Adnan Oktar'ın 05 Aralık 2010 tarihli röportajından önemli başlıklar
Kanal Avrupa; Çay TV, 5 Aralık 2010
Amerika'nın bir ülkeyi işgal etmesi için yobaz, İttihadı İslam'ı istemeyen, iman hakikatlerini, Allah sevgisini artıracak bilgiyi sunmayan zihniyete ihtiyacı vardır. ABHem işgal için gerekiyor hem de bu zihniyet olunca işgalden sonra dirençli insan kalmıyor, çok çabuk netice alıyorlar. Mesela bu tarz dünyada çeşitli ünlü liderler çıkardılar. Hepsi CIA'ın eğitiminden geçmiş adamlar. Bunları halka karşı haklılık elde etmek için kullanıyorlar. "Bu adamlar şiddet istiyor, yakıyor, yıkıyor, terör yapıyor, tüm Musevileri Hristiyanları yok etmek istiyor, başka bir çaresi yok" diyorlar. Dolayısıyla bir ülkeyi işgal etmek için buna ihtiyaç duyuyorlar. Mesela Afganistan'ı da Nur talebeleri ve Süleymanlı modeli veya efendi aklı başında bir model olsa işgal edemezlerdi. Kamuoyu oluşturamazlardı. Kamuoyu oluşturmak çok önemli onlar için. Amerika şu an Türkiye ve İran'ı işgal edemediği için, bölgede kaos yapamadığı için, BOP'ni gerçekleştiremediği için kıvranıyor. Bu nedenle de cahil, sempatik olmayan bir Müslüman modeli oluşturmak istiyorlar, onun için de bazı insanları kullanıyorlar.
Kuran nur gibi bir kitap en ufak bir ilave ek yok, Saf vahiy. Bir insan okuduğunda en ufak bir tedirginlik duymaz, kafası da karışmaz. Haşa, şu kısım vahiy mi şu kısım yorum mu diye de bir şey yok. Ne Tevrat'ta ne İncil'de cennet çok fazla anlatılmaz, ama Kuran'da açık kapsamlı anlatılmıştır. Yine cehennem de öyle. Kuran'ın hemen hemen her yerinde Kuran mucizelerini görürüz. Gerçek bir Musevi'nin Kuran'a iman etmesi gerekir ki gönlü rahat etsin, kafası rahat olsun. Gerçek bir İsevi'nin Kuran'a tabi olması durumunda Hz. İsa (as)'ı aşkla sever, kafası ve vicdanı rahat olur. Hz. Meryem'e sevgisi mükemmel olur. Kuran'da Hz. İsa (as) geldiğinde, Darwinist matereyalist bir sistem kalmayacak, sadece İslam kalacak diyor. Ve bunu Hz. İsa’nın vesilesiyle yapacağım diyor. Ama benim gördüğüm gizlice Müslüman olan çok fazla Hristiyan var. Musevi var. Onun için, kardeşlerimiz, gizlice Müslüman olmuş insanlar olduğunu bilecekler. Kuran'a karşı muhabbet duyuyor, aşkla seviyor ama henüz dillendirmediyse o da bir başarıdır. Kuran'a iman etmemiş olsa dahi yine de Ehli Kitap'tır. Yine de kardeşimizdir. Tamam, Kuran'da Musevileri eleştiren ayetler var. Ama sonsuza kadar tüm Musevilere yönelik değil bu eleştiriler. O dönemde yaşayan bu hatayı yapan kişilere. Bir neslin toptan lanetlenmesi pagan inancıdır, lanetli nesil putperest inancıdır. Allah ilgili kişi kimse onu lanetler. Her insan İslam fıtratına göre doğar. Dolayısıyla çocuk olan Musevi, Hristiyan masumdur. Bilmiyor daha çocuk. Potansiyel Müslüman'dır. Olmamış