Adnan Oktar'ın 16 Aralık 2010 tarihli röportajından önemli başlıklar

Kahramanmaraş Aksu TV; Kaçkar TV, 16 Aralık 2010

  • Hurafe anlatan şahıslar var, kafa ütüleyen şahıslar var. Boş muhabbetler eden hocalar da var. Ben hurafe anlatmıyorum, milletin kurtuluşu, dünyanın kurtuluşu için en aciliyetli konuların üzerinde duruyorum. Türk İslam Birliği, İttihad-ı İslam Hz. Mehdi (as) sevgisi, Hz. İsa Mesih (as) sevgisi, Kuran'a tabiyet, Allah'a coşkuyla muhabbet duymak sevmek, Resulullah (sav)’ı aşkla sevmek, bütün Peygamberanı aşkla sevmek, sahabeleri aşkla sevmek, bizim mesleğimiz, konumuz bu. Bizde fitne, fücur, kafa ütüleme, hurafe olmaz. Ben burada fitneyle, fücurla, kafa ütülemeyle boşa vakit geçirtmem, müsaade etmem. Kimse bizden hurafe beklemesin. Kafa ütüleyenler zaten gece gündüz ütülüyorlar. Milletin canını, bağrını yakıyorlar ve onları atalete, ümitsizliğe, şevksizliğe sürüklüyorlar. Türklük alemi işgal altında,  paramparça. Müslüman alemi işgal altında, paramparça. Cinayetler geceli gündüzlü devam ediyor. Hayat pahalılığı bir yandan devam ediyor. Ahlak çöküntüsü bir yandan devam ediyor, her yerde Müslümanlar feryat figan içerisindeler. Biz de diyeceğiz ki size kafa ütüleyelim dinler misiniz, hurafe anlatalım dinler misin? Ben bunu demem. Kendi yazdığını kendi anlamıyor, milletin beynini uyuşturuyor. Ben böyle bir şey içerisinde değilim, ama cahilliğinden iyi niyetle yapanları kast etmiyorum. Ben fitneci, sahtekar, Büyük Ortadoğu Projesi ajanları için bunları söylüyorum. Müslümanları mankutlaştırmak, bitkinleştirmek, ümitlerini kesmek, Mehdiyet heyecanını kesmek, Hz. İsa (as) heyecanını, onlara sevgiyi yok etmek gibi çok karanlık amacı olan bir gizli komite var. Bunlara karşı sessiz kalırsam çok büyük sorumluluk olur.
     
  • Allah mallarınızla ve canlarınızla mücadele edin diyor. Allah rızası için geniş kitlelere, yapılan ahlaksızlıkları, sahtekarlıkları, Müslümanları boğma faaliyetlerini anlatmamız için, Büyük Ortadoğu Projesi ajanlarını ilmen ezmek için her türlü imkanı kullanıyoruz. Kardeşlerimiz geceli gündüzlü çalışıyorlar, kazandıklarını da Allah yolunda harcıyorlar. Benim keyfime, zevkime para harcamam yok, kardeşlerimizin de yok. 30 yıldır tatile gitmiyorum, yaz geldi hadi yazlığa gidelim mantığı içinde değilim. Eğlenceye para harcamam, ne imkanım varsa Allah yolunda kullanıyorum. Bizi burada sürekli görüyorsunuz, yazın en sıcak gününde de, en soğuk gününde de, bayramda da biz hep buradayız. Yazlığa gidip eğlenmiyoruz, seyahate çıkmıyoruz, dünyanın çeşitli yerlerini gezmiyoruz. 30 yıldan beri 40 yıldan beri tüm imkanlarımızı Allah yolunda harcıyoruz.
     

Mearic Suresi,

70/4- Melekler ve Ruh (Cebrail), ona, süresi elli bin yıl olan bir günde çıkabilmektedir.

Allah için zaman tek bir andır, olabilecek en kısa zaman, yani sonsuz kısa zaman, sonsuz önce ve sonsuz sonra içinde 50 bin yıl olan bir günde Allah Katına çıkıyorlar. Onu melekler 50 bin yıl olarak alıyor, bir başkası bir gün olarak alıyor, bir başkası bir saat olarak, bir başkası bir dakika olarak alıyor. Allah, güzellik olsun, azameti takdir edilsin diye bu güzellikleri yaratır.

