıkları dışında bir şey olması mümkün değil. Kolunu alıyorlar ameliyatla, bu ihmalden oldu diyor. İhmal varsa o da kaderindedir. Müminler yalnızca Allah'a tevekkül etmelidirler farz. Kaderi iyi bilip Allah'a teslim olup, her şeyin Allah'tan kaynaklandığını bilip meydana gelen sonuca üzülmemek farz.
3/104- Sizden; hayra çağıran, iyiliği (marufu) emreden ve kötülükten (münkerden) sakındıran bir topluluk bulunsun. Kurtuluşa erenler işte bunlardır.
Hayra çağıran, iyiliği emreden kötülükten sakındıran bir topluluk Hz. Mehdi (as) cemaatidir. Bütün Müslümanlar üzerine farzdır, ama Hz. Mehdi (as) cemaati bu emri hakkıyla yerine getiren bir topluluk olacaktır. Tebliğ farz. İyiliği emredip, kötülükten men etmek doğruyu anlatmak farz.
9/112- Tevbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, (İslam uğrunda) seyahat edenler, rükû edenler, secde edenler, iyiliği emredenler, kötülükten sakındıranlar ve Allah'ın sınırlarını koruyanlar; sen (bütün) mü'minleri müjdele.
Tevbe etmek farz. Allah'a hamd etmek farz, bir yerden bir yere Allah uğrunda Allah için gidip gelmek farz. Rüku etmek, secde etmek, iyiliği emretmek, kötülükten sakındırmak, Allah’ın sınırlarını korumak, Kur'an'ı iyi anlayıp onun hükmüne göre hareket etmek, müminleri müjdelemek farz.
29/24- Bunun üzerine kavminin (İbrahim'e) cevabı yalnızca: "Onu öldürün ya da yakın" demek oldu. Böylece Allah onu ateşten kurtardı. Şüphesiz bunda, iman eden bir kavim için ayetler vardır.
Mesela bu adrenalindir. Öldürün ve yakın dediğinde Hz. İbrahim’de meydana gelecek etkiyi bir düşünün. Acayip heyecanlandırır. Ve buna gösterdiği tevekkül muazzam sevaptır. Mesela namazını kılar insan, 1 sevap alır ama bir Müslümana küfrün ileri geleni dese ki bu adamı öldürün ve yakın. O anda aldığı sevap, namazda aldığının 1 trilyon katı olur. Milyonlarca sene namaz kılsan, o kadar sevap alamayabilirsin. Aldığın sevap 1 trilyon olur. Yarım saat tevekkül etmekle muazzam sevap alır. Allah ona sevap verebilmek için bu olayı meydana getiriyor. Tevekkül ettiği için Allah onu ateşten kurtarıyor. Şehit de edebilirdi, bu da kurtuluş olurdu. Ama şehit etmiyor ateşten kurtarıyor.
29/25- (İbrahim) Dedi ki: "Siz gerçekten, Allah'ı bırakıp dünya hayatında aranızda bir sevgi-bağı olarak putları (ilahlar) edindiniz. Sonra kıyamet günü, kiminiz kiminizi inkar edip-tanımayacak ve kiminiz kiminize lanet edeceksiniz. Sizin barınma yeriniz ateştir ve hiç bir yardımcınız yoktur.
Günümüze bakan yönüyle, Darwinistler Allah'ı bırakıp kendi aralarında Darwinizmi bir dostluk bağı haline getirdiler. Darwinist olmasına göre adama arkadaş oluyor, ona göre yakın oluyor arkadaş oluyor. Bakıyorlar üniversitede Darwinist mi, değil mi diye. Heryerde böyle. Ama Darwinist değilse sevgi yok. Kıyamet günü de bu adama ne diyorsun diyorlar, ne diyor? "Bu Darwinist adamı tanımam ben" diyor. Mafya yakalandığında kimse birbirini tanımaz ya! "İlk kez görüyorum siz kimsiniz beyefendi" diyor, "ben de sizi tanımıyorum" diyor öbürü de. Tam çete toplantısı gibi. Var ya böyle yakalanan hırsızlar birbirlerine girerler senin yüzünden oldu diye birbirlerine giriyorlar, aynısını yapıyorlar. Küfredip hakaret ediyorlar birbirlerine.
