11 Ekim 2010, Adıyaman ASU TV
(Mustafa Özcan'ın yazısı hakkında)
• Bak bu halis, hakiki Nur talebesi işte. Böyle olacak delikanlı, bayağı samimi, bir tek Allah’tan korkuyor. Hakkı açık açık söylüyor. Nur talebelerinin % 99.99’u mükemmeldir ama beş on kişilik bir büyücü takımı var, onlara da Allah hidayet versin, doğru yolu bulurlar inşaAllah.
(Ayşe Arman’ın korkularla ilgili yazısı hakkında)
• Ayşe Arman dünkü konuşmamızı dinlemiş, çok hoşuna gitmiş demek ki. Ayşe bayağı samimidir, bayağı zeki kızdır. Daha böyle tam tanınmadığı dönemlerde bize gelmişti Ortaköy’deki eve. Herkes gitti bir tek o kaldı, ben onunla uzun uzun konuştum, tam giderken hiç ummadığım bir hareket yaptı, geldi yanağımı sıktı. Çok yaman bir kız. “Gel görüşelim” dedim, “yok sen gel bizim kampüsteki odama gel orada sohbet edip konuşalım” dedi. Şimdi biz oraya gitsek olay olur baktım pek olacak gibi değil. Pek görüşemedik ama içi sevinç dolu, hakka, hayıra açık bir kızdır. Dikkat edersen öyle abuk subuk konulara pek girmez. Rahatsız edici üsluplara pek girmez. Tabii hatalı, eksik uslupları oluyor ama genellikle samimidir, dışa dönük, neşeli, hayat dolu bir kızdır.
• Ümitsizlik en dehşetli bir hastalıktır ki, İslam aleminin kalbine girmiş. İşte o ümitsizliktir ki bizi öldürmüş gibi, batıda bir-iki milyonluk küçük bir devlet, doğuda yirmi milyon Müslümanları kendine hizmetkâr ve vatanlarını sömürge hükmüne getirmiş. Hem o ümitsizliktir ki, yüksek ahlâkımızı öldürmüş, halkın menfaatini bırakıp kişisel menfaati dikkatimizi hasrettirmiş. Hem o ümitsizlik ki, manevi kuvvetimizi kırmış. Az bir kuvvetle, imandan gelen manevi kuvvetiyle doğudan batıya kadar istilâ ettiği halde; o harika manevi kuvveti, ümitsizlikle kırıldığı için, zalim yabancılar dörtyüz seneden beri üçyüz milyon Müslümanı kendilerine esir etmiş. HATTÂ BU ÜMİTSİZLİK İLE BAŞKASININ LÂKAYDLIĞINI VE GEVŞEKLİĞİNİ KENDİ TENBELLİĞİNE ÖZÜR ZANNEDİP "NEME LÂZIM" DER, "HERKES BENİM GİBİ BERBATTIR" DİYE İMANDAN GELEN YİĞİTLİĞİ TERKEDİP İSLAM’A HİZMET ETMİYOR. Madem bu derece bu hastalık bize bu zulmü etmiş, bizi öldürüyor; biz de o katilimizden kısasımızı alıp öldüreceğiz... kılıncı ile o ümitsizliğin başını parçalayacağız... hadîsinin hakikatıyla belini kıracağız inşâAllah.
• ÜMİTSİZLİK; ÜMMETLERİN, MİLLETLERİN "KANSER” DENİLEN EN DEHŞETLİ BİR HASTALIĞIDIR. VE İYİLİKLERE MANİ VE HAKİKATINA MUHALİFTİR; KORKAK, AŞAĞI VE ÂCİZLERİN GÜNAHIDIR, BAHANELERİDİR. İslam’dan gelen yiğitliğin aslı değildir. (Hutbe-i Şamiye, sf. 49,50)
• Kafası deccalin üfürümüyle büyülenmiş, deccalin hipnozuna kapılmış, manyetik alanın etkisine girmiş, ruh gücü kırılmış kişilere hitaben diyor ki Bediüzzaman; Deccaliyet insanlara ümitsizliği veriyor, İslam ümmetine psikolojik bir darbedir bu. En dehşetli hastalık budur diyor. Küçücük bir devlet oluyor, koskoca bir İslam alemini sömürgü haline getiriyor. Koskoca İslam alemi kendi aralarında mezheplere bölünmüşler, birbirine düşmüşler, perişan halde yaşıyorlar. Diğer kardeşlerimiz de gözyaşları içinde seyrediyorlar. Yüksek ahlak ümitsizlikle birlikte olmaz diyor. Yani insanlar genel olarak ittihad-ı İslam, Türk İslam Birliği düşünceceğine kendi kişisel menfaatinin peşine düşmüş ailesinden kalacak mirasın, açacağı dükkanın, tehlikeden uzak yaşamanın peşinde. “İttihad-ı İslam’dan neden bahsetmiyorsun?” diyoruz, “Mümkün mü? Olacak iş mi?” diyor. Hz. Mehdi (as)’dan bahsediyorsun, “bırak şimdi fikir jimnastiği o bir teori olsa nasıl olurdu” anlamında diyor. “Adetullah'a münafi, İslam nasıl hakim olsun?” diyor. “Küfür hakim olur mu?” diyorum, “olur tabii niye olmasın” diyor. “İslam’ın hakim olması Adetullaha münafi” diyor. Daha önce Müslümanlar azdılar, para kuvvetiyle değil, imandan gelen manevi kuvvetle. Bazı hocalar “bol para kazanın, İslam’a hizmet öyle olur” diyorlar. Bunlar bol para kazanınca semiriyorlar, dört kat ense ile ailesine daha iyi imkan, çocuğuna daha iyi imkan derken kendi işine bakıyor. İttihad-ı İslam’ı da hiçbir şekilde istemiyor. Bu güzel dünyaya hakim olacak kuvvetini ümitsizlikle kırdığı için Müslümanlar, zalim olan bazı yabancılar bir buçuk milyar Müslümanı esir ettiler. Afganistan’da esir etmişler. Adam tecavüz ediyor, asıyor, kesiyor, kimse bir şey diyemiyor. Irak’ta da öyle.
• Çok fazla lakayt insan var. Adam uyuyor. Canlı, aktif, mücahit ruhlu adam yok. “Neme lazım” diyorlar. “Bir tek ben miyim?” diyor. Bazı tipler vardır “elalemin enayisi ben miyim” diye mantıksızca konuşur. “Herkes berbat, bitmiş, kıyameti bekliyoruz” diyorlar. Nur talebelerine de öyle öğretiyorlar. “Yok artık İslam hakim olmaz, artık kıyamet bekliyoruz. Hz. Mehdi (as) da geldi, Hz. İsa (as) da geldi, artık bitti. Bizim yapacağımız bir şey yok, Avrupa’da bir iş bulabilirsek tamam. İslam da hakim olmaz” diyorlar. “Ümitsizliği öldüreceğiz biz” diyor Said Nursi. “Ahir zamanda İslam’ın dünya hakimiyeti, Hz. Mehdi (as)’ın gelişi ve Hz. İsa (as)'ın inişiyle ilgili ayet ve hadislerle yapacağız bunu” diyor. Bu konuda çok fazla ayet ve hadis var.
• Ümitsizlik, “İyiliklere, güzel bir şey yapmaya, hayır yapmaya, güzellik yapmaya manidir” diyor. “Hakikat olan şeylere muhaliftir” diyor. Korkak aşağılık ve acizlerin günahıdır ve bahaneleridir diyor Bediuzzaman böyle adamlara. Bahanedir diyor.
• Acaba geleceğe karşı iman ehli ve İslâm için böyle maddî ve manevî ilerlemelere vesile ve kuvvetli, sarsılmaz sebepler varken ve demiryolu gibi gelecek saadetine yol açıldığı halde, nasıl ümit kesip ümitsizliğe düşüyorsunuz ve İslam aleminin manevi gücünü kırıyorsunuz? VE YEİS VE ÜMİTSİZLİKLE ZANNEDİYORSUNUZ Kİ, DÜNYA HERKESE VE YABANCILARA YÜKSELME DÜNYASIDIR, FAKAT YALNIZ ÇARESİZ MÜSLÜMANLAR İÇİN GERİLEME DÜNYASI OLDU DİYE PEK YANLIŞ BİR HATAYA DÜŞÜYORSUNUZ.
