TV Kayseri, 20 Ekim 2010
Böyle yorumlamasalar bile tarihi, sosyolojik bir zaruret. Bölge sahipsiz, Ortadoğu hep mazlum, sahipsiz kalmıştır. Avrupa da Amerika da İngilizler de ezdi Ortadoğu’yu. Buralar mazlum milletler olarak bilinir. Türkiye bir silkindi, kaliteli, zinde bir nesille ortaya çıktı. Bizim dışımızda makul bir Müslümanlık anlayışı yok. Türkiye’ye ihtiyaçları olduğu anlaşılıyor. Dengeli yapısı, gençliği aklı başında, cıva gibi, aydın. Özellikle yeni nesil. Kafaları tertemiz, hurafeyle kirlenmemiş. Yıllardan beri okuyorum, hurafe ve yobazlık insanın içine girdi mi, AIDS virüsü gibi, tedavi etmek zor oluyor.
Bütün yobazlara bakın, yobaz eşittir münafıktır. Batmış hurafeye. Küpüne batmış. Allah’a karşı saygıları yok. Asr-ı Saadet Müslümanlığını hiç istemezler.
Allah’a Kendi ismiyle hitab edilmesi gerekiyor. Allah denmesi lazım. Ama Allah’a Tanrı diye hitab etmesi onu dinden çıkarmaz. Sonuçta Allah’ı kastetmiş oluyor. Mesela adam İngilizce “God” diyor ama Allah’tan bahsettiğini anlıyoruz. Veya adam Hintli oluyor, hiç bilmediğimiz bir dilde “Allah” diyor ama anlıyoruz. Oradaki samimiyeti çok önemli, ama tabii Allah’a kendi ismiyle hitab etmek en doğrusudur.
Bugün düşündüm, ne kadar çok Allah’a üst perdeden konuşan insan var. Ne önemi var diyorlar. Halbuki aradaki o pis üslup onun dengesiz ve bozuk kişiliğini gösterir. Allah’a karşı üst perdeden konuşuyorsa, o insanın kalbini kirletir zaten. Ayet hadis anlatıyor ama adamda meymenet yok. Adamın sohbetini dinliyorsun, için kararıyor. Dine karşı, mukaddesata karşı. Bir insanın konuşmalarında ruh halindeki psikopatlık saklıdır. Allah’la ilgili konuşurken eğer saygılıysa Allah’ı seviyor demektir. Ama küstah bir üslubu varsa, Allah’a karşı saygısı yok demektir. Benim tavsiyem mukaddesata karşı küstah üslup kullananları hiç dinlememek. Allah, “din aleyhinde bir konuşma olduğunda ya oradan ayrılın ya da başka bir konuşmaya geçinceye kadar dinlemeyin” diyor. Çünkü o üsluba Müslümanlar tahammül edemez. Kendisine saygısızlık yapınca nasıl adam hemen cevabını veriyor? Adam Allah’a karşı saygısız, oturup onu dinliyor. Halbuki anında cevabını verip ben böyle bir ortamda duramam demesi lazım.
Peki Özdemir dede, Karl Marx’ın, Stalin’in, Lenin’in şiddet anlayışını neden eleştirmiyor? Abdullah Öcalan’ın şiddet anlayışını neden eleştirmiyor? Onları da eleştirsin. Özellikle Lenin’i anlatsın. Mao’nun döktüğü kanları anlatsın. Müslümanlar savunma savaşı yaptı. Ne yapsınlar? Kadınlar var, çocuklar var. Savunmasalar mıydı? Müşrik ve psikopat bir toplum var karşılarında. Adamların gözü dönmüş gece yarısı baskın yapıyorlar. Bizim kanunlarımızda bile nefsi müdafanın cezası yoktur. Biri seni öldürmeye kalkarsa, kendini müdafaa edebilirsin. Müdafaa ederken de telafat olursa, olur. Kurşun yağdırıyor üzerine adam, ruhsatlı silahı varsa o da sıkıyor. Ama tabii makbul olan korkutmasıdır. Korkutup kaçırmasıdır. Ama çaresiz kalmıştır, olur. O dönemde Müslümanların da konumu budur. Çaresiz kalmışlardır. Müslümanlarda önce şehit veriliyor. Yapmayın etmeyin deniliyor, anlaşma zemini aranıyor. Adamlar dinlemiyor, saldırıya geçiyorlar. Onlar saldırdığında mukabele ediliyor. Onlar saldırmadan mukabele yok. Ve Allah “aşırıya gitmeyin” diyor ayette. Adamlar kaçmaya başlayınca bırakıyor Müslümanlar ellemiyorlar.