29/26- Bunun üzerine Lut ona iman etti ve dedi ki: "Gerçekten ben, Rabbime hicret edeceğim. Çünkü şüphesiz O, güçlü ve üstün olandır, hüküm ve hikmet sahibidir."
Allah'a hicret edeceğim, Allah'a teslim olacağım. Allah güçlü ve üstündür. İnsanlar güçsüzdür ve acizdir. Allah güçlü ve üstündür. Öyle olunca Müslüman bir anda sonsuz bir güce dayanmış oluyor. O zaman kalbinde müthiş bir ferahlık ve güç artışı olur kalben. Daha önce kendini hiç görürken, zayıf zavallı, hiçbir şeyle baş edemeyecek gibi düşünürken, kendini Allah’a dayandığını anladığı an müthiş güçlü bir insan olur. Allah dilerse meleklerden bile üstün olur, baş edilemez. Allah’ı yenemez bir insan haşa. O zaman Allah’a dayanmış bir insanı da Allah’ın dilemesiyle yenemez.
16/94- Yeminlerinizi kendi aranızda, bir bozuculuk unsuru edinmeyin; sonra sapasağlam basan ayak kayar ve Allah'ın yolundan alıkoyduğunuz için kötülüğü tadarsınız. (Ayrıca) Büyük azab da sizin içindir.
Bundan sonra seninle görüşürsem, sana sevgi gösterirsem, şöyle yemin ediyorum diyor. Kime diyor? Eşine diyor mesela. Allah diyor ki bozuculuk unsuru edinmeyin yeminlerinizi haramdır. Bundan sonra sana sevgi gösterirsem diye yemin ediyor. Haram olduğuna göre bu tarz yemin olmaz. Bu yeminin kefaret ödenip bozulması gerekiyor. Aranız bozulur, anormal hale gelirsiniz, psikolojiniz bozulur, belaya uğrarsınız diyor Allah. Ahirette de bela verir canınızı yakarım diyor Allah. Allah'a verdiğiniz yemini satmayın bu münafıklara da bakan bir ayettir Allah yolunda mücadele edeceğim, Türk İslam Birliği’ni yayacağım, var gücümle kendimi İslam'a, Allaha teslim ediyorum diyor, Allah’a ahit veriyor adam, sonra gidiyor domuza kene gibi yapışıyor. Allah'ın ahdini ucuz bir değere satmış oluyor
16/97- Erkek olsun, kadın olsun, bir mü'min olarak kim salih bir amelde bulunursa, hiç şüphesiz biz onu güzel bir hayatla yaşatırız ve onların karşılığını, yaptıklarının en güzeliyle muhakkak veririz.
Samimi bir eylemde, samimi bir ibadette bulunursa, bir sır var, hiç şüphesiz biz onu güzel bir hayatla yaşatırız bu dünyada diyor Allah. Bu dünyada yaşatırız diyor Allah. Allah söz veriyor. Rahat edeceksiniz diyor. Cennette de karşılığı güzel oluyor. Diyorlar ya dinle imanla adam ne olur diye? Allah söz veriyor güzel bir hayatla yaşatacağım rahat edeceksiniz diyor. Cennette de karşılığı güzel oluyor.
16/98- Öyleyse Kur'an okuduğun zaman, kovulmuş şeytandan Allah'a sığın.
Biz de bu ayete uyarak Kuran okurken şeytandan Allah'a sığınıyoruz, farzdır.
16/99- Gerçek şu ki, iman edenler ve Rablerine tevekkül edenler üzerinde onun (şeytanın) hiç bir zorlayıcı-gücü yoktur.
Şeytanın hiç bir gücü yok. Kimin üstünde? Rablerine tevekkül edenlerin üstüne. Allah'ı çok seviyor, her şeyi O'nun yarattığını biliyorsun, “hayır vardır” dersin. Başına ne gelirse tutuklandın, sakatlandın, fakir oldun, malın mülkün gitti, evin yandı, hepsinde hayır vardır. Ama aklı zayıf olan insanlar dinden imandan çıkıyor, şeytana uymuş oluyorlar. Ben şimdiye kadar aleyhime gibi görünen ne olsa, Allah hayır olduğunu bana gösterdi. Ne zaman aleyhimde bir şey olduysa istisnasız tamamında arkasında hayır olduğunu gördüm. Hepsini aşağı yukarı hepsinin arkasındaki hayrı Allah bana gösterdi. Bir çok hikmeti de ahirette anlayacağız ama şimdi de gördüm hayır olduğunu. Kuran’da helalleri, haramları anlatıyor adama yetmiyor, kendine göre dilini eğip büküyor, mantığını devreye sokuyor, o öyle olduğuna, şu şöyle göre bu haramdır diyor. Kuran’da mantıkla haram olmaz. Mutlaka açık yazması lazım.
