Adnan Oktar'ın 25 Ekim 2010 tarihli röportajından önemli başlıklar

Adıyaman Asu TV, 25 Ekim 2010
 

  • Bilinçaltı çok hayatidir. Kuran çok sade, din çok kolay. Bilinçaltı kurgulama çok şiddetli, şeytan onu çok kullanıyor. Dinde negaitf bilinçaltı kurgulama nasıl yapılıyor, kitap haline getireceğim. Mesela bir Müslüman liderin kardeşlerini burada bırakıp yurtdışına kaçması korkunç etki yapar. Net korkak olduğunu göstermiş oluyor, bıraktım çocuklar sizi diyor, kardeşlerimin, annelerin, çocukların hiçbir önemi yok benim için demek istiyor, benim canım tatlı diyor. Tabi Fethullah Gülen Hocamız gibi buna mecbur kalan Hocaefendileri tenzih ederim. Bunun dışında kaçmanın başka anlamı yoktur. Akıl almaz tahribat yapar. Mesela bir Müslüman hafif bir zorlukla karşılaşıyor, çöktüğünü söylüyor, ağlıyor, perişanlık ifadeleri, halbuki hiç kaale alınacak bir olay değil başına gelen. En şiddetli olay olsa ne fark eder, en fazla şehit olur. Evi yanabilir, sadaka sevabı alır. Ailesinin hepsini sakat bırakabilirler, gazi olmuş olur. Müslümanlara paniği bizzat Müslümanlara önder gösterilen insanlar telkin ediyorlar. Mesela Peygamber (sav)'in mucizelerini görmezlikten gelmeleri. Adam bakıyor ehli sünnetim diyen adam, Mehdi konusuyla muhatap bile olmak istemiyor. İnsanlar kolay iman edemiyormuş gibi bir sonuca varabiliyor insanlar. Hadislere göre Müslümanların mutlaka Mehdi'yi araması gerekiyor. Arayanların sayısı belli, aramayanların da belli. Deccaliyet nasıl olacakmış diyor. Deccaliyetin içinde yüzüyorsun haberin yok. Eskiden sahabeler Peygamberimiz (sav)'in gelecekle ilgili mucize gösterdiğini gördüklerinde müthiş heyecanlanıyorlardı, imanları artıyordu. Şimdi örtbas etmek istiyorlar. Bunun için bilinçaltı çok önemlidir. Eğer Erbakan Hocamızı devirmiş olsalardı, bir devrin sonu olacaklardı. Zaten Numan Kurtulmuş'dan sonra parti dağılıp giderdi, Milli Görüş diye görüş de kalmayacaktı. Çok etkili plandı. Tek bir (manevi) yumrukta hepsi yerle bir oldu.
     
  • İnsanlarda asıl olan iman derinliği ve vicdanların yükselmesi önemlidir. Sathi anlatımlarla sonuç alınmaz. Ama hayatını Allah'a vakfetmek için, derin iman için kafada karar alınmasını biliyor. Herkes Allah'ı biliyor, Peygamberi biliyor, Kuran mucizelerini de biliyor. Asıl olan yüksek vicdandır. Yüksek vicdanı olan insanların birbirlerine desteği çok büyük etki yapar. Samimi gayretli insanları gördüklerinde gayretleri artar. Peygamberimiz (sav) döneminde Peygamber (sav)'i görmeleri yetiyordu. Örnek insan çok önemlidir. Dünyada birşey yok, dünyaya çok önem verdikleri için konu uzuyor.  Bir an önce okul bitse, bir an önce evlense, evlendiğin adam iki kolu olan iki bacağı olan başka hiçbir özelliği olmayan bir adam. Yemek yiyor, uyku uyuyor, dünyada da başka olağanüstü birşey yok. Bakım yapmasa perişanlıkları ortada, herhangi birşey yiyor dokunuyor, karşı ilaç alması gerekiyor. Allah bunu özel olarak yaratmış. Aklı başında olan bir insan bakar. Dışarıda bir alem var, tamam da alemle doğrudan bağlantı kuruyor muyuz, böyle birşey yok. Nerede bağlantı kuruyoruz? İnsan beyni içinde küçük bir büromuz var. Yattığımız, yediğimiz, içtiğimiz bir büroda, kalemin ucu kadar bir büroda, masanın üstünde ufak bir monitör var. Her gün uyanınca o monitörün başına oturuyor. Monitörden görür herşeyi, "ey nişanlım" diyor, monitöre diyor. Monitörde "yemek gelsin hadi" diyor. Monitörde oluşur tadı, ister tadı gelir, çiğneme ister çiğneme hissi verilir. Hiçbir zaman yemekle doğrudan bağlantıya geçemez. Mercimek kadar yerin içinde mağazalara gidiyor, sokaklarda gezer, yata biner, dünyayı gezer, kavga eder, bağırır çağırır, o görüntü sürekli Allah tarafından verilir. Şu an televizyında beni seyreden de beynin içindeki ekranda seyrediyor. Ayakları bacakları bu büronun altında kalıyor. Mercimek kadar yerde görüntü o kadar büyük görünüyor ki, o yüzden büyük zannediyor. Mercimek kadar yerde 1.80'lik adamlar var, 1.80'lik adam olarak görülüyor. 30 metrelik evler sığıyor. Güneş sığıyor, dünya sığıyor, sonsuz alem sığıyor mercimek kadar yere. Adam orada seyrediyor. "Bayağı uzunmuşsun sen" diyor, ama birbuçuk milimlik yerde söylüyor. Bir buçuk milimlik elektrik akımı ona koskaca adam olarak görünüyor. 1,5 milimlik yerde 1.80 görmesi çok hayranlık vericidir. Bu Allah'ın yarattığı bir harika. Mesela "Ankara'dan İzmir'e gideceğim" diyor. Allah mercimek gibi yerde yol gösteriyor. Gidiyor, gidiyor Allah sebep aleminde İzmir'in görüntüsünü gösteriyor, o da İzmir'e vardığını zannediyor. Kompresör çalışıyor dışarıda ama çıt çıkmaz. Beynin içinde, elektrik şuura verildiğinde ses olarak duyuyor. Dış alemde çıt yok, nefes alma sesi bile yok, tam sessizdir. Renk de yok. Aydınlatırsan saydam görürsün. Dinsiz bilim adamı da dindar bilim adamı da bunu söylüyor.
     
