Adnan Oktar'ın 14 Ekim 2010 tarihli röportajından önemli başlıklar

14 Ekim 2010, Maraş Aksu TV 

  • Müslümanların, inananların akılcı ve güçlü olmaları durumunda bu siyasete de yansıyor. Bediüzzaman döneminde Anadolu'da manevi bir elektrik, manevi bir zemin meydana getirdi,  Demokrat Parti iktidar oldu. İnsanlar zannediyor ki Adnan Menderes gitti gezdi, iman hakikatleri anlattı, dalalet ve küfürle uğraştı ve sonunda iktidar oldu zannediyorlar. Böyle birşey yok, Adnan Menderes herhangi bir insandı. Ona oy verecek insanlardaki ruhu, elektriği  Bediüzzaman sağladı. Adnan Menderes’in bundan haberi bile yoktu. Çünkü Bediüzzaman’ı çok ezdiler o zamanlar. Halbuki onun sayesinde iktidar olmuşlardı. Ama aynı şekilde ona yaptıkları zulüm nedeniyle de iktidardan gittiler. İktidara gelme sebebi de iktidardan gitme sebebi de Bediüzzaman’dır. Ahir zamanda da sağın güçlü olmasının sebebi yine Mehdiyettir. Çok alenidir. Sağ ideolojik hakimiyet sağlamadan iktidar olamaz. İdeolojiyi zeminde başka manevi varlıklar yapar. Onların hazırladığı manevi zemin üstüne sağ iktidar olur. Mesela Avrupa’da sol ezici şekilde hakim oluyordu çünkü Darwinist-materyalist düşünce ezici şekilde güçlüydü. Sağ onlara karşı bir ideoloji çıkaramıyordu Avrupa’da. Hatta sola alternatif olarak yine sol iktidar oluyordu. Fikren ezildikten sonra sol duruldu, onun sebebi de yine Mehdiyettir. 

     
  • Kuran'ın bütününe Mehdiyet hakimdir. Tevrat'ında bütününe hakimdir, İncil’inde bütününe hakimdir. Dünya tarihi boyunca hep Mehdiyet ve deccaliyet arasında bir mücadele olmuştur. En büyük rövanş su an yapılıyor, dünya çapında en büyük deccal ile gelmiş geçmiş en büyük Mehdinin mücadelesidir Mehdiyet. Mehdiyet tamamına hakim Kur'an'ın hangi sayfasını açarsanız açın bunu görürsünüz. Hz. Mehdi (as) Allah’ın bir tecellisi onun bir vasfı yok Allah ondan tecelli ediyor, Allah gelmiş geçmiş en büyük velidir diyor. Hz. Ebu Bekir (ra) ve Hz. Ömer (ra) ona üstün olamaz diyor. Tevrat'ta çok uzun övülüyor. İnsanlarda şirke yatkın bir görüş olduğu için, Hz. Mehdi (as)’ın kendi kendine varlığı var sanıyorlar. Halbuki Hz. Mehdi (as)’ın o anlamda bir vasfı olmaz, Allah’ın gariban bir varlığıdır Hz. Mehdi (as). 

     
  • Hz. Adem (as) devrinden beri Hz. Mehdi (as)’ın geleceği biliniyor, ta kıyamete, kıyametin öncesine, son zamana kadar mühim bir konu olarak gündemdedir. Hz. Mehdi (as)’ın şahsı önemli değildir anlamında değil, ama meydana getirdiği olay hayati olan budur. Hz. Mehdi (as) bir kişi, ama yedi milyar dünyanın yüzde doksan dokuzunun imanına vesile olacaktır. Bu çok büyük bir olay. Yedi milyar insanın imana gelmesi harikulade bir olaydır. Hazreti İsa Mesh'in inmesi Hz. Mehdi (as)’ın onuru için, güzelliği için Allah tarafından verilmiş bir nimettir. İki bin yıl önce göğe alınan bir peygamberi ki bu büyük bir peygamberdir Hz. Mehdi (as)’a vezir olarak,  ulu'l azm bir peygamberi ona gönderiyor. Hz. Mehdi (as) tabii ki önemli ama dünyadaki bütün sistemi değiştiriyor zulmü kaldırıyor buna Mehdiyet diyoruz. Etine kemiğine değil. Benim bu anlamda söylediklerimi zaman zaman yanlış yorumluyorlar, Müslümana yüzeysel bakmak yakışmaz, derin baksınlar.

