Adnan Oktar'ın 04 Aralık 2010 tarihli röportajından önemli başlıklar

Kocaeli TV; Aba TV, 4 Aralık 2010

  • Bazı yayın evleri, bazı internet siteleri Bediüzzaman’ın “Ey yüzden, tâ üç yüz seneden sonraki yüksek asrın arkasında gizlenmiş, sâkitâne benim sözümü dinleyen ve bir nazar-ı hafiyy-i gaybî ile beni temâşâ eden..." sözünü değiştiriyorlar, çıkarma yapıyorlar. Mehdiyeti 300 sene sonraya atıyorlar. Sungur Ağabey çıktı televizyonda 70 yıl var dedi. Hz. İsa (as)'ın gelişi, Hz. Mehdi (as)'ın çıkışı, deccaliyetin yenilgiye uğrayışı, İttihad-ı İslam’ın oluşması, İslam'ın dünya hakimiyeti hepsi bu 70 yıl içinde olacak dedi. Herkes duydu, kimse itiraz etmedi demek ki doğru. Bediüzzaman'ın 300’den kastı, Hicri 1300'den sonraki vakit. Zaten devamında açıkça söylüyor; "o azametli mezara azametli Van Kalesi mezartaşı olmuş Yani 1400.. "Ey yüz sene sonra gelenler! ‘Şu kalenin başında bir medrese-i nuriye çiçeğini yapınız. Cismen dirilmemiş, fakat ruhen bâki ve geniş bir heyette yaşayan medresetü’z-zehrayı cismanî bir surette bina ediniz" demektir.” Hz. Mehdi (as)’ın çıkış tarihi olarak 1400’ü vermiştir Bediüzzaman. 1300’e 100 ilave ettin mi 1400 yapar. "Ey yüzden’i çıkarmışlar, “tâ üç yüz seneden..” diye devam etmişler. Mehtap TV, Samanyolu TV Müslümanları yanlış yönlendirip, Bediüzzaman'ı yanlış anlatıp yönlendirmemesi gerekir. Biz bunları düzeltiyoruz. Bir kelimeyi çıkararak yepyeni bir anlam vermeye çalışıyorlar. Ya tashih etsinler, ya düzeltsinler. Bile bile yanlış bilgi veriyorlarsa, bu Müslümanlığa sığmaz.
     
  • Bediüzzaman’ın "imanın nuruyla tanırlar" ifadesi çok önemli, şahıslar kendi kabiliyetleri ile anlıyorlar. Allah’a iman da şahsi olarak güçlü oluyor, mesela bir ailede, abisinde ayrı çocukta ayrı oluyor. Biri Allah’ın varlığının delillerini derinlemesine görüyor, diğeri daha az görüyor veya diğeri hiç görmüyor. Bir ailenin fertleri imanda ortak karar almazlar, bir cemaat bir topluluk da aynı kanaatte olmaz. Kimi deccali fark eder, kimi edemeyebilir, kimi Hz. Mehdi (as)'ı fark eder kimi edemeyebilir.
     
  • Türk Birliği’ni sanki böyle zor uzak bir idealmiş gibi görüyorlar. Karadeniz Birliği makul diyorlar, Akdeniz birliği olur diyorlar. Denizin suyu birleştiriyorsa, İslam ve Türklük nasıl birleştirmiyor? Aynı soydanız, aynı dindeniz. Örfümüz, ananemiz, her şeyimiz bir. Fakat birleşmeyi çok acayip görüyorlar. Konya ve İstanbul’un birleşmesi son derece makuldür. Fakat insanları öyle işlemişler ki, sanki çok zor bir şey teklif ediliyormuş gibi. Halkın istemesi çok önemlidir, zeminin istemesi. Bugün "evet" deseler her devlet hazır buna. Halkın istemesi için milletlerin birbirini sevmesi lazım. Türklük diye bir kavim var. Kuran’a göre bu kavmin birleşmesi gerekiyor. “Kavimler olarak yarattık" diyor Allah. "Tanışasınız diye kavimler olarak yarattık" demiyor mu Allah? Birleşmesi şart Kuran’a göre. Sonra Türk İslam Birliği’nin oluşması lazım. Türk milleti cesur, güzel ahlaklı bir millet. Ahlakından dolayı da Allah onlara liderlik veriyor. Şu an lider Türk milleti. Türk İslam Birliği’nin lideri o, başı Türk milleti olduğu için Türk İslam Birliği diyoruz.
     
  • Azerbeycan’ın Türkiye ile beraberliği olacaktır. Ermenilerle de kapıları açarsın onlar da beraber olur. Katiller kimdir, onları tespit edersin cezalandırırsın. Bunun dışında Ermeniler masumdur, bunları aynı cezaya sokarsan olmaz. Kim suçlu? Katiller suçludur, mazlum olan Ermenilerden biz intikam almayız. Onları koruyup kollayacağız. Biz onlara millet-i sadıka diyorduk. Sadık millet. Ermeni paşalar vardı. Sanatçılar vardı. Halkla içiçe son derece mutluyduk. Darwinizm, komünizm, faşizm ortaya çıkınca Ermeni faşistler çıktı. Bu olaya karışmamış, haberi olmayan masum anneler, küçük çocuklar, genç kızlar genç delikanlıları bunları aynı kefeye koyarsan olmaz. Türkiye'de de cezaevlerinde insanlar var, cinayet işlemiş, katil. Biri çıkıp bizim de, tüm Türk milletinin de bu katillerin cezasını çekmesini isterse, bu mantıklı olur mu? Ona bakılırsa Yunanlılarla da savaştık biz, ama onları da Türk İslam Birliği'ne alacağız. Bulgaristan'ı da alacağız. Bizim kardeşlerimiz gittiğinde mehter marşıyla karşılıyorlar. Buram buram Osmanlı kokar Bulgaristan. Rusya'yla da birleşeceğiz. Onları da Türk İslam Birliği içine alacağız. Türklerle de savaşmış Ruslar. Biz onun intikamını mı alacağız?  Dostluk kardeşlik kuracağız. O geçmiş dönemde kalmış. Daha önce tecrit politikası istediler. Suriye düşman, Irak düşman, İran düşman, ama şimdi bak hepsini kazandık. Suriye ile dost olduk. Irak'la da güya düşman gösteriyorlardı bizi, şimdi dost olduk. Biz bu alçaklığı ortadan kaldıracağız. Türk İslam Birliğiyle onlara dostluk bereket bolluk getireceğiz.
     
