Adnan Oktar'ın 06 Aralık 2010 tarihli röportajından önemli başlıklar

Adıyaman Asu TV, 6 Aralık 2010

  • Ehli kitaba düşmanlık Alevi düşmanlığı Bektaşi düşmanlığı çok korkunç bir şey. Hepsi Allah'ın kulları. Peygamberimiz (sav)'in tavsiyesiyle Müslümanların ilk hicret ettikleri yer Hristiyan Habeşistan'dı. Hristiyan Kral Necaşi'ye sığındılar. Hıristiyanların yanına niye gitsin o zaman sahabe? Madem onlar katledilmesi gereken kafirler, madem hiç muhatap olunmaması gereken insanlar yanlarına niçin gitsinler? Yemeklerini niye yesinler? Evlerinde niye kalsınlar? "Selamun aleykum ey kafirler sizin yanınıza geldik" mi dediler yani? Onu demediler tabiî ki. Bunları eğer düşünmezse kardeşlerimiz o zaman olmaz. Peygamberimiz (sav)'in tüm uygulamalarında, Müslüman olması için insanları zorlamak yok, dinlerine saygı duyuluyor. Biz sünnete göre hareket ediyoruz. Biz Peygamber Efendimiz (sav)’in üslubuna göre hareket ederiz. Peygamberimiz (sav)'in sünnetinde bir sevgi var, şefkat var, koruma var, kollama var. Yani onları orada tedirgin etmiyorlar, dövüp öldürmüyorlar, gidip kıtır kıtır kesmiyorlar, bilakis koruyup kolluyorlar. Ne hakaret, ne baskı, ne aşağılama bunlar yasak İslam'da. Allah'ın kullarına zulüm yok, şefkat var,merhamet var. Aksini yapan dinin dışında bir hareket yapılmış olur.
     
  • Allah bizden dünyayı cennet gibi yapmamızı istiyor. Merhamet, dostluk arkadaşlık, kardeşlik, iyi niyet, sanat, bilim, hürriyet, özgürlükler güzel olan her şeyi yapmamızı istiyor. Kötüleri anlatırken de Cenab-ı Allah ahşap kütüğü örnek gösteriyor. Boş bir kütük o ruhsuz bir şeydir. Hayvandaki egoist ve bencilliğin de Allah bize çirkinliğini gösteriyor. Mesela boş kütük nedir? Orada durur. Yaslanmış bir kütüktür. Yani bir ruh vermez. Bir derinliği yoktur, bir anlamı yoktur. Hayvanda ama bir hareket canlılık vardır. Fakat o da karakter yönünden insanlara örnekler verir. Mesela maymun yavrusunu korur, burada güzel bir örnek gösterilmiş. Ama egoist ve bencil tavrıyla kötü bir örnektir. Allah kötü kısmını bize gösteriyor. Mesela domuz da yine Allah onunla bazı yönlerden fayda getirebilir. Mesela gider tarlaları sürer yaban domuzu burnuyla, mesela belki o bitkilerin gelişimini faydası olabilir. Ama saldırgan yönü de vardır. Saldırganlığı bir vahşet görünümündedir ve insan onu gördüğünde saldırganlığın korkunçluğunu ve çirkinliğini görür.
     
  • Her zaman daha iyisini istemek güzeldir. Şükretmek şartıyla, Müslüman evinin en iyi olmasını ister, arabasının en iyi olmasını ister, sokakların en iyi olmasını ister, bahçelerin en iyi olmasını ister. Bu zaten Müslümanlığın bir gereğidir. Bunu yaparken hırs veya kırıcılık veya gayri meşru bir eylem olmaz, helaliyle ve akılcı yapılması şartıyla. Tabii ki kalitenin gittikçe artması, güzelliğin gittikçe artması ideal olandır. Hoş olan budur, o zaman dünya güzelleşir. Mesela cennet çok güzeldir. Cennettin araçları güzel, bitkileri güzel, insanları güzel, yiyecekleri güzel olabilecek en yüksek kalite de ve en güzeldir. Allah da bizden dünyayı en güzel hale getirmemizi istiyor. En hoş hale getirmemizi ister.


