Adnan Oktar'ın 27 Kasım 2010 tarihli röportajından önemli başlıklar

Kocaeli TV, 27 Kasım 2010
 

  • Kaza, kanser gibi hastalıklar bir ailenin başına gelecek çok büyük imtihanlardır. Kaza geçiriyor ailenin babası mesela, acil hastaneye götürüyorlar, orada onların neyi var neyi yoksa sattırıp tüm imkanlarını ellerinden almak çok büyük anormallik olur. Bu konuda gerekli kanuni düzenlemenin yapılması laızm. O ailenin babası ailenin tek geliri oluyor, o da hasta olunca perişan oluyor eşi ve çocukları, bir de üstüne para isteniyor hastanede. Halbuki hemen kanunun devreye girmesi, o aileye otomatik olarak aynı şekilde gelirlerini sağlayacak bir maaşın bağlanması gerekir. Bu tip olayların bir aile faciasına dönüşmesi çok vahim olur.
     
  • Çek senet borçlarında da, borçlu olan kimseyi hapse attırmak pek makul bir tavır değil. Adamın hapse girmesi kimi mutlu edecek? Bu niye çözüm olsun? Hapse girerse zaten hiç ödeyemez. Kuran'da var ödeyemeyecekse borcunu affedin diyor Allah. Durum açık oluyor, evi yok, arabası yok, parası yok hapse sokulmasının ne anlamı var? İmkanları vardır ödemiyordur, o ayrı. Hiç bir şeyi yokken, hiç ödeme imkanı yokken, hapse sokmanın ne alemi var? Zenginken ekonomik krizden dolayı çok kötü hale düşen çok fazla insan var. Adam ödeyemiyorsa, ödeyemiyordur. Adam o hale gelmeyi ister mi, mahcup olmayı ister mi, bir de üstüne üstlük hapse girmeyi ister mi? Bu konuyla ilgili kanunların düzenlenmesi gerekir. Bu çok vicdan yaralayan bir olay, buna mutlaka çözüm bulunması gerekir, hem de acil olarak.
     
  • Güzel olması için kadının çok akıllı olması lazım, Allah'tan korkması lazım, sırdaş olması gerekir, tutkuyu bilmesi lazım, şefkatli merhametli olması lazım. Böyle bir kadın zaten haklı olur neden haksız olsun? Aklı olan bir kadın her zaman haklıdır. Akıllı olmayan bir kadın çoğu zaman haksızdır. Orada manevi unsur ağır basıyor. Kadınlara karşı benim kalbimde müthiş bir sevgim vardır. Bir kadına karşı benim gücüm yetmez, birşey diyemem, onu üzecek, rencide edecek bir şey yapamam, onu bir şekilde haklı çıkaracak bir şey yaparım, sevgimden dolayı yapamam. Bir kadının mahcup olması bana dokunur. Onun yüzü asıldı mı o bende 1000 misli daha kötü etki yapar. Yüzde 50, 50'yse bir konu, hatta %40 haklıysa bile onu haklı çıkarmak gerekir. İnatlaşmak burkuntu meydana getirir. İnsanın sevdiğiyle uyumlu olması lazım. Bir kadını rencide etmek çok rahatsız edici bir şey, ben onlara Allah aşkıyla bunu yapamam. Ben ne yersem yemeyeyim ama o yesin, ben gezmeyeyim ama o gezsin, o üşümesin bu sevgimin gereğidir.
     
  • Mecliste çok az kadın var,  en az yarısının kadın olması lazım. Kilit noktalarda hep kadın olması lazım. Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı olmaları lazım. Çok nezih varlıklardır. Allah'ın Rahman, Rahim, Latif ve Nur isimlerinin tecellisidir kadınlar. Şefkat madeni onlar, dünyanın en tatlı varlıkları. Onları geriye çekmek çok yanlış olur. Kadınların son derece özgür, sevecen ve güzel ahlaklarını yaşabilecekleri bir devir olsun istiyorum.
     
  • Kadının her yerde korunması lazım. Kadına sahip çıkılması lazım. İnsan bir genç kıza saldırı olduğunda nasıl durur. Orada polis yoksa, askeri güç yoksa mutlaka müdahale edilmesi gerekiyor. Seyretmek çok aşağılayıcı, çok utanç verici olur. Üstüne gidilmesi lazım o tip olayların. Çocuklar adeta kabus içinde yaşıyor gibi yaşıyorlar. Mesela bir kadını 20 yerinde bıçaklıyor adam, diğerleri de orada seyrediyorlar. Bu çok vicdansızca olur. Ya bana birşey olursa diyor, olsun. Sen müdahale etmemenin vicdanını bir ömür boyunca yaşarsın. Hz. Mehdi (as) devrinde bu yok. Bu konuda halkın teşvik edilmesi lazım, anlatılması lazım.
     
