Kocaeli TV, 15 Ekim 2010
Müslümanlar İttihad-ı İslam'ı kabul etmezlerse, Türk İslam Birliği’ni kabul etmezlerse, yavaş yavaş bu tip inançlar gelişmeye başlar. Ateist İsrail yöneticileri uzun vadede Filistin’i ve Filistinlileri orada istemiyorlar. Ne yapıyorlar? Onları rahatsız ediyorlar, yaşanmayacak bir ortam meydana getiriyor, zaman zaman saldırıyorlar, parçalara bölüyorlar, yurt dışına gitmeyi kolaylaştırıyorlar, vatandaşlıktan çıkarmayı kolaylaştırıyorlar, bunlar uzun vadede netice verecek çalışmalardır. Bir süre sonra bakarsın adamlar erimiş gitmiş. Hakikaten de öyle. Daha önce Filistin’in nüfusu çok yüksekti, sonra %80 oldu, 70,60,50 indi, indi, 30'lara doğru indi, sonra 5'e indi, sonunda da sıfırlar. Azim, inanç, kararlılık olmadıktan sonra böyledir. Mesela “Darwinizm bütün dünyayı kaplamış nasıl yeneceksiniz, olacak iş mi bu” dediler, “yaparız” dedik. Uzun bir faaliyet döneminden sonra adamlar diz çöktüler. Demek ki oluyormuş.
Türk İslam Birliği de böyledir. İdeoloji olarak, inanç olarak, azim ve kararlılıkla ele alınması lazım. O yönde sürekli bir politika izlenmesi lazım. Onu yapmadıklarında adam seni Türkiye’den çıkarmaya çalışır. Mesela Türkiye’yi bölme yönünde politika var. Adamlar onu ısrarla işliyor ve çok ciddi şekilde yol aldılar kendi düşüncelerine göre, gerçi dönemeçte savrulacaklar, bu hep böyledir. Önce Allah küfre müsaade eder, sonra hak yoluna devam eder. Güneydoğu'da antikomünist karşı atak gerekiyor, bunun da resmi yapılması gerekiyor. Amatör bir faaliyetle pek netice alınmaz.
Hepsinin kökeninde inanç yatıyor. Türkiye 2050’de süper güç olacak diyorlar, ekonomik yönden mi hayır, inancı ile. İsrailliler Filistin’i parasal gücü ile ele geçirmedi ki, inancı ile geçirdi. Filistinliler, Filistin'in kurtuluşu için savaş diyorlar, İslam aleminin kurtuluşu için demeleri gerekiyor. Yoksa bölgesel bir milliyetçilik şeklinde görülür, adam işinde gücünde olur, halbuki bütün dünyayı hedefleyen bir politika olması lazım. Orada yapılan toplantılarda çok çok nadir duruluyor İslam Birliği'nin üzerinde. Daha çok kahrolsun İsrail, niye zulüm yapıyorsunuz şeklinde. Niye zulüm yapıyorsunuz demek adamı etkilemez, umrunda bile olmaz adamın. Musevileri de eziyorlar, Hıristiyanları da eziyorlar, çözüm yine Türk İslam Birliği’dir. İslam Birliği olsun ama başsız olsun diyorlar. Olmaz öyle şey. Türklerin liderliğindeki bu birliğin adına Türk İslam Birliği diyoruz.
Mehmet Ali Birand Özal'ın öldürüldüğü fikrinin oyun olduğunu söylüyor. Aksi oyun olamaz mı? Bu olayın örtbas edilmesi oyun olamaz mı? O çok daha güçlü bir ihtimal. %1 ihtimal var, %99 ihtimal de karşı oyun var. Yarın da onu yazsın. Örtbas edilmesi çok vahim birşeydir bir cinayetin, çok daha büyük bir oyun. Bu oyun bile olsa bunda bir çıkar yok. Niye tedirgin oluyorlar ki?
