Adnan Oktar'ın 20 Ekim 2010 tarihli röportajından önemli başlıklar

TV Kayseri, 20 Ekim 2010

  • (Foreign Policy, “Tüm yollar İstanbul’a çıkıyor” haberi)

Böyle yorumlamasalar bile tarihi, sosyolojik bir zaruret. Bölge sahipsiz, Ortadoğu hep mazlum, sahipsiz kalmıştır. Avrupa da Amerika da İngilizler de ezdi Ortadoğu’yu. Buralar mazlum milletler olarak bilinir. Türkiye bir silkindi, kaliteli, zinde bir nesille ortaya çıktı. Bizim dışımızda makul bir Müslümanlık anlayışı yok. Türkiye’ye ihtiyaçları olduğu anlaşılıyor. Dengeli yapısı, gençliği aklı başında, cıva gibi, aydın. Özellikle yeni nesil. Kafaları tertemiz, hurafeyle kirlenmemiş. Yıllardan beri okuyorum, hurafe ve yobazlık insanın içine girdi mi, AIDS virüsü gibi, tedavi etmek zor oluyor.

Bütün yobazlara bakın, yobaz eşittir münafıktır. Batmış hurafeye. Küpüne batmış. Allah’a karşı saygıları yok. Asr-ı Saadet Müslümanlığını hiç istemezler.

 

  •  ("Allah'a Tanrı olarak hitap edilir mi?" sorusuna cevap)

Allah’a Kendi ismiyle hitab edilmesi gerekiyor. Allah denmesi lazım. Ama Allah’a Tanrı diye hitab etmesi onu dinden çıkarmaz. Sonuçta Allah’ı kastetmiş oluyor. Mesela adam İngilizce “God” diyor ama Allah’tan bahsettiğini anlıyoruz. Veya adam Hintli oluyor, hiç bilmediğimiz bir dilde “Allah” diyor ama anlıyoruz. Oradaki samimiyeti çok önemli, ama tabii Allah’a kendi ismiyle hitab etmek en doğrusudur.

Bugün düşündüm, ne kadar çok Allah’a üst perdeden konuşan insan var. Ne önemi var diyorlar. Halbuki aradaki o pis üslup onun dengesiz ve bozuk kişiliğini gösterir. Allah’a karşı üst perdeden konuşuyorsa, o insanın kalbini kirletir zaten. Ayet hadis anlatıyor ama adamda meymenet yok. Adamın sohbetini dinliyorsun, için kararıyor. Dine karşı, mukaddesata karşı. Bir insanın konuşmalarında ruh halindeki psikopatlık saklıdır. Allah’la ilgili konuşurken eğer saygılıysa Allah’ı seviyor demektir. Ama küstah bir üslubu varsa, Allah’a karşı saygısı yok demektir. Benim tavsiyem mukaddesata karşı küstah üslup kullananları hiç dinlememek. Allah, “din aleyhinde bir konuşma olduğunda ya oradan ayrılın ya da başka bir konuşmaya geçinceye kadar dinlemeyin” diyor. Çünkü o üsluba Müslümanlar tahammül edemez. Kendisine saygısızlık yapınca nasıl adam hemen cevabını veriyor? Adam Allah’a karşı saygısız, oturup onu dinliyor. Halbuki anında cevabını verip ben böyle bir ortamda duramam demesi lazım.

 

  •  (Özdemir İnce’nin saygıya uygun olmayan haberi)

