Adnan Oktar'ın 14 Aralık 2010 tarihli röportajından önemli başlıklar

Gaziantep Olay TV, 14 Aralık 2010 
 

  • Bağnaz, karanlık insanların sevgisizliğine karşı sevgi dolu bir nesli Allah en kısa sürede ortaya çıkarsın, inşaAllah. Dinsiz bağnazlığın da, güya dindar gibi görünen bağnazlığın da ezici ruhunu, çirkin ruhunu Allah tamamen yeryüzünden kaldırsın.
     
  • İnsanın arif olması çok önemli, gidersin bir dağ köyüne, adam çobandır, ama ariftir. Lafını, sözünü bilir. Çoban sürekli Allah’ın güzelliklerini temaşa eder, Allah’ın yarattıklarını temaşa eder. Hz. Musa (as) da çobandı, ama peygamberdi. Eğer insan isterse Allah’ın delillerinden çok alim olabilir, derin düşünebilir.
     
  • Cehennemde yanmanın çok daha üstündedir Allah’ı darıltmak, onun acısı çok çok daha şiddetlidir. Çok daha azap vericidir. Müslüman Allah’ı darıltmaktan çok kaçınır, onun üzerinde durur. Tabii ki cehennem azabından çekinir. O bir terbiyedir, ruhumuzda bir güzellik meydana getirir. Mümin, muttaki, samimi bir insan hiçbir şekilde cehenneme gitmez. Samimi bir Müslüman cehenneme gitmez.
     
  • İslam alemi yaralı, Türklük alemi yaralı şu an. Yere düşmüş. O zaman kurtlar çakallar saldırır. Irak’ı parçalamaya çalışıyorlar, Afganistan’ı parçalamaya çalışıyorlar, Türkiye’yi parçalamaya çalışıyorlar, İran’ı parçalamaya çalışıyorlar. İran için hedef, İran’ı ikiye bölmeye çalışıyorlar. Onlar bölecek, Hz. Mehdi birleştirecek. Yobazlar da var gücüyle Şiileri dışlamak, Alevileri-Bektaşileri dışlamak, hatta doğramak peşindeler. Alevilerin, Bektaşilerin kılına dokundurtmam. Dünya iyisidir onlar.
     
  • Kardeşlerimizin illa Mehdiyeti ispat telaşında olmalarına gerek yok. Mehdiyet eze eze zaten ilerler. Bazı kardeşlerim telaş ediyor, "ya anlayamazsak?" diye. O zaman Mehdiyete inanmıyorsun demektir. Mehdiyet’in hiç kimseye ihtiyacı yoktur. O bir kader çünkü, Allah’ın kaderi, durdurulamaz, durduramaz kimse. Ama bir heyecan, mücadele ortamı olması gerekiyor. Allah onu yapıyor şu an. Hz. Mehdi (as)'ı benim kadar anlatan kimse yok şu an. Bu kadar anlatıldığı halde bıkkınlık ve usanç meydana getirmemesi çok harikadır. İki yıldan beri anlatıyorum, bir çok insanda bıkkınlık ve usanç meydana getirebilirdi. Hiç anlatmamışım gibi aynı şevk ve heyecanla duymak istiyorlar. Bu Hz. Mehdi sevgisinin kalplerde meydana getirdiği bir harikadır. İsa Mesih (as) sevgisinin kalplerde meydana getirdiği bir harikadır. İslam’a olan muhabbetin bir tecellisidir. Hepsinin üstünde Allah’ı samimi olarak aşkla sevmenin bir tecellisidir. Allah’ı bir insan samimi bir aşkla seviyorsa mutlaka İttihad-ı İslam’ı ister, mutlaka Türk-İslam Birliği’ni ister ve bütün dünyanın kurtuluşunu ister. Hz. İsa Mesih (as)’ı görmek bir Müslüman için ne kadar heyecan verici bir şey. 300 yıl sonraya atıyorsa bir insan Hz. Mehdi’yi de görmek istemiyor demektir, Hz. İsa (as)’yı da görmek istemiyor demektir. Hiçbir şeyi görmek istemiyor demektir. Buna rağmen cennete gireceğini zannediyor. İşin doğrusunu söyleyeyim, bu insanların büyük kısmı cennete de cehenneme de ciddi şekilde kuşkuyla bakıyorlar.
     
  • Firavun devrinde sahte yaratılış inancı vardı, yani Darwinizm. Biz buna karşı gerçek yaratılışı ortaya koyduk. Firavun devrinin inancıyla şu anki inanç arasında hiçbir fark yoktur. Sümerler de insanların sulardan, çamurdan tesadüfler sonucu, evrim sonucu geliştiğine inanıyorlar. Mısır Firavunları da aynı inançtaydılar. Dolayısıyla gerici düşünce, her zaman evrimi savunmuştur ve gayri bilimseldir, hiçbir zaman delilleri olmamıştır. Allah Kuran’da “delilleri yoktur” diyor. Ama bak, “yaratılışın delilleri vardır” diyor Allah, “gidin bakın” diyor, yaratılışın delillerine. Evrim inancı, yaratılışın sahte anlatımıdır.  Bizim anlattığımız yaratılışın gerçek, doğru açıklamasıdır, inşaAllah.
  • Hz. Mehdi (as) İslam'ın anlı şanlı bitmesi için vesiledir. Allah güzel bir hediyeyle dünyayı sonlandırmak istiyor.