dahi olsa, Ehli Kitapla Kuran bizim evlenmemizi caiz görüyor. Ayette "size en yakın Hristiyanız diyenleri bulursunuz" diyor. Allah Hristiyanlara da şefkat göstermemizi söylüyor. Musevilere de. Tek Allah'a inanıyorsa kestiği yenir. Ama bazısı, "bu ayet benim için bir şey ifade etmiyor" diyorsa benim diyeceğim yok. Allah ehli kitapla evlenebilirsiniz diyor, insan karısına kardeşim diyemez mi? Bu kuran ayetleri bu kadar açıkken, Peygamberimiz (sav)'in sünneti açıkken, anlamazlıktan gelmenin anlamı yok. Sahabenin bir çoğu Hristiyan hanımlarla evlendiler. Putperestlerin azgınlıklarından dolayı Hristiyanların yanına hicret ettiler. Arkadaş olarak dost olarak yaşadılar Hristiyanlarla. Hristiyan Necaşi'ye sığınıyorlar, ona canını teslim etmeye gidiyorlar, evine gidiyor evinde kalıyor, yemeğini yiyor ve onların koruması altına giriyorlar. Peygamberimiz (sav) cübbesini çıkartıp onların altına seriyordu. Dolayısıyla bu açık duruma göre davranacak tüm kardeşlerimiz. İslam, aşk dinidir, coşku dinidir, barış dinidir. Hristiyan'ı da korur Musevi'yi de korur.
504/3. Hz. İbn-i Mes'ud (ra)
İnsanlar üzerine bir zaman gelecek ki, onların hepsi Kur'an okur, ibadete çalışırlar ve ehli bid'atle de meşgul olurlar. Lâkin bilmedikleri cihetten müşrik olurlar. Okumalarına ve ilimlerine bedel rızık alırlar ve dünyayı din karşılığında yerler. İşte bunlar kör Deccal'in avanesi olacaklardır.
Kuran okurlar, ama Kuran'da olmayan hurafelerle meşgul olurlar, diyor. Hiç farkına varmadıkları bir yönden müşrik olurlar. Dini hizmetlerinin karşılığında para alırlar. İşte bunlar deccalin avanesi olacaklar diyor, dikkatlice bakanlar bugün yaşananların ne olduğunu görürler.
RE. 485/11. Hz. Saab ibni Cessame (ra)
Deccal insanlarca kendinden bahsedilmekten zuhul edilmedikçe (unutulmadıkça) ve imamlar da minberlerde ondan bahsetmeyi terk etmedikçe çıkmaz.
Hz. Mehdi (as)'ın deccalle mücadeleye başladığı dönemde, camilerde, cemaatlerde, toplantılarda artık deccalden bahsedilmeyecek, dolayısıyla Hz. İsa (as)'dan da Hz. Mehdi (as)'dan da bahsedilmeyecek diyor Peygamberimiz (sav). Bu üçü bir bütündür. Şimdi de biri diyor ki 200 yıl daha ekledik, diğeri Mehdiyetten bahsedersen buraya gelemezsin diyor. Sonra da deccal nerede ki, çıkmadı ki daha, diyorlar. Aslında farkındalar, ama güç yetiremeyeceklerini düşündükleri için gözlerini kapıyorlar.
258/8. Hz. Avf ibn-i Mâlik (ra)
Deccal'in önü sıra hudalı seneler olur: Yağmur çok yağar, fakat nebat az olur. Sadıklar tekzib olunur, yalancılar ise tasdik olunur. Haine itimad edilir, emin ise hain addedilir.Ve "Rüveybiza" söz sahibi olur.
Denildi ki:
"--Yâ Rasûlallah, Rüveybiza nedir?"
Buyurdu ki:
"--Kendisine itimad olunmayan ve kıymet verilmeyen kimselerdir."