Kahramanmaraş Aksu TV, 6 Aralık 2010
 

  • Müslüman kardeşlerimizin yaklaşmadığı yalnız bıraktığı insanlarımız oluyor. Hani diyorlar ya Museviler keselim, Hıristiyanları keselim, başı açıklar şöyledir, hatta başörtülüler de şöyledir, onlar da fasıktır diyorlar. Bu nedenle sürekli tuğyana, dalalete doğru itilen insanlar oluyor. Biz onlara candan bir sevgiyle sahip çıktığımızda, tabi ki, tam istediğimiz gibi olmayabilirler, ama genelinde güzel bir tavır elde edilebilir. Kuran'a ve sünnete uygun olmayan üslupla cevap vermeyebilirler, ama bu bizim öfkeleneceğimiz bir şey değil. Mutlaka şefkatle, sevgiyle yaklaşıldığında, sevgileri hemen hissedilecektir. Dünyada cedel, laf sokma denilen üslup çok yaygın, bu insanları yoruyor ve rahat yaşamıyorlar. Sevgi ve şefkat gördüklerinde kalpleri yumuşuyor. Dini tebliği ediyorsak, insanlara anlatıyorsak, her olayda, her konuştuğumuz şahısta farklı şartlarla karşılaşırız. Yalnızlığa terk etmek, çeşitli ithamlarla onları tecrit etmek çok çok yanlış olur. Çok büyük hata olur. Tebliğ yaparken karşı taraftan tam eğitimli, Kuran'a hadise tam uygun üslup görülmeyebilir. Bizim İslam'ı tebliğde, sık sık karşılaşacağımız olayların en nezihi, en hafifiyle karşılaşıyoruz genelde. Çok çok ters olabilir, çok aksi olabilir, ne söylesen ters cevap verebilir, ima ettiğini zanneder, sen beyaz dersin o siyah anlayabilir, eğer sabırsız olursan o zaman tebliğ olmaz. O zaman sadece kendi arkadaşlarınla görüşürsün, başka Müslüman’la da görüşemezsin. Çünkü onlarla da çatışacağın nokta olacaktır. Ben Alevilerle de, Bektaşilerle de görüşüyorum, Musevilerle, Hıristiyanlarla, masonlarla görüşüyorum. Fethullah hocamızın talebeleriyle görüşüyorum, diğer cemaatlerle görüşüyorum, tarikat ehliyle görüşüyorum. Tabi her zaman tam örtüşmeyebiliyor düşüncelerimiz, ama ben onlara ve fikirlerine saygılıyım. Olabilecek en nezaketli üslupla katılmadığım konuları, sarsmamaya dikkat ederek söylemeye çalışıyorum. Genel konuşmalarımda da öyle buna çok özen gösteririm. Doğruyu karşımdaki kişinin sevgisini, muhabbetini sarsmadan, saygısına zarar vermeden en akılcı üslupla sunmaya çalışırım.
     
  • Müslümanlar mutlaka birbirlerine karşı çok sabırlı olacaklar. Dünyanın pek çok yerinde orman kanunları geçerli, karşısındakini kırma, refüze etme, kıran kırana mücadele, mahcup etme birçok yerde bu var. Müslüman da cedel olmaz. Biraz sabırla insanların güzel gönülleri alınır, Müslümanlara karşı, Kuran'a karşı çok daha sevgi dolu, Allah'a karşı çok sevgi dolu insanlar haline gelirler. Aksi türlü bu işi küfür yapar. O zaman Allah esirgesin küfrün eline düşerler, çok vahim olur. Peygamberimiz (sav) Mekke müşrikleriyle tartışıyordu, Musevilerle konuşuyordu, Hıristiyanlarla konuşuyordu, çok aksi ters insanlar vardı. Ben akademi yıllarındayken akıl almaz vakalarla karşılaşıyordum. Benim arkadaşlarım da ben onları yetiştirirken kök söktürdüler, çok vakit aldı, öyle kolay olmadı. Kimini 5 yılda kimini 10 yılda eğitebildim, kimi de çok yetenekli oluyor çabuk değişiyorlar.
     
  • Eğer şefkatsiz bir üslup olursa dinsizlik çığ gibi gelişir. Müslüman mutlaka sabırlı olacak, ılımlı olacak, akıllı olacak. Öbür türlü çok vahim olur. Müslüman diye bir şey kalmaz. Ben mesela masonlarla görüştüm, eskiden Yahudilik Masonluk kitabını yazmıştım, beni bilirler. Ateist masonlarla mücadelem halen de devam ediyor. Ama mason arkadaşları davet ettim, baktım çok nezaketli insanlar. Mason diye dehşete kapılmak, bunlar zulüm yapabilirler, tehlikeli olabilirler dense çok abartılı hareket olur, böyle olmaz. Nitekim konuştuk, yüzlerce binlerce masonun gönlünü almış olduk. Onların kalbinde müthiş bir sevgi oluştu, arkasından hep beraber namaz kıldılar. Öbür türlü dünyayı küfre mi teslim edeceğiz? Deccale mi teslim edeceğiz? Olur mu öyle şey. Masonu karşına al, Musevi'yi karşına al, ateisti karşına al, komünisti karşına al, cahili karşına al, mezhepleri karşına al. Kaç kişi kalırsın? En fazla iki bin üç bin kişi kalırsın, dünya 7 milyar. Sakın ha, böyle bir şeyden İslam'a çok büyük zarar gelir. Mutlaka ılımlı üslubun ve akılcılığın nasıl olduğunun da göstertilmesi gerekir.
     
