Adnan Oktar'ın 13 Ekim 2010 tarihli röportajından önemli başlıklar

Samsun AKS TV, Kayseri TV, 13 Ekim 2010  

  • Hücrenin içindeki yapı daha yeni ortaya çıktı elektron mikroskoptan sonra. Aslında olayı anlamazlıktan geldi Marksistler, materyalistler, Darwinistler. Yani hücrenin böyle olduğunu, sistemin bu kadar kompleks, bu kadar teknik inceliklerle dolu olduğunu bilmiyorlardı. Ama çok kapsamlı, çok çok kapsamlı. Bu tek başına materyalizmi bitiren bir konu. Ama bunun çok iyi gündemde tutulması lazım. İnsanlar yemeyi içmeyi nasıl ezberden biliyorlar, bu konuyu da böyle bilecek hale gelmeleri lazım. Çünkü görünmeyen bir dünya olduğu için insanlar o kadar bilmiyorlar. Görünen dünyayı insanlar bilirler. Bu görünmeyen bir dünya olduğu için sırf anlatım değil de film olarak, şekillerle ve parça parça bölümlere ayırarak hatta numaralı birer birer anlatılması lazım. Çünkü bu hücrenin içindeki detaylar öyle anlatılıp geçilecek gibi değil. Her biri çok nefes kesici ve alenen mucize. Ve burada proteinler akıl gösteriyorlar, insan aklı gibi akla sahipler. Burada çok acayip bir durum var. Proteinler toz olarak duruyorlar hiç bir şey olmuyor. Ama hücrenin içinde birden akıllanıyor adam ve en akıllı adamın bile yapamayacağı şeyleri yapyorlar. Karanlıkta gidiyor bir şeyler buluyor, yer değiştiriyor, iş yapıyorlar, yürüyorlar. Proteininin yükü alıp götürmesi, yürümeyi bilmesi çok acayip. Bu konuların tek tek ayrılması ve iyice düşünülmesi gerekiyor. İyi düşünülürse iman etmeyen kimse kalmaz.

     
  • (Bir şempanzenin daktiloya rastgele basarak Hamlet'i yazma ihtimali ile ilgili)

İşte Marksistlerin, Darwinistlerin perişanlığından küçük bir örnek. Ama böyle olmasına rağmen bunlar 6.5 milyar ile dünyaya hakim olmuş durumdalar. 6.5 milyar insan bu adamın anlattığına inanıyor. Bakın söylüyor. Sen kendin yapsan diyor tesadüfen bassan tuşlara çıkar mı diyor Hamlet? Hiç bir şekilde olmayacağı belli. Ki Hamlet çok çok küçültülmüş bir örnek. Yani en az bir kütüphane dolusu kitabı gözü kapalı bir insanın rastgele daktiloya basarak bütün kütüphanedeki kitapları yazması gibidir, bir kromozomdaki bilgi. Bunun tesadüfen olamayacağı belli. Ama bakın 6.5 milyar insanı deccal büyüyle, manyetik alan meydana getirerek, hipnozla ikna etti. Bakın 6,5 milyar  milyar insan buna inanıyor bugün dünyada. Gidin Avrupa'ya, Çin'e gidin, inanmayan bir kişi bulamazsınız, çok nadirdir. Bir tek Türkiye silindir gibi ezdi. O da biz burada varız.  Fransa ve İngiltere'de geriledi. Bizim yoğun çalışmalarımızdan sonra geriledi. Bizim ulaşamadığımız yerlerde adamlar borozan öttürüyor adeta. Cahil ortamda çok rahat gelişiyor. Bak adam görüyorsun maymun daktiloya basa basa Hamlet'i yazar diyor. Yani baştan sona kadar tesadüfler sonucu. Hayvan şuursuzca basacakmış. Bir tane basacakmış olmayacakmış bir tane basacakmış olmayacakmış, bir tane basacakmış, olmayacakmış, milyonlarca sene basacak olmayacak ama bir gün baştan sona kadar kusursuz olarak Hamlet çıkacak diyor. Haydi çıktığını farzedelim. Bir tane protein oldu. İkinci proteini nereden bulacaksın? Üçüncüyü nereden bulacaksın, dördüncüyü nereden bulacaksın? Peptid bağlarını nereden bulacaksın? 

Anlatımlarında pek bir mantık yok. Yani binlerce protein biraraya gelese de bir şey olduğu yok. Kutuyla satıyorlar protein tozu, duruyor. Bulamaç haline getir, durur. Hiç bir şey olmaz. Onların canlanması bambaşka bir sistemdir. Proteinlere şuur ve akıl verilmesi bambaşka bir şeydir. Bir tane proteininin tesadüfen olduğunu anlatıyor. O orada durur ve kısa sürede hemen bozulur. Çok hassas bir maddedir protein. Başka bir yerde ikincisinin olduğunu farzet. Elli, yüz, iki bin, on bin tanesi dünyanın çeşitli yerlerine dağıldığını düşün. Bunlar biraraya gelecekler. Birleşme kararı alacaklar. Sağ elli, sol elli protein problemi var. Peptid bağını halledecekler. Yine bir şey olmaz. Ama koskoca dünyayı ikna etmiş durumdalar. Onun için yoğun gayret etmemiz gerektiği açık.

 

 

  • (Fransa Dışişleri Bakanı Kouchner'in 'Modern İslam'ın tek örneği Türkiye' ifadesi hakkında)
     

Modern Müslümanlıktan kasıt, asr-ı saadet Müslümanlığın başlangıcıdır. Çünkü İslam zaten moderndir. 

 

18/84- Gerçekten, biz ona yeryüzünde sapasağlam bir iktidar verdik ve ona her şeyden bir yol (sebep) verdik. ve ona her şeyden bir yol (sebep) verdik. 

Bu ifade (yeryüzünde sapasağlam bir iktidar verdik) dünya hakimiyetini anlatan diğer ayetleri anlamamız için, Kuran'ı Kuran'la tefsirde delildir. Allah yeryüzünde bir iktidar vereceğinden bahsediyor Müslümanlara. Kuran ayeti, çok fazla ayet var. O zaman bu ayetten, dünya hakimiyetini anlatan bu ayetten diğer ayetleri de çözmüş oluyoruz. Aslında açık anlamı da, fakat pekiştirmiş oluyoruz. 

"Ve ona her şeyden bir yol (sebep) verdik."

Demek ki Müslümanların her türlü genel kültüre ve bilgiye sahip olması gerekiyor. Dünya siyasetini, politikayı bilecek, bilimi bilecek, sanatı bilecek, estetiği bilecek. "Ve ona her şeyden bir yol (sebep) verdik"  diyor, imkan verdik diyor. Dar oldu mu ufku, cahil oldu mu, yenilmek kaçınılmaz oluyor. Osmanlı'da öyle oldu. Hem cehalet hem iman zafiyeti hem Darwinizm'e karşı tavır koyalamamaları koskoca Osmanlı'yı yıktı Allah'ın dilemesiyle. 

18/86- Sonunda Güneş'in battığı yere kadar ulaştı ve onu kara çamurlu bir gözede batmakta buldu, yanında bir kavim gördü. Dedik ki: "Ey Zu'l-Karneyn, (istiyorsan onları) ya azaba uğratırsın veya içlerinde güzelliği (geçerli ilke) edinirsin."  

Kuran şifreli olarak ahir zamanda olacak birçok olayı bize bildirir. Birçok geçmişte olan olayı da bize bildirir. "Sonunda Güneş'in battığı yere kadar ulaştı." İslam güneşi nerede battı? İstanbul'da battı. İslamiyet son artık burada. Müslümanların birliği ve beraberliği son olarak bitti, halifelik kaldırıldı. Zaten halifeler görevini yapmıyordu zon zamanlarda. Halifeler derken Abdülmecid efendi zamanında,  Vahdettin zamanında. Onların da yapacağı bir şey kalmamıştı zaten. Genel olarak ümmette bir çöküntü vardı. Allah'ın takdiri o. Ona geldi olay. Sonunda Güneş İstanbul'da battı. Burada İstanbul'a bir işaret var. "Sonunda Güneş'in battığı yere kadar ulaştıda"ki anlam bu. 

