Adnan Oktar'ın 10 Ekim 2010 tarihli röportajından önemli başlıklar

Kanal Avrupa, 10 Ekim 2010

•    Kaderde Allah’ın emrettiği bir olay Türkiye’nin lider olması. Bir çok aydın, hiç ihtimal vermeyeceğimiz, tahmin etmeyeceğimiz kişilerin hepsi, söz birliği etmişcesine ben Türk İslam Birliği olacak dedikten sonra iki yıldan sonra “evet Türkiye hakikaten lider ülke” dediler. Paramızdan, ekonomik gücümüzden mi kaynaklanıyor? Hayır. Manevi gücümüzden kaynaklanıyor.

•    Daha eskiden Marksistler, devlet içerisindeki bazı ideologlar, bazı kişiler kendilerinden çok emindiler. Darwinizm, materyalizm ve ateizmden çok emindiler ve dinin gerçekten hurafe olduğuna inanıyorlardı. Artık modern çağ geldi. Böyle şeylere ihtiyaç kalmamıştır diye düşünüyor, buna inanıyorlardı. Biz çıktık, “siz ne yaptığınızın farkında mısınız? Bilimselliği olmayan, putperest bir inanca, Sümerler’den kalma pagan bir inanca, bir yalana inanıyorsunuz farkında mısınız?” dedik. Bir de hepsinin üzerinde “din gerçek” dedik. Hepsi var dedik size ispat edelim dedik, Peygamberimiz (sav)’in dediklerini gösterdik, delilleriyle hepsinin kanaati geldi güçlerini kaybettiler bu suskunluğun nedeni bu. İddia Edilen Ergenekon örgütü çirkef bir örgüttür böyle muamele yaptırmazlar ama moral olarak çöktüler dinin gerçek olduğuna inandılar. O zaman örgütün moral sistemi, inanç sistemi de çökmüş oldu. Psikolojik olarak mücadele güçlerini kaybettiler. Bir profesör “siz bu başörtüsüyle uğraşırken bu adam alttan alta sistemi çökertiyor haberiniz yok” demişti. Materyalist sistemi kast ederek bunu söylemişti. Hakikaten dediği gibi oldu, tebrik ediyorum o profesörü. Hissetmiş demek ki.

(Yiğit Bulut’un Türkiye’deki ilerlemeyi yazdığı yazısı hakkında)
•    Yiğit Bulut tam delikanlıymış maşaAllah. Masaya güm diye 2 yıl önce vurduk, sesi Sibirya'dan geldi. Bütün yazarlara, fikir adamlarının hepsine büyük bir şevk, heyecan, kararlılık geldi. Çıt çıkmıyordu önceden. Ordu da gitti, yandık bittik filan diyorlardı. Baktılar en büyük güç olduk, ordu da çok güçlü, millet de çok güçlü. Moral güç önemlidir, şevk, heyecan önemlidir.

(Faruk Çakır’ın Risale-i Nur hakkındaki yazısı ile ilgili)
•    İlginç olan, hayret verici olan, Rusya'da benim kitaplarımın tamamı serbest. Her yerde satılıyor. Rus Devleti de alenen destekliyor. Resmi olarak da söylediler: “Fikirlerinizin yayılmasından memnunuz dediler. Bayağı hoşlarına gidiyor. Risale-i Nur’a da karşı olmazlar ama rahatlatan bir üslup kullanmak gerekir. Orada bazı kişilerin Risale-i Nur’u anlatmaları değil de bazı orjinal tavırlar göstermeleri mevzubahis. Gereksiz yere tedirgin oluyorlar. Rusya kıyamete kadar güçlü olsun. Rus miletti de kıyamete kadar sağlık içinde yaşasınlar, mutlu olsunlar. Bizim istediğimiz dindar olmaları, materyalizme karşı olmaları, Darwinizme karşı tavır almaları. Müslümanların Müslümanlığı rahat yaşamaları. Bazı şeylerden işkillenmiş olabilirler. Tamamen haksız görünmüyorlar, ama aslında öyle bir şey yok. Pratiğinde bakıldığında herhangi bir risk yok. Sathi, yüzeysel bakılırsa Amerikan yanlısı bir tehlike varmış gibi görülüyor. Pratikte incelendiğinde böyle bir şey olmadığını gördüm ben şahsen. Oradaki insanlar sıcak, sevecen insanlar. Belki Rusya’ya karşı sevgilerini daha iyi vurgulayabilirler. Rus milletine, Rusların güçlü olmasına dair isteklerini taleplerini daha iyi vurgulayabilirler. Biz hiçbir milletin yıkılmasını istemeyiz. İhya olmalarını isteriz, bunun iyi vurgulanması lazım yoksa onun dışında bir sorun olmaz.

