Adnan Oktar'ın 28 Ekim 2010 tarihli röportajından önemli başlıklar

Kaçkar TV, 28 Ekim 2010 

  • Risalei Nur dairesindeki bazı kardeşlerimizde olan yanlış düşünceyi düzeltmek biraz vakit alır. Sabırlı olsun kardeşlerimiz. Muazzam bir tahribat meydana getirilmiş, bu tahribatı ince çalışmalarla düzelteceğiz inşaAllah. Kıyamet bu kadar yakınken şahsı manevi diyerek Müslümanları pasifize etmenin sorumluluğu olur. Kardeşlerimiz bizden duyduklarını, okuduklarını yavaş yavaş herkese anlatsınlar, hiç acele etmesinler. Bu konuları anlamamalarının veya tevillerinin nedeni, bu konulara girmenin daha önce hep yasak olmasıydı. Yaklaşık 60'lardan beri bu konular hep yasak edilmiştir. Hz. Mehdi (as), Deccal ve Hz. İsa (as) konuları okunmamıştır. Çünkü Bediüzzaman’ın Hz. Mehdi (as) bilinmesi bir heyecan ve saygı meydana getiriyor. Her harekette bu vardır, mürşidi Hz. Mehdi (as) bildiğinde daha canlı, aktif oluyor, Hz. Mehdi (as) olmadığını düşününce daha pasifleşebiliyorlar. Bediüzzaman’a saygının azalacağını düşünüyorlar.

     
  • İman zafiyeti insanlarda çok yaygındır. İman zayıflığı oluğunda şahsı manevi denilmesini daha makul görüyorlar. Bu mantığa göre, Bediüzzaman güya dinsizlik olacağına dini yumuşatıp şekillendirmiştir diye düşünüyorlar. Sonradan olması asla mümkün olmayacak şeyleri inanılır hale getirmiştir diyorlar. Yani Hz. Mehdi (as)'ın şahsı gelecek dese bunu gerçekleşmesi imkansız bir durum gibi görüyorlar, ama şahsı manevi gelecek deyince inanılabilir bir hale geldiğini düşünüyorlar. Bu nedenle de güya bizim yaptığımızı, inanılır hale getirilmiş şeyi inanılması zor hale getirmek gibi değerlendiriyorlar. Şahsı manevi, bir fikir hareketi tarzında dediğinde imanda zorlanmıyorlar. Mesela kadere imanda nasıl birçok kişi zorlanıyor, ancak teknik açıklamalarla, çok kapsamlı anlatığımız zaman kanaatleri geliyor. Benzer şekilde Hz. İsa (as)’ın 2000 yıl sonra canlı olarak gelecek ve Müslüman olacak olması, Hz. Mehdi (as)'ın şahsının zuhur edecek olması, buna da inanmak zor olduğu için konuyu şahsı manevi haline getiriyorlar. 10 tane rahip İslamiyet iyi dindir dese Hz. İsa (as)’ın şahsı manevisi çıkmıştır diyorlar. Olmasını mümkün görmedikleri için Bediüzzaman’ın sistemi yumuşatıp inanılır hale getirdiğini düşündükleri için, şahıs olarak gelecektir demeyi yeni bir badire oluşturmak gibi görüyorlar. Hz. Mehdi (as)’ın çıkmayacağını düşünüyor, konu şahsı manevi denilip kapatılmışken biz alt üst etmiş oluyoruz onlara göre. Bir de şöyle bakıyor olaya, inansa bile Hz. Mehdi (as)'ın gelişine, kendi şeyhi var, şirketi var, holdingi var, hastanesi var, otelleri var hepsinin Hz. Mehdi (as)’ın emrine verileceğini düşünüyor, Hoca olarak bildiği mürşidini de kaybedeceğini düşünüyor. Malını mülkünü alacak, şeyhinin itibarını alacak bir varlık gibi görüyor kendince Hz. Mehdi (as)'ı ve müthiş kinleniyor. Hz. İsa (as)’ı daha da tehlikeli görüyor. Peygambere birşey diyemeyeceği için hiç gelemeyecek hale getirmeye çalışıyor. Yani iman zafiyetinden kaynaklanan bir Mehdiyet korkusu var. Allah'a güvenemiyorlar ve sonunda yalancı çıkmaktan da korkuyorlar. Ya gelmezse diyorlar. Çünkü savunur da gelmezse, itibarını kaybedecek. Ne Allah'a güvenebiliyorlar, ne Peygamberimiz (sav)’e güvenebiliyorlar, ne de Bediüzzaman’a güvenebiliyorlar.