Çok fazla yağmur yağıyor, fakat sel bastığı için tohumları alıp götürüyor. Sadıklar yanı Hz. Mehdi taraftarları yalancılıkla itham edilir. Yalancılar da büyük alim diye tasdik olunur. Hz. Mehdi (as) taraftarları ise hain adledilir. Kendisine itimat olunmayan, sahtekerlara kıymet verilmeyen cahil yobaz takımına itimat olunur. Hz. Mehdi (as) taraftarlarına değil, bu tip insanlara itimat olunacak diyor.
RE. 485/9. Hz. İbn-i Mes'ud (ra)
Bir Müslümana, canının çıkmasından hoş bir şey olmadıkça (canından bezmedikçe) Deccal çıkmaz.
Ekonomik kriz, kavgalar, anarşi, mezhep çatışmalar o kadar bunalıyor ki bir kısmı ölümü temenni ediyor. Böyle bir ortam olduğunda deccal çıkmıştır. Deccal çıktı mı diye tartışıyorlar ya, bu olduysa deccal çıkmış olacak diyor Peygamberimiz (sav). Dünyanın büyük kısmı dinsiz olduysa deccal çıkmış. Ben kör gözlü deccali görmedim diyor. Kör gözlünün yaptığı tahribatı gördüysen, sen görsen de görmesen de deccal çıkmıştır. Mesela bir yere greyder gelmiş olsa, evleri, bağları, bahçeleri ezip geçmiş olsa, "greyder geldi mi, ben greyderi görmedik ki" demezsin. Greyder her yeri yerle bir etmiş, görmeden inanmam diyorsan bu mantıklı olmaz
RE. 508/5. Hz. İbn-i Amr (ra)
Şark tarafından bir cemaat meydana gelir. Kur'an okurlar hançerelerinden aşağı geçmez. Onlardan bir taife inkıraz ederse (zeval bulursa) diğer taife zuhur eder. Son partileri Deccal ile beraber olurlar.
Doğu tarafından çıkan insanlar. Çok iyi Kuran okuyorlar, tecvidli, çok düzgün. Ama Kuran'ı hayata geçirmiyor, hurafeyi bağnazlığı ve gericiliği hayata geçiriyor. Hocaları ölürse ondan sonraki taife devreye girer, sonra diğeri devreye girer, en son onların yetiştirdiği yobaz takımı da deccale tabi olur. Hz. Mehdi (as) da yoktur diyerek, sisteme uyarlar, bağnazlığı yerine getirirler anlamı çıkıyor.
301/5. Hz. İbni Ömer (ra)
İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, camilerde onlardan binden fazla adam namaz kılacak da, içlerinde hâzâ mü'min bulunmayacak.
Caminin içine giriyorsun 1000 kişi namaz kılıyor ama içlerinde mümin yok. Çünkü iman hakikatleri anlatılmamış, Kuran'ın mucizeleri anlatılmamış, Darwinizim'in materyalizmin geçersizliği anlatılmamış, bu konuda adamın kafasında şüpheler var. İman hakikatleri kalbine sinmediği için, sathi imanı var bu sathi iman imansızlığa dönüşüyor. Kalbinde hiç iman olmadan gelenek olarak, babasından atasından gördüğü için namaz kılıyor. İmansız Müslümanlık olacak, gelenek Müslümanlığı olacak, diyor Peygamberimiz (sav). Allah sevgisine, Allah korkusuna dayalı bilinçli bir imana, putları kırarak, delilleri görerek, derinlikle yaşanan bir Müslümanlık değil. Bunun da decalin çıkış alameti olduğunu söylüyor.
360/6. Hz. Enes (ra)
İnsanlar üzerine bir zaman gelecek ki, gökten yere bir taş düşse, ya bir facire veya bir münafığa rast gelecektir.
Dinsizlik, fasıklık, ateist düşünce o kadar yayılacak ki bir taş atılsa mutlaka bunlardan birine isabet eder, diyor. Bu da yine deccalin alametidir. Bunu gördün mü deccal geldi işte. Ölçü istiyorsan Resulullah (sav) ölçüyor söylüyor işte.
