Adnan Oktar'ın 16 Ekim 2010 tarihli röportajından önemli başlıklar

16.10.2010, Kocaeli TV
 

  • (Emre Aköz’ün Fethullah Gülen’le ilgili yazısı hakkında)

Türkiye'yi yaşanabilir, Fethullah Hocaefendi’nin rahatça kalabileceği hale getirmek çok önemli. Demek ki Türkiye'de kalamayacağı gibi bir anlam çıkıyor ki bu çok vahim. Böyle masum temiz bir insan Türkiye’ye dönemiyorsa ve güvenli göremiyorsa çok büyük bir eksiklik var demektir. Mehdiyetin aciliyetini bir kez daha gösteriyor. Sırf hükümetle ilgili bir durum değil, toplumun genelinde önemli çalışma yapılması gerekiyor. Hükümet elinden geleni yapıyor, bu görülüyor, ama yeterli olmuyor. Banka soymamış, adam öldürmemiş, gasp yapmamış; hiçbir suç olmadığı halde dönemiyorsa çok büyük olay var demektir, bu da bir kez daha Mehdiyetin neden önemli olduğu konusunun cevabıdır.

Bir mutluluk tablosu çiziliyor ama benim için ölçü Fethullah Hocamız Türkiye’ye gelip istediği gibi tek başına dolaşıp Bebek’te veya başka bir semtte de tek başına çayını kahvesini içebilmesidir. Aynı şekilde bir komünist de, bir mason da istediği gibi istediği mekanda oturup çayını içebilmeldir. Bu olmuyorsa, o zaman Türkiye rahat değil anlamındadır. Bu toplu eğitimle, bazı detayların daha iyi düzenlenmesiyle olur. Korku toplumunun ortadan kaldırılması gerekiyor.

 

  • (Hüseyin Gülerce’nin Fethullah Gülen’le ilgili yazısı hakkında)

Hocamız hikmetli ve güzel konuşmuş, her namaz kılanı Fethullah Hocacı göstermek, her Allah'tan bahsedeni Fethullah Hocacı göstermek hatalı bir bakış açısı. Geçen günkü açıklamalarımdan sonra o konudaki tırmanış durdu. Fethullah Hocamızın talebeleri sizin tahmin ettiğiniz gibi yaygın değil dedik, varsa gösterin dedik. Normal mütedeyyin, dindar insanlar var devletin her kurumunda. Oruç tutuyor, Fethullah Hocacı diyorlar, namaz kılıyor, Fethullah Hocacı diyorlar, böyle değil. Bunun böyle olmadığını anlattıktan sonra birçok yazar görüşlerimi tekrar etti. Doğru olmayan bilgi akışı da durmuş oldu.

 

  • (Mehmet Bulut’un AK Parti ile ilgili yazısı hakkında)

Sayın Tayyip Bey dikkati açık, başarılı bir insan. İnsani hataları olabilir ama genel olarak başarılı diyebiliriz. Tayyip Beyin çekilmesi durumunda yerini doldurabilecek, o ayarda bir insan olmazsa, Ak Parti de aynı ANAP gibi yok olur. DYP de öyle olmuştu, Sayın Demirel çekildikten sonra DYP yok oldu. Aynı şekilde Ak Parti de böyle birşeyle karşılaşır. Tayyip Bey’in çekilmesi durumunda ilk seçimde bu kendini gösterir, Ak Parti eriyip yok olur. Daha önce bunu dost meclislerinde anlatmıştım. Ama Tayyip Bey olduğu müddetçe en az bir kaç kez daha iktidar olur. Ben Ak Partlili değilim, ama bu akılcı bir analiz. Ak Parti'de hoşlanmadığım bir tek Cemil Çiçek vardır, ben olayın arka planını biliyorum, onun için söylüyorum. Ben durduk yere birşey söylemem. Onun dışında Ak Parti'de şaibeli falan bir durum yok.