     
  • Allah'ın sanatını anlatmakla bitiremezsiniz Allah'ın sanatında hayati bir noktaya teksif olup oraya yoğunlaşarak anlatmak gerekir.

     
  • (Karıncaların yerde bıraktıkları kokularla aralarında anlaşmaları konusunda) Genetik kodda fizik kolun, bacağın kodlanması, olağanüstü bir harika olmakla birlikte teknik bir konudur. Ama ruhun genlere kodlanmış olması, çok harika bir durum. Ruhun nasıl hareket edeceği moleküle kodlu. Ruhla molekül arasında bir anlaşma var. Ruhu yürüme emri veriyor ve molekülde ona o kokuyu nerelere hangi aralıklarla bırakacağını ve karşı tarafın onu nasıl yorumlayacağını öğretiyor. Bu ciddi akıl gerektiren bir şey insana yap desen yapamaz. Kokuyu çok hassas alması ve kokuyu çok iyi bilmesi gerekiyor. Yerde milyonlarca koku molekülü var, her şeyden bir koku çıkıyor ve rüzgar hepsini anında birbirine karıştırıyor ama o hayvan o çok küçük dozda kokuyu ayırt ediyor. Kokular birbirine karışsa burada insan ayırt edemez. Neyin nerede olduğunu ayırt edemez insan. Ama hayvan o kokuyu ayırd ediyor. O yarım milimetrenin içinde, onun bir iki on santim ilerisinde milyonlarca koku çeşidiyle dolu bir çok canlı var bir çok kimyasal madde var. Bakır oksit kokusu olabilir, magnezyum kokusu olabilir hayvan hiçbiri önemsemiyor sadece o kokuya yöneliyor. Öbürü de bu kokuyu nasıl bırakacağını biliyor ve diğerinin nasıl yorumlayacağını biliyor. Bu çok harika bir olay ama düz bir anlatımın içerisinde önemi iyi vurgulanamayabilir. 

Bizde böyle bir bilgi olsa bize bir iyilik yaptığında teşekkür ederim demek bizim genetik kodumuzda olsa, birisi bize iyilik yaptığında doğrudan teşekkür ederim desek bu olağanüstü bir durum olur. Hayvanlar bizim bilemediğimiz bir akla sahip, ama bazı yönleriyle tamamen şuurları kapalı ama bazı yönleriyle insanla kıyaslanamayacak kadar akıl sergiliyorlar. İnsan aklıyla hayvan zekasının arasında bir boyut farkı olduğunu anlıyoruz. Farklı boyutları var ikisinin. Sivrisinek çok şuursuz bir havyan gibi görünüyor, ama incelendiğinde insan zekasının binlerce, on binlerce kat üzerinde bir zekaya sahip olduğunu görüyoruz. Arı da öyle şuursuz alelade bir varlık gibi görünüyor ama milyonlarca insanın zekası bir araya gelse onun ki kadar olmuyor. Onun zekası Allah'ın vahy ettiği bir zeka. İnsanların müstakil bir aklı olmadığını Allah bize göstertiyor. 

Çok büyük koloniler halinde yaşıyorlar karıncalar, bir şekilde iletişim kurmayacak olsalar mümkün değil bir arada yaşamaları. O kadar bireyin yerin altında yaşadığını düşünün kitle katliamı oluşur, bir düzen olmasa aralarında. Çok iyi organize edilmiş olmaları çok sistemli çalışma ve iyi bir plan lazım. Çok muazzam bir zekaları var. Akıl insanda var, akıl olmuyor hayvanda ama hayvandaki zeka da insanda yok. Bir sivrisinekteki, arıdaki zeka insanda yok, ama insanda da akıl var, akıl zekayla kıyaslanmaz çok çok üzerinde bir şeydir zekanın. 