  • Mehdiyet sevgi, şefkat, merhamet ve dostluk ve kardeşlik demektir. Deccaliyet kan, irin, kepazelik, rezillik demektir. Hz. Mehdi (as)'dan kan, irin beklemeyeceksin, rezalet beklemeyeceksin. Hz. Mehdi (as)'dan kan bekleyenleri kan boğar. Allah belalarını verdi, perişan etti bu fikri savunanları. Öyle bir şey olmaz. Kanla gelen kanla gider. Allah kanı istedin mi kanda boğar. Allah kansız hakim edeceğine göre, buna kanaat getirmeleri gerekiyor. Hz. Mehdi (as) devrinde silahlar yok ediliyor mu? Hz. İsa Mesih silahları yok ediyor mu? Bitti, kan yok demektir. Silah yoksa nasıl kan olsun ki? Kan, silahla olur. Silah gitti mi kan da gider. Hz. Yusuf (as) da kan dökmemiştir. Hz. Yusuf (as) kanla mı geldi iktidara? Akılla geldi, imanla geldi, sevgi ile geldi iktidara değil mi? Hz. Süleyman (as) kanla mı geldi? Sevgi ile akılla geldi. Hz. Zülkarneyn (as) kanla mı geldi?  Damla kan akıtmadı. Aklıyla ilmiyle imanıyla geldi. Allah’ın emri, ahir zamanda kan istemiyor Cenab-ı Allah. Deccal ve Hz. Mehdi (as) zamanında sel gibi kan var, ama kanı deccal akıtıyor. Hz. Mehdi (as) akıtmıyor. Hz. Mehdi (as) kanı durdurmaya çalışandır. Anti kandır Hz. Mehdi (as). Silahları yok ediyor.


Kahramanmaraş Aksu TV; Gaziantep Olay TV, 4 Aralık 2010

  • İNŞİKAK SURESİ

(Ahir zamana bakan yönüyle, Mehdiyete işaret eden yönüyle inşaAllah)

1- Gök, yarılıp-parçalandığı,

Kıyamette, atmosfer diğer yıldızlarla çarpışmanın etkisi ile emiliyor. Emilince gökyüzü, mavi gök kubbe açılıyor, siyahlık görünüyor. Uzay siyah. Koyuluk hakim. Açılınca bakacaklar ki, mavilik delinmiş, siyah görünüyor. Göğün delinip, gündüz yıldızların görünmesi. Bu çok harika bir durumdur, hiç insanların alışmadığı bir durumdur.

2- Ve 'kendi yaratılışına uygun' Rabbine boyun eğdiği zaman;

Hepsi Allah'ın emrindedir. Ne zaman yarılacak gök, ne kadar yarılacak, çapı ne kadar olacak hepsi belirlidir.

3- Yer, düzlendiği,

Gökyüzü açıldığında yerde de bir değişim oluyor. Normalde dağlar var, tümsekler var, tepeler var.  "Dünya titremeye tutulacak" diyor Allah. Deprem etkisi ile dağlar eriyen kum yığını gibi olacak. Toz şekerden konik tepe düşünelim. Salladıkça düzleşir o tepe. Onun gibi tüm yeryüzü düzleşecek.

4- İçinde olanları dışa atıp boşaldığı,

İçinde olanlar magma. Yer kabuğu parçalandığı için. Çarpışan yıldızların çekim gücüyle, dünya yörüngesinden çıkıyor, diğer yıldızlara yaklaştığı için magma fışkırıyor. Ama şiddetli bir fışkırma. Hatta ayette, "denizlerin yandığını görürsün" diyor. Denizlerden magma fışkırıyor ve denizden alevler fışkırıyor.

5- Ve 'kendi yaratılışına uygun Rabbine boyun eğdiği zaman.

Tam Allah'ın istediği gibi olur. Bir kısım insanlar sanıyor ki, kıyamet anında madde başı boştur, kendi başına patlar parçalanır. Tüm parçalanmalar, patlamalar, dağılmalar Allah'ın kontrolündedir.  Allah'ın dilemesi ile olur. Her bir atom nereye gideceğini biliyor. Her bir atom kendi yaratılışına uygun olarak boyun eğer.

6- Ey insan, gerçekten sen, hiç durmaksızın Rabbine doğru bir çaba harcayıp durmaktasın; sonunda O'na varacaksın.

Tebliğ yapıyoruz, İslam'ı yayıyoruz, namaz kılıyoruz. Allah için sürekli bir faaliyet yapıyoruz. Sonunda ona varacaksın.
7- Artık kimin kitabı sağ yanından verilirse,

Sağ eliyle ona kaset gibi, bütün hayatını anlatan bir şey veriliyor. Bir cisim, küçük bir şey.
8- O, kolay bir hesap (sorgu) ile sorguya çekilecek,

Kuran bilgisi olan bunu anlayacak. Yani, sağ yanından hayatını özetleyen, video kaset gibi tüm hayatını anlatan küçük bir şey verildiğinde, sağ eline verilirse, sağ eline aldıysa o kurtulacak demektir. Allah'ın vaadi var. İkinci bir ihtimal yok. Artık o artık sevinebilir sağ eliyle aldığı için.
9- Ve kendi yakınlarına sevinç içinde dönmüş olacaktır.

O sevinçle, o hayatını anlatan cisimle sevinç içinde yakınlarının yanına dönüyor. Arkadaşları, sevenleri kimse.
10- Kimin de kitabı ardından verilirse,
11- O da, helak (yok olmay)ı çağıracak,

Arkadan alıyor cismi, Allah vermesin. Artık onun için helak var.
12- Çılgın alevli ateşe girecek.

Çılgın alev, normal bir alev değil. Çılgın alev kontrolsüzdür. Yangınlarda olur. Alevler gökyüzüne doğru fışkırır, delice olur, o şekilde olacak diyor Allah.
13- Çünkü o, (dünyada) kendi yakınları arasında sevinçliydi.

Onların yanında çirkin tavırlarda bulunuyor, enaniyet yapıyor. Dinle imanla haşa dalga geçiyor, ahir zamanla kendince alay ettiğini düşünüyor,  Mehdiyete deccaliyete önem vermediğini vurguluyor. Hiçbir şey olmayacak sanıyor, ama orada gördüğü dehşet manzara ile kanı donuyor.
14- Doğrusu o, (Rabbine) bir daha dönmeyeceğini sanmıştı.

Alay ediyor, ahiret yok sanıyor. Dirilmeyeceğini sanıyor.
15- Hayır; gerçekten Rabbi, kendisini çok iyi görendi.

O diskotekteki halini de görüyor Allah, internet başındaki halini de görüyor, sokaktaki halini de görüyor, meyhanedeki halini de görüyor Allah. Her yerdeki halini Ben görüyordum diyor Allah, takip ediyordum diyor.
16- Yok, şafak-vaktine yemin ederim,
17- Geceye ve toplayıp-taşıdığı şeylere,
18- Ondördüne girdiği zaman aya;

Güneş'in doğma vaktine yemin ederim. Karanlığa ve toplayıp taşıdığı şeylere. Hz. Mehdi (as)'ın çıkış alametlerinden Ay'ın tutulması Ramazan ayında Ay ve Güne tutulması olması.

19- Siz, gerçekten tabakadan tabakaya bineceksiniz.

