Adnan Oktar'ın 29 Ekim 2010 tarihli röportajından önemli başlıklar

Kocaeli TV, 29 Ekim 2010 

  • Dünyada bir akıl derinliği gittikçe artıyor. Bu da tabi ki İslam’a yansıyor. Aklı başında Müslümanlar çıkıp yobazlıkla Müslümanlık arasındaki farkı anlatınca tedirginlik ortadan kalktı. Çok faydalı oldu. Bayağı değiştirdiler fikirlerini. Risale-i Nur talebesi ağabeylerde de çok güzel gelişmeler oldu. Alenen konuyu açıklamaya başladılar. Mehdiyet uzun bir süreçtir biraz zaman alacak, bu konuda çok büyük bir boşluk oluşmuş, bu konuyu çok örtbas etmeye çalışmışlar. Dünya hakimiyeti açısından asıl olan iman hakikatlerinin anlatılması, Kuran mucizelerinin anlatılmasıdır. İnsanların mucizelere de ihtiyaçları vardır, insanların imanını arttırır. Hücre içerisinde kromozom yapısına bakıyoruz bir kütüphane dolusu bilgi var. Bu mucize, bizim imanımızı arttırır. Peygamberimiz (sav) tepeden tırnağa anlatmış Hz. Mehdi (as)’ı bunu aynısıyla görünce karşımızda, bu çok büyük bir mucize oluyor. Benim Mehdiyeti anlatmamın sebebi bu mucizeleri insanlar görsün, Allah’a olan sevgileri artsın, Peygamber Efendimiz (sav)’e sevgileri artsın, güvenleri artsın. Peygamberimiz (sav)’in mucizelerinin kesintisiz sıcak bağlantıyla devam ettiğini, sekme durma olmadan Peygamber Efendimiz (sav)'in söylediklerinin aynısıyla çıktığını görsünler.

     
  • Bir insanın ne dese doğrusunun çıkması, sevenleri üzerinde çok olumlu etki yapar. Peygamberimiz (sav)’in sözlerinin doğru çıkması Allah'a olan imanın artması anlamına gelir. Mucizelerin anlatılması imanı arttırdığına göre biz de Peygamberimiz (sav)’in söylediklerini ve ahir zamanda olanları anlatmaya devam edeceğiz. İman arttıkça insanın ahlakı da güzelleşir. En hayati konu iman olduğu için imanı da tek bir noktadan geliştirmek mümkün olmaz. Sıcak mucize gösteriyoruz, şu an olmuş, 1400 sene sonra tahakkuk etmiş. O zamanki mucizeleri insanlar görmedi sadece nakil oluyor. Sahabeler Peygamber (sav)'in mucizelerini bizzat görüyordu biz nakille alıyoruz. Ama şu an Peygamber (sav) söylüyor, bunlar teker teker gerçekleşiyor, biz de gözlerimizle bizzat görüyoruz.

     
  • Münafıklar ve yobazlar İslam ahlakı hakim olduğunda kuzu gibi olacaklar. Mehdiyette intikam almak ve kin yok. Mehdiyetin insanları rahatsız etmeyen tedirgin etmeyen mükemmel bir istihbarat ağı olacaktır. Bir zulüm yapacağından değil ama Allah'tan korkmayan, Hz. Mehdi (as)'dan korkacaktır. Hz. Mehdi (as)'ın vefatından sonra da sapıtacaklardır. Hz. Süleyman (as) asasına dayanmış olarak cinleri ve şeytanları idare ediyor. Ayaktayken vefat ediyor, o hayatta diye hizmete devam ediyorlar. Çok korkuyorlar Hz. Süleyman (as)’dan. Asasında olan bir kurt iyice zayıflatıyor asayı, sonunda Hz. Süleyman (as) da düşüyor. "Şayet cinler gaybı bilmiş olsalardı böylesine aşağılanıcı bir azab içinde kalıp-yaşamazlardı" (Sebe Suresi,14) diyor Allah. Hz. Mehdi (as)’ın ve İsa Mesih’in ölümüyle  de bir anda zaaf meydana geliyor. O zaafla dünyaya görülmemiş bir küfür hakimiyeti oluyor. O nedenle zaafın gizlenmesi çok önemli. Mümkündür ki Hz. İsa (as)’ın vefatı da Hz. Mehdi (as)’ın vefatı da bir süre gizli tutulabilir. Osmanlı’da da böyleydi. Kanuni’nin vefatı gizlenmişti. Büyük insanların ölümlerinde bazen devlet gizler, önce ortalık yatıştırılır, toplumda infial meydana gelmemesi için önlem alınır, ondan sonra açıklanır. Hz. Süleyman (as)’ı ayakta tutması Allah'ın, öyle göstermesi, Allahualem cinlerde zaaf oluşmaması içindir.

