Adnan Oktar'ın 18 Ekim 2010 tarihli röportajından önemli başlıklar

Asu TV, 18 Ekim 2010
 

  • Allah hepimizi imtihan ediyor ve harika bir devirdeyiz. 1700'ler, 1500'ler bambaşkadır. Şimdi ise bilimin, teknolojinin geliştiği, dinin hem baskına altına alındığı, hem geliştiği, muazzam bir dönem.
     
  • İnsan aklı kolay konsantre olamıyor ve rahat yaşamak istiyor. Fazla düşünmemek, araştırmamak istiyor. Ama Allah'ı düşünmemek çok anormal bir hareket. Hem Allah'ın nimetlerinin hepsini alacak, hem de hiç Allah'ı anmayacak, düşünmeyecek çok garip durum. Ama dinin anlatılışında da farklılıklar var. Bir Kuran’da anlatılan din var. Çok kolay ve zevkli. Bir de Cübbeli modeli var, yaşanabilmesi mümkün değil. Çok karmaşık ve zor, kimse de yaşayamıyor. Bir de akıldan uzak bir anlayış var. Meczup ve korunması gereken, zavallı gördüğümüz şefkat duyduğumuz insanlar var. Mesela saçını oksit sarıya boyamış, ben Hz. İsa’yım diye çıkmış ortaya. Öbürü “ben Hz. Mehdi’yim, ben Allah’tan vahiy alıyorum” diyor. Gerici de olsa bir Müslümanı insan olarak aşağılamak vicdanın kabul edeceği bir durum değil. Fakat genel olarak toplumda iyi bir düzelme olursa onlar da genel yapıya uyuyorlar. Tek tek her anormal cereyana cevap vermek çok zor, toptan anormalliğin vurgulanması lazım. Kuran da bize bunu gösteriyor zaten. Allah Kuran'ın yeterli olduğunu söylüyor. Ahirete gitsek yanımızda sadece Kuran olsa tamam, Allah Kuran'dan soracağım diyor. Bir adaya düşse Kuran yanımızda olsa tamam. O zaman kurtuluruz. Fakat Kuran’ı en güzel Peygamberimiz (sav) tefsir eder. Onun tefsiri esastır, kendimize göre açıklama olmaz.
     
  • Konfreransların psikolojik etkisi çok büyüktür. Bir yerde konferans yaparsın, insanlar düşünürler, “gelip bunlar rahat rahat kendilerinden emin bu konuyu anlattıklarına göre bir bildikleri vardır” der. Ama her ne yaparsak yapalım Allah'ın bir planı var, o plana göre gelişiyor. Biz ne kadar gayret edersek edelim belli bir oranda ilerleme oluyor. Biz her ne yaparsak yapalım, mutlaka o plan gelişiyor. Acele etmemek, gereksiz telaşa kapılmamak lazım. Kuvveti ve gücü ölü noktalara sunmamak lazım. Anormallik yapan, Müslüman gibi görünen garibanlara dikkatimi verirsem, bütün vaktimi alır ve vaktime yazık olur. Bir risk olsa tamam. Ama risk yokken ana dikkati o konuya vermek akılcı olmaz. Ama onları belanın içine itmek de yani cehenneme gitsinler demek de olmaz, onun için uyarmak lazım ama kitlevi tehlikeler bizim için önemli. Darwinizm, materyalizm, komünizm, faşizm, dinsiz siyonizm, dinsiz masonluk.
     
  • Bizim çalışma metodumuz içinde bir risk yok. İnsanları ehli sünnet itikadına sevk ediyorum, anlattığım konularda fıkıha girmiyorum. En tehlikeli konulardan biri fıkıhta düzenleme ve yenileme yapmaktır. “Ömer Nasuhi Bilmen ilmihalini okuyun” diyorum. Ama ben hep Allah sevgisi, Allah korkusu üzerinde duruyorum, çok önemli. Bir de tüm Müslümanlara karşı sevgi doluyum. Birleştiriciyim.
     
  • Ben Müslümanları çok severim. Mesela Türkiye Gazetesi’ni çok severim, en son dokunacak insanım. Hüseyin Hilmi Işık Hocamın kitaplarını okurum. Hiçbir şekilde karışmam. Ama benim dokunduğum nokta Darwinizmle ilgili nokta. Bu tip camialarda Darwinizmin savunulması, dinsizin savunmasından çok daha yıkıcı olabilir. Çünkü Türkiye Gazetesi’nde Darwinist yayın yapıldı mı bu çok daha bozucu bir etki yapar. Çünkü Hüseyin Hilmi Işık da “sakın sakın ha sakın, oradan buradan duyduğunuz uydurma bilgileri, uydurma akımları, düşünceleri doğruymuş gibi halka aktarmayın” diyor. Arkadaşlarımız ne yapıyor? Sık sık aktarıyorlar. Biz de bu konuda uyarıyoruz. Ben hata konusunda uyarıyorum, yoksa toptan birşey söylemiyorum, onlar benim başımın tacıdır. Darwinist yayın yapmadılar mı tamam.
     
  • Biri çıkıp “ben hocamın Hz. Mehdi olduğuna hüsnü zan ediyorum” derse, tamam ne ala. Ama “hocam kesin Hz. Mehdi, net ispat ediyorum” derse, o zaman o kişinin cehenneme gitme ihtimali olur, o kişiye “ne yapalım sen cehenneme git” denmez. Bu nedenle uyarmakla yükümlüyüz.
     