Peki Özdemir dede, Karl Marx’ın, Stalin’in, Lenin’in şiddet anlayışını neden eleştirmiyor? Abdullah Öcalan’ın şiddet anlayışını neden eleştirmiyor? Onları da eleştirsin. Özellikle Lenin’i anlatsın. Mao’nun döktüğü kanları anlatsın. Müslümanlar savunma savaşı yaptı. Ne yapsınlar? Kadınlar var, çocuklar var. Savunmasalar mıydı? Müşrik ve psikopat bir toplum var karşılarında. Adamların gözü dönmüş gece yarısı baskın yapıyorlar. Bizim kanunlarımızda bile nefsi müdafanın cezası yoktur. Biri seni öldürmeye kalkarsa, kendini müdafaa edebilirsin. Müdafaa ederken de telafat olursa, olur. Kurşun yağdırıyor üzerine adam, ruhsatlı silahı varsa o da sıkıyor. Ama tabii makbul olan korkutmasıdır. Korkutup kaçırmasıdır. Ama çaresiz kalmıştır, olur. O dönemde Müslümanların da konumu budur. Çaresiz kalmışlardır. Müslümanlarda önce şehit veriliyor. Yapmayın etmeyin deniliyor, anlaşma zemini aranıyor. Adamlar dinlemiyor, saldırıya geçiyorlar. Onlar saldırdığında mukabele ediliyor. Onlar saldırmadan mukabele yok. Ve Allah “aşırıya gitmeyin” diyor ayette. Adamlar kaçmaya başlayınca bırakıyor Müslümanlar ellemiyorlar. 

  • Ben söyleyeyim, Avrupa Birliği Türkiye’yi almaz. Onun başka nedenleri var, almaz. O konuda boş yere bu tip izahlar yapmasınlar sanki ihtiyacımız varmış gibi. Avrupa Birliği gelsin bize üye olsun. Bunu bıraksınlar. Adamlar net tavır koydu. Adamlar baştan beri bu kararlılıktalar. Türkiye’den çok sonra başvuranlar alındı Avrupa Birliği’ne. Adamlar ağzında birşey geveliyor, bazı sebeplerden dolayı sizi almak istemiyoruz diyorlar. Nedeni ekonomik de değil. Türkiye'nin imanlı olmasıdır. Avrupa’yı Müslüman yapmasından korkuyorlar. Bu sebeple almazlar. Açıkça dile getirmezler ama olay budur. Bu ısrarcılığı bıraksınlar bizim adımıza, mahcup oluyoruz. Türkiye kendine yetecek kadar zengin. Bize Türk İslam Birliği bin kere yeter. Avrupa’ya karşı değiliz. Avrupalıları çok severim ben. Amerikalıları da severim. Nezaket anlayışları, temizlik anlayışları güzel. İnsan olarak da güzeller. Hiçbir şekilde karşıtlığım yok. Ama bizim adımıza bu şekilde ısrar etmesinler, ayıp oluyor. Mahçup ediyorlar bizi. Bizim adımıza yapmasınlar. 

 

  • Cemaatlere sanki şu an özgürlük yok da din dersi kalkınca özgürlük olacakmış gibi ifade edilmiş. Yok öyle bir şey. Genel kültür yönünden felsefe ve din dersi verilmemesi çok cahil kesimlerin yetişmesine sebep olur. Çok vahimdir. Bir genç Marksizmi, Leninizmi, Faşizmi bilmiyorsa, nedir bu? Siyaseti belirleyen ana unsurlar bunlar. Şu an komünist hükümetler var. Ülkeleri idare ediyorlar. Amerika’yı Evanjelikler idare ediyor. İsrail ve Filistin arasındaki savaş, kökeninde din var. Bir insan siyasi bilgilere gidecek, diplomat olacak. Neye göre diplomat olacak? Din bilmeyen diplomat olur mu? Adam mimar, bir ülkeye gidiyorsun, onların dinini bilmiyorsan nasıl bina yapacaksın? Çok cahil kitleler yetiştirmek istiyorlarsa o ayrı. Mesela Turgut Özal Nakşibendi tarikatındandı, Cumhurbaşkanı oldu. Gıda sanayiine mesela etki eder. Müslümanların neyi helal neyi haram kıldığını bilmeyen bir adam gıda üretimi yapamaz. Sanata, bilime, herşeye etki eder. Herkesi kavramak için her bilgiyi bilmek lazım. Kabala nedir öğrenmeleri lazım. Vahşi kapitalizm nasıl ortaya çıktı bunu bilmek lazım. Bunu puan almak için değil, genel kültür olması için öğrenmek lazım. Aklında ne kalırsa o. Yetenekliyse ayırırsın, yıl sonunda genel kültür testi yaparsın o zaman anlaşılır. Mesela Özdemir İnce’nin bir görüşü var. Darwinist ve materyalist. Darwinizmi bilmeyen adam Özdemir İnce’yi anlamaz ki.

