Adnan Oktar'ın 30 Kasım 2010 tarihli röportajından önemli başlıklar

Kaçkar TV, 30 Kasım 2010

•    Türk İslam Birliği silahla, tankla, işgalle olacak bir birlik değildir. Silah üstünlüğüne dayalı olarak değil, ekonomik üstünlüğe dayalı olarak da değil, sevgi ve şefkat üstüne dayalı olan bir topluluk. Ve Hristiyanları, Musevileri, Ermenileri, Ortodoksları, Katolikleri hepsini koruyup kollayan, ama tabi Müslümanları da büyük bir sevgiyle bağrına basan bir topluluk. Türklük alemini, İslam alemini derleyip toplayıp biraraya getiren bir sistem. Bunda devletler müstakil ve özgür. Demokrasi tam, hukuk tam. Sevgi ve dostluk hakim. Amerika'nın istediği ne? Amerika bunu istemiyor mu zaten. Dolayısıyla, benim anlattığım mantık Amerika'nın, Rusya'nın, Çin'in, İsrail'in muhalif olacağı bir sistem değil. Amerika benim anlattığım bu modeli istiyor. Rusya da Çin de istiyor. Yani buna muhalif olan bir ülke yok, olay yaratmasınlar. Sadece bizim milletimizin, Türklük ve İslam aleminin, "evet biz bu birliği istiyoruz" demeleri ve Mehdiyeti bütün güzelliğiyle, bütün ihtişamıyla ortaya çıkarmak ve Hz. İsa (as)'ın zuhuru için, görünmesi için de Allah’a dua etmek gerekiyor.

•    Her yerde konu Türk İslam Birliği. Amerika'nın da konuştuğu konu bu, yani Mehdiyet. İttihad-ı İslam nedir? Mehdiyettir. Bütün Ortadoğu politikası şu an Mehdiyet üzerinde dönüyor. Bütün köşe yazarları Mehdiyet'ten bahsediyor. İttihad-ı İslam dedikleri, Türk İslam Birliği dedikleri, Türkiye'nin emperyal güç olması iddiası falan bunların hepsinin özetle ne demek istediğini araştırdığımızda, tek kelimeyle karşılaşıyoruz: Mehdiyet. Mehdiyet olmadan zaten İttihad-ı İslam olmaz. İslam ülkeleri birleşmez Mehdiyet olmadan. Mehdiyet olmadan, Şii İran Sünni bir lideri kabul etmez. Sünniler de Şii bir lideri kabul etmez. Bu durumda İttihad-ı İslam zaten olmaz. Ama Şii de Sünni de Vahabi de Hristiyan da Musevi de Hz. Mehdi (as)'ı kabul eder. Hristiyanlar da bekliyor Hz. Mehdi (as)'ı. "Sırtında testi taşıyan şahsa git" diyor, "sırtında testi taşıyan insanı bul onun peşinden git" diyor İncil. Yani Kova çağını açan insan, kova burcundaki insan. Bu kişi Hz. Mehdi (as)'dır.  Ama kimi Mesihiyet diyor, kimi Türk İslam Birliği diyor, kimi İttihad-ı İslam diyor, kimi Türkiye'nin emperyal dış politikası diyor, kimi bölgesel güç diyor.  Hepsinin adı Mehdiyettir. İki yıl önce ben bunu söyledikten sonra, Allah'ın izniyle Peygamberimiz (sav)'in dediklerinin çıkmaya başladığını haber verdikten sonra, şimdi hiçbir güç durduramıyor Cenab-ı Allah'ın kaderini. Peygamberimiz (sav)'in söyledikleri de birer birer gayet muntazam çıkıyor. Ve çıkmaya da devam edecek.

İbni Ömer (ra)’dan “İnsanlar, batıdan Güneş doğduktan sonra 120 sene daha kalacak.” (el Berzenci, Kıyamet Alametleri)