513/3. Hz. Ebû Said (ra)
Allah-u Zülcelâl Hazretleri ulemayı ve onunla da ilmi kabzeder. Ve bir takım gençler merkebin merkebe sıçradığı gibi, birbirine sıçrar ve ihtiyarlar hakir görülür.
Gerçek ilim, iman hakikatlerine dayalı imani çalışma yapan ilim adamları kalkar. Yaşlananalara da olmadık eziyetler yapılır. Bediüzzaman da yaşlandığında olmadık zulüm yaptılar o mübareğe. Erbakan Hocamıza da yeltendiler, akılla ve bilimle engel olduk. Mesela Şeyh Nazım Hocamız da yaşlandı diye olmadık hakaret, sırf yaşlandı diye yapıyor. Bu da deccalin çıkış alametidir.
TV Kayseri, 5 Aralık 2010
Al-i İmran Suresi,
1- Elif, Lam, Mim.
2- Allah... O'ndan başka İlah yoktur. Diridir, kaimdir.
3- O, sana Kitab’ı hak ve kendinden öncekileri doğrulayıcı olarak indirdi. O, Tevrat'ı ve İncil'i de indirmişti.
4- Bundan (Kur’an’dan) önce (onlar) insanlar için bir hidayet idiler. Doğruyu yanlıştan ayıran (Furkan)ı da indirdi. Gerçek şu ki, Allah'ın ayetlerini inkar edenler için şiddetli bir azap vardır. Allah güçlüdür, intikam alıcıdır.
Silsile olarak kitaplar devam ediyor. Dolayısıyla gerçek bir Müslüman olmak isteyenin mutlaka en son Hak Kitaba uyması gerekiyor. Tevrat döneminde Tevrat, sonra İncil, en son Kuran. Kuran'a uyacaklar. Hidayetlerine vesile oluyordu, Kuran'dan önce. Kuran'ın bir özelliği de Furkan olması, doğruyu yanlıştan ayırması. Kuran ayetlerini inkar edenler için şiddetli azap vardır. Nur gibi Kuran varken kabul etmiyorsa makul değildir.
Tevrat'ta güzel hak izahlar var, İncil'de de hak izahlar var, ama ilave bölümler de var. Herkes de biliyor bunu ve herkes de söylüyor. Ama Kuran'a bakıyoruz kelimesi kelimesine saf vahiy. Ne güzel, ne büyük bir kolaylık. İnsanın vicdanını tam tatmin ediyor. İncil ve Tevrat'ı okurken hak olmayan bilgileri geçmek gerekiyor, tarih bilgileri var, başka anlatımlar var. Biz tarih bilgisi aramıyoruz, biz Allah'ın vahyini arıyoruz. Saf vahiy Tevrat'ta hangi bölümde, bunu Kuran'a uygunluğundan anlarız. Kuran'a uymadı mı almayız.
Bakara Suresi,
285- Elçi, kendisine Rabbinden indirilene iman etti, mü'minler de. Tümü, Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve elçilerine inandı. "O'nun elçileri arasında hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz. İşittik ve itaat ettik. Rabbimiz bağışlamanı (dileriz). Varış ancak Sana'dır" dediler.
Peygamberimiz (sav), Kuran'a iman ediyor, Kuran'la hareket ediyor. Müminlerin de tümü Allah'a, meleklerine, kitaplarına, bütün peygamberlerine inandı. O zaman Hristiyanlar ve Museviler gerçek mümin olmak istiyorsa önce bir olan Allah'a, meleklerine, tüm peygamberlerine ve dolayısıyla son peygamber Muhammed Mustafa (sav)'e ve kitaplarına son Hak kitap Kuran'a iman edecek. Biz Hz. Musa'ya da, Hz. Nuh'a da, Hz. İbrahim'e de, Hz. Yusuf'a da inanıyoruz, fakat hayati bir konu var, son Peygamber Muhammed Mustafa (sav)'e inanıyoruz. İşitip itaat ediyoruz, itaati yerine getiriyoruz, Kuran'a tabi oluyoruz. Ben gerçek Musevi olmak istiyorum diyorsa, Kuran'ın hak kitap olduğuna inanıp iman edecek, Hz. Muhammed (sav)'e iman edece o zaman Muhammedi yani gerçek Musevi, gerçek Hristiyan olur.