  • Allah’ın insanları nasıl imtihan edeceğini bilemiyoruz. Allah çok farklı şekillerde imtihan edebilir. Bu devir çok önemli bir devir. Geçmiş devirlerdeki insanların nasıl imtihan olduklarını Kuran’dan görüyoruz. Mehdiyet gerçek ve bakıyoruz, Kuran’ın büyük bölümünde anlatılanlara mutabık. Mehdiyet Kuran’a çok çok uygun. Arada geçen hafif bir konu değil. İkinci planda değerlendireceğimiz bir konu değil. Bu açık görülüyor. Peygamberimiz (sav)’in izahlarından da açık anlaşılıyor. O nedenle Allahualem doğru gidiyoruz. Bakın hızlanmaya bak, tedrici olarak Mehdiyette yükselme var. Bir dahaki sene kimbilir neler yapacağız. Daha zor ortamlar da olabilir. Bizi sevenlerin beni anlayan kardeşlerimin vargüçleriyle hareket etmeleri lazım.
     
  • Mesela Almanya'da konferansı organize eden kardeşimizin yaptığı çok güzel. Tek başına salonu tutuyor, insanların gelmesini organize ediyor. Onun gibi kardeşlerimizden 10 tane olmuş olsa, muazzam etki meydana getirir. Zor da değil, hoşuna da gidiyor, zevklidir de. Kenardan “Hocam bizi kurtar” gibisinden değil de Almanya'daki kardeşimizin tarzında candan bir atak gerekiyor. Gereken hizmeti yapacağım diye ortaya çıktın mı Allah gürül gürül akıtıyor. İnsanları oraya toplamış, gayet de güzel netice aldırıyor.
     
  • Erbakan Hocamız’ı Allah'ın izniyle Cumhurbaşkanı yapacağız. Yalnız Hocama kilo aldırmasınlar, sürekli tatlı yemesi için ısrar etmesinler, meyva güzel ikram olur. Hocamız çakı gibi evvelAllah. Erbakan Hocamız milli bir insandır, herkes bilir. Muhalif üst düzey insanlarla da görüşüyorum, Hocamızın milli bir insan olduğu konusunda ittifak halindeler. Erbakan Hocamız aydındır, samimi bir Müslümandır. Dinden asla taviz vermez. Modern ruhludur, özgürlükçü ruha sahiptir. Bağnazlıktan hoşlanmaz. Bir toplantının tamamını Atatürkçülüğe ayırmıştı. Numan Bey cevabını almış oldu. Hocamı niye seçtiler? Sevgiyi, vefayı, dostluğu seçtiler. Nasıl vefalı olduklarını, nasıl kadirşinas olduklarını, nasıl sadık olduklarını gösterdiler. Helal olsun onlara. Avrupa'da vs teknik düşünürler, yaşı ve sağlığı uygun değil derler, seçmezler. Erbakan Hocamız salondaki manevi ruhu gördü, coştu Allah aşkıyla maşaAllah. Ben Saadet Partili değilim ama haktan yanayım. Vefasızlıktan, kadirşinas olunmamasından rahatsız olurum. Mutlaka karşı dururum. Hocamın kılına asla dokundurtmam. Aynı şey hangi partide olsa, tavrımı net koyarım. Hocamızı tebrik ediyoruz, Allah ömrünü uzun etsin. Azme bak maşaAllah, bu yaşında yeri göğü inletiyor maşaAllah. Çıkar için diyorlar, o yaşta çıkar olur mu? Dünyasından geçmiş, saf dava adamı ruhuyla hareket ediyor. Bu davayı bu hale getirdi. Muazzam bir hizmet. Hocamız profesör. Gayet güzel, sakin bir hayat yaşayabilirdi, tüm malını mülkünü Allah için harcadı kullandı, halen de harcıyor. Olaylara sevgi gözüyle bakmak lazım, entel kafayla bakılması olmaz. Oradan buradan mantıkla hareket etti mi insan, Aydın Doğan'ın mantığıyla hareket etti mi, sandalyenin üstüne oturur. Nasıl seçildi Hocamız, oradan buradan kenardan değil, tüm oyları alarak. Aydın Doğan’ın Numan Kurtulmuş’u desteklemesi onun için ayıptır, çok kötü duruma düşürür, mümkünse bu durumdan kurtulsun.
     
  • Cumhurbaşkanımız çok nezih insan, güleryüzlü, çok mütevazı. Kimsenin içinde bir gerilim, bir rahatsızlık olmuyor. Şefkat duyuyor insan. Sayın Başbakanımız da candan, yaman, kendini eleştirebiliyor o güzel, vurdumduymaz değil. Birşey söylendi mi irrite oluyor ve bunun üzerine gidiyor. Bu çok güzel. Anlamazlıktan gelmiyor. Hukuktaki düzenlemeler de iyi gidiyor.
     
  • (Mehmet Altan’ın Saadet Partisi ile ilgili yazısı)

Vicdanlı bir insan, ince düşünen bir insandır. Marksist eğilimli, ama bu tarz ateistlere karşı saygım vardır. Kabili hitap, anarşi istemez, terör istemez. Ama Erbakan Hocamıza böyle birşey söylemeyi nasıl vicdanı kabul etti? Sevgiye dur denir mi? O insanların hepsi Erbakan Hocamızı seviyor. İslam’ı bilmezsen, bu sevgiyi, bu hazzı bilemez ve anlamazsın. Neden Hocamızın sevildiğini kavrayamıyor. Ehli sünnet olursun, dini yaşarsın, o zaman bu sevgiyi anlarsın, ama bu haliyle bu sevgiyi anlamıyor. Tüm peygamberler son nefeslerine kadar Allah için mücadele etmişlerdir ve hiçbir şekilde davalarını bırakmamışlardır. Erbakan Hocamız Avrupa’daki profesyonel manada bir siyasetçi değil ki, bir dava insanıdır.