  • Müzik insanın Allah'a olan sevgisini artırır, kalbe hoşluk getirir. Allah cennette de bize en güzel müziği sunacaktır. Cennette her yerden müzik var,  ağaçlar, kuşlar, huriler güzel parçalar söyeleycekler. Allah için aşkla dinlenen müzik kalbi açar ferahlandırır. Allah aşkıyla çalınacak, ama gafil gözler olursa zaten herşey kötüdür. Gafletle yapılan yemekler de kötüdür. Toplantılar da kötüdür. Ama Allah aşkıyla yapılırsa herşey güzeldir.
  • Sürekli telkin ve ısrarlı anlatım önemli. Dinsiz olan rahmani bir ablukaya alındığında bir bakarsın ki dindar olmuş. Deccaliyetin en azgın olduğu dönemdeyiz, dolayısıyla bu 10 yıllık mücadele dönemi en hayati dönemdir. Darwinizm ile ilgili hiçbir şey duyulmuyor. Yalan söylemeye dahi güçleri yetmiyor. Yalan söyleyecek takatleri kalmadı. Şu an yalan söyleme kabiliyetlerini yitirdiler.
     
  • İslama, Peygamberlerine Allah'ın veli kullarına her zaman saldırı olur, o dinin ayrılmaz parçasıdır. Din içerisinde Müslüman varsa mutlaka ona karşı mücadele olur. İyi varsa mutlaka onun karşısında şeytan vardır. Eğer şeytan şeytanlığını yapmıyorsa o kötü değildir. Hz. Mehdi (as)'a karşı da bütün iblis orduları, şeytan orduları mücadele verecek, iftira edecekler, hakaret edecekler, akla hayale gelmeyen sözler söyleyeceklerdir. Bunda şaşıracak bir şey yok. Küfre vurunca elbette çirkefleşecektir. Çok çirkin bir görünüme bürünecektir. Üslubu da aynı şekilde çirkin olacaktır. Hak ve batılın dünyada mücadelesi vardır. Mehdiye karşı da deccalin bir mücadelesi olacaktır. Sivri dileri ile incitirler diyor Allah. Demek ki konuşacaklar. Ne kadar ses yüksekse o kadar iyi olacaktır. Dozu ne kadar yüksekse, o kadar mükemmeldir o insan. Ne kadar düşükse zayıf olduğunu düşünürüz. Gölün içerisine dev bir taş düşerse bütün su havaya kalkar küçücük bir taş atılırsa küçük bir dalga olur. Reaksiyon ne kadar büyükse onun etkisi de o kadar büyük olur. Bu Müslümanlığın bir gereğidir. Aksine o insanın bir gücünün olmadığını görürsün. Bu bir gereksinimdir, nasıl namazda abdest gerekiyor Müslümanın da mutlaka ona saldıranı lazım, hakaret iftira bu gerekir. Bediüzzaman'ın zamanında da birçok alime saldırı vardır, ama Bediüzzaman’a saldırılara  bakıyoruz  %99’dur. Diğer alimlere %1’di. Küfürün saldırısından asrın Mehdisini anlarız. Bediüzzaman  devrinde  ben baksam, küfre bakarım en yüksek saldırı kime varsa, o mehdidir derim bu. Allah’ın kanunudur sünnetidir değişmez sünnetidir.
      
  • Onun kumandanları, insanların en hayırlısıdır. Onun yardımcıları, Yemen ve Şam ehlinden olacaktır. Önlerinde Cebrail (A.S), arkalarında Mikail (A.S) bulunacaktır. Yeryüzü emniyetle dolacak ve hatta birkaç kadın, yanlarında hiç erkek olmaksızın, rahatlıkla hacca gidebileceklerdir. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 47)
     
  • Hz. Mehdi (as)'ın talebeleri var bir de kumandanları var, yardımcı olan kişiler var. Kadınların ne kadar zordda kaldıklarını gösteriyor ve ancak Hz. Mehdi (as) devrinde bu bela kalkıyor. Bu acı olayı herkes görüyor, kadınların güven içinde olmadığı, korku içinde yaşadıkalrı açık. Halbuki en rahat, en çok korunan varlıklar olması lazım.
     
  • Peygamberlere dair olan kitaplarda, “Mehdi’nin işi zulüm ve kötülük değildir” şeklinde işaret edilmiştir. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar)
     
  • İstisna vermemiş Peygamberimiz (sav). Yani diğer peygamberlerin kitaplarında, Hz. Musa'nın, Hz. Davud'un, Hz. İsa'nın ve suhuflarında, Hz İbrahim'in suhufların Hz. Mehdi (as)'dan bahsediliyor.

 

Yusuf Suresi'nden açıklamalar;

12/32- Kadın dedi ki: "Beni kendisiyle kınadığınız işte budur. Andolsun onun nefsinden ben murad istedim, o ise (kendini) korudu. Ve andolsun, eğer o kendisine emrettiğimi yapmayacak olursa, mutlaka zindana atılacak ve elbette küçük düşürülenlerden olacak."

Hz. Yusuf çok çekic,  kadınları çok etkileyen bir güzelliği var. Çok değişik bir elektriği var, dayanamıyor kadınlar. Allah öyle yaratmış. Çok iffetli ve titiz, zaten kendini koruyan erkek çok çekici gelir kadınlara. Helale harama dikkat etmeyen erkeği kadınlar doğal olarak itici bulurlar. Hem küçük düşüreceğim hem de hapse attıracağım diyor kadın. 

12/33- (Yusuf) Dedi ki: "Rabbim, zindan, bunların beni kendisine çağırdıkları şeyden bana daha sevimlidir. Kurdukları düzeni benden uzaklaştırmazsan, onlara (korkarım) eğilim gösterir, (böylece) cahillerden olurum."