Bir durumdan başka bir duruma geçeceksiniz. Yani, deccaliyetten Mehdiyet'e, Mehdiyet'ten tekrar deccaliyete. Önce deccaliyetin içi
ne girdi insanlar, fakat şimdi ikinci tabakaya girdiler, Mehdiyet tabakasındalar, ardından Mesihiyet tabakasına giriyorlar, dünya hakimiyeti oluyor, ardından tekrar deccaliyet safhası sonra da, kıyamet safhası.

Şafak vakti Mehdiyet'e işaret eder, Güneş'in doğuşu. Gece de deccaliyeti yani İslam'ın kararması. Önce Güneş doğuyor, Mehdiyet hakim oluyor arkasında gece geliyor, deccaliyet hakim oluyor. Toplayıp taşıdığı şeye; fitneyi, tuğyanı, dalaleti herşeyi taşır. 

20- Şu halde onlara ne oluyor ki iman etmiyorlar?

Neden iman etmiyorlar, diyor.
21- Kendilerine Kur'an okunduğunda secde etmiyorlar.

Neden Kuran'ı kabul etmiyorlar, diyor. Niye bunu fark etmiyorlar, niye bunu içlerine sindirmiyorlar?
22- Tersine, o nankörler, yalanlıyorlar.

Tamamen Kuran'ı yalanlıyorlar. Deccal taraftarları Kuran'ı yalanlıyorlar diyor. Ama bak Kuran'ı yalanlıyorlar. Kuran'a karşı bir savaş var.
23- Oysa Allah, onların içlerinde sakladıklarını daha iyi bilendir.

Ben onların bilinç altını ve bilinç altının altını bilirim diyor Allah. Herşeyi Ben yaratıyorum diyor.
24- Bu durumda sen, onlara acı bir azap ile müjde ver.

Dünyada belalar, hastalıklar, kıyamet ve deccaliyetin acıları, deccaliyetin savaşları, deccaliyetin onları boğması ve ahirette de sonsuza kadar cehennem azabı.
25- Ancak iman edip salih amellerde bulunanlar başka; onlar için kesintisi olmayan bir ecir (mükafaat) vardır.

Önce Allah'a iman ediyor, salih; samimi, candan. Herhangi bir namaz, değil bir dostluk değil, herhangi bir sevgi değil. Samimi olanı kabul ediyor Allah. Samimi olan namazı, samimi olan orucu kabul ediyor. Sürekli sonu gelmeyen, sonsuza kadar cennette mutluluk vereceğim diyor. Dünyada da sürekli ecir vereceğim diyor.

 

  • BÜRUC SURESİ

(Ahir zamana bakan yönüyle, Mehdiyete işaret eden yönüyle inşaAllah)
 

1- Burçları olan göğe andolsun,

Biz şimdi kova burcu çağındayız. Daha önce balık burcu vardı. Ne diyor Kuran'da? Balık, Hz. Musa'nın yanında olan balık suya girip kaçıyor. Balık burcu bitiyor. Kovayı Hz. Yusuf'u almaya gelen ekip aşağı sallandırdılar. Allah özellikle kova diyor, tas, kap, ip demiyor.  Kovayı özellikle vurguluyor ve Hz. Yusuf'u aldılar diyor. Kova çağında Hz. Mehdi (as) ortaya çıkıyor.
2- O vadedilen güne,

Hz. Mehdi (as)'ın çıkış günü, Hz. İsa Mesih (as)'ın iniş vakti, kıyamet.
3- Şahid olana (görene) ve şahit olunana (görülene).

Şahit olan kimdir? Hz. Mehdi (as)'dır. Şahit olunan kimdir? Tüm Müslümanlardır. Aynı zamanda halktır şahit olan, ama şahit olunan da Hz. Mehdi (as)'dır, her ikisi.
4- Kahrolsun Ashab-ı Uhdud,
5- 'Tutuşturucu-yakıt dolu o ateş,'

Petrol. Şu an mesela Müslümanları Napalm bombasıyla yakıyorlar, Napalm bombası atıyorlar. Hep yanıktır Müslümanların eli, yüzü, çocukları. Ahir zamanda genellikle Müslümanları yakarak tahrip ediyorlar. Yahut bombayla yakıyorlar.
6- Hani kendileri (ateş hendeğinin) çevresinde oturmuşlardı.
7- Ve mü'minlere yaptıklarını seyrediyorlardı.

Mesela bombalama yaparken, bombalamanın yapıldığı alanı tespit eden, naklen yayın yapan sistemler var. Uçağın içinde yahut, kumanda odasında oturuyorlar. Müslümanlar bombalanırken, yakılırken uzaktan o takibi yapabiliyorlar. Yani bombalamayı, yakma, yıkmayı seyrediyorlar. Nerede seyrediyorlar? Ekranda seyrediyorlar. Ben ahir zamana bakan anlamlarını söylüyorum.
8- Onlardan, yalnızca 'üstün ve güçlü olan,' öğülen Allah'a iman ettiklerinden dolayı intikam alıyorlardı.

Siz misiniz Müslüman olan, sen misin Darwinizme, materyalizme karşı olan, sen misin Mehdiyeti savunan, sen misin Mesih (as)'ın geleceğini savunan, o zaman da biz seni yakarız diyorlar. Hz. İbrahim'i yakmaya kalktıkları gibi. Dehşet saçacağız diyorlar. Hz. Mehdi (as)'ı, Hz. İsa  (as)'ı yakamaya kalkacaklar. Talebelerini yakmaya kalkacaklar, Kuran ona işaret ediyor.
9- Ki O (Allah), göklerin ve yerin mülkü O'nundur. Allah, herşeyin üzerinde şahid olandır.

Herşey ona aittir. Şimdi ekran da seyrediyorlar, ama Ben de onları seyrediyorum diyor Allah. Onlar üç boyut içerisinde seyrediyorlar, Allah onları dördüncü boyuttan seyrediyor, beşinci boyuttan seyrediyor. Bütün boyutları yaratmıştır, emrindedir, hepsini görür.
10- Gerçek şu ki, mü'min erkeklerle mü'min kadınlara işkence (fitne) uygulayanlar,

Hz. Mehdi (as)'a işkence uygulanacak. Hadiste var. Deccal Hz. Mehdi (as)'a işkence yapar diyor. İşkence yaptıkça genişler, ünü şanı yayılır diyor.
sonra tevbe etmeyenler; işte onlar için, cehennem azabı vardır ve yakıcı azap onlaradır.

Yüreklere tırmanan bir ateşten bahsediyor Allah.
11- Şüphesiz iman edip salih amellerde bulunanlara gelince; onlar için altından ırmaklar akan cennetler vardır. İşte büyük 'kurtuluş ve mutluluk' budur.