  • Mesela, Hz. İbrahim (as) geliyor adamlar putperest. Ben Ay'a tapıyorum diyor. Kimi Güneş'e tapıyorum diyor. Bunlar sırf bunla kalmıyor ki, Ay'a tapıyorum diyor ama mantık örgüsü berbat. Sen ak diyorsun o kara diyor. Sen güzel diyorsun, o da yağmur yağıyor diyor. Çok dengesiz adamlar. Ama Hz. İbrahim (as) konuşuyor bu kişilerle ve ikna ediyor. Kendi kavmini oluşturuyor. Hz. Nuh (as) da öyle. Karşısındakiler çoğu psikopat. Ve yüzlerce sene, o zaman ömürler uzundu. Yüzlerce sene anlatıyor ve sürekli ters, aksi, inatçı üslupla cevap veriyorlar. Buna rağmen Hz. Nuh (as) devam ediyor. Peygamberimiz (sav) Ukas Panayırında konuştu, müşrikler, oradaki münafıklar, Peygamberimiz (sav)'e karşı saygılı, edepli, aklı başında adamlar değildi ki. Çok ahlaksız, münasebetsiz kişilerdi. Resulullah (sav) onlara karşı son derece saygılı, akılcı ve sabırlı oldu. Biz Resulullah (sav)'i niçin seviyoruz. Güzel ahlakından dolayı seviyoruz. Müslüman sadece Müslüman'a hitap edecek diye bir şey yok. Sevecen yaklaşılması, akılcı yaklaşılması lazım. Acele de edilmemesi lazım. Her safhası ayrı olur. Mesela ilk tanışma safhasında üstündeki  o genel heyecanı, genel paniği, genel tedirginliği giderirsin. Kabili hitap olduğunu, güvenli olduğunu anlar. Üslubun sevecen ve saygılı olacağına inanır. Nezaketli bir üslupla karşılaşacağına inanır. Mesela benim üslubumda hiçbir zaman için nezaketsizlik olmaz. Kırıcılık da olmaz. Hakikati ben çok dolaylı yoldan hiç kırmadan, ama mutlaka veririm inşaAllah. Ama aynı cevabı kırıcı vermek de mümkündür. Çok ters ve sert üsluplarla ani çıkışlarla vermek de mümkündür. Ortalı üslup da vardır. Bir de hiç sezdirmeden hiç canını yakmadan vermek de mümkündür, en güzeli budur. Mutlaka yatıştırıcı ve anlatırken de bilinç altını yatıştırıcı bir üslup olması lazım. Gerek mimikler, gerek ses tonu, gerek üslup buna paralel gitmesi gerekiyor. Bakışlarınla da tedirgin edebilirsin istersen, ses tonunla da tedirgin edebilirsin, kullandığın cümlelerle de tedirgin edebilirsin. Düz cümledir ama tedirgin olur. Öyle cümleler seçilmesi lazım ki, ne tedirgin edeceksin, ne kalbinde bir vesvese olacak. Hem onare ederken ama aynı zamanda hatasını yanlışlığını onu mahcup etmeden düzelteceksin. Eğer mahcup ederek düzeltirsen, doğru dahi olsa kalbinde kin meydana gelir.

Hud Suresi,

103- Ahiret azabından korkan için bunda kesin ayetler vardır. O, bütün insanların kendisinde toplanacağı bir gündür ve o, gözlemlenebilen bir gündür.

Kıyamet bütün insanlığın göreceği bir şeydir, ölüler de görecek, hepsi görecek.

109-  Artık onların tapmakta oldukları şeyler konusunda, sakın kuşkuda olma. Daha önceleri, ataları nasıl tapıyor idiyseler, bunlar da ancak böyle tapıyorlar. Şüphesiz Biz, onların paylarını eksiltmeksizin onlara ödeyecek olanlarız.