Din kültürü olmayan bir insanın genel kültürü var diyemeyiz. Hıristiyanlığı bilmeyen bir insan, Museviliği, Müslümanlığı bilmeyen bir insan, Aleviliği, Sünniliği bilmeyen bir insan, neyi biliyordur? Geriye ne kalıyor? Komünizmi, faşizmi bilmez, Darwinizmi bilmez. Genel kültür olarak hepsini bilmesi lazım. Dış politika hakkında, dünyadaki gelişmeler hakkında hiç bir bilgisi olmuyor. İsrail neden bir şeyi yapıyor, Evanjelikler neden bu tip bir politika izliyorlar, Rusya’nın tavrı neden böyledir, bunların hepsini anlayabilmek için dini ve felsefeyi çok iyi bilmesi lazım. Felsefe dersleri çok önemlidir. O zaman fizik, kimya, biyoloji dersine de gerek yok, en az onlar kadar hayati önemdedir.
Ama bunun zevkle anlatılması lazım. Öğrencilerin de öğrenme amacını esas edinmesi lazım, genel kültürün artmasını hedef edinmeleri lazım. Öğrenci anlatılan konuları yaklaşık %40-50 oranında öğrendiyse tamamdır. Onun için film olarak hazırlanması çok önemlidir, video film. Okullların sinema salonlarında mesela bunu anlatsınlar. Onun dışında din kültürü, felsefe yoksa adamla ne konuşacaksın sen? Hiçbir fikri yok demektir adamın. İnancı olmayan bir adam nedir? Komünist olacaksa komünist olsun. Müslüman olacaksa, Müslüman olsun ama bir fikri olsun.
Süslü laflara gerek yok. Açıkça Türk politikacılar, Türk İslam Birliği yönünde bir politika izliyorlar. Adamların da fıtratı o yönde olduğu için hoşlarına gidiyor. Bir insan mesela babaannesiyle ilgili bir hatıra gördüğünde hoşuna gidiyor. Kardeşlerimiz de Filistin, Suriye, Irak, Mısır hepsi bizleri gördüklerinde, Osmanlı dönemi akıllarına geliyor, Türk İslam Birliği akıllarına geliyor. Hürriyet, sıcaklık, sevecenlik, Allah’ın anmak, güzel duygular aklına geliyor. Türkiye'nin başarısının gücü budur; ekonomik gücü değil, inanç. Bu inancın devlet politikası olarak canlı olarak tutulması için de yıllardan beri politika izliyoruz. Yıllardan beri faaliyet halindeyiz, Bilim Araştırma Vakfı olarak. MHP'nin çizgisi budur, BBP'nin çizgisi budur, Saadet Partisi de böyledir. Bizim milletimizin mayası budur. Biz millet olarak lider yaratılmış bir milletiz, ABD'nin, Fransa’nın yapacağı işler değil bunlar, zeminde biraz daha gayret etmemiz lazım millet olarak, gençlik olarak.
Komünistlere göstersen Asr-ı Saadet Müslümanlığını, hemen hoşuna gider “biz daha önce kabul etseydik” der. Masonlara göstersen Asr-ı Saadet Müslümanlığını hemen kabul eder.
Deccal hipnoz gücünü yaparken evinde oturup birkaç tılsımla yapmıyor. Bu şeytanlara verdiği bir görevdir, şeytanlar da musallat oldu mu, dikkat dağınıklığı, unutkanlık, sinirlilik oluşturuyor. Basında ve tv’de tekrarlarla hipnozun içine sokuyor insanları. Evrimi tekrar tekrar anlatarak insanların beyninde ikna olma özellikleri meydana getiriyor. Üç kere telkin ettiğinde insanda büyü etkisi yapar. Bol tekrarla büyü etkisi meydan getiriyor. Reklamlar yapıyor, köşe yazılarıyla yapıyor insanların haberi bile olmuyor. Deccal sadece şeytanları devreye sokar. Şeytanın ilka ettiği, şeytanın eğitiminden geçen ordusu şu anda dünyada görevli.