 "Onu kara çamurlu bir gözede batmakta buldu."

Güneş genellikle Hz. Mehdi (as) için kulanılan bir ifadedir, hadislerde de vardır. İslam güneşi olarak belirtilir. Yani 86'da Mehdiyete bir saldırı olacağına dair bir işaret gibi gözüküyor. Kuran'da onun kara çamurda, yani güzel olmayan bir yerde battığını, gizlendiğini gördü anlamına geliyor. 

"Yanında bir kavim gördü. Dedik ki: "Ey Zu'l-Karneyn,"

Zülkarneyn dünyanın hem doğrusuna hem batısına hakim olma anlamına gelir. Zülkarneyn iki cihetlidir yani.  Doğu ve batıya hakim olan anlamına gelir. 

18/87- Dedi ki: "Kim zulmederse biz onu azablandıracağız, sonra Rabbine döndürülür, O da onu görülmemiş bir azabla azablandırır." 

Yani suç işlerse adam tabi ki suçunun cezasını alır, zulmederse cezası vardır. Mesela biri birini yaralıyorsa tabi hapsedilir vc cezası verilir. Ama acımasızca olmaz.

"sonra Rabbine döndürülür,"

Asıl ahirete gider. 

"O da onu görülmemiş bir azabla azablandırır."

Eğer zulmettiyse Müslümanlara, Allah da ona acı verir. Mesela cinayet işlediyse  sonsuza kadar cehennemde kalıyor, eğer tevbe etmezse. 

18/88- Kim iman eder ve salih amellerde bulunursa, onun için güzel bir karşılık vardır. Ona buyruğumuzdan kolay olanını söyleyeceğiz." 

Bir kere iman edecek ve samimi eylemlerde bulunursa her hareketi samimi olacak. Konuşması, üslubu, ibadetleri, tavrı, hayatı herşeyi samimi olacak.

"onun için güzel bir karşılık vardır."

Çok net buradaki ifade. Hem dünya hem de ahireti için net ifade.

"Ona buyruğumuzdan kolay olanını söyleyeceğiz."

Bakın dinde temel olan bir konu. Mehdiyet'in temel konularından birine Kuran dikkat çekmiş oluyor. Dinde kolaylık esastır. Dini zorlaştırmak münafıkların silahıdır. Münafıklar dini içinden çıkılamayacak hale getirirler. Böylece kendi içinde boğmaya çalışırlar. Dini koruyoruz gibi gösterterek. Mesela bir insan kediyi seviyorum diye hayvanın ağzını burnunu kapatıp boğabilir istese. Sevme görüntüsünde. Ya da bir kuşu çok seviyorum diye hayvanı öldürebilir. Münafıklar da dini sevme görüntüsü vererek, dini kendi içinde boğarlar, boğmak isterler. Çok fazla yeni hükümler çıkartarak. Kuran'ın hükümlerini yorumlarla genişleterek. Münafıklar yoruma çok yatkındırlar. Mesela "kim zulmederse biz onu azaplandıracağız"  diyor Cenab-.ı Allah ayette. Zulüm nedir? Mesela diyor, "sen bu gün doğru konuşmadın, yalan söyledin. Ben seni azaplandırıcağım" diyor. "Ne yapacağım?" diyor, "döveceğim" diyor. "Allah diyor, kim zulmederse biz onu azaplandıracağız ayette" diyor. "Yalan söylemek zulüm olduğuna göre ben de seni azaplandıracam" diyor. Adamı ağır şekilde yaralıyor. Mesela bu bir münafık yorumudur. Kardeşlerimiz sormuşlar ne tarzda yaparlar diye. İşte bu tarzda yaparlar. Hiç ummadığın şekilde Kuran'dan kendine göre bir mana çıkarır. Kuran'ı genişleterek hayatı boğacak hale getirir. Adamlar Kuran'dan konuştuğunu söylediği için, insanlardan Allah'a inanan safi kalpli insanlar da onlara bir şey diyemiyorlar. Ve onların çizgisine doğru giderler. Yobazların da yaptığı budur zaten. Yobazlar münafıklara hizmet ederler. Sonunda da yıkar İslam'ı. Yaşanamayacak hale getirir ve yıkar. 

"Ona buyruğumuzdan kolay olanını söyleyeceğiz."

Cenab-ı Allah ne diyor? Hz. İbrahim (as)'ın dini gibi kolaydır İslam dini. "Allah sizin için zorluk dilemez kolaylık diler". Onun için dini en kolay şekliyle insanlara göstermek. Hadislerde bunu görüyoruz. O nedenle yobazlar Hz. Mehdi (as)'a karşı çıkacaklar. "Bu adam bizim dinimizi öldürdü" diyorlar. Dini kolaylaştırmasından dolayı dini öldürdüğünü söylüyorlar Hz. Mehdi (as)'ın. Demek ki Mehdiyetin bir yönü bu. 

18/89- Sonra (yine) bir yol tuttu.

1989'a bakıyor aynı zamanda. Bunun bir kilit dönem olduğu anlaşılıyor. 

18/90- Sonunda Güneş'in doğduğu yere kadar ulaştı

 Burada da bir şifre olduğu belli. Çünkü zaten doğar batar Güneş. Güneş'in doğduğu yer diye de bir şey yoktur, Güneş'in battığı yer diye de bir şey yoktur. Burada Kuran'ın alenen bir şifre verdiği, bir şeyler anlattığı, kapalı bir sır anlattığı çok sarih belli. 

18/90- Sonunda Güneş'in doğduğu yere kadar ulaştı ve onu (Güneş'i), kendileri için bir siper kılmadığımız bir kavim üzerine doğmakta iken buldu.

90'da İslam'da bir gelişme başladı. 1990'larda. Ciddi bir gelişme başladı. Bir anlamda ona bakıyor olarak görüyorum. Allahualem.

"Onu (Güneş'i), kendileri için bir siper kılmadığımız bir kavim üzerine doğmakta iken buldu."

Şimdi 2 anlamı var. Bu yıllarda çok yoğunlaştı plajlar. Bu yüzyıla mahsus bir özelliktir. Daha önce böyle bir şey yoktu biliyorsunuz. Bütün dünyaya bir plaj salgını yayıldı. Bakın ne diyor Allah:

"Onu (Güneş'i), kendileri için bir siper kılmadığımız bir kavim üzerine doğmakta iken buldu."

Belirli bir yüzyıla da bakmış oluyor. Güneşle çok muhatap olan insanların yoğunlaştığı bir devir inşaAllah. 

18/91- İşte böyle, onun yanında "özü kapsayan bilgi olduğunu" (veya yanında olup-biten her şeyi) biz (ilmimizle) büsbütün kuşatmıştık.

Hz. Mehdi (as)'da özü kapsayan bilgi var. Yani özü kapsayan bilgi de öyledir detaya girmeme vardır. Çünkü öz ayrıdır, genişletme ayrıdır. Hz. Mehdi (as) demek ki herşeyde özünü hedefleyecek ve yönelecek. Yani kelimenin özünü seçecek, konuşmanın özünü seçecek. Özün ve hikmetin üzerinde duran bir tavrı olacak. Çünkü Zülkarneyn kıssası direkt olarak Mehdiyet'e baktığı için, başka türlü zaten yorumlamak mümkün değil. Yani ağırlıklı o yönde tabi bir çok anlamada bakarız, ama ağırlıklı o yönde 

18/94- Dediler ki: "Ey Zu'l-Karneyn, gerçekten Ye'cuc ve Me'cuc, yeryüzünde bozgunculuk çıkarıyorlar, bizimle onlar arasında bir sed inşa etmen için sana vergi verelim mi?" 