16/100- Onun zorlayıcı-gücü ancak onu veli edinenlerle, onunla O'na (Allah'a) ortak koşanlar üzerindedir.
Bırakmış kendini şeytana teslim olmuş, şeytan onun üstüne çökmüş. Şeytana göre hareket ediyor. Allah'ın anlattığı haramlar helaller yetmiyor ya şeytanın etkisiyle dilini eğip büküp, birşeyi haram kılmaya çalışıyor. Hadis bulamıyor, mantığı devreye sokuyor. Mantıkla fikir yürütüyor. Kuran’da net ifade edilmiş olması lazım, mantıkla haram helal olmaz. Bu haramdır diye yazması lazım “öyle olduğuna göre böyle” diye haram çıkarılmaz. Kuran’da mantıkla haram olmaz. Mutlaka açık yazması lazım.
Samimi olmak sevaptır, güzel ahlaktır. Namaz da nurdur. Müslüman 5 vakit namazını kılacak, farzdır bu. Ama kılmazsa dinden çıkmaz, günaha girmiş olur. Yalan söylerse, dinden çıkmaz, günaha girmiş olur. Cömert olmazsa dinden çıkmaz, günaha girmiş olur.
Benim Hz. Mehdi (as) olup olmadığımı tespit etmek değil konu. Bu konuyu anlatmamın sebebi, "benim peşime takılın da anlayın" demiyorum ki ben, benim bu hadisleri söylememin nedeni 150 hadisin gerçek çıkması çok büyük mucizedir. 1400 sene önceden haber verilen bütün olayalrın peşpeşe çıkması ne demektir. Bir kişi bir şey söylüyor çıkıyor yeryerinden oynuyor 150 hadis tamamı çıkmış bu harika değil mi? Ben bu mucizeyi görüp imanımız, yakinimiz artsın diye söylüyorum. Hz. Mehdi (as) olduğumu anlayın da hüruc edin diye söylüyor değilim. Mehdiyette de zaten asıl konu zayıf olan imanın güçlendirilmesi, birleştirici olmak, sevgiyi yaymaktır. Tevratta da var, evinden idare eder diyor. Saraydan değil evinden. Demek ki güzel huylu bir insan, biz bunu anlıyoruz. Hz. Mehdi (as)’ın sırf anlatmasıyla bir şey değişmiyor. Allah kuyruklu yıldız yaratmasa, Peygamber söylemese, Mehdiyetin anlatacağı bir delil oluşmuyor. Önce Peygamberimiz (sav)’in kuyruklu yıldızı haber vermesi lazım, Allah kuyruklu yıldız yaratıyor, bilim adamları buluyorlar, inceliyorlar, gazeteciler yazıp bize haber veriyorlar. Bu mucize değil mi?
Görüyorsunuz Müslümanların birbirine destek olması artmaya başladı. Eskiden Müslümanlar birbirlerini desteklemezlerdi yavaş yavaş bu gelişti. Anti Hz. Mehdi (as) hareketi Hz. İsa (as)’ın gelişinin böyle örtbas edilmesi, İslam tarihinde ilk kez oluyor. Ne Hıristiyanlarda, ne Müslümanlarda hiç olmamıştır. İlk kez ahir zamanda oluyor. Hiçbir devirde bu kadar Mehdiyet gündem olmamış detaylarıyla incelikleriyle. Sungur abi çıktı açıkça söyledi 70 yıl var diye, bir Nur talebesinin yerinde duramaması lazım. Bugün bir yaşında olan çocuk bunu görecek, 70 yıl sonrasında Müslümanlık diye bir şey kalmayacak. Yetmiş yıl sonra bütün dinler bitiyor. 1545’te de 2120 de kıyamet kopacak hepsi toz duman olacak. Yazsın çocuğunun kolyesine tarih yazsın aynen dediğimi görecekler. İslamın dünya hakimiyetini göreceksiniz bunu görünce kıyamete de inanın artık onu görüp kıyamete inanmazsanız.. 150 hadisi ispat ettik, İslam'ın hakimiyetini de göreceksiniz. 70 yıl sonar artık din yok, hiç bir din kalmıyor. Ne Hıristiyanlık, ne Musevilik. Kısa süre dinsiz bir cereyan olacak, 2117’ye kadar dinsizlik cereyanı olacaktır. Biraz uzay dinlerinden, biraz Marksizm’den, dinsiz bir cereyan olacak. Devletler kalkacak, insanlar çeteler halinde dolaşacak, o onu öldürecek, o onu öldürecek, artık insanlar ne yapacaklarını şaşıracaklar. Son 2117-2120 arasında tek bir Müslüman kalmayacak. Arkasından kıyamet kopacak. Şeyh Nazım, Said Nursi, Elmalılı Hamdi Yazır söylüyor. Hepsinin üstünde bütün alemin sultanı Peygamberimiz (sav) sekiz tane hadisle söylüyor. Benzetmelerle söylüyor ki değiştirmesinler diye. Bambaşka şekle sokmasınlar diye.