Deccalin fikir sistemini öldürüyor Hz. Mehdi (as). Deccal yakıp yıkıyor, batırıp yerle bir ediyor ortalığı. Hz. Mehdi (as) da onun enkazını topluyor. Şahsı o kadar önemli değil. Bediüzzaman ilk çıktığında deccaliyet vardı. O etkisiz hale getirmiş olsa Hz. Mehdi (as)’a gerek kalmaz. Yenememesi gerekiyordu. Allah yendirmez, nitekim yenemedi, yenilmesini Hz. Mehdi (as)’a bıraktı. İstese de yenemezdi. Ne vakit, ne zaman müsait değil diyor, şahsım da talebelerim de, şahsı manevisi de yapamaz diyor. Taa Ahir zamanda Risale-i Nur’un gerçek sahipleri Hz. Mehdi (as) ve şakirtleri zuhur eder, o zaman olur diyor. Bu konuda konuşan arkadaşlarımız Risale-i Nur’dan okuyarak anlatım yapmıyorlarsa, ona itibar etmesinler, kaynak vermesi gerekiyor. Kaynaksız konuşan kişilere itibar etmesin kardeşlerimiz.
Ahir zamanda daha ileriki bir devrede sembolik bir şahıs çıkacaktır. Mesih deccal tabir edilen ama onun fikir sistemi şu an hayatta. Sembolik olarak birisi çıkabilir o o kadar önemli değil. Hz. Mehdi (as) sürekli fikren şu an deccalleri etkisiz hale getiriyor, manen öldürüyor. Hz. İsa (as), Mesih deccal tarzı kişilerin fikir sistemlerini öldürüyor. Kendi başına bunlar etten kemikten varlıklar bir güçleri yok deccallerin, mühim olan fikir sistemlerinin yok edilmesi. Kardeşlerimiz ona kilitlenmesinler, fikir sisteminin yok edilmesine kilitlensinler.
|
21/73- Ve onları, kendi emrimizle hidayete yönelten önderler kıldık ve onlara hayrı kapsayan-fiilleri, namaz kılmayı ve zekat vermeyi vahyettik. Onlar bize ibadet edenlerdi. Bana diyorlar ki gece gündüz Hz. Mehdi (as)’dan bahsediyorsun. Bakın Kuran’ı her açışımızda Mehdiyetle ilgili bir konu çıkıyor. Hidayete yöneltmek ne demektir, Mehdiyettir. Önder ne demektir lider. Bakın "onlara hayrı kapsayan fiilleri namaz kılmayı ve zekat vermeyi vahy ettik" ayetinin ebcedi 1984 yılını veriyor, çok net.
Hz. Mehdi (as) aynı Hz. Süleyman (as) ve Hz. Zülkarneyn (as) gibi dünyaya hakim olacak diyor Peygamberimiz (sav). Hz. Süleyman (as) kıssası baştan sona Mehdiyetle ilgilidir. 21/79- Biz bunu (hükmü) Süleyman'a kavrattık, her birine hüküm ve ilim verdik. Davud ile birlikte tesbih etsinler diye, dağlara ve kuşlara boyun eğdirdik. (Bunları) Yapanlar Biz idik.
(1979’a da bakıyor) Dağlarda: İstanbul dağlardan oluşuyor. Bütün dağlarda biz İslam’dan bahsettiğimizde, televizyondan, internetten sesimiz her yerden duyuluyor mu? Fransa’da, Avrupa’da İslam’dan bahsettiğimizde heryerde, tüm dağlarda duyuluyor mu? Duyuluyor. Kuran buna işaret ediyor işte. 21/80- Ve sizin için ona, zorlu-savaşınızda sizi korusun diye, '(madeni) giyim-sanatını' öğrettik. Buna rağmen siz şükredenler misiniz? Zorlu savaş: biz de deccaliyetle zorlu bir savaş içindeyiz. Müslüman korunacak, zırha önem verecek. Giyim sanatını siz öğrenmediniz, Ben öğrettim diyor Allah.
Fırtına gibi uçaklar uçuyor mu? Allah rüzgarı Müslümanların emrine vermiş oluyor. Uçağın özelliği nedir? Uçak rüzgarı iyi kullandığı için uçuyor. Rüzgar meydana getiriyor, o rüzgarı kullanıyor. O şekilde uçuyor.
Tüm putları parçalıyor Hz. İbrahim, bir tanesini bırakıyor, ellemiyor. Oradaki adamlar da diyor ki “sen bu putu seviyor musun? Niye bıraktın?” diyorlar, halbuki bir hikmeti var.
Hemen araştırıyorlar.