 

  • (Murat Belge'nin CHP neyi arıyor başlıklı yazısı)

Biz solu havanda karabiber ezer gibi (fikren) ezdik. Darwinizme dayanıyordu sol, Darwinizmi Türkiye’de yıkınca sol da yıkıldı. Murat Belge özetle CHP niye sol parti olmuyor diyor. Solun ideolojisi kalmadı ki, sol inanç yok, sol felsefe yok. İdeolojisi olmayınca onun üzerine bir parti olmaz ki, CHP sağ bir parti şu an. Allah'a çok şükür ki bunun sebebi biziz. Solun bir tane dayanağı vardır, Darwinizm. Sağın da bir tane dayanağı vardır, din. Avrupa'da da sağın arkasında Hıristiyanlık vardır. Laik sistem içerisinde dile getirilmez ama bilinir. Muhafazakarlığın kökeni de budur. Türkiye'de de sağın hepsi İslam ahlakının değerleri üzerine kuruludur. Darwinizm solun kitabıydı, elinden alınca doğal olarak sağa kaydılar. Solun ezilmesinin sebebi biziz. Deniz Baykal ile başladı bu, Kılıçdaroğlu ile devam ediyor. Kılıçdaroğlu'nun samimi dürüst olduğu belli. Mazlum olduğu belli. CHP içinde tilki gibi tipler var alenen anlaşılıyor belli, ama Allah onları da denge unsuru olarak yaratıyor. Hayır vardır inşaAllah.

Doğu Perinçek solun ideoloğudur, hatta solun tek ismidir. Çok keskindir. Açıkça söyledi Ak Parti’nin iktidar olmasının sebebi Harun Yahya’nın Anadolu’da yaptığı ilmi çalışmadır dedi, doğru söylüyor. Her yönüyle değil, ama bir yönüyle söylediği doğru. Sağın güçlenmesinde çok emeğimiz geçti. İdeolojik zeminde söylediği çok doğru ve net.

 

  • (Özdemir İnce'nin yazısı hakkında)

Benim çocukluk yıllarımdan beri, solun dindarlara karşı klasik bir üslubu vardır. Bunu tiyatroda, karikatürlerde kullanırlardı, ilkel, yüzeysel, basit, sıradan mücadele yöntemi geliştirmişler. Bir Müslüman modeli yaparlar, cahil, elinde bir odun, ucunda çivi çakılı, süpürge gibi sakalları var. Çok ilkel, çok çok kötü bir stil bu. Filmlerde falan da var. Parodi yaparlar, halkı kandıran hocalar olur, yerli filmlerde de vardır, cahil hocalar halkı kandırır. Halkı kendilerince bilinçlendiriyorlar. Halbuki bizim halkımız çok akıllı, uyanık ve zeki bir millet. Avanak adam, mutlaka bir yerde birinin eline düşer. Avanak olduğunda herkes kandırır onu. Saf, aklı zayıf olanı Hıristiyanlar da kandırır, üçkağıtçı da kandırır, komünist de kandırır, satanist de kandırır, terörist de kandırır. Müslümanları eleştirirken kullandıkları üslup çok ilkel. Özdemir dedem de çok sıradan bir üslup kullanıyor. Dinsiz insan yetiştirmek çok kolaydır. Dindar olmak zordur. İrade kullanacak, nefsin hoşuna gidecek şeylerden kaçınacak, özen gösterecek. Dinsiz olmak çok kolaydır, kendini bomboş bırakacak, aklını hiç kullanmayacak. Kolaydır bu. Bir kere Özdemir dedenin anlaması gereken birşey var. Türkiye’de çok şuurlu, yaman, sırf beyinden oluşmuş Müslümanlar var. Özdemir dedeyi 70 kere sulu dereye götürür 70 bin kere geri getirir, öyle saf cahil Müslüman modeli bitti. Onun kast ettiklerini, ben anlıyorum. Eskiden orduda filan da böyle bir üslup görülünce hemen galeyan meydana gelirdi. Halkta da galeyan meydana gelirdi. Eskiden Hürriyet bir başlık atardı, heyecan meydana gelirdi. Artık internette müthiş çabuk her şekilde öğrenebiliyorlar, doğrusunu hemen görüyorlar. O nedenle solun bir kısım hantal metodlarıyla dindarlarla uğraşma modeli bitti, bunu bıraksın. Ama solda Altan kardeşler gibi adaleti savunan, aklı açık, bir hikmetle dine kalbi henüz ısınmamış insanlar var. Potansiyel Müslüman bu insanlar, her an Müslüman da olabilirler, saygılı, şefkatli davranmak gerekiyor. Ama ben Özdemir İnce’ye söyleyeyim, Türkiye daha da dindar olacak, bu hem Atatürk’ün vasiyeti, hem Allah'ın vaadi. Ama yobazlık diyorsa, biz de karşıyız. Ama yobazla Özdemir İnce karşı karşıya gelse, yobaz Özdemir İnce’yi ezer geçer. Yobaz ancak Kuran’la ve hadisle durdurulur. Tek çözümü, tek durdurabilecek olan Hz. Mehdi (as)’dır. Yobaz çok dişli varlıktır. Dini kullanır ve münafık tıynetlidir yobaz. Aslında alenen münafıktır.