Haşa bir Müslüman Hz. Nuh'a iman etmiyorum ama diğer Peygamberlere inanıyorum dese, ya da Hz. İbrahim'e inanmıyorum ama Hz. Muhammed (sav)'i kabul ediyorum dese, dinle alakası kalmaz. Bir Musevi de Hz. Muhammed (sav)'i inkar etti mi aynı konumda olur. Tüm peygamberleri kabul etmek Müslümanlık için şarttır.
Abdullah b. Ömer ise bir naklinde şöyle ifade etmektedir: “Zalimlerden sonra Hz. Mehdi gelecek, sonra sırasıyla Mansur, Selam ve Emirülgadap olacaktır”.
Yine Abdullah b. Ömer “Mehdi’den sonra 3 emir gelecektir. Hepsi de salih insanlardır. Biri Cabir, sonra Müferrec sonra da Zülgadap’dır. Bunlar 40 yıl kaldıktan sonra artık dünyada hayır kalmayacaktır” naklinde bulunmaktadır. (El Kavul'ul Muhtasar fi alamet-il mehdiyy-il muntazar, sf. 30)
Önce zalimler gelecek; Peygamber (sav) geliyor, sonra tabiin, sonra tebbe tabiin sonra bozulma başlıyor. Peygamberimiz (sav) bir baş bir son diyor, en beğendiğim dönem bir Benim zamanım bir de Mehdi zamanı diyor. Hadiste Hz. Mehdi (as) zamanında da değerli büyük alimler olacağına işaret var. Hayır kalmayacak; Hz. Mehdi (as)'ın vefatından 40 yıl sonra şer hakim olacak.
Taha Suresi,
10- Hani bir ateş görmüştü de, ailesine şöyle demişti: "Durun, bir ateş gördüm; umulur ki size ondan bir kor getiririm veya ateşin yanında bir yol gösterici bulurum."
Geçtiğimiz günlerde, İsrail'de, dağlık bölgede İsrail tarihinin en büyük yangını çıktı. 20 ile yan yana gelince 2010 olur. Büyük bir ateş görüyor ve dağlık bir bölgede görüyor. "Yanında bir yol gösterici bulurum"; o yol gösterici de Hz. Mehdi (as)'dır.
