Adnan Oktar'ın 01 Aralık 2010 tarihli röportajından önemli başlıklar
TV Kayseri; Samsun AKS TV, 1 Aralık 2010
Pakistan gibi Hindistan gibi ülkelerde, bazen Türkiye’de de oluyor, meşhur olmak isteyen tanınmamış zavallı tipler dine, imana Müslümanlara yönelik galiz hakaretler yapıyorlar, kitap yazıyorlar Avrupa’ya gönderiyorlar. Avrupa da "olağanüstü" diyor, "fevkalade" diyor, ateist masonlar, bir kısım Evanjelikler, bir kısım Katolikler bunu destekliyor. Bunların ne sanat gücü var, ne genel kültürü var, ne o yönde bir geniş araştırmaları var. Hiç bir şey bilmeyen cahil adamlar. Sadece şöhret olmak istiyorlar. Şöhret olmak için bazen bazı kimseler sosyeteden tanınmış insanlara saldırırlar ya, bunlar da öyle; dine, İslam’a saldırıp kendilerince dikkat çekip Avrupa’da şöhret oluyorlar.
Bulgaristan’a git çok fazla Türk camisi bulursun, Türk köprüleri vardır, ta İtalya’ya kadar Viyana’ya kadar. Her yer öyledir çaka çaka doludur. Türk eserleri ile doludur. Oralara gidip onların daha iyi yaşamalarını sağlamak, daha mutlu olmalarını, daha zengin olmalarını sağlayacaktır Türk İslam Birliği. Yani onların dinlerine, dillerine müdahale olmaz. Herkes istediği gibi yaşar, ama İslamiyet’in mükemmelliğini görecekleri için kitleler halinde Müslüman olacaklardır, olay bu, bir zorlama yok. Ayette de var, Cenab-ı Allah söylüyor. İnsanların kitleler halinde Müslümanlığa girdiğini gördüğünde Allah’ı hamd ile an diyor, inşaAllah Cenab-ı Allah. Biz de o zaman Allah’ı hamd ile anıp kurban keseceğiz inşaAllah. Bulgaristan da tabi içinde. Bulgaristan bizleri seven bir ülkedir, biz Bulgarları çok severiz. Eskiden beri dostluğumuz kardeşliğimiz vardır. Komünist dönemde bizden onları ayırdılar. Arnavutluk falan hepsi bizim kendi halkımız, Bosna... Yunanlılar da öyle hep bizim iç içe yaşadığımız, Osmanlı döneminde kardeşimiz olan insanlar. Avrupa Birliği'ne giren Yunanistan ekonomik yönden çöktü ve devlet iflas etti. Yunan devleti iflas etti, ekonomik yönden şu an muhtaç, halk fakir ve perişan haldeler bu perişanlığı ortadan kaldıracaktır işte Türk İslam Birliği. Cömertlik, bolluk, zenginlik, adalet, bereket, barış getirecektir.
Kahvehanelerde de küçük kütüphaneler oluştursunlar kardeşlerimiz. Orası bir okuma salonuna döner çok çok güzel olur. Mümkün mertebe her ilde, her ilçede. Mesela köylerde okuma odaları oluşturmak. Köy odalarına mesela köy odasının bir bölümüne ufak bir kütüphane. Herhangi bir rafı bile doldurmuş olsalar çok çok mükemmel olur. Her köye, her kahvehaneye, her kasabaya, her şehre bir kütüphane.
Ben anti hurafeyim, hurafeyi yıkmaya geldim. (Hz. Mehdi (as)'ın öncüsü olarak) Deccaliyeti yıkmaya geldim. Deccaliyet bir ağaçsa bir kolu hurafedir, bir kolu Darwinizmdir. Hurafe mantığı bunu getirir. Ama imani konuda, imanı tahkik hale getirecek benim sitelerimin dışında nadir siteler var, olan kısımlarda hurafe yoğunluğu var, adamın içindeki iman da gidiyor. Ben buna dur diyen bir insanım Allah'ın dilemesiyle. Eğer ben Mehdiyet’i anlatmazsam şeytana uymuş olurum. Bu şeytanın bir oyunu, ben bunu kabul etmem. Ben bunu anlatacağım. Gayet açık net anlatırım. Ben hakkı anlatırım, doğruyu anlatacağım.
Ahir zamanda imanzafiyeti çok büyük bir sorundur. Hz. Mehdi (as)'ın da geliş sebebi budur. Fukuhanın içinde de bazı alimlerin içinde de müthiş bir iman çöküntüsü olacaktır. Hatta Bediüzzaman tüm Nur talebelerini esas alan bir üslup kullanmamış. Risale-i Nur'un gerçek sahipleri Hz. Mehdi (as) ve şakirtleridir diyor. Kendi talebelerini bile Risale-i Nur'un gerçek sahipleri arasına dahil etmiyor. Ahir zamanda iman zafiyeti çok şiddetli olacaktır ve dünyanın %99'unu kaplamıştır. Zannediyorlar ki bu, Nur talebelerine tesir etmeyecek veya başka ehl-i tarik olan kardeşlerimize zarar vermeyecek. Onları da içine alıyor. Çok kapsamlıdır ateist cereyan. Dolayısıyla Müslümanlar içerisinde de tahribatı çok şiddetli olmuştur. Vuruş gücü çok yüksek olmuştur.