Bakın Zükarneyn iki cihetli. Yecuc  ve mecuc iki yönlü. Bir yecuc var bir mecuc var. Yecuc ve mecuc yani anarşist ve teröristler bütün dünyada bozgunculuk çıkarıyorlar. Şu anda teröristler, yani devlet terörü ve şahsi terör bütün dünyayı ağlatıyorlar. Yani deccaliyetin ana özelliği. Yecuc ve mecuc deccalin insan olarak kullandığı elemanların adıdır. Yani deccalin insanlara saldırtdığı, kan döktüğü, can yaktığı elemanların adıdır. Deccal bunların lideridir. Yecuc ve mecuc kan dökücü elemanlarıdır.

Sana diyorlar para verelim, vergi verelim, bize bir set kur, kurtulalım onlardan diyorlar. Terörden bizi kurtar, anarşiden bizi kurtar diyorlar.  

18/95- Dedi ki: "Rabbimin beni kendisinde sağlam bir iktidarla yerleşik kıldığı (güç, nimet ve imkan), daha hayırlıdır. Madem öyle, bana (insani) güçle yardım edin de, sizinle onlar arasında sapasağlam bir engel kılayım." 

Parayı kabul etmiyor, "maddi bir yönle işim yok" diyor. Hz. Mehdi (as) da Allah rızası için gayret edecektir.

"Rabbimin beni kendisinde sağlam bir iktidarla yerleşik kıldığı"

Allah diyor ki Nur suresinin 55. ayetinde ve diğer ayetlerde, "Sağlam bir iktidar, dini yerleşik kılmak, dini sağlamlaştırmak" hep bu ifadeler geçiyor. Ayetin ayetle tefsirinden anlıyoruz ki, bakın ayette "Rabbim beni kendisinden sağlam bir iktidarla" diye geçiyor. Aynı ayetler başka ayetlerde de geçiyor. Dünya hakimiyeti ayetlerinde de geçiyor. "(Güç, nimet ve imkan), daha hayırlıdır" diye devam ediyor ayette. Demek ki bir hayırlısı var daha hayırlısı var. Demek ki Müslümanlar daima daha iyisini ve daha hayırlısını Allah'ın  rızasına en uygun olanı arayacak.

"Madem öyle, bana (insani) güçle yardım edin de"

Hz. Mehdi (as)'ın da neye ihtiyacı vardır? Müslümanların desteklemesine ihtiyacı vardır. Bunu Allah sağlayacaktır. 

"Madem öyle, bana (insani) güçle yardım edin de sizinle onlar arasında sapasağlam bir engel kılayım."

Ben diyor anarşi ve törörü durdururum diyor Hz. Zülkarneyn (as) ama "benim paraya değil insana ihtiyacım var" diyor. Benim emrimi tutan, sözümü dinleyen çok fazla insana ihtiyacım var diyor. Bu anlam çıkıyor. Yani eğer onları yönetebilirsem paraya ihtiyacım yok. Sadece itaatli, saygılı insana ihtiyacım var anlamı çıkıyor. 

18/96- "Bana demir kütleleri getirin", iki dağın arası eşit düzeye gelince, "Körükleyin" dedi. Onu ateş haline getirinceye kadar (bu işi yaptı, sonra:) dedi ki: "Bana getirin, üzerine eritilmiş bakır dökeyim." 

Hz. Mehdi (as) ne yapacak? Bütün tankları, topları eritecek. Büyük miktarda demir erimesi mevzu bahis olacak. Çünkü savaş duracağı için, her ülkenin tank, top, silahları metal olarak, demir olarak milyonlarca tondur. Bunları eriteceğini anlıyoruz. Ona işaret var insaAllah. 

"Bana demir kütleleri getirin", iki dağın arası eşit düzeye gelince, "Körükleyin" dedi.

Yani dağlar gibi olacağı anlaşılıyor toplanacak silahların.

"Körükleyin" dedi.

Onu ateş haline getirinceye kadar Eritecek ve kullanacak bunu anlıyoruz.

"Bana getirin, üzerine eritilmiş bakır dökeyim."

Bu da  demirin okside olmasını engelleyen madde. Ama tabi bu tek o anlama gelmiyor. Burada demir ve katranın kullanıldığı bir silah türü veya belki bir ihtimal cinlere karşı veya o tarz olaylara karşı bir savunmada kullanılacak bir şeyden de bahsediyor olabilir. Yani geniş çapta demir ve üzerine katran dökülmesiyle elde edilecek bir şey. Bu konuyu daha sonra daha genişletiriz inşaAllah. 

18/97- Böylelikle, ne onu aşabildiler, ne onu delmeye güç yetirebildiler. 

Yani çok sağlam bir sed yapılması küfre karşı. Anarşi ve teröre karşı esaslı bir sed yapılmasının önemine Kuran dikkat çekiyor. Çünkü zayıf engellerle netice alınamıyor. Mesela PKK'ya karşı mücadele veriliyor ama engel olunamıyor. Neden? Bakın hem onu aşabiliyorlar hem de delmeye de güçleri yetiyor şu an.  Güçlü bir hat meydana getirilemiyor. Bir anlamı da yapılacak karakolların, müstahkem mevkilerin demirden olması. O ünlü Fransızların Majıno hattı vardı. Çok fazla çelik demir kullanılmıştı. Savunma hattı. Yani demirden yapılacak savunma hatlarının önemine de Kuran dikkat çekmiş oluyor. Ama bu tabi ilk bakılan yönü. Daha ikinci üçüncü aşamaları incelenebilir ama bu gün değil daha ilerde inşaAllah. 

Kıyamet dinle alay edenlerin boğazına tıkanacak. Mehdiyet de bu konuyu kapatmaya çalışanların boğazına tıkanacak. Ruhtur diyenlerin, şahsı manevi diyenlerin de boğazına tıkanacak. Kıyametin özelliği de odur. Allah ummadıkları anda vuracağım diyor. Söylememize rağmen kıyamet kopmayacak zannedecekler. Beklesinler çok az kaldı. 2120. Beklesinler bir gün keyifle eğlenirlerken, içkilerini içip alem yaparlarken denizlerin kaynadığını, dağların erimeye başladığını görecekler. O zaman Müslümanlar rahat içinde onu görecekler. Çünkü Allah hepiniz göreceksiniz diyor. Ayette sarhoş değillerdir ama sarhoş gibilerdir diyor Allah. Adam konuşamayacak korkunun şiddetinden. Pilekronik hareketler başlayacak, çocukların saçları korkudan bembeyaz olacak. Orada adamın nasıl alay edecek hali kalsın? Melekler alenen iniyorlar. Net görünecekler kıyamet anında. Kanatlarıyla net olarak görünecekler. Eyvahlar bize diyorlar ama içlerinden. Dışından diyemiyor. Kafa gidecek. Hiçbir konuşma yapamıyor. 

Mesela nükleer silahlar imha edilmeye başlandı Bu yüzyılda başladı o. Daha önce yoktu böyle bir şey. Mehdiyet devrinin bir özelliği inşaAllah. Mehdiyet denince sabahtan akşama kadar bir insan okula gidiyor. Neden? İyi bir insan olayım diyor. İnsanlara hizmet edeyim. Sonunda bütün insanlar iyi olsun diyor. Mehdiyet de bütün insanların iyi olması için Allah rızası için ama gayret eden düşüncenin adıdır. Dolayısıyla Mehdiyetin niye üstünde duruyorsun diyorlar. Peki sen ne yapıyorsun sabah kalktığında? Mesela camiye giderken sen arkadaşını çağırıyorsan o mehdiyettir. Malı satarken temiz ve iyi mal satılması  için insanları uyarıyorsan, gayri meşru kazanca karşı tavır alıyorsan bu Mehdiyettir. Mehdiyet bunun dünya çapında sağlam, güzel, etkili olarak yapılmasının bir açıklaması ve bir yönüdür. 

  •  Halk deccali bilmediği için tabi oluyorlar. Hz. Mehdi (as) diyecek ki deccal materyalizm ve darwinizmdir. Farkına varmayacaklar. 