 

  •  (Kurulmak istenen füze kalkanı hakkında)

Yapmak istedikleri şu benim anladığım: Türkiye'ye bir füze sistemi kuracaklar, onun üzerine nükleer başlık koyacaklar, Türkiye’den İran’ı vuracaklar, İran da “Türkiye bizi bombaladı” diye Türkiye’ye saldıracak. Türkiye kendini savunacak. Avrupa uyanıklığı, bu çok kötü bir mantık. Onların böyle ilkel bir zeka üstüne kurulu kıl bir uyanıklıkları vardır. Hepsini tenzih ederim ama, kendi kafalarına göre güzel olduğunu düşündükleri aptalca fikirler çıkarıyorlar. Türkiye ile İran hiçbir şekilde savaşmaz, tam anlamıyla ittifak edeceğiz. Şiileri biz çok seviyoruz. Hz. Ali aşığı onlar. Onlara zarar verdirmeyiz.

 

  •  (Mehmet Ali Birand’ın "Bakışlar Türkiye’ye dönüyor" yazısı)

Hedefi belli olmayan bir yükselme olmaz. Ekonomi olarak yükseliyor diyorsa, öyle birşey yok. Türkiye orta halli bir ülkedir. Ekonomik yönde yükseldiğimiz yok. Milletim zor şartlarda yaşıyor ben biliyorum. Halimize şükrediyoruz. Din yükseliyor, İslam yükseliyor, sevgi yükseliyor, dostluk yükseliyor. Türk İslam Birliği’ne doğru yükseliyor. Nereye yükseldiği belli olmaz olur mu?Türkiye Türk İslam Birliği'ne doğru gidiyor. En iyi yönü yobazlık giremez. Gençlerin hepsi aydın. Kanacak bir tane adam yok. Liderliği bize verdiler, Türk İslam ülkeleri bize verdiler, bütün Müslüman ülkeler. Dünyadaki tek eksik nokta sevgisizliktir. Allah’tan kaynaklanan sevgi, Allah için olan sevgi. Bu oldu mu olur. Diğer ülkelere sevgiyi öğreteceğiz.

Dünyada hiçbir ülke atom bombası kullanamaz. Kullanamayacaktır. Şu an kilitliler. O zaman vardı kullandılar, şu an izin yok. Hepsinin başında sahibi var. Sevgiyle tüm atom bombaları aşağı iner. Benim milletim sevgi doludur.  İşlenmemiştir, sevgiyi verdin mi hemen alevlenir. Gençlik gayet güzel yetişiyor. Allah kolej imtihanlarını, üniversite imtihanlarını vesile etti, şahane yetişiyorlar genel kültür anlamında. Fırtına gibi keratalar. Genel kültürü olan bir adamı sen yobaz yapamazsın.

 

  •  (Tufan Türenç’in yazısı hakkında)

Hakimlerimiz genel olarak güzel huylular, savcılarımız da öyleler. İddia edilen Ergenekon örgütüne mensup bazı kişiler, devlete sahip çıkıyoruz diye ortaya çıktılar. Perdesini bir açtılar, hem vatanseverim diyor, hem Türkiye’yi 22’ye böleceğim diyor. Bir gecede 3 milyon kardeşimizi katledeceğini, şehit edeceğini söylüyorsun, Alevileri sokak sokak fişlemişler, sen ondan sonra vatanseverim diyorsun. Sen vaan düşmanısın. 1999’un sonuna kadar iddia edilen Ergenekon örgütü çok azgındılar. Bize karşı da öyleydiler. Akıl almaz komplolar yaptılar o zamana kadar. Yine tam gaz devam ediyorlar ama ucu ucuna durdular. Devletimizin bunların üstüne gitmeye devam etmesi gerekiyor. Her tuttukları yerde diz çöktürtmek gerekiyor. Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyeti yıkmaya niyetliler bunlar. Bu alçaklara merhamet etmeye gelmez, şeytani merhamet olur. Dinlendirmeye de gelmez. Ama bir bildikleri vardır, o ayrı mesele. Tabi hep söylüyorum, ben yargılananları kast etmiyorum, benim kast ettiklerim asıl bu işin başında olanlar.

