Adnan Oktar'ın 12 Ekim 2010 tarihli röportajından önemli başlıklar

Gaziantep Olay TV, 12.10.2010 

  • (Derya Sazak’ın Numan Kurtulmuş ile ilgili yazısı hakkında) 

Derya Sazak Saadet Partili olmuş? Aydın Doğan, Fatih Altaylı Saadet Partili oldu. Güzel gelişmeler. Numan Bey’i çok beğeniyorlarmış. Onlar bir dahi meydana getirmeye çalışıyorlar ama ortada bir dahi yok. Yani ben Numan Bey’i tanıyorum. Kendi halinde, mazlum, sakin, öyle özellikleri olmayan, herhangi bi insandır. Liderlik vasfı yok. 

(Evrim Sevimay’ın Numan Kurtulmuş hakkındaki yazısı ile ilgili) 

Numan Bey geçenlerde birşey için evrildi diyordu değil mi? O ilgimi çekti. Evrildi-devrildi muhabbetine girdiyse bir insan, burada birşey var demektir. Numan Bey’de bir orijinallik olmasa Aydın Doğan desteklemez. Bütün ekibi toptan desteklemez ve bu kadar heyecanlanmazlar. Ve Erbakan Hocamızda da bir iyilik görmeseler bu kadar üstüne yüklenmezler. Demek ki Erbakan Hocamız doğru yolda, devam etsin. 

  • (Melih Aşık’ın CHP nereye yazısı ile ilgili) 

CHP’ye de birşey olmaz kafasını takmasın. CHP delikanlı partidir, hiçbirşey olmaz. CHP olması gereken bir partidir. Allah CHP’yi yarattığına göre bir denge vesilesidir. Olması gerektiği için yaratmıştır Allah hizmeti olması için Ak Partiyi yaratıyor. Saadet Partisini, MHP’yi yaratıyor. Allah’ın planında Allah herkesi bir yere koymuştur. CHP önemli bir denge unsurudur, olmaması tehlikelidir. MHP mesela çok önemli bir denge unsurudur, olmaması çok tehlikelidir. Bediüzzaman’a o devirde zulüm yapıldı. Allah hemen aldı aşağı o hükümeti. Hem de onların  hiç hoşlanmayacağı şekilde indirdi. Tamamını yapan Allah’tır, insanlar vesile olur.  Herşeyi yaratan Allah’tır. Mesela şu an CHP’nin başında Sayın Kılıçdaroğlu var, Allah getirdi Kılıçdaroğlu’nu. CHP için bir hayırdır bu. Hepsinde hayır vardır.  

  • (Türban konusu ile ilgili M. Ali Birand’ın yazısı hakkında) 