Ben hapis istiyorum ya Rabbi, ben gayri meşru ilişkiye girmek istemiyorum diyor. Köle olarak görevli Hz Yusuf. Kadın kapıları da kilitliyor, yapacağı bir şey de yok,  zindana da girebilir, Ya Rabbi diyor yeter ki bunların  gayri meşru teklifini uzaklaştır diyor. Aynı zaman da Mehdiyete de bakan bir ayet.

12/35- Sonra onlarda (Yusuf'un iffetine ilişkin) delilleri görmelerinin ardından, mutlaka onu belli bir vakte kadar zindana atmak (görüşü)ağır bastı.

O zamanda hukuk içinde o zamanın iddia edilen ergenekon terör örgütüne benzer derin devlet yapılanması var. Derin devlet devrede, yani masum olduğunu biliyorlar, ama hukuk derin devletin eline geçmiş. Şu an Türkiye'de durum düzeldi, ama Hz. Yusuf devrinde kanun hukuk göstermelik. Birçok ülkede de  vardır bu. Güney Amerika'da, eski Sovyetler'de, Çin'de devlet karar verir, masum olsa da, kanuna uydururlar hapse sokarlar. Hz. Yusuf'a da bu yapılmıştır.

12/23- Evinde kalmakta olduğu kadın, ondan murad almak istedi ve kapıları sımsıkı kapatarak: "İsteklerim senin içindir, gelsene" dedi. (Yusuf) Dedi ki: "Allah'a sığınırım. Çünkü o benim Efendimdir, yerimi güzel tutmuştur. Gerçek şu ki, zalimler kurtuluşa ermez."

12/24- Andolsun kadın onu arzulamıştı, -eğer Rabbinin (zinayı yasaklayan) kesin kanıt (burhan)ını görmeseydi- o da (Yusuf da) onu arzulamıştı. Böylelikle Biz ondan kötülüğü ve fuhşu geri çevirmek için (ona delil gönderdik). Çünkü o, muhlis kullarımızdandı.

12/25- Kapıya doğru ikisi de koştular. Kadın onun gömleğini arkadan çekip yırttı. (Tam) Kapının yanında kadının efendisiyle karşılaştılar. Kadın dedi ki: "Ailene kötülük isteyenin, zindana atılmaktan veya acı bir azaptan başka cezası ne olabilir?"

Evinde kalmakta olduğu kadın, Hz. Yusuf köle olduğu için o evde.  Kadın cinsel ilişkiye girmek istiyor, güçlü bir kilitleme yapıyor. Bir normal kapıyı kapatma vardır, ama kilitleme ayrıdır. Muhtemelen anahtarlarını da almıştır. Hz. Yusuf'un direndiği anlaşılıyor. Hiç birşekilde kendisini şehvetin etkisine bakmıyor, her zaman Allah'la beraber. Müslümanın kalbinin en çekici ortamda bile mutlaka Allah'la birlikte olması lazım. Hz Yusuf da öyle. Hiç bir şekilde kabul etmiyor. Tabi ki nefsi istek duyabilir, ama Allah'ın zullmü daha ağır basar. Makbul olan Allah korkusuyla yaklaşmamaktır. İffetli bir erkek çok güzeldir, iffetli bir kadın da çok  güzeldir. Etkileyicidir. Hz. Yusuf önde kadında arkasında, kadın yetişip yakalıyor. Hz. Yusuf'u kapının ağzında yakalıyor, can havliyle Hz. Yusuf atak yaptı. Gömleğin yırtılması çok güçtür, kadının da güçlü olduğunu gösteriyor. Hırsın şehvetinin de güçlü olduğunu gösteriyor. Demek ki adam da gürültüye geldi anladığım kadarıyla. Kadının eşiyle karşılaştılar. Kadının verdiği cevap, tam kahpece üslüp. Madem öyle aşkla seviyorsun nasıl kıyıyorsun peki ona.  Bakın gözü dönmüşlük oradaki, dinsizliğin verdiği, imansızlığın verdiği acımasızlığı var. Sırf onun şehvet teklifini reddetti diye.

12/28- Onun gömleğinin arkadan çekilip-yırtıldığını gördüğü zaman (kocası): "Doğrusu, bu sizin düzeninizden (biri)dir. Gerçekten sizin düzeniniz büyüktür" dedi.

12/29- "Yusuf, sen bundan yüz çevir. Sen de (kadın) günahın dolayısıyla bağışlanma dile. Doğrusu sen günahkarlardan oldun."

Yani kadınların yaptığı düzenden birisidir. Hakikaten bazı kadınlar kendi aralarında yardımlaşarak çok ciddi tehlikeli olabiliyor, bir de kafasını takarsa tehlikeli olabiliyor. Müslümanca yaklaşıyor şahıs. Günaha girdin diyor Müslüman üslubu kullanıyor.

12/30- Şehirde (birtakım) kadınlar: "Aziz (Vezir)'in karısı kendi uşağının nefsinden murad almak istiyormuş. Öyle ki sevgi onun bağrına sinmiş. Biz doğrusu onu açıkça bir sapıklık içinde görüyoruz." dedi.

Kadınların dedikosuna da Kuran dikkat çekiyor, hemen haber gitmiş. Halbuki bu sevgi değil, şehvet, kaba hayvani şehvet. Gerçek sevgi de böyle bir şey olmaz. Doğru söylüyorlar sapıkça hareket.