(Fuat Sezgin’in bir röportajı hakkında)
•    Bunlar klasik yöntemlerdir. Harizmi şunu yapmıştır, El Cebir bunu yapmıştır, haritayı biz bulduk filan. Senin ecdadın bulmuş da sen ne buluyorsun şu an? Sen ezebiliyormusun fikren? Yeni buluşlar yapabiliyor musun? Sanat gücün, kültürel gücün var mı? Ona bakman lazım. Osmanlı dönemindeki ezilmenin sebebi bilim eksikliğidir, kültür eksikliğidir. Darwinizmin ayağı, kolu kırıldığı için felç vaziyette, o nedenle Müslümanların önü açıldı, nefes alabiliyorlar. Yoksa şu ana kadar perişan olurlardı. Büyük emek verdik, onun sonucunda oldu bu. Yoksa atalarımız geçmişte neler yapmışlardı, yok harita yapmışlardı, yok barut icad ettiler... Bundan etkilenmez adamlar. “Geçmiş geçmiştir” der adam, hali hazıra bakar. Müslümanın kaliteli olması lazım. Genç kızlar, delikanlılar kaliteli olacaklar. Hali tavrı, uslubu konuşması, kaliteli olacak.  Uyandılar işe ne yapmaları gerektiğine uyandılar. Müslümanların kaliteli, huyu suyu güzel, nezih, sevecen insanlardan oluşması gerekiyor. O zaman etkili olur Müslümanlar. Bu konuşmalar sonucunda netice alıyor değiller, netice bundan kaynaklanmıyor. Haber7.com, Darwinizmi savunuyor. Türkiye Gazetesi Darwinizm savunuyor, bu durumda sen yenilir, perişan olursun. Biz aldık adamların ellerinden. Aksiyon dergisi bile “Ne insan, Ne maymun” diye başlık attı. Aksiyon da pasif durumdaydı, Türkiye Gazetesi de öyleydi. Din adamlarını ele geçirmişlerdi. Büyük bölümünü. Büyük bölümü Darwinist, evrimci düşünceyi savunuyorlar sonuçta aynı noktaya çıkıyor dolayısıyla bam noktasından ezildikleri için böyle netice aldık. Yoksa böyle netice almamız mümkün olmazdı Allahualem. Risale-i Nur’a titizlik önemlidir. Onun dışında yeni çizgiler oluşturmak riskli olur, ama sadece onunla da netice alamazlar. Sadece onunla mümkün değil. Durum ortada. Bediuzzaman’ın yorumu ortada. “Mehdiyetle netice alınır” diyor. “Bir yönüdür” diyor. Risale için Hz. Mehdi (as)’ın yeni eserler hazırlayacağını, yeni bir çalışma şekli meydana getireceğini söylüyor. Türkiye'de Mehdiyetin gölgesini her yerde görüyoruz.

(Soner Yalçının yazısı hakkında)
•    [Müslüman bilim adamlarını ve İslami gelişmeleri bu coğrafyadan kim kovdu?] Darwin kovdu. Bakın tarihe, Darwin’in döneminden itibaren ani bir çökme başlamıştır. Yükselerek giderken, dimdik çökmüştür. Osmanlı aydınlarının büyük bölümünü ifsad etti Darwinizm.Sonucunda da gelişen olayları herkes biliyor.