• Madem olgunlaşma arzusu kâinatta insan fıtratına konmuş. Elbette beşerin zulüm ve hatasıyla başına çabuk bir kıyamet kopmazsa; gelecekte hak ve hakikat, İslam aleminde insanoğlunun eski günahlarına keffaret olacak bir dünyevi saadeti de gösterecek inşâAllah… (Hutbe-i Şamiye, sf. 42,43)
• Bediuzzaman, ileri ki yıllar için her şey oluşmuş, hayır yönde ilerlememiz için her şey ortada, ahir zaman alametleri çıkmış Müslümanlar birbirlerini seviyor, bağlanma imkanları artmış siyasi gelişmeler tamam. İnternet, televizyonlar, hepsi var. Demir yolu gibi yolu da açık diyor hiçbir engel yok diyor İttihad-ı İslam için. Müslümanların şevkini, gücünü nasıl kırıyorsunuz diyor Bediüzzaman. Küffar gelişebilir, masonlar gelişebilir, komünistler gelişebilir diyorsunuz fakat yalnız çaresiz Müslümanlar için gerileme dünyası olur diye söylüyorsunuz diyor Bediuzzaman. Aylardan beri söylediğimizin aynısını söylüyor. Küfür hakim olur Müslüman olmaz diyorlar Bunları da hoca diye millet başına taç yapıyor.
• Gelişme, kaliteli olma, iyi olma arzusu, insan ruhunda var. Hz. Mehdi (as) konusunda da bunu söylüyor Bediuzzaman. Hz. Mehdi (as)’ın ve seyitler cemaatinin bu vazifesini bekliyoruz diyor. Beşer bütün bütün şaşmazsa diyor.
• Yalancılık yapmayın. Benim adıma yalancılık yapmayın, sahtekarlık yapmayın, şahsı manevi olmadığı halde bu iddiayla ortaya çıkmayın, Hz. Mehdi (as) gelmediği halde, geldi bitti demeyin. Hz. İsa (as) gelmediği, Hıristiyanları Müslüman yapmadığı halde geldi demeyin diyor.
• YAŞASIN DOĞRULUK! ÖLSÜN ÜMİTSİZLİK! Muhabbet devam etsin!. Şûra kuvvet bulsun!.. BÜTÜN KINAMALAR VE DARGINLIKLAR VE NEFRET, HEVA VE HEVESE TÂBİ OLANLARA OLSUN. Selâm ve selâmet Hüda'ya tâbi olanlar üstüne olsun. Âmîn… (Hutbe-i Şamiye, sf. 67)
• Birbirinize dargın olmayın, küsmeyin diyor. Gereksiz, küçük düşürecek tarzda birbirinize bir şeyler söylemeyin. Keyif için adamı ezmek amacıyla yapılan konuşmaları kastediyor yoksa emri bil maruf nehyi anil münker farzdır. Cemaatler partiler birbirlerini sevsin. Onlarda kalsın ayrılık sizde kalmasın.
• "İnsanda en mühim ve esaslı bir his, korku hissidir. Aldatıcı zalimler, bu korku damarından çok istifade edip onunla korkakları gemlendiriyorlar. Bunlar avamın ve bilhassa ulemanın bu damarından çok istifade ediyorlar, korkutuyorlar, evhamlarını tahrik ediyorlar... Aynen onun gibi, çok ehemmiyetsiz evhamla çok ehemmiyetli şeyleri feda ettiriyorlar. Hattâ, bir sinek beni ısırmasın diyerek, yılanın ağzına girer. Mektubat, Sayfa 403
• İnsan sevme ve korkma duygularına hakim. Bu iki duygu çok güçlü ruhunda. Bu duyguyu ya insanlara verecek, ya Allah’a yöneltecek. Herkesten korkuyor adam. Babasından, arkadaşlarından, korkuyor. Bir yere gidiyor, korkuyor. Lokantaya gidiyor, korkuyor. “Bu dehşetli bir beladır” diyor. “Korkunca kurtulamazsın” diyor. “Sadece Allah’tan korkun, sevecekseniz sadece Allah’ı sevin, insanları severken de Allah’ın tecellisi olarak, ona niyetle sevin” diyor. Bazı korkak hocaları it gibi kendi çizgilerine getiriyorlar. Tam onların istedikleri gibi oluyorlar. Ne istiyorlarsa yaptırıyorlar. Halkı da korkutuyorlar. “Ezeriz sizi asarız keseriz” diyor halk korkuyor. Mısır’da geliyorlar, “bir şey derseniz hapse atarız” diyorlar, adamlar bir şey diyemiyor.
• Bakıyorlar ki din alimlerinin bir kısmı, bayağı korkak. “Bizim dediğimiz gibi konuşacaksın yoksa seni rezil ederiz” diyorlar, onlar da “emredin ne diyorsanız yaparım” diyor. Diyorlar ki “sen ittihad-ı İslam, Türk İslam Birliği’nden bahsedersen 28 Şubat’ın beterini yaparız. Sakın ne İslam Birliğinden, ne birleşmeden, ne Türkiye’nin büyük devlet olmasından bahset. Sen namazını kıl, zekatını topla, camiye git, ne yapıyorsan yap” diyorlar. Bir çok hocayı korkuttular. Bir çok hoca alenen korktu. Hapsedilme korkusu, mahkemeye verilme korkusuyla uçup gittiler. Gittikleri yerde de korkuyorlar. Fettullah Hoca’yı tenzih ederim onun gitmesi zaruriydi. Hiçbir şey yok. Ne olur hapsolsan? Kanuna, hukuka uygun davran ama buna rağmen hapsoluyorsan, şanın şerefin olur, ne olur yani? Bunun korkusuyla gidip akılsızca en beterine gidiyorlar. En aşağılık adamların dizinin dibine gidip orada yaşıyorlar.
(Hasan Pulur’un Yazısı hakkında)
• Dedem anlatacak konu bulamıyor, sıkılıyor, biri bir laf atıyor. Bunlar aslında konu bulma sıkıntısında oluyorlar. “Her gün bir yazı yazacaksın” diyorlar köşende, adam bıkıp usanıyor. Senelerce yazmış. Otuz-kırk sene, elli sene yazmış, bıkıyor. Biri bir yazı yazmış bundan bir şey çıkar deyip onunla ilgili bir şey yazıyor işte. Bir kere cami imamları herkesten çekinen, garip, mazlum insalardır. O mahallenin en çekingen, en mazlum insanlarıdır. Sana ne zararı olur bunların? Zaten çekiniyor. Mümkün mertebe bu konulara girmeyen insanlar. Diyanet İşleri Başkanının işaretini mi bekliyorlar ki, zaten anlatacaksa anlatır. Ufacık bir konuda bile Müslümanları ürkütmeye kalkan, onların havf damarını ürkütmeye kalkan bir uslup kullanırlarsa insanları tedirgin ederler, ayıp ederler. Amaç buysa, bu yazılar fazla fazla yeter. Onları tedirgin edip susmalarını istiyorlarsa, korkacak olan, bir kişi bile yazsa korkar. Korkmayacak olan da yine devam eder. Ayrıca Diyanet İşleri Başkanı söylese de söylemese de anlatacaksa anlatır. Bana talimat mı verdi Diyanet İşleri Başkanı? Takar mıyım ben o yazarların yazılarını? Bir kısım da havadan nem kapar. Bir bakıyorsun adam ayakkabısını bile bırakıp kaçmış, sonrada gittikleri yerden Mehdiyiz, evliyayız diyorlar. Nasıl oluyor böyle korkak Mehdiler? Höt deyince uçuyor anında, bir de Mehdiyiz diyorlar. Böyle mehdilik olmaz. Zaten Hz. Mehdi (as), Mehdiyim demez. Hz. Mehdi (as) öyle şeylere meraklı değildir. Onun derdi günü İslam’ın hakimiyetidir. Onun amacı Allah’ın rızası ve ahirettir. Dünyada ne var? Ne sunacaklar Hz. Mehdi (as)’a çıksa? En alası saray sunarsın. Benim bildiğim bir çok insan orada yaşamak istemez, kendi evi daha güzel, daha sıcak gelir. Dünyada elde edemeyeceği ne var? Onun için Hz. Mehdi (as) olmasına ne gerek var? Bunların hepsini elde edebilir. Güzel eşya, güzel insanlar, güzel ev, güzel kıyafet elde eder. Bütün ömrünü insan ileriki yaşlarına kadar hizmete, İslam’ın hakimiyetine adar mı? İleriki yaşlarında da genç olacak Hz. Mehdi (as). Hadislerde öyle diyor. Niye ömrünü bu kadar hasretsin? Sırf kırk yılını tebliğe ayırıyor. Hz. Mehdi (as)’ın alacağı zevk, şeytanı, deccali fikren boğmaktır. Bundan zevk alır Hz. Mehdi (as).