     
  • Benim güzel başörtülü kardeşlerim çok zevkli olup, başörtüsünü yakıştırmaları lazım. Bir kısmı allı-güllü biraz zevksiz giyinebiliyorlar. Baktın mı insanın gözüne zarif ve hoş gelmesi lazım. Bir de tertemiz olmaları lazım. Çok az da olsa bazıları çok bakımsız oluyorlar. Özendirici bir güzellik olması gerekir. Ben ayrıca çarşafa da karşı değilim. Çarşafı da çok beğeniyorum. Kadına çok yakışıyor. Ama açık olan kardeşlerimi de çok seviyorum. Bazı başörtülü kardeşlerimizin saçları sağlıksız oluyor. Çünkü kat kat sarıp onları bastırıyor, saç hiç kıpırdamıyor. Evinde de kapatıyor saçını, bakım yapılması lazım ama yapmıyor. Saatlerce baş kapalı kaldığında saç dökülür. Bu rahat yapılabilecek birşey. Ben bunları normalde söylemeyebilirim ama vicdanen sorumluluk olduğu için söylüyorum. Saçlarına ve bedenlerine bakmaları gerekiyor. Çünkü kalın giyinildiğinde daha da özenli ve dikkatli olunması gerekiyor. Çünkü ince kıyafette vücut hava aldığı için kolaydır ama kalın giyildiğinde vücut çabuk kirlenir. Çok özen gösterilmesi lazım temizliğe. Günde en az 2 kez banyo yapılması lazım. Normalde 3 defa yapılır. Zor ama biz buraya imtihana geliyoruz. Güzellik kolay değildir, bakımla ve akılla olur. Bir de kavgacı ve ters olmasınlar. Ben bazen kapalı hanımları görüyorum, kavgaya hazır oluyor yüzündeki ifade. Halbuki Müslüman çok sevilen bir varlık olması lazım. Bir çok kişi konuşmuyor ama adı konulmamış ve konuşulmamış bir korku meydana geliyor o zaman. O yüzden kapalı kardeşlerimiz sosyal yönü gelişmiş ve konuşulabilen olmaları lazım.

     
  • İnsanlar genellikle gerçek nedeni söylemezler, o bilinçaltında kalır. Gerçek nedenleri bulup, gerçek nedenlere göre tedavi lazım. Görmezden gelmek çok büyük hata olur.

     
  • Beni seven kardeşlerim, izlenme oranlarımızı artırsınlar. 30 milyon bizim izlenme oranımız ama dünya 7 milyar. İngilizce’ye çevirip video paylaşım sitelerine koysunlar. İzlenme oranını artırsınlar. İndirip, alıp yeni küçük siteler oluştursunlar ve bıkıp usanmadan anlatsınlar.

     
  • İnşaAllah Hz. İsa (as)’ın her anı, yaşantısı, yemesi, içmesi onu rahatsız etmeyecek şekilde yayın yapılır. Hz. Mehdi (as)’ın da hayatı ve konuşmaları sık sık videoya alınarak yayın yapılır. Mucizeleri yaparlarken yayınlanır. Eskiden bir mucizeyi 5-10 kişi görüyordu, bu sefer dünyanın hepsi görecek inşaAllah.

     
  • Ortak alfabe ve Türk Lehçesi ortak olduğunda net netice alınır ittihad anlamında. Türk İslam Birliği’ni isteyen, lehçe birliğine ağırlık versin. Tüm Özbekler, Kazak kardeşlerimiz, Yakutlar, hepsi Türkiye Lehçesi’ni alsınlar. Dünya çapında kullanılan da bu lehçe, esas olan Türkiye lehçesi. Bu iletişim anlamında çok iyi olur, konuyu bitirir.

     
  • Benim inancıma göre Kuran’da başörtüsü var. Ama ben o kanaatte değilim diye baskı yapmam saygı duyarım. Ondan dolayı bir muhalefet içine girmem. Mesela Vahhabi kardeşim farklı bir yorum yapar, ona da saygı duyarım. Nihayetinde hepimiz Allah'ın huzuruna gideceğiz. O yüzden anlayışlı, olgun ve saygın bir tavır içinde olacağız. Başı açık diye baskı yapmak başı kapalı diye tahkir edecek cümleler kullanmak çok çirkin hep sevecenlikle saygıyla hürmetle konuşulması gerekir.
2010-10-29 23:14:18
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top