 

  •  (Mehmet Barlas’ın "Şimdi yeni şeyler söylemek lazım" başlıklı yazısı hakkında)

Ben baskıyı çocukluğumdan beri sevmiyorum. Herkes özgür olsun istiyorum. Çocukların bile özgür olmasını istiyorum. Çocuk balon istiyor, annesi bir türlü almıyor, şımarır diyor. Şımarsın ne olacak? Nereden biliyorsun şımaracağını? Çocuğun meşru şeyler istediğinde yapılmaması garip. Çikolata istiyor, al ne olacak? Sevindir çocuğu. Bu baskı mesela. Çocuğu bile özgür bırakmak lazım. Her yerde baskı. Çocuk dışarı çıkmak istiyorsa çıkar, bırak. Güvenliğine dikkat edersin, bırakırsın. Adam komünist niye kitabını toplatayım, anlatsın. Baskıyı yapanları belki rahatlatıyor ama onu görenleri rahatlatmıyor. Ben Müslümanım ve dindarım ama ben bir komüniste baskı yapıldığında rahat etmiyorum. Kendi fikrine güveniyorsan bırak anlatsın. Özgürlük çok güzel. Avrupa özgür biz ondan seviyoruz. Amerika’ya neden gidiliyor? Özgürlük için. İddia edilen Ergenekon örgütünün özelliği budur. Biz elitiz, seçkiniz, bunları idare edeceğiz diyorlar. Bunlar ezilmekten, baskıdan anlar diyorlar. Ben söyleyeyim benim milletim seçkin, kibardır, iddia edilen Ergenekon örgütü mensuplarının asıl baskı altına alınması lazım.

 

  • (Rusya Tatarlarından gelen yazı hakkında)

Her toplulukta bir itaat ve saygı anlayışı vardır. Burada da birbirimize bir itaatimiz bir saygımız var. Ailede de bir otorite vardır. Anne babanın sözü tutulur. Bu güzel olandır. Toplu olarak benim kitaplarım yasaklanma kararı alınmadı. Ferdi olarak olmuş olabilir. Benim kitaplarım gibi iman hakikatlerine yönelik kitaplar, filmler, CD’ler başka yerde yok. Bunların dışında başka kitap kalmıyor ki. Mecbur okuyacaklar. Ama şahsi olarak bazı cahiller bilmediği şekilde, Müslümanların küfre gitmesini göze alarak hak olan, faydalı olan eserleri yasaklıyor. Bu faşist kafadır. Ben her kitabın okunmasını tavsiye ediyorum. Kitaptan korkan ahmaktır. Bunlar çok büyük vicdansızlıktır. Gül bahçesi gibi, için açılır. Sadece bunları okuyacaksın diyorsan, bu toplumu anormal bir yapıya götürür, dengesizlik meydana getirir. Bazıları hakkınızda kötü konuşuyor diyor. Bu ajan provakatör tavırlardır. Orada deccaliyet kol geziyor demektir. Büyük bir cemaat olduğu için içine bazı tipler sızarlar. Onlara hiç değer vermesinler, önemli değil. Herkesten örnek alınabilir. Esas örnek alınacak Peygamberimiz (sav)’dir. Bizim anlattıklarımızdan Peygamberimiz (sav)’in söylediklerini örnek alsınlar. Neden korkuyorsun, çekiniyorsun? Hıristiyanlık da bilinecek. Müşrik nedir bilmek lazım. Münafık nedir bilmek lazım. Marx’ın Kapital’ini satır satır okudum.

 

  • Müslümanlar mutlaka topluluklar halinde olacaklar. Eğer tek tek olurlarsa bölünmüş olurlar. Topluluk olarak arkadaş olarak mutlu olur insanlar. Masonluk büyük bir topluluk, küçük küçük locaları var. Bu parçalamaz, bütünleştirir. Müslümanlar kendi fikirlerine yakın kişilerin yanına gidebilirler.

 

  •  (Endonezya’da Müslümanlara baskı yapan devlet başkanı hakkında)

Mason locasında da böyle bir kıyafeti var, bunun da üstü var. Devlet başkanı olarak da göstermelik getirdiler bu kişiyi. Ateist masondur bu.