  • Ben Peygamber (sav) zamanında olacağım, Peygamber çıktı deseler yeri göğü birbirine katarım, banane denir mi? Mümin muttaki bir insan dahi, ehli sünnete titiz olanlar dahi Hz. Mehdi (as)'ın çıktığının alametlerini görmelerine rağmen, Hz. Mehdi (as)'ı aramıyorlar. Halbuki Allah aşkıyla Hz. Mehdi (as)'a sevgi duyması ve araması gerekir. o hadislere inanıyorsan ara, bulamazsan da ara. İnsan çocuğunu kaybediyor vargücüyle arıyor, Hz. Mehdi (as)'ı kaybetmişsin, bulamıyorsun, nasıl aramazsın? Nasıl seni ilgilendirmez? Hz. Mehdi (as) seni ilgilendirmiyorsa, Peygamber (sav) de ilgilendirmez, o zaman haşa Allah da ilgilendirmez. Peygamber (sav)'in bu kadar üstünde durduğu bir insan seni ilgilendirmiyorsa dinin hangi hükmü ilgilendirir? Ben git bir insana Mehdi de demiyorum ki, ara diyorum. Yer belli, yöntem belli, alametler belli, Müslümanların yapacağı şey aramaktır. Cüzdanın kaybolduğunda arıyorsun, mücevherin kayboluyor sabahlara kadar uyuyamıyorsun, Hz. Mehdi (as) da şu an senin için gaiptir. Arama fikri aklına geldi mi? Aramayı bırak, o fikir bile aklına gelmiyor. Kardeşim sen Peygamber (sav)'in yüzlerce, binlerce hadisle anlattığı insanı aramaya gerek görmüyorsan, üç ayetle Allah'ın gelişini kesin olarak haber verdiği Hz. İsa (as)'ı aramaya gerek görmüyorsan, İttihad-ı İslam'ın, İslam'ın dünyaya hakim olmasının heyecanını duymuyorsan, ben ne diyeyim. En olmadık hurafelere inanıyorsun, hiç olmadık hadislere inanıyorsun, benim anlattığım sahih hadis ve sonunda tüm dünyanın mutluluğu var, İttihad-ı İslam var, bu seni nasıl ilgilendirmez? İşte deccaliyetin şiddeti burdadır.
     
  • Erkenden verilen ihbar önemlidir. 10 yıl sonra anlatmayacağız, o zaman zaten olacak ama şimdi anlatmak önemli. Deccaliyetin atağa geçtiği, Mehdiyeti durdurmak için yoğun faaliyette olduğu, Hz. Mehdi (as)'ı durdurmak için baronun kılıcını çektiği zamanda, Hz. Mehdi (as)'ı anlatmak önemlidir. Değerli bir zaman olduğu için vurguluyoruz. İleride olsa herkes bunu söyleyecek. Radyolardan, televizyonlardan anlatılacak. Ama şu an anlatılması orijinal.
     
  • Peygamberimiz (sav)'in tek bir şikayeti var ahirette, sadece bir tane: Kuran'ı terk ettiler diyor. Deccalin en büyük silahı budur. Kuran artı hurafeler, uydurmalar, vahiy geldiğini iddia edenlerle bambaşka bir stile dönüştürdü münafıklar ve en büyük düşman da bunlardır.
     
