Adnan Oktar'ın 25 Kasım 2010 tarihli röportajından önemli başlıklar

Kahramanmaraş Aksu TV; Kaçkar TV, 25 Kasım 2010

  • Türk İslam birliğini demek ki oluşturmuşuz bitirmek üzereyiz. Lübnan (sevinçten) yıkıldı. Lübnan ayağa kalktı, o anneleri görüyorsunuz Lübnanlı anneleri. Ay yıldızlı bayrağa sarılıyorlar. Bütün bölgeye Türkiye hakim olsun istiyorlar. Lübnan dursun rejimi de dursun. Ama Türkiye her yerde kendini hissettirsin, manevi liderliği alsın diyorlar. Manevi liderliğin diğer adı nedir? Mehdiyet’tir. Yüzyıldan beri olmayan bir olay 2010’larda oluyorsa, bu nedir? Peygamberimiz (sav)’in hadislerinin doğru çıkması değil mi? Ne dedi Resulullah (sav), aynısını söyledi, kırmızı yeşil bayraklar çıkacak dedi. Gördünüz kırmızı yeşil bayraklar çıktı. İstanbul’a dikkat çekti. İstanbul Orta Doğu'yu yönlendiriyor.
     
  • Türk İslam birliği oluyor, İttihad-ı İslam oluyor ve Mehdiyet dünyayı sallıyor. (İslam Birliği'ni isteyen) Bu konuşmalar, bu üslüp, bu dış politikadaki gelişmeler, bunları Allah’ın böyle kolaylaştırılması, insanların kalbine ülfet ve muhabbet koymasının bir tane nedeni vardır. Mehdiyetttir. Hz. Mehdi (as)'ın yüzü suyu hürmetine, Cenab-ı Allah onu vesile ediyor. Kıyameti durdurdu, Türk İslam Birliği'ni yapıyor Cenab-ı Allah. Lübnan asla kabul etmezdi normalde, böyle bir muhabbeti birlikteliği. Düşmandı Türkler’e. Türkiye’de de büyük bir kitle hoşlanmazdı Araplar’dan. Allah aramıza bir muhabbet, bir ülfet meydana getirdi. Irak bağrına basıyor Türkiye’yi bütün bölge hepsi Türkiye diye inliyor maşaAllah. Sadece olay imzaya kalmış, görüyorsunuz halk kabul etmiş. Lübnan Başbakanı ağladı sevincinden.
     
  • Başbakan Lübnan’a gitti. Lübnan hep Şii'dir. Sevgilerini görüyorsunuz, Sünni Şii kaynaşmasını görüyorsunuz. Başbakanımız Sünni, Lübnan'da da halk ağırlıklı olarak Şii. Ama Sünni bir Başbakanı coşkuyla karşıladılar. Başbakan da onları aşkla bağırlarına basıyor. Başbakanın anlattığı Mehdiyettir, barıştır, kardeşliktir, dostluktur. Her yerden bir sevgi halesi, muhabbet halesi yayılmaya başladı. Kimse de durdurmaz Allah’ın izni ile. Hepsi bizim canımız, hepsi bizim dostumuz, Halis müslüman kardeşlerimiz.
     
  • Dünyanın kaderinde ahir zaman var, dünyanın kaderinde Hz. Mehdi (as) var ve Hz. İsa (as) var, İttihad-ı İslam var, Türk İslam Birliği var. Sessiz sedasız, sevgiyle, bereketle, bollukla ve güzellikle, nezaketle Türk İslam Birliği oluyor şu anda. Buna İsrail’in karşı olması diye bir şey olmaz. Amerika’nın karşı olması diye bir şey olmaz. Amerika’da İsrail’de Türk İslam Birliği'ni, İttihad-ı İslam’ı istiyorlar. Allah "Dünyayı verseniz bunu yapamazdınız" diyor. Allah oradaki insanların kalbini Türk Milletine çevirdi.
     