 

  • (Deniz Som’un kanserden vefat etmeden önce yazdığı yazılar hakkında)

Bu tip kalemlerden kimi bandonun davulcusu oluyor, kimi zilcisi oluyor, bekliyor bando. Bando majör sopayı havaya bir atıyor, hepsi başlıyorlar. O dönemde bazı solcu yazarlar aleyhimize yazı yazdıysa, bir kişi bile olsa, o da ona katılmıştır. Sistemler var, bir tanesi ses çıkarınca hepsi ses çıkarıyor, onun gibi birşey.

 

  • Bir insana şu kişi Hz. Mehdi (as) derseniz, dinden çıkarsınız, yapmayın. İskender Evrenesoğlu’na da, bu mazlum insanı da böyle zarara yönlendiriyorsunuz. İskender Evrenesoğlu kendisine vahiy geldiğini söylüyor. Bana bir kitap indirildi diyor. Allah korusun küfre gidiyor, ben Allah rızası için kurtarmaya çalışıyorum. Bırakayım da adam cehenneme mi gitsin? Niye öyle söylüyorsun diyorlar. Haşa, Allah ona bütün siyasileri topla demiş ve bir ayet okumasını emretmiş. İkinci bir vahiy gelmiş, Mehdi Suresi sayfa 13 diye anlatıyor, ben bu adama ne diyeyim? Günah adama, yazık. 70 küsur yaşına gelmiş, Allah vermesin vefat eder, cehenneme gider. Ben de kurtarmaya çalışıyorum. Acıdığım için söylüyorum. “Peygamberimiz (sav) arkamda namaz kılıyor benim” diyor. Bu durumda bir insana acınmaz mı? İyi niyetle, iyi olsun istiyorum. Haşa diyor ki: “biz istediğimiz zaman senin ruhunun dalga uzunluğunu, elektron devir sayısını değiştirebiliriz” diye vahiy geliyor bana diyor. “Bana ne” de diyebilirim ama ben hükmen bir kereliğe mahsus, açık uyarıyorum. Çünkü söylemezsem ahirette sorumluluğu olabilir. Çok da üstüne düşecek değilim, böyle çok fazla zavallı, gariban adam var. Yüzlerce adam var, bir tane iki tane değil. Ben birisini örnek olarak veriyorum. Kalkıp diyor ki, Peygamberimiz (sav) de Hz. İsa (as) da arkamda namaz kılıyor diyor. Peygamber Efendimiz (sav) haşa kendisine tabi olmuş. Ben ne diyeyim böyle bir şeye? Bir Müslüman acıyıp kurtarmaya çalışmaz mı?

 

  • Mahmut Hocamız çok değerlidir, çok efendi insandır; nezaketi, saygısı, hürmeti çok mükemmeldir. Kalp ehlidir yanına giden insanların kalbinde bir suhulet bir ferahlık olur, çok nurlu yüzü de maşaAllah. Olgun, derin, samimi, ehli sünnete çok titiz, mübarek bir insandır, talebeleri de öyle çok nezih, güvenilir hoş insanlardır. Mahmut hocam çok asil insan ne de dese kabul ederim. Şeyh Nazım ne dese kabul ederim. Ama bazı avam olanların kullandığı üslup var, bu Müslümana yakışmaz. Allah'dan, dinden bahsediyorsun haşyet etrafını sarsın, üslubuna yansısın. Milleti güldürmek gibi bir vazifen yok ki senin. Milletin kalbini ferahlandırman tabi güzel ama dinle, mukaddesatla espri olmaz.