Ben mesela bugün Habertürk’te gördüm herhalde, türbanlı bir hanım vardı, Taraf gezetesinde yazıyormuş herhalde. Bayağı sevimli, aklı başında, sevimli bir kız. O çocuğun zorla başını açtırmak, akıl mı bu? Örtüyor başını, örtsün ne olur? İnancından dolayı örter veya öyle hoşuna gidiyordur, örter. Ama tabii başörtüsü konusunda olsun, din dersleri konusunda olsun, bir tartışma ortamı var. Halbuki olayın kökeninde materyalizmle idealizmin çatışması var. Yani materyalizmle dinin çatışması var. Hangisinin daha etkili olacağı, kabul göreceği ile ilgili mücadele var. Bu işler kökten halledilir. Biz ne diyoruz? Başörtüsünü ellemeyin, çocuklar giysin. Halbuki öyle olmaz.  Bir materyalist için başörtüsü dehşet vericidir, acayip rahatsız eder, din de rahatsız eder. Dinden bahsedilmesi, anti-Darwinist bir faaliyet adamın o akşamki tüm huzurunu kaçırabilir, çok rahatsız eder. Öyle tv ekranlarında kişileri toplayıp halkı ikna edecek çalışma çözüm değildir. Aylardan beri milleti topluyorlar, sürekli konuşuyorlar ve hiç bir netice alamıyorlar. Alamazlar zaten Adetullah'a aykırıdır bu. Kuran’a göre onlar mutlaka karşı mücadele verir. Materyalistlerin epey bir bölümü dinden ürkmüş durumdalar.  Dinden ürkmeyi kim sağladı? Yobaz zihniyet sağladı. Akıl almaz hurafeler anlatıyor. Adamların kanı iliği çekiliyor her gün. Bu tip bir kafadan uzak olduğu için adam her gün hamdediyor. Allah’a karşı üslupu da saygıya uygun değil. Asıl sorunun çözümü, Darwinizm mi kazanacak, yaratılış mı kazanacak? Yaratılış kazandı mı, her yer sakin demektir. Ana çatısıyla tamam demektir. Ama Darwinizmin yenilmesi yeretli değildir. Arkasında bu sefer müşrik bir sistem var. Dehşet verici bir din anlayışı var. Baskıcı, aşağılayan, aşağılık kompleksi içinde, ezik, korkak, yeis ve ümitsizlik içinde, hem aşağılık, hem büyüklük kompleksinde olan, hem ezik hem enaniyetli garip bazı insanları türettiler. Temelde  halletmeyip de tavanda halletmeye kalmak acı oluyor. Müslüman mesela bir genç kızı çıkarıyorlar. O karşıdaki insanların şefkatini tahrik etmeye çalışıyor ama biraz da stresli ve gergin bir üslupla konuşuyor. Zaten ona bakarken tedirgin insanlar. Orada nezaketini, sevecenliğini, güzel huyunu, insancıllığını göstereceğine, dişliliğini materyalist bir ruhla ortaya koyuyor. Müslüman sıcaklığıyla, sevecenliyle o fırsatı iyi değerlendirip, İslam’ın propagandasını yapıp, insanlara Kuran’a karşı bir muhabbet meydana getireceğine, Marksist bir modelde karşı koyuyor baş örtüsüyle. Bu sefer o özenti ve eziklik, karşı tartafta ters etki yapıyor. İnsanlar bayağı akıllıdır. Mesela bir insanın  gerçekten dindar mı, özenti mi, ezik mi, büyüklük kompleksi var mı, hepsini anlarlar. Orada yapılacak şey, candan üslupla konunun özüne girilmesidir. Materyalist bir adam çocuğuna din dersi ister mi? Marksist bir adam veya PKK’lı bir insan çocuğunun din dersi görmesini istemez. Ama tabii çocuk adına karar vermek de acayip birşey. Ne biliyorsun o çocuğun ne karar vereceğini 18 yaşından sonra? Belki çocuk 18 yaşından sonra babasına kızacak. Niye üzerimde baskıcı oldun, niye beni serbest bırakmadın diyebilir. Makul de bunu demesi. Çünkü o da bir nevi baskı. Çocuk dinsiz de olmak isteyebilir, dindar da olmak isteyebilir. Ona da baskı yapılmaz. Mesela bazı babalar var çocuğunu sille tokat namaza kaldırıyor, zorla dindar yapmaya çalışıyor, o da olmaz. İstemiyorsa istemiyordur. Olayı kökeninden değerlendirmek çok önemli. Doğrudan materyalizme karşı ilmi çalışma yapılması gerekiyor. O hallolmadan din dersi, baş örtüsü konularından asla netice alınamaz. Dindar da kararlıdır, dinsiz de kararlı olur. Ve uzlaşma olmaz. 