  • Allah'ın planı Allah’ın gücü eze eze ilerliyor hiç biri durduramıyor. Sadece Allah’ın yarattığı güzel İslam’ın sedası duyuluyor, Durduramazlar sadece teslim olsunlar. Mehdiyet oluştuğunda, Mehdiyet onları da koruyacak. Ahir zamanda, bu devirde, Türk İslam aleminin liderinin adı Hz. Mehdi (as)'dır. Paniğin nedeni de budur, bunu da kimsenin de durduramayacağını göreceksiniz.
     
  • Türk İslam Birliği nedir? Mehdiyettir. Başına seçilecek kişi kimdir? Hz. Mehdi (as)'dır. Hz. Mehdi (as) Müslümanların halifesidir. Halife denilince aklan ne gelir? Hz. Mehdi (as) sevgiyi, dostluğu, kardeşliği, özgürlüğü bütün dünyaya anlatan, yayan bir insandır. Ceberrut değildir, cebir insanı değilidir. Barış insanıdır, bilim insanıdır, sanat insanıdır, güzelliğin insanıdır, neşenin insanıdır. Bir ksıım insanların garip tarifleri gibi değil. O pırıl pırıl ışığı ve nuru görüdükleri vakit dediklerimi tam anlayacaklar inşaAllah.
     
  • Hz. Mehdi (as)'ın rahatça bağlantı kurabileceği hazır zemin hazırlanıyor. Hz. Mehdi (as)'a boş bir kağıt hazırlanıyor. Hz. Mehdi (as)'ın rahatça yazabileceği bembeyaz kağıtlar. Ondan gerisini siz Hz. Mehdi (as)'a bırakın evelAllah.
     
  • Fethullah Gülen Hocamız'ın konuşmaları var. Hz. Mehdi (as)'a zemin hazırlayacağız, Hz. Mehdi (as)'a bağlılık anında meydana gelecek tereddütleri gidereceğiz diyor. Bizim vazifemiz budur diyor. Hakikatten de tarih ve olaylar da gösterdi. Mehdiyetin rahatça ikna edebileceği, konuşabileceği bir zemine vesile oldular. Türkçe bilen makul bir insanla karşılaştığında, ona Mehdiyeti, hakkı ve hakikati çok rahat anlatabilir. Çok kolay netice alınabilir. Zeminin oluşması çok hayatidir, o yönde de büyük başarısı var. Fetullah Hocamız'ın talebelerinin inşaAllah Risale-i Nur'un güzel ikliminden, sıcak ikliminden hiçbir zaman ayrılmamaları lazım, taviz vermemeleri lazım.
     
  • Hz. Mehdi (as) devrinde derin muhabbet bütün dünyayı kaplayacak. Allah aşığı olacak bütün insanlar. Korku kalmayacak dünyada, bir tek Allah'tan korkulacak. Allah korkusu düğün havasıdır, neşe verir, insana diğer korkular dehşet verir. Aklı açar derinlik verir. Aşık olduğun sonsuz sevgi ile sevdiğin varlıktan, aşkının bir tecellisi olarak saygıyla korkuyorsun. Aşkın bir başka tecellisidir Allah korkusu
     

Samsun AKS TV, 25 Kasım 2010

  • (Füze Kalkanı Projesi Hakkında)