     
  • Dışarıdaki madde saydam. Maddenin gerçeğini anlayan kişi dünyadan hemen geçer. Dünyanın boş olduğunu, cennetin cehennemin nasıl olduğunu, ölümün ne olduğunu, dirilmenin ne kadar kolay olduğunu anlar. Hakk-el yakin derecesinde bir iman elde eder bunu kavrayan insan. Münafıklık yapması mümkün değildir, artık çünkü fena makamına girmiştir. Ruh sahibiyse mükemmel Müslüman olur. Güneş de simsiyah karanlıktır. Güneş bizim için yakıcıdır. Bir başka varlık için güneş buz gibi soğuktur. Güneşte yaşayan bir varlık için güneş onlara gayet tatlı gelir. Orada yaşayan ruhani varlıklar var, başka bir varlık için çok letafetli ve tatlıdır. Mesela nasıl deniz suyunda sporlar yapıyorlar, başka bir varlık için deniz suyu güneş ateşi gibidir. Mahvoldum olarak düşünür. Algıya bağlıdır. Allah'ın vereceği algıya bağlıdır. Cehennemde cehennem melekleri var, acayip mutlular cehennemde, sevinç içindeler. Son derece memnunlar. Biz niye cehennemdeyiz demiyorlar. Cehennemi cehennem yapan Allah'ın verdiği algıdır. Cenneti de cennet yapan Allah'ın verdiği algıdır.


Kaçkar TV, 13 Ekim 2010

Yusuf Suresi, Kehf suresi, Zulkarneyn kıssası baştan sona ağırlıklı olarak Mehdiyet'i anlatır. 

Yusuf Suresi Mekke'de indirilen bir sure. Ayetlerin içindeki ince hikmetlere bakmaya çalışalım Allah'ın dilemesiyle, Cenab-ı Allah'ın verdiği ilim kadarıyla. 

12/1- Elif, Lam, Ra. Bunlar, apaçık Kitab'ın ayetleridir.

111 ayet. Burada bir 11 var. Birle elif birleştiğinde, Elif'in ebced değeri birdir, bir daha 11 oluyor. Yine aşağı iniyoruz onbir yıldız diyor Yusuf. Üç tane 11 var. 11 Eylül olayı da çok önemli bir olaydır. 

12/2- Gerçekten Biz, akıl erdirirsiniz diye, onu Arapça bir Kur'an olarak indirdik. "Akıl erdiresiniz diye"

Demek ki Kuran'ın üzerine biz derin derin düşüneceğiz. Aklı geliştiren bir güçtür Kuran Allah'ın dilemesiyle. Kuran olmadan akıl olmaz, zeka olur. Aklın olması için mutlaka Kuran'a ihtiyaç vardır. Kuran'ı iyi özümseyen, iyi hayata geçiren kişiye biz akıllı deriz onun dışındakine zeki denir. 

12/3- Biz bu Kur'an'ı sana vahyetmemizle, en güzel kıssaları gerçek bir haber (kıssa) olarak sana aktarıyoruz, oysa sen, daha önce, bundan haberi olmayanlardandın.

Bu bilgiler hep gayp haberleri, bilinmeyen özel bilgiler. 

12/4- Hani Yusuf babasına: "Babacığım, gerçekten ben (rüyamda) on bir yıldız, Güneş'i ve Ay'ı gördüm; bana secde etmektelerken gördüm" demişti.

Bir kere onbir var, 11 Eylül'deki olaylara bakıyor. Bu, Hz. Mehdi (as)'ın çıkış alametidir. Yıldız, iki tane kuyruklu yıldız çıkmıştır. Güneş, Güneş tutulması olmuştur iki kere ve Güneş'ten bir alamet  belirecektir, ona bakıyor. Ay, Ay tutulması olmuştur Hz. Mehdi (as)'ın çıkış alametidir. On beş gün arayla iki kere Ramazan ayında Ay tutulması olmuştur. Hz. Mehdi (as)'ın emrine veriyor bunları Allah. Hz. Mehdi (as)'ın zuhuru için bunları vesile kılıyor. 

12/5-  (Babası) Demişti ki: "Oğlum, rüyanı kardeşlerine anlatma, yoksa sana bir tuzak kurarlar. Çünkü şeytan, insan için apaçık bir düşmandır."

Demek ki başlangıçta Mehdiyet anlatılmaması gereken bir bilgi. Gelişmemişken, imkanları yokken Mehdiyeti anlatırsan insanların üzerinde bir hassasiyet meydana geliyor. Bunu kıskananlar olur, haset edenler olur, saldırganlaşabilir.

Hz. Mehdi (as) ile ilgili ben bir kitap yazmıştım yirmi yıl kadar önce. Ben o kitabı yazınca bir takım Müslüman kardeşlerimizde tahmin edemeyeceğimiz bir tepki oluştu. Bazı insanlar saldırganlaşmaya başlamıştı. Demek ki o zaman daha erkenmiş. Bakın Hz. Mehdi (as) öncüsü olarak biz de bunun bir tecellisiyle karşılaştık. Kıymetli hakikatlerin bir süre zamanı ve zemini uygun değilse anlatılmamasında hayır var.

Hz. Mehdi (as)'a da Müslüman bilinen münafık tıynetli kişiler tarafından tuzak kurulacak. Şeytan münafıklara, küfre etki eder. Şeytana dikkat çekildiğine göre münafık da şeytanın insan şeklindeki hali olduğuna göre, demek ki münafıklar da Hz. Mehdi (as)'a düşman olacak. 

12/6- "Böylece Rabbin seni seçkin kılacak, sözlerin yorumundan (kaynaklanan bir bilgiyi) sana öğretecek ve daha önce ataların İbrahim ve İshak'a (nimetini) tamamladığı gibi senin ve Yakub ailesinin üzerindeki nimetini tamamlayacaktır. Elbette Rabbin, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir."

Ebced değeri 2020 tarihini veriyor.

Hakkı yorumlamayı, hadis yorumlamayı, Kuran'ı yorumlamayı öğretecek. Güzel yorumlayacaksın, oradaki şifreleri güzel çözeceksin. Bunu görüyoruz biz bu ayette Hz. Mehdi (as)'a bakan yönü olarak. Kuran'ın, hadisin, Risale-i Nur'un sırlarını açacak, insanlara gösterecek.

Hz. Mehdi (as) da Hz. İbrahim neslinden, zaten Hz. İbrahim'in duası var. Müslümanlar da her namazda "ettehiyatu" ile dua ediyorlar, Hz. İbrahim ve ailesine. Hz. Mehdi (as)'ın dünya hakimi olmasıyla nimet tamamlanmış olacak, kamil olacak. 

12/7- Andolsun, Yusuf ve kardeşlerinde soranlar için ayetler (ibretler) vardır.

Ebcedi 2019 tarihini veriyor. Hz. Mehdi (as) ve talebelerinde soranlar için ayetler vardır, diye yorumlayabiliriz. Tam hakimiyetiyle ilgili konular. 

12/8- Onlar şöyle demişti: "Yusuf ve kardeşi babamıza bizden daha sevgilidir; oysa ki biz, birbirini pekiştiren bir topluluğuz. Gerçekte babamız, açıkça bir şaşkınlık içindedir."

12/9- "Öldürün Yusuf'u veya onu bir yere atıp-bırakın ki babanızın yüzü yalnızca size (dönük) kalsın. Ondan sonra da salih bir topluluk olursunuz."

Hem cinayete azmedeceksin hem de salih olduğunu iddia edeceksin, kalbinde hastalık var. 

12/10- İçlerinden bir sözcü dedi ki: "Eğer (mutlaka bir şey) yapacaksanız, öldürmeyin Yusuf'u, onu kuyunun derinliklerine bırakıverin de bir yolcu kafilesi alsın."

Bu kişi (içlerinden bir sözcü) bir ihtimal Hz. Hızır olabilir. Öldürülmesini engelliyor. Yolcu kafilesinin alacağını nereden biliyor? Sözün gerçekleşeceğini biliyor. Daha da derinine gidersek çok hayret verici detaylar var, ama biz sadece yüzeysel olarak ilk anlamını anlatalım. 