  • (Darwinistler) Dedemiz uzaylılar diyorlardı şimdi de intihar etmek güzeldir diyorlar. Haramdır intihar. Cinayet işlemiş olur intihar eden, Allah esirgesin tövbe etmeden öldükleri için cehenneme gidebilirler ama intihar edenler genellikle cinnet geçirdikleri için Allah affedebilir. Darwinistler şimdi de intihara yönlendiriyorlar insanları. 

     
  • (Hz. Süleyman'ın karıncalara şefkati) Hayvanlara bile ciddi şekilde şefkat gösterildiği anlaşılıyor. Geçenlerde kedi öldüren bir adamla ilgili bir film vardı. Bunu göstereceklerdi ben istemedim hayvana acıdığım için. Böyle insanları teknik takibe almak lazım. Onu yapıyorsa adam başka bir çok şeyi yapabilir. Bu alalade bir şey değildir, vura vura hayvanın kafasına öldürebiliyorsa bu kişilerin beş yıl on yıl gözlenmesi lazım. Başkalarına yeni yeni zarar verebilirler. Geçenlerde hayvanı koşturan bir adam vardı, Sayın Valimiz onu yakalayacağız inşaAllah demişti ama daha haber gelmedi. Onun yakalanmasını istiyoruz, bundan vazgeçmiş değilim. O adamların mutlaka bulunması ve çok uzun süreli takip edilmesi gerekiyor. Tespit edilip ilgili emniyet birimlerine bildirilip bu kişilerin hayatlarının kontrol altına alınması gerekiyor o vicdandaysa bir çok şey yapabilecek durumdadır. Makbuzunu kesip git denmez çok uzun süreli teknik takip gerekir. 

     
  • Mazlum, kendi halinde olan bir anne babaya, derin bir koruma hissi, derin bir şefkat gerekir. Hıristiyan da olabilir ateist de olabilir ama dinine müdahale etmiyordur, ona şefkat duyulur. Ama müdahale varsa ona itaat edilmez. Dini yaşamasına engel oluyorsa, ona tabi olunmaz. Ashabı Kehf mesela böyle ailelerden geldikleri için onlardan ayrılıyorlar. Öyle anne babayı terk ettiler ve hicret edip bir araya geldiler. Allah onların yaptıklarını bize makbul olarak bildiriyor. Ashabı Kehf övülen sevilen bir topluluktur ve yaptıkları hareketlerden en önemlilerinden biri ailelerinden ayrılmalarıdır. Dinlerini yaşatmadığı için ayrıldılar. Kuran’da onların bu şekilde ailelerinden ayrılmış olmalarını överek anlatıyor. Firavunu tanımadığı için en başta onunla kalan Asiye Annemiz mesela, onu bilmediği için bir müddet onun yanında kalıyor, ama sonra öyle bir topluluk içinde kalmıyor ve Hz. Musa (as)’ın yanına gidiyor bunu yaparken de ailesini de terk ederek gidiyor. Hatta sonra onu şehit ettiler, ama öyle bir topluluk içine durmadı, durmaz da.  Hz. Musa (as) zamanında da bir avuç genç Hz. Musa (as)’a iman etti. O devirdeki baskıdan çekiniyorlardı. Devrin deccalleri asıyorlar, kesiyorlar baskı yapıyorlar ve bu baskı nedeniyle bir avuç genç, çok az genç Hz. Musa (as)’ın yanına yanaşmıştır.

     
  • Hazreti Ali de yaşı çok küçükken ailesini terkedip Peygamberimiz (sav)’in yanına geldi. Küçük yaşta. On bir yaşında sahabeler vardı ailelerini bırakıp Peygamberimiz (sav)’in yanına geldiler. Orada dini yaşamasına izin vermeyen, baskı kuran anne ve babanın yanından ayrılıp gitme, makbul bir ibadet olarak Kuran’da belirtiliyor. Haysiyetsiz bir anne babayla Müslüman çocuk bir arada kalamaz. Din düşmanı Müslümanlığa karşı alerjisi var, güya kendini Müslüman gösteriyor ama Müslümanları görünce saldırgan ve gelişmesini istemiyor orada da çocuk duramaz.