İran'ın sırf İsrail'e saldırı olarak değil, başka ülkelere yönelik hakimiyet düşündüğünü iddia ediyorlar. İran  hareket etmeden onları havada yakalama gibi bir düşünceleri var. Bu bana pek inandırıcı gelmiyor. Avrupa ve Amerika bir kere Kuzey Kore'ye karşı hazırlıklı, Çin'e karşı hazırlıklı ve İran'a karşı da hazırlıklı. Uydudan zaten bunları milim milim takip etmek mümkün. İran'daki milimetrik hareketleri dahi takip edebiliyorlar. Bunda amaç, daha çok, Türkiye bizim kontrolümüzde mesajı vermek. Yoksa karadan füze kalkanı çok kaba bir teknoloji. Çünkü dağa taşa erken uyarı sisteminin yerleştirimesinin anlamı yok, uzaydan, havadan kontrol varken. Neden Türkiye'de öyle bişey yapsınlar? İran'a Türkiye de bizden yana mesajı vermek istiyorlar. İran'ın da yapacağı çok öenmli bir şey var. Görünmez mehdi inancının ortadan kalkması. Dünya şu an Medhiyet ve Mesihiyete göre şekilleniyor. Dolayısıyla görünmez Mehdi'den Amerika, İsrail, Suudi Arabistan, Türkiye ve herkes çekiniyor. Şimdi velayeti fakihten biri çıksa, "görünmez Mehdi bana ışık olarak göründü ve Vahabileri yok edecekin dedi", dese buna ne cevap vereceksin? Mesela büyük bir alim çıksa, "ben Mehdi'yi ışık olarak gördüm bize Sünnileri ve Vahabileri yok edeceksiniz, Şii olmayan kimseyi bırakmayın dedi" dese buna kimsenin itirazı olamaz, Şii inancına göre itiraz edemezler. Bu durumda kan gövdeyi götürecektir. Ama Peygamberimiz (sav)'in tarif ettiği tarzda, anne babadan doğma Mehdi olsa, bu Mehdi ile konuşabilirsin, mevcut tehlikeleri elimine edebilir, herşeyi konuşabilir. Bu füze kalkanı tedirginliğinin tek sebebi budur. Bu konuda İran'a ısrarla bilgilendirme yapmak gerekiyor.

  • Şii kaynaklarına bakıldığında görünmez bir mehdi olmadığı açıkça anlaşılıyor. Bir kere, hapsedilmesi yeterli. Görünmez Mehdi'yi nasıl hapsedeceksin? Dünyanın her yerinde anında olabilecek birini nasıl hapsedeceksin? Demek ki değil. Anne babadan doğan bir insan hapsedilir. Görünmez bir insan nasıl çile çeksin? Hiçbir şey yapamaz görünmez insan. Bu yanlış düşünceyi Allah bir şekilde ortadan kaldıracak. Ama göreceksiniz harika bir şekilde o da ortadan kalkacak.
     
  • 6/74- Hani İbrahim, babası Azer'e (şöyle) demişti: "Sen putları ilahlar mı ediniyorsun? Doğrusu, ben seni ve kavmini apaçık bir sapıklık içinde görüyorum."

Hz. İbrahim'in babası o zamanın sapkın dinini savunuyor.

6/75- Böylece İbrahim'e, -kesin bilgiyle inananlardan olması için- göklerin ve yerin melekûtunu gösteriyorduk. 

Kesin bilgi ile net doyurucu, aklın tasdik ettiği, ilmen yakin iman olabilmesi için iman hakikatlerini gösteriyorduk. Göklerin melekutu; Göklerdeki iman hakikatlerine teleskop ile bakıyoruz. Gökyüzündeki matematik denge ve mükemmeliğe bakın diyor. Ve yerin melekutunu gösteriyorduk. Fosiller, biyogenetik, fizikteki gelişmeler, atomun yapısı, bilimde olan her konu bizim imanımızı artıırıyor. Hz. İbrahim de döneminde iman hakikatleri üzerinde durmuş, Allah’ın sanatını incelemiş, Allah'ın delillerine bakmış. Ahir zamanda Allah’ın sanatını incelemek, Allah'ın delillerine bakmak, bunları kitap haline getirmek, cd'lerde film haline getirmek, televizyonlardan interneten yayınlamak  Müslümanların görevidir. Dolayısıyla Mehdiyetin de görevidir.

6/76- Gece, üstünü örtüp bürüyünce bir yıldız görmüş ve demişti ki: "Bu benim Rabbim'dir." Fakat (yıldız) kayboluverince: "Ben kaybolup-gidenleri sevmem" demişti.