12/31- (Kadın) Onların düzenlerini işitince, onlara (bir davetçi) yolladı, oturup dayanacakları yerler hazırladı ve her birinin eline (önlerindeki meyveleri soymaları için) bıçak verdi. (Yusuf'a da:) "Çık, onlara (görün)" dedi. Böylece onlar onu (olağanüstü güzellikte) görünce (insanüstü bir varlıkmış gibi gözlerinde) büyüttüler, (şaşkınlıklarından) ellerini kestiler ve: "Allah'ı tenzih ederiz; bu bir beşer değildir. Bu, ancak üstün bir melektir" dediler.

Kadınlar da dedikodudan kurtulmak için ilgili, her türlü ekibi çağırırlar. Durum değerlendirmesi yaparlar, o yöntemlerden birini anlatıyor Kuran. Şu teşkilata şu kurduğu düzene bak. Kadınların elleri titriyor, şehvetin ve heyecanın verdiği etkiyle. Gerçekten şiddetli seviyorsa çok etkilenir ve bazen insan eli ayağı titrer, çok şiddetli etkilenirse eli tutmayacak hale gelebilir. Kas kontrolünü kaybedip ,ellerini kesiyorlar. Bakın düzen kurmadaki kadının deliliği de çok büyük; ellerini kessinler kan aksın. Kana da yatkın bir kadın, kanlı bir eylem düşünüyor. Çok etkileniyorlar kadınlar, ama yine de Rahmani bir dil kullanıyorlar.

12/32- Kadın dedi ki: "Beni kendisiyle kınadığınız işte budur. Andolsun onun nefsinden ben murad istedim, o ise (kendini) korudu. Ve andolsun, eğer o kendisine emrettiğimi yapmayacak olursa, mutlaka zindana atılacak ve elbette küçük düşürülenlerden olacak."

Gördünüz mü gibisinden, kadınlara kendince temize çıkmış oluyor, yaptğı eylemin makulluğunu göstermiş oluyor. Sürekli yemin ederek konuşuyor, çok cazgır ve ihtiraslı kararlı bir kadın olduğu anlaşılıyor. Tavrı tehlikeli. Zorla sevgi olur mu, insan daha da kasılır. Bir geç kız zorla sevilir mi? Tehditle. Seni vururum diyor, belli tiksiniyor senden ve aşağılık olduğunu da vurguluyorsun zaten. Sevgi gönülde olan hoş bir duygudur. Aşkla hareket ederse bir kadın çok güzel olur. Emirle sevgi olmaz. Bunlar çok alçakça ve kahpe hareketlerdir, Kuran buna dikkat çekiyor. Sevginin ancak Allah aşkıyla, derinlikle olabileceğine dikkat çekiyor Allah. O şekilde güzel olacağına dikkat çekiliyor. Sonunda zindana atılıyor Hz. Yusuf.

12/56- İşte böylece Biz yeryüzünde Yusuf'a güç ve imkan (iktidar) verdik. Öyle ki, orada (Mısır'da) dilediği yerde konakladı. Biz kime dilersek rahmetimizi nasib ederiz ve iyilik yapanların ecrini kayba uğratmayız.

Güzel ahlakına karşılık ilim veriyor Allah, hakimiyet veriyor Allah. 1956 yılına da bakıyor 56. Ayet. Bediüzzaman 1956 için münafıkane sistemin yıkılmasının başlangıcıdır diyor. “Biz yeryüzünde Yusuf’a güç ve iktidar verdik," kısmının ebcedi 2017. Mehdiyetin en şanlı devri. Biz Kuran’a bakıyoruz daha öncekiler kim diye baktığımızda Hz. Süleyman ve Hz. Zülkarneyn'i görüyoruz  Mehdiyet Kuran’da bu şekilde anlatılıyor. Hz. Yusuf da hukuku çok iyi bilir. O zaman derin devlet Hz. Yusuf’u ezmek için her türlü mücadeleyi yapıyor. Hz. Yusuf Allah'ın lütfuyla, çok zekice ve akılcı hukuk yöntemleri uyguluyor.

 

Gaziantep Olay ve Kahramanmaraş Aksu TV, 27 Kasım 2010
 

  • İslam diye bizlere böyle acımasızlığı, soğukluğu, kiri, tersliği öğretmeye kalktılar, böyle karmakarışıklığı, hurafeleri yani böyle akıl almayacak hurafeleri, zevksizliği, kalitesizliği öğretmeye kalkıştılar. Allah’a çok şükür bu oyunlarını onların başlarına geçirdik. İslamiyet cennet özlemimizin dünyadaki tecellisidir. Cennetin bir nevi dünyada yaşanmasıdır. Ahirette de sonsuza kadar yaşamamıza vesile olan imtihan yeridir dünya. Soğuk, ruhsuz, sevgisiz İslam anlayışını yok edeceğiz. Hurafe dolu İslam anlayışını da büyük ölçüde yok ettik. Kuran bize aklı, samimiyeti, güzel düşünüp güzel yaşamay, üzüntüleri ve acıları yok etmeyi öğretir. Öbür türlü acı, hüzün, kir insanın üzerine çöker. Allah bize Kuran'da ruh ve beden temizliğini öğretiyor. Ruhu temizlemeyi öğretiyor. Bedenimizi temizlemeyi, çevremizi temizlemeyi öğretiyor. Aklını kullanmayanlar acı içerisine, giriyor aklını kullananlar da cennet güzelliğinin içine gidiyor. Aklı kullanma dozunu artırmak lazım. Aklını en iyi kullandığını düşünen kişinin dahi daha iyisinin olduğunu bilmesi lazım. Bir daha üstü vardır. Her şeyin daha üstü vardır. Allah üzülmeyin diyor, üzülmek haramdır. Neşe ve kafa dinçliği de Kuran’ın istediği, Allah’ın emrettiği bir şeydir. Dikkat vermek, keskin bir dikkat. 
     