     
  • Sen (insan) gölge varlıksın, Allah mutlak varlık, haberin yok senin. Bunu öğrenince şok oluyorlar. Dünyaya o kadar bağlanmış ve öyle şirkle ruhu bağlanmış ki dünyaya aşık olmuş divane olduğu dünya bir anda elinden gidince, ne varsa, arabalar evler para, titri, profesörlüğü, doçentliği hepsi bambaşka bir çizgiye girmiş oluyor. Bakıyor ki beyin içindeki bir görüntüden ibaret dışarıdaki varlığı da saydam ve simsiyah karanlık. Dışarıdaki varlığı zaten onu pek ilgilendirmez. Bir profesör düşünün saydam bir profesör simsiyah karanlık ve konuştuğunda da sadece dalga yayıyor. Bu işine gelmez, bu da ağırına gidiyor. O yüzden gerçeği öğrenince yana yakıla yazı yazanlar oluyor.

Benim bu anlattığımı bir genç evde yalnız otururken de kendi kendine farkına varabilir. Böyle olursa ürkebilir. Benden öğrenmesi kademeli ve rahat geçiş yapabilmesini sağlar. Şoka girmez. Bütün aşkımız muhabbetimiz sevgimiz Allah'adır. Allah’tan başka ne gerçek bir dost ne de gerçek bir vekil vardır diyor Allah ayette. Tecelliler vardır ve Allah’ın tecellisidir onlar. Peygamberimiz (sav)’i seviyoruz ama Allah’ın tecellisidir müstakil bir varlık değildir Allah Peygamberimiz (sav)’de tecelli eder, Hz. Musa (as)’da tecelli eder, bitkilerde tecelli eder çocuklarda tecelli eder. Gördüklerimiz Zatı değildir tecellisidir. Ben bunu anlayacakları gibi anlatacağım sonra tam olarak kavrayacakları şekilde anlatacağım şimdi teorik olarak anlatıyorum.
 

  • Allah ekonomik kriz meydana getirdi. Sebebi bilinmiyor. Sebebi Mehdiyettir. Durduramıyorlar gücü yetiyorsa durdursun. Siz ekonomi uzmanı adamlarsınız, bu 7 yıllık dönemin teknik bir nedeni vardır. Allah ilminizi artırsın dedik, bu neden böyle dedik. Sadece yüzümüze bakıyorlar. Şu anda benim verdiğim bilgi dışında herhangi bir bilgiye sahip değiller. Şimdi bir açıklama daha yaptım, eğer Allah'a, dine dönmezseniz öyle bir iyileşme de yok, mahvolursunuz. Ama dine döneceksiniz, o yüzden bereket başlayacak.

     
  • Allah Hz. Mehdi (as) çıkacak diye önden Süfyan’ı gönderiyor. Süfyan Müslümanların iflahını kesti. Hz. Mehdi (as) çıkacak diye Allah gönderdi. Özel olarak Allah deccali gönderdi, Darwin’i gönderdi, Allah %95’i Allah dinsizliğin içine itti. İnsanlar dinsiz oldu. Hz. Mehdi (as) çıkacak diye.  

2 bin yıl sonra Allah Hz. İsa (as)’ı indiriyor. Dinin bütün kutsal kitaplarında, Şia'da da bu olay anlatılır. Küfür için de başka konu yoktur, Müslüman için de başka konu yoktur. Kuran'ın bütününe hakimdir Mehdiyet. Allah'a kulluğu teşvik eder. Hz. Adem (as) ilk Mehdidir. Son Mehdi de Muhammed Mehdi (as)’dır. Ama gelmiş geçmiş en büyük Mehdidir. Bütün veli olan bütün Mehdilerin lideridir Hz. Mehdi. İmam-ı Rabbani Hz. Mehdi (as)'ın talebesidir, Abdülkadir Geylani talebesidir. Kendi eserlerinde bunu açık açık görürsünüz. Şah-ı Nakşibend Hz. Mehdi (as)’a bağlıdır. Bu mübarek insanlar kendileri eserlerinde çok detaylı anlatmışlar.
 