     
  • Bir dinsiz kendi davasına titiz olan insanlara saygı duyar, kendi davasında samimiyetsiz gördüğü, taviz veren, kendi inancına saygı duymayana saygı duymazlar. O nedenle ateistlere sempatik görünmek için saygıya uygun olmayan bir üslup hiç olmaz. Onlar için daha da kızdırıcı olur.

     
  • Deccal, ateist masonların lideri olan bir şahıs. Bunlar meraklıdır hipnoz seanslarına, manyetik alanlar oluşturmaya. Bir gözünde sorun var bu doğru. Ama saldırgan değildir, entel havasında olan bir tip. Hz. İsa (as)’ın inişine Hz. Mehdi (as)’ın çıkışına inanmayan bir kişi. Ateist. Kendince yeni bir din çıkartan bir mahluk. Darwinist ve materyalist bir mahluk. Son dönemde ortaya çıkıp kendince insanları etkileyebilecek bir adam. Hz. Mehdi (as)’ın onu etkisiz hale getirmesi olmaz, çünkü hipnoz yetenekleri var. Bazıları çok zor hipnoz yaparlar ama bazıları da 3-5 saniye içinde hipnoz yapıyor, geniş kitleyi hipnoz edebiliyorlar. Hipnoz olunca da uyandırdığında şahıslar kendilerini normal yaşıyor zannediyorlar. İsa Mesih, hipnozu ve manyetik alanın etkisini ortadan kaldırıyor. Bu ateist mason olan kişi şeytanların etkisiyle bunu yapacaktır. İnsanlarda unutkanlık meydana getirebiliyor, zaman algısını değiştirebiliyor, o yüzden de ona hayran olacaklar. Tüm insanların beyinlerine etki etmesi çok acayip birşey. O yüzden haşa onu Allah gibi görecekler. Hıristiyanlara bilhassa etki edecek. Hz. İsa (as) da bu etkiyi ortadan kaldıracak.

 
Kaçkar TV, 29 Ekim 2010

  • Bilimsel çalışma yapmak durumundayız. Öbür türlü gerçeklere gözümüzü kapatmış olacağız. Önce Darwinist düşünceyi ortadan kaldırmak gerekli, öbür türlü kendini kandırmak olur netice alamazsın. Hazreti İbrahim (as) putları kırdı. Orada Allah nasıl sevilir, nasıl Allah’a kulluk edilir diye anlatılabilirdi ama büyük putu bırakarak önce diğer putları yıkıp kırıyor. “Bu put imanlı bir put” diyor. “Onları kırdı” diyor. “Bu put ortaya çıktı”diyor. Bu bir ledün ilmidir. Bu put imanıyla öbür putların yanlışlığını ispat etti, kırdı attı diyor. “Gidip ona sorun” diyor, “o anlatır” diyor. Dolayısıyla orada bir kez putları kırdığını görüyoruz. Hz. Musa (as) ne yapıyor? Bakıyor buzağıdan bir put yapmışlar, o zamanın Darwinist, materyalist inancı o, o zaman firavunun inancı yayılmış Musevilerin arasında ve putla sembolize ediyorlar. Altından, böğüren bir buzağı heykeliyle. Hz. Musa (as) niye öyle yapıyor? “Ne gerek var bak o Mısır’ın din adamlarını ihya etmişler. Biz de girersek o dine ihya oluruz, biz eski materyalist, Darwinist, şamanist sapkın dinimize dönelim” diyorlar. Hazreti Musa (as) yerle bir ediyor putu, özel bir ilimle altını beyaz toz haline getiriyor, onu da denize savuruyorlar ve eriyor. Bu ilim tapınak şövalyeleri tarafından silsile yoluyla muhafaza edilmiş. Şimdi bana bir daha geldiklerinde yaşlı asıl üstadlarını getirecekler, bir de bana toz haline getirilmiş altın getirecekler inşaAllah. O ayrı bir ilim. Özel bir ilim, söz verdiler onu getirecekler. Dolayısıyla Peygamberimiz (sav)’in yaptığı neydi? Mekke’ye girdi, putları yerle bir etti, aldığını parçaladı. Putları parçalamak çok önemlidir. Biz Allah nasıl sevilir, nasıl iyi bir kul olunur tabi ki anlatacağız ama putları parçaladıktan sonra. Bunun yolunu Allah bize gösteriyor. Bilimsel metotları inceleyin, dikkat verin, bakın ve anlatın diyor Allah. Kuran ne diyor? Derin derin düşünün, geçmiş insanların kalıntılarını da inceleyin, gökyüzünü de inceleyin kendi bedeninizi de inceleyin diye Allah emrediyor bize. Tahkiki iman ve Allah’ın varlığını bu şekilde anlatarak ispat Kuran’ın bize emrettiği bir farz. Derin düşünme araştırma yoksa bağnazlık gelir, biz de buna karşıyız. Allah’ın emri olduğu için biz derin düşünmeyi, ince düşünceyi savunuyoruz.

