Adnan Oktar'ın 20 Kasım 2010 tarihli röportajından önemli başlıklar

Gaziantep Olay TV, 20 Kasım 2010

  •  “Onlar ileri görüşlüdürler, takvalı ve alçak gönüllüdürler. Dünya malına ilgi göstermezler, iman ve irfan sahibidirler,.... Geceleri abid, gündüzleri arslandırlar.Merhamet, şefkat, onur ve cehd -gayret- ehlidirler. Çelik yürekli ve güçlü bir imana sahiptirler. Yorulmak bilmez, güçlüdürler. O kadar dayanıklıdırlar ki dağlara gönderilseler delik deşik ederler yerinden sökerler. Hakka inanan, Rehber’ine (Hz. Mehdi (a.s.)’a) itaat edip teslim olan, şehadet aşığı, Allah’a ulaşmak için can atan, tehlikelerin ve zorlukların eşiğinde yetişmiş fedakarlar, ... cehd ve şehadet aşığıdırlar... Sabır onların özelliğidir. Tevekkül onların yol azığıdır. Çelik yürekli, demir iradeli, gece namazlarını kılan, kanaatkar, her biri kırk yiğit gücünde mert insanlardır. (Safi Golpeygani, Muntahabu’l-Eser, s.486) 

Geceleri abid gündüzleri arslandırlar; yani geceleri ilim anlatan, ders yapan gündüzleri de arslan gibi gezerler. Küfür kalelerini fikren yerinden söküyorlar, Darwinizm, materyalizm herşey. Şehadet aşığı; Allah yolunda şehit olmak için aşkla istek duyan, Allah’a ulaşmak için can atan. Sabır onların özelliğidir; acele etmiyorlar Mehdiyet uzun, ilk devresi 40 yıl. Tevekkül onların azığıdır; Allah’a tevekküllü oluyorlar, tehlike durumunda tedirgin olmuyorlar. Peygamberimiz (sav) nasıl detaylı veriyor, Hz. Mehdi (as)'ın talebelerinin çok hayatidir konumları. 

  • “ONLARI GÖRÜYOR GİBİYİM; AYNI RENK, AYNI BOY, YÜZLERİ AYNI VE ELBİSELERİ DE AYNI OLARAK HAZRET-İ MEHDİ’YE BİAT EDERLER.”  (İbn Tavus, el-Melahimu ve’l-Fiten, s.122)

Hz. Mehdi (as)'ın talebelerine baktığında birbirine çok benziyorlar, kaliteli seçkin birbirine benzeyen gençlerden oluşacak diyor Peygamberimiz (sav), kız olsun erkek olsun, baktığınızda, kardeş misiniz siz, gibi bir durum olacak diyor, o kadar çok benzeyecekler. 