  • Uzlaşma bir tarafın fikri galibiyeti ile olur. Bunun için de anti-Darwinist mücadele yapılması gerekir. Başörtüsünü savunan bir insan dini de  savunuyorsa, önce dinin temelini kurtarması lazım. Temelini kurtarmadan dinin üstünü kurtarmaya kalkarsan, sürekli ayağın boşlukta debelenip durursun. O yüzden uzak durdukları Darwinizm Müslümanları sürekli boğuyor. Darwinizm mi var dediler, geldikleri nokta bu. Başörtüsüne karşı olan kişilere bakıyoruz hep Darwinistler. Din dersine karşı olanların çoğu Darwinist. Din dersi neden yasak olsun? Haftada en az 3 saat olması lazım. Marksist felsefenin de öğretilmesi gerekiyor din dersinde. Din dersi değil din ve felsefe kültürü dersi verilmesi lazım. Bütün dünyanın siyaseti, sosyal yapısı din ve felsefe üstüne kuruludur. Nasıl öğretmezsin öğrencilere bunu? Sanayii onun üstünedir, sanat onun üstünedir, bilim onun üstünedir, devlet yönetimleri onun üstünedir. Türkiye’nin dış politikasında Müslüman olması çok etkili oluyor. İsrail’in Musevi olması dış politikasında çok etkili oluyor. Dinin hakimiyeti var İsrail’de. Amerika’nın dış politikasına Evanjelik din hakimdir. Rusya’da hem materyalizm hem ortodoks düşünce hakimdir. Çin’de Marksizm, Darwinizm ve materyalist düşünce hakimdir. Bu nasıl öğretilmez gençlere? Marksizm, faşizm, İslam, Sünnilik, Alevilik, Caferilik, Vahhabilik ve diğer modern felsefeler, satanizm, hepsini öğretecekler. Adam dolaylı yoldan öğrenmesin, devlet öğretsin. Zorlama olmaz ama hepsinin öğretilmesi lazım. PKK’nın ideolojisini kimse bilmiyor, gençlerimiz donanımlı değil. Bir PKK’lıyla karşılaşsa bir gencimiz, birçoğu cevap veremez. Bir PKK’lı onu fikren rahatça yenebilir. Güney Doğu Anadolu’da PKK’lılar cahil çocukları fikren çok rahat yeniyorlar. Çünkü materyalist, Darwinist bilgi almış, din karşıtı görüşlerini çok geliştirmiş, adamda ne din bilgisi, ne anti-Darwinist bilgi var, anında yeniliyor. Dolayısıyla fikren üstünüz, dolayısıyla üstünüz gibi karşımıza çıkıyorlar. Eğitilmesi lazım gençliğin. Birçok eski ünlü yazarlar var konuşuyorlar, netica alınmaz, sadece gerginlik olur. Materyalistlerin tarafında çıkanları materyalistler, dindarların tarafında çıkanları dindarlar destekliyorlar. Ama her ikisi de birbirlerini itiyorlar. Fikri mücadele olmadan netice alınmaz. 

6/114- Allah'tan başka bir hakem mi arıyayım? Oysa O, size Kitabı açıklanmış olarak indirmiştir. Kendilerine Kitap verdiklerimiz, bunun gerçekten Rabbinden hak olarak indirilmiş olduğunu bilmektedirler. Şu halde, sakın kuşkuya kapılanlardan olma.  

Müşrikler ve münafıklar Kuran’ın yetersiz olduğuyla ilgili ittifak halindedirler. Münafıklar Müslümanlığı çökertmek için, dini karmakarışık gösterip dini içeriden vurmak için silah olarak kullanırlar. Müşrikler de şirk koşmadan Allah’a inanamadıkları için Kuran’a ilave açıklamalar getirecek kişiler ararlar ve ilahlar ararlar. Kuran yetersiz diyorlar. Veya Kuran’ın büyük bölümünün çıkarıldığını düşünüyorlar. Kuşku istemiyor Allah haram kılmış. Allah’tan başka bir hakem aramama konusunda kuşkuda olmayacağız. Bu da Kuran’a tabiyettir. 

6/38- Yeryüzünde hiç bir canlı ve iki kanadıyla uçan hiç bir kuş yoktur ki, sizin gibi ümmetler olmasın. Biz Kitap'ta hiç bir şeyi noksan bırakmadık, sonra onlar Rablerine toplanacaklardır. 

Hepsini yazdık diyor Allah Kuran’da. Hani Kuran yetersizdi? Müslümanlar müşriklere, münafıklara mı inanacak? Allah’a mı inanacaklar? Allah’a inanırlar. 

18/54- Andolsun, bu Kur'an'da insanlar için biz her örnekten çeşitli açıklamalarda bulunduk. İnsan, her şeyden çok tartışmacıdır. 

Kuran’da diyor Allah sadece Kuran’dan bahsediyor. Her örnek yani istisnasız herşeyden. Münafıklar ve müşrikler tartışmacıdır. Müşrikler ve münafıklar bayılırlar tartışmaya. Şirk kafası olduğu için cedelden hoşlanırlar. Kuran’ı yetersiz gördüğü için sürekli tartışma ister. 

6/115- Rabbinin sözü, doğruluk bakımından da, adalet bakımından da tastamamdır. O'nun sözlerini değiştirebilecek yoktur. O, işitendir, bilendir. 

Hani eksikti Kuran? Adam değiştiriyorum ben, yeni hüküm ekledim, Kuran’dan da hüküm çıkarttım diyor. Kuran’daki birçok ayeti ve hükmü müşriklerin çıkardığından insanların haberi yok. Çıkarıyor adam. Ve alkışlıyor adam onu çıkardığı için. Kuran’a ilaveyi bütün Türkiye önünde yapıyor, onu da alkışlıyorlar. 

