Adnan Oktar'ın 10 Aralık 2010 tarihli röportajından önemli başlıklar

Kocaeli TV, 10 Aralık 2010

  • İki şey vardır, bir dinsizlik ateist cereyan, bir de bağnaz ve gerici cereyan. Bağnazlık ve gericilik çok daha vahim ve sinsi bir tehlikedir. Çünkü Anadolu halkına dinsizlik etki etmez. İslam alemine de etki etmez. Bağnazlık ve gericilik çok sinsidir, Allah adına ortaya çıktığı için, din adına İslam adına ortaya çıktığı için. Sinsice kemirme gücü vardır, çok azgın bir tıyneti  vardır. Bir de gericiliği karşısına alan kesim genellikle dinsizlerde oluyor. Onlar da mutlaka mağlup oluyor, çünkü dine saldırıyorlar, bu da çok akılsızca. Gericiliğe karşı mücadele Kuran’la olur ve asr-ı saadet Müslümanlığını ortaya koymakla olur. Peygamber Efendimiz (sav) öyle mücadele ediyordu. Mesela Hz. Ali gericiliğe karşıydı, şehit ettiler. Hz. Ömer karşıydı yine şehit ettiler. Hasan, Hüseyin, 12 imam hep onların özellikleri gericiliğe karşı olmalarıydı.
     
  • Anormal düşüncelere, bağnazlığa karşı insanlarda şeytani bir eğilim olabiliyor. Buna karşı kısa ve çarpıcı anlatımlar yeterli olur. Çok da karmaşık değil. Ama genellikle çözüm getirenler flu çözüm getiriyor. Mesela Osmanlı Milletler Topluluğu gibi olsun diyor ama gerçek kökeni ve ruhu ne onu açıklamıyor Kuran ahlakı olması lazım ve bir lider olması lazım. Lider olmadan böyle büyük bir topluluk toplanmaz. Hz. Mehdi (as)'dan bahsetmeden, Hz. İsa (as)'dan bahsetmeden birleşme olmaz. Hz. İsa (as)'ı haşa kaale almayan, Hz. Mehdi (as)'ı haşa kaale almayan bir düşünce asla başarılı olmaz. Darwinizm materyalizm yıkılmadan da manevi gelişme olmaz. Enver Paşa bu nedenle başarılı olamadı, askeri güçle ortaya çıktı ve mağlubiyetle karşılık buldu. Çok az sayıda Darwin'in kitabı Osmanlı'yı yıkmaya yetti. Dönemin Osmanlı aydınlarının büyük bir bölümünün, hatta devlet erkanının Darwinist olduğunu görürüz. O yüzden giriş şekli hayatidir; önce Darwinizm ve materyalizmi, yani putları yıkmak sonra bir lider etrafında, yani Hz. Mehdi (as)'ın etrafında toplanmayı teşvik etmek gerekiyor. Şu an İttihad-ı İslam yönünde müthiş bir canlanma var, nereden bu heyecan çıktı bunu araştırmıyorlar. Bu kadar durağan bir sistem aniden harekete geçtiyse bunu hareket ettiren bir şey yok mudur? Hareketlendirenin ne olduğunu düşünmeye gerek duymuyorlar. Hareketlendiren Mehdiyet ve Hz. Mehdi (as)'dır.
     
  • İrticanın böyle sinsi bir gücü olduğunu masum ve mazlum insanlara karşı bu kadar tahrip edici bir rolü olduğunu ilk defa gördüm. Şeytani düşünce ya gericilik olarak ya dinsizlik olarak ortaya çıkıyor… biz o iki boynuzunu da kırıyoruz, özelliğimiz bu.
     
  • Şeytanın televizyonu gibi bazı gerici siteler. Halis Müslümanlar baktıklarında bunu görebilirler. Müslümanlık deyince Allah bizden ne istiyor diye düşünmek gerekir. Allah sonsuz akıl. Bakıyoruz hücreye müthiş bir estetik uyum ve güzellik, yardımlaşma sistemi çok mükemmel, kontrol sistemi çok mükemmel, milyonlarca kompleks sistem saat gibi işliyor. Meyveye; karpuza, kayısıya, üzüme bakıyoruz, kokusu, tadı, minerali, vitamini tam hoşumuza gidecek şekilde. İncecik bir çöpten meydana geliyor. Allah her şeyden güzellik yaratmış, bu kadar güzellik içinde bunları yaratan Allah'ı adam haşa bize zulmetmek, acı çektirmek isteyen bir varlık gibi tanıtmaya kalkıyor. Gülebilir miyiz diyoruz, yok gülemezsin diyor, sevgi yasak, şefkat o da yok, güzel sözle konuşma o da yok, affedicilik o da yok. Dünyanın %99'unu öldürmek isteyen bir zihniyet bu, Mehdiyet de bu zihniyeti ortadan kaldıran sistemdir. Mehdiyet ateist topluluğa da yobaz topluluğa da karşı şu an mücadele veriyor. Ama Türkiye'deki Müslüman toplulukları genel olarak aydınlanmış topluluklardır.
     