(Mustafa Mutlu’nun CHP ile ilgili yazısı)
•    CHP hiçbir şekilde iktidar olmasın, sürekli muhalefette kalsın istiyor demek ki. CHP bunların yüzünden iktidar olamadı. Akıl verenler yüzünden CHP iktidar olamadı. CHP’nin her yükseldiği dönemde çeke çeke aşağı indirmişlerdir. Ne zaman iktidar olmaya bir adım atsa, mutlaka yakasına yapışırlar. Deniz Baykal ne zaman güzel bir şey yapsa, onun da yakasına yapışıyorlardı. Bir kaset olayı oldu, büyük bir olay haline getirdiler. Utangaçlığını da biliyorlar, mecbur ettiler istifaya ve istifa etti. Mecbur oldu sansasyon haline getirdikleri için. Hiç kimse muhatap olmasa sessiz sedasız geçiştirirlerdi.

(Hz. Mehdi, Mehdiliğini nasıl kabul edecek sorusu ile ilgili)
•    “Siz yetenekli bir insansınız, malum çok etkiniz oldu, biz de dünyada baktık samimi kanaatimiz olarak istişare ederek sizi uygun gördük, Müslümanların manevi lideri olun” diyorlar. İşte Mehdilik budur. “Ben net karar verdim, sensin” demiyor. Ortak kanaatimiz olacak, Müslümanların ortak kanaati olacak, Hz. Mehdi (as) olacak. Herkesin samimi kanaati gelecek. Kurtuluş için isabetli ve iyi olacağı söylenecek. Müslümanlar zaten o ruhta olacaklar onun liderliği altında toplanacaklar.

•    Her peygamber ayrı bir çile çekmiştir. Hazreti Eyüp (as)’ın çilesinin sinirsel, psikolojik bir ızdırap olduğu anlaşılıyor. Sebepsiz  bir sıkıntının onu kapladığı görünüyor. “Bana şeytandan bir azab dokundu” diyor. Allah “soğuk su iç, hareket et” diyor. Ve “yıkan” diyor. Üçü de sıkıntıyı ciddi şekilde hafifleten, azaltan şeylerdir. Allah onu bir mucize olarak meydana getiriyor, hakikaten ferahlıyor. Sadece o sıkıntısı değil ayrıca akrabalarını, çocuklarını kaybediyor, mallarını kaybediyor. Hz. Mehdi (as)’ın ne yönden imtihan olduğunu Allah ve o bilir, biz bilemeyiz. Klasik işkence anlamına gelmez. Klasik işkence kısa süreli olur zaten ama bunun dışında da karşılaştıkları zorluklar vardır, bildiklerimiz vardır bilmediklerimiz vardır. İnsanın içini biz bilemeyiz. Hz. Nuh (as)’daki kavminin hakaretleri, iftiraları ve alayları. Peygamberimiz (sav)’e suikastler, hakaretler, iftiralar olması, dedikodular olması. Bu insanlarda imtihanın şiddetini arttıran şey bu insanların ruh alış gücü. Onlarda normal insanlardan daha fazla oluyor. Bir çirkin söz bir başkasında hafif etki yaparksen peygamberlerde velilerde çok etki yapabilir. İftira, baskıya yönelik söz, şiddetli iç sıkıntısına sebep olabilir. Bir tıkırtı bir insanı rahatsız etmezken peygamberde çok yüksek etki yapabilir. Peygamberimiz (sav)’de bunu görüyoruz. “Neredeyse kendini helak edeceksin” diyor Allah, o kadar canı yanıyor. O kadar şiddetli etki yapıyor. Bir başkası işine bakar ama peygamberde çok şiddetli ızdıraba sebep oluyor. “Kalbinin daraldığını biliyoruz” diyor Allah ayette. Bu herhangi bir daralma değil. Sıradan değil, şiddetli bir daralma kastediyor. Hz. Musa (as), “Firavunun yanına gideceğim ama dilim tutuluyor, göğsüm daralıyor” diyor. Muazzam bunalıyor. Şiddetli bir ağrı. Çok şiddetli bir ızdırap oluyor, bir başkasında hafif olur, o onun imtihanı. Güzel ahlaklı bir insanın bir insanı kazara öldürmesi dehşetli ızdırap verir. Sıradan bir adam etkilenmez ama o mümin olduğu için çok şiddetli etkisinde kalıyor, çok büyük ızdıraptır onun için. Aranmanın sıkıntısı var. Sekiz yıl aranıyor, çok tehlikeli adamlar. Ellerine geçirseler feci şekilde öldürecekler. Sürekli gizlenmek çok zordur. Buna benzer bir çok imtihan çeşidiyle imtihan edilmişlerdir, bütün hayatları imtihanla geçer. Hz. Mehdi (as)’da da buna benzer bizim bilmediğimiz imtihanları olacaktır. Gördüğümüzde anlarız. Hz. Mehdi (as) bütün peygamberlerin özetidir bunu söylüyor Peygamberimiz (sav) hadislerde.