Bediüzzaman zamanında Hz. Mehdi (as) alenen beklenirken, açıkça Bediüzzaman da bunu söylemişken, sonra iman zafiyetiyle ümitsizliğe kapılıp İttihad-ı İslam'ın olmayacağını düşünerek, Türk İslam Birliği'nin olmayacağını düşünerek akıl almaz tevillerle müthiş bir imani tahribat meydana getirmişlerdir. Bediüzzaman Hz. Mehdi (as)'ın gelişini çok açık, alenen söylüyor. Dershaneye gidiyor çocuk. Bediüzzaman'ın bu konuşmaları anlatılıyor, akıl almaz bir tevil görünce, diğer konuların da aynı şekilde tevil edileceğini sanıp, bütün konularda Müslümanların böyle samimiyetsiz olduğunu, dürüst olmadığını düşünüyor. Ve dolayısıyla Risale-i Nur'un tamamına güveni kalmıyor bu sefer. Çünkü açık olan bir hususta insanlar gözünün içine baka baka ve alenen yalan söylerse, o zaman öbürlerine niye inansın? Bakıyor orada yalan, burada yalan, "o zaman bunların kendi davalarına inançları yok" diyor. "Kendi anlattıklarına kendileri de inanmıyorlar" diyor. Ve şiddetli bir imansızlık cereyanı gelişiyor bu sefer. O zaman onun dersaneye gidiş amacı sadece bir sosyal çevre edinmek, arkadaşlık edinmek, evlenirse de ona destek olmalarını sağlamak, bir de akşamları gidip orada çay içmek oluyor. Bir tür klüp gibi kullanıyor. Onun için Risale-i Nur'u okuyan kardeşlerimizin böyle tevilci rahiplerin, batın rahiplerinin açıklamalarına göre değil, Risale-i Nur'un direkt, düz anlamına göre değerlendirmeleri çok önemlidir. Bediüzzaman bunun üstünde duruyor. Ne anlatılıyorsa açık açık, ona inanmaları lazım.
Risale-i Nur'u tevil ediyorlar, tevil edince de oradaki insanların güveni kalmaz. Ben bu belayı savmak için mücadele ediyorum. Ve o yüzden böyle başarılı oldum. O yüzden bütün Avrupa'da, Türkiye'de, Azerbaycan'da, her yerde müthiş bir heyecan dalgası sardı. Çünkü ben yalana müsade etmiyorum, sahtekarlığa müsade etmiyorum, tevile müsade etmiyorum. Dil eğip bükülmesine müsade etmiyorum. Ve bütün yalancıların oyunlarını da ortaya döküyorum. Onun için kardeşlerimiz dürüst olan kardeşleriyle kenetlensinler, birbirlerini koruyup kollasınlar. Bir süre sonra yalancıların mum gibi eridiğini görecekler.
Sırf sahtekarlar ve yalancılar yüzünden İslam şu an hakim olmuyor. Çünkü ümitsiz insanlar var. Allah vermesin, aklını kaybetmiş, ümidini kaybetmiş, gücünü kaybetmiş fakat onu normal bir insan zanneden insanlar onun peşinden gidiyor ve o da onunla beraber hastalanıyor. Halbuki Allah, "çoğunluğa uyarsanız sizi Allah yolundan saptırırlar" diyor. Çoğunluğa uyulmaz, hakka uyulur.
Normalde Müslümanların sayısı İttihad-ı İslam'ın oluşması için bol bol yeterli. Türk İslam Birliği'nin oluşması için bol bol yeterli. Maddi güçleri de yeterli, imkanları da yeterli. Ama bir avuç bunağın yüzünden, bir avuç aklı zayıf insan yüzünden, bir avuç imanını kaybetmiş hasta yüzünden, bir avuç gelecek korkusuna kapılmış insan yüzünden İslam dünyaya hakim olmuyor. Niye olmuyor? Çünkü zamanı gelmedi de ondan olmuyor, Allah da onları vesile ediyor. Daha vakti var, biraz daha vakti var. Çünkü o zaman Mehdiyet vazife yapamaz.