  • (Ahmet Hakan’ın yazısı)

O da seçmenin verdiği karar. Ahmet Hakan’ın ne dediği, Saadet Partisi tabanını ne ilgilendirir? Ahmet Hakan Aydın Doğan’dan ayrı bir karar alabiliyor mu? Alamıyor. Onlar da Ehli Sünnetin dışında bir inançla bakmıyorlar. Biz Aydın Doğan’a soruyor muyuz seni niye gazeteye aldı diye? Sana soruyor muyuz Aydın Doğan gibi yaşlı bir insanı niye gazetenin başında tutuyorsunuz diye? Bunlar niye danışma makamı oluyor, kaale alınacaklarını zannetmeleri çok şaşırtıcı. Ben şahsen ne diyorlarsa tersini yaparım, herkes öyle yapıyor.

  • (Emre Kongar'ın yazısı hakkında)

Allah’a inanmayanların da bir ahiret inancı oluyor. Biri öldüğünde ebediyete uğurladık diyorlar. Huzur içinde uyuyor diyorlar. Öldü demiyor mesela uyuyor diyor. Bulutların üstünde filan diyor. Tabii kimse bulutların üstüne çıkmaz. Ahiret ayrı bir mekandır. Ayrı bir yaratılışla yaratılır. 

  • Niye türban kadar İttihad-ı İslam’a ehemmiyet vermiyor bazı kardeşlerimiz anlamıyorum. Tabi türbanı konuşsunlar doğru, ama İttihad-ı İslam kökten çözüm değil mi? Tüm dünya için özgürlük ve hürriyet değil mi? Masonun da özgür Musevinin de özgür, Hıristiyanın da özgür olacağı bir sistem değil mi? Neden böyle bir kökten çözüme değil de küçük küçük, parça parça, netice alınması çok zor, alınsa bile hemen bozulabilecek yöntemlerle uğraşıyorsunuz? Müslümanların tek sorunu türban değil ki, çözmeye çalışsan da çözülmüyor. Zemin yok. Zemin olmayınca ayakta tutamıyorlar. Allah, en büyük farzı yerine getirmezsen, senin istediğin başka birşeyde de seni muvaffak etmeyebilir. İttihad-ı İslam en büyük farz. Türklük alemi kan ağlıyor İslam alemi kan ağlıyor, gece gündüz tek bir sorun varmış gibi oraya teksif etmek, ama ittihad-ı İslam’ı tek kelime bile geçirmemek biraz garip olur. Tamam türbanı konuş ama iki kelime Türk İslam Birliği istiyoruz da desene. Köşende bir satır yaz, tek kelime geçsin.

 

  • (Adalet Ağaoğlu’nun Cumhuriyetten beri Müslümanlara yönelik bakış açısı ile ilgili yazısı)

Cumhuriyetten çok önce Darwinist-materyalist hareket başladı. Ondan sonra Müslümanlara atak başladı. Osmanlı’nın son dönem alimlerinin bir kısmının durumu ortada. Bu bir eğitim, Darwinist eğitim vardı. Cumhuriyetten kaynaklanan bir durum değildi. Dinin aleyhine bir durum yoktur Cumhuriyet sisteminde. Birleşme oldu, kendimize geldik. Kuran'ın övdüğü bir sistemdir Cumhuriyet. Eğer Adalet Ağaoğlu veya diğer kardeşlerimiz İslam’ı, Kuran’ı seviyorlarsa, tek kelime Türk İslam Birliği’nden bahsetmeleri gerekir. Suçlama yanlış, anlatım da doğru değil.

  • (Haşmet Babaoğlu’nun samimiyetle ilgili yazısı)

Bir insan menfaatçi ve çıkarcıysa, menfaate kilitlendiyse mecburi samimiyetsiz olur. Bir kişi ancak Allah'a kendini samimi teslim eder, Allah için yaşarsa, tüm hayatını Allah'a teslim ederse samimi olabilir.

 

  • (Melih Aşık'ın yazısı hakkında)

Özgürlükten niye rahatsız oluyorlar ki? Baskının kapısı açıldı mı eni sonu gelmez. Mesela genç kızlar özgür, daha da özgürlükleri artsın ama belirli bir noktada insanları baskıya alıştırırsak, baskıyı makul hale getirirsek, baskı her yere yayılır. Melih Aşık bu konuda yanlış düşünüyor. Zaten rahatsız bu kız çocukları, ya laf atıyorlar, ya okulda rahatsız ediyorlar, evde ayrı baskı görüyor, işe gidiyor işe alınmıyor. Yazık günah değil mi? Normal değil bu hareketler. Size ne yaparsa yapsınlar. Rejim kafa ile ayakta durur. Türbanlı genç kızları okula sokmamakla mı rejim yıkılmıyor? Bizim milletimiz kişilikli, delikanlı olduğu için ayakta duruyor. Baskıyla, zor ayakta tutuyoruz imajı veriyor. 

  • Münafık her toplumda her zaman ortaya çıkmıştır. Allah'ın hikmeti, insanın dinsizse ben dinsizim diye ortaya çıması lazım, ama Müslüman gibi gösteriyor ama dinsiz, manyak gibi. Tarihin her devrinde Müslümanların başına en büyük bela da bunlar olmuşlar. Müslümanları takva adına eleştirerek ortaya çıkıyor en iyisi benim diye ortaya çıkıyor. Gece gündüz Müslümanların aleyhine faaliyetler yapıyor . 

2/8- İnsanlardan öyleleri vardır ki: "Biz Allah'a ve ahiret gününe iman ettik" derler; oysa inanmış değillerdir.