 

  • Mesela bize karşı yapılan komplolarda insanlar direkt dinsizler, komünistler, direkt Allah’ı inkar edenler bunu yaptı zannederler. Böyle değil. Bakıyoruz hep münafıklar yapmış. Sahte ihbarı münafıklar yapmış. Komplo kuran münafık, organize eden münafık, hep münafık. Küfür açıkça söylüyor karşı olduğunu. Hep Müslüman görünen sahtekarlar tuzak kurdu, oyun oynadı, zemini hazırladılar. Bu oyunun kökeninde ana zeminin tamamı münafıklardır. 

 

  • Hz. Mehdi (as)’a bakan çok fazla ayet var. Mehdiyet iyi olan, güzel olan her şeydir. Bizim ruhumuz güzelliğe meyyaldir, hep onu ararız. Güzel konuşalım, güzel insanlar olsun, güzel insanlar görelim, yazılar güzel olsun, sözümüz güzel olsun, bunun peşindeyiz. Güzelliği arama, sürekli talep etme sisteminin adı Mehdiyettir. Mehdiyet her şeyin güzel olmasını isteyen sistemdir. Hz. Mehdi (as)’ın amacı da her şeyin en güzel olmasını istemektir.

 

  • Bir kişiyi bulup o Hz. Mehdi (as)’dır deyip yanına gidecek, bize olağanüstülük göster, bizi yedir içir, gezdir, evlendir diyecekler. Böyle olmaz, bu yanlış bir düşünce. Hz. Mehdi (as)’a musallat olunmaz, yardım edilir. Aklınla, bedeninle, gücünle. Hz. Mehdi (as)’ı tanımak demek, buzda sürünerek olsan da gideceksin, tamam geldin, “ben dondum buzda, beni ısıt, sobanın karşısına götür, bana yemek  bul, bana ev bul, beni evlendir" diyorsa bu yanlış bir Mehdilik anlayışıdır. Hz. Mehdi (as)’a destek olunur. Hz. Zülkarneyn (as), “bana insanla destek olun” diyor. Parayla bir yere varılmaz. Konuşman, üslubun, araştırman, incelemen, bilginle, kararlılığınla yardımcı olacaksın. İnsanları sürekli kurtaran, yediren, içiren Hz. Mehdi (as) kafasını bırakacaklar. Başlangıcında zaten zorluk içinde olacak, bizi kurtar olmaz. Güzel olan her şeye insanın katkıda bulunması gerekir.

 

  • Kim olursa olsun, talebelerinin hocalarına “sen Hz. Mehdi (as)’sın” demeleri olmaz, bundan vazgeçsinler. Hem büyük bir günah, hem haram olur. Biz Mehdiyeti niye anlatıyoruz? Çok büyük mucizeler olmuş, bunların gizlenmesini istemiyoruz. Mucize niye olur? İnsanların kalpleri açılsın, imanları artsın, heyecanları artsın diye. Peygamberimiz (sav)’in 1980'den sonra olacak diye söylediği herşey çıkmış, bu heyecanı artırmaz mı? Peygamberimiz (sav)’e sevgiyi güçlendirmez mi? Bu çok büyük harikadır. Petekte Allah'ın ismi yazdığı için yeri yerinden oynatıyorlar. Bu da güzel birşeydir, ama bir yanda gerçekleşmiş 150'den fazla mucize var, bundan hiç bahsedilmemesi makul değil.

