Adnan Oktar'ın 27 Ekim 2010 tarihli röportajından önemli başlıklar

Samsun Aks TV, 27 Ekim 2010

  • Ali Bardakoğlu şimdiye kadarki bütün diyanet işleri başkanlarının arasında gördüğüm en cesaretli olanı maşaAllah. Şimdiye kadar siyasilerden hiç kimse evrime karşı açıklama yapmaya cesaret edememiştir. Darwinist diktatörlüğün gücünün dünya çapındaki etkisinin Türkiye’ye yansıması olarak görün. Dünya genelinde hiçbir siyasi lider “ben Darwinizme karşıyım, Darwinizm bir safsatadır” diyememiştir. En fazla siyasetçiler yarım ağız, dolaylı yoldan “biz Allah’ın yarattığına inanıyoruz” gibi konuşmuştur.
     
  • Dünyada en büyük sorun iman zafiyetidir. İmanı güçlü olsa müthiş cesaret olur üstünde. İkincisi, dini anlatmak için müthiş şevk, heyecan duyar. Allah'ı sürekli savunur. Allah korkusunu anlatır. İnsanların büyük kısmının gücünün yetmemesinin sebebi, imani zafiyettir. En önemli şey iman hakikatlerinden Allah'ın varlığını samimi olarak anlamaktır. Peygamberimiz (sav) derin düşündüğü için Allah'a karşı derin sevgisi oluşmuştu. Hz. İsa (as) da derin düşünen derin iman sahibiydi. Derin imanda çok güzel netice nasip eder Allah. İman eden, aklı başında bir insan, bir olağanüstü durum olduğunu görüp bütün hayatın sosyal yönlerinden çekilip var gücüyle İslam’ı hakim etmek için gayret eder mi etmez mi? Etmesi lazım. Onun için en önemli konu iman hakikatlerinin anlatılması. Ben Mehdiyeti anlatıyorum ama pek etkisi olmuyor, iman zayıflığından dolayı insanlar ilgilenmek istemiyorlar. Irak’ta, Afganistan’da Müslümanları eziyorlar diyoruz, iman zayıflığından dolayı ilgilenmiyor, sanki beyninde ağdalı ağır bir volkan varmış gibi, sanki beynine pençe yemiş gibi, hiç kavrayamıyor.
     
  • Karşımızda Darwinizm ve materyalizm var. Sarık, cübbe ve sakal ile ilgili sorun yok. (Müslüm Gündüz ve bazı kardeşlerimizin izlediği yöntemin) İslam’ı tebliğde etkisi olmayacağı aşikar belli. Peygamberimiz (sav) döneminde tarihi filmlerde de görürsünüz, Mekke müşrikleri de sarıklı, cübbeli, sakallıydılar. Herkes aynı kıyafetleri giyiyordu. Peygamberimiz (sav) o devrin kıyafetini aynıyla giymiştir. Ama Peygamberimiz (sav) sarık, cübbe ile tebiliğ yapmamış. İman hakikatleriyle, coşkun imanıyla, konuşarak ve akılcılığıyla tebliğ yapmıştır. Dolayısıyla ana konu sarık, cübbe, sakal değildir. Cübbe giyip şalvar giyidiğinde konu hallolacak zannediyorlar. Ama öyle olmuyor. Tabi içlerinde kültürlü, aklı başında çok fazla kişi var, onları demiyorum. Dünyanın geneline baktığımızda dünyayı bütünüyle kaplyayan Darwinizm materyalizm var. Üniversiteye gidiyoruz dünyada öğrencilerin %95'inin bu görüşte olduğunu görüyoruz. Gerçek anormallik neyse onunla mücadele etmek zorundayız; Darwinizm, materyalizm ve bundan kaynaklanan umursuzluk. Bu dururken "gel sana cübbe giydirelim" demek olmaz. Veya namazın detaylarını anlatıyor, ama adamın zaten namaz kılacak manevi gücü yok.
     