30/58- Andolsun, biz bu Kur'an'da insanlar için her örneği gösterdik. Şüphesiz, sen onlara bir ayetle geldiğin zaman, o inkar edenler, mutlaka: "Siz ancak muptil olanlardan başkası değilsiniz" derler.

Adam yok eksik diyor. Dini ortadan kaldırıyorsunuz diyorlar bir de. Kuran’la geldiğin zaman onu yetersiz gördüğü için bunu diyor. Hz. Mehdi (as) cemaatine, Müslüman cemaatine söylenecek olan da budur. 

10/15- Onlara ayetlerimiz apaçık belgeler olarak okunduğunda, bizimle karşılaşmayı ummayanlar, derler ki: "Bundan başka bir Kur'an getir veya onu değiştir." De ki: "Benim onu kendi nefsimin bir öngörmesi olarak değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben, yalnızca bana vahyolunana uyarım. Eğer Rabbime isyan edersem, gerçekten ben, büyük günün azabından korkarım." 

Bize yeni ilaveler, yeni açıklamalar, yeni hükümler getir diyorlar ve bu yapılıyor. Yoğun olarak yaşanıyor. Kuran hükmünü değiştiriyorlar insanların bundan haberi bile yok. Adamlar bunu yapmıştır çok fazla ilave hüküm getirdiler. Yobazlık bundan çıkıyor. O zaman da müşrikler sen kendinden birşey ilave etsene diyorlar Peygamber (sav)'e. Peygamber (sav) de vahiyle cevap veriyor. Tabii ki Kuran’ı en mükemmel açıklayan Resulullah (sav)’tır. 

43/43- Şu halde, sana vahyedilene sımsıkı-tutun; çünkü sen dosdoğru bir yol üzerindesin.

43/44- Ve şüphesiz o (Kur'an), senin ve kavmin için gerçekten bir zikirdir. Siz (ondan) sorulacaksınız. 

Kuran’a sıkı sıkıya sarıl. Allah’ın kopmaz kopartılmaz ipi. Sadece Kuran’dan sorulacaksınız ahirette diyor Allah. Ahirete gittiğimizde karşımıza açılan sadece Kuran’dır. 

25/33- Onların sana getirdikleri hiç bir örnek yoktur ki, biz (ona karşı) sana hakkı ve en güzel açıklama tarzını getirmiş olmayalım. 

Kuran’ın yetersizliği ile ilgili Peygamberimiz (sav)'le tartışmaya giriyorlar. Tartışıyorlar. Kuran’a ilave yapılmasını veya hükümlerinin esnetilmesini, değiştirilmesini istiyorlar. Yeni yeni hükümler istiyorlar. Kuran ayetiyle sana en mükemmel açıklamayı yaptık diyor. Peygamber (sav) zor durumda kalmıyor müşriklerin ve münafıkların saldırısına karşı. 

17/41- Andolsun, biz bu Kur'an'da çeşitli açıklamalar yaptık, öğüt alıp-düşünsünler diye. Oysa bu, onların daha uzaklaşmalarından başkasını arttırmıyor. 

Müşrik ve münafıkların kaçmasına, Müslümanlara düşman olmasına ve onlara cephe almasına sebep oluyor. Münafıklar böyle eşek kafalıdır. Bir türlü anlamazlar. Daha da kinlerini artırıyor. Kuran yeterlidir dedikçe deliriyor adamlar. 

12/111- Andolsun, onların kıssalarında temiz akıl sahipleri için ibretler vardır. (Bu Kur'an) düzüp uydurulacak bir söz değildir, ancak kendinden öncekilerin doğrulayıcısı, her şeyin 'çeşitli biçimlerde açıklaması' ve iman edecek bir topluluk için bir hidayet ve rahmettir. 

Hidayete  sebep olan Kuran’mış

24/34- Andolsun, size açıklayıcı ayetler, sizden önce gelip geçenlerden bir örnek ve takva sahipleri için bir öğüt indirdik. 

Ayet iniyor, konuları açıklıyor bize. Helalleri, haramları, doğruları bize anlatıyor. Daha önce geçenlerden de mesela Hz. Musa (as) devrinden, Hz. Yusuf (as) devrinden bir örnek veriyor Allah. Güzel ahlaklı insanlar için de bir öğüt. 