  • Korkunun ardından güvenliğe çevirmek; ne yaparsanız bunu yaparım diyor Allah? Nasıl olursanız yaparım diyor? İman edecek, şirk koşmayacak Kuran'a tam tabi olacak. Müşriklik insanın hiç tahmin etmediği yerde karşısına çıkar. Kuran'a tabi olmayan bir insan mutlaka müşrik olur, hatta ahirette şaşırıyorlar. Kuran'a uymuyor, hurafelere uyup, bana vahiy geldi diyor. Hurafenin kaynağı kim, Allah’tan değil, uydurma. Hurafeyi gönderenin kim olduğuna inanıyorsun? Haşa bir puttan bana vahiy geldi diyor, bunu diyen adamı da sen kendine put ediniyorsun, adam ne diyor, bana din geldi, yeni kitap geldi diyor. O zaman Allah adına ortaya çıkmış oluyor, Allah demediği halde Allah bana bunu dedi diye ortaya çıkıyor. Müşrik olmuş oluyor. Onun için eğer şirk koşmazsanız, samimi olursanız dini hakim kılacağım diyor Allah. Demek ki Kuran'a tam uyarsak, şirk koşmazsak, samimi olursak İslam dünyaya hakim oluyor. Eğer İslam dünyaya hakim olmuyorsa Müslümanlarda bir acayiplik var demektir. Allah Müslümanları birleştirmeyip parçaladıysa bir anormallik var Müslüman aleminde demektir. Demek ki Müslüman alemi bir suç işlemiş, bu suçu, hatayı kaldırırsanız sizi birleştireceğim diyor Allah. Müslümanlar birleştiğinde de bunun anlamı Müslümanların şirk koşmadığı, samimi olduğu. İslam hakim olduğunda şirk koşmadıkları ve Kuran’a tam tabi oldukları anlaşılacak. Şirk çok büyük bir günahtır, Allah’ın affetmediği bir günahtır. Şirkten Allah’a sığınacağız, şirke karşı çok yoğun bir tavrımız, gayretimiz olacak, korunmak içn gayret edeceğiz. Allah, halis olan kullarıma cennetimi, rızamı müjdeliyorum ve dünya hakimiyeti müjdeliyorum diyor. Şu şu ibadetleri yaparsanız size cenneti veririm diyor. Yapılmaması ne demektir haram. Yani o denilen fiillerin yapılmaması haramdır. Müslüman cenneti ister ve Allah’ın rızasını ister, Allah’ın rızasını istemek farzdır, Allah’ın rızasının İttihad-ı İslam'da olduğu bildiriliyor Nur Suresi'nde. Şirk koşmazsanız, muttaki olursanız size dünya hakimiyeti vereceğim, diyor. Dünya hakimiyetinin farz olduğunu anlıyoruz. Her yönden ayete bakarak İslam'ın dünyaya hakim olmamasının bir suç olduğunu anlayacağız. Hakimiyet yoksa, yayılma yoksa bir anormallik vardır. Mesela Peygamberimiz (sav) zamanında İslam süratle, çığ gibi yayılıyordu. Peygamberimiz (sav)'in ömrü vefa etseydi, tüm dünyaya hakim olurdu, eğer 100 yaşına kadar yaşasaydı İslam'ın hakim olmadığı hiçbir yer kalmayacaktı. Çünkü o devirde şirk koşmuyor Müslümanlar, samimiler. Biz her devirde samimi olmaya mecburuz. Bu ayeti tekrar tekrar ele alarak, bu ayetin içindeki ibadeti, farziyeti çok iyi göreceğiz. Dünya hakimiyetinin farz olduğunu birbirimize çok iyi anlatacağız. 
     
  • Şey Nazım Hocamız bir açıklama yapmış. 1431 senesi Zilhicce 13, 14 tarihinden itibaren bütün dünyada vuku bulacak değişikliğin müjdesini vermiş. Bu tarihten itibaren başta Nakşibendilik olmak üzere 40 tarikat feshedilmiştir, görev Hz. Mehdi (as)'a verilmiştir, hidayet kaynağı artık Hz. Mehdi (as)'dır, diyor Şeyh Nazım Hocamız. Bu tarih miladi olarak 20.10.2010'a denk geliyor. Çok manidar bir tarih tekrarlanan iki var. 20 sonra 10, sonra 20 sonra 10. Zor rastlanan, tevafuklu tarihlerden biridir.
     
  • 24/55- Allah, içinizden iman edenlere ve salih amellerde bulunanlara va'detmiştir: Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl 'güç ve iktidar sahibi' kıldıysa, onları da yeryüzünde 'güç ve iktidar sahibi' kılacak, kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir. Onlar, yalnızca Bana ibadet ederler ve Bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Kim bundan sonra inkar ederse, işte onlar fasıktır.

21/105- Andolsun, Biz zikirden sonra Zebur'da da: "Şüphesiz Arz'a salih kullarım varisçi olacaktır" diye yazdık.

Salih ve samimi olduğumuzda, Tevrat ve Zebur'da belirtildiği gibi dünya hakimiyeti olacak. Dünya hakimiyeti olduğunda, Müslümanların samimi olduğu ortaya çıkacak. Dünya hakimiyetinin farz olduğunu yine bu ayetten de anlıyoruz ve yüzlerce ayetten anlıyoruz. 

  • Peygamberimiz (sav)'in hadislerinin zuhur ettiğini söylemek namusun gereğidir. Bunu anlatmak namus borcudur Müslümanlar için. Peygamberimiz (sav)'in hadislerini gizlemek Müslümanlık namusuna yakışmaz. Bu kadar açık ve aleni olan bir konunun gizlenmesi hayret edilecek birşeydir. Kardeşlerimiz ahirette bunun hesabını nasıl vereceklerini görmek istesinler. Bana başka konu anlat diyor bazı kardeşlerimiz. Ben en hayati konuyu anlatıyorum, İslam alemi cayır cayır yanarken nasıl başka bir konu anlatılır.
     