2/9- (Sözde) Allah'ı ve iman edenleri aldatırlar. Oysa onlar, yalnızca kendilerini aldatıyorlar ve şuurunda değiller.

2/10- Kalplerinde hastalık vardır. Allah da hastalıklarını arttırmıştır. Yalan söylemekte olduklarından dolayı, onlar için acı bir azap vardır.

Allah burada bu sırrı veriyor. İman etmiyorsan söylesene, inanmıyorum desene. İman edenleri aldatıyorlar. Allah'ın sonsuz gücü var hepsini Allah yaratır demek ki iman edenleri aldatma özellikleri var. İman eden neyden anlar? Kuran’dan, hadisten. Münafık neyle aldatır? Kuran’la, hadisle. Müslümanı aldatmak için hangi ayetle, yanlış bir yorumla, hangi hadisle nasıl bir uydurma ile dilimi eğip bükebilirim derdindedir. Bunun için çok iyi bilirler Kuran’ı ve hadisi.

Ahmaktır münafıklar. Kendine göre menfaat sağlayacak ama kendine zarar dokunduruyor, ahmak olduğu için neyin menfaatine uygun olduğunu ayırt edemiyor bilmiş ve tepeden bakarlar.

  •  (Derya Sazak’ın yazısı hakkında)

Aydın Doğan bir üflemiştir. Bunlar orada bir ekipler. Derya Sazak olsun, bunlar zaten orada bir toplantı halindeler patron geliyor “bu başörtüsü konusu nedir “diyor “buna bir şey yazın” diyor onlar da yazıyorlar. 5-10 genç kız kapansa, sana ne ne yaparsa yapsın. Bırak özgür olsun insanlar. Başörtüsü’ne karşı olan birini bile, yasak olduğunu bilmek psikolojik olarak sıkar. Koministe de yasak olsa ben istemem. Sıkılırım, adam özgür olsun. Ne demek yasak? Mason locaları da öyle. Kapatsalar ben rahatsız olurum. Niye kapatılsın? Topluma bir zarar vermiyorsa niye yasak olsun?

  • Gericiliğe karşıysan bilgini artır. Gericiliğe karşı kuş gibi susuyorsun. Neyle? Darwinist-materyalist izahlarla cevap veriyorsun. O zaman gericilerle aynı safa geçmiş oluyorsun. Darwinizm gericiliği çok artırır. Darwinistler, mateyalistler aynı kafadalar aslında gericilerle. İkisinin de Sümerlere kadar gidiyor düşünce sistemi. Aynı kafadasınız aslında farkı yok. İnsanlığın önünü tıkayan gerici düşünceler, insanlığı boğan düşünceler de Sümerler’e kadar gider. Darwinistlerin kaynağı ile gericilik kaynağı aynıdır. Peygamberimiz (sav) bu gericiliği yıkmıştır. Mücadele vermiştir. Peygamberimiz (sav)’in vefatından sonra adamlar kudurdular, teker teker şehid ettiler Müslümanları. Hazreti Ali, Ömer, Osman, 12 imam hepsini şehit ettiler. Yobazlara karşı zayıf karşı hareketler oldu. Karşı hareketler karşı düşünceler hep Kuran’ı yetersiz görmekten kaynaklanır. Kuran’ı yetersiz gördü mü bir insan, sapıtma başlar. Bana vahiy geliyor der, falanca dede şunu dedi, büyük alim şunu dedi der.

ALLAH'TAN BAŞKA BİR HAKEM Mİ ARAYAYIM? OYSA O, SİZE KİTAB’I AÇIKLANMIŞ OLARAK İNDİRMİŞTİR. Kendilerine kitap verdiklerimiz, bunun gerçekten Rabbinden hak olarak indirilmiş olduğunu bilmektedirler. Şu halde, sakın kuşkuya kapılanlardan olma. (Enam Suresi, 114)

Allah kitabı açıklanmış olarak indirmiştir diyor. Sadece indirmiştir değil. Bilinmeyecek gibi birşey değil ki Kuran. 

Yeryüzünde hiçbir canlı ve iki kanadıyla uçan hiçbir kuş yoktur ki, sizin gibi ümmetler olmasın. BİZ KİTAPTA HİÇBİR ŞEYİ NOKSAN BIRAKMADIK, sonra onlar Rablerine toplanacaklardır. (Enam Suresi, 38)

Bazı kişiler Kuran’da çok eksik var, bana vahiyle bilgi geliyor, falanca mürşitten bilgiyi aldım diyor. Ondan sonra Kuran normal hale gelir. Kuran eksik diyor. Bunlara ihtiyaç var diyor adam. Allah da eksik bırakmadık diyor. Biz Allah’a mı inanalım, sana mı inanalım? Ne diye iş çıkarıyorsunuz? Yetmiyor adama Kuran. İlave bilgi istiyor.

Andolsun, BU KUR'AN'DA İNSANLAR İÇİN BİZ HER ÖRNEKTEN ÇEŞİTLİ AÇIKLAMALARDA BULUNDUK. İnsan, herşeyden çok tartışmacıdır. (Kehf Suresi, 54)

Eğer bir insan aklından zoru yoksa çok aleni değil mi buradaki ifade? Anlamayacak ne var?

RABBİNİN SÖZÜ, DOĞRULUK BAKIMINDAN DA, ADALET BAKIMINDAN DA TASTAMAMDIR. O'NUN SÖZLERİNİ DEĞİŞTİREBİLECEK YOKTUR. O, işitendir, bilendir. (Enam Suresi, 115)

Yani biri çıkıp bana vahiy geldi deyip Kuran’a ilave yaparsa ahlaksızlık ve avanaklık, delilik yapmış olur ama deliyse sorumlu olmaz. Ama öyle bir münasebetsize de uyan olursa günaha girer, aklını başına alacak. Kuran’ı ilavelerle ve eklerle bambaşka bir şekle getirmeye kalkarsa, bu haram. Değiştirmek isteyen küfre gider.