  • Gerçek Müslümanlar birbirine karşı haset duygusu içinde olmazlar, eserlerini tavsiye eder, birbirlerini çok severler ve azami istifade etme yönünde gayret gösterirler. Bu güzel ahlakı da Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri’nde görüyoruz. Kendisi de seyyiddir.
     
  • "Ümmetim üzerine iki şeyden korkarım: Bolluk olan (ve rahat) yerlere göçüp, şehvetlerine tabi olurlar ve namazı ve Kuranı okumayı terkederler. Münafıklar ise Kuranı öğrenirler ve KURANLA İLİM EHLİYLE MÜCADELE EDERLER." (Ramuzel Hadis, sf. 120, no 6) 

Müslümanların en çok dikkat edeceği konulardan biri münafıklardır. Bakın inceleyin, nerede bir melanet ve pislik varsa münafıklardan çıkmıştır. Dinsiz zannedersin, ateist zannedersin, bakarsın ki münafıktır.

  •  Hz. Mehdi (as)  hakkında önce öfke ve kin duyacak insanlar, küfür yoğun propaganda yapacak, sonra bu çok şiddetli bir sevgiye dönüşecek.


Kaçkar TV, 20 Ekim 2010

  • (Ortadoğu'nun çehresi değişiyor haberi hakkında)

Bir insan düşünün Ortadoğu'da yaşıyor, rahat etmek istiyor, huzurlu olmak istiyor. Herkes paramparça olmuş, ticaret yapmıyorlar, bağlantıları yok, kültürel bağlantıları kesilmiş bu insanları mutlu edelim, bu kavga bitsin onurlu, dikbaşlı yaşasınlar diyorsun. İlk önce ne yaparsın? Şu pasaportu vizeyi kaldıralım, kardeşlik bağını güçlendirelim, sevgiyi güçlendirelim dersin. Sevgi enerjidir. Sevgi insanı açar. Sevgisizlik de sıkar insanı, bunaltır. Beyninin iptal eder. Beyni iptal oldu mu bedeni de iptal olur. Beyni iptal oldu mu sanayi de olmaz, gelişme de olmaz. Kavga edecek yer arar. Sevgiyi yaşayan bir insan niye kavga istesin? Savaş desen, aman aman olmasın der. Ortadoğu'da, Türklük aleminde, Müslümanların birleşmesi gayet makulken, sanki çok uzak bir ihtimalmiş gibi anlatıyorlar. Türkler niye ayrı olsun? Aynı kandan, artı dini de bir, dili de bir, ama ayrı çok acayip bir olay. Amerika'ya bakın, hiçbiriyle alakası yokken birleşiyorlar. Tabi ki birleşeceğiz. İslam alemi yekvücud olacak. Bunu uzak görmek fitnedir. Bu çok zor diyor. Zor demek ne demektir? Şeytana yardım ediyorum demektir. Zor lafı ağza alınmaz. Farzedelim anneannemi ziyarete gideceğim, zor demiyoruz. Ama bir emek veriyoruz, arabaya biniyoruz, yola çıkıyoruz. Türk İslam alemi de durduk yere birleşmez. Emek vereceğiz. Nerede çıktı bu iş çok zor dedin mi, ha makinalı tüfekle taramışsın Müslümanları ha bu iş zor demişsin. Çok büyük zulümdür. En kolay iştir birleşmek. Nedir şartı? İki taraf isteyecek o kadar. Nikah nasıl oluyor, iki tarafın bir evde yaşaması imkansız birşey normalde, ama bir imza atıyorsun bitiyor. Ama ne şartı var, iki tarafın istemesi. Damat bu iş çok zor dese, bu iş yatar. Ama bu iş çok kolay dersin, şahitler gelir basarsın imzayı iş biter. Hiç farkı yok. Şeytan insanların gözünde büyütüyor. Sen iyiliği, kardeşliği, barışı, sevigiyi getirmek istiyorsun. O arada İsrail'i de kurtarmak istiyorsun, Ermenistan'ı kurtarmak istiyorsun. Yazık onlar kapıda bırakılır mı? Düğün var, kapıda fakir fukara var, içeride millet yemek yiyor onlar bakıyor olursa çok garip olur. Onlar orada perişanken sen nasıl mutlu oalcaksın? Onlara da verirsin bir masa gelir otururlar. O zaman mutlu olursun. Sahip çıkacağız tabi ki, sevgiyle şefkatle onların dostu olması ne kadar güzel olur, kitlevi Müslüman olurlar. Olmasalar da kardeşimiz, ama olursa nur ala nur. Bu kin, nefret çok acayip, Arab'a kin, Ermeni'ye kin, Rum'a kin. Şeytan büyük oyun oynadı bu oyunu bozacağız, sevgi kardeşlik içinde yaşayacağız inşaAllah.