6/77- Ardından Ay'ı, (etrafa aydınlık saçarak) doğar görünce: "Bu benim Rabbim" demiş, fakat o da kayboluverince: "Andolsun" demişti, "Eğer Rabbim beni doğru yola erdirmezse gerçekten sapmışlar topluluğundan olurum."

6/78- Sonra Güneş’i (etrafa ışıklar saçarak) doğar görünce: "İşte bu benim Rabbim, bu en büyük" demişti. Ama o da kayboluverince, kavmine demişti ki: "Ey kavmim, doğrusu ben sizin şirk koşmakta olduklarınızdan uzağım."

O inançla alay etmiş oluyor Hz İbrahim. Biz de ne yapıyoruz? Delil kullanıyoruz. O devirde de İbrahim delil kullanıyor. Delil veriyor; kayboluyor, kaybolduğu için ilah olmaz diyor.

Bunların hepsi uydurmadır bunların hiçbiri ilah olamaz diyor. Ben müşriklerden değilim diyor. O devirdeki insanlar cahiller. Onların anlayacağı dilden cevap veriyor Hz. İbrahim. Sizin şirk inancınıza inanmıyorum. Bütün ilim Allah'a aittir, dünyadaki tüm bilimleri yaratan Allah'tır diyor.

6/81- "Hem siz, O’nun haklarında hiçbir delil indirmediği şeyleri Allah’a ortak koşmaktan korkmazken, ben nasıl sizin şirk koştuklarınızdan korkarım? Şu halde 'güvenlik içinde olmak bakımından' iki taraftan hangisi daha hak sahibidir? Eğer bilebilirseniz."

Hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri; her türlü hurafeyi. Şu anki yobazların yaptığı nedir? Hurafeyle veya bana vahiy indi diyerek ortaya çıkmak. Allah böyle birşey demediği halde hurafe çıkarıyor, bana vahiy geldi diyorsunuz.

6/82- İman edenler ve imanlarını zulümle karıştırmayanlar, işte güvenlik onlar içindir ve onlar hidayete ermişlerdir.

Kuran’a iman etti mi bir insan, Kuran’ın yeterliliğine inanması lazım. Hurafe ekledi mi, bana vahiy geliyor diyen sapkın insanlara uydu mu imanını zulümle karıştırır.

6/87- Babalarından, soylarından ve kardeşlerinden, kimini (bunlara kattık); onları da seçtik ve dosdoğru yola yöneltip-ilettik.

Peygamberimiz (sav) Hz. İbrahim soyundadır. Hz. Mehdi (as), Peygamberimiz (sav)'in soyundandır, dolayısıyla o da Hz. İbrahim soyundandır, yani  İbranidir. İsrail görünümü olması da bu nedenledir.

6/88- Bu, Allah'ın hidayetidir; kullarından dilediğini bununla hidayete erdirir. Onlar da şirk koşsalardı, elbette bütün yapıp-ettikleri 'onlar adına' boşa çıkmış olurdu.

Hidayet Kuran’a tam  uymak. İlave getirmemek Hurafe getirmemek.Ayetin asrımıza bakan yönüyle, ikinci anlamıyla: Bu Allah’ın Mehdisidir. Kullarından dilediğini Mehdi ile hidayete erdirir. Ebcedi 2024 veriyor. İslam’ın dünya hakimiyetinin tarihini veriyor.

6/91- Onlar: "Allah, beşere hiçbir şey indirmemiştir" demekle Allah'ı, kadrinin hakkını vererek takdir edemediler. De ki: "Musa'nın insanlara bir nur ve hidayet olarak getirdiği ve sizin de (parça parça) kağıtlar üzerinde yazılı kılıp (bir kısmını) açıkladığınız ve çoğunu göz ardı ettiğiniz Kitab’ı kim indirdi? Sizin ve atalarınızın bilmediği şeyler size öğretilmiştir." De ki: "Allah." Sonra Onları bırak, içine 'daldıkları saçma uğraşılarında' oyalanıp-dursunlar.