Bunu anlatınca gidin Hz. Mehdi (as)’ı bulun demek değil bu. Bulsan da bulmasan da aynı şevkle hareket ediyorsan karşılığını alırsın. Bu kadar anlatıma rağmen bulamıyorsa da bulamıyordur. Gidip koluna yapışıp bizi kurtar diyemeyeceğine göre, hissetmen yeterlidir. Hissettikten sonra yeterlidir, hizmete geçersin. Asıl amacımız Allah'a hizmet, Allah'ın rızasını kazanmaktır. Hz. Mehdi (as)'a tabi olmamızın sebebi de o mucizeleri görüp bir lider etrafında toplanmada kalbimize güven vermesidir. Biz bunu Kuran'ın etrafında toplanarak yaparız. İttihad-ı İslam’ı sağladığımızda anlayacağız. İttihad olduğunda kim vesile oldu desen, oy birliğiyle bütün İslam alemine sorulduğunda bir kişiyi söyleyecektir; işte o Allahualem Hz. Mehdi (as)’dır. Olunca da severiz, hoşumuza gider, ama olağanüstü birşey olmaz. Çünkü bütün sevgimiz, muhabbetimiz Allah'a. Ama mucize meydana geldiği için de çok müthiş zevk alırız. 1400 sene sonra en ummadıkları devirde, küfrün en güçlü görüldüğü devirde İslam dünyaya hakim oluyor, bu şaşırtıcı değil mi? Tabi ki bu bize çok şiddetli zevk verecektir.

Mesela ben Mehdiyetin farkındayım ama sakın kimse Mehdilik iddia etmesin diyorum. Cennetlik demek ayrıdır, cennete gitmeni isterim demek ayrıdır. Mehdiyette de öyledir, sen Hz. Mehdi (as)’sın demek ayrıdır, inşaAllah Hz. Mehdi (as)’sındır demek ayrıdır.

 

  • Turan Dursun’a biz “yanlışların dursun” dedik. Bana bir baksınlar ben öyle herhangi bir konu olduğunda ulu orta inanmam. İnce analiz eden bir insanım, o kadar incelerim ki hayret edersiniz. Ben bu doğru diyorsam o yüzde yüz doğrudur. Hak kitap Kuran baştan sona mucizedir. Tevrat’ı ve İncil’i de inceledim, gerçekten bozmuşlar ama genişçe hak güzel bölümler var. Kuran’da Allah bu kitapları övüyor. Tamamen bir kenara bırakmak olmaz. Kitabın tahrif olması ayrı, komple ortadan kaldırılması başkadır. Benim kitabım var, Tevrat'ın hak olan kısımlarıyla ilgili, açıp okusunlar. İncil’le ilgili kitabım bitmek üzere son tashihlerini yapıyorum, o da çok şahane. İncil de nurdur, kalbi ferahlatır. Tevrat da nurdur. (Bozulmamış kısımları) Allah muttakiler için onu bir güzellik olarak indirmiş. Tahrif olan kısımları çıkarırız. Kuran’ı bir sapık basıyor ilavelerle, ne yaptın diyoruz. Kuran’a uyan kısımları niye okumayalım? Gayet güzel. Kuran’ı da her gün okurum. İncil ve Tevrat'ın içindeki bozulmuş yerleriyle bizim ne işimiz olur, sahte hadisler de var ve hak olanı doğru olanla ayırt ederiz inşaAllah.

 

  • Din hakkında abuk sabuk eser yazanları hiç önemli görmeyin. Ehli sünnet alimlerinin eserlerini okuyun, benim kitaplarımı okuyun. Ben böyle her türlü akımı, hepsini gözden geçirdim, hepsine tek tek baktım ve hepsini de silindir gibi ezdim. Müslümanlara karşı böyle değilim tabii çok şefkatliyim onlara karşı pençemi göstermem ama münafıklara karşı pençemi gösteririm. Ama pençemizi gösteririz derken fikirle, akılla, bilimle, hukukla; hiçbir zaman için şiddetle değil inşaAllah.

 

 


Gaziantep Oay TV, 16 Ekim 2010

  • Hüseyin Hilmi Işık aklı başında, makul, olgun Müslümanlığı temsil eden çok değerli alimlerden bir tanesidir. Abdülhakim Arvasi Hazretler şeyhidir. Aynı zamanda Necip Fazıl'ın da şeyhidir. Tam ilmihal de çok güzel, derya bir eserdir. Kitapta kendine has güzel bir üslupla anlatır. Hocamızın uslubundan, konuşmasından, tavırlarından olgunluğu sevgisi saygısı çok açık anlaşılır. Tabileri de çok nezakletlidir. Allah rahmet etsin Hocamıza. 