 

Hakka Suresi,

32- "Daha sonra onu, uzunluğu yetmiş arşın olan bir zincire vurup gönderin."

Biz bunu ahirette göreceğiz. Bilemiyoruz. Ama mesela ahir zaman alametlerinde de insanın kafasında bambaşka bir imaj oluyor. Olay oluyor, ama bizim kafamızdaki imaj gibi olmuyor. Kabe baskını olacak dedi Peygamber Efendimiz (sav). Oldu, ama kimsenin dikkatini çekmedi. İlk defa oldu İslam tarihinde. Tam karşıtıyla olduğu halde bile, insanların dikkatini çekmiyor. Bakarsın ahirette adamın eli ince bir zincirle sarılıdır. Elinde 70 arşın uzunluğunda bir zincir vardır. Belki adamlar çok büyük bir hacimde Allah tarafından bize gösterilebilir. Hakikaten 70 arşındır onları saran zincir. Çünkü ahirette aklın ihtiyarı zaten kalkmış oluyor. Birde bakarsın ki bir azap zinciridir 70 arşınlık. Işıktan bir zincirdir. Adamı sarmıştır ve azap veriyordur ona. Acıyı veren bir zincir olabilir. Çünkü Hz. Süleyman (as) için de Cenab-ı Allah diyor zincirlerle birbirine bağlanmış şeytanlardan bahsediyor. Bu zincirler belki manevi zincirlerdir. Muhtemelen Allahualem manevi zincir. Hz. Mehdi (as) da ahir zamanda dinsizleri de, ateistleri de İslam’a hizmet ettirecek. Ama başı boş bırakılmaz, bir manevi zincir olur. Onu ona bağlarsın onu ona bağlarsın. Bir manevi kontrol sistemi olur. Önemli olan o adamı kontrol edilebilir hale getirmektir. İnsanların zarar veremeyecek hale getirilmesidir manevi zincir. Manevi zinciri  Bediüzzaman da söylüyor. Deccal diyor manevi zincirleri koparır. Hz. Süleyman (as)’ın kıssasında da görüyoruz. Ama ahiretteki şeklini tam olarak bilmiyoruz. Ama hiç tahmin etmediğimiz bir şekilde de oluyor. Mesela adam hiç kolunu kıpırdatamıyordur. Kolunu kıpırdatamaz. Allah ona 70 kat zincir vurmuştur. Görünür bir ateş zinciri olabilir, azap zinciri olabilir. Bildiğimiz klasik zincire de benzeyebilir. Hiç görmediğimiz maddeden de oluşabilir. Mesela biz zincir deyince iç içe geçmiş halkalar olarak görüyoruz. O tarz bir zincir de olmayabilir Allahualem. Çok daha değişik bir teknikle yapılmış zincir de olabilir. Biz onu orada görmüş oluruz, inşaAllah.

  • Yobaz olmak dünyanın en zor şeylerindendir. Yobaz olmak, münafık olmak dünyanın en zor işidir. Yobaz münafık olacağına, dürüst olsana, ne kadar güzel ferah. Samimi olsana; samimi olmak nasıl insanın beynini rahatlatan bir şeydir. Doğru söyle, bir ferahla ne güzel. Yalan söylememek çok zevklidir. Sürekli doğruyu söylemek müthiş dinlendirir. İnsanın kafasını dinlendirir. Sürekli samimi olursan kuş gibi olursun, acayip ferahlarsın. Üstünden bin ton yük kalkmış gibi olur. Eline yüzüne bir nuraniyet gelir. Konuşman düzelir,  üslubun düzelir.
     