Biz ne yapıyoruz şu an? Hz. İbrahim gibi putları dilimize doladık. Darwinizmi, materyalizmi, ateizmi tuttuğumuz yerde sözümüzle eziyoruz.
Tutuklayın diyorlar Hz. İbrahim’i, göz altına alıyorlar. Ya hapsedecek, ya iftira edecek, ya işkence yapacak.
Mahkemede sorgulama başlıyor.
Putlardan bir tanesini engellemiyor, onun üstüne yıkıyor olayı. O yaptı, ben yapmadım diyor. |
Kaçkar TV, 15 Ekim 2010
|
58/5- Gerçekten Allah'a ve Resûlü’ne karşı (onların koydukları sınırları tanımayıp kendileri sınır koymaya kalkışmakla) başkaldıranlar, kendilerinden öncekilerin alçaltılması gibi alçaltılmışlardır. Oysa Biz apaçık ayetler indirdik. Kafirler için küçültücü bir azap vardır.
Peygamber Efendimiz (sav) zamanında hem imamdı hem de peygamberdi. Münafıklar, ehli küfür ve dalalet başkaldırıyorlardı. Her zaman münafıklar çıkmıştır, Allah onları da alçaltmıştır. 58/8- 'Gizli toplantıların fısıldaşmalarından’ (kulis) men' edilip sonra men' edildikleri şeye dönenleri; günah, düşmanlık ve Peygamber’e isyanı (aralarında) fısıldaşanları görmüyor musun? Onlar sana geldikleri zaman, seni Allah'ın selamladığı biçimde selamlıyorlar. Ve kendi kendilerine: "Söylediklerimiz dolayısıyla Allah bize azap etse ya." derler. Onlara cehennem yeter; oraya gireceklerdir. Artık o, ne kötü bir gidiş yeridir. Münafıklar konuştuklarında günahı, düşmanlığı ve Peygamber (sav)'e isyanı konuşuyorlar. Peygamber (sav)'e itaat etmemelerini, isyan etmelerini, saygıya uymamalarını söylüyorlar.
Münafıkların böyle bir gücü yoktur. Gücü yaratan Allah'tır. Müslüman da böyle bir durumdan üzüntüye düşmeyecek. 58/14- Allah'ın kendilerine karşı gazablandığı bir kavmi veli (dost ve müttefik) edinenleri görmedin mi? Onlar, ne sizdendirler, ne onlardan. Kendileri de (açıkça gerçeği) bildikleri halde, yalan üzere yemin ediyorlar.
Münafıklar münafıkları dost ve müttefik ediniyor, kafirleri, dinsizleri Allah düşmanlarını müttefik ediniyorlar. Münafıklar Müslüman gibi görünen ama Müslüman da değil tam kafire de benzemeyen varlıklardır. Çünkü kafirler açıkça söylüyorlar. Münafıklar ise gizliyorlar. Gidiyorlar münafıkları, küfrü, sahtekarları arkalarına alıyorlar, onlarla ittifak halinde Müslümanlara karşı tavır alıyorlar. 58/16- Onlar, yeminlerini bir siper edindiler, böylece Allah'ın yolundan alıkoydular. Artık onlar için alçaltıcı bir azap vardır.
Münafık Allah'ı anarak çıkar, Müslüman bundan etkilenmeyecek. Allah yolundan nasıl alıkoyuyorlar? Tebliği durduruyorlar, İttihad-ı İslam'ı durduruyorlar, Türk İslam Birliği'ni durduruyorlar, Müslümanların güçlenmesini durduruyorlar. 58/17- Ne malları, ne çocukları onlara Allah'a karşı hiçbir şeyle yarar sağlamaz. Onlar, ateşin halkıdır, içinde süresiz kalacaklardır.
Münafıklar malı olsun çocuğu olsun, geçinsin büyüsün, yesin içsin, yan gelip yatsın ister. Münafıklar cehennemden hiç çıkmıyorlar sürekli cehennemdeler. 58/18- Onların tümünü Allah'ın dirilteceği gün, sizlere yemin ettikleri gibi O'na da yemin edeceklerdir ve kendilerinin bir şey üzerine olduklarını sanacaklardır. Dikkat edin; gerçekten onlar, yalan söyleyenlerin ta kendileridir. Münafıklar Müslümanlarla hep yemin ederek, Allah'ın adını anarak, Müslüman muttaki gibi konuşurlar. Allah Kendisi'nin Huzuruna geldiklerinde de böyle yapacaklarını söylüyor. Kendilerinin hakikaten iyi olduklarını, doğru yolda olduklarını sanırlar diyor. Münafıklar net yalan söylüyor, ama çok inandırıcı bir görünümle anlatırlar, buna karşı dikkatli olunması lazım.