Yapmak istedikleri şu benim anladığım: Türkiye'ye bir füze sistemi kuracaklar, onun üzerine nükleer başlık koyacaklar, Türkiye’den İran’ı vuracaklar, İran da “Türkiye bizi bombaladı” diye Türkiye’ye saldıracak. Türkiye kendini savunacak. Avrupa uyanıklığı, bu çok kötü bir mantık. Onların böyle ilkel bir zeka üstüne kurulu kıl bir uyanıklıkları vardır. Hepsini tenzih ederim ama, kendi kafalarına göre güzel olduğunu düşündükleri aptalca fikirler çıkarıyorlar. Türkiye ile İran hiçbir şekilde savaşmaz, tam anlamıyla ittifak edeceğiz. Şiileri biz çok seviyoruz. Hz. Ali aşığı onlar. Onlara zarar verdirmeyiz.
Hedefi belli olmayan bir yükselme olmaz. Ekonomi olarak yükseliyor diyorsa, öyle birşey yok. Türkiye orta halli bir ülkedir. Ekonomik yönde yükseldiğimiz yok. Milletim zor şartlarda yaşıyor ben biliyorum. Halimize şükrediyoruz. Din yükseliyor, İslam yükseliyor, sevgi yükseliyor, dostluk yükseliyor. Türk İslam Birliği’ne doğru yükseliyor. Nereye yükseldiği belli olmaz olur mu?Türkiye Türk İslam Birliği'ne doğru gidiyor. En iyi yönü yobazlık giremez. Gençlerin hepsi aydın. Kanacak bir tane adam yok. Liderliği bize verdiler, Türk İslam ülkeleri bize verdiler, bütün Müslüman ülkeler. Dünyadaki tek eksik nokta sevgisizliktir. Allah’tan kaynaklanan sevgi, Allah için olan sevgi. Bu oldu mu olur. Diğer ülkelere sevgiyi öğreteceğiz.
Dünyada hiçbir ülke atom bombası kullanamaz. Kullanamayacaktır. Şu an kilitliler. O zaman vardı kullandılar, şu an izin yok. Hepsinin başında sahibi var. Sevgiyle tüm atom bombaları aşağı iner. Benim milletim sevgi doludur. İşlenmemiştir, sevgiyi verdin mi hemen alevlenir. Gençlik gayet güzel yetişiyor. Allah kolej imtihanlarını, üniversite imtihanlarını vesile etti, şahane yetişiyorlar genel kültür anlamında. Fırtına gibi keratalar. Genel kültürü olan bir adamı sen yobaz yapamazsın.
Hakimlerimiz genel olarak güzel huylular, savcılarımız da öyleler. İddia edilen Ergenekon örgütüne mensup bazı kişiler, devlete sahip çıkıyoruz diye ortaya çıktılar. Perdesini bir açtılar, hem vatanseverim diyor, hem Türkiye’yi 22’ye böleceğim diyor. Bir gecede 3 milyon kardeşimizi katledeceğini, şehit edeceğini söylüyorsun, Alevileri sokak sokak fişlemişler, sen ondan sonra vatanseverim diyorsun. Sen vaan düşmanısın. 1999’un sonuna kadar iddia edilen Ergenekon örgütü çok azgındılar. Bize karşı da öyleydiler. Akıl almaz komplolar yaptılar o zamana kadar. Yine tam gaz devam ediyorlar ama ucu ucuna durdular. Devletimizin bunların üstüne gitmeye devam etmesi gerekiyor. Her tuttukları yerde diz çöktürtmek gerekiyor. Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyeti yıkmaya niyetliler bunlar. Bu alçaklara merhamet etmeye gelmez, şeytani merhamet olur. Dinlendirmeye de gelmez. Ama bir bildikleri vardır, o ayrı mesele. Tabi hep söylüyorum, ben yargılananları kast etmiyorum, benim kast ettiklerim asıl bu işin başında olanlar.