Bir bela var nereden diyorlar? Münafıklardan. Her müslüman münafık konusunda uzman olsun. Bütün belanın, pisliğin kaynağı münafıklardır. Küfür çok arkadan gelir. Her türlü belanın arkasında bakın münafıklar vardır. 

 

9/123- Ey iman edenler, inkar edenlerden size en yakın olanlarla savaşın; sizde 'bir güç ve caydırıcılık' görsünler. Ve bilin ki gerçekten Allah takva sahipleriyle beraberdir.

İnkar eden kim? Darwinist ve materyalistlerdir, atesitlerdir. Bunlarla nasıl savaşılır? Bilimle, telkinle ve ikna kabiliyetiyle, radyo basın tüm imkanı kullancaksın. Güç görsün, diyor Allah. Nasıl olacak? Anlatım kalitesi, net delili anlatımla. Adam diyecek, artık bunları aldatmam mümkün değil, hurafelerle aldatamam. Şimdi biz bunu yaptık. Darwinistleri tam olarak susturduk. O kadar cılız, o kadar zavallıca ortaya çıkıyorlar ki artık, üfürmek yetiyor. O kadar güçsüzler. Güç nasıl oluyor? Kitapla, çok şahane deliller, ilmi deliller. Onu görünce adam cayar. Eskiden yoğun propaganda yaparken, şimdi niye yapmıyorlar? Yapamazlar da onun için. Bak Amerika'nın tüm şevki kaçtı, Avrupa'nın şevki kaçtı. Çok kötü yalanlar söylüyorlar, garibanca. Suçlu ve ezik olarak karşımıza çıkıyorlar. Sürek avı var şu an, nerede bulursak tak yakalıyoruz, özür dilerim diyor düzeltiyor. Müslümanlara da musallat oldular. Samanyoluna gittiler, aman ne yapıyorsunuz dedik düzelttiler. Türkiye gazetesini de uyardık. Yakınlardan başlayın derken, samimi halis Müslümanlara zarar getirtmeyin, hazır mevcut sistemi yıktırmayın anlamında. Bir diğer anlam olarak da, bir insan yangında nasıl ilk önce çocuklarını kurtarır ya da başkasını kurtarabilecek adamı kurtarır, o da gider başkasını kurtarır. O şekilde inşaAllah.

 
9/124- Bir sûre indirildiğinde onlardan bazısı: "Bu, hanginizin imanını arttırdı?" der. Ancak iman edenlere gelince; onların imanını arttırmıştır ve onlar müjdeleşmektedirler.

Münafıkların tekniği, bu hanginizin imanını artırdı diyor. Bakan bunda ne var, makul bir soru sordu der. Orada gizli bir ima var. Senin imanını artırdı mı diyor, artırdı. Seninkini, artırmadı diyor o zaman seninle bir görüşelim diyor. "Ya benim de artırmadı" diyor. Ortaya ortalı bir laf atar normal adamla anormali tespit eder. Bakar ki güçlü ona ellemez. Ama zayıfsa ben de aynı dertten muzdaribim birlikte birşey yapsak der. Ondan sonra sistemi kurar. Münafıkların böyle yoklama sistemleri vardır. Müminler de seviniyor, hoşlarına gidiyor. İmanını artırmayan kim varsa onlar da ittikfakını artırıyor, münafıkane bir heyecan içerisinde


9/125- Kalplerinde hastalık olanların ise, iğrençliklerine iğrençlik (murdarlık) ekleyip-arttırmış ve onlar kafir kimseler olarak ölmüşlerdir.