12/11- (Bu karara vardıktan sonra) "Ey Babamız," dediler. "Sana ne oluyor, Yusuf'a karşı bize güvenmiyorsun? Oysa gerçekte biz, onun iyiliğini isteyenleriz."

Kalbinde hastalık olanlar veya münafıklar tuzak kurmadan önce böyle bir üslup kullanır. Güvenin üzerinde çok dururlar. İyilik istemek iddiasıyla yanaşırlar. Aslında işleyeceği cinayete doğru adım adım ilerler. O yüzden münafık ataklarında çok dikkatli olmak lazım, münafık ataklarına aldanmamak lazım. 

12/12- "Sen onu yarın bizimle gönder, gönlünce gezsin, oynasın. Elbette biz onu koruyup-gözetiriz."

Gönlünce gezsin, özgür olsun, neşelensin. Hem bakacağız hem de koruyup gözeteceğiz. Tuzak için ne kadar kapsamlı açıklamalarda bulunuyor. Demek ki kalbinde hastalık olanın, münafığın bu tip üslubu olabiliyor. Hastalık döneminde ana münafık alametlerine bakmak lazım, konuşmaya değil. Müslümanda da ana Müslüman alametlerini gördükten sonra, takva adamıysa, cehd insanıysa, aklı varsa kuşkulu gibi görünen ifadelere önem vermemek lazım.

Ama sağlam münafık alametleri gösteren bir kişide de istediği kadar güzel özellik göstersin buna kuşkuyla yaklaşılır. 

12/13- Dedi ki: "Sizin onu götürmeniz gerçekten beni üzer ve siz ondan habersiz iken onu kurdun yemesinden korkuyorum."

"Sizin onu götürmeniz beni üzer" demesi peygamber zellesidir çünkü üzüntü haramdır, gerçekten üzer diyor, emin konuşuyor. Peygamberlerde olan hatalı hareketlere, kaderlerinde olan sonradan düzelttikleri tavırlara zelle denir. Onlara farkına varmadan akıl vermiş oluyor. Korkmak da haram, bu da peygamber zellesidir. Müslümanın zaafını asla söylememesi lazım. Hazır plan sunmuş oluyor. Hastalıklı adamlara Müslüman zaafını asla söylemez ancak güçlü ve güvenilir kişilere söylenebilir ki tedbir alsın. Ondan habersiz iken demesi ve kurt yemesini söylemesi de peygamber zellesidir. Sonradan bunları düzeltiyor ve tabii ki cennete giden bir peygamberdir. Ama bu tür ifadeler zelledir, birçok peygamberde vardır bu tür zelle. İki noktadan yol göstermiş oluyor, bir siz habersizken, iki kurt yemesi. 

12/14- Dediler ki: "Andolsun, biz, birbirini kollayan bir topluluk iken, kurt onu yerse, bu durumda şüphesiz kayba uğrayan (aciz) kimseler oluruz."

Yeminle konuşuyorlar. Münafıklar, kalplerinde hastalık olanlar, takva üslubu kullanabilirler. Kurtarma amaçlı bir uslup kullanabilirler, "ailemi, arkadaşlarımı, kardeşlerimi kurtarmak istiyorum" der. Ama kahpece bir amacı olur, zahiren iyi niyetli gibi görünür. Ki birbirlerini hakikaten kollar kalbinde hastalık olanlar münafıklar. "Böyle bir şey mümkün değil biz birbirini kollayan dikkatli kişileriz" diyorlar "bize yakışmaz, yapmayız böyle şey" diyorlar, buna da inanmamak lazım. 

12/15- Nitekim onu götürdükleri ve kuyunun derinliklerine atmaya topluca davrandıkları zaman, Biz ona (şöyle) vahyettik: "Andolsun, sen onlara kendileri, farkında değilken bu yaptıklarını haber vereceksin."

Hz Yusuf'a Allah daha çocukken kalbine vahyediyor. "Onlar kendi yaptıkları şeylerin gizli olduğunu sanıyor, ama sen onlara haber vereceksin" diyor. Hz. Mehdi (as)'ın da yapacağı budur, yapılan sahtekarlıkları oyunları onlara bildirecektir. 

12/16- Akşam üstü babalarına ağlar vaziyette geldiler.

Akşamüstü; ayette "gecenin şerrinden Allah'a sığınırım" ifadesiyle dikkat çekiliyor, geceler tehlikelidir çünkü suç işleyenler geceyi tercih edeler. Telafisi çok zordur, akşamdan sonra biri kaybolsa akşam aramak çok zordur.

Kalbinde hastalık olanların ağlamayı da bir silah olarak kullandığını görüyoruz. İftira atıyorlar masum birine mesela, bir fahişeyi buluyorlar emniyette, mahkemede ağlatıyorlar. Şöyle oldu, böyle oldu diye kadın ağlayarak anlatıyor. Kadın ağlaması insanı etkiler zavallı görünüm verdiği için. Karşı taraf da aldanıyor. Ağlamaya şüphe gözüyle bakmak lazım, oyun veya taktik amaçlı ağlamaya kaşrı çok dikkatli olmak gerekiyor. 

12/17- Dediler ki: "Ey Babamız, gerçek şu ki, biz gittik, yarışıyorduk. Yusuf'u da yiyeceklerimizin (veya eşyamızın) yanında bırakmıştık. Fakat onu kurt yemiş. Ne var ki biz doğruyu söylesek bile sen bize inanacak değilsin."

Münafıkların ve kalbinde hastalık olanların yalan söylemekte ve kafalarında bir hayali olay meydana getirmekte ne kadar yetenekli olduğunu görüyoruz. "Kurt yemiş" diyorlar, babalarının korktuğu konuyu ona söyülyorlar. Kurta dikkat çekilmesi de ayrı bir şeydir, ahir zamanda kurt gibi insanlar ortaya çıkacaktır. "Biz doğru söylesek bile bize inanmazsın" diyorlar. Bu da münafıkane bir bilinç altı kurgulamasıdır. Yalanı tasarlayanların ne kadar kapsamlı ikna ve telkin yöntemleri kullandığını gösteriyor. 

12/18- Ve üzerine yalandan kan (sürülmüş) olan gömleğini getirdiler. "Hayır" dedi. Nefsiniz, sizi yanıltıp (böyle) bir işe sürüklemiş. Bundan sonra (bana düşen) güzel bir sabırdır. Sizin bu düzüp-uydurduklarınıza karşı (Kendisi'nden) yardım istenecek olan Allah'tır."

Ahir zamanda müminlerin, Hz. Mehdi (as)'ın aleyhine muazzam iftiralar atılacak. Çok kapsamlı tuzaklar kuracaklar münafıklar. Gerçekten iyi insanlarmış gibi gösterecekler kendilerini ve çok galiz iftira atacaklar, hatta sahte delil oluşturacaklar, yalan ve sahte deliller oluşturacaklar.

Tam Müslümanca bir tavır burada. Peygamberin hareketinin mükemmelliğini gösteriyor. İnanmıyor bu çok güzel, Allah'a tevekkül ediyor, yalan söylediklerini hemen ferasetiyle, Allah'ın dilemesiyle anlıyor ve tam Müslüman üslubuyla Allah'a sığınıyor. 

12/19- Bir yolcu-kafilesi geldi, sucularını (kuyuya su almak için) gönderdiler. O da kovasını sarkıttı. "Hey müjde... Bu bir çocuk." dedi. Ve onu (kuyudan çıkarıp) 'ticaret konusu bir mal' olarak sakladılar. Oysa Allah, yapmakta olduklarını bilendi.

Hz. Mehdi (as) kova burcundan biliyorsunuz, İncilde'de geçiyor. "Kova burcundan olan kişiye uyun diyor" İsa, masonlar da bunu biliyorlar, ilgili kişinin kova burcundan olduğunu biliyorlar. Müjde var ve bu bir çocuk diyor. Mehdiyetin ilk çocukluk gençlik yıllarına bakan bir ayet aynı zamanda. Ticaret konusu ediniyorlar, önem vermiyorlar oysa Allah yapmakta olduklarını bilendir. 