 

Kaçkar TV, 14 Aralık 2010 
 

Tevbe Suresi,

107- Zarar vermek, inkarı (pekiştirmek), mü'minlerin arasını ayırmak ve daha önce Allah'a ve elçisine karşı savaşanı gözlemek için mescid edinenler ve: "Biz iyilikten başka bir şey istemedik" diye yemin edenler (var ya,) Allah onların şüphesiz  yalancı olduklarına şahidlik etmektedir.

Münafığın özelliği, zarar vermek istemesidir. Maddi ve manevi zarar vermek, inkarı geliştirmek. Mehdiyeti, İttihad-ı İslam'ı, Türk İslam Birliği'ni, kıyametin yakın olduğunu inkar etmek. Şii, Alevi, Bektaşi diye Müslümanları birbirine düşman etmeye çalışmak. Komünistlerle, ateistlerle ittifak edip onları Müslümanların üzerine kışkırtmak. Mescid içinde hareket ediyorlar, camide toplanıyorlar ki inandırıcı olsun. Bakan "bak adam Müslüman, adam söylüyorsa doğrudur" desin diye mescid ediniyorlar. Münafıkta buna çok dikkat etmek lazım; münafık o kadar candan konuşur ki, senin ayağının tozu olurum diyor, sen yeter ki şu işi yap. Ne istiyorsun deyince, Kuran'ın yetersizliğini kabul edersen, münafık ve müşrik seninle bir yönüyle anlaşır. Kuran eksiktir diyor, onu hurafelerle tamamlayalım, benim hurafelerimi kabul edersen senin kölen olurum. Öbür türlü senin düşmanın olurum diyor. Münafık Kuran'ın yetersizliğini kabul ettirerek vurmak ister. Bir kere yetersiz dedin mi kapısı patlar cereyanı münafıkanenin, sonuna kadar açılır. İyilik istiyoruz diyor, candan gibi konuşan üslubuna aldanmamak lazım, küfür ağzıyla pis bir ağızla konuşur, mutlaka melanet ve ahlaksızlıkla konuşur.

Bol bol yalan söyler, rezil edersin bir daha yalan söyler. İspat edersin bir daha yalan söyler. Peygamberimiz (sav)'in hadisinde de var çok yalancı oldukları.

 

Bakara Suresi,

11- Kendilerine: "Yeryüzünde fesat çıkarmayın" denildiğinde: "Biz sadece ıslah edicileriz" derler.

12- Bilin ki; gerçekten, asıl fesatçılar bunlardır, ama şuurunda değildirler.

Fitne çıkarırlar; Müslümanları birbirine düşürme, kargaşa çıkarma. Küfürle uğraş, niye Müslümanlarla uğraşıyorsun dediğinde, ıslah etmek için diyor. Nasıl ıslah olacağız dersen, bir kere Kuran yeterlidir diyorsun, böyle olmaz, benim kafamda bir din var, o dini Kuran'da göremiyorum. Şu ilaveleri yap o zaman peşinden geleceğim diyor. Halbuki kahpedir münafık, o zaman daha beter dinsizlik yapar. Onu yapsan biraz daha ölüme yaklaştırır, taa mahvedinceye kadar. Onun için Allah Peygamberimiz (sav)'e çok sert uyarıda bulunuyor. Az da olsa meyledecektin onlara, o zaman sana hayatın da ölümün de kat kat acısını tattırırım diyor. (İsra Suresi, 74-75)

 

  • Kuran'ı yaşamak kolay, İslam'ı yaşamak kolay diyorsun. Böyle olmaz bu fitne diyor, ben kolay olan dini kabul etmem diyor, beni katma fitneye, ben gidiyorum diyor. Gittiği yer asıl pisliğin içidir.
     
  • Münafık atağında Müslümanın imanı artar. Münafık saldırdığında Müslümanın ibadet vakti girmiş olur. Sırf namazdan sevap alınmıyor, münafık saldırısına karşı yapılan imani ataktan çok fazla sevap kazanılabilir Allah'ın dilemesiyle. Müslüman her şeyi Allah'ın yaptığını bilir, Allah bize yeter diyor. Münafık her şeyi Allah'ın yaptığını bilmez. Mehdiyete karşı da insanlar toplanacaklar ve tehlikeli saldırılar olacak. Belki iftira atacaklar, belki güvenlik güçlerini gönderecekler; aldatarak yanlış bilgilendirerek. Ama Müslüman böyle bir konumdan etkilenmiyor.

Ahzab Suresi,

 

13- Onlardan bir grup da hani şöyle demişti: "Ey Yesrib (Medine) halkı, artık sizin için (burada) kalacak yer yok, şu halde dönün." Onlardan bir topluluk da: "Gerçekten evlerimiz açıktır" diye Peygamberden izin istiyordu; oysa onlar(ın evleri) açık değildi. Onlar yalnızca kaçmak istiyorlardı.