Bizim inancımıza göre Hz. İsa Mesih (as)'ın yakında görüneceğine inanıyorum. Hz. Mehdi (as)'ı da 10 yıl sonra göreceğiz, kısa bir süre sonra da İsa Mesih (as)'ı göreceğiz inşaAllah. İsa Mesih (as) zamanında, Allah Kuran'da söylüyor, ona iman etmedik hiçbir fert kalmayacak. Ne Musevi, ne Hristiyan hiç kimse aksini yapamıyor, hepsi Allah'ın Mesih'ine, İsa Mesih Peygamberimiz'e sevgi duyarak hepsi Müslüman olacak. Hz. Musa neydi? Müslüman'dı. Niçin? Tevrat'a uyuyordu onun için Müslüman'dı. Hz. İsa neydi? Müslümandı. Hz. İbrahim Müslüman'dı. Museviler tavizsiz, hatasız, kusursuz, saf, hakiki Musevi olarak, tam bir Müslüman olacaklar ve gerçek Muhammedi olacaklar. Biz Hz. İbrahim'i sevince dinden mi çıkıyoruz, dine mi giriyoruz, dine giriyoruz. Bir Musevi de Resulullah (sav)'e iman ettiğinde pekişmiş olur Müslümanlığı, oturmuş olur. Gerçek Müslüman olur, eksiklikleri giderilmiş olur, yanlışlıklar giderilmiş olur, tam olmuş olur, kusursuz olmuş olur. Hz. Musa devrinin Müslümanı olmuş olur. Hz. Musa geldiğinde nasıldı, o devrin Müslümanı olmuş olur. İseviler nasıl olur biliyor musun, Hz. İsa'nın geldiği an, beraber sofrada yemek yedikleri dönemdeki Müslümanlıkları neyse aynısı olur Kuran'a uyduklarında. Kuran onlardan birşey götürmüyor. Hz. Musa (as)'ı ellerinden almaz, Hz Musa (as)'ı daha çok sevdirir. Daha çok bağırlarına bastırır Kuran. Hz. İsa (as)'ı ellerinden almaz, Hz. İsa (as)'a daha çok yaklaştırır, daha çok sevdirir. Hz. Meryem annemizi daha çok sevdirir. Tüm alemin kadınlarına üstün kıldım diyor Allah. Biz Hz. Meryem'i bütün alemin kadınlarından üstün görüyoruz. Ve İsa Mesih (as)'ı iştiyakla, heyecanla, coşkuyla bekliyoruz. Hz. Musa (as)'a ben hayranım. O da Hz. Mehdi (as) olmak için dua etmiştir. Hz. Musa (as), Mehdi (as)'ın ne yapacağını bilmiyor mu ahir zamanda? Biliyor. Hz. Mehdi (as)'ın Kuran'a tabi olacağını biliyordu, onun için istemiştir zaten Mehdi olmayı.
Taha Suresi,
39- "Onu sandığın içine koy, suya bırak, böylece su onu sahile bıraksın; onu Benim de düşmanım, onun da düşmanı olan biri alacaktır. Gözümün önünde yetiştirilmen için, Kendim'den sana bir sevgi yönelttim."
Günümüze bakan yönüyle, Mehdiyet'e bakan yönüyle;
Böylece su onu sahile bıraksın; Sahilde bir yerde, hemen sahilde ama. Suyla içiçe olan yakın bir yerde Hz. Mehdi (as)'ın faaliyete başlayacağı anlaşılıyor. Kuran buna işaret ediyor, hadislerde de bu şekilde anlatılıyor. Hadislerde de Hz. Mehdi (as) suyun kenarına bayrağı dikmesi anlatılıyor.
Benim de düşmanım, onun da düşmanı olan biri alacaktır; Hz. Mehdi (as) Darwinistlerin materyalistlerin yoğun olan bir yere gidiyor. Belki ateist masonların olduğu bir yere, bir kale, bir yer bilemiyoruz. Allah'ın düşmanlarının olduğu yere bunu anlıyoruz.
Kendim'den sana bir sevgi yönelttim; Hz. Mehdi (as)'a öyle bir güzellik, masumluk vereceğim ki en azgın zalimler bile onu öldürmeye kıyamayacak. Hz. Mehdi (as)'ın yüzündeki beşaşet, temizlik, gülümseme, insani ifadeden dolayı, nuraniyetten dolayı yapamayacaklar.
Başlangıçte Hz. Mehdi (as)'ın yanında 313 kişi var, halkın büyük kısmı öfke duyuyor, nefret ediyorlar ,ama ilerleyen zamanda büyük bir sevgi yöneliyor, ona tabi olduklarında, biatlarında bağırlarına basıyorlar.
Taha Suresi,
38- "Hani, annene vahyolunan şeyi vahyetmiştik, (şöyle ki:)"
Annene diyor Allah, babana değil. Demek ki Hz. Mehdi (as) yetim, babası vefat etmiş annesi sağ. Kehf suresinde de var, iki yetimden biri diye geçiyor.