Andolsun, BİZ BU KUR'AN'DA İNSANLAR İÇİN HER ÖRNEĞİ GÖSTERDİK. Şüphesiz, sen onlara bir ayetle geldiğin zaman, o inkar edenler, mutlaka: "Siz ancak muptil olanlardan başkası değilsiniz" derler. (Rum Suresi, 58)

Kuran yetmiyor diyenlere cevap bu işte. 

Onlara ayetlerimiz apaçık belgeler olarak okunduğunda, Bizimle karşılaşmayı ummayanlar, derler ki: "Bundan başka bir Kur'an getir veya onu değiştir." De ki: "BENİM ONU KENDİ NEFSİMİN BİR ÖNGÖRMESİ OLARAK DEĞİŞTİRMEM BENİM İÇİN OLACAK ŞEY DEĞİLDİR. BEN, YALNIZCA BANA VAHYOLUNANA UYARIM.Eğer Rabbime isyan edersem, gerçekten ben, büyük günün azabından korkarım." (Yunus Suresi, 15)

Bize Kuran’a ilave yeni yeni bilgiler getir diyorlar. Veya onu değiştir diyorlar. Dilini eğip bük, uydurma izahlar çıkar, olmayan sözleri koy diyorlar. Allah onlara cevap veriyor. Peygamberimiz (sav) Kuran’a uyuyorum diyor. 

Her ümmet içinde kendi nefislerinden onların üzerine bir şahid getirdiğimiz gün, seni de onlar üzerinde bir şahid olarak getireceğiz. BİZ KİTAB'I SANA, HERŞEYİN AÇIKLAYICISI, MÜSLÜMANLARA BİR HİDAYET, BİR RAHMET VE BİR MÜJDE OLARAK İNDİRDİK. (Nahl Suresi, 89)

Kul insanları Kuran’a davet eder, o zaman hidayete vesile olmuş olur. Demek ki Kuran’mış hidayet. Müslüman tebliğ yaptığı zaman kendisine davet ettiği zaman değil, Kuran’a davet ettiği zaman kurtarır. Bir müjde olarak indirdik diyor Allah.

ŞU HALDE, SANA VAHYEDİLENE SIMSIKI-TUTUN; ÇÜNKÜ SEN DOSDOĞRU BİR YOL ÜZERİNDESİN.  Ve şüphesiz o (Kur'an), senin ve kavmin için gerçekten bir zikirdir. Siz (ondan) sorulacaksınız. (Zuhruf Suresi, 43-44)

Başka da yol yok diyor Allah. Kuran’ın yolu var. Kuran’dan sorulacağız ahirette. Bir şeyh efendinin söylediğinden değil, uydurma hadislerden değil, kendini peygamber ilan eden adamların izahlarından değil. Abuk subuk adamların sözünden değil sadece Kuran’dan.

ŞÜPHESİZ, BU KUR'AN, EN DOĞRU YOLA İLETİR VE SALİH AMELLERDE BULUNAN MÜ'MİNLERE, ONLAR İÇİN GERÇEKTEN BÜYÜK BİR ECİR OLDUĞUNU MÜJDE VERİR. (İsra Suresi, 9)

Adam ben doğru yola iletirim diyor. Sen iletemezsin Kuran doğru yola iletiyor. Sen Kuran’a davet edebilirsin. Samimi olan müminlere müjdeyi de Kuran veriyor Allah’ın dilemesiyle.

Onların sana getirdikleri hiçbir örnek yoktur ki, Biz (ona karşı) sana hakkı ve en güzel açıklama tarzını getirmiş olmayalım. (Furkan Suresi, 33)

Mesela yobaz takımı uydurma bir açıklama, uydurma bir hadis getirir, veya bana vahyolunuyor der. Kalbime ilham oldu der, Kuran’da en mükemmel şekilde karşılık veriliyor.

Andolsun, Biz bu Kur'an'da çeşitli açıklamalar yaptık, öğüt alıp-düşünsünler diye. Oysa bu, onların daha uzaklaşmalarından başkasını arttırmıyor. (İsra Suresi, 41)

Yobazlığını artırıyor adamın. Daha da azgınlaşıp, uydurmalarla ortaya çıkıyorlar. Yobazlığın kökeni uydurmalardır. Kuran ve Peygamberin sünneti dışında bir yol yoktur.

Andolsun, onların kıssalarında temiz akıl sahipleri için ibretler vardır. (Bu Kur'an) düzüp uydurulacak bir söz değildir, ancak kendinden öncekilerin doğrulayıcısı, herşeyin 'çeşitli biçimlerde açıklaması' ve iman edecek bir topluluk için bir hidayet ve rahmettir. (Yusuf Suresi, 111)

Aklı kirlenmemiş, münafık akıllı değil. Kirli değil kafası. Bana vahiy geldi diyen sahtekarların yaptığı gibi birşey değil diyor Allah. Adam Kuran yetersiz olduğu için ben uydurmak zorunda kaldım diyor. Ben anlamıyordum diyor. Allah’la bağlantıya geçtim, Allah bana vahiy verdi diyor. Allah bunun önüne geçiyor. Hidayet Kuran’dır. Kişi eğer bir insanı Kuran’a davet ediyorsa, o Hz. Mehdi (as)’dır. Gel bende hidayet bul diyorsa, o sapıktır.