İman ediyor, samimi eylemlerde bulunuyor. Allah hep suya olan hasretimizi bildiriyor. Suya karşı içimizde bir sevgi meydana getirmiş. Hep denize gitmek isterler, göl kenarı olsun isterler. En azından fıskiye, havuz olsun isterler. Bilinç altımızda vardır bu, suya karşı bir özlem, bir sevgi. Cennette her yerde küçük arklar şeklinde de var, büyük ırmaklar şeklinde de var. Su ve yeşil ağaçlar cennetle iç içedir.
12- Doğrusu, Rabbinin 'zorlu yakalayışı' şiddetlidir.

Allah yakaladığımda çok şiddetli yakalarım diyor. Çok büyük azap yaparım diyorum, önce bırakırım, ama sonra yakaladığımda da çok şiddetli olur diyor.
13- Çünkü O, ilkin var eden, (sonra dirilterek) döndürecek olandır.

İlkin var eden, sonra yeniden diriltecek olan. İlk bizi yaratıyor, öldürüyor sonra diriltiyor. Sonra yaratacak olan Benim diyor.
14- O, çok bağışlayandır, çok sevendir.

Allah sevmeyi çok seviyor. Çok sevendir. Onun için bizim ruhumuza da sevme gücü koymuştur. Bilinç altımızda şiddetli bir sevme ve sevilme gücü vardır. Hep onun etkisi altında oluruz. Allah'ın bilinç altımızda meydana getirdiği güç, insanın ruhuna koymuştur iman olarak. Sevmeyi ve sevilmeyi bize öğretendir Allah.

Ben sizden intikam almayı değil, bağışlamak istiyorum diyor. Ama yeter ki bağışlanacak tavır içinde olsun Müslümanlar,
15- Arşın sahibidir; Mecid (pek Yüce)dir.

Tüm kainatın sahibidir. Bu ayet aynı zamanda Abdülmecid dönemine bakıyor.
16- Her dilediğini yapıp-gerçekleştirendir.

Ne istersem gerçekleştiririm diyor.
17- Orduların haberi sana geldi mi?

Tüm orduların sahibidir Allah.
18- Firavun ve Semud (ordularının)?
19- Hayır; inkar edenler, (kesintisiz) bir yalanlama içindedirler.

Sürekli yalanlama yapar. Darwinizm'in materyalizmin geçersizliğini anlatırsın, yine yalan söyler. Allah vardır dersin, inkar eder. Sürekli aksilik peşindedir. Allah ordulara dikkat çekiyor. Hak orduların dışında hep zulüm getirir ordular. Fitne çıkaran, kan akıtan, zulüm yapan hak olmayan ordulardır. Çin ordusu, Hitler ordusu, Mussolini ordusu gibi.
20- Allah ise, onları arkalarından sarıp-kuşatmıştır.

Bütün benlikleri Benim kontrolümde diyor.
21- Hayır; o (Kitap), 'şerefli-üstün' olan bir Kur'an'dır;
22- Levh-i Mahfuz'dadır.

Allah Kuran sonsuz öncede yaratılmıştır diyor. Daha Peygamberimiz (sav) annesinin rahmine düşmeden Kuran vardı. Daha dedesi Hz. İbrahim yokken, Kuran vardı.

Devamlı herkesten nefret eden, kendinden de nefret eden şahıslara cevap vermem. Genel anlamda cevap vermek önemlidir. Fethullah Hoca da söylüyor. Başarılı çalışma yapanlara haset ederler, bu yüzden başarılarınızı anlatmayın diyor. Bir şahıs oluyor, kaç yaşına gelmiş bir şey olamamış. Başkalarının başarıları bu tarz insanların ağırına gider. Ben sadece bir talebe, öğrenciyim. Türkiye'de programımı izlemeyen köy kasaba yok. Özel tespit yaptırdım. Bu kişiler sürekli düşmanlıktan bahsediyor. Alevi düşmanlığı, Bektaşi düşmanlığı, Şii, Caferi düşmanlığı yapıyor. Onlar tertemiz insanlar. Niye dinsizleri hedef almıyorsun? Çık Darwinizm'e karşı çalışma yap. Müslümanlara nefret kusacağına, dinsizlikle ilmen mücadele et. Eğer yiğitlik yapacaksan anti Darwinist, anti materyalist ilmi çalışma yap. İslam'ı, Müslümanları sevdirmeye çalış, buna gayret et. İnsanlara kin öğretme. Bu tarz insanlar çok da korkak oluyorlar. Irak'ta filan çok örneği vardı. Saddam döneminde bağırıyorlardı; "Amerika kahrolsun" diyorlardı. Sonra Amerikan askerlerine sevimlilik yapmaya başladılar. Müslümanlar böyle şahısları ciddiye almasınlar. Dava adamı Müslümanların çoğalmasını, artmasını ister. En büyük sorun imansızlık. İmansızlığa karşı nefretle değil iman hakikatleri ile çıkılır. Adam iman hakikati anlatmıyor, çünkü nefret kin onun daha çok hoşuna gidiyor. Bu tarz insanlara sorun iman hakikati de bilmezler. Sivrisineğin hayatın anlat desen bilmez. Ama Vahabi nefretini anlat dersen, ağızından kan fışkırır. Adamlardan ne istiyorsun, adam 5 vakit namaz kılıyor. Oruç tutuyor. Mümin insanlar. Ezan okununca iş yerleri kapanıyor, namaza gidiyorlar. Gece nefret saçan sohbetler yapıp, sonra ağır uykuya dalıp sabah namaz kalkamayıp, sonra da nefret tohumları saçmıyorlar.

Süleyman mescidini kuracağız. Mescidin kurulmasından neden rahatsız oluyorlar anlamıyorum. Hz Süleyman (as) Allah'ın peygamberi, evi de mescid. Müslümanların evi mescid hükmündedir. Peygamberimiz (sav)'in evinin bulunduğu yer mesciddi. Her peygamberin bulunduğu ev ve yer mesciddir. Cahillikten aksini düşünüyorlar. Orada Hz. Süleyman namaz kılıyordu, Allah'ı anıyordu, İslam'ı anlatıyordu. Hz. Süleyman'ın hayatını geçirdiği yer, Müslümanların namaz kıldığı yer orası. O mescidi yeniden yapacağız. Bu olacak inşaAllah.

 

  • KEHF SURESİKEHF SURESİ KEHF SURESİ

65- Derken, Katımız'dan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve tarafımızdan kendisine bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kulu buldular.

Rahmet apayrı bir şeydir. Allah'ın Rahman Rahim ismi. Rahmet herşeyi kucaklayıcıdır. Yani Musevi'ye de, Hıristayan'a da hepsine Allah rahmet gözüyle yaklaşır. Rahmet hepsini kurtarmayı amaçlayandır. Hepsinin iyi olmasını isteyendir inşaAllah. Rahmet verdiğimiz ve tarafımızdan kendisine bir ilim öğrettiğimiz , demek ki bütün ilimleri Allah öğretir. Hepsini. Kullarımızdan bir kulu buldular. Bunu daha öncede söylemiştim. Ebcedi tam 2010 yılını veriyor.