Kalbinde hastalık olan kişi, henüz münafık değil ama münafıklığa eğilimli. Kansere yakalanmış kurturabilir, ama ölebilir de. Zaten iğrençler diyor, bir münafıkane eylem yaptığında iğrençliği bir kat daha artar. Hastalıklar, belalar çıkıyor karşılarına, kasten veriyorum ki toparlansınlar, uyansınlar, dikkatleri açılsın diye yapıyorum, ama azgınlıkları devam ediyor diyor Allah.


9/127- Bir sûre indirildiğinde, bazısı bazısına bakar (ve): "Sizi bir kimse görüyor mu?" (der.) Sonra sırt çevirir giderler. Gerçekten onlar, kavramayan bir topluluk olmaları dolayısıyla, Allah onların kalplerini çevirmiştir.

Bakarken ona göre önceden tespit eder münafık. Uollu adam arar. Sen seçemezsin de, o anlar münafığı. Potansiyel münafık gördüğü kimseyi seçiyor, ona sorar. Kimse görmüyor diyor, ha o zaman ben çıkıp gidiyim diyor. Münafık da hep önce izleniyor mu, tespit ediliyor mu düşüncesi vardır. Her işini gizli yapar, gizli konuşur, gizli komplo kurar. Hep bir gitme ve kaçma arzusu vardır. Müslümanların yanında duramazlar. Çok şeytani bir zekaya sahipler, ama çok aptaldırlar. Düz kalpken terse çevrilmiş, anormal bir ruh haline girmişler.


9/128- Andolsun size, içinizden sıkıntıya düşmeniz O’nun gücüne giden, size pek düşkün, mü'minlere şefkatli ve esirgeyici olan bir elçi gelmiştir.

Müslümanın herhalde, psikoljik olabilir, maddi olabilir, hastalık olabilir sıkıntya düşmesinden rahatsız oluyor. Şefkatten dolayı. Bana ne demiyor. Küfürde banane der. Gücüne gidiyor, adam bir rahatsızsa o on rahatsız. Anne nasıl düşkün, baba nasıl düşkün ondan bin düşkün. Aman zarar görmesinler, aman neşeleri bozulmasın, haysiyetlerine şereflerine söz edilmesin onurlarına namuslarına bir zarar gelmesin, cennete gitsinler diye. Acımayla karışık sevgi var, hem çok lezzetli hem gerçek sevgidir bu. Acımayla karışık sevgi gerçektir, korumaya dayalıdır. Yorgunluğu beni ilgilendirmiyorsa, hastalığı ilgilendirmiyorsa çok kötü. Neden esirgiyorsun, küfürden, sıcaktan, soğuktan, açlığa karşı, uykusuzluğa karşı aklına gelen maddi manevi herşeyde esirgeyici. Ayetin ebcedi 1990. Ayet doğrudan Peygamberimiz (sav)'i anlatan bir ayet, ikinci işari anlatımıyla Hz. Mehdi (as)'a bakyor.


9/129- Eğer onlar yüz çevirirlerse, de ki: "Bana Allah yeter. O'ndan başka İlah yoktur. Ben O'na tevekkül ettim ve büyük arşın Rabbi O'dur."

Hz. Mehdi (as) tek başına çıkıyor, Peygamberimiz (sav) de tek başına tüm küfürü, dalaleti yok etti. Allah bana yeter dedi. İki kişi kaldı mağarada. Allah onu korudu. Tevekkül ettim, nedir? Beni kim konuşturyor? Allah. Buraya gelememizi kim sağladı? Allah. Nerede oturacağımızı Allah yarattı, kahveyi kim getirdi? Allah. Kahveyi kim yarattı? Allah. Kim içirir? Allah. Ama sebeplerden dolayı ocakta pişti gibi görünüyor. Ocakta pişmez, ocağı Allah yaratır. Sebep alemi bir kalksa Allah'ın heybetinden insanların aklı gider. Müthiş bir imtihan ortamındayız. Heryerin sahibi Allah'tır.