(Numan Kurtulmuş'un "ne Ak Parti gibi ne Saadet Partisi gibi olacağız açıklamasıyla ilgili)
• Nasıl olacak o zaman? Ne Ak Parti ne Saadet olacaksa? Ne var ne yok gibi. Ne sağcıyız ne solcu gibi, olur mu öyle şey? Bir şeye benzeyecek yani. Neden ibaretmiş onu anlatsın, ahlak anlayışını anlatması lazım. Numan Kurtulmuş vefa nedir, sadakat nedir, şefkat nedir, bunları aydınlatsın kardeşimiz. Onun biz iyi olmasını istiyoruz. İyi olursa, iftihar ederiz. Daha ilk uygulamasında gitti Taha Akyol’un ellerine yapıştı, “emret ne istiyorsan yapacağım” havası verdi. Taha Akyol, Aydın Doğan, Fatih Altaylı dedin mi, malumdur bu şahıslar. Senin ne işin var orda? Sen nasıl talimat alıp da Saadet Partisi gibi bir partiyi yönetmeye kalkıyorsun, inanılır gibi değil. Başka görüşte birisi gitse anlarım. Bunların hepsi Saadet Partisi aşığı kesildi bir anda. Bakıyorsun Taha Akyol, Fatih Altaylı hepsi Saadet Partili. Ne oldu bir hafta içinde? Hepsi parti değiştirdi. Nereye kadar? Numan Kurtulmuş’u tamamen kontrolleri altına alıncaya kadar. Yeni devşirmesi de Aydın Doğan’ın, kendince uyanıklık yapıyor; "Saadet Partisi şu işe yarar, Ak Parti’deki cemaatlerin, derneklerin oylarını kendine çeker ve kendi yoluna ayrı devam eder. Saadet de devam eder" diyor, kendi kafalarınca otuz kuş vuracaklar bir taşla. Ak Parti’yi, Saadet Partisi’ni de bölmüş olacaklar. Üç tane etkisi olmayan parti meydana getirecekler. Uyanıklığa bak hem Ak Parti, hem Saadet Partisi bitecek, onun partisi de bir işe yaramayacak. Saadet Partisi bayağı bir güçlenecek fikir partisidir, Ak Parti yoluna devam eder, dindarların bayağı bir bölümü onları desteklemeye devam eder, Aydın Doğan’ın ekibini de kimse kaale almaz. Onların dediği hiçbir şey çıkmıyor, ama benim dediğim her şey çıkıyor arada bir fark var.
•Mehdiyetin Teori olduğunu iddia eden nur talebesi cahil kardeşime açıklıyorum:
• 657 hadis var müjdeleyen Hz. Mehdi (as)’ı.
• 389 hadis, adı ve babasının adına uyar hadislerinin toplamı
• 48 en çok Resulullah (sav)’e benzeyen kimsedir diyen hadisler
• 21 yüzünü tarif eden hadisler
• 214 Hz. Mehdi (as), hz. Ali soyundan geldiğini belirten hadis sayısı
• 192 Hz. Mehdi (as), Hz. Fatma evlatlarından diyen hadis
• 123 Hz. Mehdi (as)’ın adaletle dolduracağına dair hadis
Fikir jimnastiğidir diyor adam utanmadan
• 10 Hz. Mehdi (as) iki kez kaybolacaktır diyen hadislerin sayısı
• 318 Hz. Mehdi (as) uzun ömürlü olacağını belirten hadislerin sayısı
• 8 Hz. Mehdi (as) genç görünümlü olacak diyen hadislerin sayısı
• 14 Hz. Mehdi (as)’ın gizli doğacağı ile ilgili hadis sayısı
• 10 Herhangi bir tarikata, şeyhe biat edip bağlanmış olmayacaktır diyen hadislerin sayısı
• 19 Şirkten temizleyecektir diyen hadislerin sayısı
• 47 Hz. Mehdi (as) manen dünyaya hakim olacak diyen hadislerin sayısı
• 4 Hz. Mehdi (as) Allah’ın düşmanlarını fikren etkisiz hale getirecektir
• 7 teberruken Peygamberimiz (sav)’in kılıcını kuşanacaktır diyen hadislerin sayısı
• Beden yapısı ile ilgili 30 hadis
• Zühtü ahlak ve takvası ile ilgili 4 hadis
• Adaleti ve onun döneminde emniyetin yaygınlığı ile ilgili hadislerin sayısı 7
Mükemmel bir fikir jimnastiği yapmış diyor. Sungur Ağabey olsun, diğer ağabeyler olsun, böyle tiplere karşı suskun kalmasınlar. Biz ağabeylerin dikkatini çekelim. Bunlar anormal bir şeye girmişler.
• 5 Hz. Mehdi (as)’ın ilmi ile ilgili hadislerin sayısı
• 13 Hz. Mehdi (as)’ın cömertlik ve bağışı ile ilgili hadislerin sayısı
• Şiddetli bir imtihandan sonra Hz. Mehdi (as)’ın zuhur edeceği ile ilgili hadislerin sayısı 24
• Büyük depremler, felaketler, acılar, kan dökülmesi, terör, anarşi, ondan sonra.
• İsa Mesih’in onun arkasında namaz kılacağı ile ilgili hadislerin sayısı 25
• Sırf bu konuyu Peygamberimiz (sav) 25 hadisle bildiriyor
• Zuhurun öncesindeki durumla ilgili hadislerin sayısı 37
• Çok fazla günaha girileceği, o zamanda fitne olacağıyla ilgili hadislerin sayısı 38
• 12 deccalin çıkacağı ile ilgili hadislerin sayısı
• 17 Hz. Mehdi (as)’ın çıkacağı yerle ilgili hadislerin sayısı. İstanbul’da çıkacağına ilişkin çok fazla hadis var.
• Bütün dünyayı Hz. Mehdi (as)’ın fethetmesi 12
• Bütün milletlerin İslam ahlakında toplanması 7
• Yeraltı hazinelerinin bulunması ile ilgili hadislerin sayısı 10
• Bereketlerin açığa çıkması ile ilgili hadislerin sayısı 12
• 313 kişilik talebe ile ilgili hadislerin sayısı 25
• Yeryüzüne Adalet gelmesi ile ilgili hadislerin sayısı 129
• Hz. İsa (as)’ın ikinci kez dünyaya gelmesi, Hz. Mehdi (as)’ın arkasında namaz kılması ile ilgili hadislerin sayısı 29
• Deccalin etkisiz hale gelmesi ile ilgili hadislerin sayısı 6
• Süfyanı fikren yenmesi ile ilgili hadislerin sayısı 2
• Yeryüzünün bayındırlaşması ile ilgili hadislerin sayısı 5
• Ashabının faziletleri ile ilgili hadislerin sayısı 14
• Ashabının kuvvetleri ile ilgili hadislerin sayısı 5
• Talebelerinin yetenekleri ve üstünlükleri ile ilgili hadislerin sayısı 5
• Yiyeceği içeceği ile ilgili hadislerin sayısı 4
• Davet ettiği şeyler ile ilgili hadislerin sayısı 7
• Mehdinin çıkışını beklemenin fazileti ile ilgili hadislerin sayısı 23
• Adamlar örtbas etmeye çalışıyor, Peygamberimiz (sav) 23 hadis vermiş
• İmamlığını İdrak etme ile ilgili hadislerin sayısı 10
• Hz Mehdinin Görünmediği dönemde inananların fazileti ile ilgili hadislerin sayısı 23
Biraz da geçerek okudum hızlı olsun diye çok fazla hadis var inşaAllah.
(HSYK üyelerinin istifa etmeleri konusuyla ilgili olarak)
• Bu yeni referandumdan sonra alınan tedbirlerle daha demokratik, daha tabii, daha güvenli bir sistem oluşturuyorlar. Orada hakimler hakimleri seçecektir, biz de ona razıyız. Daha çok hakim seçecek bu çok önemli. Beş altı kişi seçeceğine elli kişi seçsin, yüz kişi seçsin daha güvenli olur daha güzel olur. İstifaları da kendi seçimleridir. Hakları varsa görevlerine devam eder yoksa emekli olurlar. Su mecrasında normal akıyor, anormal olan bir şey yok.
(Sızıntı dergisinin Eylül 2010 sayısında kurtuluş için çağrılan tek bir kişiden bahsedilmesi)
• Dünyayı kurtaran, dünyayı ateşten, cehennemden kurtaran tek bir kişi olmasını remz etmişler. Sizlere demiyor, sana diyor. Hz. Mehdi (as) çok çile çekecektir. Tehlikenin içine gir, dal diyor. Materyalistlerle ateistlerle göğüs göğse bir mücadeleye girecek çekinmeyecektir. Ateşi söndürecek gerekli tedbirleri al, herkesin ümidi sende diyor. Hz. Mehdi (as)’a ithaf edilmiş bir şiirdir. Sızıntı’da sık sık çıkar böyle.