Andolsun, size açıklayıcı ayetler, sizden önce gelip geçenlerden bir örnek ve takva sahipleri için bir öğüt indirdik. (Nur Suresi, 34)

Açıklayıcı ayetler. Kapalı değil. Geçenlerden de örnek verdim diyor Allah. 

Elif, Lam, Ra. Bu bir Kitap'tır ki, Rabbinin izniyle insanları karanlıklardan nura, O güçlü ve övgüye layık olanın yoluna çıkarman için sana indirdik. (İbrahim Suresi, 1)

Karanlıklardan nura Kuran’la çıkılıyor. Allah’ın yoluna Kuran’la giriliyor.

Andolsun, onların kıssalarında temiz akıl sahipleri için ibretler vardır. (Bu Kur'an) düzüp uydurulacak bir söz değildir, ancak kendinden öncekilerin doğrulayıcısı, herşeyin 'çeşitli biçimlerde açıklaması' ve iman edecek bir topluluk için bir hidayet ve rahmettir. (Yusuf Suresi, 111)

Bana ilham geldi diye olacak bir söz değildir diyor Allah. Diğer hak kitap ve peygamberlerin doğrulayıcısıdır diyor Allah. Allah herşeyin çeşitli biçimlerde tam anlaşılacak gibi açıklaması diyor. Hidayet demek ki Kuran’mış. Sen Kuran’a teslim olur, safi kalple kendini Allah’a bırakırsan, iman edersen hidayete kavuşmuş olursun. Ben Allah’ı görüyorum diye ortaya çıkmak anormal hareketler. Ahirette de Allah insan olarak tecelli ediyor.

Biz Kitab'ı ancak, hakkında ihtilafa düştükleri şeyi onlara açıklaman ve inanan bir kavme rahmet ve hidayet olması dışında (başka bir amaçla) indirmedik. (Nahl Suresi, 64)

Yobazlıkta ihtilafa düşüyorlar, birçok düşüncede ihtilafa düşüyorlar, namazda, zekatta, oruçta ihtilafa düşüyorlar, insan sevgisinde, diğer dinlere bakış açısında ihtilafa düşüyorlar. Peygamber kendisinden değil Kuran’dan açıklıyor.

  • Mehmet Altan’a yakıştıramadım. Vicdana aykırı olan, vicdanları sızlatan bir üsluba girmezdi, bunu düzeltsin. Yoksa benim görüşüm tamamen değişir. Vicdanını kullanan bir insan olarak biliyordum, bu hiç olmadı. Babası piri fani, ayakta duramayacak vaziyette, daha da yaşlı ve yazarlık yapıyor. Bütün milleti yönetmeye kalkıyor, akıl veriyor, babasına diye birşey demiyor. Hangi mücahid, kim davasından vazgeçmiş yaşlıyım diye? O kadar çok sahabi vardır ki 90-95 yaşında cihada gidiyorlardı. Nerede görülmüş yaşlandı diye cihadı bırakmak? tkadir edecekleri yerde, iftihar edecekleri yerde eleştirmeleri garip. Ya dini bilmiyorlar, ya da çok garip bakıyorlar.
     
  • Hz. İsa (as)  ve Hz. Mehdi (as)’ın farklı yönleri:

Hz. Mehdi (as) en fazla keramet gösterir, Hz. İsa (as) mucize gösterecektir

Hz. İsa (as) kızıl saçlıdır, sarışına yakın çillidir.

Hz. Mehdi (as) çilli değil, göz renkleri ise yakındır.

Hz. Mehdi (as)’ın sırtında ben vardır, Hz. İsa (as)’ın yoktur. Hz. Mehdi (as)’ın sırtında iki büyük ben var

Hz. İsa (as) zarif ve atlatik görünümlüdür, Hz. Mehdi (as) geniştir, heybetlidir

Hz. İsa (as)’ın yaşı daha gençtir, Hz. Mehdi (as)’ın yaşı daha ileridir.

Hz. İsa (as)’ın annesi babası olmayacak, çok büyük delil, hiç kimsesi yoktur. Dünyada uzaktan yakından hiç kimse tanımaz. İnsanlar arasında yaşadığına dair hiç kimse tanımaz. Hz. Mehdi (as)’ın çocukluğu vardır, anne babadan doğma bir insandır. Hz. İsa (as) öyle değil. 

  • Allah'a sevgi verilmezse kalp sıkılır. Sıkıntının tek sebebi vardır, Allah'ı yeteri kadar sevmemek. İnsan kadına aşık olduğunda nasıl neşeli oluyor, Allah'a aşık oldun mu havalarda uçarsın, hiçbir sıkıntı olmaz.

 