  • Irak'ın Agfanistan’ın işgali Mehdiyetle ilgilidir. Göğün göktaşlarıyla dolmasının sebebi Mehdiyettir. Kıyamete yakın olarak Allah tehdit olarak tahkimat yapıyor bulut gibi kapladı göktaşları gökyüzünü. Nemesis’in kuyruklu yıldız ve göktaşı fırlatan Nemesis'in, ki dünyanın celladıdır, yaklaşması Mehdiyetle ilgilidir. Göktaşları niye dünyanın üstünü 1980'den, Hz. Mehdi (as)’ın gelmesinden sonra dünyanın etrafını kaplasın?

     
  • Bir insan mürşidini çok sevdiğinde artık görüş kapanıyor. Tek konuya teksif oluyor. Hıristiyanlar da öyle Hz. İsa (as)’a şiddetli sevgileri olduğu için iptal olmuş durumdalar. Tek yönlü görüyorlar artık. Hz. Muhammed (sav) geldi hak peygamber diyorsun, göremiyor onu. Onun için bu vasıflarından dolayı Hz. İsa (as) geliyor, ikna etmek için onları, geliş sebebi bu.

Museviler de öyle Hz. Musa (as)’a teksif olmuşlar. Hz. İsa (as)'ı kabul etmeyi bir hıyanet olarak görüyorlardı. Nur talebesi kardeşlerimiz de Hz. Mehdi (as)’a bağlanmayı Bediüzzaman’a ihanet olarak görüyorlar. Bediüzzaman’ı asıl ihya etmiş olursun o zaman. Risale-i Nur tam anlamıyla gündem olacak demektir Hz. Mehdi (as)’ı sen bulursan.
 

  • Risale-i Nur’u siz bilmezsiniz, tam anlaşılmaz diyorlar. Kim bilir diyorsun, bilinmez ağabeylerimiz vardır diyorlar. O ağabeyler kim diyorsun, belli değil. İşte böyle batın rahipleri geliştiriyorlar kendilerince. Gizli bilgiye sahip olan insanlar. Bu batın rahiplerini yetiştiren sistemi öğrenelim diyorsun. Cevap yok. Mesela Bediüzzaman açıkca Hz. Mehdi (as) şu vakit gelecek diyorsun, bu batın rahiplerine bunu sorduğumuzda onun anlamı o değil diyor. O tam tersi bir anlamda söyledi senin anladığın gibi değil diyor. Neye göre söylüyorsun bunu diyorsun, bana ilham geliyor ben öyle yorumluyorum diyor. Ben olağanüstü birisiyim diyor. Bu batın rahiplerinin okulu nedir, bu batın rahiplerini kim yetiştiriyor bilemiyoruz. 

Bu batın rahibi hocaların anlattığı şu: Risale-i Nur’da hiçbir zaman dümdüz bir anlatım yoktur, bir tefsir yoktur diyor. Halbuki Bediüzzaman açıkça anlatmış. Yok diyor batın rahibi tamamen gizemli, tılsımlı, batın bilgilerle doludur Risale-i Nur diyor. Bu batın rahiplerini de kimin yetiştirdiğini söyleyemem diyor. Nereden çıktıklarını da söyleyemem diyor. Batın rahiplerinin her biri bir bilgi geliştiriyor. Kimi diyor ki Hz. Mehdi (as) ölüp bir insanın bedenine hulul etti diyor. Hz. İsa (as) da öldü aynı kişinin ruhuna hulul etti, bu kişi de dabbetül arzdır diyor. Bir kısmı da diyor ki ben batın rahibiyim ben gördüm diyor, Hz. İsa (as)’ı gömdük diyor. Bir kısmı diyor ki pencereden çıktı gitti, Hz. İsa’yı göremedik diyor. Bu dehşetin, bu korkunun nedeni Hz. Mehdi (as)’ın çıkmış olmasıdır. 