 

  • (Hz. Mehdi (as)'ın hikmetli sözlerini yanlış anlayanlar olur mu, sorusuna cevap)
     
  • Zaten o yüzden ilk başta anlamıyorlar. Talebelerinin niye sayısı az? Batın ilmiyle hareket etmesi ve kendini setr etmesi ve bazı alışılmış yapının dışında olması nedeniyle. Yoksa hiçbir cemaat 313 kişi olmaz, bir şirkette bile yüzlerce kişi oluyor. 
     
  • Tedrici olarak 1507'den itibaren geriye doğru gitmeye başlıyor. 1543'e kadar. 1543'den 1545'e kadar iki yıl kadar hiç Müslüman kalmayacak, tam ateist dinsiz ortam olacak. İkinci yecuc ve mecuc ayaklanamsı o dönemde olacak Allahualem. Akıl almaz bir katliam yapacaklar. Mançur, Moğol ve Kırgız kabilelerinden oluşan bir güruh. Müthiş bir kan dökem eylemiyle, muazzam kan dökecekler dünyada. Bu da bir yecuc mecuc zuhurudur. Bediüzzaman diyorsa o muhakkak olur. Dabbetül arz ben bilgisayar diyorum ama Bediüzzaman AİDS virüsüne işaret ediyor. Bu tarz konularda birkaç yönü olabilir. Mesela duhan olduğunda da tek birşey olmuyor, birkaç olayın toplamı oluyor. Bir Çernobil'de oldu, bir de sonra yanardağ patlamasında oldu. Ama tabi asıl yecüc mecuc birinci ve ikinci dünya savaşlarıdır. 1543'den sonra son iki yılda Müslüman kalmayacaktır. Birer ikişer Allah canlarını alacaktır. Müslümanlar o eziyet ve azap ortamını görmeyecek. Kıyamet de insanların üzerine, kendilerine göre bilim adamı dedikleri kişilerin birşey olmayacak dedikleri zamanda kopacak. Allah ummadıkları bir anda olacağını söylüyor. Bakacaklar, inceleyecekler göktaşı falan yok, dünyada anormal birşey yok sanacaklar. Tam böyleyken Allah aniden vuracak inşaAllah. Ani sanmaları aslında akılsızlıkları. Allah Nemesisi dünyaya yakınlaştırdı. Özelliği görünmez olması ve sürekli göktaşı atıyor, çok büyük kuyruklu yıldız atıyor. Yaptığı icraatlar diğer gökcisimlerinde görülüyor. Fakat dünyanın yanına gelmesi çok açıktır, niye başka yere gitmiyor? Adeta dans ediyor bir ileri bir geri. Yalnız şu an kuyruklu yıldız atmadığı için, atmayacak zannediyorlar, ama atacak. Üstelik iki kere dünyaya peşpeşe vuruş var. İkinci bir sarsıntı izler diyor Kuran'da.
     
  • Enaniyette sevgi olmaz. Coşkulu ve sevgi doluysa, Allah aşkıyla doluysa enaniyet olmaz ve maddenin görüntüsünün beyinde olduğunu biliyorsa, eğer deli değilse enaniyet yapamaz. Teknik olarak mümkün değil. Zavallının zavallısı olur yapamaz. Her enaniyetli mutlaka perişan olacağı bir günle kaşrılaşır. Enaniyetliler olmadan da, Müslüman imtihan olmaz. Tüm münafıklar acayip enaniyetlidir, çok şiddetli enaniyetlidirler. İnsanlar da onlarla yanyana olunca, onlarla yarışa giriyorlar. Halbuki onlar özel mahluk. Şeytanla yarışı olur mu, ya ibretle bakacaksın ya hakkı anlatacaksın ya da yanında uzaklaşacaksın. İblisle yarış olmaz.
     
  • Hz.İbrahim gibi Hz. Mehdi de mülayim, halim. Bir insan yüüzne baktın mı aşağı yukarı anlaşılır. Münafıklar deli tekelere benzer, sırf sinir olmuşlardır. Sanki et yok da sırf sinirden oluşmuş gibi. Onlarla bağlantı çok çok güçdür. Bazı saflar da onlarda ki enaniyete özenir, münafıkların yanında hep yancıları olur. O belanın içine girerler. Onun enaniyetine saygı gösterirler.
2010-10-21 21:27:37
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top