•    Ahit sandığı altın orana uygun yapılmış. Tevrat'ta geçen şekli ve verilen ölçülerine göre altın orana uygun. Bereket bulmak amacıyla yanlarında bulundurmuşlar. Götürürken her taraftan perdeyle saklıyorlar götürenlerin de halkın da görmemesini istiyorlar. Açıldığında kıvılcımlar saçıldığı söyleniyor. Özel bir yöntem, teknik kullanılmış. Açıldığında elektrik şelalesi çıktığı söyleniyor. Sandığın kapağı açıldığında. Allahualem yüksek voltajlı elektrik var gibi görünüyor. Museviler Kral Mesih’in gelişinden sonra çıkacağına inanıyorlar. Sandığı Kral Mesih, Hz. Mehdi (as) bulacak inşaAllah. Sandık görüldüğünde Hz. İsa (as)’ın da geldiğine inanacaklar. Hıristiyanların da inancı budur. Şam, Taberiye, İstanbul, Antakya, bunların hepsi sandıkla bağlantılı olarak doğru.

•    Nuhun gemisi: Cudi, dağ silsilesi demektir. Ağrı Dağı da dağdır, dağ anlamına geliyor zaten. O dağ silsilesi içindedir. Cudinin de içinde bulunduğu dağ silsilesinin içindedir. Cudi Arapça dağ demektir. Dolayısıyla bulunuş yeri de Ağrı Dağı da bir dağdır. Doğru yerde bulunmuştur yani. Her dağ için Cudi denir, hepsi Cudidir. Süphan Dağı da Cudidir, Everest de Cudidir.

(Peygamberimiz (sav) dünyanın ömrünün 7000 yıl olduğunu söylüyor, ama çok eski tarihli buluntular var. Bu nasıl oluyor, sorsuna cevap olarak)
•    Bir çok takvim vardır Maya takvimi, Miladi, Hicri takvim. Peygamberimiz (sav) kendisinden önceki, Hıristiyanlardan önceki kullanılan tarihe göre bir takvim belirtmiş. Belki Hz. İbrahim (as), belki Hz. Nuh (as) dönemini başlangıç alan bir takvim. Biz 2000 yılındayız diyoruz ama 30 bin yıllık resimler var. Ne biçim takvim bu dese, makul olur mu? Biz başlangıcı belirli bir takvimden bahsediyoruz. Peygamberimiz de 7000 yıllık bir takvimden bahsediyor başlangıcı belirli bir olay olan bir takvimdir.

•    Ashab-ı Suffa: Hz. Mehdi (as) da aynı şekilde onun da bir Ashab-ı Suffa’sı var. Küçük bir genç topluluğu. Sürekli Hz. Mehdi (as)’la birlikte hareket ediyorlar. Peygamberimiz (sav)’de olduğu gibi onlarda ailelerinden ayrılıyorlar. Sürekli cehd (ilmi mücadele) içerisinde oluyorlar.

•    Hz. Mehdi (as) deyince sadece o kişinin etinden kemiğinden bahsediyoruz sanıyorlar. Yüzlerce ana konunun özetlenmiş ismidir Hz. Mehdi (as). Tüm dünyanın güzel olması, kadınlara saygı gösterilmesi, herkesin Allah'ı çok sevmesi, Allah’tan korkması, Kuran’ı hakkıyla anlaması, diğer dinlerin mensuplarına sevgi göstermesi, saygılı olmaları. Hz. Mehdi (as) deyince bir kişinin saltanat süremesi değil, böyle birşey yok. Hz. Mehdi (as)’ın bir gücü yok. Hz. Mehdi (as)’daki gücü yaratan Allah’tır. Allah’ın görevlendirdiği her hangi bir kuludur Hz. Mehdi (as). Bazı insanlar şirk koşmaya kalkıyor, Hz. Mehdi (as)’ı Allah vesile ediyor. Allah bazen bir çalıdan da tecelli ediyor. Meydana gelecek sistem esastır.