4/20- Bir eşi bırakıp yerine bir başka eşi almak isterseniz, onlardan birine (öncekine) yüklerle (mal ve para) vermişseniz bile ondan hiç bir şey almayın. Ona iftira ederek ve apaçık bir günaha girerek verdiğinizi alacak mısınız?
• Hanımızdan boşanır da bir başkasıyla evlenmek isterseniz diyor, kadına verilen para alınmaz diyor. Evde verdiyseniz, mücevher herhangi bir şey de verdiyseniz alınmaz, Müslümanlıkta bu yok. Bahane bularak verdiklerinizi almayın diyor kadını koruyan yüzlerce hükümden biridir. Kadına verilen ev araba filan hiçbir şekilde alınmaz, bilhakis daha da fazlası verilir. Arkadaş olmuş, dost olmuş, yakın olmuştunuz, nasıl olur da geri alırsınız diyor Allah. Sen ömür boyu birlikte olacağım, seni destekleyeceğim, her konuda, iyi günde de zor günde de sana yardımcı olacağım demişsin. Allah onu anlatıyor. Nasıl alırsınız diyor. Alınmaz diyor.
4/22- Kadınlardan babalarınızın nikahladıklarını nikahlamayın. Ancak (cahiliyede) geçen geçmiştir. Çünkü bu, 'çirkin bir hayasızlık' ve 'öfke duyulan bir iğrençliktir.' Ne kötü bir yoldu o!...
• Üvey annenizle evlenmeyin diyor Allah. Cahiliyede yaptığınız önemli değildir diyor Allah. Manevi annesiyle, üvey annesiyle evlenemez bir insan diyor. Avrupa’da filan adamlarda hiç öyle bir konu yok, bayağı ferahlar.
19/12- (Çocuğun doğup büyümesinden sonra ona dedik ki:) "Ey Yahya, Kitabı kuvvetle tut." Daha çocuk iken ona hikmet verdik.
• Yani Kuran’ı, İslam’ı çok sıkı muhafaza et. "Ey Mehdi," asrımıza bakan yönüyle. O devir için Hz. Yahya (as)’a hitap ediyor, ilk başta Tevrat’a tabiiydiler sonra İncil’e tabii oldular. O zamanki hak kitaba tabii olmalarını söylüyor. Kuran’a sahip çık, kararlılıkla savun anlamına geliyor. Daha çocuk iken ona hikmet verdik diyor Allah Hz. Yahya (as) için. Derin ve hikmetli konuşuyor ebcedi 2068. Dünyaya tam İslam’ın hakim olduğu yıllardır.
19/13- Katımızdan ona bir sevgi duyarlılığı ve temizlik (de verdik). O, çok takva sahibi biriydi.
• Sevgi duyarlılığı. Hz. Yahya (as) sevgiyle dolu, coşkun bir sevgisi var her şeye karşı içinde. Coşkun bir sevgi var. Çok temiz, olağan üstü temiz bir insan. Kuran’ın, dinin hükümlerine o devirdeki kitabın hükümlerine çok titiz. Asrımıza bakan yönüyle Hz. Mehdi (as)’a da sevgi gücü ve temizlik verildiği anlamına geliyor. Ve dinin hükümlerine karşı titiz bir insan olduğunu gösteriyor.
19/14- Ana ve babasına itaatkardı ve isyan eden bir zorba değildi.
• Munis, güzel huylu, mülayimdi.
19/16- Kitap'ta Meryem'i de zikret. Hani o, ailesinden kopup doğu tarafında bir yere çekilmişti.
• Ailesinden ayrılıp tek başına Meryem, bir genç kız olarak doğu tarafında bir yere hicret ediyor.
19/17- Sonra onlardan yana (kendini gizleyen) bir perde çekmişti. Böylece ona ruhumuz (Cibril'i) göndermiştik, o da, düzgün bir beşer kılığında görünmüştü.
• Yani ailesiyle kendi arasına bir perde çekiyor, bağlantısını kesiyor. İnsan şeklinde görünüyor Cibril hatta ayırt edemiyor, “senden Allah’a sığınırım” diyor. Onun melek olduğunu fark edemiyor (Cibril'in).
19/18- Demişti ki: "Gerçekten ben, senden Rahman (olan Allah)a sığınırım. Eğer takva sahibiysen (bana yaklaşma)."
• Allah’tan korkuyorsan diyor mümin bir kadın olduğu için ancak takva sahibinin kabul edeceğini biliyor. Takva sahibiysen dokunma diyor. Öbür türlü adam zaten dinlemez.
19/1- Kaf, He, Ye, Ayn, Sad.
• Bir şifre var burada, ama vakti gelince Allah inşaAllah onu ortaya çıkaracak.
19/4- Demişti ki: "Rabbim, şüphesiz benim kemiklerim gevşedi ve baş, yaşlılık aleviyle tutuştu; ben sana dua etmekle mutsuz olmadım."
• Yaşlılıkta kalsiyum kemiklerden çekilmeye başlar, yaşlıların boyları da kısalır. O yüzden kalsiyumlu yiyeceklerin daha arttırılması lazım yaşlılıkta. Beyazlaşmaya başlar yaşlılıkta saçlar.
19/59- Sonra onların arkasından öyle nesiller türedi ki, namaz (kılma duyarlılığın)ı kaybettiler ve şehvetlerine kapılıp-uydular. Böylece bunlar azgınlıklarının cezasıyla karşılaşacaklardır.
• Mesela asrımızda öyle oldu, bir buçuk milyarlık İslam aleminde ancak yüzde ondur namaz kılanların sayısı. Helali olmayan kişilerle ilişkiye girmek veya Kuran’ın helal kılmadığı her şeyi yapmak, şehvet, sadece cinsellik anlamında değil bir şeye karşı tutkulu bir istek duymak, gayri meşru, yanlış olan bir şeye karşı istek duymak. Yani gayri meşru helal olmayan tarzda, Kuran’ın ölçülerinin dışında hareket eden herkes yaptıklarının karşılığını alacaktır diyor Allah
19/60- Ancak tevbe eden, iman eden ve salih amellerde bulunanlar (onların dışındadır); işte bunlar, cennete girecekler ve hiç bir şeyle zulme uğratılmayacaklar.
• Onlar hiçbir aşamasında ne ölürken, ne öldükten sonra, ne Araf’ta hiçbir yerde rahatsız olmayacaktır diyor Allah.
19/61- Adn cennetleri (onlarındır) ki, Rahman (olan Allah, onu) kendi kullarına gaybtan vadetmiştir. Şüphesiz O'nun va'di yerine gelecektir.
19/62- Onda 'boş bir söz' işitmezler; sadece selam (ı işitirler). Sabah akşam, onların rızıkları orda (bulunmakta)dır.
• Allah’ın gaybi bir vaadidir. Boş dedikodular, gereksiz konuşmalar yoktur cennette. Sadece güzel, güvenlik dolu sözler işitirler. Sürekli yiyecekleri hazırdır diyor Allah.
19/63- O cennet; biz, kullarımızdan takva sahibi olanları (ona) varisçi kılacağız.
• Takva yani Allah’ın hükümlerine tam uyanları cennete alacağız diyor Allah inşaAllah.
19/74- Onlardan önce nice insan- nesillerini yıkıma uğrattık, onlar mal (giyim, kuşam ve tefriş) bakımından da, gösteriş bakımından da daha güzeldiler.
• Giyimi kuşamı, süsleri çok mükemmeldiler diyor, ama hepsi helak oldular diyor Allah.
19/75- De ki: "Kim sapıklık içindeyse, Rahman (olan Allah), ona süre tanıdıkça tanır; kendilerine va'dedileni -ya azabı veya kıyamet saatini- gördükleri zaman artık kimin yeri (makam, mevki) daha kötü, kimin askeri- gücü daha zayıfmış, öğreneceklerdir.
• Müslümanların askeri gücü zayıf diye şu an dünyada önüne gelen kabadayılık yapıyor. Ama Allah “göstereceğim kim daha zayıfmış” diyor.
19/76- Allah, hidayet bulanlara hidayeti arttırır. Sürekli olan salih davranışlar, Rabbinin katında sevap bakımından daha hayırlı, varılacak sonuç bakımından da daha hayırlıdır.
• Yani işari anlam olarak Allah Hz. Mehdi (as)’ı bulanlara hidayeti arttırır. Bazı kişiler vardır cömerttir ömrünün bir bölümünde sonra vazgeçer, ibadetlerini yaparken vazgeçer Allah dilerse geçerli olur, ama Allah beğendiğinin sürekli olan olduğunu söylüyor. Doğru olan odur diyor.