Şeytan kaplıyor onları, Allah diyor ayette. Onların üstlerini kabuk gibi bağlamıştır, diyor. Tam iblis oluyorlar, kabuk gibi kaplamış oluyorlar. Allah'ın zikrini unutturmuş deyince insanlar Allah'tan hiç bahsetmiyor sanıyorlar, öyle değil yeminle konuşuyor zaten. İslam'ın hakimiyetini istemez. Kuran'ın gerçek anlamda yaşanmasını istemez, Türk İslam Birliği'ni istemez, İttihad-ı İslam'ı istemez. Şeytanın fırkası diyor Allah. Deccaliyet işte. Deccalin ordusu, dini koruyormuş gibi görünür, ama sürekli Müslümanlara saldırır, dinin güçlenmesini istemez. Ve dünya çapında Müslümanların birleşmesini, ittihadı istemez. Allah, münafıkların mutlaka hüsrana uğrayacağını söylüyor.
Münafık Allah'ın dininin yayılmasını istememesiyle öne çıkıyor, orada bir çok insan yanılabilir. Allah'ı anarak Allah'ın dinini ortadan kaldırmaya çalışır münafık. Dini içinden çıkılmaz hale getirirek dini ortadan kaldırmaya çalışır, dini hurafelere boğarak dini ortadan kaldırmak isterler. Yoksa Allah'ı hiç anmayarak değil. 58/20- Hiç şüphesiz Allah'a ve Resûlü’ne karşı (onların koydukları sınırları tanımayıp kendileri sınır koymaya kalkışmakla) başkaldıranlar; işte onlar, en çok zillete düşenler arasında olanlardır.
Peygamber (sav) kendi döneminde hem peygamber hem imam. Lider istemiyor münafıklar, başlarında biri olmasını istemiyorlar mutlaka başkaldırıyorlar. Asilik onların ana özelliğidir, isyankarlık. 58/21- Allah, yazmıştır: "Andolsun, ben galip geleceğim ve elçilerim de." Gerçekten Allah, en büyük kuvvet sahibidir, güçlü ve üstün olandır.
Allah yemin ediyor, Ben galip geleceğim diyor. Allah hizbi, Allah taraftarları ve elçilerim de diyor, imamlarım mehdilerim de galip gelecek diyor. 58/22- Allah'a ve ahiret gününe iman eden hiçbir kavim (topluluk) bulamazsın ki, Allah'a ve elçisine başkaldıran kimselerle bir sevgi (ve dostluk) bağı kurmuş olsunlar; bunlar, ister babaları, ister çocukları, ister kardeşleri, isterse kendi aşiretleri (soyları) olsun. Onlar, öyle kimselerdir ki, (Allah) kalplerine imanı yazmış ve onları Kendinden bir ruh ile desteklemiştir. Onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacaktır; orda süresiz olarak kalacaklardır. Allah, onlardan razı olmuş, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte onlar, Allah'ın fırkasıdır. Dikkat edin; şüphesiz Allah'ın fırkası olanlar, felah (umutlarını gerçekleştirip kurtuluş) bulanların ta kendileridir. Gerçekten iman ediyorsa bir topluluk, münafıklarla hiçbir şekilde bağlantıya geçmez bir Müslüman. Onların yanına gidip yapışmaz, onlardan birşey ummaz, onlardan çıkar beklemez, onlara sığınmaz. Mümkün değil yapmaz Allah'a iman eden. Münafık, "ama bu benim akrabam o da mı olmaz" diyor. Allah cevap veriyor; anaları babaları soyları kim olursa olsun fark etmez, diyor. Allah kalplerine imanı yazıyor ve bir ruhla destekliyor. Müslümanların Allah'tan talebidir rıza makamı. Allah hizbi başka farklı bir anlamda değil. Adam alır başka anlamda kullanır biz onu kabul etmeyiz. Müslümanların hepsi Allah hizbidir. Hz. Nuh da Allah'ın hizbidir. Hz. Yusuf da, Hz. Musa da, Allah'ın hizbidir. Bütün cennet ehli Hizbullah'tır, Allah hizbidir. Mehdi talebeleri de Allah hizbidir. Mutlaka felah kazanacaklardır, zafer kazanacaklarıdır. |