•    Şeyh Nazım Hocamız yeni konuşmuş, 70 yıl kaldı diyor dünyanın sonuna. İnsanlar anlamazlıktan geliyor. İngilizce anlatıyor. Dünyanın pek çok yerinden talebesi var. Pek çok devletin bakanları, birçok prens, devlet adamları hep onun talebesidir. Onlara hitap ediyor. Amerika’dan, İngiltere’den Endonezya’dan, pek çok ülkeden talebeleri var. 70 yıl kaldı diyor ümmetin sonuna. Ondan sonra dinsiz nesil var, ondan sonra yok artık dinsiz nesil var diyor. Ama niye gizliyorsunuz Peygamberimiz (sav)’in açık hadislerini diyor. Niye anlamazlıktan geliyorsunuz diyor. Bir insanın gizlemesi için bir nedeni olması lazım. Gizlenmesi de büyük fitnedir.

•    Sungur Ağabey’in dünyanın son devriyle ilgili ve Bediüzzaman’ın “Hz. Mehdi (as)’ı sen göreceksin” konuşması hiçbir yerde yayınlanmadı. Hiçbir gazete yayınlanmadı ne Zaman ne diğerleri, hiçbir yerde yayınlamadılar. Seyyid Salih Özcan’ın da binlerce hatırası var. En önemli gördüğü, en hayati gördüğü konuyu anlatıyor, ama arkadaşlar ne yapıyorlar? En önemli konuyu haber yapmıyorlar. Biz de onların gizleyerek yaptıkları tahribatı ortadan kaldırmaya çalışıyoruz. Onlar 1 gizlerlerse biz 10 defa analtıyoruz.

•    Sanki benim konunun Hz. Mehdi (as) denen bir insanın ortaya çıkması, halk da diyecek ki Hz. Mehdi (as), o kadar. Sadece bu değildir Mehdiyet.  Hz. Mehdi (as), tüm dünyanın kurtuluşunun adıdır. Tüm dünyanın mutlu olmasının adıdır. Aklı başında bir insan tüm dünyanın kurtuluşu için gayret etmez mi? Müslüman Allah'ın rızasını hedefleyerek tüm dünyayı kurtarmaya gayret eder, bunun ismi Mehdiyet’dir işte. Başka isim istiyorlarsa, Kaim var, Sahib-i zaman var, çok fazla ismi var Hz. Mehdi (as)’ın. Dünyadaki huzurun, mutluluğun, sevincin özetlenmiş adıdır Mehdiyet. Adam erkenden işe gidiyor. Niye gidiyorsun diyoruz, para kazanmak için diyor. Niye para kazanmak istiyorsun diyorsun, ev kirasını ödeyeceğim, huzur içinde yaşamak istiyorum diyor. Biz ne yapıyoruz? Allah için gayret ediyoruz, saray gibi evde yaşayacakın, en güzel arabayı kullanacaksın, en yüksek maaşı alacaksın. Televizyonu açtığında terör, anarşi laflarını duymayacaksın, kan revan görmeyeceksin. Hatta trafik kazası haberi bile duymayacaksın. Hz. Mehdi (as) devrinde dev yollar olacaktır, trafik kazası bile olmaz. Trafik kazası olmasının nedeni nedir? Daracık yollar olması. Daracık yollarda cambaz gibi biri geliyor, diğeri gidiyor ve her iki şeritte de araçlar birbirini solluyorlar. Kaza illa ki olur.  Olmaması mucize olurdu. Neden bu. Hz. Mehdi (as) devrinde kaza olmaz çünkü dev yollar olacaktır. Allah dev yollara Kuran'da dikkat çekmiştir. İleride beyaz yollar da yapılacak, kim bilir nasıl bir madde, bayağı güzel olur. İnsanların varacakları son noktları işaret eder Allah. Biz bunları anlatırken insanların mutlu olacağı tüm sistemlerin tamamını savunmuş oluyoruz. Başka konu yok mu diyor, başka ne konu olur? Kuran vardır,  Allah sevgisi vardır, Allah rızası için yaşamak vardır, Peygamber sevgisi vardır, Kuran’ın hükümleri vardır ve tüm dünyanın mutluluğu ve kurtuluşu vardır.