Gaziantep Olay Tv
İnsanlar güzel ortamda güzel bir ruh hali içinde oluyor. Resulullah’ın yanında da öyle oluyor. Gül bahçesine giren gül kokar.
7/157- Onlar ki, yanlarındaki Tevrat'ta ve İncil'de (geleceği) yazılı bulacakları ümmi haber getirici (Nebi) olan elçiye (Resul) uyarlar; o, onlara marufu (iyiliği) emrediyor, münkeri (kötülüğü) yasaklıyor, temiz şeyleri helal, murdar şeyleri haram kılıyor ve onların ağır yüklerini, üzerlerindeki zincirleri indiriyor. Ona inananlar, destek olup savunanlar, yardım edenler ve onunla birlikte indirilen nuru izleyenler; işte kurtuluşa erenler bunlardır.
Yerin ve göğün mülkü Allah'ın dır. Ondan başka İlah yoktur: Diyor ki "adam şu şunu öldürdü", Allah öldürdü onu vesile etti. "Kalpten öldü" diyorlar kalpten ölmez Allah öldürür kalbi vesile eder.
Ayrıca bir sır olarak Kur'an'da verilmiş Hz. Musa'nın kavminden hakka yönelten ve onunla adaletle davranan bir topluluk olduğu. Kuran'a hayran Kuran'a tabii Museviler var gizli. Kuran burada ona işaret ediyor hakikaten de çok kilit, önemli noktalardalar. Kuran'a tam tabiler.
(Eski Mısır'da elektriğin kullanılması hakkında)
Adamlar orada ampulü nasıl yaptılar hayret, elektrik de yapmışlar ampul de, başka aletler de yapmışlar. Firavun devrinde muazzam bir teknoloji varmış, saraya ait. Halka yansıtmamışlar, sadece sarayın özel kullanacağı gibi bir teknik geliştirmişler.
Onların dediğine göre o devirdeki adamlar daha konuşmaya başlayamamış ellerinde balta hoplayarak yürüyen kıllı kılçıklı mahluklar diyorlar. Ama adam sanatçı, Neandetaller olan mağaralarda müzik aletleri var halen kullanılabilir vaziyette dolayısıyla onların anlattıklarının tamamen hayal olduğunu, gayet güzel modern bir hayat yaşadıkları anlaşılıyor. 67 bin yıl önce nota biliyor sanattan anlıyor. Bunlar sadece kalanlar, bez kalmaz çürür. Bunlara ne diyorlar "tunç çağı, demir çağı, bakır çağı" böyle hikayeler dinlerdik biz. On iki bin yıl önce adam çelik matkapla taş delmiş, ama okside olduğu için o tip aletler kalmıyor ama taş kalmış. Adamlar bayağı özenliymişler o zamanlarda.