66- Musa ona dedi ki: "Doğru yol (rüşd) olarak sana öğretilenden bana öğretmen için sana tabi olabilir miyim?"

Ama bak doğru yol, doğru yol nedir? Kuran’dır. Demek ki, O'nun doğru yolda olduğunu biliyor hakkı savunacağını biliyor. O anki Hak kitaba uygun hareket edeceğini biliyor. Sana öğretilenden, kim öğreten, Allah. Allah'ın öğrettiğini de biliyor. Bana öğretmen için sana tabi olabilir miyim? Sana öğrenci olabilir miyim? Hızır (as) diyor  ki:

67- Dedi ki: "Gerçekten sen, benimle birlikte olma sabrını göstermeye güç yetiremezsin."

O zaman bunu asrımıza bakarsak, Hz. Mehdi (as)'a talebe olma gücüne sen güç yetiremezsin. Yani böyle bir kabiliyet göstermen çok güçtür. Çünkü, Hz. Mehdi (as)'ın zahirdeki görünümü, batındaki görünümü insanlara değişik etkiler yapacaktır, inşaAllah.
68- (Böyleyken) "Özünü kavramaya kuşatıcı olmadığın şeye nasıl sabredebilirsin?"

Demek ki bir şeyin özü önemli. Özünün üstünde durmak lazım. Kabukla ilgilenip insanları kabuğun üstüne boğarsan özü yapamazsın. Özün uygulanmasını Allah esas aldığını  burada göstertiyor. Özünü kavramaya kuşatıcı olmadığın şeye nasıl sabredebilirsin?" yani, zahir gözü ile bakacaksın diyor. Derinliğini göremeyeceksin , özünü göremeyeceksin onun için reddedersin, inkar edersin, kabul etmezsin, karşı gelirsin diyor. Bu Hz. Mehdi (as)'ın da özelliğidir. Bediüzzaman diyor ki, "o ahir zamanın o acip şahsı gibi hiç bir cihette olamam" diyor. "Acip şahıs" diyor, evet.
69- (Musa:) "İnşaAllah, beni sabreden (biri olarak) bulacaksın. Hiçbir işte sana karşı gelmeyeceğim" dedi.

İnşaAllah, bütün peygamberlerin bildiği bir husustur. Allah’ın izniyle, inşaAllah. ilk defa Müslümanlar demiyor inşaAllah. Hz. Musa da söylüyor, Hz. İbrahim de söylemiştir.  Hz. Mehdi (as)'a cahil takımı her adımında karşı geleceklerdir, anlayamayacakları için.
70- Dedi ki: "Eğer bana uyacak olursan, hiçbir şey hakkında bana soru sorma, ben sana öğütle-anlatıp söz edinceye kadar."

Ben sana anlatırken öğütle anlatacağım diyor, herhangi bir anlatma yapmayacağım.  Öğütle anlatacağım diyor. Oraya kadar sabret diyor.
71- Böylece ikisi yola koyuldu.

En etkili yöntem ikili anlatımdır. Üçüncü bir  kişide insanın zihni dağılır. En etkili sohbet, en etkili anlatma yöntemi odur. Birebir. inşaAllah.

.......Nitekim bir gemiye binince, o bunu (gemiyi) deliverdi. (Musa) Dedi ki: "İçindekilerini batırmak için mi onu deldin? Andolsun, sen şaşırtıcı bir iş yaptın."

Deniz kenarında bir yere gelmişler. İlk geldiği yer neresi? Deniz kenarı. Hz. Mehdi (as) nereye geliyor? İstanbul’a. İki denizin birleştiği yer. Bak, ayette ilk nereye dikkat çekilmiş? Gemiye. Denize dikkat çekilmiş.

Nitekim bir gemiye binince, o gemiyi deldi.  Gemiyi hatalı göstertti. (Musa) Dedi ki: "İçindekilerini batırmak için mi onu deldin? Andolsun, sen şaşırtıcı bir iş yaptın."

Bir de yemin ediyor bakın, sen şaşırtıcı bir iş yaptın. Harama girdin demiyor. Şaşırtıcı bir iş yaptın diyor. Dikkatli konuşuyor. Normalde Tevrat’a göre harama girdin derdi. Ama demiyor. Sadece şaşırdım diyor yaptığına. Yani doğru yolda olduğunu bildiği için. Bu batın ilminin bir gereğidir. Bir şeyi  gerektiğinde zayıf göstertmek ve yahut  zayıfı güçlü göstertmek. İkisi de batın ilminin bir gereğidir.

72- Dedi ki: "Gerçekten benimle birlikte olma sabrını göstermeye kesinlikle güç yetiremeyeceğini ben sana söylemedim mi?"

Çünkü kaderi öyle. Hz. Musa  doğmadan buna sabredemeyeceği belliydi. Hızır'dan önce vardı Kuran. Kuranda Hz. Musa’nın ne yapacağı zaten belli. Bu konuların hiç birine sabredemeyeceği biliniyor. Bak zaten okuyoruz, sabredemeyeceği biliniyor. Hızır zamanda gezen bir insan. Mesela, Hz. İbrahim zamanına da gidiyor. Geçmiş zamanlara da gider.  Her zamana gidebilen insan. Kuran’da bildirilen bu özelliğini biliyor Hz Musa'nın. Yani bu konuların hiçbirine sabredemeyeceğini biliyor. Onun için kesinlikle diyor. Çünkü Allah’ın hükmü var. Kesinlikle sabredemeyecek diyor, Allah. O da bunu bildiği için kesinlikle sabredemeyeceksin diyor. Yani istisna koymuyor, belki demiyor. İfade de bu görülüyor. Ayette hiç bir şekilde yapamayacaksın diyor. Kesinlikle diyor. Kaderini bildiği için. Hz. Musa’nın kaderini ve ne cevap vereceğini bildiği için.


Gerçekte benimle birlikte olma sabrını göstermeye kesinlikle güç yetiremeyeceğini sana söylemedim mi?" 

Daha önce hatırlattım diyor.

73- (Musa:) "Beni, unuttuğumdan dolayı sorgulama ve bu işimden dolayı bana zorluk çıkarma" dedi.

Unutturan kim? Allah unutturuyor. Bayağı kararlı Musa ilim konusunda. Batın ilmini öğrenme konusunda kararlı, vaz geçmiyor oda. Başkası olsa tamam der o zaman olmuyorsa bırakalım der. Demek ki talebelik konusunda ısrar ve kararlılık müminin bir vasfı.  Her ne pahasına olursa olsun ilmi bırakmayacak.  Bu işimden dolayı bana zorluk çıkarma dedi,  diyor.
74- Böylece ikisi (yine) yola koyuldular. Nitekim bir çocukla karşılaştılar, o hemen tutup onu öldürüverdi. (Musa) Dedi ki: "Bir cana karşılık olmaksızın, tertemiz bir canı mı öldürdün? Andolsun, sen kötü bir iş yaptın."