  • Beni takip eden kardeşlerimiz, beni dikkatli takip etsinler. Ben hırsı olan bir insan değilim, ama İttihad-ı İslam hırsım var tabii ki. Türk İslam Birliği hırsım var. Bu konuda çok kararlıyım inşaAllah. (Kardeşlerimiz) anlattığım konuları çok iyi hıfzlarına alıp her yerde anlatsınlar. Yani onlar devam etsinler bir süre sonra o ektikleri tohumların her yeri kapladığını görecekler. Biraz sabırlı olmaları lazım. Söyler söylemez netice alma mantığı olmaz. Bak ben 30 yıldan beri mücadele ediyorum bak daha yeni yeni netice almaya başladım. Biraz sabırlı olsunlar. 
     
  • 1.33--- Hakim, Ebu Said’den tahric etti, Resulüllah (sav) buyurdu: Ahir zamanda ümmetimin başına, sultanlarından şiddetli belalar gelir, öyle ki yerler müslümanlara dar gelir. O zaman Allah, daha önce zulümle dolu olan dünyayı adaletle dolduran Benim soyumdan birisini gönderecektir. O zaman gök hiç bir yağmur damlasını esirgemeyecek ve yer de bereketlenecektir. O dünyada yedi veya sekiz kalacak, eğer çok olursa dokuz. (Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler) 

Devlet yönetimlerinden belalar gelir, diyor. Derin devletler, psikopat devlerler halka göz açtırmadılar, ızdırap verdiler. Stalin Sovyetler'de, Mao Çin'de, Hitler Almanya'da, Mussolini İtalya'da insanları mahvettiler, halka müthiş acı verdiler. 1 milyar insan katledildi. Bütün dünyada Müslümanlık şu an acı çekiyor, Müslümanlara yer dar geliyor. Tüm dünyada Müslümanlar ya başka ülkeye gidiyor ya başka yere gidiyor, ne yapacaklarını şaşırmış durumdalar. İş yerinde, mahllesinde, ülkesinde kendini gizlemeye çalışıyor. İslam bütün dünyaya hakimiyetten sonra 7 veya 9 yıl daha kalacağını söylüyor.

  • 2.19--- Tabarani, Kebir isimli eserinde, Ebu Naim ise Ali Hilal’dan tahric ettiler. Resulüllah (s.a.v.) Hz. Fatma’ya şöyle buyurdu: Beni Hak ile baas eden Allah’a yemin ederim ki, şu ümmetin Mehdi’si Hasan ve Hüseyin’dendir. Dünya hercümerc içinde kaldığında, fitneler zuhur ettiğinde, yollar kesildiğinde, bazıları bazısına hücum ettiğinde, büyük küçüge merhamet etmediği, büyük büyüğe vakarlı davranmadığında; Allah, bu sırada, onlardan adavetin kökünü kazıyarak dalalet kalelerini feth edecek ve evvelce Benin ayakta tuttuğum gibi, ahir zamanda, dini ayakta tutacak, önceden zulümle dolu olan dünyayı adaletle dolduracak birini gönderecektir. (Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler)

Peygamberimiz (sav) sürekli Hz. Mehdi (as)'dan bahsediyor evinde, dışarıda, her yerde. Ya sahabeler soruyor, ya eşleri soruyor, sürekli Hz. Mehdi (as)'ı anlatıyor. Hz. Ali'nin soyundandır diyor. Hercü merc; savaşlar, fitneler, anarşi şu anki belalı ortam. Irak'a Amerika hücum ediyor, Afganistan'a hücum ediyor. Bütün bu anormalliklerin kökünü kazıyacak diyor, dibi dalı falan kalmayacak. Dalalet kaleleri nedir? Küfrü savunan fikir sistemlerinin olduğu her yer; okul, üniversite veya bir tesis. Aynı asrı saadet dönemindeki gibi yaşanacak İslam diyor. Ara dönemde olduğu gibi değil, bir tane model göstermiş Peygamberimiz (sav) zamanındaki gibi. Bu bir Peygamberimiz (sav) zamanında var, bir de Hz. Mehdi (as) zamanında var

  • 2.12---Ebu Naim, Huzeyfe’den tahriz etti, O dedi ki, Resulüllah (s.a.v.) buyurdu: Vay bu ümmete, o öldüren zalim meliklerden dolayı. Bu zalimler, kendilerine itaat edenler hariç, sessiz mutileri bile korkuturlar. Muttaki mü’min, diliyle taraftar gibi görünse de, kalbiyle onlardan nefret eder. Allah Teala, İslamı aziz olarak iade etmek murad edince, her muannid zalimi helak edecektir. O, bir ümmeti, istediğinde, fesadından sonra islah etmeye kadirdir. Ya Huzeyfe, eğer dünyadan bir gün bile kalsa, Allah o günü uzatır, taki Benim Ehli Beytim’den bir kimseyi Melik kılsın ve onun eliyle melhameler yapsın ve İslam açıklasın. O vaadinden dönmez ve hesabları seri olarak görücüdür. (Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler)