4/105- Şüphesiz, Allah'ın sana gösterdiği gibi insanlar arasında hükmetmen için biz sana Kitabı hak olarak indirdik. (Sakın) Hainlerin savunucusu olma. 

Peygamber (sav) Kuran’la hükmediyor. Kendi aklına göre hareket etmiyor Peygamber (sav). Kuran’la hareket ediyor. Münafıkların, müşriklerin savunucusu olma diyor Allah. Çünkü onlar çok dilbaz oluyorlar, geveze oluyorlar. Kuran’ı savunuyor gibi görünüyorlar ama düşman oluyorlar.

  •  (BDP’nin anadil ile ilgili açıklaması ile ilgili)

Türkçe birinci dil olsa ne olur? Vatanındaki dil esas değil midir bir insan için? Türkiye Kürtlerin, Türklerin, Lazların vatanı değil midir? Vatandaki ana dil Türkçedir. Tabii ki Türkçe öğreneceğiz. Heryerde böyledir. Rusya’da da böyledir. Türkler var mesela, anadil Rusça. Adamlar Rusça öğreniyorlar. Yaşayamaz ki, başka türlü çok zor olur. Ama kendi dilini de muhafaza eder, kendi dilini yaşar.
 

  • (Mahmut Övür’ün yazısı hakkında) 

CHP’de bölünme falan olmaz bıraksınlar. MHP yok olacak, CHP yok olacak, bunlar hikaye. Hepsi dimdik ayakta kalır, birşey olmaz. Çok gereksiz teoriler geliştiriyorlar, sonra da mahçup oluyorlar. 

  • Sanata da önem verilmesi lazım. Sanatçı yetişmiyor. Bilime önem verilmesi lazım ama gerçek bilim. Uydurma bilim değil. En gelişmiş, en doğru gerçek bilimsel verilerin gençlere öğretilmesi lazım. 
     
  • İki tane Mehter takımını birleştirsinler Saadet Partili kardeşlerim. 17 Ekim’de, inim inim inletsinler. Numan Kurtulmuş Hocam da seyretsin istirham ediyorum. Ona iyi gelir. Aydın Doğan da seyretsin. Bayağı içi açılacaktır. 

9/24- De ki: "Eğer babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, az kar getireceğinden korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden evler, sizlere Allah'tan, O'nun Resûlü'nden ve O'nun yolunda cihad etmekten daha sevimli ise, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyedurun. Allah, fasıklar topluluğuna hidayet vermez. 

Demekki adam babasına meraklı. Niye meraklı? Miras kalacağı için. Babasını sevdiğinden değil. Canım babacığım falan diyor, niye seviyorsun babanı diyoruz bilinç altına, miras kalacak, para getiriyor, yemek getiriyor, koruyor diyor. Başka özelliği var mı diyorsun, daha ne olsun diyor. Çocuklar için de aynı kafa. Allah malları hemen söylüyor. Derdi çıkar. Derdi gücü malla parayla olduğu anlaşılıyor bu kişilerin. Parayla ev alıyor, içine oturup, rahat edeceğini düşünüyor. Müslümanlar Allah’ın dinini yayıyorlar, riskli bir ortam. Ama o evde yan gelip yatıyor. Allah’ın imamından, o mücadeleyi organize eden o mübarek kişiden  ve İslam dinini dünyaya yaymak için mücadele etmekten daha sevimli ise artık belanızı buluncaya kadar bekleyin diyor Allah. 

48/11- Bedevilerden geride bırakılanlar, sana diyecekler ki: "Bizi mallarımız ve ailelerimiz meşgul etti. Bundan dolayı bizim için mağfiret dile." Onlar, kalplerinde olmayan şeyi dilleriyle söylüyorlar. De ki: "Şimdi Allah, size bir zarar isteyecek ya da bir yarar dileyecek olsa, sizin için Allah'a karşı kim herhangi bir şeyle güç yetirebilir? Hayır, Allah yaptıklarınızı haber alandır." 

Allah önce mallardan sonra aileden bahsediyor. Aile onlar için para kaynağıdır. Yoksa aile sevgisi olmaz münafığın. Et yığını olarak görür. Bir de dua istiyor üstüne de. Sanki makul birşey söylüyormuş gibi. 