Allah’ın büyüklüğünü anlayamadılar diyor. İnsanların en büyük sorunu budur. Allah’ın büyüklüğünü kavrayamıyorlar. Samanyolu galaksisi içerisinde sınırlı ya da  dar bir gücü var zannediyorlar Haşa.

Tevrat’ı kim indirdi, diyor; Cenabı Allah. Tevrat’ı da övüyor. Tevrat meymiş? Nur ve hidayet. İnsanın hidayetine vesile olan bir kitap. Bir kısmının doğru olduğunu söylüyor Allah. Tevrat'ın bir kısmı bozulmamıştır. Demek ki Tevrat'ın tamamı geçersiz değil. Doğru olan kısmını Kuran'a uygun olup olmamasından anlıyoruz.

6/95- Taneyi ve çekirdeği yaran şüphesiz Allah'tır. O, diriyi ölüden çıkarır, ölüyü de diriden çıkarır. İşte Allah budur. Öyleyse nasıl oluyor da çevriliyorsunuz?

Bitki tohumları apayrı bir alemdir. Mesela börülceyi aç, bezelye, fasüley hepsi çok efendi, kibar, bir düzgünlükte, gıcır gıcır parıl parıl paketlenip kapatılmıştır. Çok kaliteli bir güzelliğe sahiptir. Aynı şekilde mısırda da var.

Allah yerin içine girmiş, kara toprağa saplı kuru tahtanın ucunda bal gibi üzümler yaratıyor ve hepsi farklı farklı. Siyah üzüm var, mor üzüm var ve bal gibi de tatlı. Bakıyoruz odundan bir kablo var. O odundan kablonun ucuna bir bakıyoruz, nefis kokulu bal gibi tatlı yemesi hoş.

Bakın. Bütün meyvelere bakın. Allah’ın emri. Allah meyvelere bakın tefekkür edin diyor. Muhkem ayet. Bilinmiyor bu. Onların tadına, kalitesine, kokusuna, kıvamına, görünümündeki zenginliğe bakın. Görünüşüne bakın. Hepsi tahtanın ucundan sarkıyor aşağıya. Tahtanın ucundan üzümler, muzlar, kirazlar, kavunlar, karpuzlar fışkırıyor. Bedava toprak. Allah sürekli kara topraktan meyve fışkırtıyor kulları yesin diye. Kara toprak bilmez, odun hiç bilmez, Allah geceli gündüzlü yaratıyor. Kimsenin tahayyül bile edemeyeceği mükemmel meyvalar.Eğer iman etmek istiyorsanız bunda deliller vardır, bakın ve düşünün diyor.

  • İnsanı da çok mükemmel yaratılmış. Adamlar ne diyor? Çamurlu suda atomlar işte bu güzel insanlar modelinde bir insan yapalım diyorlar. Bunun gözleri olsun görsün, kulakları olsun duysun, şarkılar söylesin, şehirler yapsın planlasın. Neden olmasın diyor atomlar. Ey azot diyor buraya gel. Ey falanca atom sen de gel diyor. Bir araya geliyorlar önce amino asit meydana getiriyorlar. Sonra bu bir işe yaramaz, protein yapalım diyorlar. Tesadüfler sonucu amino asilter de bir araya geliyor. Proteinler oluşuyor. Sonra proteinler diyor biz helak oluyoruz bir araya gelelim. Bir kısmımız sol elli bir kısmımız sağ elli olsun, hücre yapalım hemen diyorlar. Ya bir hücreden bir şey olmaz bunu genişletelim el ayak yapalım. Göz yapıyor. Kulak yapıyor. Burun var ama koklamıyor buna ruh gerekiyor diyor. Beyne görüntü götürdük ama gören yok diyor. Eyvah en önemli kısımı unutmuşuz diyor. Gözü görmeyen atomlar, kör atomlar gözsüz gören bir ruh yapıyorlar ve beynin içindeki elektriği, amperi düşük elektriği, pırıl pırıl 3 boyutlu, derinlikli gören görüntü yapıyor, bu görüntüyü gözsüz gören ruh yapıyorlar. Bu sessiz görüntü. Buna ses ilave edelim, en gelişmiş streo sesten daha kaliteli olsun diyorlar. Kulaksız bir ruhun bunu dinlemesi gerek diyorlar. Kulaksız bir de ruh yapıyorlar o da onu dinliyor. Hisleri beyne kadar götürdük ama beyin anlamıyor diyorlar. Bunu anlayacak bir ruh, dokunma hissi de gerekiyor didyorlar. Yapmışken tat da yapalım diyorlar. Bir ruh yapalım ki burunsuz olarak beyne giden o elektrik akımını koku olarak algılasınlar. İşte Darwin dedelerinin anlattığı masal bu, dünyanın %99'unu bu dünyanın en mantıksız, en akılsız dinine inandırıyorlar.
     