Zalim melik nedir? Devletin başında, Irak'ta bu şekildeydi, Suriye'de bu şekildeydi. Her yerde zalim melikler vardı ve sürekli Müslüman öldürüyorlardı kitle halinde zehirli gazla, kimyasal gazla. Saddam tüm halkı korkutmuştu. diğerleri de öyle. Halk çekindiği için Saddam'dan yana veya Enver Sedat'tan yana gibi görünüyor, ama kalbinde nefret ediyor. Saddamı nasıl sevsin? Nefret ediyor, ama gördüğünde slogan atıyor. Saddam devrilince de pabuçlarını heykellere attılar. İçlerinde nefret var. Allah İslam'ı güçlü olarak yeniden murat edince bunu yapar, direnen her zalimi etkisiz hale getirecektir. Allah yeniden ıslah etmeye kadirdir.

2.20---İbni Ebu Şeybe ve Tabarani İfrad’da, Ebu Naim ve Hakim İbni Mes’ud’dan tahric ettiler, O dedi ki: Resulüllah  (s.a.v.) şöyle buyurdu: Mehdi ile müjdelenin. O Kureyş’den ve Ehli Beytim’den bir kişidir. O insanların ihtilaf ve içtimai sarsıntılar içinde bulundukları bir sırada çıkar. O, daha önce zulüm ve çevirle dolu olan dünyayı adalet ve insaf ile doldurur. Ondan yer ve gök ehli razıdır. O malı insanlar arasında seviyyen dağıtır. Ve Ümmeti Muhmmedin kalblerini zenginlikle doldurur ve adaleti onları ihata eder. (Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler)

Peygamberimiz (sav) Mehdi ile müjdelenin diyor, biz de şu an bunu yapıyoruz. Mezhepler, cemaatler, gruplar birbririyle konuşmayan, birbirine küsen, birbirini tekfir eden Müslümanlar oluştuğunda ve sosyal sarsılmalar içinde bulunduklarında, ekonomik kriz, hükümet krizleri, insanların birbirini sevmediği sırada çıkar. Yerdeki bütün insanlar, gökteki melekler ve cinler razıdır. Sosyal adaleti uygular. Sosyal adalet için Hz. Mehdi (as) gibi olmaya gerek var, Kuran'a uymaya gerek var. Her yere adalet dağılacak. Mal adaleti de hukuk adaleti de oluşacak.

  • 45/28- O gün sen, her ümmeti diz üstü çökmüş (veya toplanmış) olarak görürsün. Her ümmet, kendi kitabına çağrılır. "Bugün yaptıklarınızla karşılık göreceksiniz."

Tevrat' olan Tevrat, İncil'i olan İncil, Kuran'ı olan Kuran başka kitap yok. İyilik yaptıysan iyilik, kötülük yaptıysan cezasını. Bu kaderinizdeydi diyor Allah. İman eden ve samimi eylemlerde bulunanlara gelince, Allah rahmetiyle onları koruyor. Hem mutluluk var hem kurtuluş var.

45/31- İnkar edenlere gelince; "Size karşı ayetlerim okunduğunda büyüklük taslayan (müstekbir olan)lar ve suçlu-günahkar bir kavim olanlar sizler değil miydiniz?"

Kuran ayetleri okunduğunda, hurafe değil, uydurma ayetler değil; var ya bazı sahtekarlar "bana ayet geldi, Allah'ın hükmü geldi " diyen, böyle sahte ayetler değil. Yahut yobazların ve münafıkların uydurduğu hurafeler değil. Enaniyet yapan, büyüklük taslayan siz değil miydiniz, diyor Allah. 

45/32- "Gerçekten Allah'ın va'di haktır, kıyamet-saatinde hiçbir kuşku yoktur" denildiği zaman, siz: "Kıyamet-saati de neymiş, biz bilmiyoruz; biz yalnızca bir zan (ve tahmin)da bulunup zannediyoruz; biz, kesin bir bilgiyle inanmakta olanlar değiliz" demiştiniz.

Ayetin ebcedi 2031. Allah'ın vaadi haktır. Hz. Mehdi (as)'ın hakimiyet yıllarını veriyor. Allah ne dediyse doğru çıkar. Şimdi mesela kıyametten bahsediyoruz, bazı tipler çıkıyor "kıyamet önemli değil" diyor. "Ne önemli?" diyorsun, herkesin ölümü zaten kıyamettir diyor. Önemli görmüyor. Daha kıyamete çok var diyor, 570 yıl var, 1000 yıl var, 5 milyar yıl var diyor. Kıyamet önemli, kıyameti Müslüman gündemde tutulacak. Kıyameti anlatmaya gerek yok, kıyamet alametleri önemsiz dersen Allah bela verir.

  • 18/66- Musa ona dedi ki: "Doğru yol (rüşd) olarak sana öğretilenden bana öğretmen için sana tabi olabilir miyim?"

Allah'ın özel rahmet verdiği bir insan. Ayetin ebcedi 2010 yılı. Doğru yol olarak Allah'ın sana öğrettiklerinden bana öğret diyor.