Bunun ampul olduğu çok net. Şu an da bunlar kullanılıyor, kablolar dirençler filan net. Ama nasıl elde ettiler? Ampul kullanıldığını şuradan anlıyoruz. Piramitler yapıldığında yüzlerce metre derinlikte çok fazla karanlık oda var, bu koridorlar ve odalarda çok titiz teknikle mükemmel milim santim taşırılmadan resimler yapılmış gayet düzgün. Resim yaparken ışığa ihtiyaçları var. Mum ya da meşale olması lazım. Bunlar kullanıldığında da is olması lazım ama is hiç yok. Net ampul kullanmışlar, ama elektriği nasıl elde ettiler onu anlayamadım. Bu kadar büyük lambalar pille de yanmaz, dev jeneratöre ihtiyaç var. Çünkü orası uçsuz bucaksız, çok büyük çok güçlü jeneratör kullanılması gerekiyor. Ama onlar belli ki daha kolay bir yöntem bulmuşlardır, güç kaynakları küçük bir insanın üzerine oturabileceği makul bir büyüklükte olabilir. Bir buçuk metreye bir metre gibi bir alet. Bu nasıl bir tekniktir? Bunu araştırmak lazım. Çok garip. Bayağı güçlü aydınlatma yapıyor, bir kere ampul çok büyük ve bu ampulü kullanırken içindeki havanın boşaltılması gerekiyor onu nasıl elde ettiler belli değil. Tek akla gelen cinler. Onlarda dehşetli biri ilim var, onlarda teknoloji diye bir sorun yok, gayet kolay her şeyi yapabiliyorlar. Onlarda Hz. Süleyman döneminden gelen ilim var.
(Hz. Nuh'un gemisinin bulunması konusu)
Bu konuyu biz daha teknik daha genişletelim, bu çok büyük bir olay teknik analizini yapalım geminin oturuş şeklini gemi volkan küllerinin içinde kalmış sadece onların anlatımıyla bırakmayalım. Tahta bozulmamış ama hiçbir hayvanın yaşayacağı gibi değil, gerek soğukluk gerek oksijen olmaması açısından. Tahtanın yapılış biçimi tam gemilerde olduğu gibi. Hayvanların bağlandığı çivilerde görülüyor, ama asıl geminin diğer bölümlerine girilememiş. Orada bir çok şey vardır, çok soğuk ve oksijensiz içeriye geniş çaplı bir hortumla oksijen tankı götürmek lazım. Araba çalışmıyor, o yüksekliğe insanlar zor yaşıyor, oksijen tüpüyle gidilmesi gerekiyor. Diğer bölümlere girilmesinin yolunu arayalım, çok küçük bir bölüme gidilmiş. Çaplı ve iç kısmı arkada kalmış. Tünel açıp içine girilmesi gerekiyor. Bir deprem olmuş aralık oluşmuş adam o aralığa tevafuken basıp içeri girince anlamış. Müslümanların yatak odaları vardır, çünkü uzun süre kaldılar bu gemide onlardan çok fazla kap kacak eşya vardır. Müslümanlar o haliyle bıraktılar indikten sonra aşağıda yerleştiler, oraya buraya dağıldılar. Materyalist Darwinist bir adam o geminin detaylarının öğrenilmesini istemez. Yan odalara bir an önce girilmesi tahtalardan örnek alınıp müzelerde sergilenmesi ve geniş çaplı duyurulması lazım. Bütün dünya televizyonları sus pus bizim basın da öyle konuyu ört bas etmeye çalışıyor. Alenen gemi biçiminde ahşap bir yapı ve odaları var, hayvan bağlanacak yerler var, ama içine insan giremiyor oksijen yok, herhangi bir amaçla yapılması mümkün değil. Hiçbirşey yaşamıyor, bir insanın orada onu ayarlaması mümkün değil. Kullanılan kereste en az beş bin yıllık, nerede bulacak da getirecek hangi çağda ne zaman yapsın? Girilecek yer yok, delik var insan ancak sığıyor o keresteleri nereden oraya soksunlar? Tonlarca kereste kullanılmış çok büyük gemi. Ucu bucağı yok, onları sokup şekil aldırılacak, mümkün değil. Üstünü külle kaplamak filan imkansız. Net olarak Hz. Nuh'un gemisi girilse diğer bölümlere anlarlar.
Onların ört bas ettiği konuları biz sürekli gündemde tutacağız. Proteinlerin yapısını, Mehdiyeti, kıyametin yakın olmasını, Hz. Nuh'un gemisini gündemde tutacağız.