  • Bediüzzaman çıktığında bakıyoruz, samimi, kaliteli Müslüman, izzetli kimseye boyun eğmiyor, enaniyetli değil ama büyük, zavallılığı kabul etmiyor, küfür bile zavallı kalıyor yanında, iman hakikatlerini mükemmel anlatıyor bir de müteşabih hadisleri mükemmel anlatıyor. Münafıkların Müslümanlara karşı kullandığı silahı ellerinden almış oluyor, Peygamber Efendimiz (sav)'in hadislerinin derin anlamlarını anlatıyor. Bediüzzaman zamanında münafıklar bunları (müteşabih hadisleri) Müslümanlığı yerle bir etmek için kullanıyorlardı. Asla kabul etmiyorlardı, dine muazzam darbe vurdular. Çift koldan Müslümanları kıskaca alıp yerle bir ettiler. Bediüzzaman bu oyunu bozdu. Darwinizme ellemiyor Hz. Mehdi (as)'a bırakıyor Darwinizmi, Hz. Mehdi yıkacak diye açıkça söylüyor. En önemli yönü iman hakikatleridir ve müteşabih hadislerin en güzel şekilde anlatılmasını sağlayarak münafıkların verdiği zararı durdurmasıdır.
     
  • Türkiye'nin de, dünyanın da yüzde yetmişi başı açık genç kızlardan oluşuyor. Onları dinden uzaklaştırıcı bir politika izledi bazıları, dolayısıyla büyük bir kitledeki kız kardeşlerimizi kenara çektiler küfre doğru itiyorlardı. "Siz ancak küfrün safında olabilirsiniz" diyorlardı, ben bunların oyunlarını bozdum. İstedikleri kadar itiraz etsinler, bağırsınlar, ben onlarla görüşüp konuşacağım iltifat da edeceğim. Bu adamlar sevginin 's' sini bilmiyor. Hitap etmeyi de bilmiyor. Zaten sevgiyi bilmiyorsun ki sen o yüzden anlamıyorsun, aklı da anlamıyor. Ben o ilkel kafada değilim, boş yere de uğraşmasınlar bıraksınlar, dinlemem. Adam tavşan görse bunun buğulaması iyi olur diye düşünür. Adam kedi görüyor tekmeliyor. Meyve ağaçlarını resimlerden görüyoruz her yer bağlık bahçelik olmalı. Ben sevgi doluyum. Biz sevgi dolu olacağız hayatımız öyle olacak, müzik dinleyeceğiz dost olacağız ayrı fikirde olan fikirleri ezip aşağılamayacağız, komünisti de masonları da. Bu işler sevgiyle olur. "Ey bre kafir" diyerek olmaz, bununla İslamiyet yok olur.
     
  • Kadınları net 3. sınıf insan olarak görüyorlar ve kadın nefreti var yobazlarda ve münafıklarda. Ben öyle değilim, acıyorum, şefkat duyuyorum, koruyorum, kolluyorum, aman zarar gelmesin diyorum. Kediden köpekten de nefret ediyorlar, hayvan sevgisi olmaz yobazda. Çiçeği de salata zanneder. Ruhunda insani değer yok, incelik yok. Onun için Allah ayette kof kütük gibidirler diyor. Kadına karşı saygıları yok, komünistler dinsizler hep kadınlara karşı yaptıkları ezici muameleyi örnek gösterirler yıllardır. Biz bu oyunu da bozduk. Faşistler de komünistler de adam yerine koymuyor kadınları. Faşistler hiç adam yerine koymaz. Peygamberimiz (sav) kadınların kıymetini biliyor.
     
  • (Cinlerle bağlantı konusu) Sadece tırnakta oluşmuyor, ama ikinci bir aşamada 4 metreye 3 metre gibi çok büyük ekran oluşuyor. Muhtemelen Peygamberimiz (sav)'de büyük ekran olarak geleceğe dair oldu. Gelecekle geçmiş farklı değildir. Anın sağı da gelecektir solu da gelecektir. Anın yine sağı da geçmiştir solu de geçmiştir. Gelecek zaman aynı zamanda geçmiş zaman olur.