18/68- (Böyleyken) "Özünü kavramaya kuşatıcı olamadığın şeye nasıl sabredebilirsin?"

Bu aynı zamanda Mehdiyet özelliğidir. Mesela, "ben Hz. Mehdi (as)'a talebe olabilir miyim?" diyor. Zordur, "çok kolay yaparım" diyor, yapamazsın okulunla çatışır, işinle çatışır, keyfinle çatışır, inançlarınla çatışır, korkularınla çatışır. Çünkü Hz. Mehdi (as) mutlak müçtehid ve mutlak müceddidir. İstanbuldaki alim bile,kendini Allah’a adadığını iddia eden alim bile Mehdi’ye karşı çıkıyor, savaş açıyor.  Hz. Mehdi (as)'a karşı savaş açıyor, kolay değildir.

Hz. Mehdi (as) da insanlara özünü gösterecek, özünü anlamalarına vesile olacak. Hz. Mehdi (as)'ın yaptıklarına sabır gerekiyor ve bir hikmet arayacaksın. Mehdiyetin stilini, yöntemini Allah göstermiş oluyor.  Hz. Mehdi (as)'a yapılacak itirazlardan birisidir bu. Hz. Mehdi (as)'a insanların karşı olmasının nedeni, Hz. Mehdi (as)'ın sadece 313 talebesinin olmasının nedeni Hızır özelilkleritaşımasıdır. O yüzden talebe olmak çok zordur.

18/78- Dedi ki: "İşte bu, benimle senin aranda ayrılma (zamanı)mız. Sana, üzerinde sabır göstermeye güç yetiremeyeceğin bir yorumu haber vereceğim.

18/79- "Gemi, denizde çalışan yoksullarındı, onu kusurlu yapmak istedim, (çünkü) ilerilerinde, her gemiyi zorbalıkla ele geçiren bir kral vardı."

18/80- "Çocuğa gelince, onun anne ve babası mü'min kimselerdi. Bundan dolayı,  onun kendilerine azgınlık ve inkar zorunu kullanmasından endişe edip-korktuk."

18/81- Böylece, onlara Rablerinin ondan temiz olmak bakımından daha hayırlısı, merhamet bakımından da daha yakın olanını vermesini diledik."

18/82- "Duvar ise, şehirde iki öksüz çocuğundu, altında onlara ait bir define vardı; babaları salih biriydi. Rabbin diledi ki, onlar erginlik çağına erişsinler ve kendi definelerini çıkarsınlar; (bu,) Rabbinden bir rahmettir. Bunları ben, kendi işim (özel görüşüm) olarak yapmadım. İşte, senin sabır göstermeye güç yetiremediğin şeylerin yorumu."

Allah için yapılan hizmetlerde ücret olmaz. Ayet buna işaret ediyor. Hz. Mehdi (as) ne yparacak? Yoksulları koruyacak. Hz. Hızır ne yapıyor? Yoksulları koruyor. Geminin bir anlamı da, Hz. Mehdi (as)'ın gemilerin olduğu bir yerde zuhur edecek anlamındadır. Hz. Mehdi (as)'ın bulunacağı yeri işaret ediyor. Zarar vermemek için insanları korumak için bu tarz yöntemleri kullanabileceğini Kuran işaret ediyor. Yıkık duvar masonlukta bir semboldür, duvar yapılması bir semboldür. Yetimlik masonlukta çok önemlidir. İki öksüz çocuk biri Hz. Mehdi biri Hz. İsa. Öksüz çocukların annesi de dul kadın, masonlarda sembollerle remz edilir. Define de mason sembolüdür. İtiraz etmeme, mürşide tam tabi olma var ve bunula ilgili dilini tutma, ketum olma var. Masonlukta ketum olma, sır tutma çok önemlidir. Birşeyi gördüğünde onu muhafaza etmek, söylememek.  Hızır (as) Üstaddır. Masonlukta da üstadlık vardır. Onlar Hz. Mehdi (as)'ı da üstad olarak alıyorlar. Mason inancında bin yıllık, ikibin yıllık eski inançlarında İstanbul'da iki büyük ustadan biriyle yani Hz. Mehdi (as)'la karşılacaklarına inanıyorlar. "İstanbul bizim için kutsal şehir" diyorlar. "Orada büyük bir ustayla, masonlara lider olacak ustayla kaşrılaşacağız" diyorlar. Tapınakçılar "tek Allah inancını dünyaya hakim etmek istiyoruz" diyorlar, "bunun için Hz. Mehdi (as)'a ve İsa (as)'a yardım etmek istiyoruz" diyor. Masonluk birçok ritüelini Kuran'dan, Tevrat'tan ve Hz. Süleyman'dan almıştır.

  • 26/144- "Artık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin."

26/145- "Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum;

Müslüman Allah'tan korkacak, helale ahrama dikkat edecek ve Peygamber (sav)' itaat edecek. Hz. Hızır (as) da ücret almıyor. Allah rızası için mücadele eden ücret almaz. Hiçbir şekilde ücret alınmaması çok önemlidir, Mehdiyet alametidir. diğeri hastalıktır. Kuran buna çok ısrarla işaret ediyor.