•    Bu hadisler çeşitli şekillerde bir 100 yıllık, 120 yıllık bir zaman diliminden bahsediyor. Hadis ravilerinin bu konuda duyduklarını naklederken çok çeşitli nakiller yapmışlar. Ve bu konuda birbiriyle çelişik nakiller var. Ama ittifakla bir 120 yıldan bahsediliyor, Hz. İsa (as) ve Hz. Mehdi (as)'dan bahsediliyor ve sonra da kıyametin kopmasından bahsediliyor. Benim anladığım bu 120, 2120'nin 120'si. 2000 yılında Mehdiyet atağa kalkıyor, 120 yıl sonra da kıyamet kopuyor. Yani o 120 seneye, Bediüzzaman'ın söylediği 120 seneye dikkat çekiliyor. 2000'den sonra olan bu 120 yıl içinde deccaliyet de var, süfyaniyet de var, deccaliyet ve süfyaniyetin yok olması var, Hz. Mehdi (as)'ın başarısı var, Hz. İsa (as)'ın inişi var ve yecüc mecücün etkisiz hale getirilmesi var ve diğer kıyamet alametlerinin bitişi var. Ve dünyanın başını bir başka yıldıza çarpması sonucu kıyametin başlangıcı var. Hadislerin hiçbirinde bir sabitlik göremiyoruz. Sabitlik hangi konuda var? 100 yıl ve 120 yıl olmasında var, ama 120 yıl çok fazla yerde geçiyor. Buradan da anlıyoruz ki bütün olaylar, deccaliyet, süfyaniyet, Hz. Mehdi, Hz. İsa ve kıyamet hepsi bu 120 yılın içerisinde. Çünkü hadislerde bu konuların hepsi geçiyor. Hepsi geçtiğine göre, o zaman burada hadis tefsiri mantığına göre, bu hadislerin ortak değindiği noktaya bakarız. Yani topluca hangi noktaya değiniyorlar? Topluca 120 yıla değinme var, topluca deccalden, süfyandan, Hz. Mehdi (as)'dan, Hz. İsa (as)'dan, yecüc mecücden, İslam'ın hakimiyetinden ve dinin kalkmasından, Müslümanların bozulmasından, küfür, tuğyan ve dalaletin sapıtmasından bahsediyor. Anlatılan konu budur; 1, 2 ve 0.  Bu çok önemlidir. "Çifte ve teke" diyor Allah. 2 ve 1. "Ve akıp giden yıldıza", diyor, çarpacak olan yıldıza inşaAllah. Bir gerçek ortaya çıkıyor. Raviler hepsini aklında tutamıyor ama ortak noktaya bakmak lazım.

•    Bu tip hadislerde ortak noktaya bakıldığını gördük. Raviler dinliyorlar, birinin aklında biraz öyle kalıyor, diğerinin biraz öyle kalıyor, ama toplam herkesin aklında kalanları bir araya getirdiğimizde bir gerçek ortaya çıkıyor. Yani raviler hepsini tam aklında tutamıyor. Ama ortak noktaya baktığımızda gerçeği görüyoruz.

•    Daha önce de açıklamalarımda izah etmiştim. Güneş'in batıdan doğmasından sonra 120 yıl daha insanlar yaşar diyor. İslam güneşinin doğuşundan sonra tabi ki. Hadislerde de Hz. Mehdi (as)'ın çıkışını Peygamberimiz (sav) çok fazla yerde Güneş olarak ifade ediyor. İslam'ın Güneşi olarak vurguluyor Hz. Mehdi (as)'ı ve bir güneştir, diyor. O yönüyle hadiste kast edilen Allahualem odur. Hadislerde farklılık oluyor, fakat ortak nokta 120 yıl. Hz. Mehdi (as)'ın aleni atağının başladığı tarihten sonra insanlar 120 yıl yaşayacaklar. Ve bütün olaylar da, Hz. İsa (as) da, Hz. Mehdi (as) da, İslam'ın hakimiyeti de bozulması da hepsi 120 yıl içinde inşaAllah

•    Din bilgisinin artmasını istedikleri kardeşlerimize internetten bizim çalışmalarımızı, televizyondan sohbetleri izlemelerini tavsiye etsinler. Bütün mesele imanlı olmalarındadır. İmanlı olduktan sonra çok kolay. Namaz da kılar, oruç da tutar, zekat da verir, hacca da gider. Ama iman hakikatleri çok önemlidir. İman hakikatleri için, imanlarının artması için bizim internet sayfalarını ziyaret etmelerini teşvik etsinler bir, mutlaka uydu yayın sistemi oluşturup uydu yayınında bizleri her akşam izlesinler iki. Benim sohbetimi bir kere dinleseler Allah'ın izni ile istenen etki oluşur. Kalpte bir hidayet, bir iman ışığı oluşur. İkinci bir yolu olmaz inşaAllah ve ömrü boyunca da aksini yapamaz inşaAllah. Ruhu, kalbi temizse, hidayet ehliyse kardeşlerimizin bizim sohbetimizi bir kere dinlemesi yeterlidir. İnkar etse de kurtulmaz. Kalbine yerleşir. Gerçek anlatım önemlidir. Bir de bakıyorlar akılcı bir Müslümanlık anlayışı var. Dürüstlük, candanlık üstüne kurulu, bilimsel izaha dayalı. Akla karşı izah yok. Bir de dürüstlük ve samimiyetimi üslubumdan fark ederler. Mesela aleyhte yazılar geliyor. Ben sevmediğim adama yazı yazmam. Bir sayfa yazı yazıyorsa adam gece 2'de hücrelerine kadar etki altında kalmış demektir. Ben bunu böyle gördüm şu ana kadar Allah'ın dilemesiyle. Yani Allah'ın dilemesiyle, Allah'ın yardımıyla bu böyle oluyor. Hatta nasiyemize, yüzlerimize baksa, sohbet ortamını görse, bir de beş dakika on dakika dinlese artık bir daha küfrü savunacak takati kalmaz. Çünkü bu tarzda candanlıkta insanlar Kuran'ı, İslam'ı savunuyorsa bu haktır. Gecenin ikisinde hak olmayan bir şey savunulmaz. Sonsuza kadar doğrudur. İslamiyet sonsuza kadar doğru olan hak olan dindir inşaAllah.

2010-12-01 17:37:49
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top