Peygamberimiz (sav)'in koyu siyah kalınca kaşları var. Saçları uzun iki tane yandan örgüsü var, örgüleri uzuyor, doğuştan sürmeli gözleri ayrıca kendi de sürme kullanıyor. İri dudaklı, dişleri çok düzgün, omuzları çok geniş, kemikleri kalın, adale gücü kahredici, deveyi tutsa çökertir. Öyle bir gücü var. O devrin baş pehlivanını tuttuğu gibi vuruyor tuş ediyor. Boş bulunduğum için tuş oldum böyle olmaz bir daha güreşelim diyor Peygamberimiz (sav) yine kaldırıp tuş ediyor. Tuttu mu kaldırıyor kaldırdı mı da vuruyor o kadar. Göğsünün orta üst kısmı tüylüydü, tamamında değil göğsünün bir kısmında vardı. Genel olarak bütün vücudu adaleli, atletik yapılı.
Cildi ince pembe utandı mı hemen kırmızı oluyor çok utangaç. Kuran'da da geçiyor ayette. Herhangi bir konuyu bile insanlara söylemiyor. Allah söylüyor ayetle, vahiyle "çekiniyordun" diyor. Zeynep annemizle evlenme konusunda da utanıyor, çekiniyor Allah "Allah biliyor gönlündekini" diyor. Heyecanlandığında, hiddetlendiğinde alnında damar çıkıyordu. Uzun kirpikliydi Peygamberimiz (sav) geniş omuzlu, omuzları bayağı geniş.
Bazı yönlerinden Peygamberimiz (sav)'e benzer Hz. Mehdi, ama göz rengi benzemiyor, başka bir çok yönde de benzemiyor, ama o yönüyle de hadis doğru. Huyu da benzer Peygamberimiz (sav) gibi olacak, o da sevecen şakacı özel bir tavra girmeyen. Peygamberimiz (sav) gibi çok mazlum, boyun eğici Allah'a, müthiş keskin dikkatli, çok affedici olmasıyla dikkat çekiyor. Her şeyi affediyor, af istiyor en zalim en büyük olayları yapanlar, af isteyince affediyor. Ama küfre karşı çok yaman çok onurlu ve zorlu. Fasih ve güzel konuşan bir insan, dolu davudi hoş bir sesi var, tok bir sesi var. Çok şık ve güzel giyiniyor, o devrin en iyi kıyafetlerini giyiyordu.
Peygamber (sav) aç geziyordu taş bağlıyordu midesine derken yalan söylüyorlar. Hem ayıp yapıyorlar hem sahabeye hem Peygamberimiz (sav)'e hakaret ediyorlar. Hangi sahabe Peygamberimiz (sav)'in açlıktan kıvranmasına müsaade eder, kendi evinde et yiyecek, Peygamberimiz (sav) kıvranacak, taşı bağlayıp kıvranacak diyor. Bu yalandır, yalan söylüyorlar. Gayet güzel besleniyor Peygamberimiz (sav). Kuzunun ön kolunu seviyor, kabak yemeğini çok seviyor cennet taamı diyor, tirit seviyor tirit yaptırıyor. Ekmek yaparken buğday ununa arpa unu karıştırıyor, hakikaten buğdayda olmayan arpada olan sadece ette bulunan bir protein var. Mucize bu. Elekten geçirtmiyor, ekmek et gibi oluyor. Bütün protein cinsleri var. Arpa olduğu için mükemmel bir un çeşidi oluyor. Kepeğini de aldırmıyor bütün mineraller var sırf o ekmekle beslensen yeter. Öyle güzel, çok şahane oluyor
Kavun karpuz seviyor, pilav yiyor, ağır yemiyor üç beş hurmayla geçiştirdiği oluyor. Çoğu zaman rejim yaptığını görüyoruz, sahabelere de tavsiye ediyor açken kalkın çok yemek yemeyin diyor. Tam tıka basa doymadan kalkın hafif iştahınız varken kalkın diyor en ideali odur. Peygamberimiz (sav)'le beraber ahirette yemek yiyeceğiz inşaAllah, sofraya birlikte oturacağız. O bismillah diyecek inşaAllah birlikte başlayacağız inşaAllah.