  • 17/87- (Vahyi sende bırakan) Rabbin rahmetinden başka(sı değildir). Şüphesiz O'nun lütfu senin üzerinde çok büyüktür

Ayetin ebcedi, 1980. Hz. Mehdi (as)'ın çıkış tarihini veriyor.

17/88- De ki: "Eğer bütün ins ve cin (toplulukları), bu Kur'an'ın bir benzerini getirmek üzere toplansa, -onların bir kısmı bir kısmına destekçi olsa bile- onun bir benzerini getiremezler."

Asrımızda yobazlar ne diyor? "Biz getiriz" diyorlar. "Ya hurafe olarak ya da bana yeni kitap geldi diyerek getiririz" diyorlar. Allah bunun imkansız olay olduğunu söylüyor.

  • 7.19 --- Naim b. Hammad, Ammar b. Yasir’den tahric etti, O şöyle dedi: Mehdi’nin evvelinde Şuayb b. Salih olacaktır. (Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler)

Bu hadisi daha önce de açıklamıştım. Şuayb bin Salih Hz. Mehdi (as)'dır. Çünkü diğer hadislerde Süfyaniyeti etkisiz hale getirileceği anlatılıyor. Bu hadislerde bahsedilen Mehdi de Hz. İsa (as)'dır. Şuayb şubecik anlamına geliyor, bin Salih babası salih olan anlamına geliyor. Küçük topluluğu olan ve onun özelliği Süfyaniyeti yok etmesi. Süfyaniyeti ortadan kaldıran Hz. Mehdi (as)'dır zaten. Dolayısıyla onun Hz. Mehdi (as) olduğunu anlıyoruz. 

7.16 --- Tabarani, Evsad’da, İbni Ömer (ra)’dan tahric etti, O şöyle dedi: Peygamber (s.a.v.) bir gün Hz. Ali (ra)’ın elinden tutarak şöyle buyurdu: Bunun soyundan bir genç çıkar ve arzı adaletle doldurur. Siz onu gördüğünüzde Temimi genci arayın, çünkü o doğudan çıkacak ve Mehdi’nin bayraktarı olacaktır. (Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler)

Hz. Mehdi (as)'dan önce birçok insan var. Yaklaşık 5 kişi var Hz. Mehdi (as)'a yardımcı olan. Öncesinde olan kişiler var. Mesela bunlardan biri Bediüzzaman Said Nursi'ye bakar, kimi belki Fethullah Hoca'ya bakar. Kimi belki Menzil'deki o mübarek Şeyh Efendi'ye, Muhammed Raşid Erol Hazretlerine bakıyor, kimi Süleyman Hilmi Tunahan Hazretlerine bakıyor. Ki Süleyman Hilmi Tunahan, çok büyük muhterem bir insandır. Hz. Mehdi (as)'a zemin hazırlayan çok önemli bir mürşiddir. Türkiye'nin her tarafını, dünyanın her tarafını Kuran kurslarıyla donattı. Kuran'a çok hizmet etti. Kuran'ın öğrenilmesi, Kuran tebliğinde dünya çapında en büyük çalışmayı yapmış olabilir inşaAllah. Dolayısıyla hadislerde onlara da işaretler var. Ama tek isimleri geçiyor. İsimleri paylaştırdığımızda bu kişiler olduğunu anlıyoruz. Şeyh Nazım Hocamız'a bakan hadisler de var. Bu muhterem zatların hepsi Hz. Mehdi (as)'a zemin hazırlar ve Hz. Mehdi (as)'a yardımcı olacaklar inşaAllah. 

7.24 --- Keza (N.b. Hammad), Abdullah b. Şureyk’den tahric etti, O şöyle dedi: Mehdi’nin beraberinde, Resulullah (s.a.v.)’in bayrağı bulunur. (Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler)

Bayrak Topkapı'da, İstanbul'da. İstanbul, Hz. Mehdi (as) ve sancak üçü de birarada. Birbirlerinden ayrılmazlar. 

7.21 --- Keza (N.b. Hammad) Kaab b. Alkame’den tahric etti, O şöyle dedi: Yaşı küçük sakalı hafif ve sarışın bir genç çıkar, Mehdi’nin bayrağını taşır ve karşısına dağlar bile çıksa onları ezerek İlya (Kudüs)’ya kadar ulaşır. (Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler)

Hz. Mehdi (as)'a yardımcı olacak kişilerden birisi daha bu. Fakat çok kısa bilgiler veriliyor haklarında, çok az bilgi.

  • 2.21 --- Keza (N.b. Hammad) Hz. Ali ve Hz. Ayşe’den tahric etti. Peygamber (s.a.v.) buyurdu: Mehdi Benim ısretimden bir reculdur. Benim vahiy üzerine savaştığım gibi, O da Benim sünnetim üzere çarpışır. (Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler)

Hz. Mehdi (as) benim soyumdandır, diyor Peygamberimiz (sav). Recul; tebliğci, dini yayan, Peygamberimiz (sav)'in getirdiği risaleti insanlara analtan, açıklayan. Peygamber anlamında değil, tebliğci. Aynı Asrı Saadeti oluşturmak için gayret edecek. Recul, temsilci, Allah'ın risaletini temsil eden, anlatan. Kuran, Allah'In Peygamberimiz (sav)'e vahyettiği kitap. Bu Kitabı tebliğ ettiğinde bir insan, anlattığında risalet görevi yapmış oluyor.

2010-11-28 02:58:59
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top