     
  • (Genetik bilimle, genlerle oynayarak yeni türler meydana gelebilir mi?)

Atla eşek birleştiğinde katır oluyor, Allah ona ruh veriyor mu dersen Allah ona bir ruh verir tabi, Allah herşeyde tecelli eder. Ama dünyanın, teknolojinin ve bilimin o kadar gelişeceği kadar bir vakti yok. Kıyametin tam öncesindeki devirde rahatına düşkün, birbirine saldıran, savaşan insanlar olacak, bilimle ilgileri olmaz. Gerçek bilim adamı olabilmek için de imanlı olmak gerekir. O zamanlar ne bilim kalır, ne sanat kalır. Cinsi sapıklık, ahlaksızlık yayılacak. Bilimin gelişmesi Müslümanların olduğu dönemde Hz. Mehdi (as) ve Hz. İsa (as)’ın olduğu dönemde en yüksek seviyeye çıkacaktır. Gen ıslahını da yaratan Allah. Genetiği nimet olarak yaratan Allah’tır. Herşeyi şekillendiren Allah’tır. Allah ayette “giyimlikler yarattık”diyor. Modacı kendi yaptığını sanıyor. Allah görüntüyü aldığında hiçbiri kalmaz. 

  • "Bir avuç fakire yardım ederseniz bin kere hacca gitmiş gibi sevap alırsınız", "namaz kılarken bir kişi yanlışlıkla önünden geçerse bin kişiyi öldürmüş gibi günah olur" derse, bu çok yanlış olur diyor Bediüzzaman. Vaizlerin endazesi kaçmış sözlerden kaçınması gerekir, diyor. Değerini düşürürsünüz o zaman diyor. Küçük bir hizmeti çok büyük güzel hizmetlere eş tutmak, o hizmetin değerini tenzil edebilir diyor.