|
17/89- Andolsun, bu Kur'an'da her örnekten insanlar için çeşitli açıklamalarda bulunduk. İnsanların çoğu ise ancak inkarda ayak direttiler.
Bakın ne diyor Cenab-ı Allah, her örnekten çeşitli açıklamalarda bulunduk. Allah çok yerde delil vermiş, neresinden baksak onu görüyoruz. Hidayet bulmuştur diyor, hidayet nedir? Mehdiyettir. Allah'ın Hadi sıfatının tecellisine Mehdi denir. 17/87- (Vahyi sende bırakan) Rabbin rahmetinden başka(sı değildir). Şüphesiz O'nun lütfu senin üzerinde çok büyüktür.
"Şüphesiz Onun lütfu senin üzerinde çok büyüktür " 1980 ebcedi tam olarak bu tarih çıkıyor. 17/90- Dediler ki: "Bize yerden pınarlar fışkırtmadıkça sana kesinlikle inanmayız." 17/91- "Ya da sana ait hurmalıklardan ve üzümlerden bir bahçe olup aralarından şarıl şarıl akan ırmaklar fışkırtmalısın." 17/92- "Veya öne sürdüğün gibi, gökyüzünü üstümüze parça parça düşürmeli ya da Allah'ı ve melekleri karşımıza (şahid olarak) getirmelisin."
Müşrikler dediler ki o devrin mehdisi Peygamberimiz (sav)'e; senin mehdiliğine peygamberliğine inanmayız diyor o devrin münafığı, küfrü. Nasıl inanacaksınız yerden pınar fışkırtacaksın diyor, peygamberliğine ancak öyle inanırım diyor. Melek getir diyorlar madem elçisisin melek göster diyor. Biz meleği istiyoruz ondan, başının üzerinde bulutun üzerinde melek olacak bu mehdidir diyecek o zaman kabul ederiz diyorlar. Halbuki asla etmez, gözüm döndü bana görüntü verdiler, ilaç verdiler halüsinasyon gördüm der. 150 tane zuhur etmiş aleni delile inanmayan bir adam görüntü meydana gelince inanır mı, başkasına olsa zaten inanmaz kendine olsa büyü yaptılar der. Müşrikler istiyor melek görünmesini ispat için başka türlü bu anlamda bir konu yok. 17/94- Kendilerine hidayet geldiği zaman, insanları inanmaktan alıkoyan şey, onların: "Allah, elçi olarak bir beşeri mi gönderdi?" demelerinden başkası değildir. Kendilerine hidayet geldiği zaman; hidayet nedir? Mehdi, mehdiyet, hidayete vesile olan kişidir. Mehdi geldiği zaman bu adam mı diyorlar, bir şey bilmez ümmi diyorlar Arabi harfleri bilmez diyorlar, Ebu Kasımın yetimi mi diyorlar. Büyük alimler var Mekke'de, Medine'de onlardan biri olması gerekir diyorlar
Madem öyle, bir melek getirsin melekler söylesinler bize peygamber olduğunu diyorlar. Sizler melek olsaydınız melek gelirdi, ama siz insansınız insana görünür şekilde melek göstermem diyor Allah. Çünkü imtihan oluyorsunuz diyor. 17/96- De ki: "Benimle aranızda şahid olarak Allah yeter; kuşkusuz O, kullarından gerçeğiyle haberdardır, görendir." Şu an Allah bizi görüyor, bizden haberdar bizi konuşturan da Allah. Herhangi bir sayfa açıyoruz Kuran'da Mehdiyet konusuyla dolu. Nereye dönsek bu konu var mehdi Allah'ın hükümlerini anlatacak haramı helali anlatacak inşaAllah. |
Kanı alıp çöpe atıyor adam, berber saçını keser kutsal diye saçını tutmaz, alır çöpe atar berber. İnsan tükürüğünde de var DNA kutsal mı şimdi tükürük. Her şeyde vardır, vücuttan çıkan her hangi bir parçada genetik kod vardır. Bizim ruhumuz kutsal etimiz kemiğimiz Allah'ın yarattığı bir et kemik. Kanımız da öyle. Bardağı tuttun genetik kodun orada kalır, buradan her şeyi tespit eder adam, ha kan ha parmak izin.