16/61- Eğer Allah, insanları zulümleri nedeniyle sorguya çekecek olsaydı, onun üstünde (yeryüzünde) canlılardan hiç bir şey bırakmazdı; ancak onları adı konulmuş bir süreye kadar ertelemektedir. Onların ecelleri gelince ne bir saat ertelenebilirler, ne de öne alınabilirler.
• Tamamını yok ederdi, hepsini helak ederdi diyor Allah. Affedici olduğu için böyle oluyor diyor Cenab-ı Allah o yüzden bu kadar rahat yaşıyorsunuz diyor.
37/114- Andolsun, biz Musa'ya ve Harun'a lütufta bulunduk.
37/115- Onları ve kavimlerini o büyük üzüntüden kurtardık.
37/116- Onlara yardım ettik, böylece üstün gelenler oldular.
37/117- Ve ikisine anlatımı-açık kitabı verdik.
• Ahir zamana bakacak olursak, Hz. Mehdi (as)’a ve Hz. İsa (as)’a iyilikte bulunduk. Onları terörden, dehşetten, anarşiden kurtardık. Bu şekilde yorumlayabiliriz işari anlamıyla, ahir zamana bakan yorumuyla.
7/145- Biz ona Levhalar'da her şeyden bir öğüt ve her şeyin yeterli bir açıklamasını yazdık. (Ve:) "Şimdi bunlara sıkıca sarıl ve kavmine de emret ki en güzeliyle sarılsınlar. Size fasıkların yurdunu pek yakında göstereceğim" (dedik).
• Yani Allah’ın kitabı yeterli. Onda her şey var. Demek ki Allah gönderdiği kitapta her şeyi anlatıyor, hurafelere gerek yok. Yeterli bir açıklama diyor Allah, yani küfrün sonucunu pek yakında göstereceğim diyor Cenab-ı Allah.
7/146- Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları ayetlerimden engelleyeceğim. Onlar her ayeti görseler bile ona inanmazlar; dosdoğru yolu (rüşd yolunu) da görseler, yol olarak benimsemezler, azgınlık yolunu, gördüklerinde ise onu yol olarak benimserler. Bu, onların ayetlerimizi yalanlamaları ve onlardan gafil olmaları dolayısıyladır.
• Güzelliklerden, iyiliklerden engelleyeceğim diyor Allah. Mesela Ramazan ayında ay ve güneş tutulmaları oluyor, inanmıyor, kuyruk yıldız çıkıyor inanmıyor. 150’ye yakın Hz. Mehdi (as)’ın çıkış alameti gerçekleşiyor, inanmıyor. Bunlar da Allah’tan birer ayettir. Darwinizm, Materyalizm, terörizm, anarşizm o yolları benimserler diyor. Demek ki bir gaflet olduğunda
(Dawkins’in açıklaması ile ilgili)
• Allah'a inanacaklarına şu çektikleri acıya bak. Uzaylılar genetik kod veriyorlar bir avuç onu atıyor uzay gemisiyle, onu getirip dünyaya serpmesiyle bütün canlılar oluşuyor. Bunu diyor yani.
• Ölüler konuşsaydı, dağlar yürütülseydi, yine iman edecek değillerdi diyor Allah. Bir insan bakar bakmaz beynin içinde mercimek kadar yerde pırıl pırıl bir görüntü oluşuyorsa bu nasıl delil olmulyor? Bütün televizyon görüntülerini Allah beynin içinde yaratıyor, bu bilimsel bir gerçek. Bunu gören bir insanın iman etmemesi mümkün mü? Derinlikli, üç boyutlu ve bunun kalitesinden dolayı insanları ikna etmekte zorlanıyoruz. Beyninin içindeki görüntüyle konuşuyor haberi bile yok. Güneşe bakıyor ne kadar uzakta diyor. Halbuki beyninin içinde yaratıyor Allah. Ay da öyle, bizim beynimizde renkli görüntüsünü alıyor, bunu bilmeyen adama bunu anlattığımızda eğer samimi ise net kanaatinin gelmesi gerekiyor. Dışarıda ses yoktur, çıt yoktur. Sadece dalgalar vardır. Ses dalgaları vardır. Beynimiz ses olarak yorumluyor o beynimizde oluşuyor. Kimi ud, kimi keman çalıyor, sadece dalga yayar onlar, dalga boyu değişik titreşimler yayıyor, onları kulağımız alıyor, elektrik enerjisine dönüştürüyor, beyne götürüyor beyindeki kulak onu duyuyor ama bu kulağın ne eti ne kemiği var. Beyindeki göz bunları görüyor ama o beynin gözü yok, yani beyinde de onu bir göz görüyor ama beyin içi zifiri karanlıkken pırıl pırıl aydınlık görüyor. Onu gören de göz, beynin içinde gözü yok. Beynin içinde elektrik akımını duyan bir kulak var ama onun ne kulak kepçesi var ne götüren bir sistemi titreşimi o doğrudan duyuyor. Portakal yiyoruz dilimizin tadı aldığını sanıyoruz halbuki beynimizin içindeki dil alıyor. Dilimiz sadece temasa geçer dil ucundaki sinir uçları o elektrik akımını beyne götürür beyne gelen elektrik akımını görünmüyen bir dil tat olarak alıyor, ne kadar lezzetliymiş diyor. Biz buraya dokunuyoruz masanın üzerine bizim parmağımızın ucunda dokunma hissi olmuyor. Sadece atomlar birbirini ittiği için sinirlerde tazyik oluşuyor, bundan kaynaklanan bir elektrik akımı oluyor. Bu akım beyne gidiyor, beynin içindeki parmak uçlarında hissediyoruz. Beyindeki hissi parmak ucunda sanıyor insanlar halbuki beyindeki parmak uçları algılıyorlar. Bu elektrik akımını ileten reseptörler parmak ucunda, bu akımı alıp götürüyorlar bunların başka görevi yoktur. Bu bilinmiyor daha doğrusu bilinmesine rağmen bilinmezden görünüyor.
• Kardeşim o zaman bir virus yapsınlar. Yarısını yapsınlar bir görelim. AIDS virusu insan aklından daha güçlü bir akla sahip ve bilim adamların hepsi bir araya gelip bir virüsle baş edemiyorlar. Allah en küçükte en şiddetli, en güçlü akılları yaratıyor. Dilerse en büyükte de yaratır Allah. Dilerse de en küçükte en büyük aklı yaratır. Allah gücünü göstermek için yaratıyor. Bütün dünyanın bilim adamları bir araya geliyor ve dehşet içinde seyrediyorlar AIDS virüsünün yaptıklarını, oluşturduğu yapıyı ve baş edemiyorlar. Nerenin ara fosili. Bir proteinin tesadüfen meydana gelemeyeceğini bilim kabul etti mi zaten konu kalmıyor. Proteini oluşturmak için protein lazım. Protein olmadıktan sonra zaten konu en baştan bitiyor. Virüs olması için hücre olması gerekiyor her yerde ve her alanda tıkanmış vaziyetteler ama cehalet ortamından istifade edip insanları kendilerince akıllarınca yanlış yönlere sürüklemeye çalışıyorlar.
16/110- Sonra gerçekten Rabbin, işkenceye uğratıldıktan sonra hicret edenlerin, ardından cihad edip sabredenlerin (destekçisidir). Şüphesiz senin Rabbin, bundan sonra da gerçekten bağışlayandır, esirgeyendir.
• Demek ki Müslümanlar iskenceye uğratılıyorlar. Bize de işkence yapıldı 99'da. Babasının yanından, ailesinin yanından hicret ediyor. Sürekli devam ediyor dini yaymaya, sabrediyor.
16/113- Andolsun, onlara kendi içlerinden bir elçi gelmişti, fakat onu yalanladılar; böylece onlar, zulümlerine devam etmektelerken azab onları yakalayıverdi.
• İşari anlamıyla, günümüze bakan yönüyle, "Bir Mehdi gelmişti." Ebcedi tam 2007 tarihini veriyor. "Andolsun onlara kendi içlerinden bir elçi gelmişti".
16/116- Dillerinizin yalan yere nitelendirmesi dolayısıyla şuna helal, buna haram demeyin. Çünkü Allah'a karşı yalan uydurmuş olursunuz. Şüphesiz Allah'a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa ermezler.
• Münafıkların özelliğidir, çok yalancıdır münafıklar, sürekli fetva verirler “şu helal, bu haram” diye. Kuran’da olmadığı halde Peygamber (sav)'in sünnetinde olmadığı halde sürekli haram helal çıkarırlar. Kurtuluşa da ermiyorlar kavruk ezik ve perişan kalıyorlar.