     
  • Cennet bu dünyadaki bilgilerden, manevi inkişaftan oluşan derin güzel ruh halini yaşamaktan oluşuyor. Cennette koltuğa yaslanmak; yorgunluğu bilmeyen, çileyi bilmeyen, dinlenmeyi bilmeyen insan koltuktan niye zevk alsın? Biz burada koltuğun önemini, dinlenmenin önemini öyle bir öğreniyoruz ki kromozomlarımıza kadar biliyoruz. İnşaAllah Allah cennet nasip eder, 400 trilyon sene geçecek mesela, dünyadaki olaylar hatırlıyor musun, ne kadar süre geçti gibi geliyor desen, daha dün gibi der. Her seferinde, her koltuğa yaslandığında, o yorgunluğu her seferinde bilerek zevk alır. Yaslanmanın önemi dünyada öğreniliyor. Yüksek döşek diyor, geniş yataklar niye hoşumuza gidiyor yorgunluğu bildiğimiz için. Çadır tarzında mekanlardan bahsediliyor, insanın hoşuna gidiyor betondansa o hoşumuza gittiği için. Kıyasla biliyoruz. Doğrudan giderse, hiç bilmeden yorgunluğu ne yapsın yatağı. Cennette müminler var, tutup tutup kucaklayacağız, ne kadar, sonsuza kadar, niye seviyoruz, Kuran'dan öğrendiğimiz aşkla seviyoruz. Peygamberimiz (sav)'i hiç görmedik, ama sanki yanında 40 yıl 50 yıl kalmış, tanımış gibi seviyoruz. Kuran'dan tanıyoruz. Hz. Musa'yı da öyle. İmanla tanıyıp biliyoruz. Cennetteki Müslüman hanımları hatıralarla seveceğiz, onlar da sadece helallerini sevecek şekilde yaratılıyor. Başka türlü olmuyor. Helaline baktığında etkileniyor. Başka birşeye baktığında etkilenmez, kadın da cennette sadece eşinden etkileniyor. Kiraz ağaçlarına özlem duyarız, ama bahçe çok lükstür herkes göremez, bahçesi olan da en fazla bir ay görür kirazları, bir ay durur. Kiraz ağacı olan insan kirazı dalından almak istemez, kıyamadığı için dokunamaz. Almasa bozulur gider. Yese bir türlü, yemese bir türlü. Ama cennette böyle değil koparırsın güzelliği gidecek zannettiğin anda bakarsın sen daha koparmamış olursun, 100 trilyon sene koparsan o meyve bitmez. İstediğin kadar ye doymazsın. Sofraya oturuyoruz, biraz yiyip doyuyoruz, istesen de yiyemiyoruz. Cennette öyle değil. Çok şahanedir cennet sofraları istediğin kadar yersin. Uykun gelmiyor cennette, dünyada özel olarak veriliyor uyku, sırf acz olsun diye. Gece gündüz farkı da hafif fluluk sonra canlanma şeklinde olur. İkisi de çok tatlı oluyor. Zaman kıyasını öyle yapıyor insanlar. Banyo yapmak yok, makyaj yapmak yok, saçlar çok mükemmel, dünyada her saç kusurludur, eksiktir. Hangi kadına sorsanız, "mükemmel bir saç var bunu bulamıyorum" der, işte cennetteki saçtır o. Mükemmel makyaj arar bulamaz çünkü cennette o. Hiçbir meyve bizi doyurmaz, mükemmel bir elma modeli vardır beyninde, bulamazsın. Çileği aldığında pudra şekerine batırır, bir eksiklik vardır çilekte, o eksiklik cennette kalkıyor. Toz ve kir hiç yoktur cennette. Her toz tanesi uzay gemisi gibidir yakından bakarsan. Elektron mikroskobunda büyütsen havada uçuyor gemi gibi bir de onun içindeki canlılara sor sen. Dişlerini her yemekten sonra yıkamak gerekiyor, öyle birşey yok cennette, gıcır gıcır dişler. Ve unutmuyorsun her seferinde sevinç vesilesi. Her seferinde hayret edecek. 100 trilyon yıl geçiyor yine unutmaz. Dünyayı hiçbir zaman unutmayacağız, ama kötü olan şeyleri unuturuz, aklımıza gelemez. Onun için Allah çok titiz bir imtihanın sonucunda cennete alıyor.

     
  • Bediüzzaman cennet için orada hayal hızı vardır diyor. Dünyada mesela insanın aklına yemek gelince, görüntüsü beyninde, hayalinde oluşuyor ve anında ağız sulanması oluyor. İşte cennette aklına geldiğinde karşısında olacak. Dünyada hayalinde flu olarak oluşuyor, cennette net oluyor. Aklından geçirdiği an üç boyutlu olarak oluşur, anlamamız için Allah bu dünyada içimize koyuyor.

     
  • Hz. Mehdi (as) dünyaya kaliteyi getirecek, dünyanın en kaliteli insanı olacak Müslümanlar.
2010-10-30 23:37:43
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top