  • Münafığı anlamanın yollarından biri İttihad-ı İslam’ı isteyip istemediği, ikincisi Hazreti Mehdi (as)’ı isteyip istemediği, üçüncüsü de Hazreti İsa (as’)yı isteyip istemediğidir. Ama desen ki sabaha kadar şu odadan çıkmayacaksın, üstüne çul giyeceksin, onu yapar. Zikir yapıyor ama Allah'ı andığının farkında değil. 70 bin zikir mi, 70 sayfa iman hakikati mi daha faydalı? 70 sayfa iman hakikati. Onunla insanların imanını kurtarırım. İman hakikati zaten zikirdir. Kalben Allah'ın anılması da zikirdir. Sadece zikirle insanları kurtaracak konumda olmazsın.
     
  • Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin boşadığı bir hanımını bırakmaz, çünkü kadınlar kendilerini hibe ediyor zaten. Boşasa da hibe ediyor seninim diyor, dolayısıyla sonsuza kadar onun o. Sohbet eder, konuşur ama burada belki cinsel beraberlik olmaması kastedilmiş olur. Ama canı gibi sever. Allah’ın yaratmasıyla olur. İnsanın karar vermesiyle olmaz, kaderde Allah tarafından yaratılmış olması lazım. Allah’ın takdir ettiği hanımlarıyla beraber oluyordu. Zaten kovalasa gitmezler, kendini hibe etmişler. Ama Peygamberimiz (sav)’e de Allah söylüyor “ayrıldığın eşlerinle beraber olmanda sakınca yok” diyor. Kaderindeki an geliyor geri dönüyor hanımına. Hz. Hasan, Hz. Hüseyin’de de öyle. Onları gören zaten başkasıyla evlenmeyi aklının köşesinden geçirmez. Kadınların öyle bir özelliği vardır. Takdir ettiği bir erkek olduğunda başka bir erkeği gözü görmez zaten. Kadın bilemez onu, Allah ona onu yazmıştır kaderinde, onu gördüğünde müthiş heyecanlanır, ruh eşi deniyor ya, o kastedilen Allah’ın kaderinde yönlendirdiği kişidir o. Boşamak, “git gözüme görünme” anlamında bir boşama değil.  Kadın kendini hibe etmiş. Vazgeçmez Peygamber (sav)'den. Nasıl geçsin? Peygamber (sav)'den vazgeçer mi bir kadın? Allah’a aşık kadın vazgeçer mi Allah’ın en güzel tecellisinden? Hiçbir kadın Hz. Hasan’dan, Hz. Hüseyin’den ayrılmamıştır kalben. Mühim olan da kalben ayrılmamış olmasıdır. Sırt sırta yapışık olmak kaliteli bir sevginin alameti değildir. Sık sık görmek derin sevgiyi ifade etmek açısından yeterli değildir. Peygamberimiz (sav)’i 1400 senedir ümmet göremiyor, ama daha on dakika önce görmüş gibiyiz. Kalpte derin sevginin yerleşmesidir önemli olan. Derin akıldan, derin imandan kaynaklanan derin tutku vardır. Ayette Allah sadece eşlerine teksif olmuş, tutkuyla bakan eşlerden bahsediyor.

 
Kaçkar TV, 27 Ekim 2010 

  • (Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’nden ilk defa “irtica” kavramının kaldırılması ve yapılan değişikliklerle ilgili)

Doğrusu da budur. Zaten insanların iman etmesi kolay değildir. Hem iman edecek, hem arkasından başka türlü olacak çok zor. Ama münafık tehditi vardır. Peygamberimiz (sav) devrinden beri devam ediyor. Akılcı baktığımızda, Atatürk münafıklığı bıçak gibi kesip atmıştır. Münafıklara dünyayı dar etmiştir. Atatürk’ün çıkışı Hz. Mehdi (as)’ın çıkış alametidir. Atatürk Hz. Mehdi (as)’a müthiş zemin hazırlamıştır. Ve münafıklara karşı da muazzam bir set meydana getirmiştir. Çok önemli bir şahıstır. Hayati bir şahsiyettir. Mehdiyet için de bir bütünlüktür. Mehdiyetin bir bölümüdür. Mehdiyetin önündeki tüm engelleri kaldırmıştır. Hz. Mehdi (as)’a rahat hareket edebileceği bir yapı oluşturmuştur. Hz. Mehdi (as) öyle harekete geçmiştir. Yoksa Mehdiyet yok olurdu. Bu batın ilmidir. Bir kısım insanlar şaşırdılar, Atatürk’e Hz. Hızır (as) yardım etmiştir dediğimde, dediğim doğrudur. 