 

28/5- Biz ise, yeryüzünde güçten düşürülenlere lütufta bulunmak, onları önderler yapmak ve mirasçılar kılmak istiyoruz.

•    Yer yüzünde güçten düşürülenler. Müslümanlar düşürüldü mü güçten? Düşürüldü. İşgal altındalar, eziliyorlar. Dünya hakimleri yapmak, her yere mirasçı olmanızı istiyoruz diyor Allah.

28/6- Ve (istiyoruz ki) onları yeryüzünde 'iktidar sahipleri olarak yerleşik kılalım', Firavun'a, Haman'a ve askerlerine, onlardan sakındıkları şeyi gösterelim.

•    Her yere hakim olsunlar diyor. En çekindiği şey ittihad-ı İslam, Türk İslam Birliği, o sakındıkları şeyi onlara gösterelim diyor Allah. Bütün Firavunlara, Hamanlara ve askerlere.

40/26- Firavun dedi ki: "Bırakın beni, Musa'yı öldüreyim de o (gitsin) Rabbine yalvarıp-yakarsın. Çünkü ben, sizin dininizi değiştirmesinden ya da yeryüzünde fesat çıkarmasından korkuyorum."

•    Bırakın beni diyor Musa'yı öldüreyim; Çakallık yapıyor artistik hareketler yapıyor. Çoktur sokak kavgalarında. İt kopuk bazen birisini dövmeye kalkar, koluna girerler, tutmayın beni falan diye bağırır. Orada herhalde saldırgan havası veriyor kendine. Sokak kavgalarında bırakın dağıtacağım falan derler, onu tutanlar da yapma ağabey elinden kaza çıkar falan derler.

•    Fesat çıkarmakla suçluyor. O devrin Mehdisi, Hz. Musa (as). O devrin psikopatı da Firavun. Yeryüzünde fesattan bahsediyor, Hz. Musa (as) barıştan kardeşlikten bahsediyor.

7/123- Firavun: "Ben size izin vermeden önce O'na iman ettiniz, öyle mi? Mutlaka bu, halkı burdan sürüp-çıkarmak amacıyla şehirde planladığınız bir tuzaktır. Öyleyse siz (buna karşılık ne yapacağımı) bileceksiniz."

•    Resmi ideoloji var Firavun devrinde. “Bir tane ideoloji, bir inanç vardır, hiçbir inanca açık değilim” diyor. Demokrasi falan yok. “Ben size izin verirsem inanabilirsiniz ancak” diyor. “Devlet size ne inanç dayatırsa, devletin gösterdiği inancın dışına çıkamazsınız” diyor. Komünistler de öyle yapar. Devlet, “şu andan itibaren hepiniz komünistsiniz başka bir şey savunamazsınız” der. İnsanlar “istemesem de mi?” derler, “evet istemesen de” der.

•    Firavunu ve çevresindeki insanların hepsini bu şehirden sürmeyi amaçlıyorsunuz diyor.  Amacınız siyasi. Dünya hakimiyeti peşindesiniz diyor.

7/124- Muhakkak ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi idam edeceğim."

•    Zamanın İddia Edilen Ergenekon Örgütü de bunlar. O çakallar domuz bağı yapıyorlar ya, bu çakallar da “toptan tenkil, hepinizi sallandıracağım iplerde” diyor. İddia Edilen Ergenekon Örgütü mensupları ne diyor? “Hepsini bir gecede asacağız” diyorlar. Firavunluk hiç değişmiyor. Çağlar geçiyor aynı şekilde devam ediyor.

7/127- Firavun kavminin önde gelenleri, dediler ki: "Musa ve kavmini bu toprakta (Mısır'da) bozgunculuk çıkarmaları, seni ve ilahlarını terketmeleri için mi (serbest) bırakacaksın?" (Firavun) Dedi ki: "Erkek çocuklarını öldüreceğiz ve kadınlarını sağ bırakacağız. Hiç şüphesiz biz, onlara karşı kahir bir üstünlüğe sahibiz."

•    Firavun kavminin önde gelenleri:  Yani onun yancıları, akıldaneler.