  • Bediüzzaman, Mektubat, sayfa 346; “Fakat, nihayet derecede alçaklığa düşmüş bir vicdan ki,” artık vicdanı alçaklığın en şiddetli noktasına gelmiş, “bilerek dinini dünyaya satar,”  mesela Risale-i Nur’da olan bir şeyi çıkarıyor, hadiste olan bir şeyi görmezden geliyor, iki yüz sene ilave ediyor, beş yüz sene ilave ediyor  “Bilerek dinini dünyaya satar ve bilerek hakikat elmaslarını pis, muzır şişe parçalarına değiştirir,”  yani küçük aşağılık çıkarları için elmas hükmünde olan çok kıymetli gerçekleri, doğruları örtbas etmeye başlar. İttihad-ı İslam’ı, Türk İslam Birliği’ni, Müslümanların birliğini, Darwinizme materyalizme karşı mücadeleyi, bunları hem durdurmaya çalışır, çalışma içerisinde oradan ayrılır ve karşı atağa geçer veyahut o mücadele içerisinde ise doğrudan Müslümanların candan  faaliyetlerini durdurmaya çalışır. “Şişe parçalarına değiştirir derecede münafıklığa girmiş insan suretindeki yılanlara,” “insana benzer ama yılandır” diyor Bediüzzaman. “…hakaiki söylemek, hakaike karşı bir hürmetsizliktir.” “Ne kadar hakikati anlatırsan hakikate karşı etkili bir bakış açıları yoktur” diyor, yani “etkilenmezler” diyor. “Onlara ısrar etmek bir hürmetsizlik olur” diyor. “Çünkü bu işleri yapanlar, kaç defa hakikati Risale-i Nur'dan işittiler. Ve bilerek, hakikatleri zındıka dalâletlerine karşı çürütmek istiyorlar. Böyleler, yılan gibi zehirden lezzet alıyorlar.” “Çünkü bu işleri yapanlar, kaç defa hakikati Risale-i Nur'dan işittiler.” Açık açık yazmıyor mu Risale-i Nur’da, “100 sene sonra” demiyor mu? “Mehdi (as) gelecek” demiyor mu? İsa Mesih (as) gelecek demiyor mu?
     
  • 30-40 sene sonra diyor, Hutbe-i Şamiye’de, “yarım asır sonra onları darmadağın edecek” diyor. “Dokuz düşman taifesini dokuz cephesine göndermiş, inşaAllah onları yarım asır sonra darmadağın edecek” diyor. “Mehdi (as) ve şakirtleri gelecek, o tohumlar sümbüllenecek” diyor. Bunu açık açık söylediği halde adamlar sahtekarca Müslümanların aklı ve zekasıyla alay ederek değiştiriyorlar. Bediüzzaman da diyor ki bak, “Çünkü bu işleri yapanlar, kaç defa hakikati Risale-i Nur'dan işittiler ve bilerek hakikatleri dinsizlik ve inançsızlık sapıklarına karşı çürütmek istiyorlar." Yani tam tersini söyleyip kapatmak istiyorlar. Yani Risale-i Nur’u değiştirmek istiyorlar,  bambaşka bir stile sokmak istiyorlar. "Böyleler, yılan gibi zehirden lezzet alıyorlar” diyor Bediüzzaman. Münafık imansızdır, inançsızdır, kalpsizdir ve vicdansızdır. Peygamber (sav)’in aleyhinedir. Mehdi (as)’ın da aleyhindedir, Hz. İsa (as)’ın da aleyhinedir. Hz. Mehdi (as) düşmanlığının nedeni münafıklarda Resulullah (sav)’e olan düşmanlıktır. Onun Ehl-i Beyti’ne de düşmandır bunlar. (Emirdağ Lahikası, sayfa 78-79)
     
  • Gerçek dindar herşeye Allah’ın sevgisiyle bakar. Sevinci ve güveni arar. Korkuları yok etmenin peşindedir. Kendisi rahat etmeye çalışırken başkalarını da rahat ettirmeye çalışır. Etraftakiler rahat etmeden zaten bir rahat olmaz.
     