  • Tapınak Şövalyeleri, "İstanbul’da biz" diyorlar, "iki ustadan birisiyle karşılaşacağımızı biliriz" diyor. Bu iki ustadan biri Hz. Mehdi (as)'dır, diğeri Hz. İsa (as)'dır. Adon'dur onların beklediği kişi, masonların binlerce yıldan beri bekledikleri. Hz. Hızır (as) duvarcı ustasıdır. Hz. Mehdi (as) da İsa (as) da duvarcı ustasıdır. Hz. İsa (as) marangoz olarak bilinir, ama aslı budur. Hz. İsa (as), Hz. Mehdi (as)'la birlikte dünyayı inşa edecek. Hz. Mehdi (as) da sanatçıdır. Hz. İsa (as) da sanatçıdır. Aynı zamanda inşaat ustasıdır, mimardır. Mükemmel bir dünya inşa edecekler. Hz. Hızır masonları bu günlere hazırladı. Masonlar bu görevle hazırlanmış olduklarını bilmiyorlardı. Daha yeni bu sırrı öğrendiler. Tapınak Şövalyelerini de Hızır (as) hazırlamıştır. Bu günlere hazırlamıştır. Masonluğun gizli sırlarından biri de budur işte. Ahir zamanda Adon'un yeniden dünyaya döneceğine inanıyorlar ve bu sırların açıklanacağına inanıyorlar. Onlara tüm mason sembollerinin ne anlama geldiğini, Kuran ayetleriyle anlatacağım inşaAllah. Kova ve balık bir Hızır kıssasında geçiyor bir de Hz. Yunus kıssasında geçer. Hz. Yunus (as)'ı balık yutuyor, balığın karnında simsiyah karanlıklar içinde kalıyor. Masonlar da karanlık odada kalıyor ilk masonluğa girişlerinde, oraya girip tefekkür ediyorlar. Hz. Yunus da o karanlık yer içinde tefekkür ediyor. Kuran'da çok fazla sembol ve sır vardır. Masonlar sırlarının Kuran'da olduğunu görünce çok şaşırıyorlar. Hz. Hızır duvarcı ustasıdır, mükemmel inşa eder. Hz. Hızır iyi sır saklar, masonlarda da ketumiyet vardır. Sırları düşünürler, ama bulamazlar. Yontulmuş taşın mikap haline gelmesinin hikmeti nedir, düşünürler bir açıklama yapmaya çalışırlar. Jakin ve boaz sütunları vardır masonlukta, binlerce yıldır anlamını düşünüyorlar. Tüm camilerde vardır iki sütun, mihrap kısmında. Bunların neye baktığını, İslamiyet'in içerisinde olan bu gerçekleri, bu hak izahları masonluğun neden kendisine aldığını detaylı olarak anlatacağım. Altı köşeli yıldız da mason sembolüdür, ama Hz. Süleyman (as)'ın da mührüdür.

 

Kaçkar TV, 10 Aralık 2010

  • Kardeşimiz bana bir konuda soru sormuş, bu konuyla ilgili çok fazla soru geliyor. Sadece bu kardeşimize değil, hepsine cevap veriyorum şimdi inşaAllah:

    Kehf Suresi,

    65 Derken, Katımız'dan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve tarafımızdan kendisine bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kulu buldular. Musa ona dedi ki: "Doğru yol (rüşd) olarak sana öğretilenden bana öğretmen için sana tabi olabilir miyim?"

    Şimdi kardeşimiz bana ne diyor “hocam diyor, size doğru olarak öğrendiğiniz bilgilerden bana öğretmeniz için size tabi olabilir miyim? Bana samimi olarak bu bilgileri aktarabilir misiniz?” diyor.

     

    67 Dedi ki: "Gerçekten sen, benimle birlikte olma sabrını göstermeye güç yetiremezsin."

    Şimdi ben de ona diyorum ki; “Sen benimle birlikte olma sabrını göstermeye güç yetiremezsin.”

    68 (Böyleyken) "Özünü kavramaya kuşatıcı olamadığın şeye nasıl sabredebilirsin?"

    Ben de ona diyorum ki, kardeşime; "Özünü kavramaya kuşatıcı olmadığın şeye nasıl sabredebilirsin?"

    70 "Eğer bana uyacak olursan, hiçbir şey hakkında bana soru sorma, ben sana öğütle-anlatıp söz edinceye kadar.

    Ben de kardeşimize bunu diyorum. "Ben sana öğütle söz edip, öğütle anlatıp bu konuları açıklayıncaya kadar." Kuran'da da, "sana öğütle anlatıp söz edinceye kadar" diyor.

    71 Böylece ikisi yola koyuldu. Nitekim bir gemiye binince, o bunu (gemiyi) deldi.

    Neyle deliyor çekiçle deler. Masonlarda da çekiç bir semboldür. Çekiçle kayayı da yontuyorlar. Çekiç çok önemlidir. Masonluğun sembolüdür, inşaAllah.
     