Ben baskıyı çocukluğumdan beri sevmiyorum. Herkes özgür olsun istiyorum. Çocukların bile özgür olmasını istiyorum. Çocuk balon istiyor, annesi bir türlü almıyor, şımarır diyor. Şımarsın ne olacak? Nereden biliyorsun şımaracağını? Çocuğun meşru şeyler istediğinde yapılmaması garip. Çikolata istiyor, al ne olacak? Sevindir çocuğu. Bu baskı mesela. Çocuğu bile özgür bırakmak lazım. Her yerde baskı. Çocuk dışarı çıkmak istiyorsa çıkar, bırak. Güvenliğine dikkat edersin, bırakırsın. Adam komünist niye kitabını toplatayım, anlatsın. Baskıyı yapanları belki rahatlatıyor ama onu görenleri rahatlatmıyor. Ben Müslümanım ve dindarım ama ben bir komüniste baskı yapıldığında rahat etmiyorum. Kendi fikrine güveniyorsan bırak anlatsın. Özgürlük çok güzel. Avrupa özgür biz ondan seviyoruz. Amerika’ya neden gidiliyor? Özgürlük için. İddia edilen Ergenekon örgütünün özelliği budur. Biz elitiz, seçkiniz, bunları idare edeceğiz diyorlar. Bunlar ezilmekten, baskıdan anlar diyorlar. Ben söyleyeyim benim milletim seçkin, kibardır, iddia edilen Ergenekon örgütü mensuplarının asıl baskı altına alınması lazım.
Her toplulukta bir itaat ve saygı anlayışı vardır. Burada da birbirimize bir itaatimiz bir saygımız var. Ailede de bir otorite vardır. Anne babanın sözü tutulur. Bu güzel olandır. Toplu olarak benim kitaplarım yasaklanma kararı alınmadı. Ferdi olarak olmuş olabilir. Benim kitaplarım gibi iman hakikatlerine yönelik kitaplar, filmler, CD’ler başka yerde yok. Bunların dışında başka kitap kalmıyor ki. Mecbur okuyacaklar. Ama şahsi olarak bazı cahiller bilmediği şekilde, Müslümanların küfre gitmesini göze alarak hak olan, faydalı olan eserleri yasaklıyor. Bu faşist kafadır. Ben her kitabın okunmasını tavsiye ediyorum. Kitaptan korkan ahmaktır. Bunlar çok büyük vicdansızlıktır. Gül bahçesi gibi, için açılır. Sadece bunları okuyacaksın diyorsan, bu toplumu anormal bir yapıya götürür, dengesizlik meydana getirir. Bazıları hakkınızda kötü konuşuyor diyor. Bu ajan provakatör tavırlardır. Orada deccaliyet kol geziyor demektir. Büyük bir cemaat olduğu için içine bazı tipler sızarlar. Onlara hiç değer vermesinler, önemli değil. Herkesten örnek alınabilir. Esas örnek alınacak Peygamberimiz (sav)’dir. Bizim anlattıklarımızdan Peygamberimiz (sav)’in söylediklerini örnek alsınlar. Neden korkuyorsun, çekiniyorsun? Hıristiyanlık da bilinecek. Müşrik nedir bilmek lazım. Münafık nedir bilmek lazım. Marx’ın Kapital’ini satır satır okudum.
Mason locasında da böyle bir kıyafeti var, bunun da üstü var. Devlet başkanı olarak da göstermelik getirdiler bu kişiyi. Ateist masondur bu.
Müslümanların en çok dikkat edeceği konulardan biri münafıklardır. Bakın inceleyin, nerede bir melanet ve pislik varsa münafıklardan çıkmıştır. Dinsiz zannedersin, ateist zannedersin, bakarsın ki münafıktır.