 

 TV Kayseri, 25 Ekim 2010

  • Ahir zamanda olacak bir olayı Kuran kapalı bir dille anlatır. Kuran’da anlatılan yerler vardır, olaylar vardır. Konu içerisinde geçer, bir kısım insanlar herhangi birşey zanneder. Halbuki Allah gerçekleşecek, karşılaşılacak bir olaydan bahseder. Mesela koku nakline işaret var. Bu konuda çalışılmaya başlandı, artık kokuyu nakletmek mümkün, son aşamada. Şu anda oluyor. Mesela vadiden bahseder, Hz. İsa (as)’ın gösterdiği mucizelerden bahseder, geçmiş olaylar değil, insanların karşılaşacağı olaylar bunlar. Metafizik bir çağa gireceklerini sanmıyorlardı, 21. yüzyıl artık bu olaylar yok zannediyorlardı, bir de baktılar ki dünya metafizik, bir de madde renkli, ışıklı değil; siyah beyaz, saydam ve beyinlerinin içinde görüyorlar. Bu hiç tahmin etmedikleri birşeydi. Bu aslında en büyük darbe oldu, en büyük olay budur. Bu, bütün keyiflerini kaçırdı, benim daha sürprizlerim var, bir yöntem göstereceğim, bunu yaptıklarında madde olmaktan nasıl çıktıklarını görecekler, ama imanlarını güçlendirdikten sonra. Beyinlerinin içindeki yaşantıyı görmüş olacaklar.
     
  • Beni seven kardeşlerim ısrarla Mehdiyeti anlatsınlar, Darwinizmin, materyalizmin geçersizliğini anlatsınlar, maddenin gerçeğini anlatsınlar, ama belli bir zaman alacaktır. Ama zaman hep lehimize gelişiyor. Sabırla devam edeceğiz. Allah'ın yarattığı bir sistem var o akışını devam ettirecek, biz candan olmakla mükellefiz, samimi olmakla mükellefiz.
     
  • İnsanlar mazlum varlıklar, fakat bırakıldığında düz yaşamak ister. Allah’ın varlığını bilir, ama coşkulu kul olmaktan kaçınır insanlar. Türkiye metafizik bir bölge. Özellikle İstanbul son derece metafizik bir noktadır. Zamanında İslam aleminin başkenti yapılmıştır, Hıristiyan aleminin başkenti yapılmıştır. Hep İstanbul merkezli, burada olaylar dönmüştür. Tüm önemli olaylar hep burada olmuştur. Hatta Hz. Musa (as)’ın da buraya geldiği bilinir. Birçok sahabe buraya gelmiştir. Kilit bir noktadır, önemli bir noktadır. Milletimiz de uzun bir terbiyeden geçti, acı ve çileyle. Hanımlar da beyler de acı ve çileyle imtihandan geçtiler. Kadirşinastır, güzel ahlaklıdır, vefalıdırlar. Erbakan’a gösterilen bu vefa da bunun en güzel göstergesidir. Ezici şekilde vefa, kadirşinaslık galip geldi. Bir ahlak gösterisi oldu bu, bir sevgi gösterisi oldu. Bu milletimizin göreve hazır olduğunu görmemiz demektir. Küçük bir örnek ama büyük bir anlamı var. Başka bir ülke olsa Avrupa’da, bölelim gitsin diyorlar. Ver kurtul politikası vardır. Bizim milletimiz delikanlı. Hiçbir şekilde kabul etmiyor. Kıbrıs’ı verin, çekin askeri dediler. Konu bitmiştir sizi ihya ederiz dedi. Devlet, millet asla kabul etmedi. Güneydoğu’da devlete çok pahalıya mal oluyor, bir karış vatan toprağını dahi vermiyorlar. Müthiş stres var, sıkıntı altındalar, ama asla vermezler. Çünkü aldıkları terbiye bunu gerektiriyor. Aldıkları iman dersi bunu gerektiriyor, bu çok şahane. Millet vicdanıyla kendisi buluyor. Bu bizim milletimizin ruh kalitesini gösteriyor.
     
  • Cenab-ı Allah “Cemal” ismiyle bir hanımda teceli eder, “Alim” sıfatıyla bir alimde tecelli eder “Rezzak” ismiyle tecelli eder, biz buna Allah’ın tecellisi deriz. Hangi ismiyle tecelli ettiğini illa ki söylememiz gerekmez. Allah’ın tecelli etmesidir önemli olan. Mesela gıdada sadece “Rezzak” ismiyle tecelli etmez ki, “Cemal” ismiyle de tecelli eder, koruyucu sıfatıyla da tecelli eder. Allah tek ismiyle tecelli etmez, çok ismiyle tecelli eder. O yüzden Allah’ın tecellisi dememiz yeterlidir.
     
  • 2’ler Kuran’da çok fazla geçer. Hep ikiden bahsedilir. Kehf Suresi’nde de hep iki vardır. Hz. Hızır (as), Hz. Musa (as), iki öksüz çocuk Hz. Mehdi (as) ve Hz. İsa (as), Hz. Musa (as) ve yardımcısı . İslam’ın hakimiyeti 7'yle kilitlenmiştir. 700 artı 700, 1400. Hz. Mehdi (as) 1400’de çıkıyor. 7 yıllık ekonomik kriz. Hz. Mehdi (as)’ın Hz. İsa (as)’la buluşmasında da yediler var.
2010-10-26 22:23:11
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top