    71 ... Andolsun, sen şaşırtıcı bir iş yaptın

    Şimdi bana kardeşim ne diyor? "Hocam" diyor, "sen şaşırtıcı bir söz söyledin." Ben de diyorum ki ledünidir, batinidir. "Zahir gözüyle bakmayın" diyorum. Hz. İbrahim (as) kıssasını örnek veriyorum. Bediüzzaman da Ledün ilmi ile hareket eden bir insandır. Batın ilmi ile hareket eden insandır. Ben dünya çapında mücadele yürütüyorum. Tabii ki batıni ve ledüni bir yönüm olacak. Hikmet gözüyle bakan, hemen anlar ve çözer. Yüzeysel bakan göremez, yoksa ben o kadar açık anlatıyorum ki. Bir kere Hz. Mehdi (as) varsa zaten deccal ve süfyan vardır. Hz. Mehdi (as) niye gelsin o zaman? Ben Hz. Mehdi (as) geldi dediğime göre süfyanı (fikren) eziyordur demektir şu an. Süfyan nedir; şeytanlıktır, deccaliyettir, materyalizmdir, Darwinizm'dir.

    Bunu temsil eden şahıs Hafız Esad’tır. Şam’da, şekli şemali de uyuyor. Ne yaptı bu, camileri yıktı. Allah demeyi yasakladı. Suriye’de bütün tekkeleri kapattırdı. Ve onun etkisinde kalan Saddam ne yaptı? Her yeri batakhaneye çevirdi. Her yere komünist partisinin bürolarını kurdurttular. İnsanları dinsiz, imansız yaptı ve kitle halinde Müslümanları katletti, şehit etti. İşte bunun adına süfyaniyet denir. Allah süfyaniyeti uzaklaştırdı. Şu anda Mehdiyet gürül gürül faaliyetini yapıyor. Süfyan ilk çıktığında yenilemez. Süfyanın devrindeki Mehdilerin süfyanı yenmesi mümkün değildir. O zaman süfyanlığını yapamaz zaten. O yüzden onu yenemediler, o devrin alimleri o devrin Mehdi’leri. Bilakis o onları kendi kafasına göre ezdi.  Bediüzzaman da Süfyanı Hz. Mehdi (as)’a bıraktı. İlmen ezilmesini, parçalanmasını.

 

  • Benim meşrebim Hz. İbrahim (as) modelidir, yöntemidir. Tüm Müslümanlar gibi ben de Hz. İbrahim (as)'ın yolunu izliyorum. En başta Resulullah (sav)'in yolunu, ama Hz. İbahim (as)'ın da yolunu.  Kuran'dan Hızır dersini alan tüm Müslümanlar Hz. Hızır'ın talebesidir. Yeteneğine, gücüne, imanına göre Hz. Hızır'ın talebesi olurlar. Ben de Hz. Hızır'ın bir talebesiyim inşaAllah.
     
  • Çoğunluk dalalette olabilir. Çogunluk anormal düşünüyor olabilir, biz kendi aklımızla düşüneceğiz. Öldükten sonra insan bilgisayar koltuğuyla, arkadaşlarıyla gelmez. Gelirken cenazeler kalabalık oluyor mezarın içine, toprağın altına koyduktan sonra, işçiler toprağı dökmeye başlıyorlar. Buz gibi toprağın içerisinde sadece kurtlar, bakterilerdir arkadaş. Her gecen dakika vücudu şişmeye baslar, ağzından köpükler çıkmaya baslar, kadının rahmi cinsel organından dışarı atılır. En güzel kadın da en yakışıklı erkek de aynı hale gelir. Bir tek peygamberlerde, velilerde bir mucize olarak olmuyor. Ama normal olan bu şekildedir. Oradan artık ne chatleşebilir, ne şımarık ifadeler kullanabilir, ne facebooka arkadaşlarına haber gönderebilir. Parfümleri, elbiseleri, marka kıyafetleri, ayakkabıları dünyada kalır. Fabrikası da orada kalır. Fabrikasına işçiler gitmeye devam ederler, ama o toprağın altında olur. Eşyalarını millete dağıtırlar, ama o yerin altında ayak baş parmakları birbirine bağlı, çenesi bağlı şekilde durur. Her ölen bu işlemlerden geçer, Amerikan bezinden bir parçayı yırtıp, kafasının üstünden geçirip çenesinin altından bağlarlar, ağzından çıkan nevaleleri durdurmak için, ama yine de çıkar. Böyle feci bir son yaratıyor Allah. Ama insanların bir kısmı deli gibi. 70-80 yaşında sosyetede falanca insanlar toplandık, çok eğlendik diyorlar.  Oraya gelmeden önce kalp ilacını, romatizma ilacını ayrı alıyor. Birçoğu kanser hastası, halen devam ediyor. Bir çoğunun uru var, ona karşı ilaç alıyorlar, şekeri var aniden toplantıda yükseliyor. Hepsinin bin bir çeşit hastalığı var, ama oraya gelirken süsleniyor unutuyorlar. Gerçekçi ve akılcı bakacaklar.
     
2010-12-11 06:41:48
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top