  • Şahsı maneviyi şahıs dağıtıyor. Süfyaniyet şahsı manevi, çünkü şahsı çıkmış. Aynı anda ona karşı şahıslar da çıkmış fakat yenememişler süfyanı. Yenerse süfyanlık görevini yapamaz. Süfyan eze eze Müslümanları ilerlemiş. Ama muazzam bir şahsı manevi meydana getirmiş. İşte ona karşı da diyor Bediüzzaman; Muhammed Mehdi (as) isminde bir şahsın zuhur edeceğini söylüyor ve talebeleriyle beraber; Hz. Mehdi ve şakirdleri diyor. Şimdi Hz. Mehdi var, şakirdleri var. Peki Hz. Mehdi susuyor mu? Yok. Şakirdleri susuyor mu?  Yok. Hz. Mehdi ve şakirdleri konuştuğunda meydana gelen güce ne diyoruz? Şahs-ı manevi diyoruz. Şahs-ı manevi tamam var da bu ses kimden çıkıyor? Kim konuşuyor? Hz. Mehdi (as)'ın zatı konuşuyor.
     
  • Hz. Mehdi (as) yobazları manen öldürüyor. Leşlerinin kokusundan insanlar rahatsız olur, manevi yağmur iner ve pislik kalkar ortadan diyor. İşte o yağmur Hz. Mehdi (as)'ın rahmet yağmurudur. Allah Hz. Mehdi (as)'ı vesile ediyor. Bu manevi yağmur ile bu yobazların pis kokusu ortadan kalkacak inşaAllah



Samsun AKS TV, 16 Aralık 2010
 

  • İnsanlara şefkat gözüyle bakmadıkları için pek çok kişiyi küfrün eline itiyorlar. Başı açık olanlarla konuşmayacaksın diyorlar. Başı kapalı olanlar fasık diyorlar. Çarşaflılar da yanlış, gözleri görünüyor diyorlar. Kimseyle konuşmayın diyorlar; ne yapacakmışız? Onların mantığına göre, diyeceğiz ki "siz gidin küfür size anlatsın, onlar sizinle konuşsun. Allah'sızlara gidin onlar size sahip çıksın." Onların mantığına göre başörtülüyü küfrün dünyasına iteceksin, başı açığı da küfrün dünyasına iteceksin. Onlar da seyredecekler. Kardeşlerim benim canım, ruhum, etim parçam. Onları ne deccalin yuvasına iterim, ne şeytanın ovasına iterim ne de küfrün sistemine onları iterim. Bütün gücümle onlara sahip çıkarım. Ben sahip çıkmazsam kim sahip çıkacak? Genç delikanlıları da genç kızları da küfrün kucağına iten bir politikaları var. Bu anormal politikayı bırakacaklar. Ben hepsine sahip çıkacağım. Hatta İsa Mesih (as), değil ki böyle muttaki genç kızlar, fahişelerle görüşüyor, İncil'de geçer ve özellikle onlara tebliğ yapıyor. Hatta" sen gidip onlarla konuşuyorsun" diyorlar, "ben hastayı tedaviye geldim" diyor. Ki benim kardeşlerim nur gibi iffetli tertemizler, fahişe dahi olsa ben onun onurunu kurtarırım, korur kollarım. Asıl suçlu onu o konuma sokanlardır. Kadın fahişe oluyor da erkek fahişe yok mu? Irzına geçen asıl fahişedir. Resulullah (sav) Ukaz Panayırında herkese tebliğ yapıyordu. Bu tamamen vicdani, akli bir bilgidir. Akılsız bir adamı kimle görüştürsen o gider belanın içine girer, onun için fark etmez. Müslüman Allah korkusu ve Allah sevgisiyle hareket ediyor. Aklı başında insanın kadınlarla bağlantısı ayrıdır, akılsız olanın ayrıdır. Akılsız olan herkese tehlikedir, sadece kadın için değil, her türlü melaneti işler. Biz akıllı olanlara hitap ediyoruz. Hz. Süleyman (as)'ın yanına Sebe Melikesi geliyor, çok gösterişli bir hanım. Hz. Süleyman (as) bir zemin yaptırmış, net su gibi görünüyor. Daha bu teknolojiye ulaşılamadı. O hanımla orada görüşüyor mu Hz. Süleyman yüzyüze; görüşüyor. Peygamberimiz (sav)'e de Allah güzellikleri ne kadar hoşuna gitse de bundan sonra nikah yasaktır diyor Allah. MaşaAllah aslan gibiydi. Gönlü çok coşkulu. Nikah yasak, fakat elinin altındakiler müstesna diyor, Allah uçsuz bucaksız bir güzellik sunuyor.
2010-12-17 03:38:16
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top