Adnan Oktar'ın 02 Kasım 2010 tarihli röportajından önemli başlıklar
Gaziantep Olay TV, 2 Kasım 2010
Şeytan sevgiyi istemiyor, nefret istiyor. Donuk abus bir surat, firavun suratı istiyor. Neşesiz, şevksiz bir nesil istiyorlar. Niye sevgi duyuyorsun diyor. Ne yapmam lazım? Nefret mi duymam lazım? Ben senin şeytanına uymuyorum. Hz. Mehdi (as)’dan bahsetme diyorlar. Neyden bahsedeceğiz? Senin şeytanından mı? Senin şeytanını mı öveceğim? Resulullah (sav)'ın müjdelediği bir güzellikten tabii ki şevkle, zevkle sevinçle bahsedeceğim. Bütün Peygamberleri seviyoruz. Hz. İsa (as) da Ulu'l azm Peygamberdir, gelişini heyecanla bekliyoruz. Sahabeler bile Hz. Mehdi (as)’ı görmek istiyor, gece gündüz Hz. Mehdi (as)’dan bahsediyorlar. Günümüze gelince bakıyoruz, hiçbirini görmek istemiyorlar. İşadamı olacak, suratı kemik gibi olacak, soğuk, buz gibi mesafeli olacak, kafası sadece politik konuşmalara yatacak, millete laf sokacak, dedikodu yapacak, bu modeli mükemmel görüyorlar. Bu yanlış.
Türkiye hem Batıyı hem Doğuyu kucaklayan bir ülke. Tek bir yere bakışaçısı yok. Ama sosyal yönden, inanç yönünden, tarihi yönden biz Doğuya aitiz. Türk İslam ülkeleri ile birleşecek bir ruha sahibiz. Fakat Batıyı da çok seviyoruz. Amerika’yı çok seviyoruz. Katillerini, zalimlerini sevmiyoruz. Yoksa güzel huylularını niye sevmeyelim?
Doğum anında ölen çocuklar, küçükken ölen bebekler, akıl hastaları, ahirette küçük vildan olarak canlanırlar. Cennette aileleri onları görecek, tanıyacak. Hiçbir şey Allah Katında yok olmaz. Şu bizim konuşmamız sonsuz evvelde de var sonsuz sonrada da var. Birşeyin yok olması haşa Allah'ın aczi anlamına gelir. (Akıl hastalığı olan küçük çocuk) o uykuda inşaAllah, ahirette uyanacak. Vildan olarak ahirette kalkacak. Allah ahirette istediğiniz herşey var diyor. Ben kızımı görmek istiyorum diyor, Allah ona göstertir. Allah'ın ona akıl verip annesinin karşısına getirmesi Allah Katında güç mü? Günahkar değil o çocuk, tertemiz, niye çocuğunu görmeyi istemesin ve niye Allah göstermesin?
Hz. Mehdi (as) cinlerin, şeytanların saldırısıyla da imtihan olacaktır. Bu imtihan içerisinde o da bir zorluktur. Çok şiddetli bir imtihandır bu. Hz. İsa (as)’ın gelişinden sonra o etki tüm insanların üstünden kalkacaktır. Rahatlık döneminde, Hz. Mehdi (as)’ın aldığı sevap azalacaktır, çok düşecektir. Daha evvel trilyonlarla aldığı sevap düşer. Onun için Allah dünya hakimiyetini, baskının kalkmasını, huzur ve güvenlik dönemini son döneme bırakıyor. Bütün ömrü boyunca sevabı topluyor. İnsanlar zannediyor ki rahat olduğunda daha çok sevap olur, tam tersine hakaret baskı ne kadar şiddetliyse o kadar çok sevap olur. Biz de Hz. Mehdi (as) öncüsü olduğumuz için hakaretler saldırılar aldığımız sevabı kat kat artırır. Bir insana ya bedeni saldırı (hastalık) ya dış saldırı olur, Hz. Mehdi (as)’da hepsi oluyor. Tüm cinler, tüm şeytanlar, tüm münafık orduları saldıracaktır. Güleryüzle, pırıl pırıl ifadeyle karşı koyacaktır mübarek, biz de onun yolundayız, Resulullah (sav)’ın yolundayız inşaAllah. Hz. Mehdi (as) muazzam acılar çekecektir, ama sezdirmeyecektir, bu bir aslanlık alametidir. Bazı insanlar acı çekti mi, canı yandı mı, kolu yandı mı bağırır, Hz. Mehdi (as) ise koçyiğittir, asla sezdirmez. Küfre sezdirilmez. Daima ezici gücünü aslan gibi gösterecektir.