     
  • Mehdiyetten alerjisi olanlara karşı biz sürekli Mehdiyeti gündemde tutacağız. Mehdiyet demek sevgi ve kardeşlik, dünyada en çok ihtiyaç duyulan her şeyin toplamına mehdiyet denir.

 

  • Peygamber Efendimiz (sav)'in "yani Resulullah Efendimiz (sav)'in irtihalinden (vefatından) itibaren" ikinci bin. Hicretten sonra kaç sene geçti? 1431. İkinci bine çoktan girdik, ikinci binin ortalarındayız. İkinci binin ortasında da bitecek. Hicri 1500'de 1506'dan itibaren bitiyor. 1506 çok manidar bir rakamdır 5-6 56 . Hüseyin Hilmi ışık Tam İlmihal'i 1956'da çıkarmış. Risale-i Nur'un serbest kalışı 1956'dır. Bediuzzaman da münafık sistemin yıkılışının doğum tarihidir diyor inşaAllah 1956 için.

Şu an tekrar söylüyorum 1431'deyiz neredeyse üçüncü bine gireceğiz. Peygamberimiz (sav)'in vefatından, aradan bin sene geçtikten sonra Hz. Mehdi'nin gelişi de bunun içindir. Ne zaman geliyormuş? Peygamber Efendimiz (sav)'in vefatından bin sene geçtikten sonra, bin sene geçmiş 1431'deyiz. Şu an Hz. İsa (as) da vaktine girdik, çoktan girdik.

 

  • 4297....Sevban (ra)’den rivayet edildiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Yakında milletler yemek yiyenlerin (başkalarını) çanaklarına (sofralarına) davet ettikleri gibi size karşı (savaşmak için) birbirlerini davet edecekler.”

Birisi:

-“Bu o gün bizim azlığımızdan dolayı mı olacak?” dedi.

Rasulullah (sav);

“Hayır, aksine siz o gün kalabalık fakat selin önündeki çör-çöp gibi zayıf olacaksınız.Allah düşmanlarınızın gönlünden sizden korkma hissini soyup alacak sizin gönlünüze de vehn atacak” buyurdu. Yine bir adam:

-Vehn nedir? ya Rasulullah diye sorunca,

-“Vehn, dünyayı (fazlaca) sevmek ve ölümü kötü görmektir” buyurdu. (Süneni Davud, Cilt 14, s. 421)

Çok manidar gerçekten davet ediyorlar Müslümanları ezmek için.

Sayı azlığından değil, sayıca az olmayacaksınız diyor. Ama İttihadı İslam olmadığından, Türk İslam Birliği oluşmadığından, Hz. Mehdi 570 yıl sonra gelecek, 100o yıl sonra gelecek veya hiç yoktur veya şahsı manevidir diyerek müslümanları ümitsizliğe, uyuşukluğa itenler yüzünden zayıf düşecekler.

 

  • Her kim Deccal’in çıktığını işitirse ondan uzaklaşsın. Allah’a yemin olsun ki kişi kendini mümin zannederek (kendine güven içerisinde) onun yanına gider ve Deccal’in şüphelendirmesiyle onu takip eder. (İmam-ı Ahmed. Ebu Davud. Hakim; Büyük Fitne Mesih-i Deccal, Saim Güngör, s. 99)

Deccal zannediyorlar ki doğrudan dinsizliğe çağıracak. Dolaylı yoldan dine saldırıyor deccal. Kimine bin yıl sonra Mehdi gelecek diyor, onu öyle etkiliyor. Kimine materyalizmi Darwinizmi anlat, insanlar Allah'a inanmasınlar diyor. Kimine Müslümanlar parçalandı bundan sonra İslam hakim olmaz de diyor kimine olsaydı Peygamber (sav) zamanında olurdu de diyor, kimse bunu yapamaz de diyor. Müslümana yenilmek ezilmek yakışır diyor.   