Kahramanmaraş Aksu TV, 11 Ekim 2010
• Fethullah Hoca ile ilgili söyledikleri insanların doğru değil. Ben arkadaşlarıma da sordum, bizim yeni arkadaşlarımızdan daha önce Fethullah Hocamızı sevenlerle aynı evde kalmış olanlar vardı, onlara da sordum. Benim gördüğüm, anladığım, bazı hayırsever insanlar para toplayıp, komünist, dinsiz, imansız, kim olursa olsun o çocuklara bakıyorlar o evlerde. Hiçbirşeylerine de karışmıyorlar. Hayret maşaAllah. Anladığım kadarıyla onlara iyilik gösteriyorlar, güzel ahlak gösteriyorlar, karşılığında bir fikri kabul etmelerini istemiyorlar, baskı yapmıyorlar. Vicdanı olan seviyor onları. Vicdansız olan da onların aleyhine oluyor, muhbirlik yapıyor, aleyhlerine hareket ediyor. Ya hiç karışmazsın, çıkar gidersin, çünkü senelerce yanlarında kalıp da ahlaksızlık yaparsan, adilik bu. Madem kötüler, niye evlerinde kalıyorsun, niye yiyeceklerini yiyorsun? Fikir olarak beğenmezsin ama aleyhinde konuşma, ayıp adam sana birşey yapmamış ki. Baskı yapmadı diyor. Yönlendirmedi diyor. O zaman nedir? Hayatına karışmadı ama Risale-i Nur külliyatı okumamızı tavsiye ettiler diyor, ne güzel. Şaşar Beşer’i okutmak da yokmuş, o zaman sorun yok. Gönlünde bir sevgi kalıyor sonunda çocukların. Hepsinin gönlünde bir sevgi kalmış. Neye karşı? Müslümanlara karşı sevgi kalmış. Ben Fethullah Hoca cemaati mensubuyum demiyor. Müslümanlığı sevmişler, gayet hoş.
• Genel olarak Türkiyedeki Müslümanlar güzel insanlardır, iyi insanlardır. İskender Paşa cemaati olsun, Menzildekiler olsun, teröre ayrılmaya karşılar. İş icat çıkarmazlar hoşsohbettirler, Yeni Asyacılar da öyle. Süleyman Hilmi Tunahan talebeleri de öyle. Devlete sadık olmaları, mülayim olmaları, teröre karşı olmaları güzeldir. Bazı çok nadir Müslüman gruplar böyle değildir ama bunlar çok küçük, marjinal gruplardır, pek de müntesibi yoktur. Ama Süleymanlı kardeşlerimiz, Hüseyin Hilmi Işık Talebeleri ve Nur talebeleri, bunların üçünün de çatısı birbirine benzer. Stil, yöntem, kıyafet benzer. Halim selim, nezaketli olmak yönleri benzer. Liderlerin de hemen hepsini tanırım. Enver Ören Beyefendi ile görüşmüştüm, neşeli biri. Zamanla tabii bazı topluluklarda değişiklik oluyor. Değer yargılarını, yapılarını zamanla değiştirebiliyorlar, morallerini güçlü tutmak için teşvik etmek lazım. Hayırlı insanlar. O yönden Türkiye çok nasipli. Sırf Süleymanlı tabir ettiğimiz talebeler, tek başına Türkiye’de güzel bir zemin için eterlidir. Çok olgun insanlardır. Tek başına Nur talebeleri yeterlidir. Aynı zamanda Türkiye Gazetesi grubu yeterlidir.
• Ama tabii bir heyecan devrine giriyoruz artık sakin dönemden çıkıyoruz. Hz. Musa (as) dönemi çok heyecanlıydı. Peygamberimiz (sav)’in dönemi çok heyecanlıydı. Hz. İsa (as) dönemi heyecanlıydı. Şu an uzun süreden beri çok sakin ve kendi halinde aile yaşantısı içinde, istikbalini düşünen tarzda yaşıyor Müslümanların bir kısmı. Dünyanın her tarafında böyle. Allah bunu istemiyor. Heyecanlı bir dünya istiyor Allah. Daha öncekilerin başına gelenler gelmeden cennete girmek yok. Onun için biz de kendimizi Allah’a, cehd’e adayacağız (gayret edeceğiz), Hz. İsa (as) sevgisi ile kalbimiz dolacak. Allah müthiş bir mucize meydana getireceğim diyor. 2000 yıl önce aldığım Hz. İsa (as)’ı göndereceğim diyor. 1500 yıl önce Peygamberimiz (sav) Hz. Mehdi (as)’ı Allah gönderecek diyor ve dış görünümünü anlatıyor. Yüzlerce hadis. Türk İslam Birliği olacak diyor. Bundan önce de sahtekar hocalar olacak diyor Peygamberimiz (sav). Şimdi bu heyecanlı dönemdeyiz. Afganistan son derece sakindi, Allah Amerikan işgalini yaptı, muazzam bir heyecan meydana geldi insanlarda mecburen. Irak’ta nargile kaynatıp kadın oynatıyorlardı, Allah acayip bir heyecan meydana getirdi, toparlandılar. Şimdi de Allah Hz. İsa (as) nuzulü ile ve Mehdiyetle heyecan meydana getiriyor.
• Zer aleminde Allah’a kulluk edeceğimize söz verdik. Peki zer aleminden önce ne yapıyorduk? Daha önce cennetteki ve cehennemdeki yerimizde oturuyorduk. Şu an ya cennetteyiz ya cehennemdeyiz. Şu an çoktan hepimiz öldük ama aynı zamanda Hz. Adem (as)’ın çamuru şu an yoğruluyor. 2. Dünya savaşı şu an devam ediyor. Kader şudur: Sonsuz kısa zaman vardır. Buna an denir. Ama sonsuz kısa olan zamanda Allah sonsuz önceyi ve sonsuz sonrayı yaratmıştır ve bitmiştir. Biz zer aleminde söz verirken, aynı anda dünyada cihad (ilmi mücadele) yapıyorduk. Bir blok perde vardır, biz bunun içindeyiz. Allah çok mükemmel ve kusursuz yaratır. Atomu, hücreleri kusursuz yaratır. Hayvanların yaşam stillerini, yavrularını nasıl yalayacaklarını, nasıl emzireceklerini de Allah çok mükemmel yaratır. Kediler mesela ne kadar süre ile yavrularına bakacağını çok iyi biliyor. Ne zaman ayıracağını da biliyor. Anneleri onları temizlemek için çok uğraşıyor. Yavrularına çok kıskanç, kimseyi yanaştırmıyor. Her doğuran anne mutlaka yavrularını bizim kapıya getiriyor. Nereden de biliyor beni tanımaz etmez, acıyacağımı biliyor. Birsürü veleti alıyor, karşımıza gelip duruyor. Biliyor bakacağımızı, acıyacağımızı. Yavru kedi normalde bilmez. Ama adamlar kendinden çok emin. Normalde deli gibi kaçar kedi yavrusu. Onların şefkati bilmeleri, kendini sevdirmesi çok değişik. Hoşuna giden bir yemek yedirirken istediğin gibi sevebilirsin. Allah onlarına öğretiyor. Bütün vücudunu temizlemeyi biliyor. Kromozoma karakter yüklenir mi? Tamam fizik özellikleri yüklenir, ama ruh özellikleri nasıl yüklenmiş? Kromozomlarda hayvanın nasıl temizleneceği yazılmış Bunu açıklamıyor bilim adamları. Nasıl sevgi göstereceği, bütün ruh hali yazılmış. Hayvan bunları sonradan öğrenmiyor, zaten bliyor. Mesela annesi ölüyor kedilerin bazen onlar yeni doğmuş, hepsi biliyorlar kendilerini nasıl savunacaklarını. Kromozomlarda kişiliklerinin kodlu olmasının çok iyi incelenmesi lazım.