52/44- Eğer gökten bir parçanın düşmekte olduğunu görseler bile: "Üst üste yığılmış bir buluttur." derler.
Ebcedi 1999 yılını veriyor. Göktaşlarının en yoğun biriktiği, birden yoğunlaştığı tarihi veriyor. 1980 yılında başlıyor artmaya. Bütün bunları anlamazlıktan gelmek, kıyametten sonra insanlar dirildiğinde Cenab-ı Allah bunları sorduğunda, göktaşlarının bir anda bu kadar yoğunlaşmasına ne mana verdin dese, anlamazdan geldim diyecek. Allah Nemesis’in niye yaklaştırıldığını biliyor muydun diyecek, yalan söyleyemez, biliyordum diyecek. Peygamberimiz (sav)’i şahit getirecek Allah, dünyanın ömrü 7 bin yıl dedi, 5600 yılı geçti dedi mi, o zaman hesap edemedin mi dese? Çıkarabiliyordum diyecektir. Bu ne demektir? Anlamazlıktan gelmektir.
(Müslümanlarla Yahudilerin savaşacağı ve ağaçların arkasında bir Yahudi olduğunu haber vermesi ile ilgili hadis hakkında)
Yahudilerle Müslümanlar Filistin’de savaştılar. 6 gün savaşı var. Başka savaşlar da var, Ürdün'de, Mısır'da savaşlar oldu. Daha önce de açıkladım. Bir insan suçuna göre cezalandırılır. Bir taşın ardında bir Yahudi çocuğuyla karşılaşsak, mazlum 3 yaşında bir çocuk, şeker birşey. Taş da gel bunu öldür dese, bu şeytandan gelen sestir, biz buna uymayız. Çünkü bu cinayete teşvik eden bir halisünasyondur bu. Biz ne yaparız? Biz elektronik bir cihazla din aleyhtarı olup olmadığını tespit edebiliriz. Ama öldürmek için değil, onu ıslah etmek için. Din düşmanıysa, Tevrat düşmanıysa, zulüm yapıyorsa. Tevrat’ta da Müslümanlara zulüm yok. Müslümanlara Ben-i Nuh olarak bakması gerekir Yahudilerin. Ama buna rağmen zulüm yapan bir Yahudiyse, mikro kameralarla teknik aletlerle, bize haber verecek. Biz de fikren etkisiz hale getireceğiz. İlim olarak öldürmektir. Bedeni olarak değil. Taş ve ağacın Müslümanlara bilgi vermesi, şu an ahir zamanda gerçekleşiyor. PKK mücadelesinde askerimize silah kaldıranlar mikro kamerayla tespit edilsin dedik. Kamerayı nereye yerleştirecek? Taşın içine, ağacın içine. Peygamerimiz (sav) mükemmel bir tarifle ahir zamanda kullanılacak teknolojiyi tarif etmiş. Sırf Yahudiler için değil, ateist, zalim herkes için zulüm yapıyorsa onu tespit etmemiz gerekir, Peygamberimiz (sav) sadece bir yönünü söylemiş. Müslüman nefsi müdafa yapacağı vakit, bu tarz bir bilgiyi gizli sistemle tespit edecek demek ki.