 

25/4- İnkar edenler dediler ki: "Bu (Kur'an) olsa olsa ancak Onun uydurduğu bir yalandır, kendisi düzüp uydurmuş ve Ona bir başka topluluk da yardımda bulunmuştur." Böylelikle onlar, hiç şüphesiz haksızlık ve iftira ile geldiler.

Deccaliyet şu an diyor, deccal taraftarları; (haşa) "Peygamber iyi bir insandı, devrimciydi, kendisi uydurdu" diyorlar. deccaliyetin sapkın düşüncesinde, şaşkınların oluşturduğu sistemde bu var. Peygamber (sav) kendi çıkartıyor, kendinden söylüyor diyen on binlerce insan var. Bunu diyenler bilerek veya bilmeyerek deccal hizmet ediyorlar, bazı kendini bilmez şaşkınlar da bu ifadelerin aynısını yazıyorlar, bilerek veya bilmeyerek deccale taraf oluyorlar.

 
25/7- Dediler ki: "Bu elçiye ne oluyor ki, yemek yemekte ve pazarlarda dolaşmaktadır? Ona, kendisiyle birlikte uyarıcı olacak bir melek indirilmesi gerekmez miydi?"

Peygamberimiz (sav)'e şaşıyorlar yemek yiyor, torunlarıyla şakalaşıyor, hanımlarıyla yarışıyor böyle Peygamber mi olur diyorlar. Mekke müşrikleri gibi ağır, azametli olması gerekir diyorlar. Melek olsun başının sütünde bu Peygamberdir, bu Mehdidir desin diyor, eğer bu yoksa biz inanmayız diyorlar.

 
25/8- "Ya da kendisine bir hazinenin bırakılması veya (ürünlerinden) yemekte olduğu bir bahçesi olması (gerekmez miydi)?" Zulmedenler dedi ki: "Siz olsa olsa, ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz."

Malı mülkü zenginliği olsun Peygamberin diyorlar. Malı mülkü yok Peygamberimiz (sav)'in. Hz. Mehdi (as)'ın da malı mülkü olmayacktır. O zamanın Mekke müşrikleri çok itibar ediyor mala mülke, Peygamberimiz (sav)'in de malı mülkü yok ağırlarına gidiyor. Aklını kaybetmiş, akıl hastası olmuş, mecnun olmuş insana uyuyorsunuz diyorlar haşa.

 
25/9- Bir bak; senin için nasıl örnekler verdiler de böylece saptılar. Artık onlar hiçbir yol bulamazlar.

O devirdeki münafıkların üslubu bu, abuk subuk örnekler veriyorlar. Münafıkların özelliği kelimelerle çok iyi oynarlar ve bambaşka düşünceler geliştirirler. Ama tıkanıyor yolları, bir oraya bir oraya gidiyor, bir türlü beceremiyorlar.

 
25/11- Hayır, onlar kıyamet-saatini yalanladılar; Biz kıyamet saatini yalan sayanlara çılgınca yanan bir ateş hazırladık.

Kıyamet vakti. Hep ahir zamanı hatırlatma var. Ahir zamanda ne var? Hz. İsa (as) var, Hz. Mehdi (as) var, deccal var, dabbetul arz var, yecuc var, mecuc var ve kıyamet var inşaAllah.

 
24/62- Mü'minler o kimselerdir ki, Allah'a ve Resûlü’ne iman edenler, onunla birlikte toplu(mu ilgilendiren) bir iş üzerinde iken, dndan izin alıncaya kadar bırakıp-gitmeyenlerdir. Gerçekten, senden izin alanlar, işte onlar Allah'a ve elçisine iman edenlerdir. Böylelikle, senden kendi bazı işleri için izin istedikleri zaman, dilediklerine izin ver ve onlar için Allah'tan bağışlanma dile. Şüphesiz Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.

Münasbetlsizlik yapanlar var, elçiden, imamdan izin almadan paldır küldür gidiyor. İzin almadan gidilmez diyor Allah. Saygı ve Kuran'ın ruhu bunu gerektiriyor.

 
24/63- Elçinin çağırmasını, kendi aranızda kiminizin kimini çağırması gibi saymayın. Allah, sizden bir diğerinizi siper ederek kaçanları gerçekten bilir. Böylece onun emrine aykırı davrananlar, kendilerine bir fitnenin isabet etmesinden veya onlara acı bir azabın çarpmasından sakınsınlar.