Bak hep iki, iki diye geliyor.

Bu sefer net söylüyor, kötü bir iş yaptın. Yani cinayet  işledin sen diyor. Sen kötü bir iş yaptın. Şeriatı da iyi bildiği için Tevrat şeriatına göre, bir karşılığı olsa helal olmuş olacak. Bir karşılığı da yok.  Bir karşılığı da yok diyor yani bu bir suç işlemiş değil, olmadığı halde öldürdün sebepsiz öldürdün diyor. Ama bir de yemin ediyor sen kötü bir iş yaptın diyor. Halbuki daha önce söz veriyor itiraz etmeyeceğine dair.
75- Dedi ki: "Gerçekte benimle birlikte olma sabrını göstermeye kesinlikle güç yetiremeyeceğini ben sana söylemedim mi?" 

Çünkü vahiyle aldığı için imkanı yok ikinci bir şey yapamayacak. Ama Musa bilmiyor bunu. Fakat Hz. Hızır biliyor. Bildiği içinde o şaşırmıyor. Fakat kendisi şaşırıyor. O diyor, şaşırtıcı bir iş yaptın diyor. Ama Hz. Hızır’ın şaşırdığına dair bir ifade yok. Ne zaman hangi aşamada ayrılacağını da biliyor. O gayet emin kendinden. Ve ne zaman ayrılacağını da biliyor. Hangi aşamada ayrılacağını da biliyor. 
76- (Musa:) "Bundan sonra sana bir şey soracak olursam, artık benimle arkadaşlık etme. Benden yana bir özre ulaşmış olursun" dedi.

Seni bu konuda artık soru ile muhatap etmeyeceğim diyor. Bundan sonra artık kabul edeceğim diyor. Ama tabi o da itiraz etmemeye azmediyor.  Her seferinde azmediyor.

77- (Yine) Böylece ikisi yola koyuldu.

İkiler çok manidardır. Kuran özellikle vurguluyor bu ikileri. Cenab-ı Allah Kuran’da özellikle vurguluyor. inşaaAllah.

Nihayet bir kasabaya gelip yemek istediler,

Köy gibi bir yer. Kasaba, bak şehir de değil.

fakat (kasaba halkı) onları konuklamaktan kaçındı.


Hz. Mehdi (as)'ı da konuklamaktan kaçınacaktır insanlar. Hz. Mehdi (as) da bir köyden çıkıyor, bir köyden çıkar.  Ve halk da onu konaklamaktan kaçınacaktır, istemeyeceklerdir Hz. Mehdi (as)'ı.

Onda (kasabada) yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar buldular,

Şu anki Süleyman mescidinin olduğu yer yıkılmaya yüz tutmuş bir duvardır. Hatta Mescid-i Aksa da yıkılabilir her an diyorlar. Altındaki yapının oynaklığı yüzünden yani altyapının, sürekli oyulduğu için alt kısmı yıkılmaya müsait diyorlar. Ne diyor ayette yıkılmaya yüz tutmuş. Mescid-i  Aksa şu an bir tek orası için bu söyleniyor, yıkılmaya yüz tutmuş diyorlar. Herkes  bunu söylüyor. Mescid-i Aksa ki Müslümanlar için çok hayati bir noktadır. Bir duvar buldular. Orada da bir duvar var, ağlama duvarı var. Hemen onu inşa etti. İşte Hz. Mehdi (as)'ın yapacağı budur. O Süleyman Mescidini inşa etmesi, yapması.

(Musa) Dedi ki: "Eğer isteseydin gerçekten buna karşılık bir ücret alabilirdin."

Yine boş bulunuyor. Kaderinde bunu illa ki  yapacak.

Eğer isteseydin gerçekten buna karşılık bir ücret alabilirdin. Halbuki, Müslüman Allah rızası için iş yapar. O da Allah rızası için iş yaptığından ücret almıyor. Kendisi Hz. Musa o koyunları suladığında , gidiyor, koyunları suluyor. Kadınlardan ücret istiyor mu? İstemiyor. Herhangi birisi ona soruyor mu neden ücret istemedin diye? Sormuyor. Neden? Allah aşkı ile yapıyor da onun için.  Annesi onu tabuta koyduğunda, küçük sandığa koyduğunda  suyun içine  bıraktı , onu öldürmek için mi bıraktı. normalde bir çocuğu bıraksan, bir çocuğu bir ırmağa, yeşil ırmağa bıraksan ufak bir kutunu içerisinde bir sandığın içerisinde bir anne bıraksa  çocuk öldürmeye teşebbüsten yargılanır.. Bir anne bıraksa çocuk öldürmeye teşebbüsten yargılanır. Çocuk  çok büyük ihtimalle ölür. Çocuğun ayağa kalktığını düşünelim kalksa suya düşer. İkinci bir ihtimal yoktur. Doğrulmaya kalksa bitti, suyun içine düşer. Annesi öldürmek için mi koydu? Yok,  kurtulması için koydu. O zaman o gemiyi niye deldi, oradakileri kurtarmak için yaptı. Aynı  Ledüni ilim. Onu yapan Allah aynısını yapıyor. O bir adam öldürdü tevafuken. Vurdu, adam öldü. Cana karşılık mı yaptı. Hayır kaderindeydi. Hz. Hızır niye öldürdü? Kaderi öyle,  Allah emrettiği için öldürüyor. Musa'yı sorgulamadılar. Neden öldürdün, demediler. Orada da onun Hızır’ı sorgulamaması gerekiyordu. Aynı şeylerin paralelleri ile kendisi karşılaşmış, paralel olaylar Allah meydana getirmiş. Hiç birinde sorgulanmamış ama o hepsinde Hz. Hızır’ı sorguluyor.

78- Dedi ki: "İşte bu, benimle senin aranda ayrılma (zamanı)mız.

Hz. Hızır, Hz. Mehdi (as)'dan sonra, Hz. İsa’dan sonra kıyamet geliyor zaten ondan sonra çekiliyor. Ayrılma vaktidir. Hz. Hızır’ın dünyadan ayrılma vaktine de işaret ediyor. Ayrılma vaktidir. Yani ahir zamanın özelliğidir.

Sana, üzerinde sabır göstermeye güç yetiremeyeceğin bir yorumu haber vereceğim.

Şimdi hepsinin sana hikmetlerini  açıklayacağım diyor Hızır.

 
79- "Gemi, denizde çalışan yoksullarındı, onu kusurlu yapmak istedim, (çünkü) ilerilerinde, her gemiyi zorbalıkla ele geçiren bir kral vardı."

1979 a işaret ediyor 79. ayet. 79’da ki geminin yanıp, İstanbul’u gündüz gibi aydınlanmasına işaret ediyor. Geminin yandığı dönemde – her gemiyi zorbalıkla ele geçiren bir kral vardı diyor-anarşinin ve azgınlığın, zorbalığın  en yüksek olduğu dönemdi 79. Zorbalığın en şiddetli olduğu dönemdi. Kuran ona da işaret etmiş oluyor evet.
80- "Çocuğa gelince, onun anne ve babası mü'min kimselerdi. Bundan dolayı, onun kendilerine azgınlık ve inkar zorunu kullanmasından endişe edip-korktuk."