Onlara bir müjdemiz daha var. Hz. Musa'nın kutsal sandığı önümüzdeki günlerde o da bulunacak. Bakalım onu nasıl örtbas edecekler, ama onu edemezler. Görünüm açısından, dış görünüm, yapısı, çatısı hakkında bilgi verelim. Tevratın, İncil'in orijinalleri bulunacak. Aslında incilin muhafaza edilen bir kısım orijinal parçaları var. Bizim devletimizin elinde de var. O niye tutuluyor ben onu anlamadım. Gizleniyor ortaya çıkarılması lazım. Bir iki sayfa o devre ait halk bilmiyor gizli.
İnsanlardan gizlenen her bilgiyi sürekli ısrarla bulalım. İnsan kafatası bulunuyor, Homo Sapiens tabir edilen altı yüz yedi yüz bin yıllık, un ufak edip yok ediyorlar. Çin'de filan bulunuyor, onlar çok sıkı önlem almış durumda hemen yok ediyorlar, insan kafatasına çok hassaslar. Hayvan kafataslarına da çok hassaslar. Yabancı bir hayvan türü olursa ona ses çıkarmıyorlar, ama hiçbir devlet fosil sergisi açmıyor. Dünyanın hiçbir ülkesinde yok fosil sergisi. Bizimkiler özel koleksiyon kişilerin evlerinde bulunan, koleksiyonerlerin fosilleri devletler açmıyor. Niye açmıyor? Dünyanın hiçbir yerinde fosil sergileyen müze yok yasak. Yer altında şu an dört yüz milyona doğru gidiyor, evin bahçesinde ben bile buldum, fosil her yerden çıkıyor. Onların vicdanına biz bırakamayız. İran'a teklif ettik siz müsaitsiniz fosil sergisi yapalım dedik, birisi bir bina ayarlasın dedik yanaşmadı onlar bile kabul etmediler. Yer altından böyle bir fosil çıkmış diyeceğiz o kadar. Tavşan fosili yanına da fotoğrafı yorumsuz. Yaratılışı ispat ediyor. Devletin kitaplarında de asla fosil bulamazsın asla koymuyorlar. 350 milyon üzerinde sayısı, hiç değişmemişler bildiğin kaya, taş olmuş balyozla taşı kırıyor arasında hayvan. Bildiğin taş olmuş ama milim santim değişmemiş, olduğu gibi duruyor her türlü hayvan var. Dünyanın hiçbir yerinde müsaade yok fosil sergisi açamıyoruz yasak.
İnsanlardan en çok saklanan bilgi budur, kimseye haber vermezler. Ben de tevafuken fark ettim akademideyken. Oranın kütüphanesine gidiyordum, kitapları indirdim bir kurbağa fosili var altında otuz milyon yıllık kurbağa yazıyor, baktım aynısı değişiklik yok. Hepsi öyle az koymuşlar, yirmi tane filan en fazla fazla yok. Baktım bunlar fosillerden korkuyor bu iş öyle olmaz böyle olur dedim. Yaratılış Atlası'nı hazırladım gıcık oldum yaptıklarına. Baktım Fransa bunun ağababası yayınevine ben telif hakkı istemiyorum Fransa'yı bir gecede yerle bir et dedim. Yıllarca sürecek karlar da senin, adamların iflahını kes, bas ücretsiz dağıt dedim. Fransa'da ne kadar politikacı sanatçı politikacı sporcu varsa hepsine buradan tırla gitti bir gece harekatı. Fransa sabahına dümdüz. Gökten felaket yağıyor dediler Fransız gazeteler. Üç gün şoka girdiler, dördüncü gün dilleri açıldı. Gökten felaket yağıyor, Fransa'nın yüzlerce yıllık kültürü bir gecede yok oldu dediler. Bunlara üç beş gönderirsek tedbir alırlar dedim, ani vuralım hoplayacak hali kalmasın dedim. Tam anlamıyla öyle old,u bunlar acayip feryat edelrer dedim. Üçüncü gün deprem diye başlık attı Fransızlar. Kitapların dağıtılımasını sosyal deprem olarak alıyor, böyle yaparlar. Yüz elli sene milleti kandırmaya çalıştınız 150 saat sürmedi nasılmış bir daha yalan söyleyecek misiniz?