  • Benim anlattığım bilgiler kolayca elde edilemez. Bunlar hem muhakeme hem yargı hem tefsir hem özel araştırma, tahkik ve tecrübeye muhtaç meselelerdir. Onun için anlatıyoruz. Mehdiyet örtbas edilmiş, tabi ki üstüne gideceğim.
  •  
  • 7.4 --- Naim b. Hammad Hakim ve Ebu Naim Sevban’dan tahric ettiler, o şöyle dedi. Resulullah (s.a.v.) buyurdu: Horasan tarafından siyah bayraklılar çıktığını gördüğünüzde kar üzerinde sürünerek de olsa onlara katılın, çünkü içlerinde Allah’ın halifesi Mehdi vardır.

7.5 --- Hasan b. Süfyan ve Ebu Naim, Şevban’dan tahric ettiler. O şöyle dediler, Resulullah (s.a.v.) buyurdu: Doğu’dan siyah bayraklılar çıkar, onların yürekleri demir gibidir. Kim onları işitirse, kar üzerinde sürünerek de olsa, gitsin ve onlara biat etsin. (Celaleddin Suyuti'nin tasnifinden hadisler)

Horasan'dan kasıt, Hz. Mehdi (as)'ın ceddinin geleceği yer Horasan tarafları yani Kafkasya tarafları olacak.  Peygamberimiz (sav) ceddinin yurdunu söylüyor, ordan gelecekler diyor. Kar üzerinde sürünerek de olsa demek, bahane üretmeyin en zor şartlarda da olsa onlara katılın demektir. Bahane bulmayın, evliliğim var, çocuklar var, tahsilim var... Bahaneyi ortadan kaldırmak için Peygamberimiz (sav) en uç örneği vermiş. Çünkü insanlar bahane saymaya başaldı mı sabaha kadar sayar. Evlenmek üzereyim, nişanlıyım, çocuk doğdu, ekonomik krizden belimiz büküldü gibi. Bahanelerin hepsinin kökünü silmek için Peygamberimiz (sav) ne diyor? Kar üzerinde sürünerek; kar üzerinde adam yere düşmüş, ayakta değil, yüzükoyun, ayak gitmiş felç olmuş, sadece kolları kalmış, o kollarınızla sürünerek karda kendinizi çeke çeke, sürünerek de olsa onlara katılın diyor. Bediüzzaman bu şekilde şerh eder, onun şerh şeklinden alıyorum. Yürekleri demir gibi; delikanlı, cesur, tutuklanmak, iftira şu bu takmıyorlar. Kim onları işitirse; görürse değil, işitirse. Duymuş, haberini almış bir şekilde. Görme ayrıdır, işitme ayrı. Kim işitirse, kar üzerinde sürünerek de olsa yani kollarıyla kendini çekerek de olsa gitsin onlara biat etsin. Yani ne dersiniz denmez, teklif edilmeyecek doğrudan katılacak. Pegamberimiz  (sav), gidin bir sorun olur mu olmaz mı demiyor. Mesela Hz. Mehdi (as)'ı gördüğümüzde zaten sormayacağız, hüsnü zan edeceğiz. Anlayıp, hissedeceğiz. "Muhterem hocam ben okuyorum Avustralya'da, size talebe olayım mı?" diye sormak ayrı birşeydir. Peygamberimiz  (sav) sorun demiyor, teklif edin demiyor, doğrudan onlara katılın diyor. Doğrudan bağlanacaksın o istese de istemese de doğrudan bağlanacaksın, Peygamberimiz (sav) onun isteğine bağlı olmaz diyor. Allah hiçbir bahane kabul etmez diyor, belden aşağınız felç de olsa aç susuz, perişan da olsanız gidip biat edin, sormaya gerek yok, sormak yok doğrudan bağlanıp doğrudan hizmetine gireceksiniz diyor.

  • Müşrikler için Allah Kuran'da pislik diyor. Kuran ayeti var. Objektif bakma diye bir şey olmaz, biz Kuran’a göre bakarız, ben Kuran’a göre hareket ederim, Kuran’da Allah müşrikler pisliktir diyor, ben de diyeceğim.
2010-11-21 11:37:00
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top