  • İnsanlar ya cenetten ya cehennemden geldi, hiçbirimiz bilmiyoruz. Ümit ve korku arasındayız. Biz cehennem ehlinin acı çekeceklerine inanmakla mükellefiz. Ayetlerde kemikleri çatırtadan, yüreklere tırmanan azap diyor. Biz buna inanıyourz ama cehennem ehlinin nasıl bir ruhla, nasıl bir azapla acı çekeceklerini bilmiyoruz. Azabı algılama şekillerini bilmiyoruz. Allah nasıl bir azap verecek bilmiyoruz. Ruh acıyı nasıl çekiyor bilmiyoruz. Biz inşaAllah cennete gideceğiz. İnsanlar derecelerine göre zevk alacaklar. Herkesin aldığı zevk Allah ile arasında bir bilgi. Herkes farklı zevk alacak ama aynı zevki aldığını düşünecekler, fakat ayrı zevkler olacak.
     
  • Mehdiyeti en ince detayına kadar anlatmış yeni gelen hadisler var. O kadar dikkati açık ki Peygamberimiz (sav)'in, bu bir mucizedir. Ben gıpta ediyorum. Bir insanın yüzüne baktın mı bu kadar bedenindeki detayı çıkarması hayranlık verici. Bütün peygamberler cok seviyorlar Hz. Mehdi (as)'ı. Sahabeler sürekli soruyorlar. Ne yiyecek, ne giyecek, nasıl konuşacak. Hz. Musa (as) müthiş gıpta etmiş, "Ya Rabbi beni Mehdi yap" diyor. Allah kabul etmiyor. Bir daha "Ya Rabbi beni Mehdi yap" diyor, Allah yine kabul etmiyor. Bir daha "Ya Rabbi beni Mehdi yap", Allah yine kabul etmiyor. 3 kere dua ediyor. Çünkü o kadar çok övülmüş ki Tevrat’da. O kadar çok detaylı anlatılmış ki Mehdi (a.s). Museviler Büyük bir heyecanla beklerle. 3000 yıldan beri gece gündüz dua ederler Mehdi (a.s)’ı görmek için. Onların her namazında Mehdi (a.s)’ye dua vardır. Mehdi (a.s)’ı görmek için. Hep Allah’a ağlayarak yalvarırlar ağlama duvarında. 3000 yıldan beri ağlıyorlar Allah onlara nasip etmesi için görmeyi. Müslüman Şiilerde öyle Mehdi (a.s)’ın ismini duydumu ağlarlar. Şeyh Nazım Hocamız ayağa kalkıyor ismini duydu mu Mehdi (a.s)’ın. MaşaAllah. Sahabeler döneminde de var öyle. Büyük alimlerde mesela Mehdi (a.s)’ın ismi geçiyor ayağa kalkıyorlar. Yani sevgiden muhabbetten dolayı inşaAllah.
2010-11-26 12:32:06
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top