Elçi çağırdığı vakit mutlaka icabet edilir, mutlaka itaat edilmesi lazım. Öbür türlü çok büyük saygısızlık ve haram olur.

Münafıklığın pis bir mücadele metodları vardır, pis bir stilleri ve pis bir elektrikleri vardır. Peygamber (sav)'in mecilisinde adam, ama içinde öfke, haset ksıkançlık var ve kahpe tıynetli. Bir müslüman oradan çıkarken, onu siper edinerek çıkıyor, onun arkasına saklanarak, o da oradan çıkıyor. Sezdirmediği kanaatinde. O çakalın vermek istediği şu, Peygamber farkına varmıyor, siz farkına varıyorsunuz, ama Peygamber farkına varmıyor. Güya kendince ben böyle kurnazım diyor. Kendilerini çok kurnaz zannederler münafıklar, ama kurnazlıkları hayvan kurnazlığı gibi çok ahmakçadır. Galip olurlar ama hayvan galibiyeti gibidir, mağlup olurlar mutlaka sonunda. Allah belalınızı veririm diyor.  Peygamber ile uğraşırsanız, Mehdi ile uğraşırsanız, Allah'ın sevdiği ile uğraşırsanız belanızı veririm diyor. Peygamberle mücadele eden mutlaka belaya uğrar. Aynı şekilde Mehdi ile de uğraşan belaya uğrar.

 
24/64- Dikkatli olun; göklerde ve yerde olanların hepsi Allah'ındır. O, üzerinde bulunduğunuz şeyi elbette bilir. Ve O'na döndürülecekleri gün, yaptıklarını kendilerine haber verecektir. Allah, herşeyi bilendir.

Dikkatli olmak farz. Ne var ne yoksa hepsi Allah'ındır. Şu an neredeyseniz sizi bilir ve Bana döndürülecekleri gün yaptıklarını haber vereceğim diyor.

 

  • İstiyorlar ki Hz. İsa (as) gelsin harikalar göstersin, herkes evinde olsun rahat işine gücüne baksın. Hz. İsa (as) da çıksın mucizelerle bu işi bitirsin. Öyle değil, Mehdiyet (fikren) söke söke İslam'ı hakim edecek, Darwinizmi materyalizmi yerle bir edecek, Hz. İsa (as) da Hz. Mehdi (as)'a yardımcı olmak için, veziri olarak geliyor. Yüzde doksan beş ağırlık Hz. Mehdi (as)'ın üzerindedir. O yapsın bitirsin biz rahat ederiz öyle bir şey yok. Türkiye'nin öncülüğünde zorlu bir mücadele olacak. Allah hükümeti yönlendiriyor, hangi hükümet olursa olsun Türk İslam Birliği'ni savunacaktır. Allah gizli veya açık hükümeti yönlendiriyor. CHP de olsa öyle yapacak. Kader böyle, ister istemez hangi hükümet olsa bu hizmeti yapacaktır ,olaylar onu yönlendiriyor istese de istemese de İslam'a hizmet ediyor Her kim olursa olsun, nerede olursa olsun ister istemez İslam'a hizmet etmek durumundadır. Osman Ünlü Hoca çıkıp gelmeyecek Hz. Mehdi diyor, bin yıl daha ilave ediyorum diyor, üçüncü bin yıldan bahsediyor, bu bizim Mehdiyeti daha çok gündeme getirmemizi sağlıyor. O onu söylemese bu kadar tekrar etmeyeceğiz belki. Faruk Beşer çıkıyor öyle bir olay yok diyor. Baktık ki tehlike çok büyük biz coştuk Allah aşkıylai daha kararlı bir mücadele yapmanın gereğini duyduk. Baktık münafıklar kaynıyor coşkumuz bin misli daha artıyor. Darwinistler çıkıyor en ufak bir kıpırtıda yüz misli daha arttırıyoruz faaliyetimizi adamlar hizmet etmiş oluyor buna ihtiyaç vardır.
2010-10-17 18:22:25
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top