Kahramanmaraş Aksu TV, 18 Ekim 2010

  • Bediüzzaman temennide bulunmuyor. Doğrudan Peygamber Efendimiz (sav)'in bir mucizesidir Hz. Mehdi (as)'ın çıkışı. Sahte Mehdiler de kafasını bulandırmasın kimsenin. Birşey olmaz. Garibandır, meczupdur onlar. Oturup onlara öfkelenmeye, kinlenmeye gerek yok. Ama ona inanıp, bu durumu savunanlar ahirette Allah'ın huzurunda bunun hesabını veremezler. Hüsnüzan olur, inşaAllah Mehdidir dersin, umarsın. Ama iddia çok anormal bir harekettir. Bir de böyle saf insanların olmasına ben şaşıyorum, koskoca insanlar. Aklıbaşında adamlar, böyle delice birşeye nasıl inanabiliyorlar ben inanamıyorum. Mesela diyor ki, ben vahiy alıyorum diyor, bana hüküm geliyor, Allah beni vahiyle yönetiyor ve ben ona göre hareket ediyorum diyor. Adama da diyor ki onun vahyi bizi bağlamaz ama onu bağlar diyor. O kişi o vahiyle hareket eder diyor, ama sen onun dediğiyle hareket ediyorsun. Mesela adam diyor ki, ben namazları şu kadar vakte çıkardım diyor, sen de aldığı vahiy doğru diyorsun. Adamı peygamber ilan ediyorsun işte. Allah peygamberlik iddiasını haram kılmış ve küfür olarak gösteriyor. O kadar akılsız düşünce ki. Bu şekilde bin tane meczup çıksa, bana da vahiy geliyor arkadaş dese. Kuran bana yetmiyor hadis de bana yetmiyor demek istiyor. Allah beni vahiyle yönetiyor diyor ve buna inanıyor. Ateşli şekilde savunuyorlar, niye gelmesin diyorlar. Böyle tipler var, bunların türevleri de var. İki türlü yazık, bir kere bu insanları Allah esirgesin Allah cehenneme koyabilir. Bir de heba oluyorlar, faydalı güzel bir çalışma yapabilecekken bu insanlar, belli ki imanı var şevki var, ama akıl almaz yanlış yola girmişler. Kör açmaza girmişler. Bunu yapacağına samimi olarak Kuran'a tam tabi ol sünnete tam tabi ol. Çok büyük netice alırsın. Yine de, Allah seni Mehdi kılsın diyebilirsin, umuyorum inşaAllah Mehdidir diyebilirsin, ama vahiy aldı demesi, peygamberlik iddiası olması inanılır gibi değil. 

 

  • Bediüzzaman diyor ki Mehdi gelecek diyor. Seyyid Salih Hocamıza, ben görmeyeceğim sen göreceksin diyor. O öyle değil diyorlar. Şu anlama geliyor diyorlar, "ben kendimi göremiyorum, sen bana baktığında beni görüyorsun, dolasıyla ben mehdiyi göremeyeceğim, sen göreceksin" dedi diyorlar, buna ne cevap verilir. İnsaf. O zaman sen namazı da tevil edersin, melekleri de tevil edersin, cenneti de tevil edersin. Melek ne diyorsun, elektronlardır diyor, şeytan diyorsun olumsuz düşüncelerdir diyor, cennet ve cehennem de bu  dünyada diyor. Sonra da Müslümanız, Kuran'a tabiyiz diyor. Bunlar anlamadıklarından değil dinsizlikten kaynaklanan şımarıklıklarından yapıyorlar. Zaten bu kadar aklı yoksa dinden sorumlu olmaz. Türkiye de dinsiz olma hürriyeti var, kimse de sana birşey demez dinsizsin diye, inanmıyorsan, dürüstçe söyle. 
     
  • (Allah'ın Hz. Mehdi (as)'ı bir gecede ıslah etmesi ne anlama geliyor olabilir sorusuna cevap olarak)

Gece biat edilmesiyle dünya çapında güç kazanması olarak anlıyorum ben. Veyahut eksik yönleri varsa, tamamını bir gece içinde yok edecek Allah, bu şekilde de olabilir. Ertesi güne mükemmel olarak devam edecek olabilir. Harikuladelikler verilecek anlamında da olabilir. Mesela o gece Hz. Hızır'la tanışabilir, bazı batın bilgileri alabilir, cin alemine hakim olmanın ilmini alabilir. Bütün cin alemine hükmün ilmini alabilir, hatta şeytanlar bile emrine girebilir. Hz. Süleyman'da olduğu gibi, Allah ona öyle bir güç vermiş ki şeytanları çalıştırıyor. Tahakkuk ettiğinde tam anlarız, muhtemelen bunlara benzer birşey. 

  • Hiçbir zaman fikirlerimden taviz vermedim. Benimle beraber yola çıkan insanlar kaç defa yolunu değiştirdiler. Geçmişe bir bakın, Müslüman ekollerde de Müslüman olmayan ekollerde de çok ciddi değişiklikler oldu, hepsini tenzih ederim, bir kısmında. Ama bende hep 2,4,8,16 tırmanarak devam etti, Allah'ın nimeti. Allah yapar herşeyi. Ben nasıl yaparım? Kuyruklu yıldızı Allah getirir, Ramazan'da Ay ve Güneş tutulmalarını Allah yaptı. Fırat'ın suyunu Allah kesti. Afganistan'ı, Irak'ı Allah işgal ettirdi. Yaratılış Atlası baskıdan geldi yemin ediyorum irkildim, acayip vurucu eser. Avrupalılar da acayip sarsıldılar. Bir de ben insancılım, sevgi doluyum, haktan yanayım. Fethullah hoca Mehdi olsa diyorlar iftihar ederim, elini öper peşinden giderim. İslam hakim olduktan sonra kim olursa olsun.

 

  • Olağanüstü bir Mehdi inancı var bazı kimselerde.  Mehdi Kuran'ı, hadisleri ezbere bilir, en az 20-30  yabancı dil bilir, paleontoloji vs her bilimi bilir diye düşünüyorlar. Hz. Mehdi (as) ümmi bir insandır. Allah hıfzın yerine dabbet-ül arzı gönderdi. Özel olarak beynimizde tutmamıza gerek yok bilgiyi. Bilgisayarın aldığı bilgiyi insan beyni nasıl alsın? Hz. Mehdi'de oluşacak bilgiyi Allah dabbet-ül arza yüklemiş. Dabbet-ü larzı Hz. Mehdi'nin emrine vermiş. Emrettiğinde Mehdi dabbetü-ül arzdan bu bilgiyi alıp insanlara sunacaktır. İnsan beyni sınırlıdır. Ahir zamanda deccaliyetle çatışıyorsun. Deccal ne demek? Şeytan. Şeytan en büyük alimdir, tüm bilimlere hakimdir, tüm bilimleri Hz. Mehdi nasıl aklında tutsun? Belli ki bilgisayarı Allah Hz. Mehdi'nin hizmetine verecek. Biz de Mehdi öncüsü olarak dabbet-ül arzla fikren müthiş mücadele yapıyoruz, küfre müthiş darbe vuruyoruz. 
     