Küçük olursa yakarlar yırtarlar dedim öyle bir yapalım ki ne yıratbilsinler ne yakabilsinler dedim. Tek tek yaprak yaprak uğraşırsa belki, ama çok bunalır. Gönderip de yırtan atan kesen yok iş bitti. NTV'ye rica etmişler sen bir yas tutar mısın gibisinden onlar dededen kalma yöntemlerle hala çoktan patlattığımız konuları anlatıyorlar. Piltdown filan biz onları patlattık dümdüz ettik ta proteinlerden başladık hepsini bitirdik. Arkasından Almanya, Danimarka, Norveç, İtalya, İspanya, İngiltere, Amerika. Amerikan parlamentosu, ünlü sanatçılar tamamı yerle bir oldu Allah'ın izniyle. İkinci cildi ayrı gönderdim, üçüncü cildi ayrı gönderdim. Kara haber bu onlar için Müslüman için nur aydınlık haberi, gökten felaket yağıyor diyor gökten aslında nur yağıyor. Nura karanlık, karanlığa nur diyorsun. Yanlış düşünceleri böyle düzelttik işte.
Hazreti musa zamanında saf altından yapılmış büyükçe bir sandık, akasya dalından tutacak yerleri var, altınla kaplı, som altından iki kanatlı insan figuru var yüzleri birbirine dönük, kapaklı içi de ahşap, dışı altınla kaplı içinde Hz. Musa'dan kalma kutsal eşyalar var. Sandığın içinde muhtemelen Hz. Süleyman'ın asası da var, iki parça kurt yemiş o kırılmış olarak o sandığın içinde olduğunu düşünüyorum. Ama içinde İmran ailesine ait diğer kutsal emanetler var, bir çok şey var o zaman Müslümanların yediği helva bir kap içerisinde, altın kap içinde ama bozulmuştur tabii tam anlamıyla kalmaz fosilleşmiştir o şekliyle. Çok fazla kutsal eşya var, açıldığında hepsi ortaya çıkacak kaç bin yıllık olduğu filan. Bir sır daha söylüyorum Tapınak Şövalyeleri yüzyıllardan beribu sandığın peşindeler. Tapınak Şövalyelerinin en büyük amaçlarından biri bu kutsal sandığı bulmaktır. Bu sandık Hz. Mehdi tarafından bulunacaktır. Kutsal eşyaları o bizzat kendisi kapağı açıp kendisi ortaya koyacaktır. Bir de Tevrat tabletleri var. Kuran'da buna işaret ediliyor. Kuran'da hiçbir konu sebepsiz anlatılmaz o tablette bu yazıyor diyorsa o görülecektir. Hz. Süleyman'ın asası kırıldı diyorsa, o bulunacak demektir. Nuh'un gemisinden bahsediyor buyurun bulundu neden bahsediyorsa Kuran'da bilinki bulunacak. Kutsal sandık ısrarla anlatılıyor, o sandık aynı zamanda Hz. Musa'nın içine konduğu sandıktır küçük sandık üstü altın kaplanıp bu hale getirilmiştir. Herhangi bir akasya ağacı herhangi bir olay değil bunlar. Hep Allahualem diyerek söylüyoruz, olunca görürsünüz. Tevrat'ın orijinali bulunacak, bir çok Musevi Müslüman olacak Hz. Mehdi vesilesilye, bunun bulunması çok büyük olay yer yerinden oynayacak.
2/248- Peygamberleri, onlara (şöyle) dedi: "Onun hükümdarlığının belgesi, size Tabut'un gelmesi (olacaktır ki) onda Rabbinizden 'bir güven duygusu ve huzur' ile Musa ailesinden ve Harun ailesinden arta kalanlar var; onu melekler taşır. Eğer inanmışlarsanız, bunda şüphesiz sizin için bir delil vardır."
Hz. Mehdi (as)'ın da belgesi olacaktır. Kuran ona işaret ediyor. Tabut bir yerde demek ki. Bulma ayrıdır gelme ayrıdır. Onda, Hz. Mehdi'de güven olacaktır. İnsanlara müthiş bir huzur verecektir, içlerinde tereddüt kalmıyor tam kanaat gelecek eşyaların orijinal olduğunu görecekter. Nasıl Peygamberimiz (sav)'e, Kuran'a, Hz. Mehdi'ye işaret edildiğini orijinal metinlerde görecekler. Musa ailesinden ve Harun ailesinden; masonlar hep çırak töreninde tapınak şovalyelerinde de vardır, Harunun kutsal yağ kabı vardır yağ sürdüğü parlak ve bakımlı olması için. Harun'un saçından sakalına doğru inen Mesih yağının diye devam eden, bunu anarak dua ediyorlar. Bir şeylerin bulunacağından da eminler Mesih yağ kabı buna benzer. Bunları biliyorlar, İstanbul'un da olağanüstü bir yer olduğunu biliyorlar. Bu çok önemli birşey insan taşıyor demiyor. Gelecek diyor ve melekler taşıyor diyor. İnanmışsanız diyor şüphesiz sizin için bir delil vardır işte bak dünya hakimiyetinin kilit noktalarından bir tanesidir ve net deliller kimsenin inkar edemeyeceği gibi, dinsizi imansızı imanlısı herkesin kabul edeceği deliller bakalım o zaman ne diyecekler.