Kaçkar TV, 20 Ekim 2010
Bir insan düşünün Ortadoğu'da yaşıyor, rahat etmek istiyor, huzurlu olmak istiyor. Herkes paramparça olmuş, ticaret yapmıyorlar, bağlantıları yok, kültürel bağlantıları kesilmiş bu insanları mutlu edelim, bu kavga bitsin onurlu, dikbaşlı yaşasınlar diyorsun. İlk önce ne yaparsın? Şu pasaportu vizeyi kaldıralım, kardeşlik bağını güçlendirelim, sevgiyi güçlendirelim dersin. Sevgi enerjidir. Sevgi insanı açar. Sevgisizlik de sıkar insanı, bunaltır. Beyninin iptal eder. Beyni iptal oldu mu bedeni de iptal olur. Beyni iptal oldu mu sanayi de olmaz, gelişme de olmaz. Kavga edecek yer arar. Sevgiyi yaşayan bir insan niye kavga istesin? Savaş desen, aman aman olmasın der. Ortadoğu'da, Türklük aleminde, Müslümanların birleşmesi gayet makulken, sanki çok uzak bir ihtimalmiş gibi anlatıyorlar. Türkler niye ayrı olsun? Aynı kandan, artı dini de bir, dili de bir, ama ayrı çok acayip bir olay. Amerika'ya bakın, hiçbiriyle alakası yokken birleşiyorlar. Tabi ki birleşeceğiz. İslam alemi yekvücud olacak. Bunu uzak görmek fitnedir. Bu çok zor diyor. Zor demek ne demektir? Şeytana yardım ediyorum demektir. Zor lafı ağza alınmaz. Farzedelim anneannemi ziyarete gideceğim, zor demiyoruz. Ama bir emek veriyoruz, arabaya biniyoruz, yola çıkıyoruz. Türk İslam alemi de durduk yere birleşmez. Emek vereceğiz. Nerede çıktı bu iş çok zor dedin mi, ha makinalı tüfekle taramışsın Müslümanları ha bu iş zor demişsin. Çok büyük zulümdür. En kolay iştir birleşmek. Nedir şartı? İki taraf isteyecek o kadar. Nikah nasıl oluyor, iki tarafın bir evde yaşaması imkansız birşey normalde, ama bir imza atıyorsun bitiyor. Ama ne şartı var, iki tarafın istemesi. Damat bu iş çok zor dese, bu iş yatar. Ama bu iş çok kolay dersin, şahitler gelir basarsın imzayı iş biter. Hiç farkı yok. Şeytan insanların gözünde büyütüyor. Sen iyiliği, kardeşliği, barışı, sevigiyi getirmek istiyorsun. O arada İsrail'i de kurtarmak istiyorsun, Ermenistan'ı kurtarmak istiyorsun. Yazık onlar kapıda bırakılır mı? Düğün var, kapıda fakir fukara var, içeride millet yemek yiyor onlar bakıyor olursa çok garip olur. Onlar orada perişanken sen nasıl mutlu oalcaksın? Onlara da verirsin bir masa gelir otururlar. O zaman mutlu olursun. Sahip çıkacağız tabi ki, sevgiyle şefkatle onların dostu olması ne kadar güzel olur, kitlevi Müslüman olurlar. Olmasalar da kardeşimiz, ama olursa nur ala nur. Bu kin, nefret çok acayip, Arab'a kin, Ermeni'ye kin, Rum'a kin. Şeytan büyük oyun oynadı bu oyunu bozacağız, sevgi kardeşlik içinde yaşayacağız inşaAllah.
Bir bela var nereden diyorlar? Münafıklardan. Her müslüman münafık konusunda uzman olsun. Bütün belanın, pisliğin kaynağı münafıklardır. Küfür çok arkadan gelir. Her türlü belanın arkasında bakın münafıklar vardır.
|
9/123- Ey iman edenler, inkar edenlerden size en yakın olanlarla savaşın; sizde 'bir güç ve caydırıcılık' görsünler. Ve bilin ki gerçekten Allah takva sahipleriyle beraberdir. İnkar eden kim? Darwinist ve materyalistlerdir, atesitlerdir. Bunlarla nasıl savaşılır? Bilimle, telkinle ve ikna kabiliyetiyle, radyo basın tüm imkanı kullancaksın. Güç görsün, diyor Allah. Nasıl olacak? Anlatım kalitesi, net delili anlatımla. Adam diyecek, artık bunları aldatmam mümkün değil, hurafelerle aldatamam. Şimdi biz bunu yaptık. Darwinistleri tam olarak susturduk. O kadar cılız, o kadar zavallıca ortaya çıkıyorlar ki artık, üfürmek yetiyor. O kadar güçsüzler. Güç nasıl oluyor? Kitapla, çok şahane deliller, ilmi deliller. Onu görünce adam cayar. Eskiden yoğun propaganda yaparken, şimdi niye yapmıyorlar? Yapamazlar da onun için. Bak Amerika'nın tüm şevki kaçtı, Avrupa'nın şevki kaçtı. Çok kötü yalanlar söylüyorlar, garibanca. Suçlu ve ezik olarak karşımıza çıkıyorlar. Sürek avı var şu an, nerede bulursak tak yakalıyoruz, özür dilerim diyor düzeltiyor. Müslümanlara da musallat oldular. Samanyoluna gittiler, aman ne yapıyorsunuz dedik düzelttiler. Türkiye gazetesini de uyardık. Yakınlardan başlayın derken, samimi halis Müslümanlara zarar getirtmeyin, hazır mevcut sistemi yıktırmayın anlamında. Bir diğer anlam olarak da, bir insan yangında nasıl ilk önce çocuklarını kurtarır ya da başkasını kurtarabilecek adamı kurtarır, o da gider başkasını kurtarır. O şekilde inşaAllah.