•    Musa ve kavmini bu toprakta (Mısır'da) bozgunculuk çıkarmaları, seni ve ilahlarını terketmeleri için mi (serbest) bırakacaksın: Bakın bir de baskı da yapıyorlar. Esir edip nefes aldırmayacaksın diyorlar. Hem inançlara müdahale ediyor, hem seyahat özgürlüklerini de kısıtlıyor. Gitmeyecek burada kalacaksınız diyor.

•    Aslında Hz. Musa (as) Firavuna bu yönde korkacağı birşey de söylemiyor. Adamın delilenmesinin nedeni Tevrat’ta geçen Hz. Mehdi (as)’la ilgili olan hükümlerdir. Allah orda Hz. Mehdi (as)’dan bahsediyor. “Bütün krallar senin ayağına gelecek” diyor Hz. Mehdi (as) için. Benim anladığım Allahualem, Firavun Tevrat’ı okumuş, detaylı biliyor. Hz. Musa “beni ve kavmimi, bizi bırak gidelim” diyor. Normalde işine gelecek bir şey bu Firavunun. Bir şey demiyor ki Hz. Musa (as) “senin topraklarına hakim olayım, burada kalayım” demiyor. “Allah’ın bize vaadettiği topraklar var”  diyor. “Vaadedilen topraklara gideceğim, beni bırak” diyor. “Yok bırakmam” diyor. O zaman korkunun nedeninin daha büyük olduğu anlaşılıyor. Dünya çaplı bir hakimiyetten korktuğu anlaşılıyor. Hz. Mehdi (as)’la ilgili hükümleri okuduğu için ondan korkuyor olabilir, bunu uygulayacak sanmış olabilir.

•    Hz. Musa (as), Hz. Mehdi (as) olmak için üç kez dua ediyor ama Allah ona peygamberlik görevi veriyor. Peygamberlik çok yüksek bir görevdir. Tabii dünya hakimiyeti de ona çok güzel gelmiş. Çünkü çok çaplı bir dünya hakimiyeti olduğu için onu istemiş Allah’tan. Firavunun korkusunun nedeninin bu oluduğunu görüyoruz. Firavuna söylüyor kahinler bir peygamber gelecek diyorlar ama kavmini alıp gidecek demiyorlar. Her yere hakim olacak diyorlar, karıştırıyorlar. Gerçekten peygamber gelecek ama hakimiyet peşinde olmayacak. Onla karıştığı için olan, aklı da gitmiş çakal tehditleriyle konuşuyor “asarım, keserim” şeklinde. Kabadayı hareketleri yapıyor “beni bırakın” falan diyor. Kahinlerin bilgisi de peygamberlerden aldığı bilgidir. Geleceği bilemezler. Genç biri gelecek, gelişecek, hakim olacak, bütün mülkü elinden alacak diyor. İki bilgi birbirine karışınca müthiş bir korku oluşuyor. Hz. Musa (as)’ın gerçek amacını bilse böyle psikopatlık yapmaz. Hepsi gitsin ister. Kalmalarını  istemez. Amacı sürgün zaten. O toprak peşinde. Birşey olacağını anlıyor, Allah “vicdanları kabul ettiği halde zülum ve büyüklenme dolayısıyla reddettiler” diyor. Küfür özelliği olarak vicdanen çok çok iyi anlıyor ama zülum ve büyüklenme, büyüklük hissi yüzünden kabul etmiyor.

•    Münafıklarda da bu vardır Hz. Mehdi (as)’ı anlar aslında ama o daha şiddetli bir duygu olduğu için kabul etmiyorlar. Peygambere de öyle yapıyorlar. Zulüm ve büyüklenme hissi nedeniyle öyle yapıyorlar.

•    Ahlaksızlık mayasına oturmuş. Büyüklenmede de tevazuyu itaati kabul etmez. Büyüklük hissini hissettiğim için rahatsız oldum asil bir çok duygu yok olur. Şevkat merhamet koruma hissi yok olur büyüklük hissi hepsinin üstünde olur o gözle bakınca tevil de eder, yalan da söylüyor. Abuk şeyler de konuşabilir. Nefsini kurtarma peşinde olduğu için. Ama Allah ayağına dolandırır.