Hızır (as), Hz. Mehdi (as)'a zarar verecek bir insan olduğunu gördüğünde gider onu öldürür. Yani İslam Birliğini engelleyecek, Hz. Mehdi (as)'a zarar vereceğine inandığı bir kişi olursa, bakın bir sır olarak söylüyorum Hızır o şahsı öldürür. Hiç kimse de bulamaz. Bulunması mümkün değil, çünkü metafizik bir varlıktır. Bulamazsın. 
 
81- Böylece, onlara Rablerinin ondan temiz olmak bakımından daha hayırlısı, merhamet bakımından da daha yakın olanını vermesini diledik."

Deccalin öldürülmesi. Deccalin öldürülmesi, çocuğun öldürülmesine bakıyor. Deccaliyet daha çocukluk  safhasında iken öldürülecek. Dünyayı tamamen kaplayıp istila etmeden dünyayı mahvetmeden öldürülecek.

Onun yerine 1981 de, ki Hz. Mehdi (as)'ın çıkış tarihidir  Temiz olmak bakımından daha hayırlısı, merhamet bakımından – Hz. Mehdi (as)'ın iki vasfı temiz ve merhametli olması.

Tertemiz bir  çocuk geliyor onun yerine. 81 de deccaliyet, münafıkane sistemin bitişidir diyor Bediüzzaman, zaten Hz. Mehdi (as)'ın çıkışı.

82- "Duvar ise, şehirde iki öksüz çocuğundu,

İki öksüz çocuk, ikisinin de, Hz.  İsa'nın zaten annesi babası olmayacak geldiğinde. Hz. Mehdi'nin de babası yok, o da yetimdir. İki öksüz çocuğun, biri Mehdi biri Hz. İsa. Duvar onların. Yani ikisi de Süleyman mescidinde, Mescid-i Aksa’da namaz kılacaklar. Hadislerde bu açıkça geçiyor, ona işaret ediyor. Altında onlara ait bir define vardı; Süleyman mescidinin, Mescid-i Aksa’nın altında bir yerde Hz. Süleyman’ın belki de bazı emanetleri var. İsrail geceli gündüzlü arıyor. Geceli gündüzlü altını tünellerle oydular. Biliyorlar orada olduğunu. Kuran’dan anladılar. Yani Kuran’ı incelediler. Kuran’ın işaretini anladılar. Orada olduğunu biliyorlar. O kadar fazla tünel var ki altında. O yüzden çökme tehlikesi var. Mescid-i Aksa’nın çökme tehlikesinin sebebi odur. Girmedik yer bırakmadılar. Bulamıyorlar. Halbuki Allah bir detay veriyor, diyor ki onu melekler taşır diyor. bunu düşünemiyorlar. Meleğin taşıdığını sen nasıl bulacaksın. Bulamazsın. Oradan alır oraya götürür, oradan alır oraya götürür, bulamazsın. Sen bulacağım dediğin yere girersin, girdiğin yerden geri alır başka yere götürür.  O yüzden bulamıyorlar. Bulamayacaklar. Bulacak olan Hz. Mehdi (as)'dır. Yerini de söyleyeyim orada inşaAllah. Allahualem orada.

Babaları salih biriydi.

Hz. İbrahim'e bakar. Hz. İbrahim’in salih ve temiz olduğunu Kuran'da söyler.  Her ikisi de Hz. İbrahim soyundandır. Hz. Mehdi (as) da Hz. İsa (as) da.

Rabbin diledi ki, onlar erginlik çağına erişsinler

Yani ilgili tarih gelsin. İlgili vakit gelsin. İlgili çağ gelsin. Ergenlik çağı bu çağdır. Yani ahir zaman.  Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde belirttiği, Bediüzzaman'ın belirttiği bu çağ. Benden bir yüzyıl sonra dediği çağ, bu çağ.

Ve kendi definelerini çıkarsınlar;

İşte bu kutsal emanetler. Onda bir sekinet ve bir huzur vardır diyor Allah. Onu gördü mü Müslümanların  bütün sinirleri sakinleşecek. Yüzde yüz kanaatleri gelecek. Çünkü çok açık delil. Hepsi var içinde kutsal emanetlerin. Hz.  Süleyman’ın kutsal sandığı bulunacak. Tevrat’ın orjinal tabletleri, taş oyma, taş tabletler bulunuyor.

(bu,) Rabbinden bir rahmettir.

Kıssanın başında "ta ki Katımızdan kendisine bir rahmet verdiğimiz" diyor. 65. Ayette. 82. Ayette ne diyor  Cenab-ı Allah? "Bu Rabbinden bir rahmettir." Allah'ın koruyuculuğundan Allah’ın size olan sevgisinden yaptığı bir güzelliktir, bu çok büyük bir mucizedir. Aranıp bulunmaması diye bir konu olmaz. İsrail devlet olarak arıyor bak kutsal sandığı, devlet olarak. Taberiye gölünün dibi kontrol edildi. Manyetik olarak kontrol edildi. Define aracı olarak kullanılan cihazlar var ya, hiçbir işaret alamadılar. Metal olduğu için bulunması lazım. Altından sandık, bayağı ses verir. Bulamadılar.  Antakya'yı da aradılar. Orada da bulamadılar. Bulamazlar.

Kendi definelerni çıkarsınlar bu Rabbinden bir rahmettir.  Bunları ben, kendi işim (özel görüşüm) olarak yapmadım.

Vahiyle yaptım diyor.

İşte, senin sabır göstermeye güç yetiremediğin şeylerin yorumu.

Bu olayın arkasından hemen, "sana ey Muhammed Zülkarneyn hakkında sorarlar" ayeti var. Dünyanın doğusuna ve batısına hakim olan Zülkarneyn, iki taraflı demektir. Dünyanın doğusu ve batısı. Ve iki zamanlı. Yani zamanları da yaşayan insan. İnşaAllah.

Zülkarneyn hakkında sorarlar de ki sana onun hakkında bazı öğüt ve hatırlatmalar vereceğim.

Ardından da Cenab-ı Allah dünya hakimiyetinden anlatıyor. Kehf Suresi'nde önce küçük bir talebe topluluğu, ailelerinden ayrılmış, aielerinden hicret etmiş, bir arada yaşayan küçük bir talebe topluluğu anlatılır. Sonra Hz. Hızır (as)'ın batın ilmi ve insanlar tarafından Hz. Hızır (as)'ın dışlanması. Ve ondan uzak durmalarını görüyoruz. Arkasından dünya hakimiyeti. Baştan sona Kehf Suresi Mehdiyeti anlatır. Bunu Fethullah Hoca da anlatmıstı zamanında, 1979'larda. Kasetlerinden bantlarından duyabilirsiniz, yani Kehf Suresi'nin Mehdiyet'e baktığını açıkça söyler. Alimlerin büyük bir çoğunluğu söyler. Peygamberimiz (sav), deccal çıktığında Kehf suresini okuyun diyor. Bu ne demek? Çözüm orada. Bu ne demek? Mehdiyet, Kehf suresinde anlatılıyor demek.