33/13- Onlardan bir grup da hani şöyle demişti: "Ey Yesrib (Medine) halkı, artık sizin için (burada) kalacak yer yok, şu halde dönün." Onlardan bir topluluk da: "Gerçekten evlerimiz açıktır" diye Peygamberden izin istiyordu; oysa onlar(ın evleri) açık değildi. Onlar yalnızca kaçmak istiyorlardı. 

Münafıklar sürekli Müslümanlara haber gönderirler. Müslümanların dağılması için tehlike içindesiniz der. Tehlike yoksa da münafık meydana getirir.  O zaman müşriklerle, ehli kitaptan dinsiz olanlarla bağlantı kuruyor, onları Müslümanların üstüne tahrik ediyor. Genelde yabancı basın ya Musevilerin ya Hıristiyanların peşinde. Bunlara baktığımızda adamlar Musevi de değil Hıristiyan de değil. Dinsiz. Münafıklar bu kişilerle bağlantıya geçiyor. Veya direkt müşriklerle bağlantıya geçiyor. Saldırı yoksa da organize ederler. Davanızı bırakın diyorlar. Bir kısmının da  derdi ev. Münafıklar eve çok meraklıdır. Ev, para. Evde yan gelip yatacak uyuyacak, yemek yiyecek, korkudan arınacak, babasını, dedesini, gelir gelecek kişileri muhafaza edecek evde.

Bediüzzaman münafıklar ve küfür için diyor ki, münafıklar dünyada küfre sırtlarını dayadıkları için bir başarı elde ediyorlar. Başarıları mağlubiyettir. Her hazırladıkları oyun aleyhlerine olur. Aklını kaybetmiş bir Musevinin cam parçalarını elmas fiyatına alması gibi diyor Bediüzzaman. Cam parçası nedir? Yiyeceği, içeceği, babasından, şundan bundan elde edeceği yemek, uyuması. Ama bunu karşılığında çok büyük bir bedel vererek alıyor. Ahiretini veriyor. Bütün hayatını verdiği için bu sisteme, küfürle ittifak halinde olunca üstün gelir. Ondan enaniyeti geliyor. 

Münafıklarda intikam hissi çok şiddetlidir. Müslümanları ihbar ediyor, oyuna getiriyor. Onları mahkemeye veriyor. Münafığın nefsi çok alçaktır. Münafığa küfür yardım ettiğinden, dindarlara üstün gelir. Bir münafık sırtını küfre dayayınca üstün gelir çünkü dünyadaki tüm küfre sırtını dayamış oluyor. Helal olsun çocuk kendini kurtardı diyorlar, ailesinin yanına gitti hakkı söylüyor aferin çocuğa diyorlar, bunu destekleyelim para verelim haber yapalım diyorlar. Küçük bir eylemiyle büyük bir netice alıyor münafık. Küfür münafığı sempatik görür geçici netice alıyor. Münafık uzun süre yaşıyor Allah bir anda belasını vermiyor münafığın. Bakıyorsun rahat içinde görünüyor. Kurduğu tuzak dünyadayken bozuluyor. Mesela Müslümanın hapse girmesine vesile olur ama Müslümanın makamı yükselir. Hazreti Yusuf’a ne yaptılar? Oyun oynadılar, hapse girmesini sağladılar ne oldu? Hazreti Yusuf (as) Mısır’a sultan oldu. Allah peygamberlik veriyor. Başlangıçta Hazreti Yusuf (as)’a karşı bir zafer kazanıyorlar gibi oluyor. Zahiren bakarsan bu galibiyet gibi görünüyor ama batınına bakarsan mağlubiyet oluyor. Münafığın zaferi şeytani bir zaferdir, her şeytani zafer kaybedilmiş bir zaferdir. Başlangıçta onların kazanması dinin bir gereği. Münafığın saldırgan bir gücü olmasa pislik yapan bir gücü olmasa zaten biz ona münafık demeyiz. 

  • Nur talebesi hocalarımın bunlara cevap vermesi lazım: İslam ahlakı hakim olunca Müslümanların bir lideri olacak mı? Müslümanların başında bir kişi olacak mı? Şahsı manevi ise bu nasıl oluyor da birlik yerine Müslümanları bölmeye devam ediyor. Hz. Mehdi (as) birleştirici değil mi? Said Nursi zamanındaki tek Nur talebesi topluluğu gittikçe parçalara bölünmüş durumdalar. Bölünme devam ediyor. Gelecek olan İslam Birliğinde Müslümanların başında biri bulunacak mı? Bu kişinin adı Hz. Mehdi (as)’dır işte. 