12/20- Onu ucuz bir fiyata, sayısı belli (birkaç) dirheme sattılar. Onu pek önemsemediler.

Süre geçiyor yani onu pek önemsemiyorlar, Hz. Mehdi (as)'ı da başlangıçta insanlar pek önemsemeyecek. Firavun da Hz. Musa'yı almış, onu koruyup kollamıştı, ona nasıl bir hizmet ettiğini bilememişti. 

12/21- Onu satın alan bir Mısır'lı (aziz,) karısına: "Onun yerini üstün tut (ona güzel bak), umulur ki bize bir yararı dokunur ya da onu evlat ediniriz" dedi. Böylelikle Biz, Yusuf'u yeryüzünde (Mısır'da) yerleşik kıldık. Ona sözlerin yorumundan (olan bir bilgiyi) öğrettik. Allah, emrinde galib olandır, ancak insanların çoğu bilmezler.

Sözlerin yorumunda bilgi; hakkı ve güzel ifadeyi o zaman ki hak olan bilgileri çok güzel yorumluyor. Hz. Mehdi (as)'a bakan yönü de, Hz. Mehdi (as)'ın Kuran'ı, hadisleri, Risale-i Nur'u mükemmel yorumlayacağını anlıyoruz.

Bütün güç Allahın elinde. Emrettiği bir şeyi yerine getirir ve galip olacaktır. Ebcedi 2014 tarihini veriyor. Hep hakimiyetlerde, Hz. Mehdi (as) döneminin tarihleri çıkıyor. Yüzün üzerinde ebced var, hepsi tamamı Hz. Mehdi (as)'ın dönemlerinin tarihlerine bakıyor bu çok acaip bir şey. 

12/22- Erginlik çağına erişince, kendisine hüküm ve ilim verdik. İşte Biz, iyilik yapanları böyle ödüllendiririz.

22, 2 2, ergenlik çağına erişince kendisine hüküm ve ilim verdik. Hem güzel hüküm verdik hem de güzel bir bilgi. Yani ledün ilmi, vehbi ilim. 

12/23- Evinde kalmakta olduğu kadın, ondan murad almak istedi ve kapıları sımsıkı kapatarak: "İsteklerim senin içindir, gelsene" dedi. (Yusuf) Dedi ki: "Allah'a sığınırım. Çünkü o benim Efendimdir, yerimi güzel tutmuştur. Gerçek şu ki, zalimler kurtuluşa ermez."

O kadın Hz. Yusuf'la aynı evde kalıyor. Hz. Yusuf çok seksi, erkek olarak kadınları çok tahrik eden, çok etkileyen bir erkek. Ama aklından ve derinliğinden kaynaklanan bilinmeyen bir güce sahip. Bu, tiple etle kemikle ilgili birşey değil. Kaşı gözü olur, ama sığır gibi olur, bir aşağı yukarı gezer durur, ama aklın meydana getirdiği Allah'ın meydana getirdiği olağanüstü bir etki vardır. Kuran'da Allah ona dikkat çekiyor.

Bir kere kadın çok yaman bir kadın, böyle detayları çok düşünen bir kadın. Bütün kapıları kapatıyor, herhangi bir kişinin giriş ve çıkışını engellemek için. Tasarlamış çünkü. Hz. Yusuf orada köle olduğu için, belirli bir yaşa gelince kadın ondan etkileniyor. Çocuk olarak görüyor önce, delikanlı hale gelince kişiliği oturup derinliği gelişince kadın bu aşamada dayanamıyor. Daha önce irade kullanabilen kadın kullanamıyor bu aşamadan sonra.

İmandan kaynaklanan bir güzelliği var Kuran, buna hemen dikkat çekiyor. İmanlı iffetli bir erkek kadın için çok etkileyicidir. Herkesle yatan kalkan, fuhuş yapan, helale harama dikkat etmeyen erkek itici gelir kadına. İstese de olmaz tiksintiden kurtulamaz. Nasıl mümin bir erkek bir fahişe kadından etkilenmezse, gücü yetmezse o da öyle oluyor. Allah bana nimet verdi diyor. Burada "O benim efendimdir" derken Allah'a kasıtla söylediği anlaşılıyor, çünkü o imkanı sağlayan Allah ona. 

12/24- Andolsun kadın onu arzulamıştı, -eğer Rabbinin (zinayı yasaklayan) kesin kanıt (burhan)ını görmeseydi- o da (Yusuf da) onu arzulamıştı. Böylelikle Biz ondan kötülüğü ve fuhşu geri çevirmek için (ona delil gönderdik). Çünkü o, muhlis kullarımızdandı.

Kadının arzusu normal bir arzu değil gözü dönmüş artık. Hz. Yusuf da kadına karşı arzu duyuyor, yani istekli. Gayri meşru cinsel ilişkiye girmiyor kadınla, o devre kadar kadın defalarca ona sarkıntılık etmeye kalktı muhtemelen hepsinden kaçımış, ama bu kez kadının kararlı olduğu anlaşılıyor kapıyı kilitliyor. 

12/25- Kapıya doğru ikisi de koştular. Kadın onun gömleğini arkadan çekip yırttı. (Tam) Kapının yanında kadının efendisiyle karşılaştılar. Kadın dedi ki: "Ailene kötülük isteyenin, zindana atılmaktan veya acı bir azaptan başka cezası ne olabilir?"

Hz. Yusuf'un güzelliği, kadından kaçıyor. Kadının azgınlığı da şaşırtıcı. Tutunca arkasından gömleği kopartıyor arkasından. Hz. Yusuf kapıyı açmış demek ki, kadın da peşinden koşmuş gömlek yırtılmış. Ne kadar tehlikeli kadın, şehvetten hem gözü dönmüş, iman gözüyle de bakmadığı için gözü çok kara. Hani seviyordun Allah için? Sevmediği saf şehvetle sevdiği için bir an da siliyor. Hani seviyordun? Allah için sevmemenin, sırf şehvet olarak sevmenin nasıl acı sonlar oluşturacağını, nasıl karşıdaki insanı harcayacağını, nasıl çabuk biteceğini Allah gösteriyor. 

12/26- (Yusuf) Dedi ki: "Onun kendisi benden murad almak istedi." Kadının yakınlarından bir şahid şahitlik etti: "Eğer onun gömleği ön taraftan yırtılmışsa bu durumda kadın doğruyu söylemiştir, kendisi ise yalan söyleyenlerdendir.

Kadın öyle bir atakta bulundu ben yapmadım diyor. Demek ki Hz. Mehdi (as)'a da kadınlardan kaynaklanan iftiralar olacak. Hz. Mehdi (as) da delil getirerek savunma yapacak. Hz. Mehdi (as)'a da aynı iddiaların yapılacağına dair Kuran'ın bir işareti var. 

12/28- Onun gömleğinin arkadan çekilip-yırtıldığını gördüğü zaman (kocası): "Doğrusu, bu sizin düzeninizden (biri)dir. Gerçekten sizin düzeniniz büyüktür" dedi.

Ehli dünya olan, İslam'a, Kuran'a önem vermeyen kadınların düzenleri çok şiddetli, bayağı tehlikeli oluyor. Bayağı yırtıcı, insanın başını belaya sokacak insanlar oluyor. 

12/29- "Yusuf, sen bundan yüz çevir. Sen de (kadın) günahın dolayısıyla bağışlanma dile. Doğrusu sen günahkarlardan oldun."

Vezir makul davranıyor. Günah işleyen sensin diyor. Kadını dövmüyor, sokağa atmıyor vurmaya kalkmıyor, bazı tipler kadını vuruyor bıcaklıyor 30 yerinden. Onun işlediği günah Allah ile onun arasında, bundan dolayı feci şekilde cezalandırma olmaz. En fazla boşarsın, asmak kesmek olmaz. 

12/30- Şehirde (birtakım) kadınlar: "Aziz (Vezir)'in karısı kendi uşağının nefsinden murad almak istiyormuş. Öyle ki sevgi onun bağrına sinmiş. Biz doğrusu onu açıkça bir sapıklık içinde görüyoruz." dedi.