Akla bak, kanlarımızı geri isteriz diyor. Geri getirsinler diyor enjektörle kanını geri vereceksin sanki akla bak. Bazen şeker hastalarında filan kan testi yapılır hepsinde alır atarlar kanını. Kimse kanını tutmuyor hastaneler, bilgi kodlanıyor. Millet kanı kavanoza doldurup saklanıyor sanıyorlar. Halbuki sadece bilgisayarlar bilgi saklıyor o kadar. Olay ondan ibaret. Ben çok iyi hatırlıyorum kanlarımızı geri getirin diyorlardı.
Kanser hastası çocuk (Oktar Babuna), bana olan öfkesinden adam, bu çocuğu ezerek ve akıl almaz iftiralar atarak fırsat yakaladığını sanıyordu. Gittiler şikayette bulundular, 300 kişi devletin en yüksek kademedeki memuru savcılığa sevk olundu. Başbakan, Başbakanın hanımı, THY genel müdürü, sanatçılar, gazeteciler hepsi savcılığa sevk edildi. Savcı dosyaya baktı takipsizlik deyip gönderdiler. Nasıl tetikte bekliyorlarmış karşıtlarımız, insan bunu görüyor. MaazAllah ellerine hakikaten fırsat geçse kim bilir ne yapacaklar.
Sen yüzlerce binlerce insanı ölümden kurtardın, onlar da bunu engelleyenler de yüzlerce binlerce insanın ölümüne vesile oldular. Amerika biyolojik silah yapacak diyor. Adamlar Saddam'dan hoşlanmadık dediler. Alkol içmiş sarhoşlar kapıya dayanır ya, öyle geldi istiyorum Saddam'ı diye. Öbürü de sarhoş kavgası gibi gelmiyorum dedi. Tamam dedi havadan yağmur gibi tonlarca bomba yağdırdı genetik kod mu tespit etti adam, öyle bir şeye ihtiyacı yok ki. Müslümanların olduğu yere yağdırıyor bombayı. Öyle işleri güçleri yok da bunla mı uğraşacak, her ırka göre. Genetik kodunu zaten veriyorsun adama, gönüllü olarak gidip parmağını basıyorsun, havaalanından girerken. Eğer korkuyorsan onu yapmaman lazım.
Enver Ören Hocamız mümin muttaki bir insan, asla müsaade etmemesi gerekirken, o dönemde akıl almaz iftiralarla kendi televizyonunda Savaş Ay'ı çıkardı. Senin aleyhine akıl almaz sözler ettirdi. En çirkin sözleri ettiler aleyhine, bundan ne kazandı Enver Ören ben bilmiyorum. Onunla da hızını alamadı Ebru Şimşeği çıkardı akıl almaz laflar ettirdi. Ben o iddialardan beraat ettim, TGRT bunu yayınlamadı. Siperde bekleyen insanlara Müslüman, mümin muttaki bir kişinin, hem de bir Nakşi şeyhinin sahibi olduğu bir kurumda; TGRT'de bize karşı böyle tavır göstermesine imkan verildi. Ben bunu ahir zaman alameti olarak görüyorum, bir mucize bu.
Savaş Ay işini gücünü bırakıp sana ağırlık vermişti, ateş püskürüyordu ağzından sürekli tahrik eden bir uslup kullanıyordu, sonra gırtlak kanseri oldu. Biz gittik evine, ziyarete geçmiş olsun dedik, Oktar'la. Ben öfke insanı değilim tekrarının önlenmesi için söylüyorum. Ben intikam insanı değilim, bana yapılan başkasına yapılmasın, ben onun için istirham ediyorum.
2010-10-16 19:19:18