Bazı Müslümanların Allah'a güvenleri yok. Allah'a imanları zayıf. Herhangi bir şahıs Mehdi olursa ne yapar acaba? Ne olur? Halbuki Allah'a güvenen, Allah'ın herşeyi en güzel şekilde yapacağını bilir. Allah'a güvenemedikleri için insana hiç güvenemiyorlar. Bu nedenle Müslümanların birleşmesini de istemiyorlar, hiç istemiyorlar bazı bunak takımı. Ama gençlik ayakta maşaAllah. Azerbaycan, Türkistan, Tacikistan, Tataristan buralarda bütün gençlik, aşkla heyecanla, Suriye gençliği, Irak gençliği coşkuyla istiyorlar. Fakat bir avuç bunak, gençliğin bu heyecanını durdurmak için vargücüyle mücadele ediyor. Onların bu heyecanını, birleşme arzusunu kırmak için şeytanın ifasıyla, rahatları kaçar gibisinden bunu durdurmaya çalışıyorlar. Çünkü "Evet, Mehdi gelecek" dese, belki kendine bakmayacaklar, belki yiyeceği içeceği kesilecek diye korkuyor. "Benim geleceğim ne olur, benim istikbalim ne olur? Çoluğumun çocuğu durumu ne olur?" gibisinden korkuya kapılıyorlar. O yüzden de Mehdiyeti karanlık gibi görüyorlar. Halbuki ışığın, aydınlığın, güzelliğin ta kendisi. Peygamber Efendimiz (sav)'in belirttiği bir güzellik. Ama şeytan onlara onu tam ters gösteriyor.
Kaçkar TV, 1 Aralık 2010
Hiçbir yerde Müslüman zorla İslam'ı yaymaz. Kuran'a göre haramdır. Kuran’a göre dinde zorlama yoktur. Zolama yokken nasıl zorlayarak Müslüman yaparsın? Kılıçla, topla, tüfekle Müslümanlık olmaz. Müslümanların kan dökücü olduğunu, savaş ve fetih siyaseti güttüklerini iddia eden bazı Avrupalıların, bazı Amerikalıların yaptığı stratejnin doğru olduğunu vurgulamaya çalışan üslup olmaz. Müslüman ne yapıyor? Mesela, evine girecek içeriye eşkiya dolmuş sokmuyorlar, adımı attığında saldırıyorlar. Ne yaparsın? Adamları etkisiz hale getirir girersin. Yoksa durduk yere başkasının ülkesine girip de "sizi zorla Müslüman yapacağım" demez. Böyle birşey yok Müslümanlıkta.
Hicri 1400'de Hz. Mehdi (as)'ın ve deccalin karşılıklı bir mücadele ortamı oluşturduğunu görüyoruz. Çünkü deccal çıktığında, Hz. Mehdi (as) çıkmazsa deccaliyetin bir önemi yok. Hz. Mehdi (as) çıktığında da deccaliyet çıkmadığında bir önemi kalmıyor. Cehd anlamında önemi kalmaz. İkisinin başabaş çıkması gerekiyor. Mehdiyet süfyaniyetin yıllar içinde yaptığı tahribatı gelip tamir etmesi, düzeltmesi oluyor. Ama yaşlı ve hımbıl, güçsüz cılız bir Mehdiyet anlayışı ortaya çıkartmaya çalışıyorlar. Yani Müslümanları akıl almaz pasifize ettiler, müthiş bir mühendislik planı uygulandı, manevi diyerek. Çünkü şahsı maneviye bakıyor adam, şahsı manevinin yapacağı hiçbir şey yok. Hep Peygamberler gelmiş, onun etrafında insanlar toplanmışlar, bir heyecan olmuş, bir şevk olmuş ve İslam dünyaya hakim olmuş, gelişmiş. Mesela Hz. Zülkarneyn gelmiş, Hz. Zülkarneyn etrafında toplanmışlar. Hz. Süleyman (as) gelmiş, onun etrafında toplanmışlar. Ama Hz. Süleyman'ın şahsı manevisi etrafında toplanmamışlar. Şahsı olmuş, talebeleri olmuş ve ondan meydana gelen şahsı manevi olmuş ama Hz. Süleyman mutlaka olmuş o döneminde. Onun sağlığında, o sağken hakim oluyor.
Enbiya Suresi ayet açıklaması
21/79- Biz bunu (hükmü) Süleyman’a kavrattık, her birine hüküm ve ilim verdik. Davud ile birlikte tesbih etsinler diye, dağlara ve kuşlara boyun eğdirdik. (Bunları) Yapanlar Biz idik.
1979 Hz. Mehdi (as)'ın zuhuru. Hüküm verme, anlatma gücünü Ben verdim diyor Allah. Hz. Mehdi (as)'ın müstakil gücü yok. Hüküm ve ilmi Allah veriyor. Hz. Mehdi (as) bir medresede, bir tarikatta eğitim almış olmayacak. İlmi vehbi. Bütün ilimleri Allah öğretir. İstanbul 7 tepe. Herkes beni dinliyor. Bütün dağlarda Allah ı tesbih diyoruz şu an. Şimdi bütün İstanbul'un dağlarındaki evlerinde olanlar şu an beni dinliyorlar mı? Bütün dağlarda Allah'ı hep beraber tesbih ediyor muyuz şu an? Türkiye'nin bütün bölgelerinde tesbih ediyor mu şu an? Cismim burada ama Türkiye'nin, dünyanın her yerinde Allah'ı tesbih ediyoruz. Hz. Mehdi (as) öncüsü olarak bu bende böyle oluyor. Hz. Mehdi (as) da çok daha kapsamlısıdır.