O zaman buna da (kendilerince) açıklık getiriyor kardeşlerimiz ne diyorlar, bir tane Hz. Mehdi (as)’a ne gerek var, birçok kişi olmalı diyorlar. O zaman İslam alemi doğru yolda şu an. Her Müslüman grubun başında biri var, kastedilen buysa, İslam dünyaya hakim olmuş. Müslümanların bir manevi liderinin olması Kuran’a göre farzdır, işte o kişinin adı Hz. Mehdi (as)’dır, hiç bunlardan bahsetmiyorlar. 

Hz. Mehdi (as) Said Nursi’dir diyor. Biz de onun şahsı manevisiyiz diyor, biz de dünyaya hakim edeceğiz diyor. Hz. Mehdi (as) Peygamberimiz (sav)’in torunu onun emrinde olan bir insan değil mi? Onun emrinde olan bir insan.  Bir de Peygamberimiz (sav) kendi söylüyor. Eğer Peygamberimiz (sav)’in konuşmasını mantıksız buluyorsa bir insan, ne demek bu? Kısa sürede İslam’ı dünyaya hakim edecek diyor Peygamberimiz (sav). Böyle bir mantıkla mı hareket edilir yoksa Kuran’a ve hadislere göre mi hareket edilir. Arkadaşımız hadise karşı mantık kullanıyor. Peygamberimiz (sav)’in sözünü sen mantıkla ortadan kaldıramazsın ki. Ahmet Çolak Hocamız’ın konuşmalarında 2 husus dikkat çekiyor. Bu hocamızın dikkat çeken bir yönü, bu anlattığı konuda bu fikri nereden aldığı tespit etmek mümkün görünmüyor. Kuran’dan almamış, hadisten almamış, Risale-i Nur’dan almamış.

  • Deccal sıradan bir insandır ama Firavun ve Nemrut daha etkili diyor. Risale-i Nur külliyatında böyle bir açıklama yok. Peygamberimiz (sav)’in açıklamasına göre deccaliyet dünya tarihinin en büyük olayıdır. Firavun zamanında en fazla 1 milyon kişi dinsiz oluyor. Ama dünya şu an 7 milyar, 6.5 milyar insan dinsiz ve ateist, öldürülen ve şehid edilen insan sayısı 1 milyar. Firavun’un öldürdüğü kişi en fazla 10 -15 bin kişi. Deccaliyetten 6.5 milyar kişi etkilenmiş.  Bu fikri kendi aklından almadıysa bize delil getirsin.  Ayetten, hadisten veya Risale-i Nur’dan delil getirsin.  Doğrudan kendi kafasıyla konuşuyor. Halbuki bu cümleleri söylerken mutlaka risale-i Nur’dan kaynak vererek konuşması lazım. Arkadaş Hz. Mehdi (as)’dan bahsediyor ama Hz. İsa (as)’dan bir anda bahsetti geçti, Hz. İsa (as) nerede? Ahir zamanın tüm şahıslarının yaşamış kişiler oldukları ve görülen kişiler oldukları anlatımlardan belli, peki Hz. İsa (as) nerede? Hz. İsa (as) yok. İşte Allah onları sıkıştırmak için onlara böyle bir sistem hazırlamış. Hz. İsa (as)’ın da görünmesi gerekiyor. O niye görünmeden toprağın altına sokuyorsunuz o zaman? Müslümanların bir kere bile kenardan görmesi gerekmez mi? Bediuzzaman’la namaz kıldı diyor, sonra pencereden çıktı diyor, sonra hemen onu gömmüşler. Bahçeye çıkmış, sonra hemen ölmüş, ağabeyler de gömmüşler. Uzun boyluydu diyor, halbuki Hz. İsa (as) uzun boylu değil orta boyludur. Görgü şahidinin ifadesi doğru değil. Hesaba katmamışsınız bu konuyu, ama Allah yolunuzu bu şekilde tıkar işte. Ama burada yapılan tahribatı düşünmüyor kardeşlerimiz. İslam Birliği oldu, tamam, diyorlar. Peki nerede Müslümanların başı?
2010-10-13 22:31:32
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top