  • Müslümanlık çok çabuk hakim olurdu, ama hayret edilecek şeylere insanlar inanabiliyorlar. Olmaz, inanılır gibi değil diyoruz, ama adam inanıyor. Bana vahiy geliyor diyor, üç-beş kişi belki olabilir ama yüzlerce adam buna inanıyor, bu mucize. Abuk sabuk bir şey söylüyor, milyonlarca taraftarı oluyor. Hinduizm olacak iş değil, inanıyorlar. Put yapıyor adam puta tapıyorlar, yüz milyonlarca inananı var. Doğuda 100 milyonlarca insan var kendi yaptığı puta tapıyor ve gayet makul karşılanıyor. 
     
  • Hükümetin İslamiyet’i yayma gibi bir faaliyeti olmadığı doğru. Darwinizmi, ateizmi yok etmek gibi bir faaliyeti yok. Devletin ajansı Anadolu Ajansı zaten habire evrim propagandası yapıyor. TRT de evrim propagandası yapıyor, hükümetin böyle bir faaliyeti yok. Olması da düşülemez, laik sistemde zaten böyle bir şey olmaz. Hükümet bizim oluşturduğumuz imanlı tabanın normal tavrını tabii ki oya çeviriyor. Ama bir sağ partinin zaten oya çevirmesi gerekir. Biz zaten sağın iktidar olmasını istiyoruz. Ak Parti olmasa başka bir partinin bunu yapması gerekiyor zaten. Hangi parti olsa bunu yapacaktır. Millet imanlı olunca, Allah’tan korkunca, o inanca paralel bir partinin iktidara gelmesini ister. Mesela Doğu Perinçek açıkça söyledi. “Ak Parti’nin iktidara gelmesini Adnan Hoca sağladı” dedi. Bizim yaptığımız faaliyetlerin sebep olduğunu söyledi. O solcu düşünceyi savunur ama kendi düşüncesi içinde çok yamandır ve çok iyi analiz yapar. Analiz yaptığında da genelde sol anlamında doğru analiz yapar. Tabii ki imanlı toplum iktidara sağı getirecektir. Genellikle tabii oy bölünmesini istemedikleri için insanlarımız merkez sağı getirme eğiliminde oluyorlar. Aslında merkez sağ değil, sağdır Türkiye’de düşünce. Fakat mecbur oldukları için merkez sağa gidiyor oylar. Mesela Saadet Partililer var, Saadet Partisi’ne oy verdiğinde seçilmeme ihtimali olduğu için, klasik sağ düşüncede olduğu halde orta sağa oyunu vermek durumunda kalıyor. Yoksa çok fazla MHP’li de var, BBP’li de var Ak Parti’ye oyunu veren. Genellikle hep böyle olmuştur. Adnan Menderes döneminde de böyle olmuştur. Özal zamanında da böyle olmuştur.
     
  • Karanlık tilkiler Mehmet Talu Hocamıza karşı suikast düzenlemişlerdi. Çok karanlık bir olay. Allah önledi. Acaba neden Mehmet Talu Hocamızın şehit olması gerekiyordu? Kimlere yarayacaktı, bu bizi düşündürüyor. Allah'ın inayeti altında Hocamız inşaAllah.
     
  • Bazı Nur talebesi kardeşlerimiz Bediüzzaman'ın Hz. Mehdi (as)'ın birinci görevini yaptığını, gelen şahsın sadece ikinci ve üçüncü görevi yapacağını söylüyorlar. Bediüzzaman öyle demiyor. Üç vazifeyi birden yerine getirecek diyor. İkinci, üçüncü vazifeyi yapan neden birinci vazifeyi yapmasın. Darwinizmi ve materyalizmi tam anlamıyla susturmayı ve imanı kurtarmayı Hz. Mehdi (as)'ın yapmasında ne mahsur var? Neden Hz. Mehdi (as)'ın bu görevi yerine getiremeyeceğini düşünüyorlar? Bu yanlış bir düşünce. Hz. Mehdi (as) üç vazifeyi birlikte yerine getirecektir inşaAllah.
2010-10-28 21:32:38
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top