Burada Cenab-ı Allah cahiliye ahlakındaki kadınların dedikoduculuğuna dikkat çekiyor. Boş kadınlarda olur bu. Kadını şiddetli bir şehvet sarmış. Sevgide insan sevdiğini harcar mı, kıyabilir mi? Doğru, kadın sapık hakikaten. 

12/31- (Kadın) Onların düzenlerini işitince, onlara (bir davetçi) yolladı, oturup dayanacakları yerler hazırladı ve her birinin eline (önlerindeki meyveleri soymaları için) bıçak verdi. (Yusuf'a da:) "Çık, onlara (görün)" dedi. Böylece onlar onu (olağanüstü güzellikte) görünce (insanüstü bir varlıkmış gibi gözlerinde) büyüttüler, (şaşkınlıklarından) ellerini kestiler ve: "Allah'ı tenzih ederiz; bu bir beşer değildir. Bu, ancak üstün bir melektir" dediler.

Kadın bu dedikoduları duyunca, geniş salon gibi bir yerde hazırlık yapıyor. Ve meyve ikramı yapıyor, gelin sohbet edeceğiz diyor. Hz. Yusuf'u da kadın topluluğunun içerisine çağırıyor. Eli ayağı titriyor kadınların, etkileme gücünden dolayı Hz. Yusuf'un. Kadın etkilendiğinde kalp atışı çok yükselip eli ayağı titrer, konuşma bozukluğu olur şehvet düzgün konuşmayı bozabilir Kuran buna dikkat çekiyor. Olağanüstü etkileyici başka türlü bunu açıklayamayız diyorlar. Vücudunu kontrol edememelerine şaşıyorlar. 

12/32- Kadın dedi ki: "Beni kendisiyle kınadığınız işte budur. Andolsun onun nefsinden ben murad istedim, o ise (kendini) korudu. Ve andolsun, eğer o kendisine emrettiğimi yapmayacak olursa, mutlaka zindana atılacak ve elbette küçük düşürülenlerden olacak."

Ben ona yanaşmak istedim diyor. Kendisi benimle cinsel ilişkiye girmezse hapse attıracağım onu ve küçük düşüreceğim diyor. Hem küçük düşürmek hem zindana attırmaktan bahsediyor. Demek ki Hz. Mehdi (as)'da da öyle olacak. Hz. Mehdi (as)'dan da kadınların hoşlanacağını anlıyoruz ona işaret var. Hem zindana attırma hem kamuoyunda aleyhte haberler çıkartma var. 

12/33- (Yusuf) Dedi ki: "Rabbim, zindan, bunların beni kendisine çağırdıkları şeyden bana daha sevimlidir. Kurdukları düzeni benden uzaklaştırmazsan, onlara (korkarım) eğilim gösterir, (böylece) cahillerden olurum."

Hz. Mehdi (as) da kararlı olacak o da gayri meşru ilişkiye girmeyecek. Cahillerden olmaktan korkuyorum, fahşadan korkuyorum beni koru diye Allah'a sığınıyor. 

12/34- Böylece Rabbi, duasını kabul etti ve onların hileli düzenlerini kendisinden uzaklaştırdı. Çünkü O, işitendir, bilendir.

Böylece Rabbi, duasını kabul etti, 2031'i veriyor ebcedi. İslam'ın en şaşalı yılları inşaAllah. 

12/35- Sonra onlarda (Yusuf'un iffetine ilişkin) delilleri görmelerinin ardından, mutlaka onu belli bir vakte kadar zindana atmak (görüşü)ağır bastı.

Lehinde açık hukuki delilleri görmelerine rağmen, suçsuz olduğuna dair deliller olmasına rağmen o zamanın derin devleti, aleni delillere rağmen onu hapsetmek istiyor. Hz. Mehdi (as)'da da öyle olacak. Derin devlet karar verecek, bir komplo hazırlayacak ve meşru devlet vasıtasıyla hapse attıracaklar. Hz. Mehdi, Hz. Yusuf'a benzer diyor Peygamberimiz (sav), Yusuf kıssasında bir yönüyle, işari anlamıyla Hz. Mehdi (as)'ın anlatıldığını görüyoruz. 

Ben 1986'da tutuklandığımda Mahkeme'de şu ayeti delil olarak okumuştum:

12/38- "Atalarım İbrahim'in, İshak'ın ve Yakub'un dinine uydum. Allah'a hiçbir şeyle şirk koşmamız bizim için olacak şey değil. Bu, bize ve insanlara Allah'ın lütuf ve ihsanındandır, ancak insanların çoğu şükretmezler."

İbrahim Milletindenim türk kavmindenim dedim. 19 ay hapiste kaldık. Mahkemede delil olarak, "Sayın Hakimim din olarak Kuran'da millet kelimesi geçiyor, ben de İbrahim milletindenim Kuran'da da bunun açık açıklaması var. Atalarım İbrahim ve ishakın dinine uydum diye ayeti okudum, burada benim suçsuz olduğum belli ama takdir size ait" dedim. Mahkemenin kararına saygım var tabi tutuklama kararı verdiler, aynı savcı 19 ay sonra bu sözde suç unsuru yok diye beraat kararı verdi. 

12/56- İşte böylece Biz yeryüzünde Yusuf'a güç ve imkan (iktidar) verdik. Öyle ki, orada (Mısır'da) dilediği yerde konakladı. Biz kime dilersek rahmetimizi nasib ederiz ve iyilik yapanların ecrini kayba uğratmayız.

2017 tarihini veriyor ebcedi bir tarih veriyor, o da 2017 bu kadar tesadüf olur mu? Tam net tarih veriyor, dünya hakimiyetinden bahseden bir ayet. 

12/111- Andolsun, onların kıssalarında temiz akıl sahipleri için ibretler vardır. (Bu Kur'an) düzüp uydurulacak bir söz değildir, ancak kendinden öncekilerin doğrulayıcısı, herşeyin 'çeşitli biçimlerde açıklaması' ve iman edecek bir topluluk için bir hidayet ve rahmettir.

Yusuf suresinde Allah çok fazla hikmet olduğunu çok derinlikler olduğunu açıklıyor biz de tabii o gözle bakacağız inşaAllah. Son ayet, 2015 ebced değeri. Temiz aklını kullanan insanlar için ibretler vardır, dümdüz bir hikaye değildir aklını kullanan için bilmediğiniz sırlar derinlikler vardır diyor. Allah hikaye değil bu diyor. Herşeyin açıklaması, ama herşeyin açıklaması var. Mehdidir diyor Allah Kur'an için. "İman eden bir topluluk için bir hidayet." Yusuf kıssasında sırlar derinlikler vardır diyor Allah ayette. İnsanların örnek alacağı şeyler vardır diyor. Tefsir edecek şekilde baktığımızda çok çok derinlikler görüyoruz. Ebcedleri de öyle, imalar ve işaretler de öyle. Ama biz Kuran'ın muhkem hükümlerine göre hareket ederiz, bu muhkem hükümlerden sorumluyuz biz. Namaz kılın der kılarız inşaAllah.

 

  • (Ahmet Çolak'ın Mehdiyet hakkındaki konuşması ile ilgili)

Hocamız ne dedi; "Peygamberimiz (sav)'inin yapamadığını Hz. Mehdi (as) mı yapacak?" dedi. Senin söylediğin şahsı manevi nasıl yapıyor, Hz. Mehdi (as)'dan daha mı üstün? Hem Peygamber (sav)'den hem Hz. Mehdi (as)'dan daha üstün bu şahsı maneviyi oluşturan kişiler, öyle mi? Burada bir acayiplik var. Hz. Mehdi yapamıyorsa senin tanıdığın şahsı manevi de yapamaz. Burada bunu imkansız demeye getiriyor. Şahsı manevi yaparsa niye Hz. Mehdi (as) yapamasın. Hz. Mehdi, talebeleri ve şahsı manevisi. Kendi arakadaş grubunun oluşturduğu kişiler yapar diyor, Peygamber (sav)'in müjdelediği kişilerin yapamayacağını söyülyor. Bediuzzaman Hz. Mehdi 1400'de zuhur edecek diyor. 1506'dan itibaren dünyada din kalmıyor, geriye gitmeye başlıyor. Verilen süre insan ömrü için uygun. Çok ileri tarihlere kadar Hz. Mehdi (as)'ın hayatta olacağı anlaşılıyor, o dönemde Hz. Mehdi (as)'ın şahsı manevisiyle birlikte faaliyet yapmasında  ne mahsur var?