• İnsandan olan bir çocuk ne temizlenmeyi biliyor, hiçbirşey bilmiyor. Ama mesela bir yavru kedi hemen annesini gidip buluyor. Annesinden süt emmeyi biliyor. Annesi onunla çok usturuplu oynuyor. Normalde dişini geçirip öldürebilir hayvan, ensesinden çok özenli taşıyor. Şakalaşıyor yavruyla, hiç zarar vermiyor. Arının kromozomlarına öyle bir bilgi kodlamış ki Allah, muazzam. Doğru olan Allah’ın ona vahyetmesi. Allah ona an an vahyediyor. Arı gidiyor çiçekten bal özlerini topluyor, alıyor, böcek bu normalde bilmez. Patilerinde polenleri topluyor, torbasına dolduruyor. Altından plakalar halinde balmumu çıkıyor. Hayvan geliyor dünyanın en güzel altıgenini mühendis gibi yapıyor önce. Plakaları alıyor, yoğuruyor, şekillendiriyor, milimetrik düzgünlükle açıyı tam hesaplayarak birinci açıyı veriyor. İkinci parçanın da açısını tam veriyor, üçüncünün açısını tam veriyor mükemmel, jilet gibi tutturuyor, diğer parçaları da tam mükemmel tutturuyor, Alttan bal akmasın diye de bir açı veriyor. Getirdiği balları da içine doldurmaya başlıyor. Bala kıvamını veriyor direk getirmiyor. Bozulmayacak şekle getiriyor, ağdalı bir kıvam getiriyor, özel maddeler de ilave ediyor, anti bakteriyel maddeler ekliyor. Doldurdukça kapağı yükseltiyor, tam doldurduktan sonra kapağını kapatıyor. Bundan binlerce yapıyor. Diğer taraftan da küçük altıgenler binlerce başlıyor. Gelip tam ortada buluşuyorlar. Ama milimetrik düzgünlükle. Kapıda muntazam iki arı bekliyor nöbetleşe. Vakti geliyor, adam diyor ki hemşerim senin nöbet vaktin bitti, onlar uçuyor, yeni iki asker geliyor. Sen nöbet vaktinin bittiğini nereden biliyorsun? Yeni asker de geleceğini nereden biliyor? Kovan ısınıyor, adamlar hep beraber kanat çırpmayabaşlıyor. Bu emri kim veriyor? Nereden karar alıyorsun? Isıyı nereden bilirsin? Adamlar ısı tamamen düşüyor, faaliyeti durduruyorlar. Böcek giriyor içeri, bakıyorlar büyük, baş edemeyecekler, ısıyı yükseltip sıcaklıkla yakalım bunu diyorlar. Adamın üstüne üşüşüp titreşimle ısıyı çok yükseltiyorlar, hayvan o ısıyla ölüyor. Öldükten sonra dışarı atamayacakalrını bildikleri için üstünü antiseptik bir madde ile kaplıyorlar. Bozulmayı önleyen mumyalaştıran bir maddeyle kaplıyorlar. Sen böceğin bozulacağını nereden bilirsin? Mumyalamayı nereden bilirsin? Onun bala zarar vereceğini nereden biliyorsun? O sıcaklığı onu öldürecek ama seni öldürmeyecek ısıyı nereden biliyorsun? Biraz daha artsa kendisi de ölür.
• Adam diyor ki arkadaşlar ben 2 km ötede çiçek buldum, size dansla anlatacağım diyor. Adamlar ekip halinde etrafında toplanıyorlar, bakıyorlar, güneşe göre yaptığı danstan tespit ediyorlar, izleyen arılar eliyle koymuş gibi çiçekleri bulup, ne kadar ihtiyacı varsa alıp getiriyorlar. Bir de ihtiyacı kadar alıyor. Giderken ihtiyacı kadar balla gidiyor. Fazlasıyla gitmiyor. Gidiş gelişi hesap ediyor adam. Arının dansından sen Aydın Doğan’a desen ki “bak sen arının dansından anla şerbetli çiçeklerin yerini tespit et ” desen, tespit edebilir mi? Edemez. E. Ö. edemez. Bıyığa desen edemez. EÖ küçük bir arı haline gelse, hadi git bal yap desen, gider bala yapışır o.
• Kanat saniyede 500 kere çırpıyor hayvan. 500-1000 arasında. O kadar şiddetli kanat çırpmada adam istediği yöne istediği gibi gitme gücü var, düşmanlarını da oynatma ve onlardan kaçma gücü var. EÖ anında yakalanır uçamaz. Altıgenleri yap desen, bir tanesini bile dikemez. Açıölçer filan yok. İncecik birşey. Açı vermek mümkün değil.
• Arı yavruları var, işçi arılar teker teker onlara arı sütü veriyorlar. Bal ayrı. Arı sütü ayrı. Günde kaç kere hangi yavruları kontrol edeceklerini adamlar iyi biliyorlar. Yavruya zamanında gıda verilmese ölür. Muntazam besliyorlar. Mesela zehir iğnesi var, daraldı mı hemen iğnesini batırıyor. Zehirleyeceğini nereden biliyorsun sen? Kendini öldürür vücuduna dağılsa. Onu imal eden sistem, kendi vücudunun kan damarlarıyla sarılmış. Kendi kan damarlarıyla sarılmış. Ama zehir kendi vücuduna dağılmıyor. Hayvan birisi kızdırdığında zehirini hemen enjekte ediyor. Bal, zehir, arı sütü, suntaları üretme imkanı var. Allah onun bal yapacağını yaratmış, Allah vücudunun altında imalathane yapmış onlara. Bunun evrimle ne alakası var? Bal, petek ve arı hepsi birlikte yaratılmış. Yaşayamaz öbür türlü hayvan. Hepsinin aynı anda yaratılması gerekiliyor. Balın ısıtılması veya soğutulması onların elinde. Onu soğutmayı biliyor hayvan. Eğer ilk yaratılışında bilmezse, balı yaptığını farzedelim, bal eriyecek, bozulacak. Yüzlerce harika özelliğinin anında yaratılmış olması gerekiyor. Evrimciler parça parça, bir mutasyon geldi bu oldu, bir mutasyon geldi gözü oldu, bir mutasyon geldi, zehiri olmuş, bir mutasyon geldi suntaları olmuş, bir mutasyon geldi bal yapmayı öğrendi, sabaha kadar mutasyon ve mutasyon bunlara profesör gibi kusursuz bilgi veriyor sürekli . Çiçeklerin nerede olduğunu öğretiyor mutasyon onlara, dansla onlara öğretmeyi öğretiyor. Eğer Darwinistler bunu ahirette Allah’ın karşısında anlatabileceklerine inanıyorlarsa, benim onlara bir sözüm yok. Ama hiç bir Darwinist bunu Allah’ın karşısında anlatamayacak. Hiçbirini anlatamayacaklar. Biz duymadık dememeleri için Allah onlara benimle anlattırıyor.
• Bu entel dantel takımı hepsi seyrediyor programlarımı. En ummadığın adamlar bile seyrediyorlar. Hepsinin haberini alıyorum. Soner Yalçın da geçen gün müthiş bir gücü var diyor. Benim ismimi kullanarak internet sitesine geniş çapta giriş sağlıyor ama aleyhte habere izin var, lehte habere izin yok. Orada insanların samimi yorumlarına müsade etmemesi olmaz. Anadolu’da büyük gücü var diyor. Zaten Türkiye Anadolu değil mi?
• Bir topluluğun içinden çıkıp hainlik yapan insanlara hiç bir yerde değer verilmemesi gerekir. Hain ve kahpedir o insanlar. Sen yıllarca o insanların imkanlarını kullan, sonunda imkanlarını bulamadın mı hainlik yap. Ben Nurettin Veren’i tanımıyorum, tenzih ederim bu insanı. Ben münafıklar için söylüyorum. Peygamberimiz (sav)’in yanında kalıyorlardı. 20 sene Peygamberimiz (sav)’in yanında kalıyor, ayrılıyor, Medine’deki müşrüklerin yanına gidiyor, Peygambere olmadık laf ediyor. Alçak köpek o zaman niye bekledin orada? Demek ki menfaatin tükenmiş. Demek ki yal bulmuş köpek gibi oraya gitmişsin sen. Çıkarla ilgilidir bunlar. İmani konu değildir. İmani konu olsa bir insan 10 dk duramaz, haramdır. Bir insan Kuran’a uymuyorsa, adam orada duruyorsa, zaten adam münafığın hasıdır. Küfürdür, sen İslam’ı yaşayamadığın yerde ne işin var? Zincirle mi bağlanmış? Madem gayrı ahlaki şey gördün ne bekliyorsun? Hemen gitmen lazım. 10 yıl kaldıysan iyi insanlardır, sen de beğenmişsin. Onun için hiç bir münsafığın sözüne Müslümanlar itimad etmesinler.
• Ben bir adama bakarım, kanım ısınmadı mı bir daha görüşmem. Düzeltebileceğimi düzeltirim ama tam anlamıyla yamuk buluyorsam ve düzeltemeyeceğim kanaatindeysem uğraşmam. Allah yüz çevirin diyor ayette. Olmuyorsa yüz çeviririm. Ama anlatırım senin şu, şu, şu anormalliklerin var diye. Ama Allah söz dinleyeceklerse diyor. Ama psikopatlık yapacaksa olmaz. Söz dinleyecek adama anlatılır. Fakat Nurettin Veren’i tenzih ederim.