19/33- "Selam üzerimedir; doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak yeniden-kaldırılacağım gün de."
33. ayet Hz. İsa ile ilgili. Hz. İsa 33 yaşında göğe alındı. 2007 tarihini veriyor ebcedi, şeddeli olarak da 2057 tarihini veriyor. 2056 çok önemli hayati bir tarihtir. Ömrü vefa eden görecektir.
(Maddenin ardındaki sır konusu hakkında)
Her insan anlamaz onu, çok ilginç hakikaten diyor. Halbuki anlasa tavrına her şeyine etki eder, çok büyük bir olay bu. Ben şimdi sizinle konuşuyorum. Net olarak yemin de edebilirim ben senin beyninin içindeyim şu an. Konsantre olursa fena makamına geçer, bu makamda tek başına yol alınmaz. Yanında mürşit olması gerekir, o artık madde aleminden çıkan meleklerle, Hz. Hızırla bağlantı kurulacak boyuta girilmiş oluyor. Ben bunu tavsiye etmem çünkü çok heyecanlanırlar. "Güzel bir girişle girdir güzel bir çıkışla çıkar Katından bir sultanla destekle" diyor ayette. Bu tek başına yapılabilecek bir şey değil, geri inişi tek başına yapamayabilir çok heyecanlanabilir. Gerçekten ruh sahibi olanlar bunu hemen anlayabiliyorlar, ama bazı insanlar anlayamıyorlar. Madde olmaktan çıktıkları için ruh haline geliyorlar şiddetli heyecanlanıyorlar. 2012'lerden sonra bunun sırlarını vermeye başlayacağım, çok şiddetli heyecanlanacağı için insanlar buna sokmak istemiyorum o fena makamına girdiklerinde bir çok şeyin sırrını anlarlar. Peygamberlerin de meleklerle bağlantı kurması ruhaniyetlerindeki bu derin gelişmeyle oluyor. Adeta ruhu letafet kesbeder diyor. Bu ilmi Bediuzzaman biliyor, sahabeler de biliyor. İki ilim dolu kap aldık diyor, bunun birini açıkladık ama diğerini açıklarsam boynum gider diyor. Çünkü çok acayip bir mantık ortaya çıkmış olacak, bakış açısı olarak o yüzden onun derinliğini kaldıracak insana o ilim verilir. Hz. Hızır ile görüşülen boyut budur. Bu ilmi bilen kainatın tüm sırrını bilir. Cenneti cehennemi ölümü, bunu bilen adamın dinsiz olması mümkün değil imkansız ruhu olmayan bunu kavrayamaz. Allah'ın ruh vermediği ölü olanlar vardır, dışarıda insanların bir çoğu ölüdür. Allah Peygamber (sav)'e de diyor neredeyse kendini helak edeceksin diyor, ama onlar ölü. Çok coşkun anlatıyor adam bön bön bakıyor. Bön bakışlı insanlar pek anlayamazlar kavrayamazlar ama keskin akıllı insanlar çok rahat bu gerçeği anlıyor, bir anda madde aleminden çıkar fena makamına geçer.
Renk gölge doğrudan Allah tarafından yaratılıyor. İkisi de birbirinden bağımsız olarak var. Milim milim uzatıyor Allah gölgeyi. Gölge müthiş bir sanattır Allah'ın en büyük mucizelerinden biridir, sürekli şekil alması gerekiyor sürekli onunla birlikte oynaması gerekiyor. Işık ayrı yaratılıyor, gölge ayrı yaratılıyor ışık tamamen ayrıdır nur olarak ayrı olarak yaratılıyor.