Neye tapıyorlar, bakıyoruz. Darwinizm, materyalizm var. Bu inancın kökenine bakıyoruz, atomun akıl sahibi olduğuna inanıyorlar. Böyle bir din. O şuursuz atomların bir araya geldiğini ve şuur meydana getirdiğini, görmeyen atomların görmeyi, duymayan atomların duymayı, tatmayan atomların tatmayı, aklı bilmeyen aklı meydana getirdiğine inanan bir din. Ne zamandan beri? Sümerlerden beri, eski Mısır'dan beri. Allah da ataları nasıl tapıyorsa diyor. Firavun ne diyordu? Nil'in çamurlu sularından tesadüfen çıktı canlılık diyordu. Sümerler ne diyordu? Tesadüfen oldu diyordu. Şimdikiler ne diyor? Aynısını diyor, Allah da aynısını yapıyorlar diyor.

110- Andolsun, Musa'ya Kitab'ı verdik, onda anlaşmazlığa düşüldü. Eğer Rabbinden bir söz geçmiş (verilmiş) olmasaydı, mutlaka aralarında hüküm verilmiş olacaktı. Gerçekten onlar, bundan (Kur'an'dan) yana kuşku verici bir tereddüt içindedirler.

Kuran'ı tereddütle izliyorlar, Kuran'a samimi gönülden bağlanmıyorlar.

Hz. Musa (as) geldiğinde Firavun kavmiyle karşılaştığında her şeyi Allah yarattı dedi. Firavun da Nil'in çamurlu sularından tesadüfen oldu dedi. Hz. Musa'nın buna karşı anlatacak paleontolojik delilleri, kromozom bilgileri yoktu, proteinlerin yapısını da anlatamazdı. Ne bilimsel zemin var ne de anlayacak adam var. Tek anlayacakları var yaratılışı hemen görmek. Asasını attığında tahta, odun yılan haline geldi. İlk ortadan kaldırdığı, ilk kırdığı put evrim düşüncesi oldu. Tek delille Hz. Musa (as) evrimci düşünceyi bitirdi. Firavun soruyor daha önceki insanlar nasıl oldular diyor. Geçmiş insanlar nasıl oldu diyor? Bu tahta nasıl yılana döndüyse o devirde de Allah aynı kanunla yaratmıştır dedi, Hz. Musa (as) işari olarak. O getirdiği delille büyü yapan bilim adamları da iman ettiler. Şu anki büyücü bilim adamları da Hz. Musa (as) döneminin bir başka türüdür. Onlar da evrimciydi, sahte delillerle geliyorlardı. Hatta insanları kandırmak için deriden bir şey yapıyor içine civa dolduruyorlar, yılan gibi hareket ediyor. Darwinistler ne yapıyor? Piltdown adamı yapıyor, törpülüyor, yapıştırıyor, boyuyor. Biz de Yaratılış Atlasıyla putu ortadan kaldırdık. Yaratılış Atlası ile bir çağ kapandı, bir çağ açıldı. Hz. Musa (as) da önce şirk dinini, ana dini ortadan kaldırıyor sonra konuya geçiyor.

113- Zulmedenlere eğilim göstermeyin, yoksa size ateş dokunur. Sizin Allah'tan başka velileriniz yoktur, sonra yardım göremezsiniz.

Yobaz takımına, milleti birbirine düşürmek isteyen, kan dökmek isteyenlere karşı (fikren) tavır alın diyor. Onların takva olduğunu iddia ederek yanına yanaşırsan Allah esirgesin belanı bulursun.

115- Ve sabret. Gerçekten Allah, iyilik yapanların ecrini kaybetmez.

Sevgi başka türlü devam etmez, sabırla devam eder sevgi.

117- Halkı, ıslah eden kimseler iken, senin Rabbin o ülkeleri zulüm ile helak edecek değildi.

(Ahir zamana, günümüze bakan yönüyle) Halka tebliğ yapan insanlar, halkın doğru olması, düzgün olması için gayret eden insanlar olduğu müddetçe, maruf olanı anlattıkça münker olan herşey karşı insanları uyaran kimseler oldukları müddetçe kıyameti koparmam diyor Allah. Hz. Mehdi (as)'ın kıyametin kopmasına engel olmasının, Allah'ın onu vesile kılmasının sebebini Allah açıklıyor. Hz. Mehdi ıslah çalışmasına başlamış olduğu için, tebliğe başlamış olduğu için kıyametin gerekçesi kalkıyor.  

 

Ahzab Suresi,

36- Allah ve Resûlü, bir işe hükmettiği zaman, mü'min bir erkek ve mü'min bir kadın için o işte kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Kim Allah'a ve Resûlü’ne isyan ederse, artık gerçekten o, apaçık bir sapıklıkla sapmıştır.