  • Mehdi'nin olağanüstü halleri olmayacak, son derece makul, sevecen, miletin, bir çok insanın aklında geçmeyen demokrasi, hürriyet, hoşluk ortamı olacaktır. İnsanların beyninin üzerindeki zincirler çözülecek, ne güzel dünyaymış diyecekler. İblisin insanların üzerine döktüğü kiri Mehdi temizleyecek, iblis dünyayı boğdu. Habire gençler intihar ediyor dünyanın her yerinde, şeytan intihar edin diyor, mahvetti insanları şeytan. İsa Mesih de öyle, dünya tatlısı, şeker bir güzel Peygamber, seveceğiz onu. aklın ihtiyarını kaldıran birşey olmaz. Dünyada pek çok şey oluyor aslında ama aklın ihtiyarını almıyor.
     
  • Düşman olsalar kaç yazar, desteklemeseler kaç yazar? Erbakan Hocam gümbür gümbür gelmiş mi; bakın sıfır fireyle, ezici çoğunlukla oylarını verdiler, helal olsun Hocamıza, Allah cennette de güzel makamlar nasip etsin inşaAllah.
     
  • (Mehmet Altan ve Ahmet Altan hakkında) Hürriyeti arayan insanı severim, despotluğa karşı olmak baskıya karşı olmak delikanlılık ister, bu yönden delikanlılar ama Mehmet Altan'ın Erbakan Hocamıza sözünde vicdanı konusunda ciddi tereddüte düştüm, hiç yakıştıramadım ona. Erbakan Hocamız bu yaşından sonra parayı ne yapsın, yiyecek ihtiyacı da yok, ev ihtiyacı da yok. Allah rızası için yapıyor, o heyecan çok önemlidir. Davası olmayan parti neye yarar ve bu davanın hakkını veriyor bu kadar. Parti tabanına da saygılı olması lazım. Ahmet Altan kalbi daha muhabbete yatkın bir insan. Mehmet Altan sert siyasi ruha biraz daha yatkın. O olmadı, yakışmadı. Allah vermesin yarın bir gün Devlet Bahçeli yaşlanmış olsa, bir laf söylese yıkarım ortalığı kanunla hukukla. Dava adamına sen laf söylüyorsun. Yaşlanmak ne kelime? Üstelik de çevreniz zibil gibi yaşlı. Aydın Doğan yaşlı, bıyık yaşlı, Çetin Altan yaşlı. Piri faniler topluluğu haline geldiler. On yıl sonra kimbilir ne olacak, Allah uzun ömür versin ama belki hiçbiri kalmayacak.

 

  • İnsan olarak ben Çinlileri canım gibi severim, mazlum gariban; zaten komünizm onları ezmiş bir de ben mi ezeyim? Çin Müslüman olmaya doğru gidiyor ve Müslüman olacak Çin. Peygamberimiz (sav) Mehdi Çin'i de alır diyor hadiste, manen fethedilecektir. Hepsini de kurtaracağız Allah'ın izniyle. Katillerle mazlum Çin halkını niye içiçe koyayım?  Amerikan halkını seviyorum, ama katillerini lanetliyorum. Çinli katil kahpeleri de lanetliyorum. Çin'deki sivil köfteleri niye sevmeyeyim, zaten iki metrekare yere hapsedilmişler, zaten garibanlar eziliyorlar, niye bir de biz ezelim? O yönde bir alıp veremediğimiz yok. Rus milleti de çok temiz güzel insanlardır.  Kıyamete kadar Allah sıhhat güç versin devletlerine. Alçaklarıyla bizim mücadelemiz, mazlum halkla ne alıp veremediğimiz var bizim, devletin ne suçu var, devletin içindeki alçaklarla bizim mücadelemiz. Devlet niye yıkılsın, devlet güzel bir müessese, devlet insanlara hizmet içindir, devletin içindeki alçaklar sorundur, biz onlarla uğraşıyoruz. Nitekim ben Çin Hükümetini eleştirdim, yıllardır eleştirirler, kılını kıpırdatmazlar, ben eleştirdikten sonra Doğu Türkistan'da olağanüstü değiştiler, gelin bakın dediler hatta. Gece adam almalar falan duracak, faali meçhul istemiyoruz, ama yolları asfaltlamaya, evler yapmaya başlamışlar. MaşaAllah. Güzelce yaşasınlar. Ben şiddete karşıyım, sevgiyle yaklaşırım. Nitekim sevgiyle yaklaşınca Çin'de de düzelme başladı. Zulüm kalktıktan sonra kimseye bir sözümüz yok. Hiçbir devletin yıkılmasını istemem ben. Devlet ne güzel hazır bir mekanizma. Mühim olan orda Hıristiyanlar, Museviler, Müslümanlar, komünistler de herkes rahat yaşasın.
     
  • Faşizme karşı kaleydi ülkücüler ama o devrin şartlarında nefsi müdafa içine girdiler. Gönül isterdi ki olmasın, ama hayır var inşaAllah, Allah şehitlik nasip etti.
2010-10-19 20:49:37
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top