İslam dünyaya hakim olacaksa Müslümanların lideri kim olacak? İslam dünyaya hakim olduğunda yetmiş yıllık süre içerisinde Hz. Mehdi (as)'ın bulunmasından niye rahatsız oluyor? Müsaade ederse bu, Hz. Mehdi (as) ve talebeleri olur. Hz. Mehdi ve talebeleri var o yetmiş yıl içinde. Senin arkadaş grubun yerine, Hz. Mehdi ve talebelerinin bunu yapacağını düşünmek hem hadislere hem de Bediuzzaman'ın söylediklerine uygun Sizin arkadaş grubunuz bir bölünme geçirmiş. Ne İttihadı İslam olmuş ne Hz.İsa (as)'ın talebeleriyle bağlantıya geçilmiş. Hiçbiri yapılmamış bilakis bir ayrılık oluşturmuşlar.

Bunu Hz. Mehdi (as) ve talebelerinin yapması mümkünken, neden Hz. Mehdi (as)'ın talebelerinin başında olmasını kabul etmiyor? Süre açısından Hz. Mehdi (as)'ın ömrü uygun. Başka da bir süre yok.

"Biz yapacağız Hz. Mehdi (as)'a gerek yok" diyor. Hz. Mehdi olmadan nasıl yapacaksın? Yapamıyorsun, işte nur talebeleri paramparça bölünmüş, yapamıyorsun işte. Bırak da Hz. Mehdi (as) yapsın. Hz. İsa (as)'dan hiç bahsetmiyor, Hz. İsa'yı öldürmüş sonra da yok etmiş. Süfyanı anlatıyorsun, deccali de gördük diyorsun (süfyan hafız esad, deccal de darwin), Hz. Mehdi de Bediuzzaman diyorsun tamam kabul, Hz. İsa nerede? O mezarda diyor, mezarını göster nerede? Mezarını Peygamberimiz (sav) kendi yanına hazırlamış.  Hz. İsa,  Hz. Mehdiyle namaz kılacak diyor, Hıristiyanların başına gececek kumandan olacak diyor Bediuzzaman. Burada kendi aklından anlatıyor Risale-i Nur'dan okuyup anlatsana. Biz ya Kuran'dan ya hadisten ya Bediuzzaman'dan okuyup açıklıyoruz. Hocam koltuğa dayanıp açıklıyor olmaz. Delile dayandıracak. Çok seviyorum değerli insan, ama Allah rızası için Müslümanları böyle felç etmesinler, böyle büyük bir davayı felç edecek tavırlar göstermesinler. Üstad'ın ruhunu incitiyorlar. Ne yaptıklarının farkına varsınlar, Allah müjdeliyor meydana gelen şey yok etmeye yönelik. Bediuzzaman'dan oku anlat hadisten oku anlat, ama kafandan anlatıyorsun.
 

  • Hz. Yusuf seksi ve çekici etkileyici, kadın ondan tahrik oluyor bundan niye utanıyorsun? Kadınların göğüsleri yeni tomurcuklanmış diyor ayette onu okuma diyor. Bu Allah'ın ayeti. Kendi ahlak sistemini kafana koymuşsun, Allah'ın ayetlerini o mantıksız kafana sığdıramıyorsun. Bundan utanç duymaları hayret. Açıkça ayette söylüyor Allah, bunda utanacak ne var? Allah hükmünü açıklarken bizim neden utanacağımızı bize belirtiyor. Kuran'dan utanan bir insan Müslümanlıkla alakası kalmıyor, kendi utanılacak adamdır o zaman. Kadın niye kovalıyor arkasından karşılıklı sohbet edelim anlamında mı diyor, bundan utanılacak ne var? Böyle bir şeyde utanacak ne var? 

     
  • Esat Coşan, Mahmut Hoca, Şeyh Nazım gibi bir çok şeyhin sohbetinde bulundum, manevi feyzlerinden istifade ettim sohbetlerinden hal aldım ama herhangi birinin biatında değilim. 

     
  • İçimde kimseye karşı bir öfke yok. Anlattıklarımdan alınmayacaklar o gözle bakmasınlar. Ben öyle arada şakalaşırım takılırım. Hayali bir şahsa hitap ediyorum deli misin sen diyorum ama hayali bir insana hitap ediyorum tabii ki hiçbir kardeşime hitap ediyor değilim. 

     
  • Çin hükümetini eleştirdim, birden değiştiler. Yüz senedir kök söktüren Çin birden değişti. Uygurlu kardeşlerimiz Çinli kardeşlerimizin Müslüman olması için onlara yardımcı olsunlar. Bizim onlarla alıp veremediğimiz yok, Allah kıyamete kadar güç kuvvet versin ama demokrat, sevecen, koruyup kollayan olsunlar. Severek gidelim, konuşalım. 

     
  • Hz. Yusuf'u kadınlar gördü mü ilikleri eriyordu. Bütün peygamberler de öyleydi. Ne var onda şaşacak? Kendileri aynanın karşısına gidip saçlarına şekil veriyorlar kendilerince yakışıklı olmak için, ama peygamberlerin yakışıklı olması, etkileyici olması ağırlarına gidiyor. Firavun bile enaniyetli aslında, ama tarihi kaynaklara geçirmiş kadınları etkileme sanatında usta diyor Hz. Musa için. Cennette de erkekler ve kadınlar çok etkileyici olacak bu Allah'ın bir lutfudur, mühim olan helaliyle olması gayri meşru olmaması.

Peygamber Efendimiz (sav)'in de gücünden haya ediyorlar. Ben helal olsun diyorum. Hep yaşlı hanım alırdı, hiç alakası yoktu, sadece sığınması için alırdı diyorlar en güzel hanımları alıyordu o devirde. Asıl peygamberlerin hakkıdır. Cinselliği peygamberlere yakıştıramıyorlar o çok kızdırıcı. Kendilerine yakıştırıyorlar. Size niye layık oluyor da peygambere olmuyor. Gülme olmuyor, neşe olmuyor, şaka yapamıyor cinsellik olmuyor ama bu kişilere oluyor. Peygamber evinde oturacak, gülmeyecek konuşmayacak, yere bakacak istiyorlar. Sen yap onu. Cinsellik da güzellik de peygamberin hakkıdı,r evlendiği hanımlar da annelerimizdir onlarla da iftihar ediyoruz.

Hz. Hasan, Hz. Hüseyin olağanüstü yakışıklıydı. Münafıkların kemikleri kırılıyordu, onların neşesi yakışıklığı onlara bayağı bir ağır geliyordu. Hz. Ali de öyle çok yakışıklıydı, çok fazla hanımı vardı güçlü kuvvetliydi. Peygamberlerin cinselliğinden utanılması çok anormal. Ben de o hayasızlardan utanıyorum.  Peygamber dedin mi haşa aman aman olur mu diyor. Kadın Allah'ın en çok tecellisi kimdeyse ona gider. İstese bir çok genç sahabeler var kendi yaşıtı, Hz. Ayşe asla dedi, sadece Resulullah (sav)'ı istiyorum dedi. Annelerim tam isabetli hareket ettiler maşaAllah. Allah onlara isabet ettirdi. Güzel annelerimizi biz nuraniyetleriyle birlikte cenettegöreceğiz inşaAllah, annelerimiz olduğunu hissederek derin muhabbetle göreceğiz. Allah sonsuza kadar size güzellik, iyilik versin diyeceğiz inşaAllah, ki aksi olmaz cennetten bir daha çıkış yok çünkü. 

2010-10-14 23:24:50
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top