Çok tehlikeli, artık izleniyorsunuz düşmanınız var, yobazlar mafyası herkes karşınızda. Herhangi bir yerde barınmanız mümkün değil diyor, davanızdan vazgeçin diyor. Bunu duyan münafıklar da, doğru gerçekten evimiz açık biz bir gidelim diyor, ailem bekliyor, annem babam bekliyor, istikbal bizi bekliyor, madem tehlike var biz ilgili yere gidip yapışalım diyor. Oysa evleri açık değildi, öyle bir konu yoktu, sadece kaçmak istiyorlardı.

 

Fetih Suresi,

11- Bedevilerden geride bırakılanlar, sana diyecekler ki: "Bizi mallarımız ve ailelerimiz meşgul etti. Bundan dolayı bizim için mağfiret dile." Onlar, kalplerinde olmayan şeyi dilleriyle söylüyorlar. De ki: "Şimdi Allah, size bir zarar isteyecek ya da bir yarar dileyecek olsa, sizin için Allah'a karşı kim herhangi bir şeyle güç yetirebilir? Hayır, Allah yaptıklarınızı haber alandır."

Niye sen Müslümanlarla birlikte olmuyorsun desen, ticari çalışmam var, akşama kadar çek senet hiç vakit olmuyor, hanımıma kürk alacağım oğluma ayakkabı alacağım diyor. Bütün vaktini alacak şekilde Allah onu o sistem içerisinde boğuyor. Sabahtan akşama kadar onun içinde boğuluyor. İslam'ı yayarsanız 100 milyar vereceğiz desen ne malla ne ailesiyle ilgilenir. Geceli gündüzlü deliler gibi çalışır. Allah için yap dediğinde mal ve ailemiz meşgul etti diyor. Kanser yapabilir, inme, felç olabilir, ne ailesiyle ne malıyla bağlantısı kalır.

 

Al-i İmran Suresi,

167- Münafıklık yapanları da belirtmesi içindi. Onlara: "Gelin, Allah'ın yolunda savaşın ya da savunma yapın" denildiğinde, "Biz savaşmayı bilseydik elbette sizi izlerdik" dediler. O gün onlar, imandan çok küfre daha yakındılar. Kalplerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlardı. Allah, onların gizli tuttuklarını daha iyi bilir.

Allah yolunda mücadele etmek istemiyorsun, ama ummadığın hastalığa yakalanırsın, o parayı harcayamadan ölür gidersin. İman zafiyeti bu. Fıkıh sorunu değil, iman zafiyeti. Cereyanı münafıkanede sorun iman sorunudur, Allah fıkıh bilgileri yok demiyor, imanları zayıf diyor. Münafığın fıkıh bilgisi vardır, imanı yoktur. Ahir zamanda asıl sorun iman zafiyetinden kaynaklanan münafıkane cereyandır.

  • Müslüman dini Kuran'da bulur öğrenir. Münafığın dini kafasında hazırdır. Kafasındaki dini Kuran'da arar, bulamadığında ekleme yapar.
     
  • Hurafe artı Kuran olduğunda münafık sistemin çarkı çalışmaya başlar. Münafık hep atalarına çağırır. Allah söylüyor dersin, Allah'ın kelamını istemez, benim put atalarımın söylediği doğrudur diyor. Putlarına çok önem verir, insanları da putlarıyla yönlendirmeye çalışır. Benim putum bunu diyor, nasıl inanmazsın der.
     
  • Münafıklar toplumun putlaştırdığı hazır putları kullanırlar.Toplumda putlaştırma varsa kendi kafasına göre putları arkasına alır. Puta güvenerek azgınlaşır. Onun için küfrü arkasına alır, sahtekarları arkasına alır. Münafığı destekleyen kalabalık geniştir. Pislik cesaretinin sebebi bu kalabalıktır. Yoksa korkak ve Allah'a inanamamanın verdiği acı içindedir. İmanlı Müslümanları hep kıskanırlar. Samimi iman ettiklerini bildikleri için, kendileri de samimi iman edemedikleri için ya ahiret varsa korkusuyla cehenneme hep beraber gireriz düşüncesi oluyor. Kendince bundan kuvvet buluyor. Münafıklar, Müslümanları da kendileri gibi yapmak isterler. Ya da dağılmasını ister. Şeytani bir zekaları vardır, ama sinirleri çok bozuktur. Kendi ruhlarının kendi bedenlerine saldırdığını ve onlarda organik hastalık meydana getirdiğini anlatıyor Kuran bize. Görüş bozuluyor, cildi bozuluyor, saçı dökülüyor, kanser gelişiyor, omurgaları kayıyor. Hem mutsuz olması hem bedenen çökmesi münafığı çok kızdırır. Müslümanlara saldırdıkça Müslümanlar daha gürbüz, daha atak, daha neşeli oluyorlar.
2010-12-15 06:41:19
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top