Kaçkar TV, 2 Kasım 2010
İngiltere’de sihleri görüyorum, polislik yapıyorlar, devletin her türlü kademesindeler, kendü ilginç türbanları var. Hiçbirşey olduğu yok, birşey olmaz yani. Başörtülü kardeşlerimizin de başı açık kardeşlerimize karşı titiz olmaları lazım. Onları Müslümanlığa titiz olmayan insan gibi göstermekten kaçınmaları gerekir. Öncelikle bunu elde etmemiz gerekiyor. Bu çok gerekli ve kapalı kardeşlerimizin hepsinin hareketlerinde çok kaliteli olmaları gerekiyor. Güzel yaklaşımı olan nezih, kibar olmaları çok iyi olur. Hem cehd sevabı alırlar hem de bu konunun düzelmesine ön ayak olmuş olurlar, vesile olurlar, çok iyi olur inşaAllah.
23/2- Onlar namazlarında hûşû içinde olanlardır;
Namazlarında kalpleri ferah, boş şeylerle meşgul olmuyorlar. Namazda insanın aklına bazı şeyler gelir ama bu vesvese olarak olabilir ona ehemmiyet vermesinler. Namazda dikkat Allah’a verilecek.
23/3- Onlar, 'tümüyle boş' şeylerden yüz çevirenlerdir;
Boş filmler, boş konuşmalar, facebook’ta boş yazışmalar, hiç bir amacı olmayan hareketler, bunlardan müminler kaçınacaklar.
23/4- Onlar, zekata ilişkin (söz ve görevlerini mutlaka) yerine getirenlerdir;
Gücü yettiği kadar Allah yolunda harcamak. Müthiş bereket getirir. Kuyunun suyunu çektikçe daha çok gelir. Ama kullanmazsan kokuşur su orada, bozulur. Para da dağıttıkça daha zenginlik, bolluk, bereket, güzellik verir. Hepsinin üzerinde Allah’ın rızasını kazanırsın.
23/5- Ve onlar ırzlarını koruyanlardır;
Gayrımeşru tavırları olmaz. Ama ırzını koruma derken bunun ufku geniş. Biz Afganistan’daki mümin kardeşlerimizi kızkardeşlerimizi küfrün eline teslim edip, (ilmen) cehd edip kurtarmaya bakmazsak müminlerin ırzını korumamış oluruz. Irzını değil ırzlarını diyor. Bütün müminlerin namusunu, haysiyetini korumak bizim üzerimize farzdır. Mesela Irak da öyle. Afganistan da öyle, oradaki çocukları da kullanıyor Amerikalı, İngiliz askerler. Afganistan tarihinin en iğrenç konumu oluştu şu an. Karzai geçen gün sinirinden ağladı. O bile o çizgide olmasına rağmen adam ağladı. Bunun için ne yapacağız? İttihad-ı İslam’ı oluşturacağız. Müslümanların ırzını korumak ancak İttihad-ı İslam’la olur. Bu seyredilirse haram olur. Anormal bir hareket olur ve karşılığı cehennem olabilir. Sudan, Afganistan, Moro, Çad, dünyanın her tarafında Müslümanların ırzı, namusu perişan ediliyor. Mahvediliyor Müslümanlar. Dinine imanına saldırılıyor, o da bir iffettir. İffete saldırıdır. Buna karşı vargücümüzle savunacağız. Sadece cinsel ilişki değildir iffet. Dinine saldırı da iffete saldırıdır. Orada da namusun gider. Mükaddesata saldırıyorsa orada da namusun gider.
23/8- (Yine) Onlar, emanetlerine ve ahidlerine riayet edenlerdir.
Mesela bir insanı emanet edersin veya bir eşyayı emanet edersin, titiz korunacak. Titiz korumak farzdır. Ve ahit, söz veriyor. Ben bunu yapacağım diyor. Mümin sözünde duracak, sözünden caymayacak.
23/10- İşte (yeryüzünün hakimiyetine ve ahiretin nimetlerine) varis olacak onlardır.
Allah dünya hakimiyetini haber veriyor. Ebcedine bakıyorum, 1987’yi veriyor. O da yine Mehdiyetin tarihidir.