Bediüzzaman'ın tamamen takiyye yaptığı, gizlediği, ak dediğinin kara olduğu, güzel dediyse çirkin olduğu şeklinde bir mantıkları var. Herşeyi tersinden anlattı diyorlar. Böyle şey olur mu? Bunu yapan toplam belki 10 kişi vardır. Ondan gerisi Nur talebeleri, nur gibi tertemizdir. 

Mehdiyet için de Bediüzzaman, cereyanı münafıkaneyi dağıtacak diyor. Hz. Mehdi (as)’ın asıl çatışacağı sistemin münafıklık olduğunu söylüyor Bediüzzaman. Münafıkları ezen bir ustadır Hz. Mehdi (as). Görevi budur, anti münafıktır Hz. Mehdi (as). Münafık hareket çok ustaca çıkar, Kuran ve hadisi kullanarak çıkar. Din dışı, dine düşman gibi değildir. Bediüzzaman’ı savunarak çıkar. Onları kullanarak dine, İslam’a saldırır. Hz. Mehdi (as)’ın işi onun için zordur. Çok akılcı iyi bir gayret gerekir. Bu dehşetli cereyanı ortadan kaldırıyor. 

Cereyanı münafıkane Mehdiyeti dini tahfif eden, dini kolaylaştıran bir sistem olarak açıklayacaktır. Kendilerini de dinin tüm derinliğini bilen, dinin zorluklarından kaçınmayan insanlar olarak göstereceklerdir. Halbuki dini zor göstermelerinin nedeni insanları dinden uzaklaştırmaktır. İlk bakan bunu anlamayabilir. Öbürü sadece zorlukaları arıyor, demek ki takva olan bu diyecektir. Halbuki bu şeytani bir oyundur. O bir labirenttir. Zorluğun içine girecek, çıkamayacak, orada boğulur kalır. İşte orada adamı dinsiz yapıyor münafık sistem, dinini imanını alır. Yaşanamayacak bir sistemdir.
 

  • Dini anlattığında münafığa, cesede anlatmışsın gibi olur. Hiç din anlatılmamış birine anlatıldığında, tertemiz bir sayfadır ama o adam manen kirletilmişse silip yeniden yazmak adeta imkansız gibidir. Samimiyetsiz olduğunu bilir, sahtekar olduğu bilir münafık ama elindeki imkanlara bakar, takva adına çıktığı için çok kolay netice alacağını düşünür. Hakikaten de aklı zayıf olanların içinde kolay mevki kazanır münafık. Sabaha kadar şu ibadeti yapıyor adam diyor. Hakikaten göz boyar münafık. Dolayısıyla dinin özünü ve aslını anlatan kişiye karşı ilk başta galebe edebilir münafık. Ama o galebesi mutlaka mağlubiyet galebesidir. Mesela bir sırtlan bir çocuğa saldırır, evinin içine kadar girer, büyük başarı sağlar. Ama orada gider başka bir hayvanı zehirlemek için kullanılan eti yer ve ölür. Ama o aşamaya kadar başarılı gibi görülür. Allah'ın ona kurduğu tuzağı görmez. Münafık sistem mutlaka yenilir. Ama doğmadan ölür diye birşey yok. Müslümanlara ilk başlangıçta galebe çalıyor gibi görünür münafık bunu çok önemli bir konu olarak Müslümanların bilmesi gerekiyor.  

     
  • Peygamberimiz (sav)'n hadiste bildirdiği, sarıklı münafıklar sabahtan akşama kadar kafasında sarık var anlamında değil. Adam namaz kılarken başına 1 kere sarık sarar, o hükmün içindedir, firavun tıyniyetlidir aradaki farkı bilmek lazım. 70 bin tane diyor, milyonlarca sarıklı Müslüman var ama 70 bin tanesi bunlardan deccalin emrindedir diyor. Hz. Mehdi (as) hedefleri olacak bunların Mehdiyetin heyecanını ve cihat zeminin hazırlayan mahlukattır. Çok önemli.
2010-10-16 19:11:24
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top