Münafıkların tekniği, bu hanginizin imanını artırdı diyor. Bakan bunda ne var, makul bir soru sordu der. Orada gizli bir ima var. Senin imanını artırdı mı diyor, artırdı. Seninkini, artırmadı diyor o zaman seninle bir görüşelim diyor. "Ya benim de artırmadı" diyor. Ortaya ortalı bir laf atar normal adamla anormali tespit eder. Bakar ki güçlü ona ellemez. Ama zayıfsa ben de aynı dertten muzdaribim birlikte birşey yapsak der. Ondan sonra sistemi kurar. Münafıkların böyle yoklama sistemleri vardır. Müminler de seviniyor, hoşlarına gidiyor. İmanını artırmayan kim varsa onlar da ittikfakını artırıyor, münafıkane bir heyecan içerisinde
Kalbinde hastalık olan kişi, henüz münafık değil ama münafıklığa eğilimli. Kansere yakalanmış kurturabilir, ama ölebilir de. Zaten iğrençler diyor, bir münafıkane eylem yaptığında iğrençliği bir kat daha artar. Hastalıklar, belalar çıkıyor karşılarına, kasten veriyorum ki toparlansınlar, uyansınlar, dikkatleri açılsın diye yapıyorum, ama azgınlıkları devam ediyor diyor Allah.
Bakarken ona göre önceden tespit eder münafık. Uollu adam arar. Sen seçemezsin de, o anlar münafığı. Potansiyel münafık gördüğü kimseyi seçiyor, ona sorar. Kimse görmüyor diyor, ha o zaman ben çıkıp gidiyim diyor. Münafık da hep önce izleniyor mu, tespit ediliyor mu düşüncesi vardır. Her işini gizli yapar, gizli konuşur, gizli komplo kurar. Hep bir gitme ve kaçma arzusu vardır. Müslümanların yanında duramazlar. Çok şeytani bir zekaya sahipler, ama çok aptaldırlar. Düz kalpken terse çevrilmiş, anormal bir ruh haline girmişler.
Müslümanın herhalde, psikoljik olabilir, maddi olabilir, hastalık olabilir sıkıntya düşmesinden rahatsız oluyor. Şefkatten dolayı. Bana ne demiyor. Küfürde banane der. Gücüne gidiyor, adam bir rahatsızsa o on rahatsız. Anne nasıl düşkün, baba nasıl düşkün ondan bin düşkün. Aman zarar görmesinler, aman neşeleri bozulmasın, haysiyetlerine şereflerine söz edilmesin onurlarına namuslarına bir zarar gelmesin, cennete gitsinler diye. Acımayla karışık sevgi var, hem çok lezzetli hem gerçek sevgidir bu. Acımayla karışık sevgi gerçektir, korumaya dayalıdır. Yorgunluğu beni ilgilendirmiyorsa, hastalığı ilgilendirmiyorsa çok kötü. Neden esirgiyorsun, küfürden, sıcaktan, soğuktan, açlığa karşı, uykusuzluğa karşı aklına gelen maddi manevi herşeyde esirgeyici. Ayetin ebcedi 1990. Ayet doğrudan Peygamberimiz (sav)'i anlatan bir ayet, ikinci işari anlatımıyla Hz. Mehdi (as)'a bakyor.
Hz. Mehdi (as) tek başına çıkıyor, Peygamberimiz (sav) de tek başına tüm küfürü, dalaleti yok etti. Allah bana yeter dedi. İki kişi kaldı mağarada. Allah onu korudu. Tevekkül ettim, nedir? Beni kim konuşturyor? Allah. Buraya gelememizi kim sağladı? Allah. Nerede oturacağımızı Allah yarattı, kahveyi kim getirdi? Allah. Kahveyi kim yarattı? Allah. Kim içirir? Allah. Ama sebeplerden dolayı ocakta pişti gibi görünüyor. Ocakta pişmez, ocağı Allah yaratır. Sebep alemi bir kalksa Allah'ın heybetinden insanların aklı gider. Müthiş bir imtihan ortamındayız. Heryerin sahibi Allah'tır. |