•    Çok nadir rahat yaşayan genç kız vardır. Kızlar kızlardan çok çekinir bir laf sokacak dedikodu yapacak kıskanacak diye ödleri kopuyor. Çok kere gördüm diken üstünde oturuyorlar. Teyakkuz halinde iltifat eder, kuşkulanır, küçük düşürmek kastıyla olduğundan şüpheleniyor. Bir anda kinleniyorlar birbirlerine, onun dost olmadığını anlıyor. Kısa bir sevgi gösterisiyle muhabbete çevirebilir. Dostluğa çevirebilir bir anda düzelmez ama iki dostluk gösterisiyle, çözülür. Allah iyilik yap, çözülür diye ruhunda olduğundan bahsediyor. Kötülüğe kötülükle karşılık verilmez.

•    Münafık güruh ayrılmıştı bizden ama böyle iftiralar atarak gazetecilere haberler gönderdiler “aleyhlerine şahitlik ederiz” filan diye. Bizim evimize de silahlı baskınlar yaptılar. Allah o beladan pislikten bizi kurtardı, gittiler. Bunlar sonra Sungur Ağabey’in yanına gitmişler, ona  “bizi kurtarın” dediler, “size tabii olduk” dediler. O da hüsnü zan etti onlara iyi niyetinden. Ağabeyimizi tenzih ederim tabi, bana birisi gelse, “Mesela Mahmut Hoca'nın yanından geliyorum veya Şeyh Nazım'ın yanından geliyorum, çok tehlikeli adam” dese, “kötü adamdı onun yanından Allah bizi kurtardı senin yanına geldik” dese, suratına tükürür, dolu dolu sözler söyler gönderirim. Bu kadar. Ama hocamız bunu benim usulle yapamaz tabii de, bir şekilde inanmış kabul etmiş onları. Ona da akıl almaz kahpelik yaptılar, sokağa atmaya kalktılar, üstüne gittiler, çocuklarla gittim akşam hocamızın yanına “ölmek üzere hemen git” dediler. Öyle psikolojik tazyik yapmışlar ki manen çökertmişler. Bunadığını filan söylediler haşa. “Hocam sen Allah’ın velisisin, emanetisin bize. Mehdiyet devrinde görevlisin, sen ölmeyeceksin, görevini yapana kadar veli insanlarda bunama olmaz” dedim. Birden açıldı, acayip açıldı fırtına oldu, Rusya’ya filan gitti, çok canlandı. Münafık bir yerden bir yere geldiğinde Müslümanlar kabul etmemeliler. Münafığın şakası olmaz bir kere kahpelik yapan bin kere kahpelik yapar.

•    Sungur Ağabey’in bu dediği de kapatılıyor. Benim iddiam yok, istiyorlarsa evden de çıkmayayım. Benim bir zorum yok. Bu kişi Hz. Mehdi (as) desinler diye bir isteğim yok. Özgür, sıcak, sevecen, mutluluk dolu bir dünya sunsun netice oluştuktan sonra şahıs niye önemli olsun benim söylediklerimi iyi takip etsinler kimseye verilecek hesabım yok. Çökecek sistemlerim, holdinglerim de yok, hiçbir şeyim yok. Dolayısıyla benim düşüncelerim, anlatımlarım hadise ve Kuran’a dayanmış ve samimiyim. Fethullah Hocamızı orada esir aldılar adeta, Risale-i Nur külilyatından taviz vermek için ortaya çıkan adamlar var. Gerçekten ispatlı anlatıyorum gerçekten kıyamet yakın, ben ortadayım, kıyamete inanacaksınız İslam hakimiyetini görünce.

•    Bunlar hurafe filan değil. Ne ben ne benim etrafımda hurafeye insan yok. Bunlar hepsi uyanık, dünyanın her şeyini görmüş insanlar. Bizde hurafeye inanacak adam yok aralarında. Kuş gibi adam yok bizde. Ama adamlar ne Sungur Ağabey’i dinliyorlar, ne Salih Özcanı dinliyorlar, önem vermiyorlar. Bu harika bir durum, ama Nur talebeleri vicdanlı akıllı çocuklardır, müstakil vicdanla samimi karar versinler, beş on kişiye esir olmaya gerek yok, akılcı baksınlar.

2010-10-11 18:37:59
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top