• Mesela Edip Yüksel geçen günler Fethullah Hoca’ya kabadayılık yapıyor. 19 tane soruyor, Fethullah bana cevap ver diyor. Sen kimsin de adıyla hitab ediyorsun? Ağzını düzelt, ondan sonra konuş. Tehditkar üslup kullanıyor. Kabadayılığı mazlum, esir edilmiş Müslümana. Köşeye sıkıştığına kani onun orada. Herkes de üstüne gidiyor, sırtım sağlam diyor, hedef de kolay diyor. Madem sen öyle kabadayısın, git komünistlerle tartış, git Darwinistlerle tartış. Git fahişelerle uğraş, zalimlere karşı mücadele ver. Niye Fethullah Hoca gibi eli kolu bağlı bir insana kafayı takıyorsun? Ağzı da bağlanmış bir yönde. Ona kabadayılık yapıyor. Eğer cevap vermezsen kitap da çıkaracağım diyor. Her tarafın kitap olsa ne olur Fethullah Hoca da ortada, sen de ortadasın. Desen ne olur?
• (Fehullah Gülen Hocamız'ın talebeleri hakkındaki iddialarla ilgili olarak) Hayatını İslam’a adamış bir insan ne zoruna da, Moon tarikatı kim de onlarla muhatap olsun? Oradaki çocuklar muhatap olsunlar? 150-200 dolara çalışıyor o çocuklar taa Zimbabwe, Gine Bisao, zor ortamlarda Allah için gayret ediyorlar. Takdir etmeleri gerekir. Fakat benim tedirgin olduğum Şaşar Beşer. Bu adamın görüşleri yayılırsa bu mübarek camianın içinde, bu çok tehlikeli olur. Çünkü adam ittihad-ı İslam diye birşey yok, olmayacak diyor. Bu Türk İslam Birliği olmayacak, Müslümanlar ezilmeye devam edecek demek.
• Dışarıda varlık var ama dış alem karanlıktır. Bu fizik biliminin bize göstediği bir gerçektir. Atomun yapısından kaynaklanan bir karanlık ve saydamlık vardır renk yoktur. Renk beyinde oluyor, onu anlatıyorum. Et kemik var, beden var fakat Allah beyinde bu şekilde 3 boyutlu ve renkli gösteriyor. Ben bilimi kabul etmiyorum diyorsa ona sözümüz yok. Ama bilim Kuran’ın gösterdiği gerçektir. Allah göklere bakmazlar mı burçlar yarattık diyor. Biz baktığımızda burçları görebiliyor muyuz? Neyle? Teleskopla görüyoruz. Teleskop için bilim adamlarına ihtiyaç var. Yerdeki eski kalıntıları görmek için arkeolojiye ihtiyaç var. Mesela canlılarla ilgili Allah bilgiler veriyor. Bunun için elektron mikroskopuna ihtiyaç var. Gözüme giden sinir koptuğunda göremiyorum. Hatta elektrik verildiğinde göz sinirine bambaşka şeyler görüyor insan.
• Allah bizim ne yapacağımızı bilemeyip bizi deniyor gibi düşünüyorlar. Allah bizim ne yapacağımızı bilmez mi? Biz yaratılmış varlığız. Allah bize iki yol gösterdi, bizi izliyor diyorlar. Son anda biz karar veriyormuşuz, son anda karar alıyoruz, Allah bilmiyormuş (haşa). Senin babanın doğumu, annenin doğumu Allah Katında bitmiş durumda. Dedenin doğumu bitmiş durumda. Cennetteki adamlardan bahsediyor Kuran. Hayat bitmiş Allah Katında. Cennetteyken nasıl yaşadığımızı anlatıyor bize. Var olan birşeyi anlatıyor. Allah’ın gücünü hakkıyla takdir edemediler diyor Allah. Dünyayı çok büyük görüyorlar. Belki biz cennet yapraklarından bir yaprağın içinde küçük bir su atomunun elektronunun içinde yaşıyoruz belki. Belki tüm uzay orada.
• Baktılar kıyamet yakın, kaçacak yer arıyorlar. Kıyamet tüm evreni kaplayacak. Allah tüm evreni toplayacağım diyor. Sonsuz yoğunluk, sıfır hacim ve yeniden yaratacağım diyor. Kuran’dan anladığımız bu.
39/68- Sur'a üfürüldü; böylece Allah'ın diledikleri dışında, göklerde ve yerde olanlar çarpılıp-yıkılıverdi. Sonra bir daha ona üfürüldü, artık onlar ayağa kalkmış durumda gözetliyorlar.
• Olmuş bitmiş birşeyi anlatıyor Allah. Sur’a üfürülecek demiyor Allah, üfürülmüş, bitmiş. İnsanlar ayaktalar ve birbirlerine soruyorlar ne kadar kaldık diyorlar. Ahirette yeniden dirilen insanların konuşmaları var Kuran’da.
• İnsanlar Allah’ın (haşa) dünya ve güneş sisteminin içinde yüksekçe bir yerde olduğuna inanıyorlar. Pagan inancı var, Allah bize yol gösteriyor, bunlar da kendilerini yarı tanrı gibi görüyorlar. Allah ne yapacaklarını bilmiyor güya bunların. Sürpriz bir çıkış yapıyor, birden o yola geçiyorlar sanıyorlar. Cüzi irade de külli irade de Allah Katında bitmiştir. Ben bunu aklımla kavramaya çalışıyorum diyor, bize verilen bilgi dışında biz bilgi edinemeyiz. Kendi kafasına göre özgür düşünen yapısı yok insanın. Darwin daha Hz. Adem (as) yaratılmadan önce yaratılmıştır. Darwin niye gerekli? Hz. Mehdi (as) için gerekli. Hz. Mehdi (as)’ın mücadele edeceği bir fikir, adam olması lazım Allah onu yaratıyor. Marx, Lenin, Stalin, Mao gerekir. Mao yok, Marx yok, deccaliyet yok ama Hz. Mehdi (as) var. Olmaz ki. Kargaşa yok anarşi yok, Hz. Mehdi (as) var, olmaz. Bir avuç seçtiği Müslüman var Allah’ın, sonsuza kadar yaşatmak istiyor onları. Ama insanı kendi kendine sevdiriyor. Güzel huyla gösteriyor Allah insana. Cennet’e gidince insanlar birbirlerini güzel huyundan dolayı sonsuza kadar seviyorlar. Cennette unutma asla yoktur. Dünya daha dün gibidir.
• Allah tahtlarına kurulurlar ve dayanırlar diyor. Kurulma bir zevktir insanda. Yorgunlukta kurulma insanın hoşuna gider. Yayılarak oturmadır yani gevşeyerek oturma. Ama sırtını yaslar diyor Allah. Yorgun bir adamın sırtını yaslamak hoşuna gider. Eşleriyle çadırlardadırlar diyor Allah. Cennetteki cinsel hayattan da ödleri kopuyor bazı kişilerin. Binbir türlü tevil etmeye çalışıyor. Allah cennetteki kadınların güzelliklerini anlatıyor, Allah’ın güzel gördüğü birşeyi kendi kafasıyla kötü görüyor. Eşleri saklı yumuyrta gibidir diyor Allah. İnsan sevgisidir. Bundan haya edilmesi anormal bir düşünce. Ona göre göğüsleri yeni tomurcuklanmış bir kadından bahsedilmesi Kuran’a yakışmıyor (haşa). Onun müşrük kafasına yakışıyor ama. Kendi müşrik hayatına çekmeye çalışıyor insanları. Allah pis yaratıyor müşrikleri. Sen hem Kuran’a tabi olduğunu söylüyorsun, hem Allah’ın dediğini beğenmiyorsun. Peygamberimiz (sav)'in hanımları ile evliliğini adam anlatamıyor. İnsan insanları ayırmamak için insanları çok bedenli yaratıyor. Allah insanı ne Peygamberlerden, ne eşinden ayırıyor. Onun sohbetlerini dinliyor insan. Tek bir ruh binlerce bedene hakim oluyor. Nasıl benim iki koluma da ruhum hakim, o şekilde. Mesela kahve içiyorum onun lezzetini de ruhum alıyor. Ayaklarımı da ruhum hissediyor. Tüm bedenleri tek ruh alıyor. Peygamberlerle sohbet eden ayrı beden var, suyun altında giden ayrı beden var. Bunun eğitiminden geçmemiz, gerçekten iyi insan olduğumuza inanmamız gerekiyor. Sonsuzluğun içine girdiğimiz noktadayız şu an. Girdikten sonra bir daha çıkış yoktur sonsuzluktan. Ahirette Hz. Adem (as)’ın çamurdan yaratılışını da göreceğiz. Sırf hoşumuza gitsin diye yapıyor Allah. Yoksa Allah’ın ne çamura ne seramikten oluşmuş heykele ihtiyacı var. Ama heyecan verici birşey heykelin canlanması. Sırf hoşumuza gitsin diye. Hz. İsa (as)’ın çamurdan kuş biçiminden birşey yapması ve üfürdüğünde onun kuş olması ayeti çok çok önemlidir. Yaratılışı tam anlatan bir olay bu.