Peygamber (sav) bir şey söylediğinde ne diyorsa o. Aynı şekilde Hz. Mehdi (as)'da da böyle olacaktır. Ne derse aynı uygulanacak. Hz. Mehdi (as) ile halk tartışmayacak. İstişare eder, bilgi alır ama hüküm onundur, söyledi mi uyulacak. Hz. İsa Mesih (as)'da da öyle. Hz. İsa Mesih (as) aynı zamanda Hz. Mehdi (as)'ın baş danışmanıdır. Sürekli ona soracak, ne yapalım diye. Hep masumdur Hz. Mehdi ahkamda masumdur.

45- Ey Peygamber, gerçekten Biz seni bir şahid, bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik.

Peygamberimiz (sav)'i hangi gerekçelerle gönderdiğini söylüyor; her olaya, insanlara her şeye şahit; Müslüman müjde verecek, ittihadı İslam'ın müjdesi, güzel günlerin müjdesi, cennet müjdesi, Allah sevgisi müjdesi, İslam dünyayı aydınlatacak bunun müjdesi. Barış kardeşlik tam hakim olacak bunu görecekler, Hz. İsa (as)'ı görecekler, Hz. Mehdi (as)'ı görecekler, bu müjdelerin verilmesi Müslümanlığınşartıdır. Uyarıcı; aman teröre girmeyin, anarşi meydana getirmeyin, Darwinizm materyalizm aldatmacadır, oyundur diye uyarmak. Ayetin ebcedi 1997 şeddeli 2034

Biz de en zor şartlarda dahi olsak, müjde vereceğiz, şahit olacağız ve uyaracağız inşaAllah.

46- Ve Kendi izniyle Allah'a çağıran ve nur saçan bir çerağ olarak (gönderdik).

Ahir zamana bakan yönüyle, Kendi izniyle Hz. Mehdi (as)'ı Allah'a çağıran ve nur saçan, gerek varlığı gerek anlatımlarıyla nur saçan bir çerağ olarak gönderdik.

47- Mü'minlere müjde ver; gerçekten onlar için Allah'tan büyük bir fazl vardır. 

Fazl; kurtuluş vardır,  İslam'ın dünya hakimiyeti vardır, ittihadı İslam vardır. 2000 yıl sonra Hz. İsa (as)'ı yeniden görmek, Peygamberimiz (sav)'in 140o yıl önce, Hz. Musa (as)'ın 3000 yıl önce, Hz. İbrahim (as)'ın 5000 yıl önce bildirdiği Hz. Mehdi (as)'ın görünmesi ve tanınması vardır. Ayetin ebcedi 2005.

48- Kafirlere ve münafıklara itaat etme, eziyetlerine aldırma ve Allah'a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.

Onların herhangi bir inancını düşüncesini uygulama. Mesela adam, Müslümanlarla görüşmeyeceksin diyor görüşürüz. Namaz kılma diyor kılarız, oruç tutma diyor tutarız, Kuran'a uyma diyor uyarız, onun sözüne itaat etmeyiz, münafığa da itaat etmeyiz. Dedikodu yapabilirler, ters laf olur, ima olur, hakaret olur, işkence, tutuklama hapis hepsi olabilir, Allah'a kendini bırak. Seni konuşturacak olan, sağlıklı kılacak olan, düşmanlarından koruyacak olan Alah'tır.

 

Taha Suresi,

2- Biz sana bu Kur'an'ı güçlük çekmen için indirmedik,

Kuran bize özgürlük, neşe, sevinç getirir. Bize güzelliklerin hepsini getiriyor. Adam, namaz güç olsun istiyor, dostluk güç olsun, gülmek güç olsun, oruç  güç olsun, yemek yemek güç olsun, sokağa çıkmak güç olsun. Allah güçlük çekmek için indirmedik diyor. Hurafe ekleyip hayatı içinden çıkılmaz hale getiriyorlar.

103 ... Artık size Ben'den bir yol gösterici gelecektir; kim Benim hidayetime uyarsa artık o şaşırıp sapmaz ve mutsuz olmaz."

Bir yol gösterici; bir mürşid, bir Mehdi. Peygamberlere bakan bir ayet, ama ahir zamana bakan yönüyle tefsir ettiğimiz için; "kim Benim Mehdime uyarsa". Şaşırıp sapma nedir? Deccaliyet. Deccale uyan mutsuz olur, Mehdiyete uyana mutluluk getirir.

 

Meryem Suresi,

84- Onlara karşı acele davranma; Biz onlar için ancak saydıkça sayıyoruz.

84 Mehdiyetin yeni başladığı, belki de talebelerinin acele ettiği zorlu bir dönem. 80'lerde başlayan Mehdiyet 2021'lerde tamamlanmış olacak.

2010-12-07 02:42:05
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top