 

  • Nefreti yaşayanlar yenilecek. Sevgiyi yaşayanlar galip olacak. Merhameti yaşayanlar galip olacak. Şefkati yaşayanlar galip olacak. Bunu göreceksiniz. Kin adamları kanlarında boğulacaklar ve boğuluyorlar.
  •  

O, fitnelerin zuhur ettiği bir zaman aralığında gelecek ve ihsanı karşılıksız olacaktır. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 23)

Fitnelerin zuhur ettiği; fitne nedir? Müslümanların birbirine düşman olması. İşte başörtülü, başörtüsüz, çarşaflı çarşafsız, alevi sünni. Buna fitne denir. Fitne katilden beter diyor Cenab-ı Allah.  Cinayetten daha kötü diyor. Zaman aralığında; Peygamberimiz (sav) bir zaman aralığına dikkat çekiyor. Çünkü Hz. Mehdi (as)'dan sonra da bozulma olacak. İhsanı karşılıksız olacak. Hz. Hızır gibi, Hz. Süleyman gibi Allah için yapacak.

Dünyadan bir gün bile kalsa, Allahü Teala o günü uzatıp benim ehli beytimden birisini dünyaya hakim kılmak için gönderecektir. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 24)

Dünyadan bir gün bile kalsa Allah o günü uzatıp Hz. Mehdi (as)'ı dünyaya hakim kılmak, bir bölgeye değil tüm dünyaya hakim kılmak için gönderecek.

Onun zamanında büyük hadiseler vuku bulacak, ancak O İslama yardım edecek, hesabını çok seri bir şekilde görecek ve vaadinden dönmeyecektir. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 24)

Büyük hadiseler; ihtilaller, harpler, kavgalar, kıtlıklar, kuyruklu yıldızlar çıkacak, depremler olacak.

Bazı kimseler gibi yavaş yavaş değil, çok hızlı.

İsteyen istediğini desin vaadinden dönmeyecek. Vaadi nedir? İslam'ın dünya hakimiyeti, İttihad-ı İslam, asla dönmeyecektir.

Konstantiniyye ve Deylem dağını fethedecektir. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 24)

İstanbul'u manen fethedecek. Yani İstanbul gülistan olacak. Her yer Müslümanlık kokacak.

Yeryüzünü adaletle doldurduktan sonra Kahtani'yi emir olarak tayin edecek ve o işleri yürütecektir. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 24)

Demek ki Hz. Mehdi (as)'ın büyük komutanları olacak. Sevdiği, değer verdiği büyük insanlar olacak. Devletin işleriyle o ilgilenmeyecek, komutanlarına deveredecek. O ana hususlarla, yani özü kapsayan ilimle uğraşacak. Detaylarla ilgilenmeyecek. Onu komutanlarına verecek.

İsa (A.S.), namazını Hz. Mehdi'nin arkasında kılacaktır. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 24)

Peygamberimiz (sav) söylüyor,  Hz. Mehdi imam oluyor.

İsa (A.S.), semadan nüzul edecek ve onun emirliğini itiraf edecektir. İsa (A.S.)ya "Bize namaz kıldır" denilecek, ancak O, "Emir sizin içinizdedir" karşılığını vererek, "Bu, Allahın ümmeti Muhammede bir ikramıdır" diyecektir. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 24)

Allah böyle istedi, Allah'ın vahyi bu diyor. Allah'ın size ikramı olarak İmam, Muhammed Mehdi'dir beni Kureyş'tendir, beni Adnan'dır,  diyecek.

Hz. Mehdi, bu ümmetin vasatı, Hz. İsa da ahiri olacaktır. Vasattan kastedilen, Mehdi'nin Hz. İsa'dan çok az bir süre önce geleceğini ifade etmek içindir. Hz. İsa da, ondan hemen sonra geldiği için ahir olarak vasıflandırılmıştır. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 24)

Hz. Mehdi (as) bu ümmedin vasatı, yani ortasında olandır diyor. Hz. Mehdi'den sonra Hz. İsa vardır, yani Hz. Mehdi (as)'ın vefatından sonra Hz. İsa (as) devam edecek.

...Mehdinin babası Kureyşidir. Eğer istenseydi onu en son ceddine kadar sayardım, çünkü Hz. Mehdi, İslamın sonu olacaktır. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 25)

En son babasına kadar hepsini biliyorum diyor. Biz şecereleri şimdi  öğreniyoruz, bilimsel metodlarla. Peygamberimiz (sav) vahiyle biliyorum, hepsini sayarım diyor. Hz Mehdi (as) ile İslam son bulacak. Sungur Ağabey de aynısını söylüyor, 70 yıl var diyor. Bazı entel insanlar 300 sene diyorlar.

Hz. İsa, saçlarından sanki sular damlıyormuş gibi bir halde nüzul edecek, Hz. Mehdi ona, "Ya İsa, geç de bize namaz kıldır" dediğinde, Hz. İsa "Kaamet senin için getirilmiş" decek ve benim evlatlarımın birisinin arkasında namaz kılacaktır. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 25)

Peygamberimiz (sav) diyor ki,  Hz. İsa saçlarından sular damlıyor gibi nüzul edecek. İlk geldiğinde duştan çıkmış gibi gelecek diyor. Bu çok önemli bir alamet. Yani bir insan yıkanmadığı halde yıkanmış gibi olması, su olmayan yerde yıkanmış olması bir mucizedir. Nerede yıkandı da geldi? Demek ki Allah'ın Katından yıkanmış gibi görünümle geliyor. Çünkü gibi diyor. Su damlıyor gibi diyor. Bir mucize bu
"Benim evlatlarımdan birisinin" Benim evladım diyor Peygamberimiz (sav) Hz. Mehdi (as)'a. Dünyaya hakim olan kim? Benim evladım olan hakim olacak diyor, yani Ben hakim olacağım diyor. Ha evladı ha Peygamberimiz (sav). Peygamberimiz (sav)'in parçası. Hz Mehdi benim evlatlarımdandır diyor devamlı. Bir oyun oynamasınlar diye, yani ayırmasınlar diye, kendilerince bir rekabete sokuyorlar ya haşa, onu engellemek için benim evladım diyor. Bazıları diyor ya, "Mehdi kim ki Peygamber olamamış da o mu hakim  olacak?" diye, Peygamberimiz (sav) bunu diyemesinler diye benim parçam o diyor. Onun hakimiyeti benim hakimiyetimdir diyor.

2010-12-05 17:42:34
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top